×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Resul Kurt

Küllerinden Doğan Şehir: Adıyaman

10 Temmuz 2026 08:06

6 Şubat depremleri yalnızca binaları yıkmadı; hatıraları, umutları ve hayatları da derinden sarstı. Geçtiğimiz hafta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum ile birlikte Adıyaman'daydık. Aradan geçen süre içinde Adıyaman'da yükselen her konut, açılan her iş yeri ve tamamlanan her proje bize bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Türkiye, sadece yaralarını saran değil, yaralarını geleceğe dönüştüren güçlü bir devlettir. Bu büyük vizyonun sahadaki en güçlü uygulayıcılarından biri ise hiç şüphesiz Sayın Murat Kurum olmuştur. Sayın Murat Kurum, depremin ilk gününden itibaren sadece kriz yöneten bir isim olmadı, adeta deprem bölgesinin mimarı oldu. 500 bin sosyal konut projesi kapsamında İndere'de 5 bin 41 sosyal konutun kura heyecanına ortak olduk. 500 bin sosyal konut projesi kapsamında kurası çekilen vatandaşlarımız bu ay evlerine taşınabilecekler. Yine Adıyaman için vizyon projesi olan Kent Meydanı'nın açılışını gerçekleştirdik. Bugün deprem bölgesinde yüzbinlerce, Adıyaman'da ise onbinlerce konut teslim edilmiş durumda. 554 ofis, 167 ticari alan ve 580 araçlık otoparktan oluşan bu yatırım, Adıyaman'ın geleceğine yapılan güçlü bir yatırımdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu güçlü siyasi irade olmasaydı, böylesine büyük bir yeniden inşa hamlesini bu kadar kısa sürede gerçekleştirmek mümkün olmazdı. Kadim şehrimiz Adıyaman, Bakanımız Sayın Murat Kurum'a "Fahri Hemşehrilik" vererek vefasını en üst düzeyde göstermiştir. Adıyaman'ı, deprem öncesinden daha güçlü, daha modern ve daha yaşanabilir bir şehir hâline getirmektir. Bugün Adıyaman'da gördüğümüz en kıymetli tablo da budur. Ve ben inanıyorum ki yıllar sonra Adıyaman konuşulurken, yalnızca büyük bir felaket hatırlanmayacak.

Faik Tanrıkulu

Ankara Zirvesi Tescilledi: Türkiye Olmadan Güçlü Nato Olmaz

10 Temmuz 2026 08:01

Çünkü 7-8 Temmuz 2026'da Ankara'da toplanan 36. NATO Zirvesi, yalnızca liderlerin fotoğraf verdiği diplomatik bir buluşma değil; ittifakın Soğuk Savaş sonrası üçüncü büyük dönüşüm eşiğine girdiğini ilan eden tarihî bir dönemeç oldu. NATO'nun resmî bildirisi, Madde 5 taahhüdünü yeniden teyit ederken aynı zamanda "360 derece caydırıcılık" anlayışını, savunma sanayii üretim kapasitesini, yapay zekâyı, hava ve füze savunmasını, insansız sistemleri ve enerji güvenliğini yeni dönemin merkezine taşıdı. Demek ki Ankara Zirvesi'nin ruhu yalnızca "daha fazla para" değil; paranın stratejik üretim kapasitesine dönüşmesi dir. NATO'nun kendi "Welcome to Ankara" içeriği bile Türkiye'nin Akdeniz ile Karadeniz arasındaki geçişi düzenleyen konumuna, ikinci büyük orduya sahip oluşuna ve Ankara'nın savunma sanayii şirketleri bakımından büyük bir merkez olduğuna işaret ediyor. Mark Rutte'nin zirve sonrası "daha güçlü NATO içinde daha güçlü Avrupa" vurgusu ve Avrupa müttefikleriyle Kanada'nın daha fazla sorumluluk üstlendiğini söylemesi tesadüf değil. Ankara'nın bir başka mesajı daha var: Türkiye artık NATO içinde yalnız "ön cephe ülkesi" olarak değil, aynı zamanda üreten müttefik olarak algılanıyor. Son bir yılda savunma ve havacılık ihracatının 10,885 milyar dolara yükselmesi, HÜRJET'in İspanya'ya 2,6 milyar avroluk ihracatı ve Türk firmalarına NATO, Kanada ve ABD'den gelen ilginin daha görünür hâle gelmesi bu yeni algının maddi temelini oluşturuyor. Erdoğan'ın "kendi savaş uçağını, tankını, gemisini ve hava savunma sistemini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz" vurgusu da tam buraya oturuyor.

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Yakup Köse

Afrika'dan Nato'ya Kazanan Bir Türkiye

10 Temmuz 2026 07:58

Haberde en çok ihracat yapılan Afrika ülkeleri de sıralanmış: "Afrika bölgesine yapılan ihracatın ülkelere ve sektörlere göre dağılımına bakıldığında ise Mısır ve Fas'a yapılan dış satım dikkati çekti. Değer bazında ihracatın en çok arttığı ülkenin 349,4 milyon dolar ile Mısır olduğu görüldü. Bu ülkeyi 345,6 milyon dolar artışla Fas, 151 milyon dolar artışla Nijerya izledi. Bu ülkeleri 109 milyon dolarla Güney Afrika Cumhuriyeti, 93,8 milyon dolarla Cibuti, 84 milyon dolar ile Mali, 71,5 milyon dolarla Etiyopya, 66 milyon dolar ile Liberya, 64,5 milyon dolarla Tunus ve 51,3 milyon dolar artış ile Somali takip etti. Yılın ilk yarısında, Türkiye'den en çok dış satım yapılan Afrika ülkesi Fas'a 2,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleşirken geçen yılın aynı dönemine göre ihracatta yüzde 19,1'lik artış kaydedildi. Bu ülkeyi 1,9 milyar dolarla Mısır, 1,3 milyar dolar ile Libya takip etti." Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Afrika İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Osman Aksoy bu başarının arkasındaki son 20 yılda inşa edilen güçlü diplomatik zemine dikkat çekiyor ve Türkiye'nin farkını şu sözlerle ortaya koyuyor: "Afrika ülkeleri artık yalnızca finansman sağlayan değil, teknoloji paylaşan, üretime ortak olan ve insan kaynağını geliştiren partnerler arıyor. Türkiye'nin farkı tam da burada ortaya çıkıyor. Biz Afrika'ya şart koşan değil, birlikte üreten, kaynak alan değil değer oluşturan, kısa vadeli kazanç değil, uzun vadeli ortaklık hedefleyen bir anlayışla yaklaşıyoruz. Bu yaklaşım kıta genelinde ciddi bir güven oluşturmuş durumda. İkinci yarıda da bu ivmenin devam edeceğini düşünüyorum." Osman Aksoy'un mezkûr sözlerini okurken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bir ay önce Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Nijer Cumhurbaşkanı Abdurrahman Tchiani'yi kabulünde şu açıklaması aklıma geldi: "Her fırsatta vurguladığım üzere Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi eşit ortaklık, karşılıklı saygı ve kazan-kazan ilkeleri temelinde geliştirmeyi sürdürüyoruz. Biz, bu münasebetleri sadece ticari ve ekonomik alanlarda değil, güvenlik, eğitim, kültür ve ulaşım gibi geniş bir yelpazede, uzun vadeli işbirlikleri olarak görüyoruz. Kıtanın, bilhassa Sahel bölgesinde istikrarsızlık oluşturan terör örgütleriyle mücadele noktasında dost ve kardeş ülkelerimizin yanındayız." Başkan Erdoğan'ın, "Afrika ülkeleriyle ilişkilerimizi eşit ortaklık, karşılıklı saygı ve kazan-kazan ilkeleri temelinde geliştirmeyi sürdürüyoruz" sözüyle sömürgeci Batılı devletlere atıf yaptığı malumunuz. "Artık sizi korumaktan bıktık, hep biz para harcıyoruz" diyerek Avrupa'nın başının etini yedi. "Bizim dediğimiz yere askerini yolla, ölsünler" dönemi Türkiye için kapandı. Başkan Erdoğan liderliğindeki yeni Türkiye'ye "Dediğimizi yapmazsan ambargo uygularız" tehdidinin de sökmeyeceği Ankara'da 2 gün boyunca gösterildi! Türkiye çok yönlü oynuyor ve insanî yaklaşımıyla kazanmaya devam ediyor.

Filtreleme Haberleri

Özürden Sonrası Daha Kolay

Şarkıcı Umut Akyürek'e, Hadise'nin ardından Gülşen de tazminat davası açtı. Hadise'ninki 60 bin, Gülşen'in davası 5 milyon liralık! Umut Akyürek de kızının bu davranışlarından Hadise ve Gülşen'i sorumlu tutmuş, "donla sahneye çıkıp" kötü örnek olduklarını söylemişti. Kanımca mahkemedeki en kuvvetli dayanak da bu olacak: Çocuk "Örnek almıyorum" dedikçe Umut Akyürek'in Hadise ve Gülşen'i suçlaması, onları hedef göstermiş olması. Akyürek'in kullandığı o "donlu" dil çok kötücül tabii. Bu dili en son Demet Akalın kullanmıştı, yine Gülşen için. Konu yine "çocuk" meselesiydi. Güya Demet Akalın'ın kızı, televizyonda Gülşen'i görüp "Anne arkadaşın niye donla sahneye çıkıyor" diye soruyormuş. Bence ne Gülşen ne de Hadise bir annenin bu "özel mazeretine" duyarsız kalacak insanlar değil. Çünkü Ricky Martin ilk kez 1998'de yedi yaşındayken sahnede konserini canlı izleyip sanatçı olmaya karar verdiği kişi.

10 Temmuz 2026 07:18

Selda Uskan

Bu Son Olsun

Tabi arkası dayak... Kimse demedi "Bu yaşta nereden bilsin kadınlık yapmayı" diye... Kocam trafik kazasında ölünce arkadaşı bize sahip çıktı. Neyse fazla uzatmayayım şimdi bir erkek var benimle evlenmek istiyor! Kızlara da sahip çıkacak... S.U. CEVAP; Bundan sonra hayatını emanet edeceğin erkek dilerim senin değerini bilecek, egolarından uzak, duygusunu ifade etmekten çekinmeyen, komplekssiz biridir... Tabii sen yine de "Bu üçüncü evliliğim, bunu da bırakamam artık" diyerek kendine yeni eziyetler icat etme.

10 Temmuz 2026 07:13

Nihat Hatipoğlu

Ve Yüce Allah Tecelli Edecek

Peygamberler "Allah'ım selamet, Allah'ım rahmet" duygusu içindeler. O gün sadece çok hafif fısıltı halinden başka bir şey işitemezsin. (Taha, 108) Melekler her tarafı kuşatmış haldeler. (Tekvir, 5) Dudaklar korku ve endişeyle büzülüyor. (Mearic, 10) O gün kişi korkudan evladını, eşini, kardeşini fidye vermek ister. (Mearic, 11-14) MAHKEME KURULACAK Ses gelecek "başınızı kaldırın", ilahi kürsü -adalet terazisi- bütün yeri ve göğü kuşatmış. O gün Rabbin arşını saf saf melekler taşıyor olacak. "Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiğini unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir hâlde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir." (Hac/1-2) O gün güneş ve ay bir araya getirilecek. (İbrahim, 48) O gün Allah'ın konuşmayacağı, tecelli etmeyeceği kimse yoktur. (Buhari, Rikak, 49) Sadaka verin. O gün cennette olan biri getirilir. Adam der ki: Allah'ım! (Ahmed, hd:7996) O gün her günahlar affedilebilir. İmansızlar, yani Allah'ı tanımayanlar hariç. Zira o bir gün veya bir an bile Allah'ım beni bağışla kıyamette, demedi. Bunun 40 yıl hatırı var dersin. Denildiği gibi: "İnsanoğlu Rabbine karşı nankördür." (Adiyat, 6) Abdestte her organın bir duası var. Bir de manevi bereket anlayışı vardır abdestin: Eller yıkanırken: Allah'ım, Senden bereket dilerim. Ağzı yıkarken: Ya Rabb! Allah kabul etsin.

10 Temmuz 2026 07:13

Dr. Nafiz Karagözoğlu

Tek Tip Beslenme

Bir haftada 3 kilo verdiriyormuş. Hedef kilolardan kurtulmak değil. Kilolardan kurtulmak için başına hastalık saran bir sürü insan var. Günde en fazla 2 bardak içilebilir. SEBEBİ MUZ Doktor bey, sık sık kabız oluyorum. Elma, şeftali ve muz kabız yapabilir. Alkol karaciğerin çalışmasını bozar. Hatta anlatma alkole bağlı hastalık yaşayan kişiler bul. Babanla konuştur.

10 Temmuz 2026 07:13

Sinan Özedincik

Diplomasinin Yeni Dili: Mutfak

Oysa bu kez NATO Liderler Zirvesi'nin perde arkasında sessiz ama çok güçlü bir temsil vardı. Trabzon tereyağından Hizan karakovan balına, Tokat'ın asma yaprağından Urla'nın sakız enginarına kadar uzanan bu yolculuk, aslında Türkiye'nin gastronomi haritasının dünya liderlerine sunulması anlamına geliyordu. Bugün gastronomi dünyasında şefler artık yalnızca yemek yapan insanlar değil; ülkelerini temsil eden kültür elçileri. Bugün ise bu listeye gastronomi de güçlü bir şekilde eklendi. Michelin yıldızları, dünyanın en prestijli restoran listelerinde yer alan Türk şefleri ve yurt dışında açılan başarılı restoranlar bunun en önemli göstergeleri. Çok daha derin, çok daha zengin ve çok daha güçlü bir gastronomi kimliği dünya tarafından keşfediliyor. Fatih Tutak'ın NATO Liderler Zirvesi gibi tarihi bir organizasyonda Türk mutfağını temsil etmesi, kişisel bir başarı olmanın çok ötesinde, Türkiye adına önemli bir vitrindi.

10 Temmuz 2026 07:13

Ersin Ramoğlu

Necdet Ünüvar

Anacığımın Rabbine yürüyüşünün 21. yılı... Öyle acılar vardır ki zaman onları eskitemez. "Ana" deyince hâlâ burnumun direği sızlar,hâlâ gözlerim dolar. Arayan Profesör Doktor Necdet Ünüvar'dı... Bazı insanlar vardır... ** Ankara Üniversitesi'ndeki diploma töreninde 6 Şubat depremlerinde enkaz altından 248 saat sonra kurtarılan Aleyna Ölmez'i sunarken gözlerinin içinin nasıl parladığını görünce hiç şaşırmadım. İnsan ya taşır... Ama hâlâ güzel insanlar var. ** Ankara Üniversitesi Rektörü Necdet Ünüvar'ın yüreği nasır tutmuş yüreklere örnek olsun. 6 Şubat depreminde enkaz altından sağ kurtarılan Aleyna Ölmez'e bakarken gözlerinin içi de gülüyordu... 6 Şubat'ta sadece binalar yıkılmadı. "Keşke annem de görseydi..." "Keşke babam da burada olsaydı..." Kim bilir... İnsan bazen en büyük sevincini bile eksik yaşar. Çünkü merhamet gizlenemez. Kalbin dili vardır. ** Bugün makam odalarında vatandaşa tepeden bakan o kadar çok insan var ki... Demek ki hâlâ makamını kibirle değil, vicdanıyla taşıyan insanlar var. Çünkü devlet dediğiniz; mermer binalar değildir. Devlet, " yalnız değilsin" diyebilmektir. Yüreği nasır tutmayan insanlar... Ve Rabbim, kalbini merhametten mahrum etmeyen Necdet Hoca gibi güzel insanların sayısını artırsın. ** Çağ Üniversitesi'nin kurucusu rahmetli Yaşar Bayboğan abimi de anacığım gibi bir 7 Temmuz günü kaybettik. Yaşar abimi kaybedeli 15 yıl olmuş…

10 Temmuz 2026 07:13

Bekir Hazar

Güçlü Devlet

ZDF kanalında ekrana çıkıp " Geçmişte eskimiş ve ıskartaya göndereceğimiz silahları Türkiye'ye verip elden çıkarıyorduk " diyordu. " Ancak şimdi Türkler silah üretiminde LİDER durumda. Bu yüzden dünya onları izliyor " diyordu. " Bu gemi Hamburg'dan büyük " diye bağırıyor, hayranlığını dile getiriyordu. Tel Aviv medyası uzman görüşlerini yayınlayarak " Erdoğan Türkiye'yi bölgesel süper güce dönüştürdü " diye ağlıyor. Ankara NATO'yu ağırlarken, İsrail Başbakanı Netenyahu'nun ABD'de de kanal kanal gezip " Türkler Osmanlı İmparatorluğu'nu kuruyor " diye ağlayacak hale gelmesi, aciz ve zavallı durumlara düşmesi tesadüf değildir. 23 yıl öncesine kadar hurda silahlar için Batı'da yalvaran Türkiye bugün silah ihracatının yüzde 57'sini 20 NATO ülkesine yapar hale gelmiştir. Ophir " Türkiye mevcut düzeni değiştirmek isteyen bir ülke " sözleriyle, aslında bir eleştiriden çok bir itirafta bulunuyor. Türkiye artık eski Türkiye değildir. İsrail basınında yer alan " Türkiye oyunun kurallarını yeniden yazmak istiyor " değerlendirmesi de dikkat çekicidir. Bugün Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olanların ortak noktası aynıdır: Güçlü, bağımsız Türkiye görmek istemiyorlar. Türkiye artık izin isteyen bir ülke değildir.

10 Temmuz 2026 07:13

Mahmut Övür

Mahmut Övür

"Demokrasi" dedi, ama terörle mücadelede Türkiye'nin güvenlik kaygılarını anlamadı. "Hukuk" dedi, ama müzakerelerde hukukun değil, siyasetin kuralları belirleyici oldu ve engeller çıkardı. "İnsan hakları" dedi, ama kendi çıkarları olduğunda aynı hassasiyeti başka coğrafyalar için göstermedi, hatta ayaklar altına aldı. Belki de en önemlisi, Avrupa, Türkiye'nin tarihini, kimliğini ve Müslüman bir toplum oluşunu bir "sorun" gibi görmekten vazgeçmeli. Karadeniz'in güvenliği, Doğu Akdeniz'deki denge, Ortadoğu'daki krizler, terörle mücadele, enerji yolları ve göç yönetimi Avrupa başkentlerinde konuşulan teknik başlıklar olabilir, fakat sahada bunların merkezinde Türkiye var. Eğer Avrupa 21. yüzyılda yeniden küresel bir süper güç olmak istiyorsa Türkiye'yi dışarıda tutarak bunu başaramaz. Ama Türkiye'yle birlikte düşünen, Türkiye'yle birlikte üreten, Türkiye'yle birlikte savunan, Türkiye'yle birlikte hareket eden bir Avrupa, bambaşka bir güce dönüşür. Çünkü Türkiye, Avrupa'nın Asya'ya açılan kapısı değildir sadece; Avrupa'nın kaybettiği stratejik refleksin de hatırlatıcısıdır. Avrupa'nın geleceği Türkiye'siz eksiktir. Türkiye ile birlikte ise yalnızca daha güçlü değil, her manada süper güç olabilir.

10 Temmuz 2026 07:10

Nebi Miş

Nebi Miş

Ankara Zirvesi'nden, uzlaşma çıktı. Ancak, İran savaşı üzerinden ortaya çıkan görüş ayrılıkları, Grönland tartışması, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma açıklamaları, NATO'nun siyasi bütünlüğünü yeniden tartışılır kılmıştı. Trump'ın Ankara'ya gelmesi ve zirve sonrasında "büyük birlik" vurgusu, "çok fazla sevgi vardı" söylemi ve ittifaka sahip çıkan açıklamaları toplantının siyasi sonucunu belirledi. Yakın zaman kadar Türkiye ile ilgili yapılan analizlerde daha çok "Doğu-Batı arasında köprü" rolü vurgulanırdı. Şimdi ise İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın " Müttefikler Ankara "da programının açılışında vurguladığı gibi, Türkiye, Batı ile Batı arasında uzlaşma sağlayan bir siyasi ağırlığa sahip. En önemli stratejik uzlaşma başlıklarından biri, Avrupa'nın daha fazla savunma sorumluluğu üstlenmesi ve ABD'nin NATO içinde kalmasıydı. Bildiride, Avrupalı müttefikler ve Kanada'nın 2025 yılında savunma harcamalarını 139 milyar dolardan fazla artırdığı vurgulandı. Rutte'nin ifadesiyle, "daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa" için çalışılacak. Dolayısıyla, zirveden "savunma endüstrisinde koordinasyon ve ortaklaşma" denebilecek bir sonuç çıktı. Bu konuda da ABD ve Avrupa arasında görüş ayrılıkları vardı. 2026 yılı için 70 milyar euro yardım taahhüdünün verilmesi ve 2027 yılı için de aynı iradenin korunma vurgusu, uzlaşma görüntüsünü artıran başlıklardan bir diğeriydi. ABD ile Avrupa arasında var olan güven krizi her yeni küresel ve bölgesel güvenlik krizinde yeniden sınanacaktır. Bu bağlamda yeni bir siyasi sözleşme olarak Ankara uzlaşması önemliydi.

10 Temmuz 2026 07:10

Melih Altınok

Melih Altınok

Çin, Rusya ve İsrail'in gözünden Türkiye'deki NATO Zirvesi Ankara'da 7-8 Temmuz 2026'da düzenlenen NATO Zirvesi küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir arenaya dönüştü. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, NATO'yu "Soğuk savaş zihniyetini terk etmemekle" suçladı ve "Çin tehdidini abartmayı bırakın" çağrısı yaptı. Çin, zirve sonuçlarını "NATO'nun Rusya'ya odaklanırken aslında kendini Çin'e karşı hazırladığı" şeklinde yorumladı. Rusya Dışişleri, NATO'nun Ukrayna'ya 70 milyar euro taahhüdünü "savaşın uzatılması" olarak gördü. ABD Başkanı Trump'ın Suriye'deki yaptırımları kaldırma sinyalleri ve Türkiye'ye yönelik "Erdoğan'ı seviyorum, F-35'ler masada" açıklamaları Tel Aviv'de tedirginlik yarattı. İsrail basını, Trump'ın "Türkiye'yi kazanma" stratejisini "İsrail'in stratejik yalnızlaşması" olarak yorumladı. Çin ve Rusya ittifakı "çöküşe doğru" görürken, Trump'ın pragmatizmi Türkiye'yi merkeze koydu.

10 Temmuz 2026 07:10

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.