×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Yetenekli Kalemler

Hiçbir Balık Uçmaya Zorlanmaz

06 Temmuz 2026 02:22

Oysa dönüp arkamıza, Osmanlı'nın eğitim mirasına baktığımızda, bugün hâlâ yakalamaya çalıştığımız pek çok evrensel doğrunun kökleriyle karşılaşırız. Bu köklerin en canlı örneklerinden biri, bilginin ilk kapısı olan sıbyan mektepleridir. Osmanlı'nın eğitim tarihinde sıbyan mektepleri, bilgiye ilk adımın atıldığı yapılar olarak büyük önem taşır. Osmanlı'da çocukların eğitim hayatına ilk adımı attığı 5-6 yaşlarındaki bu okullar, yalnızca temel okuma-yazma, temel dini bilgiler ve dört işlemden ibaret bir matematik eğitimi vermiyordu. Çok daha derin, insani ve vizyoner bir eğitim mantığını barındırıyordu. Bu vizyonun özeti, o mekteplerin duvarlarında asılı olan şu muazzam cümlede gizliydi: "Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz." Bundan yüzyıllar önce, çocukların fıtratına ve bireysel farklılıklarına gösterilen bu saygı, bugünün modern eğitim yaklaşımlarına âdeta taş çıkartıyor. 1846'da başlayan değişmelerde büyük kırılma Tanzimat ve sonrasındaki modernleşme reformlarıyla yaşandı. Kurumlar modernleşip iptidai mekteplerine dönüşürken eğitimde standardizasyon ve devlet kontrolü sağlandı belki ama "balıkları uçmaya zorlamama" vizyonu her eğitimcinin kulağına küpe olması gereken evrensel bir ders olarak tarihteki yerini aldı. İsmi, Mûsâ olup, Merkez Muslihittin lakabıyla meşhur oldu. 1463 (H.868) yılında Denizli'nin Buldan ilçesine bağlı Sarımahmûdlu köyünde doğdu. Kâdı Beydâvî Tefsirinin büyük bir kısmını ezberledi.

Vehbi Tülek

"Ihlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez..."

06 Temmuz 2026 02:22

Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki: "Günahlardan sakınan kimseler, nefsleri üzerinden, terbiye kamçısını kaldırmazlar. Allahü teâlanın râzı olduğu işler için nefslerini zorlarlar. Onlar, mal ve mülkü Allahü teâlânın rızâsı için vermekten çekinmezler." "Yemek yiyeceğin ve uyuyacağın zaman, fazla yeme ve fazla uyuma." "Allahü teâlâya isyânkâr olup, günahlara dalan kimsenin, Allahü teâlânın verdiği cezâları çok görmesi münâsip değildir." "Bilgisizlik ölümdür. Allahü teâlâ ilim verdikçe canlanma başlar. Her bilgi bir vebâldir. Bu vebâlden kurtulmak amel etmekle mümkün olur. Her amel fayda vermez. Fayda vermesi Allahü teâlâ için yapılmaya bağlıdır. İhlâs elde edilmedikçe, kurtuluşa erilemez." "Şu dört haslet kişinin kemâline alâmettir: Kalbi dünyâ sevgisinden kurtarıp, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmak. Sonunda, hesâba çekilmeyi gerektirecek şeyleri terk etmek, hâli hafîf ve yumuşak olmak. Dünyâlık biriktirmeyi azaltmak." Ona, "Allahü teâlânın rızâsına nasıl kavuşulur?" diye sordular. "Gizli günah işlediğin gibi, gizli tâatte (Allahü teâlânın beğendiği şeyler) bulunursun. Nihâyet kalbin, ibadet ve tâatlere doğru meyleder. Bu hâl, Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya doğru gittiğinin alâmetidir" buyurdu. Ali bin Beşşâr kendisine, "Kalbini mi güzelleştirdin, yoksa bedenini mi?" diye sordu.

Prof. Dr. Ramazan Ayvallı

İnsan Denen Varlık...

06 Temmuz 2026 02:22

Bilindiği üzere, "Alexis Carrel" gibi Batılı bazı bilim adamları, "İnsan Denen Meçhûl" adıyla kitap yazmak suretiyle, insanı bir muammâ olarak gösteriyorlarsa da, insanı, - temel kaynaklarımızda zikredilen sıfatlarıyla- şöyle ta'rîf etmek mümkündür: İnsan, "madde" ve "ma'nâ" (yani "beden" ve "rûh") olmak üzere iki unsurdan meydâna gelen, "Allah'ın yeryüzündeki halîfesi" kılınan (Bakara, 30), "a'lâ-yı illiyyîn"e çıkmaya namzed yapılan (Âl-i İmrân, 139; Mutaffifîn, 18-19), "eşref-i mahlûkât" olarak (İsrâ, 70), "ahsen-i takvîm" üzere yaratılan (Tîn, 4), "mükerrem" (İsrâ, 70) bir varlıktır. İnsan, meleklerden üstün seviyeye çıkabilen, kendisine, muhtaç olduğu bütün ni'metler ihsân edilen (Lokman, 20; Nahil, 18), âhirette bunlardan hesâba çekilecek olan (Tekâsür, 8), belli bir yaratılış gâyesiyle bu dünyâya gönderilen, yanî "Allahü teâlâyı tanımak ve ibâdet etmekle mükellef (Zâriyât, 56) bir kuldur." İyi bir insan, kâmil bir Müslümân, mes'ûd ve bahtiyâr bir kimse olmak için, ilk olarak, doğru bir itikâda sâhip olmak, yanî Ehl-i Sünnet itikâdında olmak lâzımdır. "Âkıl ve bâliğ olan her erkek ve kadının birinci vazîfesi, Ehl-i Sünnet âlimlerinin yazdıkları akâid bilgilerini öğrenmek ve bunlara uygun olarak inanmaktır. Kıyâmette Cehennem azâbından kurtulmak, onların bildirdiklerine inanmaya bağlıdır." [İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât-ı Rabbâniyye] "Müslümânların birinci vazîfeleri, itikâdı düzeltip, Ehl-i Sünnet vel-cemâat âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak inanmaktır. İkinci olarak, fıkıh bilgilerini öğrenip, her şeyi bu bilgilere göre yapmaktır." [Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, İ'tikâdnâme / el-Îmân ve'l-İslâm] Sevgili Peygamberimiz, İmâm Şehristânî 'nin "El-Milel ve'n-Nihal" isimli kitâbının başında geçen bir hadîs-i şerîfinde: "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan bir fırka kurtulacak, diğerleri helâk olacaktır" buyurdu. Eshâb-ı kirâm bu defâ: "Ehl-i sünnet ve'l-cemâat nedir?" diye sordular.

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Köylünün Sessiz Çığlığı

06 Temmuz 2026 02:22

"Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışır kıyafet" giymeyenler, yani köylüler valinin emriyle şehre alınmayacaktı. Tek parti idaresi, ekonomik güçlüklerin de zorlamasıyla, köyü ve köylüyü ihmal etmiştir. Evet, İngiltere, Amerika, Rusya ve Japonya gibi ülkelerde de vaktiyle ziraat sanayiye, köy şehre feda edilmişti. 1925'te aşar, yani mahsulden alınan 1/10 kira kaldırıldı. Vergisini ödeyemeyen köylü çoğu zaman hayvanını boğazlayıp tahsildarın önüne atıyor, "Ver canını al vergisini!" diyordu. Bilhassa 1930'lu yıllarda köy kahvehanelerine zabıtaların girip erkeklerin başlarındaki takkeleri zorla çıkarması, bazı yerlerde jandarmanın camilerde sarıklı hocaları dışarı atması, gizlice verilen Kur'an tedrisatının takip edilmesi, evlerde eski yazı kitaplar aranıp bulununca ne olduğuna bakılmadan topluca yakılması, sahiplerinin tartaklanması, köylüyü "devlet bize yabancılaştı" hissine sürükledi. O günlerde İran Şahı Türkiye'de idi. Polisler 1 Nisan 1934'te Ulus'taki Karaoğlan Çarşısı civarında bu iki köylüyü tartaklayarak şehirden attı. Turgut Özakman gibi sisteme toz kondurmayanlar kabullenmese de Veysel'in torunu Halil Süzer hadiseyi net şekilde tasdik etmiştir. Cumhuriyet, modernleşmeye yönelirken kıyafet inkılabıyla kendine has bir "ulus kimliği" inşa etmeye çalışıyordu. Bu da "köylünün sesi" ile "merkezî otoritenin sesi" arasındaki makası açan mühim göstergelerden biridir. Prof. Niyazi Berkes anlatıyor: "Halkevi binasını [müdür] Ziya Gevher Bey gezdirip her şeyi gösterdi. Bu çok nazik kişinin, çok süslü merdivenleri çıkarken gördüğüm bir hareketi beni çok şaşırtmıştı. Kılık kıyafetinden 'halktan' olduğu belli olan biri geçiyordu. Bunu gören Ziya Gevher adeta bir histeri geçirdi. Bağırıp çağırıyor, adamı kovuyor, hademeler koşuşuyordu. Adamı yaka paça dışarı attılar. Zavallı meğer tiyatro bileti almaya gelmiş. Başkan, hademelere sıkı tenbihler etti, böyle 'ne idüğü bilinmeyen kişiler' içeri sokulmayacaktı." (Unutulan Yıllar, 72) Cumhuriyet'in laiklik prensibi, halkın bir kesimi için hürriyet getirmiş olsa da Anadolu köylüsü için bir yasaklar devri manasına geliyordu. Çok yerde çocuklara ders verdiği için hocaların köy meydanında herkesin huzurunda jandarma tarafından dövüldüğü vaki idi. Devletin bu tatbikatlarla dini kontrol altına almak istemesi, köylünün gözünde "din düşmanlığı" olarak görüldü. Zaten köylünün okuması tek parti elitlerini memnun etmezdi. Pazar vesilesiyle kasabaya gitmek de köylü için bir korku vesilesiydi. Köylü, CHP iktidarında kendini siyasî olarak "değersiz" görüyor, Ankara'nın karar mekanizmalarının dışında tutulduğu hissini yaşıyordu. Ve sandıkta bu "dışlanma"ya reaksiyon olarak kitlevî değişme istikametinde reyini kullandı. Zaten iki dereceli idi. Şimdi ise tek dereceli seçim ve çok parti vardı. 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle adeta sandığa döküldü.

Filtreleme Haberleri

İsa Karakaş

Memurun İzin Hakkındaki Püf Noktaları: Kanuni Haklar Ve Merak Edilenler

Hizmet süresine göre izin günleri değişiklik gösterir: 1 Yıldan 10 Yıla Kadar (10 Yıl Dâhil) Hizmeti Olanlar: Yıllık 20 gün izin hakkına sahiptir. 10 Yılı Aşanlar: Yıllık izin süresi 30 güne çıkmaktadır. Mevzuatımız tetkik edildiğinde hem iş kanununda hem de Devlet Memurları Kanununda saatlik izin düzenlemesinin yalnızca "süt izni" için geçerli olduğu görülür. Önemli Not: 10 yıldan fazla hizmeti olan bir memurun kullanmadığı senelik izinlerin en fazla 60 günü birikebilir. Memuriyete başlamadan önce geçen bazı süreler, yıllık izin hakkı hesabında dikkate alınır: Kamu Kurumlarındaki Hizmetler: Hangi statüde olursa olsun, kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri izin hesabına dahil edilir. İZİNDEYKEN HASTALANAN MEMURUN HAKKI ÖLÜR MÜ? Yıllık izindeyken hastalık raporu alan memurların durumu, yönetmelik ve mütalaalar çerçevesinde net kurallara bağlanmıştır: Rapor, İzin Bitmeden Sona Ererse: Memur kalan yıllık iznini kullanmaya devam eder. Rapor ile İzin Aynı Gün Biterse: Memur, izinlerin bittiği tarihte görevine başlar. Hastalık izinleri sebebiyle zamanında kullanılamayan yıllık izinler, 657 sayılı Kanun'un 103. maddesi hükmüne göre idare tarafından daha sonra kullandırılır. HASILIKELAM: Dinlenme hakkı, çalışanın emeğini koruyan ve verimliliğini artıran kutsal bir haktır.

06 Temmuz 2026 02:22

Fatih Selek

İkiyüzlülüğün Mizahı!

Bizim topraklarda mizah, hiçbir zaman sadece eğlence aracı olmadı. Teodor Kasap'ın 1870'lerde çıkardığı Diyojen ile başlayan bu uzun serüvende on binlerce mizah mecmuası çıktı. Arşivleri açıp baktığınızda ilk dönem yayınlarında Batılılaşma göklere çıkarılırken Sultan Abdülhamid'in en acımasız, en çirkin tip ve nitelemelerle "şeytanlaştırıldığını" görürsünüz! II. Meşrutiyet'te hürriyet nidaları atıldı. Menderes de tıpkı Sultan II. Abdülhamid'e yapıldığı gibi "diktatör, hırsız, yalancı" diye gösterilip merhum başbakan ve adamları kaz, öküz, domuz şeklinde karikatürize edildi! Süleyman Demirel'i, Turgut Özal'ı dansöz şeklinde çizip dalga geçmek büyük bir cesaret sayıldı. Hiçbir zaman sol seküler liderler gerçek anlamda dalga konusu yapılmadı. 2000'li yıllarla birlikte mizah dergileri, kalın kâğıtlar ve karikatürler dijitalleşme karşısında eriyip birer birer kapandı. Sonra internette "caps" kültürü doğdu. Sosyal medya ile birlikte çizgi değil söz ön plana çıktı. Meydan karikatüristlere değil, yeni nesil "stand-up" çılara kaldı. Amerika'da 60'larda başlayan, bizde ise 80'lerden sonra filizlenen bu çağdaş hikâye anlatıcılığı, dijital platformların ve özellikle YouTube'un hayatımıza girmesiyle âdeta bir patlama yaşadı. Birçokları arka çıktı.

06 Temmuz 2026 02:22

Canan Eraslan

Büyük Balıklar 'Dip' Tezgâhını Kurdu

Çünkü "büyükler" öyle istiyor. Biri çok yüksek risk içeren, bir anda buhar olması muhtemel olan kripto paralar, diğer yandan tarihin en büyük 'güvenli limanı', en yüksek güven oranına sahip altın. Yatırımcı tam "Piyasa yükseliyor, kaçırmayayım" telaşıyla alım yapacak ve maalesef bu kez fiyatlar zirvedeyken yakalanmış olacak. Üstelik 120 bin doları görmüş, ardından yıla 96 bin dolar seviyesinde başlayan Bitcoin, devlerin "Bitcoin sattım" dedikoduları ve spot ETF'lerin (dev fonlar) çıkışlarıyla çöküş üstüne çöküş yaşadı. 1 Temmuz 2026'da 57.718 bine kadar çakıldı. Onlar, 14 Temmuz'daki ABD verileri, 29 Temmuz'daki FED kararı öncesi piyasayı yine manipüle etmeye çalışacak. Eğer enflasyon verisi yüzde 4,2'den aşağı düşerse büyük oyuncuların beklediği şey gerçekleşmiş olacak. Eğer ABD enflasyonu yüzde 4,2'nin üzerinde kalırsa büyük yatırımcının 'yukarı taşıma' hevesleri biraz daha ertelenecek. Altının onsu yeniden 4 bin dolar sınırı ve belki de altına sarkacak Bu son düşüş belki de 'toplamak' için son bir fırsat olacak, ardından yükseliş başlayacak. 2021 yılı mayıs-temmuz arasında Bitcoin sadece Elon Musk tweetleriyle 30 bine kadar çakıldı. Küçük yatırımcılar olarak "en dipten al, en yüksekten sat" senaryosunu yakalayamasak da, tamamen yem olmaktan kurtulabiliriz bence.

06 Temmuz 2026 02:22

Akif Bülbül

Tarih Kültür Sanat Kokan Beyaz Geceler

6 milyona yakın nüfuslu kültür, sanat, tarih şehri… Çar 1. Petro'nun kurduğu Saint Petersburg'dayız. AJET'in Ankara'dan yaptığı ilk sefer dolayısıyla… 18. yüzyılda kurulan Petersburg şehir olarak planlanmış. Deli Petro'dan sonra gelen Çarlar da Kraliçeler de… Yeşille kaplı Petersburg gündüz çok sakin… Aydınlığın 24 saatlik huzurunu yaşıyorsunuz. UNESCO Dünya Listesinde yer alan bu müzede: 3 milyondan fazla eser sergileniyor. *** Petersburg ünlü Rus yazarların da memleketi. 4 saat süren yorucu yolculuğunuzu da unuttuk. Aklımıza ilk gelen ise… "Tembellik bütün kötülüklerin anasıdır" sözü oldu. Tekrar Petersburg'a dönelim... İlk sefer olması nedeniyle panel yapıldı. Başkonsolosumuz Başar Başol önerilerini anlattı. *** Notlarımızı bir Rus kanalında yapılan şovla tamamlayalım. Ortada 2 sandalye var ama boş… Eray Akçay'a ve konuksever AJET ekibine teşekkürler...

06 Temmuz 2026 02:22

Abdüllatif Uyan

"Kendine Nasîhatçi Ol!.."

"Evlâdım! İmâm-ı Ahmed'e git, sıhhate kavuşmam için duâ etmesini söyle" dedi. "Efendim, hasta bir annem var, sizden duâ istiyor" dedi. Ve namâza durdu... "Geri dön, İmâm duâ ediyor" dedi.

06 Temmuz 2026 02:22

Köşe Yazarı

Bartın Üniversitesi'nde Rektör Akkaya İle Başarıyla Dolu Bir Yıl Ve Yükselen Çıta

Bu doğrultuda Bartın Üniversitesi (BARÜ) de son dönemde hayata geçirdiği çalışmalarla bu misyonu güçlü bir şekilde yerine getiren üniversiteler arasında yer alıyor. Küresel Sıralamalar: Dünyanın saygın derecelendirme kuruluşlarından U.S. News World Report'un "En İyi Küresel Üniversiteler Sıralamasında yer alma başarısı gösterdi. Times Higher Education (THE) 2026 Dünya Üniversite Sıralamasında ise genel sıralamada 1001-1200 bandına girmiş ve Türkiye'de 16.ncı olmuştur. Araştırma Kalitesi kategorisinde dünyada 624'üncü olurken, Türkiye'deki devlet üniversiteleri arasında 1'inci sıraya yerleşmiştir. Alan bazlı sıralamalarda; Eğitim Çalışmaları (Araştırma Kalitesi) alanında dünyada 117'nci, Türkiye'de 1'inci Mühendislik; alanında ise dünyada 232'nci, Türkiye'de 4'üncü sıradadır. URAP'ta Büyük Sıçrama: URAP Dünya Sıralaması'nda 128 basamak birden yükselerek uluslararası arenadaki kalitesini tescilledi ve dünya genelinde 1.869'uncu sıraya yerleşerek şu ana kadar ki en iyi konumuna ulaştı. Rektör Akkaya'nın üzerinde hassasiyetle durduğu en önemli konulardan biri de milli teknoloji ve yapay zekâ. Kendisi gençlere her fırsatta yapay "Zekâyı sadece kullanan değil, onu geliştiren nesiller olmalısınız" diyerek çok net bir hedef gösteriyor. Bu vizyonla üniversite bünyesinde kurulan Milli Teknoloji Atölyesi, gençlerin bu projeleri sahaya süreceği bir kuluçka merkezi konumunda. Ayrıca Dijital Dönüşüm Koordinatörlüğü vasıtasıyla bilgisayar yazılımlarına büyük bir öncelik veriliyor. Dijitalleşme alanındagerçekleştirilen çalışmalar da dikkat çekiyor. BARÜ LABSİS (Laboratuvar Bilgi Sistemi) sayesinde analiz taleplerinden cihaz yönetimine kadar birçok laboratuvar süreci tek merkezden dijital olarak yürütülebilecek. Bu uygulama, üniversitenin dijital dönüşüm hedeflerine önemli katkı sunuyor. Bölgenin dinamiklerini ve tarihsel mirasını göz ardı etmeyen Rektör Akkaya, üniversitenin turizm vizyonunu da baştan aşağı yeniliyor. Bilindiği üzere Amasra, Türkiye'deki ilk turizm faaliyetlerinin başladığı, tarihi ve doğal güzellikleriyle adeta bölgenin incisi konumunda olan bir cazibe merkezi. Bu büyük potansiyeli akademik bir çerçeveyle buluşturmak adına bu yıl çok stratejik adımlar atıldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından Turizm İşletmeciliği programına öğrenci alımına izin verilmesi, BARÜ'nün bu alandaki atılımının en taze meyvesi oldu. Bununla eş zamanlı olarak, daha önce Kurucaşile ilçesinde eğitim veren Turizm ve Seyahat Hizmetleri programı da merkeze alındı. Fakat Prof. Dr. Ahmet Akkaya'nın en büyük hayallerinden birisi ve bununiçin yoğun çaba gösterdiği asıl hedef; tüm turizm odaklı programları Amasra'da kurulacak dev bir yerleşke çatısı altında toplamak. Bu hayal sahaya yansıdığında Amasra, uygulamalı turizm eğitiminin Türkiye'deki en önemli merkezlerinden biri haline gelecek. Bilim, Toplum ve Kültürel Mirasın İzinde BARÜ; bilimsel araştırmalardan, dijital dönüşüme çevre dostu uygulamalardan çocukedebiyatına kadar geniş bir yelpazede çalışmalarını sürdürüyor. BARÜ'nün bilim ve toplum etkileşimini güçlendirmeye yönelik en dikkat çekici projelerinden biri de TÜBİTAK tarafından desteklenmeyehak kazanan "BİLİMFEST BARTIN" oldu. Bartın'da ilk kez düzenlenecek olan festival, 15-17 Ekim 2026 tarihlerinde Kutlubey Yerleşkesi'nde gerçekleştirilecek. Yapay zekâ, robotik kodlama, artırılmış ve sanal gerçeklik, uzay-havacılık, sürdürülebilirlik, sanat ve spor gibi birçok alanda uygulamalı etkinliklere ev sahipliği yapacak festivalin yaklaşık 50 bin kişiye ulaşması hedefleniyor. Bölge tarihine ışık tutacak çalışmaları geleceğe miras bırakmak adına BARÜ, Bartın'ın Akbaş köyünde keşfedilen yaklaşık 640 yıllık anıt ağacın hikâyesini çocuk kitabına dönüştürdü. "Çınarın Hafızası" adlı eser bir çocuk kitabı olmanın ötesinde; doğa, tarih ve hafıza kavramlarını yeni nesillere aktaran önemli bir kültürel sorumluluk projesi niteliği taşıyor. Sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığı konusuna da önem gösterilenBARÜ'de, Kutlubey Yerleşkesine kurulan elektrikli araç şarj istasyonu, çevreci ulaşım altyapısının geliştirilmesine katkı sağlarken bölgedeki elektrikli araç kullanıcıları için bir alternatif olacak. BARÜ, sadece kampüs sınırları içinde kalmayıp bulunduğu şehirle bütünleşen bir üniversite olarak hareket ediyor. Bu vizyonun en güncel örneklerinden biri olarak BARÜ, 2-5 Temmuz tarihlerindeİstanbul'da ilk kez düzenlenen Bartın Tanıtım Günlerinde ziyaretçilerini ağırlayarak hem şehrin kültürel mirasının tanıtılmasına destek oluyor hem de bölge halkıyla olan güçlü bağlarını pekiştiriyor. Kurumsal Gelişim, Sanayi İş Birliği ve Spor Dostu Kampüs -Kurumsal gelişim açısından da önemli çalışmalara imza atılıyor. Vakıf: "Bartın Üniversitesini Geliştirme ve Destekleme Vakfı"nın kurulması, üniversitenin geleceğe yönelik atılan adımlarının kalıcı olmasını destekliyor. Vakıf aracılığıyla başarılı öğrencilerin desteklenmesi, araştırma faaliyetlerinin artırılması, teknolojik altyapının geliştirilmesi ve uygulama alanlarının genişletilmesi hedefleniyor. İstihdam ve Mesleki Eğitim: Mesleki eğitim ve istihdama yönelik çalışmalar kapsamında Bartın Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksek Okulunda "Makine" programının açılması da bölgesel kalkınma açısından önemli bir gelişme olarak öne çıkıyor. Sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli ara elemanların yetiştirilmesine katkı sağlayacak program, gençlerin istihdam olanaklarını artırırken üretim sektörünün insan kaynağı ihtiyacına da cevap verecek. Son olarak Üniversitenin Kutlubey Yerleşkesi sürdürülebilir spor kültürüne yönelik yürütülen çalışmalar doğrultusunda Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından verilen "Spor Dostu Kampüs" ünvanını almaya hak kazandı. Spora verilen bu değer, Spor Toto ile ortak yürütülecek dev stat projesinin kampüste hayata geçirilecek olmasıyla taçlanıyor. Sadece son birkaç ayda yaşanan bu gelişmeler ışığında BARÜ'nün ortaya koyduğu bu çok yönlü yaklaşım, yükseköğretim kurumlarının toplumsal dönüşümde üstlenebileceği rolün başarılı örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya ve yönetimini yürekten tebrik ediyor, başarı çıtasının her geçen yıl daha da yükselmesini temenni ediyorum. Yükseköğretim kurumları günümüzde bulundukları bölgenin kültürel, sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişimine katkı sunan kurumlar olarak da öne çıkıyor. Bu doğrultuda Bartın Üniversitesi (BARÜ) de son dönemde hayata geçirdiği çalışmalarla bu misyonu güçlü bir şekilde yerine getiren üniversiteler arasında yer alıyor. Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya'nın göreve gelişinin üzerinden geçen başarılarla dolu ilk yılı geride bırakırken, BARÜ'nün bir önceki dönemdeki çıtayı ne kadar yükseğe çıkardığına hep birlikte şahitlik ediyoruz. Üniversitenin artan başarısını rakamlar ve uluslararası listeler de net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle akademik üretkenliğin ve kalitenin ispatı niteliğinde olan şu gelişmeler 2026 yılına damgasını vurdu: TÜBİTAK Başarısı: BARÜ, TÜBİTAK ARDEB desteklenme oranında devlet üniversiteleri arasında 8'inci sıraya yerleşerek araştırma-geliştirme gücünü kanıtladı. Ayrıca BARÜ öğrencileri, TÜBİTAK 2209-A programı kapsamında büyük bir başarı göstererek her 2 başvurularından 1'inde destek almaya hak kazandı. Küresel Sıralamalar: Dünyanın saygın derecelendirme kuruluşlarından U.S. News World Report'un "En İyi Küresel Üniversiteler Sıralamasında yer alma başarısı gösterdi.

06 Temmuz 2026 02:02

Murat Alan

Kapıda Bekleyen Değil, Kapıyı Açan Ya Da Kapatan Ülkeyiz

Bir zamanlar NATO kapılarında bekletilen Türkiye… Silah ambargolarıyla hizaya getirilmeye çalışılan Türkiye… Masalarda "sorun çıkaran müttefik" diye yaftalanan Türkiye… 850 kişilik iletişim ordusu… Ankara artık sadece Türkiye'nin başkenti değil… 141 milyon 700 bin bilgi kaynağıyla dünyanın en büyük üçüncü kütüphanesi… Türkiye, "Ben sadece güçlü bir orduya sahip değilim; bilgiye, kültüre ve medeniyete de yaslanan bir devletim." diyor. Boğazların hâkimi Türkiye… Avrupa'yı Asya'ya bağlayan köprü Türkiye… Orta Doğu'nun tam merkezindeki en güçlü NATO ordularından biri yine Türkiye. Son yıllarda sıkça kullanılan "NATO 3.0" anlayışı, sadece tank ve tüfekten ibaret değil. 56 bini aşkın güvenlik personeli görev yapacak. TRT, 96 kamera, 18 canlı yayın aracı ve 26 farklı yayın noktasıyla milyarlarca insana Ankara'dan seslenecek. Çünkü artık dünya, Türkiye'yi eski Türkiye olarak görmüyor. Bir dönem İHA alamayan Türkiye… Yıllarca "Türkiye yalnızlaştı" dediler. "Batı'dan koptu." dediler. "İtibarını kaybetti." dediler. Şimdi aynı Batı'nın en büyük güvenlik organizasyonu, tarihinin en yüksek katılımlı zirvelerinden birini Ankara'da gerçekleştiriyor.

06 Temmuz 2026 01:59

İdris Günaydın

Tercüman

Arap şairi dinleyelim: "İnnes semanine ve belleğtüha; Gad ehvecet sem'i ila terceman.: Bu seksen yıl yok mu seksen yıl; sen de o seksen yıla kavuşasın. Bu seksen yıl beni bir tercümana muhtaç kıldı" Yani demek istiyor ki; karşımdakinin dediğini duyamıyorum da bir başkası kulağıma eğilip söylüyor. Mesnevi'de anlatılır ki; bir adam yokluktan, fakirlikten dem vurup gezermiş. Sormuş: " Şu gözünü bana kaça satarsın? Adam düşünmüş milyonlar istemiş. Ya şu kulağını? Adam yine milyonlar istemiş. Sırayla elini kolunu, şu organını bu organını… Adam bir hayli yüksek fiyat söylemiş. Mevlana: Bre utanmaz adam. Ne kadar zenginsin görüyor musun? Bir de fakirim diye ağlıyorsun." Birkaç yıl önce okumuştum. ABD'de 90 milyar dolar serveti olan bir adam 33 yaşındaki bir gence teklifte bulunmuş:-Al bu parayı ömrünü bana ver. Cumhurbaşkanımız hem Kasımpaşalı hem Karadenizli… Kazın ayağı öyle değil. Bana bir istihbarat geliyorsa ona yüz geliyordur. Tayyip Bey " onu alamazsınız " dedi, sonra bazı şeyler oldtu. Çok iyi biliyorum ki cumhurbaşkanımız Kasımpaşa'da veya Rize'de, sokakta, ayakta yürürken simit yemeyi çok ister. Tamar Tanrıyar Hanımın dediği gibi: " Eğer Tayyip Bey bize hakkını helal etmezse iki dünyada yakamız bir araya gelmez." Biraz da şöyle düşünelim. Ak Parti hareketi eski Milli Görüş'ün kadrolarına dayanıyordu. Rozetler değişiyor ama parti de değişiyor.

06 Temmuz 2026 01:57

Hüseyin Öztürk

Yeni Vakitlere Doğru

Bu hafta tanıtacağımız eser, merhum Erdem Bayazıt ağabeyin, İz Yayıncılıktan çıkan "Yeni Vakitlere Doğru" isimli kitabı. Kendisini 1976 yılında yayın hayatına başlayan ve zatımın yetiştiğim sene Ankara Selanik Caddesindeki Mavera Dergisi bürosunda görmüş ve tanımıştım. Koca bir tencerede kaynayan çorbanın Erdem ağabey tarafından ikramından sonra dağıtıma çıkardık. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın; "Durmak yok yola devam" sözünün temeli o günlerde atılmıştı. * Malum Erdem ağabeyi, 5 Temmuz 2008' de rahmete uğurladık. "Zaman akıyor, insanlar akıyor, olaylar akıyor bir yere doğru; zamanın donduğu, ezeli ve ebedi bir ana hiç bir şeyin kaybolmadığı, her şeyin bir araya toplandığı, hesapların görüldüğü, defterlerin dürüldüğü, herkese ve her şeye göre "gerçeğin" bir tek olduğu bir yere doğru insan, zaman ve her şey akıyor. Erdem Bayazıt; "yeni vakitlere doğru" koşarken bütün bunları günlük bir gazetenin kendisine tahsis edilmiş birkaç yüz kelimelik sütununda dile getiriyor. Yazıları okurken bazen kırk yıl öncesine gidiyor ve aradan geçen nerdeyse yarım asır içerisinde ne değişmiş, nereden nereye gelmişiz sorularının da cevabını buluyoruz. O zamandan beri köprünün altından çok sular aksa da, değişmeyen şeyin bir şairin 'müstakim bir bakış açısı' olduğunu görüyoruz". * Onların oluklarından hep nur aktı.

06 Temmuz 2026 01:54

Köşe Yazarı

Mizahın Maskesi Düşünceyi Kurtaramaz

Asıl mesele, milyonlarca insanın kutsal kabul ettiği değerlere yönelik ifadelerin "mizah" veya "ifade özgürlüğü" başlığı altında değerlendirilmesidir. Ebu CEHİL mesleği olan, Kur'an-ı Kerim'e, İslam dinine ve peygamberlere yönelik kamuoyunda hakaret olarak algılanan sözler, toplumun önemli bir kesiminde derin bir üzüntü ve kırgınlık oluşturmuştur. Demokratik toplumlarda ifade özgürlüğü temel bir haktır. Ancak hiçbir temel hak sınırsız değildir. Nasıl ki bir kişinin şeref ve haysiyetine hakaret "ifade özgürlüğü" kapsamında değerlendirilmiyorsa, toplumun ortak kutsallarını aşağılayan ifadelerin de aynı hassasiyetle ele alınması gerektiğini düşünen milyonlarca insan bulunmaktadır. Bazı çevreler, kendi benimsedikleri değerlere yönelik en küçük eleştiride dahi hukuk mekanizmasının işletilmesini isterken; konu dinî değerlere geldiğinde aynı hassasiyeti göstermemekte, bunu yalnızca "mizah" veya "eleştiri" olarak değerlendirmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası herkesin din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Adalet Bakanlığının ise yargı bağımsızlığına gölge düşürmeden, hukuk devletinin din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan ilkelerinin titizlikle uygulanacağını kamuoyuyla paylaşması, toplumun önemli bir kesiminin meşru beklentileri arasında yer almaktadır. Velhasılıkelam, mesele yalnızca bir gösteri veya bir kişi değildir. Asıl mesele; birlikte yaşama kültürümüzü ayakta tutan ortak değerlere saygıyı koruyabilmek, ifade özgürlüğü ile hakaret arasındaki sınırı hukuk devleti ilkeleri içinde doğru çizebilmektir.

06 Temmuz 2026 01:52

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.