
Kumar bağımlılarının yüzde 34,3'ü 18 yaşından önce, yüzde 71'i ise 15-24 yaş aralığında kumara başlıyor. ** Dünyada ekonomik sektöre dönüşen yasa dışı sanal bahis ve kumar pazarının büyüklüğü Türkiye'de yıllık 100 milyar TL ile 50 milyar dolar (yaklaşık 1.6 trilyon TL) arasında olduğu söyleniyor. Suç gelirleri genellikle kripto paralar, ön ödemeli dijital kartlar veya "kiralık banka hesapları" üzerinden aklanıyor. ** Yasa dışı bahis (kaçak veya illegal bahis), yani kumar devlet tarafından yetkilendirilmemiş, yasal lisansı veya izni bulunmayan platformlar üzerinden spor müsabakaları ya da şans oyunları üzerine oynatılan veya oynanan hukuka aykırı bahis yani kumar türü. Yani devletin yasakladığı ve üzerine gittiği kumar türü yasa dışı olanı. Bunların dışındaki tüm siteler ve organizasyonlar yasa dışı kabul ediliyor. Spor Toto da kumar ama serbest çünkü vergiye tabi. Milli Piyango da kumar ama serbest o da vergiye tabi. Yasa dışı bahisten elde edilen kazançlara "suç geliri" olarak el konuluyor.
Kaynak: Yeni Şafak
20 Mayıs 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Onu Diyorum
Amerika'da başlayan 2026 Dünya Kupası organizasyonu, futbolun sadece futbol olmadığının dev bir ekonomik bir sektör olduğunun en büyük delili. Bu organizasyondan beklenen gelir 10 milyar dolar. Sadece ekonomik alanda değil, hayatın her alanına kadar girmiş küresel bir davranış var karşımızda. Futbol topunun içinde sadece bildiğimiz hava yok. İngiliz bir kadın, İsrail malları için markette alışveriş yapanları boykota şu sözlerle çağırıyor: "Bunlardan gelen kârın nereye gittiğini unutmayın. Gazzeli bir çocuğun ayağı anestezi olmadan kesildi. Filistin'de yaşananlardan kalbim kırılmış durumda. Lütfen boykot edin." Güvenlik kamerası görüntülerinde bir kiliseye girip sunağa tükürdüğü ve haçı fırlattığı görülen 30 yaşındaki Polonyalı siyonist yahudi bir adam tutuklandı. ** "Gün içerisinde sadece sıvı tüketimine dayalı bu yaklaşım, vücudun enerji ihtiyacını karşılayamadığı için ilk olarak glikojen depolarının boşalmasına, devamında ise kas kaybına sebep oluyor. Evet, tartıda düşüş görürsünüz ama bu yağ değil, kas ve sudur. Metabolizma yavaşlar, bağışıklık sistemi zayıflar. Bu sağlıklı kilo verme değildir. Su diyeti özellikle böbrekler ve karaciğer üzerinde ağır baskı oluşturarak bu hayati organların hasarına sebep olabilir. Aynı zamanda bu diyet modeli elektrolit dengesini bozarak baş dönmesi, hâlsizlik, kalp ritim bozuklukları gibi sağlık problemlerine de sebep olabilir. Bağırsak ve beynin fonksiyonlarının yavaşlamasına, saç, tırnak benzeri vücut dokularında bozulmaya yol açabilir" Yukarıdaki uzman görüşü su hakkındaki ezberleri bozuyor. ** Kız annesine der ki: Anne, ben Adem'e âşık oldum. Siz en iyisi Twitter'da evlenin, çocukları da Amazon"dan sipariş edin. Nasıl olsa her işinizi internetten hallediyorsunuz... Annesi devam eder: Hatta çocuklar hızlı kargoyla gelir. Baktınız evlilik yürümüyor. Adem'i de Sahibinden nokta com'a koyar satarsın Anneler babalar, akrabalar, yakın komşular kapitalist küresel sistem tarafından evlilik işinde devreden çıkarıldığından beri son durum bu. ** İnisiyatif Güngören ve Dilimizin Zenginlikleri Projeleri kapsamında İstanbul Güngören'de ilk kez düzenlenen Liseler Arası Türkçe Tişört Tasarım Yarışması küresel rüzgarlara karşı direnen gençlerin olduğunu göstermesi açısından umut veriyor. Genç kuşak üzerinde ne yazdığı belli olmayan tişörtler giymek istemiyor. "Ben sizin sokakta yürüyen tabelanız olmak istemiyorum" diyor.
14 Haziran 2026 04:00

Dövize Vergi
Soykırımı durduralım üst başlığı altında, "Bütün limanlar İsrail'e kapatılsın", "Hava sahaları İsrail uçaklarına kapatılsın", "İsrail'e giden gemiler limanlara alınmasın", "Boykotlar sürsün ticaret dursun" alt başlıkları ile Siyonist küresel sermayeye karşı boykot çağrısını bıkmadan usanmadan dile getiren tek gazete de Yeni Şafak'tır. ** Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre; bankalarda bugün 259 milyar dolarlık yabancı para (döviz) var. Bu dövizin 171,5 milyar doları şahıslara ait. Geri kalan 81,5 milyar doları ticari kuruluşların, 6 milyar doları ise resmi kurum ve kuruluşların hesaplarında bulunuyor. ** Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. maddesi (menkul sermaye iradı), 80. maddesi (değer artışı kazançları) ve 82. maddesi (arızi kazançlar) dövizden elde edilen kazançları da kapsıyor. Anayasa'nın 73. maddesi de " Herkes mali gücüne göre vergi öder " diyerek bu yükümlülüğü pekiştiriyor. Şirketlerden döviz kazançları için yüzde 25 vergi alınırken, bireysellerin döviz kazançları vergisiz bırakılıyor. Bu durum yalnızca bir "İdari hata" değil, bir " Adalet ihlali " olarak da dikkat çekiyor.
10 Haziran 2026 04:00

Tutunanlar
Bu hikâye Balkan Savaşı başladığında Selanik'ten maddi her türlü varlığını orada bırakarak önce Manisa'ya kaçan sonra orada geçim sıkıntısı yüzünden İstanbul'a göç eden bir muhacir ailenin hikayesi. Şu an İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkanı. "Bir hayat birkaç semt" isimli kitabında İstanbul'da yaşamanın hikayesini anlatıyor. "Rahmetli babamın anlattıklarından aklımda kaldığı kadarıyla Osman dedem İstanbul'da birçok iş yapmayı denemiş. Bir dönem Aksaray'da uzunca bir süre İSKİ'nin bulunduğu yere yakın bir yerde bir bakkal dükkânı açmış. Bu herhalde ilk işlerinden bir tanesi. İlk başlarda çok iyi giden işler bizim bakkal dükkanının yakınlarında daha büyük başka bir bakkal veya bugünkü karşılığı olarak bir market açılması ile durgunluğa girmiş. İktisadi hayatta kurallar her dönem benzer şekilde işliyor. Nasıl ki bugün büyük marketler ve AVM'ler bulundukları muhitte küçük esnafın işlerine menfi tesir ediyorsa o zaman da aynısı vuku bulmuş. Dedem bu rekabete dayanamamış ve dükkanını kapatmış. Yine bir dönem birkaç ortakla peynir ve yoğurt imalatına girmiş. İzmit civarında imalat yapıp mavnalarla ürünlerini Eminönü'ne getiriyorlarmış. Fakat o iş de istedikleri gibi olmamış. Bu aralar sıhhati bozulmaya başlamış ve bugün Eminönü'nde, İstanbul Ticaret Odası'nın bulunduğu bölgede mevcut olan karpuz halinde, bir ortağı ile birlikte çay ocağı işine girmiş. Babamla ondan bir büyük amcam ilkokula giderlerken dedemin çay ocağına yardıma giderlermiş. Babamın anlattığına göre bir gün öğretmenleri iki kardeşi kenara çekip, "Bana bakın böyle giderse ben size bir tane karne vereceğim. Böyle olur mu?" demiş. Çünkü aralarında bir yaş olmasına rağmen iki kardeş te aynı sınıfta imişler ve bir gün biri ertesi gün öbürü sabah çay ocağının ateşini yakmak için babalarının yerine işe gidiyorlarmış. Babam daha sonra da vefatına kadar dedemin yanında devam etmiş. Dedem 1947'de vefat edince babamlar çay ocağını ortaklarına devretmişler ve ondan sonra babam başka alanlara kaymış. Taksicilik ve bir dönem Fatih Kıztaşı'nda bakkallık yapmış. Rahmetli babam evlenmeye yakın zamanlarda (1960'ların başı) amcamların da teşviki ile Kapalıçarşı'da kuyumcu dükkânı açmış ve 1977 yılına kadar kuyumculuk yapmış. Daha sonra Fatih Yavuz Selim'de bir yer satın alıp Emniyet Amirliğinin karşı sırasında yine kuyumcu dükkânı açtı. 1980'li yılların anarşik ortamında çokça vuku bulmaya başlayan hırsızlık olaylarından çekinerek o dükkânı 12 Eylül ihtilalinden az zaman evvel kapattı. Dört erkek kardeş olan babamların en küçükleri olan Necmi amcam da bir dönem kuyumcu imalatı yaptı. O da çok farklı ve ilginç işlerle iştigal etti. Hatta bir dönem Almanya'ya bile çalışmaya gitti. Onun ilginç işleri arasında bugün kalabalıktan adeta adım atılamayan Şirinevler'de bir yazlık sinemayı bile hatırlarım. Genişçe bir çayırlığın ortasında bir yazlık sinema. Kim bilir şimdi Şirinevler'in hangi noktasına tekabül ediyordur. Necmi amcamın bir ara yine Fatih'te Atpazarı'na yakın bir yerde şirin bir kahvehanesi vardı., Bu kahvehane işi demek ki bir zamanlar bizimkilerin yaygın olarak tercih ettikleri bir işmiş." * Hayata tutunamayanların hikayesi olmaz.
07 Haziran 2026 04:00

Kapitalizm Her Türlü Sevabı Paraya Dönüştürmeyi Beceriyor
Ayasofya ile Topkapı Sarayı girişi arasında kalan III. Ahmet Sebilli Meydan Çeşmesi'nin Ayasofya'ya bakan yüzünde yer alan mısrada şu yazıyor; "Aç besmeleyle iç suyu/Han Ahmed'e eyle dua." Şimdi içme suları duayla değil, parayla. Su sebilleri Türkiye genelindeki 58 havalimanında yolcu salonlarına konulacakmış. Evliya Çelebi, Fatih Sultan Mehmed'in 200 çeşme, II. Bayezid'in ise 70 çeşme yaptırdığını yazmış. * Su veren, su taşıyan kişi anlamına gelen sakalar ise su şebekelerinin evlere kadar ulaşamadığı dönemde ihtiyaç sahiplerine su taşıyan esnaf örgütü idi. "Yol" anlamına gelen Sebil, Türkçe kaynaklarda "parasız olarak soğuk ve iyi su içmeleri için yapılmış vakıf binalar" şeklinde tanımlanıyor. Çocuğu çağırıp kendisine para vermek istiyor ancak çocuk parayı reddederek, yaşından beklenmeyecek bir cevap veriyor: "Testiyi kırdım. Parası için değil eve su götürmeyi beceremediğim için ağlıyorum." Bu sözler Valide Sultan'ın çok hoşuna gidiyor, ailesine haber veriliyor ve kız saraya alınıyor. Saraya alınan bu kız büyüyor ve II. Mustafa'nın (1695-1703) eşi Saliha Sultan oluyor. Saliha Sultan, I. Mahmud'a hamile kaldığında; başında testiyi kırdığı çeşmeyi anımsayıp o küçük çeşmenin yerine daha büyük, daha muhteşem bir çeşme yapılmasını istiyor ve isteğini 1730 tarihinde tahta çıkan oğlu I. Mahmud (1730-1754) gerçekleştiriyor.
03 Haziran 2026 04:00

Akraba Yoksulluğu
Riyâzü's-Sâlihîn, İslam âlimi İmam Nevevî tarafından 13. yüzyılda derlenen ve "salihlerin (iyi kulların, doğru insanların) bahçesi" anlamına gelen, Müslümanların günlük yaşamlarına rehberlik etmesi amacıyla hazırlanmış dünyaca ünlü ve güvenilir bir hadis kitabıdır. Ebû İshâk Sa'd b. Vakkâs (ra) anlatıyor: geldi. Malımın üçte ikisini sadaka olarak dağıtayım mı, dedim. –Yâ Resûlallah, malımın üçte birini vasiyet edeyim mi, dedim. İslam dünyasında o kadar çok şey değişirdi ki. ** Ebû Bekre Nufey' b. Hâris es-Sekafî (ra) anlatıyor: cehennemdedir, buyurdu. –O da arkadaşını öldürmek istiyordu da ondan, buyurdu. Oysa bugün bakıyoruz dünyanın en fakir ülkeleri İslam ülkeleri. En zengin coğrafyası ve madeni olan ülkeleri yine İslam ülkeleri. Birbirleriyle savaşan kardeşin kardeşi öldürdüğü ülkeler de İslam ülkeleri. "Biz inandıklarımızı değer verdiklerimizi ciddiye almıyoruz." Demek.
31 Mayıs 2026 04:00

"Keşke İsmail Olabilsek Abi"
"Bayram öncesi canlandırayım" dedim ve şöyle bir şey paylaştım; İLK böyle düşünmeye başlarsak sonra karşımıza çıkan bütün soruları doğru cevaplandırabiliriz; "Eğer bir Yaratıcı varsa, her şeyi bilmesi gerekir; çünkü yaratmak bunu gerektirir. O hâlde önce bir Yaratıcı var mı yok mu, buna karar vermeliyiz. "Yaratıcı tabi ki var ona ne şüphe" dersek, ilk soruyu cevaplandırmamış ve sorudan kaçmış oluruz. "Acaba var mı yok mu" "Eğer bir Yaratıcı varsa, her şeyi bilmesi gerekir; çünkü yaratmak bunu gerektirir. O hâlde önce bir Yaratıcı var mı yok mu, buna karar vermeliyiz. "Yaratıcı tabi ki var ona ne şüphe" dersek, ilk soruyu cevaplandırmamış ve sorudan kaçmış oluruz. "Acaba var mı yok mu" dersek doğru yoldayızdır ve ikinci soruya geçmiş oluruz. Grupta kısa bir okuma arasından sonra cevaplar şöyle akmaya başladı. Ümmühan: Bayram önü kafaları karıştırmayalım. İsmail'in abisi: Kafaları karıştırmak lazım. Var dersen ayrı yok dersen ayrı soru geliyor. Gülcan: Kainat kendi kendine yaratılmış olamaz. Bir güç var. Yok desek o zaman kaos ve boşluk... Ama onun varlığı boşluğa yer bırakmıyor. İsmail'in abisi: Hakiki imanı elde etmenin yolu kafaları karıştırmak, öbürü yat kalk, yat kalk, sonra Allah'ım affet. Gülcan: Biz biraz da teslimiyetle sorgulama gereği duymuyoruz Ve İsmail devreye giriyor: Sonuç; kurban kesiyor muyuz:) İsmail'in abisi: İsmail'in derdi başka. Allah "kurban kes" diyor ayette, "et dağıt" demiyor. Gülcan: Dağıtmayı da biz düşüneceğiz bir zahmet. İsmail'in abisi: Bu arada endişelenme İsmail, seni kesmicez, danaya girdik biz! İsmail: Keşke İsmail olabilsek abi:) İsmail'in abisi: Sen İsmail'sin biliyorum ben. Bizim İsmail, "İsmail" olmanın kolay olmadığını biliyor. Birçok İsmail bilmiyor. "Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm" diyen İbrahim peygambere, "Babacığım sana emredileni yap" diyen İsmail olmak kolay değil tabi ki. * Bizim İsmail kurbanda ne yapıyor bilmiyorum ama bugünün İsmaillerinin öncelikleri farklı. Bir kısmı kurban kesmekten çok yurtdışına bağış yapmayı tercih ediyor. * 2026 yılında yaklaşık 750 bin büyükbaş ve 2 milyon 550 bin küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 300 bin kurbanlık hayvanın kesileceği tahmin ediliyor. 3 milyon 300 kafa, 3 milyon 300 deri, 3 milyon 300 bağırsak, 3 milyon 300 işkembe 3 milyon 300'ü 4 ile çarp ayak, iki ile çarp boynuz heba oluyor. Not; 27 Mayıs 1960 yılında yapılan askeri darbe ile idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve tutuklu olduğu odanın penceresinden aşağı atılarak şehit edilen İçişleri Bakanı Namık Gedik de İsmail'di.
27 Mayıs 2026 04:00

Bozkurtlu 5 Lira
Çerçeve içinde hediye edilen banknot, koleksiyoncular arasında "Bozkurtlu 5 lira" olarak bilinen nadir paralardan biriymiş. Paranın alt kısmında yer alan "Thomas De La Rue Company Limited Londres" ibaresi ile bozkurtlu 5 liralık kağıt banknotun o dönemde İngiltere'de bastırıldığını öğreniyoruz. 1926-1927 yıllarında basılan ilk emisyon kağıt paraların (5 ve 10 liralık) üzerinde ve 1922'den itibaren piyasaya sürülen çeşitli posta pullarında Bozkurt görseli yer aldı. ** Cumhuriyetin ilk kağıt paralarından olan ve üzerinde "Ay-yıldız üzerinde Bozkurt" motifi bulunan 1927 basımı 5 Lira, o dönemin standartlarında oldukça yüksek bir alım gücüne sahipti. Bu parayla yaklaşık 60-65 kilo ekmek veya 10-15 kilo et gibi temel gıda maddeleri alınabilmekteydi. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki fiyatlara göre 5 Liranın alım gücü şu şekildeydi: Ekmek: Tanesi 8-10 kuruştan yaklaşık 60 adet somun ekmek. Et: Kilosu 30-50 kuruş civarında olan koyun veya dana etinden 10 ile 15 kilo arası.
17 Mayıs 2026 04:00

Yürüyelim Arkadaşlar
Yürümek, farklı düşünebilme potansiyelini oturmaya kıyasla ortalama yüzde 60 oranında artırıyormuş. Fitness, İngilizce kökenli bir terim olup sözlük anlamıyla "fiziksel uygunluk", "formda olma" veya "zindelik" demek. Şehirlerde neredeyse her mahallede Fitness salonu açılmış ve müşterileri 15-30 yaş arası gençler. Ama sen yine de bedava olanı değil paralı olanı tercih ediyorsun. * İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy yürümeyi çok seven, "yataktan kalkıp tekrar yatıncaya dek" yürümek isteyen, yürüme tutkusuyla tanınan bir şair. İstanbul'un semtlerinde, özellikle Boğaziçi'nde ve sakin yerlerde saatlerce yürüdüğü bilinir. Aristoteles, yürüyerek ders anlatan, Atina"daki okulunda öğrencileriyle revaklarda (peripatos) dolaşan "Gezginci" filozof. Sokrates, Atina sokaklarında, pazar yerlerinde (agora) insanlarla yürüyerek tartışan ve düşünceyi sokak seviyesine indiren bilge. Nietzsche de yürümeyi sevenlerden. "Sadece yürüyerek kazanılan düşünceler değerlidir" diyen, dağlarda saatlerce yürüyerek felsefe yapan bir yürüyüşçü. Meşhur içecek Kant'ın isim babası Alman filozof Immanuel Kant da düzenli yürüyüş yapanlardan. Yaşadığı Königsberg'de her gün aynı saatte yaptığı disiplinli ve yavaş yürüyüşleriyle ünlü, yürüyüşü sağlığı ve düşüncesi için bir rutin haline getiren filozof. Her gün çalışırken içtiği sıcak şekerli su kant ismiyle bugün hala kahvehanelerde içilir. O kadar düzenli bir filozof ki, her gün yürüyüş için aynı saatte evden çıkar aynı saate çarşıdan geçermiş. O geçerken herkes saatinin düzgün işleyip işlemediğini kontrol edermiş. Yani saat yanılır filozofumuz yanılmaz algısı oluşmuş halkta. Jean-Jacques Rousseau, "Yalnız Gezerin Düşleri" kitabında yürürken hissettiği özgürlüğü ve doğayla bütünleşmeyi anlatan düşünür. Søren Kierkegaard, yürüyüşü zihni boşaltmak ve yaratıcılığı tetiklemek için bir zorunluluk olarak gören, Kopenhag sokaklarında ilham arayan varoluşçu filozof. Batılı yazar ve şairler arasında yürüyüş tutkunlarından biri Henry David Thoreau. Yürümek" adlı denemesinde yürümeyi "kutsal bir hac yürüyüşü" olarak tanımlayan, doğada yürüyerek yaban hayatın derinliğini keşfeden yazar. Arthur Rimbaud, şiirlerinde ve hayatında dur durak bilmeyen, yürüyerek dünyayı ve kendini deneyimleyen "lanetli şair". Bu isimler için yürümek; kaygıdan arınma, yaratıcı fikirlerin doğuşu ve yeryüzüne ayak basarak "burada olma" hissini güçlendiren bir deneyim.
13 Mayıs 2026 04:00

Avrupa'daki Reklamda Çocuk Annesi, Türkiye'deki Reklamda Köpek Annesi
RTÜK Başkanı Mehmet Daniş de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Anayasanın 41. Maddesini hatırlattı ve "Anne, baba ve çocuk. Ailenin kurucu unsurları dışındaki her türlü konumlandırma, hayatın olağan akışına aykırı bir anlatıdır." Dedi. ** Bosch Türkiye'nin 10 Mayıs Anneler Günü öncesi hazırladığı reklam filminde, annelik ve çocuk kavramlarını, anayasaya ve bu toplumun inancına ve kültürel değerlerine aykırı biçimde genişleterek, evcil hayvan sahipliği üzerinden anlatması. Tartışmalar büyüyünce Bosch Türkiye Anneler Günü için hazırladığı "Tam bi' anne hikayesi" başlıklı reklam filmini yayından kaldırdı. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından, "Annelik, reklam diline indirgenerek değersizleştirilecek bir kavram değildir" dedi. ** ** Şundan; Medyada yayınlanan haberlerden öğrendiğimize göre Bosch'un yeni fırınlarını tanıttığı Eylül 2024 tarihli reklam filmi, bu ayrımı gözler önüne seriyor. Aynı tarihlerde Türkiye'de paylaşılan reklamda ise, bu kez "köpek annesi" bir kadın Bosch marka fırınında yemek hazırlıyor, bir yandan köpeğiyle ilgileniyor. İki reklamda da aynı müzik ve aynı alt yazılar kullanılmasına karşın, Batı'da bir ebeveyn, Türkiye'de ise bir "köpek annesi" resmediliyor. Bosch'un Kasım 2023'te yayınladığı bulaşık makinesi reklamı da benzer bir tonda işlenmiş.
06 Mayıs 2026 04:00


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Şirketler Yazıyor Devletler Oynuyor
350 Türkiye, Değişim Elçileri çözüm olarak, " Ya kömür, doğalgaz ve petrol gibi fosil yakıtların neden olduğu bu fiyat şoklarına mahkûm kalmaya devam edeceğiz ya da güneşimizle, rüzgârımızla kendi enerji bağımsızlığımızı inşa edeceğiz." Diyorlar. ** İklim değişikliğiyle mücadele alanında çalışan 350.org'un güncel verilerine göre, İran savaşının ilk 60 gününde yaşanan petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki ani artış, Türkiye'ye de fazladan 3 milyar dolarlık (2,96 milyar dolar – 3,12 milyar dolar) bir ekonomik yük getirmiş. ** "Cebimiz Yanıyor: Fosil Yakıtlar Haneleri ve Ekonomileri Nasıl Tüketiyor?" adlı rapora göre küresel olarak hanelerin fosil yakıt maliyetleri sebebiyle her yıl fazladan 12 trilyon dolar yüklendiğini gösteriyor. Yakıt fiyatları her fırladığında, hükümetler halka bunun "kimsenin elinde olmayan küresel bir şok" olduğunu söyler. Bu sadece "kötü şans" değil; sistemin tam da bu şekilde işlemek, bu statükoyu korumak ve bu süreçte bir avuç şirketi olağanüstü zengin etmek üzere tasarlanmış olmasının bir sonucudur. Sıradan insanlar, fosil yakıtların bedelini aslında üç kez ödüyorlar. Bunlar, on yıllardır sübvansiyonlarla desteklenen fosil yakıt tüketiminin birikmiş maliyetidir ve bu bedel, tam da o sübvansiyonların "korumayı vaat ettiği" yoksul ailelerin sırtına yüklenmektedir. IMF, 2024 yılı küresel fosil yakıt sübvansiyonlarını 7,4 trilyon dolar olarak öngörüyor. Sonuç çarpıcı: Fosil yakıt sektörü, sadece iklim hasarı ve hava kirliliğine bağlı ölümler nedeniyle yılda en az 9,3 trilyon dolar maliyete yol açıyor ve bu bedelin neredeyse hiçbirini kendisi ödemiyor.
03 Mayıs 2026 04:00

Yeni Bir Enflasyon Türü Bu
Enflasyon, deflasyon, stagflasyon derken şimdi savaş kaynaklı enflasyon anlamına gelen yeni bir enflasyon türü çıkmış. "Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası var" diyorlar. Diğer enflasyon türlerinden daha tehlikeliymiş. "2026'nın ilk çeyreğinde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 azaldı, ithalat ise yüzde 4,7 arttı. Türkiye'nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyon giderek açıldı. Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7'ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70'e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız". ** İş dünyasının temsilcisi, ekonomi yöneticilerinden beklentisini de şöyle açıklıyor; "Bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz." ** Küresel ekonomideki olumsuzluklar ve sınırımıza doğru yayılan savaş tehditlerine rağmen iş dünyası temsilcileri umutlu. "Türkiye'nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa'nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye'yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye'nin 'Made in EU' düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye'yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor." ** Dünyada ücretli kesim küresel sermayenin hırsı yüzünden enflasyonun her türüne alışık zaten.
29 Nisan 2026 04:00

Kılavuzu Karga Olanın…
Tabiatın bütün canlı cansız varlıkları gibi kargalar da ders almasını bilenlere iyi bir öğretmendir. Bu kendi kendine tedavi yöntemini sadece annesi eczacı babası tıp fakültesi mezunu olan ve İstanbul'da yaşayan kargalar bilmez. * Mesela Üsküdar'da Recep Kaplan Resim Atölyesi'nin pencere kenarında Recep Hocanın beslediği bir kargası var. Oranın resim atölyesi olduğunu Recep'in de Resim hocası olduğunu sadece dedesi ressam olan kargalar bilmez, resim eğitimi almamış taşrada yaşayan kargalar da birkaç kez buraya uğrasalar bilirler. * İslam'da karga, Kur'an-ı Kerim'de (Mâide Suresi 31. ayet) Kabil'in, kardeşi Habil'in cesedini nasıl gömeceğini öğrenmesi için Allah'ın gönderdiği örnek hayvan olarak geçer ve ders verici/rehber rolüyle bilinir. Karga, insanın cahilliğine karşı Allah'ın bir uyarısı ve insana rehberlik eden bir araç olarak tasvir edilir. İslam geleneğinde karga, Kabil"in cehaletine karşı bir örnek olarak sunulması nedeniyle, insanlığın medeniyet yolunda attığı ilk adımlardan biri olan gömme eyleminin rehberi olarak kabul edilir. * Kargalar doğada 15-20 yıl yaşarlar. En uzun karga ömrü ise 40 yıldır. Esaret altında ses taklidi yapmakta daha çok yeteneklidir. Doğada bulunan her şeyi yiyebilir. Çöp, böcek, sinek gibi birçok canlıyı yiyerek beslenebilir. Kargaların bir çeşidi olan leş kargaları sadece leşleri yer. "Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz" sözü leş kargaları örneği verilerek söylenmiş bir sözdür. Bu söz, 120 ayrı çeşidi olan ve birçoğunun sebze meyve ve böcekle beslendiği diğer kargaları bağlamaz. Çoğu kültürde kargalar hala kutsaldır.
26 Nisan 2026 04:00