×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Köşe Yazarı

Piyasalar Yanlış Yere Bakıyor: Fed'de Faiz İndirimi Hikâyesi Bitmedi, Piyasalar Yine Klasik Hatasını Yaptı

19 Haziran 2026 00:01

FED toplantısından çıkan birkaç şahin cümleyi gördü... Faiz artışı ihtimaline odaklandı... Ve hemen şu sonuca vardı: "Faiz indirimleri rafa kalktı." Oysa bana göre tablo tam olarak öyle değil. Çünkü Kevin Warsh'ın başkanlığındaki ilk Fed toplantısından çıkan mesajlar dikkatle incelendiğinde, ortada yeni bir faiz artırımı döngüsünden çok, gelecekteki faiz indirimlerinin altyapısını hazırlamaya çalışan bir yaklaşım görülüyor. Warsh göreve gelir gelmez piyasalara "rahat olun, faizleri indireceğiz" mesajı veremezdi. Bazı üyeler bu yıl içinde faiz artırımı öngörüyor. Yani Fed içinde ortak bir "faiz artırma zorunluluğu" görüşü oluşmuş değil. Tarih bize şunu gösteriyor: Fed faiz artırımlarını enflasyon yükseldiği için yapar. Çünkü yeni Fed Başkanı sadece bugünün rakamlarına bakmıyor. Enflasyon baskısının azalması ise Fed'in elini rahatlatır. Bir başka dikkat çekici konu da Warsh'ın kendi faiz tahminini açıklamaması oldu. Çünkü Warsh aslında şunu söylüyor: "Ben piyasaya söz vermeyeceğim. Verilere göre hareket edeceğim." Bu yaklaşım Fed'i önceden belirlenmiş bir faiz patikasına mahkûm etmiyor. Bugün Fed'in önündeki en büyük risk belki de artık enflasyon değil. Ekonomik büyümede yaşanabilecek sert bir yavaşlama. Bu nedenle ben Fed toplantısının özeti olarak şu cümleyi kuruyorum: "Faiz indirimi hikâyesi bitmedi." Sadece piyasanın beklediği kadar hızlı olmayacağı mesajı verildi. Bana göre Fed bugün faiz artırmaktan değil, yarın faiz indirebilmek için güven inşa etmekten bahsediyor.

İran Tebrikleri Kabul Ediyor

19 Haziran 2026 00:01

Hürmüz krizinin neden olduğu ekonomik krizle birlikte ara seçim öncesi kamuoyu desteğini de kaybeden Trump 108 gün sonra İran ile anlaştı. Trump, 28 Şubat'ta İsrail Başbakanı Netanyahu ile İran'da rejimi iki günde değiştirme ve ülkeyi zayıflatma planıyla İran'a saldıran ve dünyayı bir enerji krizine sürükleyerek, Ortadoğu'yu kan gölüne çevirmişti. ABD ve AB medyası, 108 günlük savaşı sona erdiren ateşkesi, Trump'ın saldırının başlangıcındaki sözlerini hatırlatarak eleştiri yağmuruna tuttu ve mutabakatı 'İran'ın zaferi' olarak niteledi. Ateşkese ilişkin "Başkan kayıtsız şartsız teslim istiyordu, onun yerine bir sürprizle karşılaştı" başlığını taşıyan, David E. Sanger imzalı sert bir analize yer veren New York Times'ın "İran'ın kutlayacak çok şeyi var" yorumu dikkat çekti. Gazete, Trump'ın 15 hafta önce, İran'la savaşın nasıl sona ereceğine dair en büyük iddialarını dile getirirken, "İran'la koşulsuz teslimiyet dışında hiçbir anlaşma olmayacak" dediğini hatırlattı. Wall Street Journal da "Savaş politikası çöktü. İran ile varılan mutabakat Washington'un başlangıçta ilan ettiği hedeflerden geri adım anlamına geliyor" yorumunda bulunurken, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun telefon görüşmelerinin dostane geçmediğini, Lübnan hakkında son zamanlarda yaptığı telefon görüşmelerinden birinde, Trump'ın Netanyahu'ya "Neden binaları havaya uçuruyorsunuz? Binaları havaya uçurmayı bırakın" dediğini iddia etti. Trump ise İran'a yönelik politikalarını eleştirenlere, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada "Borsa rekor seviyeye ulaşmış ve petrol fiyatları düşüşteyken, İran'a karşı yeterince sert davranmadığımı düşünenler ya kıskançtır ya kötü insandır ya da aptaldır" diyerek karşılık verdi. ABD ile İran arasındaki mutabakat metninin kamuoyuyla paylaşmasının ardından İran devlet televizyonuna konuşan İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail'in savaşın başında belirlediği 9 hedefe ulaşmasına engel olduklarını savunarak "ABD ve Siyonist rejimi yendik" dedi.

Ysk Kararlarının Kesinliği İle Hukuka Aykırı Seçim İşlemleri

19 Haziran 2026 00:01

Türk hukuk sisteminde seçimlerin yönetimi ve denetimi görevi Anayasa tarafından Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK) verilmiştir. Anayasa'nın 79. maddesi, seçimlerin başlamasından sonuçların kesinleşmesine kadar geçen sürecin dürüstlük içinde yürütülmesinden YSK'nın sorumlu olduğunu belirtmekte ve Kurul kararlarının kesin olduğunu hükme bağlamaktadır. Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle seçim işlemi ile seçim sürecinde işlenen suçların birbirinden ayrılması gerekir. Bu nedenle bir ceza mahkemesi doğrudan "seçim iptal edilmiştir" şeklinde karar vermez; fakat seçim sonucunu etkileyen suçların işlendiğini tespit edebilir. Kamu seçimleri bakımından baskın görüş, Anayasa'nın 79. maddesi nedeniyle YSK kararlarının kesin olduğu yönündedir. Bu nedenle seçim hukukunda "kesinlik ilkesi" özel bir önem taşımaktadır. Ancak kamu seçimlerinde ortaya çıkan bu ceza sorumluluğunun seçim sonucunu doğrudan değiştirmesi konusunda anayasal sınırlar bulunmaktadır. Özellikle "mutlak butlan" kavramı bu noktada önem kazanmaktadır. Karşı görüş ise YSK gözetiminde yapılmış ve kesinleşmiş bir seçim sonucunun dolaylı biçimde ortadan kaldırılmasının Anayasa'nın 79. maddesiyle bağdaşmayacağını savunmaktadır. Sonuç olarak Türk hukukunda seçimlerin kesinliği ilkesi ile hukuka aykırı işlemlerin yargısal denetimi arasında hassas bir denge bulunmaktadır. Savcılıklar ve mahkemeler suçları araştırabilir, failleri cezalandırabilir ve hukuka aykırılıkları tespit edebilir. Ancak bu tespitlerin seçim sonucuna nasıl yansıyacağı seçim türüne göre değişmektedir. Bu nedenle CHP kurultayı etrafında ortaya çıkan tartışma yalnızca bir parti içi uyuşmazlık değil, aynı zamanda Türk hukuk sisteminde seçimlerin kesinliği ile hukuk devletinin hukuka aykırılıkları giderme yükümlülüğü arasındaki ilişkinin yeniden tartışılmasına yol açan önemli bir anayasal mesele niteliği taşımaktadır.

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Ne Güzel Ülkemin İnsanları, Ne Güzel İyilik Ve Unutulmamak

19 Haziran 2026 00:01

İBB Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Yavuz Saltık, Silivri Cezaevi'nden yıllar önce Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde yaşadığı bir olay üzerinden Anadolu insanının vefa duygusunu ve fedakarlığını yazdı. Gerek tarihi güzellikleri gerek gastronomisi gerekse iş ve sermaye potansiyeli ile ülke ekonomisine katkısı bakımından her türlü övgüyü hak eden bu ilçemize 1-2 sene önce karlı bir kış gününde gitmiştik. Arkadaşlar hem İstanbul Büyükşehir Belediyesinde çalıştığımızı hem de belediye başkanımız sayın Ekrem İmamoğlu'nun bu tür çalışmalara olan desteğini bildiklerinden "İstanbul'dan Ekrem İmamoğlu'nun dostları bizim ilçemizde bugün 2.500 ilköğretim öğrencisine kışlık bot ve mont dağıtmaya geldiler. Tüm gün çalıştık ve bitirdik. Şimdi de burada sohbet ediyoruz" diye bizleri takdim ettiler. "Heval hoş geldiniz. Sarılmak ve teşekkür etmek de isterdim ama üstüm biraz kirli, ama ellerim temiz" deyip iş eldivenlerini çıkararak o sıcacık ve kuvvetli elini bana doğru uzattı. "Allah razı olsun. Umarım bir gün de sarılıp teşekkür edebilirim" dedi. 27 Mayıs 2025'te İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik operasyonların birinde tutuklanıp Silivri Cezaevine gelişiminin ilk aylarıydı. "Yavuz Saltık'a avukat var" dediler. Niye geldi?' Çünkü bazı avukatların belli amaçlarla tutuklu bazı arkadaşları ziyaret ettiğini gazetelerden okumuştum. Bunları düşünürken 'Buyurun' dedim. "Yavuz Saltık siz misiniz" dedi. Siz kimsiniz' dedim "adım şu" dedi. İsmini bilmediğim o kız babasının ağzından; elinin darlığından bir türlü kızının ihtiyacını karşılayamadığı bir dönemde Hızır gibi yetiştiğinizi, o gün üzerinde iş elbiseleri olduğundan teşekkürünü sarılarak yapamadığını, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yapılan operasyonlardan birinde alınıp cevaevine koyulduğunuzu öğrendiğinde buna çok üzüldüğünü ve o gün yarım kalan teşekkürünü bugün bu şekilde etmek istediğini aktararak kendisini gönderenin o kız çocuğu babası olduğunu söyledi. Avukat ayrıldıktan sonra 4 metrekarelik görüşme odasında ayakta öylece kala kaldım. Ne güzel şeydir iyilik ve ne güzel şeydir vefa ve unutulmamak. Buradan da sesleniyorum Doğubayazıtlı kardeşime.

Filtreleme Haberleri

Yusuf Ziya Cömert

Akrabadan Biri Ama Hangisi?

Bir de iktidar partisini kayıtsız şartsız destekleyen yardımcı parti. İktidar partisinin bir lideri var. Kültürde iyi olmadığımızı zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan da itiraf ediyor. Her şeyin fiyatı her şey olabilir. Dolar milyonerlerinin sayısı dünyada yüzde 1,2 oranında artarken bizde yüzde 8,4 oranında arttı, dünya ortalamasından 7 kat fazla. Hele de yolsuzluğu iktidar yapıyorsa. 143 ülke arasında 118. Sıradayız. Keza Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dışındaki cumhurbaşkanı adaylarından bahsetmeyi de… Erdoğan sonrası konuşulabilir. Aslında Erdoğan görevinin başında iken Erdoğan sonrasını konuşmak başka iktidar alternatiflerini konuşmaktan daha sakıncalı. Normaldir, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın AK parti içindeki muhtemel lider adaylarını dengine getirdikçe tasfiye etmiş olması böyle bir ihtiyata sebep olmuş olabilir. Bu sıralar eski enerji bakan Berat Albayrak'la Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mahdumu Bilal Erdoğan'ın adı daha sık geçiyor. Yorumlayan yorumlar ama Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle bir hizipleşmeye meydan vermez.

19 Haziran 2026 00:01

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Taha Akyol

Erdoğan Ve Avrupa

Tabii Gürlek ve Dışişleri Bakanlığı raporu eleştirdiler, " Türkiye'de yargı bağımsızdır " dediler. Erdoğan Başbakan olarak okuduğu ilk hükümet programında, hukuk ve özgürlükler konusunda evrensel standartları esas alacaklarını vurguluyor ve şöyle diyordu: " Hükümetimiz, Kopenhag kriterlerini tam olarak yerine getirme konusunda kararlıdır." (23 Mart 2003) Erdoğan'ın ilk on yılda böyle birçok konuşması vardır. 2011'deki hükümet programında da şöyle diyordu: " Cumhuriyetin kuruluşundan sonra en büyük modernleşme hamlesi olan Avrupa Birliğine katılım sürecini kararlılıkla yürüttük." (8 Temmuz 2011) Bu eksendeki politikalar sayesinde Türkiye'nin itibarı yükseldi, faizi ve enflasyonu düşük tutarak kişi başı gelirimiz yılda 900 dolar arttı… Türkiye'de " vesayet "in kaldırılmasında " Kopenhag Kriterleri " kavramı ve Avrupa desteği çok yararlı oldu. Avrupa Konseyi "Türkiye'nin otokrasiye doğru sürüklendiği endişesini" açıkladı. (1 Mart 2017) Venedik Komisyonu, bu sistemin " Türkiye'yi otoriter ve şahsî yönetime götürebileceğini " belirten uzun bir rapor yayınladı. (10 Mart 2017) Referandum sürecinde, Almanya ve Hollanda başta olmak üzere Avrupa ülkeleri Türk Bakanların gelip konuşma yapmasına izin vermedi. Erdoğan'ın şu sözü o dönemdedir: "Bizim artık bunların (Kopenhag) kriterlerine ihtiyacımız yok, bizim Ankara kriterlerimiz var." (27 Mart 2017) Türkiye o günden beri hukuki tanımı olmayan " Ankara kriterleri " ile yönetiliyor. Bakan Gürlek'in " Yabancı yatırımcının Türkiye'ye gelebilmesi için hukuki güvenlik zemini oluşturmak istiyoruz " sözü oluşan hukuk güvensizliğinin tescilidir.

19 Haziran 2026 00:01

Tarihte Bugün 19 Haziran

OLAYLAR 325 - İznik Konsili toplantısı sona erdi. 1910 - Almanya'da "Deutschland" adlı ilk Zeplin balonu, ilk havalanışını başarıyla gerçekleştirdi. 1953 - Sovyetler Birliği adına casusluk yapmaktan suçlu bulunan Amerikan vatandaşları Ethel ve Julius Rosenberg, New York'taki "Sing Sing" hapishanesinde idam edildiler. 1966 - Türkiye Güreş Millî Takımı, Kanada'daki Dünya Güreş Şampiyonası'nda birinci oldu. 1973 - Dünya Sevgi Birliği Madalyası, "Sev Kardeşim" ve "Hayat Bayram Olsa" şarkıları nedeniyle Şenay'a verildi. 1991 - Sovyetler Birliği'nin Macaristan'ı işgali sona erdi. Ölümlere "Serratia Marcescens" adlı bakterinin yol açtığı açıklandı. 1854) 1783 - Friedrich Sertürner, Alman eczacı (ö. 1928) 1854 - Alfredo Catalani, İtalyan besteci (ö. 1928) 1861 - José Rizal, Filipinli gazeteci, yazar ve şair (ö. 1932) 1877 - Charles Coburn, Amerikalı oyuncu (ö. 1986) 1896 - Erich Koch, Alman siyasetçi (ö. 1986) 1897 - Cyril Hinshelwood, İngiliz kimyager ve 1956 Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1948) 1910 - Paul Flory, Amerikalı kimyager ve 1974 Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1985) 1921 - Louis Jourdan, Fransız oyuncu (ö. 2018) 1928 - Tommy DeVito, Amerikalı müzisyen ve şarkıcı (ö. 2020) 1928 - Bahaeddin Özkişi, Türk yazar (ö. 1975) 1930 - Gena Rowlands, Amerikalı oyuncu (ö. 2022) 1939 - Ferdi Merter, Türk tiyatro, sinema oyuncusu, yazar ve yönetmen (ö. 2002) 1945 - Aung San Suu Kyi, Myanmarlı siyasetçi ve 1991 Nobel Barış Ödülü sahibi 1945 - Radovan Karadžić, Sırp siyasetçi ve savaş suçlusu 1945 - Tobias Wolff, Amerikalı yazar 1947 - Salman Rüşdi, Hint asıllı İngiliz yazar 1947 - Hasan Şehata, Mısırlı futbolcu ve teknik direktör 1948 - Nick Drake, Britanyalı şarkıcı, söz yazarı ve besteci (ö. 2003) 1959 - Anne Hidalgo, Fransız siyasetçi 1959 - Christian Wulff, Alman siyasetçi ve eski cumhurbaşkanı 1960 - Raúl Vicente Amarilla, Paraguaylı futbolcu 1962 - Paula Abdul, Amerikalı koreograf ve şarkıcı 1962 - Fiona Gillies, İngiliz oyuncu 1964 - Boris Johnson, Britanyalı gazeteci ve politikacı 1967 - Bjørn Dæhlie, Norveçli kayaklı koşu sporcusu 1967 - Ziya Kürküt, Türk tiyatro ve sinema oyuncusu, seslendirme sanatçısı ve sunucu 1970 - Antonis Remos, Yunan şarkıcı 1970 - Ahmet Büke, Türk yazar ve iktisatçı 1970 - Brian Welch, Amerikalı müzisyen 1970 - Rahul Gandhi, Hint siyasetçi 1971 - Ali Ercoşkun, Türk siyasetçi 1971 - José Emilio Amavisca, İspanyol futbolcu 1972 - Jean Dujardin, Fransız oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü sahibi 1972 - Brian McBride, Amerikalı futbolcu 1972 - Poppy Montgomery, Avustralyalı oyuncu 1972 - Robin Tunney, Amerikalı oyuncu 1974 - Bülent Ataman, Türk futbolcu 1975 - Hugh Dancy, İngiliz oyuncu ve manken 1975 - Anthony Parker, Amerikalı basketbolcu 1975 - Dennis Crowley, Amerikalı iş insanı ve Foursquare kurucu ortağı 1976 - Alişan, Türk şarkıcı, oyuncu ve sunucu 1978 - Dirk Nowitzki, Alman millî basketbolcu ve NBA oyuncusu 1978 - Zoe Saldana, Amerikalı oyuncu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Akademi Ödülü sahibi 1979 - Clara G, Rumen porno yıldızı ve yönetmen 1979 - Daniele Sottile, İtalyan voleybolcu 1979 - José Kléberson, Brezilyalı futbolcu 1980 - Lauren Lee Smith, Kanadalı oyuncu 1981 - Nadia Centoni, İtalyan voleybolcu 1981 - Clementine Poidatz, Fransız oyuncu 1983 - Macklemore, Amerikalı rapçi 1983 - Aidan Turner, İrlandalı oyuncu 1983 - Mark Selby, İngiliz snooker ve pool oyuncusu 1983 - Milan Petržela, Çek futbolcu 1984 - Birce Akalay, Türk oyuncu 1984 - Paul Dano, Amerikalı oyuncu 1984 - Mateus Galiano da Costa, Angolalı futbolcu 1985 - José Sosa, Arjantinli futbolcu 1986 - Ragnar Sigurðsson, İzlandalı futbolcu 1988 - Şafak Pekdemir, Türk oyuncu 1989 - Abdelaziz Barrada, Faslı futbolcu 1992 - Carlos Ascues, Perulu futbolcu 1993 - Olajide William Olatunji, İngiliz YouTuber 1994 - Miguel Cardoso, Portekizli futbolcu 1995 - Deniz Aygül, Türk basketbolcu 1996 - Lorenzo Pellegrini, İtalyan futbolcu 1998 - José Luis Rodríguez, Panamalı futbolcu 1998 - Viktoriya Zeynep Güneş, Türk yüzücü 1998 - Ömer Faruk Yurtseven, Özbek asıllı Türk millî basketbolcu 2002 - Nuno Mendes, Portekizli millî futbolcu 2002 - Aral Şimşir, Türk asıllı Danimarkalı futbolcu ÖLÜMLER 626 - Soga no Umako, Japonya'da Asuka döneminde yaşamış Soga boyu üyesi bir devlet adamı (d. 551) 1650 - Matthäus Merian, İsviçreli yayıncı (d. 1593) 1716 - Tokugawa Ietsugu, 7. Tokugawa şogunu (d. 1709) 1747 - Nadir Şah, İran Şahı (d. 1688) 1820 - Joseph Banks, İngiliz doğa bilimci ve botanikçi (d. 1743) 1844 - Étienne Geoffroy Saint-Hilaire, Fransız doğa bilimci (d. 1772) 1865 - Evangelis Zappas, Yunan iş insanı (d. 1860) 1867 - I. Maximilian, Meksika İmparatoru (d. 1832) 1886 - Hobart Paşa, İngiliz asıllı deniz subayı (d. 1822) 1898 - Franz Lefler, Avusturyalı ressam (d. 1831) 1937 - James Matthew Barrie, İskoç yazar (d. 1860) 1951 - Angelos Sikelianos, Yunan lirik şair ve oyun yazarı (d. 1884) 1953 - Ethel Rosenberg, Amerikalı casus (d. 1915) 1953 - Julius Rosenberg, Amerikalı casus (d. 1918) 1956 - Thomas J. Watson, Amerikalı iş insanı (d. 1874) 1956 - Vladimir Obruçev, Rus jeolog (d. 1863) 1962 - Frank Borzage, Amerikalı yönetmen (d. 1894) 1973 - Tahir Alangu, Türk edebiyat tarihçisi ve halk bilimi araştırmacısı (d. 1915) 1977 - Ali Şeriati, İranlı sosyolog (d. 1933) 1986 - Coluche, Fransız oyuncu ve komedyen (d. 1944) 1992 - Kathleen McKane Godfree, İngiliz badmintoncu ve tenisçi (d. 1986) 1993 - William Golding, İngiliz yazar (d. 1911) 2010 - Mübariz İbrahimov, Azeri asker (d. 1988) 2010 - Manute Bol, Sudanlı basketbolcu (d. 1962) 2012 - Richard Lynch, Amerikalı oyuncu (d. 1936) 2013 - Gyula Horn, Macar sosyalist politikacı ve eski Başbakan (d. 1932) 2013 - James Gandolfini, Amerikalı oyuncu (d. 1961) 2013 - Sait Maden, Türk şair, çevirmen, ressam, fotoğrafçı ve grafik tasarımcısı (d. 1931) 2014 - Ibrahim Touré, Fildişi Sahilli futbolcu (d. 1985) 2015 - Jack Aeby, Amerikalı fizikçi ve fotoğrafçı (d. 1923) 2016 - Götz George, Alman oyuncu (d. 1938) 2016 - Anton Yelchin, Rus asıllı Amerikalı oyuncu (d. 1989) 2017 - Ivan Dias, Hint kardinal (d. 1936) 2017 - Tony DiCicco, Eski Amerikan futbolcusu, antrenör ve TV yorumcusu (d. 1948) 2017 - Otto Warmbier, Amerikalı üniversite öğrencisi (d. 1994) 2018 - Katriina Elovirta, Fin futbolcu ve hakemdi (d. 1961) 2018 - Sergio Gonella, İtalyan futbol hakemi (d. 1933) 2018 - Hubert Green, Amerikalı golfçü (d. 1946) 2018 - Koko, Batı ova gorili (d. 1971) 2019 - Norman Stone, İskoç tarihçi (d. 1941) 2019 - Dmitro Timçuk, Ukraynalı siyasetçi, askeri uzman, gazeteci ve blog yazarı (d. 1972) 2019 - Peng Xiaolian, Çinli film yönetmeni, senarist ve yazardır (d. 1953) 2020 - Ian Holm, İngiliz oyuncu (d. 1931) 2020 - Carlos Ruiz Zafón, İspanyol yazar (d. 1964) 2022 - Tim White, Amerikan profesyonel güreş hakemi (d. 1954) 2024 - Michel Dupuch, Fransız diplomat (d. 1931) 2025 - André Fanton, Fransız siyasetçi (d. 1928)

19 Haziran 2026 00:01

Şule Demirtaş

İran'ın Dayanma Gücü

Aradan yıllar geçer, aktörler değişir, krizlerin mahiyeti farklılaşır, fakat kurulan cümle hep aynıdır: " Bu kez İran'ın sonu geldi." Oysa son 45 yılın tarihi dikkatle okunduğunda görülen şey İran'ın çöküşünden ziyade hayatta kalma kapasitesidir. Elbette bu durum İran İslam Cumhuriyeti'nin başarılı bir yönetim modeli ortaya koyduğu anlamına gelmiyor. 1979 Devrimi'nin ardından ortaya çıkan tabloya bakıldığında bu durumun kodları da açığa çıkıyor. Kurumsal yapısı oluşmadan başlayan İran-Irak Savaşı genç cumhuriyetin karşı karşıya kaldığı ilk büyük sınav oldu. Buna rağmen İran varlığını sürdürdü. 2000'li yılların ortalarından itibaren İran'ın hikâyesi yalnızca kendi iç siyasetiyle açıklanabilecek bir hikâye olmaktan çıktı. Tahran, Irak'tan Lübnan'a, Yemen'den Suriye'ye kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkisini artırırken Kasım Süleymani gibi isimler de bu yeni dönemin sembolleri hâline geldi. 2009 Yeşil Hareketi'nden Mahsa Amini sonrasında yaşanan gösterilere kadar uzanan süreçte İran toplumunun önemli bir bölümünün mevcut düzenden memnuniyetsizlik duyduğu uzaydan görülecek kadar açıktı. Buna rağmen hoşnutsuzluk ne Trump'ın ne de Netenyahu'nun "rejimi yıkma" çağrılarıyla birleşmedi. Bu yüzden İran'ın hikâyesi bir başarı hikâyesi olarak da okunamaz, yaklaşan bir çöküş hikâyesi olarak da. İran son kırk beş yılda ağır bedeller ödedi ve bu bedellerin önemli bir kısmını hâlâ ödemeye devam ediyor. İran aynı zamanda Hürmüz Boğazı'ndan Irak'a, Körfez'den enerji piyasalarına kadar uzanan geniş bir coğrafyada maliyet üretebilme kapasitesine sahip. İran'ın dayanıklılığı ile haklılığı aynı şey değildir.

19 Haziran 2026 00:01

Semra Alkan

Altılı Masa Hortladı

Butlan kararının 2 önemli sonucu olduğu düşüncesindeyim. Atatürk'ün kurduğu partide yaşanan bu olumsuz görüntülerle birlikte Atatürk sevgisinin ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığın daha da arttığı söylenebilir. Hatırlayalım Altılı Masa döneminde Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunda yaşanan krizi. O süreçte bir tek Kemal Kılıçdaroğlu konuşmadı. Kazanacak aday, şöyle aday, böyle aday, % 60'la kazanabilecek aday… Altılı Masa'yla ve özellikle de Kılıçdaroğlu'yla hesaplaşılamayan duygular. Sahada butlan kararıyla birlikte Altılı Masa'nın hortladığı duygusu hâkim. Dolayısıyla sadece CHP seçmeni değil genel olarak muhalefet seçmeni Kılıçdaroğlu'nun gelmesiyle birlikte yoğun bir öfke ve diğer olumsuz duygularla boğuşuyor. Zira olumsuz duygular çok güçlü. Açıkçası Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi bir liderin yüksek ihtimal yeniden aday olması beklenir. Öte yandan Erdoğan sonrasıyla ilgili olarak son dönemde özellikle aileden isimler belirtiliyor. Birçok yazıda belirttiğim gibi sahada Erdoğan dışında aileden bir isim duyulduğunda yüzler hemen ekşiyor. Erdoğan sonrası için sadece aileden değil çoğunlukla AK Partili siyasetçileri belirttiğinizde de yüzler ekşiyor. Erdoğan gibi Fidan'ın da yönetme iradesini hissettirdiği söylenebilir. Yalnız akşamdan sabaha muhalefetteki liderleri yorumlayan iktidar yanlısı yazarların Erdoğan sonrası için sahada olumlu olarak belirtilen Fidan ile ilgili pek yorum yapmaması ilginç…

19 Haziran 2026 00:01

Mehmet Ocaktan

Erken Ya Da Öne Alınmış Seçim Tiyatrosu

Doğal olarak AK Parti iktidarı da erken seçim yapmak niyetinde değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hukuk danışmanı Mehmet Uçum sahneye çıkıyor ve 'öne alınmış' seçim fitilini şu sözlerle ateşleyiveriyor: "Önümüzdeki genel seçimlerin 16 Nisan 2028 Pazar günü yapılması için TBMM'nin… normal seçim günü olan 7 Mayıs 2028'den önce uygun bir zamanda seçimlerin yenilenmesi kararı alması yeterlidir." Abartılı komplo teorileri üretmeye hiç gerek yok, Seçim kararı gibi kritik bir konuda, sıradan bir danışmanın cumhurbaşkanına danışmadan, en azından bilgi vermeden böyle bir açıklama yapması mümkün olmayacağına göre, demek ki bir yerlerde "öne alınmış" seçim meselesi pişiriliyor… Açıkçası partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli'nin, Uçum'un açıklamalarını değerlendirirken söylediği şu ifadeler hayli kafa karıştırıcı: "Seçimlerin zamanında yapılmasıyla Cumhurbaşkanımızın danışmanının verdiği tarih arasında saat farkı bile yoktur. Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır. Millet seçimden önce seçime getirilmiş gibi gösteriliyor. Bu doğru değildir. Cumhurbaşkanımız görevdedir, biz de arkasındayız." Genellikle şifreli ve gizemli konuşmalar yapmayı seven Bahçeli'nin, "Millet seçimden önce seçime getirilmiş gibi gösteriliyor. Bu doğru değildir" şeklindeki ifadesi, gerçekten seçimin zamanında yapılması gerektiğine mi işaret ediyor, yoksa AK Parti'ye bir mesaj niteliği mi taşıyor, doğrusu orası biraz karışık… Genellikle AK Parti'nin yönetim çevrelerinde kabul gören yaklaşıma göre, seçimin 2027'nin kasım ayında olacağı biliniyor. Bir başka ihtimal de CHP'nin üzerine çöken "butlan kabusu" henüz bitmeden, seçimin 2027'nin Nisan-Mayıs aylarına çekilebileceği yönünde. Her ne kadar normal tarihinden bir ay önce seçim yapmak çok absürtmüş gibi görünse de bazı yüksek yerlerde böyle çılgın hazırlıklar yapılıyor olabilir. Ama AK Parti iktidarının çok daha büyük sorunları var. Ama şu anda yapılan anketler, hiç de AK Parti'yi mutlu edecek gibi görünmüyor.

19 Haziran 2026 00:01

İskender Öksüz

Buna Tavuklar Güler

Halk pahalı mal almasın diye emrederler: "Fiyat düşürüleceeek… Düşür!" Veya zavallı üretici sıkıntı çekmesin diye emrederler: "Fiyat yükseltileceeek… Yükselt!" Hâlbuki fiyat, iktisat biliminin asıl konusudur. Piyasada bir üretici ve bir tüketici yok. Bu daha fazla üretici sayesinde de daha fazla mal ve hizmet üretilir. Bu fiyat yükseldikçe ürünün artmasına, fiyat azaldıkça da ürünün piyasadan çekilmesine bir ad veriyorlar: Arz eğrisi. Bir de işin talep tarafı var. Bu da talep eğrisi. Ürünün fiyatı, iktidarın öngördüğü fiyat da değildir. O iki eğrinin, arz eğrisiyle talep eğrisinin kesiştiği yerdir. Piyasanın, yani "görünmez el"in tayin ettiği kadar liradır. Bir taraftan talep artarken diğer taraftan arz düşmektedir. Süte daha düşük fiyat verdik. Şimdi Et ve Süt Kurumu, Et İthalat Kurumu ve o sevgili halkımız pek az kırmızı et yiyebiliyor. Beyaz et üreticilerine sabaha karşı baskın yapacağız. Kim bilir, belki bir Yumurta ve Tavuk Kurumu kurarız. Aklıma başka bir Nobelli iktisatçının, Milton Friedman'ın sözü geliyor: " Bizim hükümete Büyük Sahra'nın yönetimini verseler, beş yıla kalmaz kum kıtlığı başlar. " Aklınıza bir soru takılmış olabilir. 13 Nisan 2025 tarihli, "Fiyatları kim arttırıyor?" yazımda Sargent'in kıtlık ve fazlalık özdeyişini 2011 Nobel nutkunda sarf ettiğini yazmıştım. O cümle, 2013 Princeton konferansında söylenmiş.

19 Haziran 2026 00:01

Gökhan Aktürk

İsmail Kartal Doğru Karar Mı?

Sana İsmail Kartal İle çalışmak yakışmaz. Sana Mourinho ve Jürgen Klopp gibi isimlerle çalışmak yakışır." diyen Aziz başkan, gecikmeli de olsa takımının teknik direktörünü dün öğle saatlerinde açıkladı. Beklenen Aykut Kocaman yerine, İsmail Kartal dördüncü kez göreve getirildi. Fenerbahçe'nin, beklendiği gibi, yeni futbol direktörü Oğuz Çetin oldu. O da doğru bir tercih mi, tartışılacaktır. Teknik Direktörün birinci yardımcısı ise taraftarın sevgilisi Dirk Kuyt. Aziz Yıldırım, göreve getirdiği teknik direktör hakkında, "Başarıyı bir seneyle yorumlamayın. Yirmi sene başkanlık yaptım, herkesi iyi tanıyorum." dedikten bir ay sonra İsmail Kartal ile anlaştı. Hatta kızı Yaz Yıldırım, başkanın kurul üyeleriyle yaptığı sohbette, " İsmail Kartal ile görüştünüz mü?" sorusuna mimikleriyle "Olmaz." cevabını vermişti. Tekrar yuvaya dönmek beni çok mutlu etti. Sayın başkanımızın dün beni arayıp, 'Oğlum İsmail, nasılsın?' demesi bile beni çok mutlu etti. Başkanımızla çok özel anılarımız var. 3 Temmuz süreci, kurşunlanmamız…" Hoca ayrıca, "Dünya futbolunda beş trend takım var: PSG, Bayern Münih, Barcelona, Arsenal ve Manchester City. Taraftarlarımız bu takımları izlerse, biz de o günlerde bu futbolun benzerini oynattık. O günkü futbolun üzerine eklentilerimiz olacak." diyerek girişi iyi yaptı ve taraftarın beklentisini zirveye çıkardı. Allah'ın izniyle bunu başaracağız." Oğuz Çetin ise, "Göreve geldiğim için çok mutluyum. Fenerbahçe ruhunu tekrar hatırlatmak adına ben ve arkadaşlarım, hep birlikte bu göreve hazırız." Dirk Kuyt "Ben şampiyon olarak gittim şampiyon yapmak için geri dönüyorum." ifadelerini kullandı. Cihan Kamer; Fenerbahçe taraftarının oyun beklentisini biliyoruz. 103 gollü sezondaki gibi, taraftarın sevdiği, çok gol atan bir takım oluşturmak için çalışmalar yapıyoruz. Samandıra'nın enerjisini yükselteceğiz." Ters köşe yapan açıklamanın ardından gelen eleştiriler de birbirinin devamı niteliğinde. Aykut Kocaman'a yakın bir ekibin yaptığı açıklama dikkat çekici: "Topuk Yaylası'na götürülmek üzere iki gün önce malzeme listesi hazırladık. City Group'tan üç antrenörle anlaştık. Bu antrenörlerin ikisi atletik performans alanında, biri ise Fener Lab'da görev yapacaktı. Yeni sezon için çalışmalar yaptık ve hazırlıklarımızı tamamladık. Teknik heyete bağlı bir scout ekibi kurduk. 22 Haziran'ı belirledik ve raporu sunduk. Şaşkınız. Fenerbahçe için hayırlısı neyse o olsun." "Ben göreve gelirsem her şey hazır." diyen başkanın planı, sanki Samandıra'da kendisine yer yaptırmak olmuş gibi görünüyor.

19 Haziran 2026 00:01

Figen Çalıkuşu

Tavuk Sektöründe Hukuksuzluk Kasırgası

Ben bu gelişmenin "soruşturma usulüne" hukuksal açıdan bakmayı tercih ediyorum. Bir tanesi 237. maddedeki "fiyatları etkileme" suçu. Bir diğeri de olsa olsa 240. maddedeki "satıştan kaçınma" suçu. Gelelim ikinci başlığa, denetim kayyımlığına: "Milletimizin temel gıda tedarik zincirinin kesintiye uğramaması ve ticari faaliyetlerin hukuka uygun, şeffaf ve denetlenebilir şekilde sürdürülebilmesi amacıyla soruşturma kapsamındaki 13 şirkete denetim kayyımı atanmıştır. " Aynı gün İstanbul Başsavcılığı da bir açıklama yaptı ve denetim kayyımlığının CMK 133. maddesine göre uygulandığını bildirdi. CMK 133. maddesinde denetim kayyımı tedbirinin hangi suçlarda uygulanacağı tek tek yazılı da ondan. Bu suçlar arasında ne Bakan Gürlek'in tarif ettiği "suç" ne de "fiyatları etkileme" ve "satıştan kaçınma" suçları var. Nitekim günler sonra bu hukuksuz, dayanaksız denetim kayyım kararına yapılan itiraz üzerine " denetim kayyımlığı tedbirinin durdurulduğu" haberlerini gördük. Yasada karşılığı olmayan denetim kayyımı uygulamasının "iptal" edilmesi gerekir. Ve diğer önemli üçüncü başlık, gözaltı kararı: "Yürütülen soruşturma kapsamında; serbest rekabet ortamını ihlal ederek fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdiği değerlendirilen 29 şüpheli hakkında gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulanmıştır. " Gördük ki 3 gün sonra gözaltına alınan 29 şüpheli 'Yurt dışı çıkış yasağı' şartıyla serbest bırakıldı.

19 Haziran 2026 00:01

Köşe Yazarı

Chp'de Yaşanan, Marka Üzerine Kavga

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)… İki yıl önce 100. yılını kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu sağlayanların oluşturduğu bir parti CHP… Darbeler ülkesi olduğumuz için CHP dışındaki hiçbir partinin ömrü yarım yüzyılı bulmuyor… Tek başına iktidar olma başarısı göstermiş Adalet ve Anavatan partileri ışıltılı günlerini geride bıraktılar; buna karşılık CHP 12 Eylül (1980) müdahalesi sonrasında bir müddet kapalı kalsa bile, gölgesine sığınan, Halkçı Parti, SHP ve DSP gibi partilerde varlığını sürdürmüştü. Siyasette en önemli markalardan biri bugün de CHP… Atatürk, İnönü ve Ecevit gibi tarihi figürlerin partisi CHP, Adalet, Anavatan, DYP, DSP ile aynı kaderi paylaşır hale pekala gelebilir. Turgut Özal, 1980 darbesi sonrasında siyaset alanı yeniden açıldığında iktidara taşıdığı partinin geleceğinden o kadar emindi ki, değişik kaygılarla hiçbir parti kalıcı mülk edinmezken, ANAP'ı görkemli bir genel merkez binasına kavuşturmuştu. Böyle giderse, ülkenin zaten çok az olan '100 yıllık markaları' arasından biri daha -CHP- tarihe karışabilir.

19 Haziran 2026 00:01

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.