
Bu hafta tanıtacağımız eser, merhum Erdem Bayazıt ağabeyin, İz Yayıncılıktan çıkan "Yeni Vakitlere Doğru" isimli kitabı. Kendisini 1976 yılında yayın hayatına başlayan ve zatımın yetiştiğim sene Ankara Selanik Caddesindeki Mavera Dergisi bürosunda görmüş ve tanımıştım. Koca bir tencerede kaynayan çorbanın Erdem ağabey tarafından ikramından sonra dağıtıma çıkardık. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın; "Durmak yok yola devam" sözünün temeli o günlerde atılmıştı. * Malum Erdem ağabeyi, 5 Temmuz 2008' de rahmete uğurladık. "Zaman akıyor, insanlar akıyor, olaylar akıyor bir yere doğru; zamanın donduğu, ezeli ve ebedi bir ana hiç bir şeyin kaybolmadığı, her şeyin bir araya toplandığı, hesapların görüldüğü, defterlerin dürüldüğü, herkese ve her şeye göre "gerçeğin" bir tek olduğu bir yere doğru insan, zaman ve her şey akıyor. Erdem Bayazıt; "yeni vakitlere doğru" koşarken bütün bunları günlük bir gazetenin kendisine tahsis edilmiş birkaç yüz kelimelik sütununda dile getiriyor. Yazıları okurken bazen kırk yıl öncesine gidiyor ve aradan geçen nerdeyse yarım asır içerisinde ne değişmiş, nereden nereye gelmişiz sorularının da cevabını buluyoruz. O zamandan beri köprünün altından çok sular aksa da, değişmeyen şeyin bir şairin 'müstakim bir bakış açısı' olduğunu görüyoruz". * Onların oluklarından hep nur aktı.
Kaynak: Yeni Akit
06 Temmuz 2026 01:54
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Siyasetçinin Otostopçusu
Üstelik hiç yüzleri kızarmadan, başka partilerden başka partilere geçen vekilleri öyle eleştirirler ki, galiba hiç aynaya bakmazlar. Siyaset sanatı her şeyden önce düşünen insan ister. 23 Şubat 2020 tarihli yazısında şunları kaydeder. Yazı aynı zamanda "Yaşayan Ölülerin Şamatası" kitabında da yer almaktadır. "Vaktiyle bir siyasal parti başkanı hükümet kurmak için başka partilerden milletvekili dilenmişti. ' Kumar borcu olmayan 11 milletvekili istiyorum" diye ilan vermişti. O da başparmağını yukarı kaldırarak, başka bir himmet sahibinin yolunu gözlemeye başlıyor". Evet, Rasim ağabeyin sözünü ettiği otostopçular meselesinin iç yüzünü öğrenmek isteyenler olursa, medyada "Güneş Motel" başlığı altında araştırma yapabilirler. Buna benzer bir olay da yakın tarihte olmuştu. CHP'den de 15 vekil istifa edip İyi Parti'ye geçmişti. Onun da iç yüzü araştırılabilir. Bugün CHP'deki bazı kimseler de yeni parti kurma çalışmaları yapıyorlar. Bakalım kimden ve nereden kaç milletvekili alarak neler yapacaklar? Bizim milletimizin ülküsünde, millet ve devlet bütünlüğü daima ön plandadır ve vazgeçilmezdir. Siyaset, çelik-çomak oyunu değil, devlet yönetme biçimidir. Siyasi tarihimiz otostopçu vekil veya adaylarıyla doludur. Böylelerin ne iktidar olma ne de devlet yönetme gibi güçleri olmadığı için dünyalıklarını temin adına hiçbir durakta beklemeden otostop yapar ve cukkalarını doldururlar. Günümüzde de benzerlerine rastlanmaktadır. Üstelik hiç yüzleri kızarmadan, başka partilerden başka partilere geçen vekilleri öyle eleştirirler ki, galiba hiç aynaya bakmazlar. Diyeceksiniz ki, "Aynaya bakıp utanacak birisi otostopçuluk yapar mı"? Doğru söze ne denir. Lakin hakikaten garip bir yüz maskeleri var. Bu hususta günümüze değinmek yerine, bugünü anlatmak için geçmişten örnek vermek isterim. Örneğin yazarı merhum Rasim Özdenören ağabey. Siyaset sanatı her şeyden önce düşünen insan ister. Devletine, milletine, tarihine, medeniyetine yabancı siyasetçiden düşünen siyasetçi çıkmaz, menfaatperest siyasetçi çıkar. Muhalefet kanadında olup bitenlere baktığınızda nice böyleleri görülebilir. Ülkemize, devletimize, milletimize karşı yapılan bütün işleri anlamak yerine sadece küfretmektedirler. Yazının başlığı da Rasim ağabeye ait. 23 Şubat 2020 tarihli yazısında şunları kaydeder. Yazı aynı zamanda "Yaşayan Ölülerin Şamatası" kitabında da yer almaktadır. "Vaktiyle bir siyasal parti başkanı hükümet kurmak için başka partilerden milletvekili dilenmişti. ' Kumar borcu olmayan 11 milletvekili istiyorum" diye ilan vermişti. Böyle söyleyerek kendince ahlaklı davrandığını göstermek istiyordu. Oysa talebin zatındaki ahlaksızlığın farkında değildi. Kumar borçları var mıydı yok muydu bilemem ama çıkarlarını kolladıkları kesin olan 11 milletvekili, kendi partisinden ayrılıp otostopçunun partisine atlamışlardı. Onlar da otostopçuydu çünkü. Kendi zati imkânlarıyla bekledikleri hedefe ulaşmayı hem göze alamıyor hem gözlerine kestiremiyorlardı. Önlerinde duran otoya atladılar ve ilk kavşağa kadar da yol aldılar. Ama ilk kavşakta ortalıkta kalakaldılar. Meğerki başka bir himmet sahibi sürücüye denk geleler. Siyaset alanında böyle otostopçular eksik olmuyor. İlk bindikleri oto ile yol ayrımına gelenler, orada yolcu olduklarını unutarak şoför mahalline kurulmaya gözlerini dikebiliyor. Ne var ki, böylesi bir açıkgözlülük her zaman işe yaramayabiliyor. O durumda yeni bir oto beklemekten başka çare kalmıyor. O da başparmağını yukarı kaldırarak, başka bir himmet sahibinin yolunu gözlemeye başlıyor".
03 Temmuz 2026 02:42

Zalimlerin Azınlıkta İyilerin Çoğunlukta Olması
Mesela; "devlet millet, bayrak, vatan, din düşmanı " bir avuç avara kasnağın gündem belirlediği kadar hakikatlerin medya yahut sosyal medyaya yer bulmaması ilginç. İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi'nin kararlı duruşu ve millet devlet bütünlüğüne olan inanç yüklü samimiyeti kendini gösteriyor. Yaşamamız da mümkün değil. Devletimizin zenginliğinin başında elbet ekonomi gelse de temelde devletin zenginliği; "adalet, istikrar, güven ve huzurla" mümkündür. Bu hakikate karşı direnen siyasi kesimlerin ideolojisi, milletin ve devletin sırtından inmemek üzere kuruludur ve bu sebeple, kendilerini kargaşaya memur etmektedirler. Aklıselim sahibi yöneticiler bilirler ki, " idare" ve "irade" boşluk kabul etmez. Örneğin yine hemen herkesin sıkça dile getirdiği, "emanetin ehline verilmesi, adaletin hem sebebi hem sonucudur". Helal harama galip gelmeden, insanların da toplumların da değişmesi mümkün değildir. Bu hakikati kendimize şiar edindiğimiz müddetçe, millet ve devlet olarak yarınlarımız daha da güzelleşecektir vesselam.
02 Temmuz 2026 01:53

Devlet Ve Siyaset Münasebetinde Mesuliyet Ve Mensubiyet
Devlet ve siyaset köprüsünün başı da ortası da sonu da millet ve devlet için kurulur. Siyaset kavramının özünde millet ve devlet bütünl üğü vardır. Selçuklu ve Osmanlı devlet yönetim sisteminde, devlet idarecilerine dair kavramların çoğu; güçten değil, yükten bahseder. Siyasi körlük ve siyasi aymazlığın zirvesinden inmeyen muhalefetin unutmaması gereken ahlaki değer şudur: R. Tayyip Erdoğan bu milletin seçtiği devlet başkanıdır. Bu hale düşmanlığın adı siyaset olamaz. Bugün, devlet millet yönetimine dair siyaset, kültür, sanat, ekonomi gibi çeşitli mecralardaki muhalefetin her türlüsü, toplumsal ahlaka karşı savaş açmıştır. Yahya Kemal'in; "Kökü mazide olan atiyiz" tespiti, bir mensubiyet-mesuliyet ifadesidir ve geçmişi, geleceğin inşasına taşıma kabiliyetidir.
01 Temmuz 2026 01:59

Hattat Hafız Yusuf Tavaslı
Cevap verelim: Yusuf Hoca, Türkiye'de dini tüm değerlerin yasaklandığı bir devirde, 1935 yılında, Denizli'nin Tavas İlçesi, Gümüşdere köyünde, kendi ifadesiyle (kirazların olduğu ay) dünyaya gelir. Mesela Yusuf Hoca 4-5 yaşında (1940) "Tanrı Uludur" diye ezanı ilk duyduğunda şaşırdığını söyler. Tarih 16 Haziran 1950'dir. Ezan yasağı ile birlikte dini değerlerin yasaklarının bitmesi, Yusuf Hocayı ve ailesini sevindirir ve bir şekilde hocanın İstanbul'a gönderilmesi istenir. 15 yaşına geldiği 1950 yılında İstanbul'a gelir. Yokluklar ve yoksullukların içerisinde 1962 senesine kadar hafızlık dersleriyle birlikte dini eğitimini tamamlayarak, kısa sürede görev alır ve "din hizmetinde emekli olunmaz" inancıyla yayıncılığa da başlar. Tavaslı Yayınlarını kurarak, "Namaz Hocası, Elifba, Dualar, Yasin-i Şerif, Hadis-i Şerifler külliyatı, Mevlid-i Şerifler" başta olmak üzere bir Müslümanın bilmesi gereken İslam'ın tüm kurallarını anlatan yüzlerce kitap yayınlar.
30 Haziran 2026 02:12

Dervişlik İnce Müslümanlıktır
Timaş/Sufi Yayınlarından çıkan kitabın adı, "Dervişlik İnce Müslümanlıktır" ismini taşıyor. "Rahmetli hocamız iyi ki de bugünleri görmedi" desem yanlış söylemiş sayılmam. Bu umudun yücelmesi, yükselmesi, daimi olması, sizler gibi hak ve hakikatin mümessilleri tarafından kirlilikler temizlenecek, karanlıklar aydınlatılacaktır". ……………….. Evet, Tuğrul hoca ile dertleştikten sonra kitaba geçelim. "Dervişlik İnce Müslümanlıktır" isimli eser, merhum Ömer Tuğrul İnançer'in, muhtelif zaman ve mekânlarda gerçekleştirdiği gönül sohbetlerinden derlenerek titizlikle yayına hazırlanmış. Tuğrul hoca bu kitabıyla sevenlerini, tanıyanlarını, okuyanlarını, okumak isteyenlerini, günümüz dünyasının içine düştüğü kabalık ve yüzeysellik çukurlarından çıkarıp; "ince insanlık ve ince Müslümanlık" hakikatine davet etmekte. Hocaya göre ince Müslümanlık ve ince dervişlik, her türlü dünyevi ihtirastan sıyrılarak gerçek kulluğun safhalarından geçmek ve sadece akla değil, selim bir gönle hitap eden bir hayat sürmektir. Çünkü bu yolun meşhur ifadesiyle; "Dervişlik İnce Müslümanlıktır". ………………. Kitapta yer alan sohbetler, tasavvufun bir "eskiler masalı" değil, hayatın tam içinde yer alan ve insanı her dem yeniden doğuran bir irşat ve terbiye metodu olduğunu vurguluyor. Eser, şeklin ve formun her daim değişebileceğini ancak hakikatin asla değişmeyeceğini en münkir kafaları bile ikna edercesine ortaya koymakta. Hocanın vefatından sonra derlenen bu kitabı, Mustafa Tınmaz ve İzzet Yılmaz yayına hazırlamış. Oldukça ince ayar mevzulara yer verilmiş. İnsanların nankörlüğü meslek edindiği bir çağdayız. Çıkarlarına dokunmadıkça senden iyisi yoktur. Azıcık kıllarına zarar geleceğini hissettiklerinde senden kötüsü olmaz. Tam da bana dokunmayan yılan bin yaşasın sözünün zirvesindeyiz. Bu bir şikâyet değil, hakikat. Hepimiz bu hakikati yaşıyoruz. "Ben haklıyım, ben doğru söylüyorum, benim dediğim gibi yapsalardı bunlar olmazdı" gibi garip bir zihni kıskaç ve kıskançlık içerisindeyiz. Sözlerimiz satırdan sadra geçmiyor. Bu girdaptan kurtulmalıyız vesselam. ………… Kitap hakkında: [email protected] Bu hafta tanıtacağımız eser, merhum Ö. Tuğrul İnançer hocaya ait. Timaş/Sufi Yayınlarından çıkan kitabın adı, "Dervişlik İnce Müslümanlıktır" ismini taşıyor. "Rahmetli hocamız iyi ki de bugünleri görmedi" desem yanlış söylemiş sayılmam. Ah güzel hocam, öyle bir devre ve öyle bir hızla insanlık tahribatına ve insan kalmanın sefilliğine doğru ilerliyoruz ki, sormayın gitsin. Evler, ev olmaktan uzaklaşıyor. Aile, aile olmaktan yol ayrımında. Sokaklar ile özellikle sosyal medya ve televizyonlar, helak olan kavimlerin adetlerini yaşatanlarla dolu. Yalnız mümine umutsuzluk yasak olduğu için umutsuz değiliz. Yerkürenin altının da üstününün de göğünün de sahibi vardır ve Rabbim nurunu tamamlayacaktır. Bu nurun bilinen, bilinmeyen, görünen, görünmeyen nice bekçileri, askerleri, yiğitleri, iman erleri, irfan erleri vardır. Toplumun bir kesimi; isteyerek, bilerek, inatla ve dahi büyük bir iştiyakla toplumsal ifsatta ısrar ederek, Lut kavmine taş çıkarmaya çalışsa da elbet ebedi nur mutlaka yerde de gökte de parlayacaktır. Bu umudun yücelmesi, yükselmesi, daimi olması, sizler gibi hak ve hakikatin mümessilleri tarafından kirlilikler temizlenecek, karanlıklar aydınlatılacaktır".
29 Haziran 2026 01:47

Acı Zerdali Çekirdeği Ve Ölümler
Mesela bu hadiselerden birisi, "Acı Zerdali Çekirdeği" ölümleri. İngilizler, Gaziantep'i 15 Eylül 1919'ta Fransızlara devrederler. Bundan sonrasını Heyeti Merkeziye'nin İaşe Satınalma raporundan özetle nakledelim: Antep savunmasında 10 Ocak 1921 tarihinde açlık ve sefalet dayanılmaz bir hal alır. 12 Ocak 1921'de arpa ununa katılan acı badem ve zerdali çekirdeğinden zehirlenme sonucu kırk elli kişi vefat eder. Antep savunması İaşe Satın alma Defteri'nde "54 numara" ile kayıtlı bir Sıhhiye Tababeti raporu böyledir. O günlerin canlı şahitlerinden ve Antep savunması kahramanlarından, "Hubb-i İstiklalin Abidesi Gaziayıntab Müda faası" isimli eserin yazarı Teğmen Lohanizade Mustafa Nureddin şöyle yazar: -"Bizi ne top mağlup etti ne tüfek; ne düşman kuvveti, ne mühimmatı; ne tank ne teyyaresi… Bizi yalnız bir şey ezdi, büzdü. Gözlerimizden kanlı yaşlar döktürerek yurdumuzdan çıkardı. O da açlık"!
26 Haziran 2026 02:23

Müze Mutfak Tarih Şehri Gaziantep
Gaziantep'e gidenlere göre şehir üç yönüyle ortaya çıkar. Hakikaten de Gaziantep mutfak konusunda çok zengindir. Yani Gaziantep kimileri için müze, kimileri için tarih, kimileri için alışveriş, kimileri için de yeme-içme şehridir. Biz de tarihi ve müzeleri için gittik ve elbet beslendik ama "yedikleriniz sizin olsun, gördüklerinizi anlat ın " edebini şiar edindiğimiz için o kısma girmiyoruz. Yalnız Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin, müzeleri o hale getirmiş ve öyle rehberler seçmiş ve yetişmelerini sağlamış ki, cansız eserleri canlı gibi anlatmakta ve ziyaretçileri o yıllara götürmekteler. Gaziantep bunu başarmış. Gaziantep, ekonomi olarak bütün bir Türkiye'nin lokomotifi durumunda! Yeter ki bir kimse "evine helal ekmek götürmek" istesin. Ensar bir şehir olarak yıllarca muhacirlere öyle ev sahipliği yapmış ki, bugün şehirde kim Ensar kim muhacir belli değil.
25 Haziran 2026 02:26

Gaziantep 25 Aralık Panorama Müzesi
Merhum Mehmet Akif, "Kıssadan Hisse" başlıklı şiirinde: "Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey! Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi".
24 Haziran 2026 01:50

Gaziantep Ve Günümüzün Hayme Anası
Tabii şiirdeki şehri anlatan "şar" kelimesi, fiziksel bir şehir değildir, manevi bir şehirdir. "Çalabım" derken de "Allah" denildiğini bilmeyenlere duyuruverelim. Bugünkü Gaziantep ve çevresi, 638 yılında Hazreti Ömer dönemindeki İslam fetihlerinden bu yana yaklaşık 13.5 yüzyıl (1388 yıl) boyunca bir İslam şehri ve coğrafyası olarak kalmış ve inşaallah kalacaktır. Şehirde yediden yetmişe, aklıselim sahibi kime sorsanız, "O bizim anamız, bacımız, kardeşimiz, velimiz" diyor. " Şehr -i Ayıntab'ı Cihan" (Dünyanın gözbebeğini) anlatmaya ne dil, ne de kalem yeter". Evet, yetmez, yetmeyecektir. Yarına devam. Çalab'ım bir şâr yaratmış iki cihan âresinde; Bakıcak di'dar görünür, o şâr'ın kenâresinde. Yukarıdaki beyit, Ankara'nın manevi bekçisi ve Ankara Ahilik teşkilatının kurucusu Hacı Bayram Hz'lerine ait. Havaalanından Gaziantep'e giriş yaptığımız ilk dakikalarda, Hacı Bayram Hz.lerinin dört şiirinden birinin ilk beyti düştü zihnime. Tabii şiirdeki şehri anlatan "şar" kelimesi, fiziksel bir şehir değildir, manevi bir şehirdir. İnsanın taş ile toprak arasında yoğrulan kalbidir. "Çalabım" derken de "Allah" denildiğini bilmeyenlere duyuruverelim. Araç kaptanımızın yol boyunca tanıttığı ve gösterdiği çalışmaları izlerken zatımın da aklına şu dörtlük düşmüştü. Evet, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, insanlık tarihinin ilk adımlarının, izlerinin başladığı kim bilir kaç nesil ve daha kaç asır yaşanılacak olan şehrin günümüzdeki Hayme Anası. Gaziantep, insanlık tarihinin tüm yönleriyle bir çırpıda anlatıldığı ve anlaşıldığı bir şehir! Hangi devri isterseniz, her birini tüm ayrıntılarıyla bulabilirsiniz. Şehrin tarihi alanında gezerken her attığınız adımda ayrı bir uygarlığın, ayrı bir medeniyetin, ayrı bir dilin ve inancın nüvesine rastlayabilirsiniz. Bugünkü Gaziantep ve çevresi, 638 yılında Hazreti Ömer dönemindeki İslam fetihlerinden bu yana yaklaşık 13.5 yüzyıl (1388 yıl) boyunca bir İslam şehri ve coğrafyası olarak kalmış ve inşaallah kalacaktır. Günümüzde sadece İslam devri değil, bütün bir tarihi ve kültürel doku, Fatma Hayme Ana'nın, 2014 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçilmesinden bu yana korunmakta, kollanmakta, kaybolmuş, unutulmuş, tarih imar ve ihya edilmiş ve edilmete. Sadece tarihi ve tarihine şahitlik eden eserlerin ihyası değil tabii. 2002 genel seçimlerinde şehrin ilk kadın milletvekili olarak TBMM'ye girmesiyle, şehrin her şeyi ile ilgilenmiş, şehri derlemiş, toparlamış, şimdi de taçlandırmaya devam ediyor. Bu sebeple tam bir Hayme Ana. Şehirde yediden yetmişe, aklıselim sahibi kime sorsanız, "O bizim anamız, bacımız, kardeşimiz, velimiz" diyor. Gaziantep her bakımdan destan bir şehir! Tarih, kültür, sanat, ekonomi, matbah, siyaset, bereketli bu topraklarda şekillenerek bölgenin istikrarında Gaziantep başı çekmiş. Fatma Şahin üç dönemdir, Ayntab'ın tarihi ve kültürel geçmişinin tüm kodlarını, müzeler yaparak ve sergileyerek her yaştan herkese bir tarih mektebi çıkarmış. Gaziantep'in tarihi alanı içerisinde yaptığımız gezilerde; sokaklar, mahalleler, çarşılar, hanlar, hamamlar, konaklar, müzeler, bu değerlere ilgi duyan herkesi adeta devirler arası ışınlanma yapmakta ve her bir gördüğünüze şaşırmaktasınız. Ezcümle Evliya Çelebi 'den gelsin. " Şehr -i Ayıntab'ı Cihan" (Dünyanın gözbebeğini) anlatmaya ne dil, ne de kalem yeter".
23 Haziran 2026 02:32

Gaziantep Ansiklopedisi
İnsanlık tarihinin başladığı bereketli toprakların merkezi konumundaki Gaziantep il ve ilçeleriyle birlikte, köyleri ve mezraları da kapsadığı bir tarih ve kültür ansiklopedisi. GBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar'ın koordinatörlüğünde hazırlanan ansiklopedi, geçtiğimiz haftadan itibaren dijital ortamda hizmete sunulmuş. Bereketli hilalin ana kapısı hükmünde olan Gaziantep, ilk insandan bu tarafa birçok köklü medeniyete ev sahipliği yaptığı için böyle bir ansiklopediyi hak ediyordu. Gaziantep Ansiklopedisi; Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Kent Konseyi ve GBB Kültür A.Ş. tarafından hazırlanan dijital bir başvuru kaynağı oldu. Amacımız; Gaziantep'in zengin kültürel mirasını belgeleriyle, akademik titizlikle ve sürdürülebilir bir yayın anlayışıyla gelecek kuşaklara aktarmaktır". Harika bir çalışma olmuş. Her ile böyle bir ansiklopedi elzemdir. Ansiklopedi hakkında: gaziantepansiklopedisi.com Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız bir kitap değil. Binlerce kitabın, araştırmanın yazının, haberin, seyyahın, şehir tarihine kattığı bilgilerin derlenip toparlandığı dijital bir ansiklopedi! İnsanlık tarihinin başladığı bereketli toprakların merkezi konumundaki Gaziantep il ve ilçeleriyle birlikte, köyleri ve mezraları da kapsadığı bir tarih ve kültür ansiklopedisi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin 'in gerçekleştirmek istediği rüyalarından biri olan ilin ve mücavirinin; sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel geçmişinin belgelenmesi olan ansiklopedi, GBB Kültür A.Ş. tarafından hazırlanmış. GBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar'ın koordinatörlüğünde hazırlanan ansiklopedi, geçtiğimiz haftadan itibaren dijital ortamda hizmete sunulmuş. Bereketli hilalin ana kapısı hükmünde olan Gaziantep, ilk insandan bu tarafa birçok köklü medeniyete ev sahipliği yaptığı için böyle bir ansiklopediyi hak ediyordu. Geçtiğimiz hafta sonu Gaziantep'te idik ve ansiklopedi hakkında bilgilendik. Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, ansiklopedi hakkında şu bilgileri verdi: ………………. Gaziantep Ansiklopedisi; Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Kent Konseyi ve GBB Kültür A.Ş. tarafından hazırlanan dijital bir başvuru kaynağı oldu. Şehrin tarihini, kültürünü, toplumsal yapısını, mekânsal gelişimini, sanatını, gastronomisini ve sözlü hafızasını güvenilir bilgilerle kayıt altına almak amacıyla oluşturduk. Bu çalışma; Sayın Fatma Şahin başkanımızın; geçmişi belgeleyen, bugünü anlamlandıran ve geleceğe aktarılacak kalıcı bir şehir hafızası oluşturma hedefiydi. Ansiklopedimiz; her biri kendi alanında uzman akademisyen, araştırmacı, yazar ve kültür insanlarının katkılarıyla hazırlanan maddelerden oluşmakta ve halen de yazılmaktadır. Bütün içerik; bilimsel ölçütlere dayanan, yorumdan uzak, doğrulanabilir bilgilere dayanmaktadır. Tarihî şahsiyetlerden mahalle kimliklerine, mimari yapılardan üretim ve zanaatkârlığa, gastronomiden sözlü tarih anlatılarına kadar geniş bir konu yelpazesini kapsamaktadır. Gaziantep Ansiklopedisi; Koordinasyon Kurulu, Bilim Kurulu, İstişare Kurulu ve redaksiyon-teknik ekipten oluşan koordineli bir yapı tarafından yürütülmektedir. Bilim Kurulu, maddelerin bilimsel doğruluğunun ve kaynak temelli niteliğinin güvencesidir; İstişare Kurulu ise şehrin yaşayan hafızasını ve kültürel sürekliliğini çalışmaya yansıtmaktadır. Redaksiyon ve teknik ekip, metinlerin yayına uygun hâle getirilmesi ve dijital altyapının kesintisiz işlemesi için görev yapmaktadır. Ansiklopedide yer alan her madde; belirlenmiş yazım ilkelerine, Türk Dil Kurumu kurallarına ve bilimsel etik standartlara uygun olarak hazırlanmaktadır. Kaynakça düzeni, görsel kullanımı, teknik format, madde yapısı ve teslim süreçleri titizlikle takip edilmekte, hiçbir madde Bilim Kurulu onayından geçmeden yayımlanmamaktadır. Kısaca Gaziantep Ansiklopedisi; şehrin kolektif hafızasını koruyan, araştırmacılara, öğrencilere, kent tarihine ilgi duyan herkese açık, güvenilir ve sürekli güncellenen bir bilgi platformudur. Amacımız; Gaziantep'in zengin kültürel mirasını belgeleriyle, akademik titizlikle ve sürdürülebilir bir yayın anlayışıyla gelecek kuşaklara aktarmaktır".
22 Haziran 2026 02:02

İstikameti Olmayanın Sadakati Olmaz
Çünkü akıl vermek gibi geliyor ve memlekette ne kadar ahlaksız/hayâsız varsa, hepsi "Ben ahlaklıyım" diyor. İstikamet insanı olmak, "insan kalmak" demektir. Mesela şu kavramları insan ağzına almaya utanıyor: "Tevhid, vahdet, birlik, kardeşlik, haram, helal". Çünkü azgınların hiçbir istikameti yoktur. Hal böyle olmasına rağmen, biz yine de vazifemizi yapalım ve meramımızı ilim erbabımız Mehmet Görmez hocamızdan okuyalım: "İslam medeniyetinin belli başlı hasletlerini bir bir çökertmeye yol açacak olan bu hâl ve gidişat hiçbir şekilde tasvip edilemez. İçinde derin sarsıntıları, hesaplaşmaları ve arayış sancılarını barındıran bu durumla zaman kaybetmeden yüzleşmek, kayıp ve ihmallerimizi telafi etmeye mecburuz. "Nereye gidiyoruz?" dedirten soruların peşine takılarak, yaşadığımız evden mahalleye, köyden kente, ülkeden, gönül coğrafyamıza ve İslam dünyasına kadar. Ancak "hâl- i pür melal" olarak değerlendirilebilecek bu mevcudiyetin ciddi bir şekilde hesabını vermek zorundayız. Zira bugün; 'din-hayat, din-siyaset, din-devlet, din-insan ilişkileri' üretilen bilgi birikimi, bütün bu ilişkileri doğru kurmaya yetmiyor". Ezcümle Mevlana Hz.lerinden: "Heva ve heves taze oldukça iman taze olmaz; zira heva ve heves, imanın kapısını kilitli tutar".
19 Haziran 2026 03:08

Hem Söver Hem Geçer Hem Uçarlar
Dikkat edilirse "dinimize" demedim. Ve en çok bunlar "açız" diye bağırırlar. Gebze ile Yalova arasındaki köprünün yapımına karşı çıkmışlardı. Şimdi o köprüyü en çok onlar kullanıyor. Gelelim Yavuz Sultan Köprüsü'ne! Şimdi en çok onlar kullanıyor. Avrupa ile Asya arasındaki trafiğin önemli kısmını Yavuz Sultan Selim Köprüsü çekiyor oysa. İstanbul Havaalanı içindi. Günde Bodrum'a sadece İstanbul Havaalanı'ndan 15-20 uçak kalkıyor. İzmir'e 35 uçak kalkıyor. Milletle kavga, milletin devletiyle kavga demektir.
18 Haziran 2026 02:28