×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Üniversite Macerası

Daha iyi bir gelecek için çok çalıştınız hem siz hem de aileleriniz çok büyük fedakârlıklarda bulundu ama en acısı en güzel yıllarınızı doyasıya yaşayamayıp ders çalışma dışında hemen her şeyi sürekli ötelemenizdi. Sırada şimdi puanların açıklanması, tercihler, yerleştirme sonuçlarının paylaşılması ve kayıt süreci var. Hemen her yıl olduğu gibi yine kimilerine göre zor kimilerine göre de kolaydı. Testlerin "zor" ya da "kolay", sürenin "yeterli" ya da "yetersiz" olması kişiden kişiye değişen izafi kavramlardır. Önemli olan Türkiye ortalamaları, standart sapmalar ve yüzdelik diliminiz! "Zamanında gelselerdi" diyenler çok olacaktır. Tıpkı geç kalanlar sınıfı gibi OBP'yi okul bazında standart etmeyi kaldırdı, sınav sırasında tuvalete gitmeyi de yasakladı. Peki değişen ne oldu?.. Görünen o ki ortaöğretim başarı puanı OBP bu yıl her zamankinden çok daha önemli hale gelecek; bu yüzden OBP'nizi iyi inceleyin hem okul içi hem de eş değer okullarla kıyaslayın ve sınavda kazandığınız başarının OBP ile gölgelenmesine izin vermeyin!.. Elbette puanlar çok önemli ama geniş bir yelpazeden olaya bakarsanız çok büyük hayal kırıklıkları yaşamazsınız!.. Üniversiteli olmanıza çok az kaldı. Sırada sonuçların açıklanması, tercihler, yerleştirme, ek yerleştirme, yetenek sınavları, kayıt ve en sonunda da ilk ders var! Büyük bir yükten ve stresten kurtuldunuz ama Eylül'e hatta Ekim'e kadar kendilerine rahat yok.

Abbas Güçlü

Kaynak: Milliyet

21 Haziran 2026 11:56

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Abbas Güçlü

Herkes Haklı İse Haksız Olan Kim?

Hemen her konuda yanlış yapan hep başkaları, en doğru olan da kendi doğrularımız anlayışı hâkim. Yaşam ne bir 100 metre ne de 200 metre yarışı. Mutlu olmak için değil adeta mutsuz olmak için çaba harcıyoruz. Bunun yolu da mutlu eğitim ve mutlu öğrencilikten geçiyor! "Zorunlu Temel Eğitim"in adını kesinlikle değiştirmeliyiz. Zorunlu olan her şey gibi "zorunlu eğitim" de itici geliyor. Onlar için yapılacak her şey "zorla" değil; "ikna", "bilinçlendirme" ve en önemlisi de kendi inisiyatifleri çerçevesinde yapılmalıdır. Sınav odaklı, dayatmacı, değersizleştirici bir eğitim anlayışı ve bakış açısı yerine öğrenci odaklı eğitim modelleri geliştirsek kazanan sadece sınav sektörü ve öğrencilerin çok azı değil; öğrencilerin geneli, ebeveynler ve ülkemiz olur. Son yıllarda şunu çok net gördük ki mutsuz olanların en başında gecesini gündüzüne katan, çocukluğunu, gençliğini ders çalışarak geçiren diplomalılar geliyor. Özetin özeti: Aklın, bilimin, pedagojinin, değerlerimizin, kültürümüzün, liyakatin referans alındığı doğruları değil de kendi doğrularımızı dayattığımızda bunun adı eğitim olmaz. Hele hele Milli Eğitim hiç olmaz!..

28 Haziran 2026 09:59

Abbas Güçlü

Hoş Geldin Tatil

Zor hem de çok zor bir öğretim yılı daha geride kaldı. Geride kalan öğretim yılının en öne çıkan sorunu güvenlik oldu. Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde ve Kahramanmaraş'ta bulunan Ayser Çalık Ortaokulu'nda yaşanan saldırılar yüreğimizde derin yaralar açtı. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri çok daha etkin hale getirilmelidir. Aslında bugün verilen karneler öğrencilerin olduğu kadar MEB ve velilerimizin eğitime ve çocuklarımıza verdikleri önemin bir göstergesi olacak. Türk Eğitim-Sen her öğretim yılı sonunda olduğu gibi geride kalan öğretim yılına yönelik de bir değerlendirme yaptı. Bu nedenle yaklaşık ilave 20 bin yeni öğretmen ihtiyacı oluşurken, elbette 10 bin kişilik atama bu açığı karşılamada yetersiz kalmaktadır. ■ X, Instagram, TikTok ve YouTube gibi sosyal medya platformlarında gerekli tedbirler alınmalıdır. ■ Okullaşma oranları yüzde 100 seviyesine çıkarılmalıdır. ■ Ek ders ücret katsayıları en az yüzde 100 oranında artırılmalı; mahrumiyet bölgelerinde görev yapan öğretmenlere bölgenin derecesine göre bir ila iki asgari ücret tutarında zorunlu hizmet tazminatı ödenmeli, her eğitim-öğretim yılı başında ödenen "Eğitim-Öğretime Hazırlık Ödeneği", asgari ücret tutarında olacak şekilde MEB ve yükseköğretim personelinin tamamına ödenmelidir.

26 Haziran 2026 09:36

Abbas Güçlü

Öğretmenin İtibarı!

Her meslek çok önemlidir. Olmalı ki biri diğerini aşağıya çekmesin, yaşam standartlarımız ve yaşam kalitemiz en üst düzeyde olsun. Eğitim neden "milli" eğitim ise geleceğin mimarları da o yüzden "milli" bir duruşu ve itibarı gerektiriyor. "Bana bir harf öğretenin kulu, kölesi olurum!" diye öğretmeni baş tacı eden bir kültürden geliyoruz. Atatürk'ün "Öğretmenler, yeni nesil sizlerin eseri olacaktır" demesi de bu yüzdendir… 30 yıl öncesine kadar ciddi öğretmen sıkıntımız vardı ve kapı hemen herkese açılsa da itibarları hep en üst düzeydeydi. Bu yüzden biri ya da birileri değil, hepsi önemlidir. "Zayıf halka kadar güçlüsünüz" denilmesi bu yüzdendir. 10-15 yıl öncesine kadar ilk 100'e girenlerin yarıdan fazlası tıbbı seçerdi; şimdi ara ki bulasınız. Kapı herkese açıkken tıbbı, mühendislikleri ve diğer fakülteleri bitirenler içerisinde öğretmen olmak için MEB'e başvuran on binler vardı. Yapılan açıklamalara göre en tepedeki her 6 öğrenciden 5'i mühendisliği seçiyormuş. Özetin özeti: Eğitimi hiç kaale almayanlar yoksa bu yüzden mi eğitimden hiç söz etmiyor, yerlerde sürüklenen öğretmenleri hiç dinlemiyorlar!..

24 Haziran 2026 09:32

Abbas Güçlü

Demirel'in Ardından

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Genç Bakış'ta ülkemizin yakın tarihine ışık tutacak çok önemli programlar gerçekleştirdik. Anma törenleri 9. Cumhurbaşkanlığı çerçevesinde olduğu için onun dışına çıkmadan, Cumhurbaşkanlığı dönemi ve sonrasındaki gözlemlerimizi ve bir vasiyet niteliğindeki son programdaki görüntülerini paylaştım. "İstiyorsanız devam edebiliriz" dedi ve bir sonraki hafta için bir program daha çektik. Sırtında hiçbir yük olmadan 90 yıllık birikiminin vicdani sorumluluğu çerçevesinde her soruya çok net mesajlar verdi… ■ Başbakanlık yıllarını hatırlatıp, günah mı çıkarıyorsunuz dediğimde gözlüğünün üstünden bakıp "Sen de az değilsin" diye bakış atar konuşmasına devam ederdi. Hiçbir zaman sınır koymadı "Yeter ki karnınızdan ya da arkadan konuşmayın" derdi. ■ Mütevaziydi, alçak gönüllüydü, "Ben kimim sen biliyor musun" diyenlerden değildi, şart koşmazdı. "Neden şu konulara hiç değinmediniz?" diyenlere de "Sordunuz da ben mi cevap vermedim" derdi. "Ortada sandık varsa hiçbir şeyden korkmayın, her sorun çözülür. Uyuyun ama uyuya kalmayın" derdi. ■ Üretim, üretim ille de üretim derdi. ■ "Düşmekten korkmayın, bunu daha güçlü bir şekilde ayağa kalkmak için bir fırsat olarak görün" derdi.

19 Haziran 2026 11:34

Abbas Güçlü

Sanayi, Teknoloji, Bilişim, Girişimcilik Ve Üretim Kolejleri?

Fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, kolejler ve diğer liseler elbette çok önemli. Tarım, turizm, inşaat, otomotiv, savunma sanayi, tekstil, orta ölçekli organize sanayi… Şu anda en çok ihtiyaç duyulan eleman arayışı üniversite mezunları mı yoksa ara insan gücü mü? Daha da önemlisi işsizlerin ya da aldığı eğitimin dışında, farklı işlerde çalışmak zorunda kalanların sayıları?.. Örneğin 2005'te 650 olan özel okul sayımız 2025'te 3082'ye çıkmış! Dünyanın hiçbir yerinde okula başlayan her öğrenci üniversite kapısına yığılmaz; yığmakla da kalmayıp barajlar dibe indirilerek üniversite kapıları sonuna kadar açılarak öğrenci yapılmaz ve mezun edilmez ama biz bunu yapıyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır; sanayi ve teknoloji kolejleri açılacağını, mesleki eğitimin cazibesinin artırılacağını, girişimcilik fonlarına ek olarak AR-GE tasarım merkezleri ve teknoparkların destekleneceğini açıklamıştı. Çok geç kalınsa da yeni çağın yeni teknolojilerini yakalamak, ülke ihtiyaçlarına göre eğitimi yönlendirmek çok önemli bir adım. ■ Sınavlarla eşitliği sağlıyoruz derken hem eşitliği sağlayamadık hem de çok önemli ayrıntıları kaçırdık. ■ Söz konusu okullarda modüler sistem uygulanmalı; temel eğitimin dışında artı eğitim almak isteyenlerin önü hep açık olmalı.

17 Haziran 2026 11:09

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Abbas Güçlü

Sınavlar Son Çare Mi?

Sorulara gelince, çok farklı yorumlar söz konusu: "O kadar da zor değildi" diyen de çok, "Daha zoru olamazdı" diyen de. Özellikle de Türkçe ve Matematik soruları... Bu yüzden 10 Temmuz'a kadar yorgunluk atıp tatilin keyfini çıkartmakta yarar var. Sınavları aynı gün, aynı saatte yapıp, aynı soruları sorarak ve aynı süreyi vererek adaleti sağlayamayız. Herkese aynı eğitimi verebiliyor muyuz; aynı hazırlık sürecini, aynı takviye eğitimi sunabiliyor muyuz ki hepsine aynı soruları soruyoruz?.. Sınavlar milyonluk kolejlerde, fen liselerinde ve MEB'in deyimiyle "nitelikli" okullarda okuyan öğrenciler için mi daha avantajlı yoksa her türlü altyapıdan yoksun öğrenciler için mi?.. Onlarca hocanın günler boyu hazırladığı ve defalarca kontrolden geçirdiği, üzerinde saatlerce kafa yorduğu soruları; öğrencilerden 80-90 saniyede çözmelerini istemek mi doğru olan?.. Kaldı ki yine dünyanın hiçbir ülkesinde doğan her çocuğun ya da her ebeveynin "ille de üniversite okuyacağız" diye bir iddiası yok. Erken yönlendirme sistemi ile ülkelerin insan gücü ve istihdam politikaları çerçevesinde öğrencilerin yüzde 65-75'i mesleki okullara, kalanı da akademik liselere yönlendirilir; üniversiteye girişte de meslek yelpazesi olabildiğince geniş tutularak aynı mesleklerde yığılmaya neden olacak durumlardan kaçınılır…

14 Haziran 2026 08:22

Abbas Güçlü

Sınavlar Çok Önemli Ama Her Şey Değil!..

Milyonlarca aile için yarın çok önemli. İyi bir lise iyi bir üniversite demek, iyi bir üniversite de iyi bir geleceğin altın anahtarı ama şu da asla unutulmamalı: Sınavlar elbette çok önemli ama ne sınav şampiyonları için bundan sonrasının garantisi var ne de sınavı kötü geçecekler için her şey bitti demek. Aslında her test önemli. Ya "Bu kadar kolay soru olmaz" diye başka seçeneklere yöneliyor ya da boş bırakıyor. Bir başka çok sık rastlanan hata ise tüm seçenekler okunmadan, ilk bir ya da ikinci seçeneğin "Tamam, bu doğru" diye işaretlenmesi. Yani doğruya yakın seçeneklerden birisi ilk bir, iki sıraya konuluyor ve onu gören, alttaki seçenekleri okumadan "Tamam bu doğru" diye işaretliyor. Her 5-10 soruda bir, cevapladığınız soru ile cevap kartındaki soru numarasını mutlaka karşılaştırın. Kopya konusunda çok dikkatli olun! Ne kopya çekin ne kopya verin ne de biri size "Doğru cevapları veriyorum" dese bile kopya alın, yoksa başınız ağrır. "Nereye girebilirim?" sorusuna ise şimdiden hiç kafayı takmayın. Özetin özeti: Sınavlar dünyanın en önemli işiymiş gibi algılansa da öyle bir misyon yüklemek abartılı olur. Elbette önemli ama dünyanın sonu da garantisi de değil!..

12 Haziran 2026 08:25

Abbas Güçlü

Kimin Doğrusu?

Anayasa, yasalar, yönetmelikler, yazılı ve yazılı olmayan kurallar toplumsal hayatı düzene koyan en önemli argümanlardır. Kişiye, zamana, konuya, güçlüye ya da güçsüze göre değişen kurallar hemen her sektörde var ama sanki en çok da eğitimde söz konusu. Kentten kente, okuldan okula, öğretmenden öğretmene farklılık göstermemesi gerekir: Mülakat sürecinde kentten kente değişen puanlama sistemi gibi okuldan okula değişen "hormonlu not" uygulamasının bu kadar tartışılıyor olması da bu yüzden. Doğru olan YÖK'ün doğruları mı yoksa MEB'in doğruları mı?.. Yaşanan doğal afetlerle ilgili de aynı tablo söz konusu. Söz konusu yasalar ve kurallarda bir sorun varsa onları yok sayma yerine değiştirilmesi konusunda mücadele verilir ama her ne kadar içlerine sinmese de değişinceye kadar o yasalara, kurallara uyulur. Bireysel doğrular değil toplumsal doğrular öne çıkar ve onlara uyumun sağlanması konusunda ortak akıl devreye girer! Örneğin akreditasyon, kalifikasyon, standardizasyon sistemleri bu yüzden vardır. "Ortada bir art niyet var mı yok mu?" tartışmasına girersek bunun da içinden çıkamayız ama pek çoğunun kasıtlı ve sistematik olmaktan daha çok kişisel olduğunu ve kontrolsüzlükten kaynaklandığını söyleyebiliriz… Özetin özeti: Her fikir, her bakış açısı, her tecrübe değerlidir ama toplumsal süreçler söz konusu olduğunda ortak akıl en önemlisi olmalıdır.

10 Haziran 2026 08:22

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Abbas Güçlü

Nerede Hata Yapıyoruz?...

2026 sınav maratonu haftaya başlıyor. Ülkemiz için çok önemli çünkü doğru yönlendirilmeyen, hayallerine kavuşamayan, mutlu olmayan her öğrenci geleceğimizin güvencesi olmaktan daha çok "sıkıntısı" hâline gelebilir. "Her öğrencinin başarılı olabileceği bir alan mutlaka vardır!" hipotezi eğitimin en temel kuramlarından birisidir. 10 dersin 9'unda istenilen performansı gösteremiyor ve sadece birinde başarı çıtasının üzerine çıkıyorsa, eğitim dışına atılmaz; tam aksine ilgi duyduğu, başarılı olduğu o alanda gelişmesine katkıda bulunulur. Bizdeki en büyük eksiklik bu! Dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu gibi onlarca yıl süren bir sınav maratonu yok. İlkokula başlayan her öğrenciyi önce üniversiteye yönlendirerek "büyük adam" olma hayali kurdurduk, isteyen herkesi üniversite mezunu yaptık, sonra da ortada bıraktık. Sınavlara herkes değil, eskiden fen liselerine girişte olduğu gibi Türkçe, Matematik, Fen, Sosyal Bilgiler ya da alan derslerinde 5 üzerinden 4 alan öğrenciler girmeli. Cumhurbaşkanı Erdoğan ne demişti: "Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor…" O sadece bir baba, bir dede olarak değil Cumhurbaşkanı olarak da devlet ve millet adına beklentilerini ortaya koydu; hayata geçirecek olan kurumlar ise YÖK, MEB ve ÖSYM! Bakalım yeni öğretim yılı başlamadan, koca bir yaz boyunca, bu yönde nasıl bir strateji geliştirecekler?..

07 Haziran 2026 07:12

Abbas Güçlü

Doğru Okul?..

Liselere Giriş Sınavı için geri sayım başladı. Okul seçimine yönelik değerlendirmelere geçmeden sınava ilişkin çok önemli ayrıntıyı bir kez daha paylaşmakta yarar görüyoruz. LGS benzeri sınavlar sadece bilgi ölçen akademik sınavlar değildir. Bu yüzden "eyvah mahvoldum" moduna sakın girmeyin. ■ Ve şunu asla unutmayın: Evet sınavlar çok önemli ama her şey değil. Önümüzde daha çok sınavlar olacak. Şu günlerde ve hele ki sınavdan sonra hemen herkes "Hangi lise?" sorusuna cevap arayacak. Bu bir fen lisesi ya da Anadolu lisesi de olabilir, kolej ya da meslek lisesi de. Geldiğimiz noktanın özeti şu ve sakın sizler de bu kervana katılmayın: 10 milyona yakın üniversite mezunumuz ya öğrenim gördüğü alanla hiçbir ilişkisi olmayan işlerde asgari ücretle ya da daha düşük maaşla çalışmak zorunda kaldı ya da işsiz! Birinci, ikinci tercihine yani istediği liseye girebilecek öğrenci sayısı yüzde 5'i geçmez. Bir yüzde 5'te kazandığına sevinmese de üzülmeyeceği yerlere girebilir. Bir milyondan fazla öğrenci, bu sınavda elde ettikleri puana göre, fen ve Anadolu liselerine ya da özel Türk ve yabancı okullardan birine girmek için yarışacak. Gelin bu cevabı hep birlikte arayalım: Liseler öğrenim hayatı içerisinde en derin iz bırakan okullar da ondan. 2026-27 öğretim yılı ücretleri açıklanmaya başladı. Yıllık öğrenim ücretleri ve giderleri milyonu aşan çok olacak.

05 Haziran 2026 07:27

Abbas Güçlü

Sadece Puan Yeterli Mi?

Kolay olanı tercih ediyor. Öyle bir noktaya geldik ki her şey gibi üniversiteli olmayı da öylesine sıradanlaştırdık. 70'li yılların ortalarına kadar her üniversite kendi sınavını kendisi yapıyordu. Sayı artıp kontrol edilemez hale gelince merkezi sistemi yönelindi, o günün koşullarına göre oluşturulan merkezi sistem de dejenere edile edile bugünlere kadar geldi. ÖSYM hâlâ aynı ÖSYM, YÖK aynı YÖK, sınavlar aynı sınav!.. Adaylar daha doğru tercih yapacaklardı ama bu konuda ne MEB ne de YÖK ve ÖSYM bilgilendirici, ilgi ve yeteneğe göre yönlendirici oldu. Merkezi sınav ve merkezi yerleştirme ile daha adil olunacaktı, tazı ila kaplumbağa yarıştırıldı. 180 soruda yarım neti olanların puanı hesaplandı, puanı hesaplananlara da kontenjanlar dolmadığı için üniversiteli olma yolu açıldı. 3 saatlik bir sınavla üniversiteli olunmadığı da ortada. Hem de yarım asırdır!.. Bu yüzden hiçbirimiz ortada böylesi bir tablo varken "Çocuklarımızı çok seviyoruz, onlar ülkemizin geleceği" demesin! Hem de her konuda!..

03 Haziran 2026 07:37

Abbas Güçlü

Bayram Sonrası

Sınavlara hazırlananlar için bayram tatili bir dinlenme değil daha çok test, daha çok stresti. MEB mezuniyet baloları için yerli ve milli yeni kurallar getirir mi yakında belli olur. 4+4+4'ün ve ara tatillerin kaderi de okulların kapanmasından sonra masaya yatırılacaktır. Hemen her konuda dağ gibi sorunlar var ve hemen hepsi bayram sonrasına ötelenmişti. Pek çok şey gibi bayramlar da dijitalleşti. "Bayram coşkusu" diye bir şey vardı ve hiç bitmesin istenirdi. 9 günlük bayram tatilinin bir muhasebesini yapalım. Daha da önemlisi, yarın, bugünleri de arayacak noktaya gelmeyelim! Bu gidişle, yakın bir gelecekte bayram denildiğinde, "o da ne ki?" diyenler çıkarsa hiç şaşırmayalım... Bu bayramda çok net görüldü ki eğer cebinde kurban kesecek paran yoksa, bırakın tatile gitmeyi memlekete ailenin yanına gitmek bile ekonomik külfet haline geldiyse, çocuklara, torunlara en büyük paramız 200 TL verildiğinde dudak büküldüyse, "Niye böyle olduk?" diye oturup bir kez daha düşünmeliyiz! "Üniversitelerimiz keşke bu konuyu da enine boyuna bir inceleseler" diyecek oldum ama "Bugüne kadar hangi sosyolojik sorunumuza kafa yordular ki bunu ele alsınlar" diyen çok çıkacağı için vazgeçtim. Oysa tüm bayramlar, onların ya da şunların değil hepimizin. Hele ki bizim gibi binlerce yıllık bir kültüre, medeniyetlerin beşiği olan on binlerce yıllık bir coğrafyaya ve en önemlisi de en zor zamanlarda bile küllerinden yeniden doğma becerisine sahipseniz.

31 Mayıs 2026 07:31

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha