
Karaciğer, vücudumuzun sessiz kahramanlarından biridir. Genellikle ileri evre siroz hastaları, karaciğer yetmezliği gelişen kişiler, bazı karaciğer tümörleri bulunan hastalar ve ilaçla ya da diğer tedavilerle düzelmeyen ciddi karaciğer hasarları yaşayan kişilere nakil gerekebilir. Karaciğer nakli, hastalıklı karaciğerin yerine sağlıklı bir karaciğer parçasının veya uygun bir karaciğerin yerleştirilmesidir. Diğer güçlü isimlerinden biri de Prof. Dr. Yaman Tokat, karaciğer nakli ve hepatobiliyer cerrahi alanında Türkiye'de ve dünyada birçok nakil merkezinin gelişimine katkı sağlayan hekimlerden biridir. Bu özellik, canlı vericili nakilleri mümkün kılan en önemli faktörlerden biridir. Türkiye bugün organ nakli alanında önemli merkezlere sahip ülkelerden biridir.
Kaynak: Milliyet
22 Haziran 2026 09:08
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İyimserlik Sadece Ruhu Değil Beyni De Koruyor Olabilir
8 Nisan'da Journal of the American Geriatrics Society dergisinde yayımlanan dikkat çekici bir araştırma, bu konuda oldukça önemli sonuçlar ortaya koydu. Üstelik bu ilişki yalnızca "Mutlu insanlar daha sağlıklıdır" gibi basit bir gözlemden ibaret değil, oldukça güçlü bilimsel analizlerle desteklenmiş durumda. Çalışmaya başlangıçta bunaması bulunmayan 9 bin 71 kişi dahil edildi. Bu süreçte 3 bin 27 kişide bunama gelişti. Araştırmanın en önemli bulgusu şuydu; İyimserlik düzeyindeki her bir standart sapmalık artış, bunama gelişme riskini yaklaşık yüzde 15 azaltıyordu. Bunamanın henüz fark edilmeyen ilk dönemleri insanların umutlarını azaltıyor, dolayısıyla düşük iyimserlik hastalığın nedeni değil, erken belirtisi olabilir düşüncesini bertaraf etmek için de araştırmacılar, takibin ilk iki yılında bunama gelişen kişileri analizlerden çıkardı.
06 Temmuz 2026 11:08

Sıcakta Neden Daha Çabuk Yoruluruz?
Yaz ayları geldiğinde sık olarak, "Bugün hiçbir şey yapmadım ama çok yoruldum" diye düşünürüz. Gerçekten de sıcak havalarda insan kendini daha bitkin, daha halsiz ve daha isteksiz hisseder. Aslında mesele yalnızca havanın sıcak olması değildir. İnsan vücudu, yaşamını sürdürebilmek için iç sıcaklığını yaklaşık 36.5-37 derece civarında tutmak zorundadır. Böylece beden serinler. Vücut ter üretmeye devam eder ama bu ter etkili bir şekilde uzaklaşamaz. Ter bezleri daha yoğun çalışır. Sıcak havalarda vücut ısıyı dışarı atabilmek için cilde yakın damarları genişletir. Sıcak havalarda yorgunluğun bir başka neden ise sıvı kaybıdır.
29 Haziran 2026 07:17

Doğa Hesap Soruyor: Ani İklim Olayları Bir Uyarı Mı?
Ancak ertesi gün sanki mevsim bir gecede değişmişti. Peki bütün bunlar tesadüf mü? Bilim insanları uzun yıllardır iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekiyor. Atmosferin dengesini bozan sera gazları, kontrolsüz sanayileşme, ormanların yok edilmesi, betonlaşma, doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi ve çevreye verdiğimiz zararlar dünyanın iklim sistemini her geçen gün daha kırılgan hale getiriyor. Fakat toprağı kirleten, ormanları kesen, havayı kirleten ve doğal dengeyi bozan insan faaliyetleri oluyor. Ani hava değişimleri insan vücudunu ciddi şekilde etkileyebiliyor. Bir gün yaz sıcağı yaşanırken ertesi gün serin ve yağışlı bir havayla karşılaşmak bağışıklık sistemini zorlayabiliyor. Öncelikle günlük hava tahminlerini takip etmek büyük önem taşıyor.
15 Haziran 2026 07:18

Sorun Magnezyum Eksikliği Mi?
Magnezyum vücudun sessiz ama temel düzenleyicilerinden biridir. 300'den fazla enzimin çalışmasında rol alır. Hatta her zaman moda kavram antiagingde bile magnezyum önemli. Gelin magnezyum eksikliğinde neler oluyor, bir bakalım: ■ Uykuya dalamama veya sık uyanma. Magnezyum aslında kasın gevşeme sinyalidir. Eğer amaç magnezyum almaksa eksikliği gidermek açısından temel olan magnezyum miktarıdır, form ikinci plandadır. Yani asıl problem magnezyum eksikliğidir.
08 Haziran 2026 07:25


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Unutkanlığın Ardındaki Sessiz Gerçek: Tip 3 Diyabet
Uzun yıllar boyunca diyabet denildiğinde akla yalnızca kan şekeri geldi. Alzheimer ise tamamen farklı bir dünyanın hastalığıydı, yaşlılıkla, unutkanlıkla ve beynin yavaş yavaş karanlığa gömülmesiyle ilgiliydi. Bazı araştırmacılar, Alzheimer hastalığını artık yalnızca nörolojik bir sorun olarak görmüyor. Çünkü ortaya çıkan veriler, beynin şeker metabolizmasıyla Alzheimer arasında güçlü bir ilişki olabileceğini düşündürüyor. Ve beynin en önemli enerji kaynağı glikoz yani şekerdir. Özellikle uzun yıllar kontrolsüz seyreden Tip 2 diyabetin Alzheimer riskini artırabileceğine dair güçlü veriler bulunuyor. Çünkü yüksek kan şekeri yalnızca damarları değil, beynin hassas yapısını da etkileyebiliyor.
01 Haziran 2026 07:25

Kırmızı Etin Görünmeyen Yüzü
Kırmızı et en tartışmalı yiyeceklerinden biri. Fakat son yıllarda bilim dünyasının dikkatini çeken başka bir konu var, TMAO (Trimetilamin N-oksit). Ardından karaciğer devreye girer ve bu maddeyi TMAO'ya dönüştürür ve yüksek TMAO seviyeleri ile kalp-damar hastalıkları arasında dikkat çekici bir ilişki vardır. TMAO'nun damar duvarlarında iltihaplanmayı artırdığı, kolesterol birikimini kolaylaştırdığı ve damar yapısını bozabildiği düşünülüyor. Eğer bağırsak florası kötü beslenme nedeniyle bozulmuşsa, kırmızı et tüketimi sonrası daha fazla TMAO üretilebiliyor. Çünkü kırmızı et hâlâ demir, çinko, B12 vitamini ve kaliteli protein açısından önemli bir besin kaynağı. Bu beslenme düzeni yalnızca TMAO üretimini değil, bağırsak florasının genel yapısını da bozuyor. Lifli besinler iyi bakterileri desteklediği için TMAO oluşumunun daha düşük olabileceği düşünülüyor.
25 Mayıs 2026 07:06

Tatlı Yemeden De Şeker Neden Yükselir?
Kan şekeri denince çoğu insanın aklına hemen tatlılar, çikolatalar ve şekerli içecekler gelir. Oysa insan bedeni yalnızca şeker yiyince değil, bazen hiç tatlı tüketmeden de kan şekerini yükseltebilir. Üstelik bunu yapan şey yalnızca yemekler değildir. Bu yüzden sınav stresi yaşayan bir öğrencinin, yoğun iş baskısı altındaki bir çalışanın ya da sürekli kaygı yaşayan bir insanın kan şekeri yükselebilir. Hareketsizlik de ayrı bir etkendir. İşin en ilginç tarafı ise bazen hastalıkların bile kan şekerini yükseltebilmesidir. Bu süreçte hormon dengesi değişir ve kan şekeri artabilir. Çünkü bazen insanın kan şekerini yükselten şey yediği tatlı değil, hayatın kendisidir.
18 Mayıs 2026 08:43

Bir Fincan Kahvenin Kalbe Anlattıkları
Kahvenin kalp üzerindeki etkisini anlamak için önce içeriğine bakmak gerekir. Kahve sadece kafeinden ibaret değildir. Büyük popülasyon çalışmaları, günde ortalama 2-3 fincan kahve tüketen bireylerde kalp hastalıklarına bağlı ölüm riskinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu nedenle filtre kahve, kalp sağlığı açısından daha avantajlı kabul edilir. Günde 2-4 fincan arasında, şekersiz ve mümkünse filtre edilmiş kahve tüketimi, mevcut bilimsel veriler ışığında çoğu sağlıklı birey için güvenli ve hatta faydalı görünmektedir. Belki de kahvenin en güzel yanı sadece kimyasal etkileri değildir. Bir fincan kahve çoğu zaman bir mola, bir sohbet, anıdır.
11 Mayıs 2026 07:27

Zayıflama İğneleri: Mucize Mi, Bekleyen Soru İşaretleri Mi?
Tıptaki adıyla GLP-1 reseptör agonistleri. Örneğin dört yıla yakın süren büyük bir çalışmada semaglutid kullanan bireylerin ortalama yüzde 10'dan fazla kilo verdiği gösterildi. Üstelik fayda sadece tartıyla sınırlı değil. Yan etkiler: Bugüne kadar en sık görülen yan etkiler oldukça net: ■ İshal veya kabızlık. Ancak tablo bununla sınırlı değil. Bağışıklık sisteminde bozulma ile hastalıklara kolay yakalanma, saç dökülmesi ve cilt bozuklukları ortaya çıkabilir. Uzun dönem etkiler konusunda hâlâ sınırlı veri var.
04 Mayıs 2026 09:20

Savaş, Deprem Ve Okul Saldırılarında Tms İle Zihni Onarmak
Son yıllarda dünya, insan ruhunun taşıyabileceği sınırları zorlayan olaylara sahne oluyor. Bu yaraların en yaygın ve yıkıcı sonuçlarından biri ise travma sonrası stres bozukluğu. TMS, beynin belirli bölgelerine manyetik uyarılar göndererek çalışan, iğne, bıçak olmayan bir tedavi yöntemi. Seanslar genellikle 20-40 dakika sürüyor ve haftada birkaç gün olacak şekilde birkaç hafta boyunca tekrarlanıyor. İşlem sırasında anestezi gerekmiyor ve hasta günlük hayatına çoğu zaman aynı gün içinde devam edebiliyor. TMS'nin bu aşırı aktiviteyi dengeleyebildiği ve bireyin stres tepkisini yeniden düzenleyebildiği düşünülüyor.
27 Nisan 2026 07:12

Paris'te Aritmi Konuşuldu
Geçtiğimiz hafta kalp ritm bozuklukları üzerine önemli bir kongre için Paris'e gittim. 12–14 Nisan tarihleri arasında düzenlenen EHRA 2026 kongresi, kardiyak elektrofizyoloji alanında dünyanın önde gelen uzmanlarını bir araya getirdi. European Heart Rhythm Association (EHRA) tarafından organize edilen bu prestijli kongre, hem yüz yüze hem de çevrim içi katılımla, kalp ritim bozukluklarının tanı ve tedavisinde çığır açan gelişmelere sahne oldu. Bir diğer öne çıkan konu ise kablosuz kalp pili teknolojileriydi. Ablasyon tedavilerinde de önemli ilerlemeler paylaşıldı.
20 Nisan 2026 08:41

Ketojenik Diyet: Yağ Yakarken Sağlığınızdan Oluyor Musunuz?
Ketojenik diyet son yılların en popüler beslenme modellerinden biri. Çünkü ketojenik diyet, vücudu kökten bir metabolik değişime zorlar. Ketojenik diyet denince ilk akla gelen endişe kolesteroldür. Çünkü yüksek LDL, uzun vadede ateroskleroz riskini artırabilir. Ketojenik diyetin asıl yükünü çeken organ karaciğerdir. Toplumda yaygın bir yanlış inanış vardır: Ketojenik diyet tamamen yüksek protein üzerine kuruludur. Bu durum halk arasında ketojenik grip olarak bilinir. Bağırsaklar ve kemikler: Ketojenik diyette karbonhidratla birlikte lif alımı da düşebilir. Riskler genellikle şu hatalardan doğar: ■ İşlenmiş ve kalitesiz yağ tüketimi. ■ Aşırı protein tüketimi. Doğru planlandığında ketojenik diyet: ■ Kilo kaybını destekleyebilir.
13 Nisan 2026 11:54