
Bakan Ersoy, 2025 yılında Türkiye'nin 63 milyon 941 bin ziyaretçi ağırlayıp Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığını ve 65.2 milyar dolarlık turizm geliri elde edildiğini açıklarken kısa bir süre sonra yanı başımızda savaş çıkması ihtimalini belki de hiç düşünmüyordu. Savaş ihtimalini hiç düşünmeden 2026 yılında 68 milyon turist bekliyorduk. Türkiye'nin İran'a ve bazı Ortadoğu ülkelerine komşu olduğunu bilen Batılı gezginler psikolojik olarak seyahatlerini iptal ederek, bizi ajandalarından çıkardı. Doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir savaşa taraf olmayan Türkiye, dünya sıralamasında turist sayısında 2017 yılında sekizinci sırada iken, 2025'te dördüncü sıraya yükselmiş bir ülke. Eskilerde yaygın olan "Savaş hiledir" sözünün bugünkü iz düşümü yalan ve yanlış haber, yani dezenformasyon kavramıdır. [email protected] ———————————————————— Ticari başarısızlık onların sonu oldu Concorde ve Tupolev-144 en hızlıydı Londra'daki Heathrow Havaalanı ve Paris'in Orly Havaalanı'ndan ilk Concorde uçakları, ticari yolcularıyla birlikte 21 Ocak 1976'da aynı anda havalandı. Londra uçağı Basra Körfezi'ndeki Bahreyn'e, Paris uçağı ise Batı Afrika'daki Senegal üzerinden Rio de Janeiro'ya gidiyordu. 1962'de, ABD'li pilot Chuck Yeager'ın ses duvarını ilk kez aşmasından 15 yıl sonra, İngiltere ve Fransa dünyanın ilk süpersonik yolcu uçağını geliştirmek için bir anlaşma imzaladılar. 1965 yılında Fransızlar, Sovyet havayolu şirketi Aeroflot'un Paris ofisi müdürü Sergei Pavlov'u, Fransa'nın süpersonik projesi hakkında gizli bilgileri yasadışı yollarla elde ettiği gerekçesiyle tutukladılar. Ancak, bir başka üst düzey Sovyet casusu kimliği belirsiz kaldı ve 1977'de tutuklanana kadar Sovyetlere Concorde hakkında bilgi sağlamaya devam etti. 31 Aralık 1968'de, Concorde prototipinin ilk planlı uçuşundan sadece üç ay önce, Sovyetlerin Tupolev TU-144 uçağının dünyanın ilk süpersonik yolcu uçağı olarak havalanmasıyla Sovyetlerin endüstriyel casusluğunun sonuçları ortaya çıktı. Concorde, 1969 yılında test uçuşlarına başladı. Testler devam etti ve 1973'te TU-144, Concorde ile birlikte Paris Le Bourget Havaalanı'ndaki Uluslararası Paris Havacılık Fuarı'nda sergilenmek üzere buraya getirildi. 3 Haziran'da, 200 bin seyircinin önünde Concorde kusursuz bir gösteri uçuşu gerçekleştirdi. Ardından sıra TU-144'e geldi. Concorde yolcu seferleri, Ocak 1976'da büyük bir coşkuyla başladı. Batı Avrupa, Sovyetlerle girdiği süpersonik uçak yarışını kazanmıştı; Sovyetler sonunda TU-144 ile sadece 100 iç hat uçuşuna izin verdikten sonra uçağı üretimden kaldırdı. Çoğu havayolu şirketi uçağı satın almayı reddetti ve British Airways ile Air France için yalnızca 16 adet Concorde üretildi. Hizmet sonunda sadece Londra-New York ve Paris-New York arasında sınırlı kaldı ve lüks seyahat edenler Atlantik'i dört saatten kısa sürede geçmenin keyfini çıkardı. 25 Temmuz 2000'de, Air France'a ait bir Concorde uçağı, Paris'ten New York'a giderken kalkıştan 60 saniye sonra düştü. 24 Ekim 2003'te Concorde son düzenli ticari uçuşunu gerçekleştirdi.
Kaynak: Yeni Birlik
22 Mart 2026 01:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Hangi Havayolları Nasıl Avrupalılaştı?
THY, 2025 yılında İspanyol şirketi Air Europa'ya ortak olarak (300 milyon Euro karşılığı yüzde 25-27'lik hisse) Avrupalılaşma konusunda çok önemli ve ses getiren anlaşmaya imza attı. İlk olarak Corendon Dutch adıyla Hollanda'da üç uçaklık bir şirket kuran Corendon, ardından Malta'da Corendon Airlines Europe adıyla 15 uçaklık filoya sahip bir havayolu şirketi kurdu. (Free Bird, Avrupalı olma yolunda başka bir adımla Almanya Havayolu Temsilcileri Kurulu (BARIG), üyeliğine kabul edildi). Pegasus Hava Yolları, Çekya merkezli havayolu grubu Smartwinngs ve onun bünyesinde yer alan dünyanın en eski havayolu markalarından Czech Airlines'i (Çek Hava Yolları) satın almak için anlaşma imzaladı. Bunu dışında dünyada farklı yerlerde Türk girişimcileri ve Türk sermayesiyle kurulmuş irili ufaklı havayolu, havacılık şirketi veya hava taksi işletmelerinin var olduğunu biliyoruz. Dünyadaki havayolu şirketlerinde Türk vatandaşı pilotların olmasının yanı sıra Türk kökenli ve Türk ortaklı havayolu şirketlerinin de söz sahibi olması en büyük dileğimiz. Türkiye savunma sanayisinin öncü kuruluşu ASELSAN 54. sıradan, insansız hava araçları teknolojisindeki küresel başarısıyla dikkat çeken BAYKAR'ın 69'uncu sıradan, havacılık ve uzay projeleriyle öne çıkan TUSAŞ ise 78'inci sıradan bu listeye girerek dünyanın en büyük 100 savunma şirketi arasına girdiği gibi. Mutlu yarınlar Türkiye'm. Tüm havaalanlarını ve havalimanlarını aynı kefeye koyup, sayısal olarak bir rakam veren kuruluşların açıkladığı verilere göre ülkeler ve sayılar şöyle: Amerika 16 bin 116, Brezilya 5 bin 297, Avustralya 2 bin 257, Meksika bin 580, Kanada bin 459, Fransa bin 218, İngiltere bin 057. Liste binin altına düşerek devam ediyor. 15 ülke 500 ile 200 havalimanına sahip. Toplam 50 ülke arasında Türkiye'miz 116 havalimanı ile 46'ncı sırada yer alabilmiş. Bu gerçeği bilerek hareket ettiğimizde Türkiye'deki 116 tesisin sadece 58 adedi havalimanı niteliğini taşımakta, geri kalan 58 meydan ise farklı ebat veya boyutlardaki tesislerdir. Biliyoruz ki, illerin hepsine havalimanı yapsak bu kez ilçeler devreye girerek "Biz de havalimanı isteriz" diyerek kuyruğa girip, siyasilere her gördükleri yerde politik baskı yoluna gidecekler. Tüm illere bazı ilçelere havalimanı yapamayız. Türkiye İstatistik Kurumu, nüfusu 100 binden fazla olan il olmaya aday 24 ili belirlemiş. Bu ilçelerin il olmasıı kabul edildiği takdirde "Biz artık il olduk. Hani bizim havalimanımız" demeyeceklerini kim nasıl garanti edebilir ki.
07 Haziran 2026 01:03

Kabin Görevlilerini Robot Mu Sandınız?
Türkiye'de hayatı boyunca hiç uçağa binmemiş milyonlarca insan vardır! Ve yahut "Ol mahiler ki, derya içre olup da deryayı bilmezler" sözündeki gibi gökyüzünü sadece seyredenler vardır. Türkiye Havayolları Kabin Memurları Derneği (TASSA) adıyla örgütlenen, yılda bir kez 31 Mayıs'larda Dünya Kabin Memurları Günü'nü kutlayarak andığımız, ağızlarına bir parmak bal çaldığımız, haklarını teslim ettiğini sandığımız kabin memurlarının tabii olduğu özel bir yasaları neden yoktur. Türkiye'de denizciler çok zor şartlarda çalıştığı için özel bir kanuna tabiidirler. 854 sayılı Deniz İş Kanunu, en az 100 grostonilatoluk gemilerde sözleşmeli çalışan gemi adamlarıyla işverenleri arasındaki çalışma şartlarını düzene koyan özel bir kanundur. Yine aynı şekilde çalışma koşulları zor olduğu için bizler, yani basın mensupları da 212 Sayılı (Şimdi 5953 sayılı) Basın İş Kanunu'na bağlı olarak çalışmaktadır. Kanunun çıkmasında toplumda sözleri daha fazla geçen pilotlar dernek ve vakıf, kabin görevlileri de dernekleriyle kamuoyu oluşturup etkili olabilirler. Bu nedenle uçaklarda omuz omuza çalışan pilotlar ve kabin görevlileri diğer çalışanların haklarını da koruyup kollayacak bir havacılık yasası için kamuoyu oluşturmak zorundadırlar. Geçmişte pilotlar ve kabin görevlileri Havacılık Kanunu için TBMM nezdinde girişimde bulundu. Bir daha da hiç gündeme getirilemedi. O, 300 yolcu içerisinde her türlü insan var. Ekonomik bilet diye ucuz gibi görünen biletlerin değişme veya iade gibi şansı yoktur. Türkiye'de en karlı havalimanlarının (İstanbul, Sabiha Gökçen, Antalya, Ankara, İzmir, Çukurova, Dalaman, Milas Bodrum) DHMİ denetimi ve gözetiminde özel şirketler tarafından yönetilmektedir. 2026 yılının ilk dört ayında DHMİ'ye bağlı havalimanlarındaki yolcu/uçuş sayılarına bakarsak gerçeği görürüz. Balıkesir Koca Seyit: 339+61=400 Tokat Havalimanı: 357+22=379 Amasya Merzifon: 330+40=370 Zafer Havalimanı: 145+144=289 Bingöl Havalimanı: 281+1=282 Sinop Havalimanı: 275+2=277 Çanakkale Havalimanı: 239+6=245 Isparta Havalimanı: 165+22=187 Çaycuma Havalimanı: 86+88=174 Özellikle belirtmeliyim ki, Zonguldak Çaycuma İl Özel İdaresi, Gazipaşa Alanya (TAV Holding) Kütahya Zafer (İbrahim Çeçen Holding) Aydın Çıldır Havalimanı (THY A.O), Eskişehir Hasan Polatkan Havalimanı, Eskişehir Teknik Üniversitesi'nce işletilmekte olup DHMİ ile maddi bir ilişkisi yoktur. Devlet mantığıyla değil de özel sektör mantığıyla hareket etmedikçe az yolculu, az uçak inen meydanları rehabilite etmeden DHMİ'nın değil vergi rekortmeni kâr etmesi de zor.
31 Mayıs 2026 11:57

Havacılık Sektöründe Asırlık Kuruluşlar
Türk Hava Yolları AO (THY), Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ve Havaalanları Yer Hizmetleri AŞ (HAVAŞ) 93'üncü kuruluş yıl dönümlerini sosyal medyada birer paylaşım yaparak bizlere hatırlattı. "Yıllar geçtikçe büyüyen tutkumuz dünyanın en çok ülkesine uçan havayolu olmamızı sağladı. Bugün 537 adet uçağa sahip genç filomuzla, yeni evimiz İstanbul Havalimanı'ndan 130'un üzerinde ülkeye uçuyoruz. Türk bayrağını dünyanın dört bir yanına gururla taşıyor, yolcularımıza daha büyük dünyanın kapılarını aralıyoruz." 93 yılda birçok hükümet geldi geçti, birçok bakan THY için karar vererek imza attı. 93 yılı geride bırakan Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin 1933 yılından bu yana mazisi önemli başarılarla dolu. Kendilerini şöyle anlatıyorlar: "Sivil havacılık faaliyetlerinin gereği olan hava taşımacılığı, havalimanları işletilmesi, meydan yer hizmetlerinin yapılması, hava trafik kontrol hizmetlerinin ifası, seyrüsefer sistem ve kolaylıklarının kurulması ve işletilmesi, bu faaliyetler ile ilgili diğer tesis ve sistemlerin kurulması, işletilmesi ve modern havacılık düzeyine çıkarılmasını sağlamaktır." İyi güzel de tüm söylenenleri kimler ne zaman ve nasıl yaptı. Önceleri bir kamu kurumu olan kısaca HAVAŞ dediğimiz Havalimanları Yer Hizmetleri AŞ, 1933 yılında Devlet Hava Yolları'nın (1955'ten itibaren Türk Hava Yolları) bünyesinde yer hizmetlerini gerçekleştirmek amacıyla 1958'de USAŞ AŞ adı ile kuruldu. Bu tarihten itibaren Türk Hava Yolları'nın yanı sıra Türkiye'deki diğer havayolu firmalarına da yer hizmetleri vermeye başladı. 1987'ye gelindiğinde, USAŞ çatısı altında yürütülen ikram ve yer hizmetleri faaliyetleri ikiye ayrıldı ve yer hizmetleri şirketi olarak HAVAŞ (Havaalanları Yer Hizmetleri A.Ş.) kuruldu. Amerika'nın İran devletine, dolaylı olarak da İran halkına karşı başlattığı savaşın nereye evrileceği belli değil. 3 Temmuz 1988'de İran'ın Bender Abbas Havalimanı'ndan 274 yolcu ve 16 mürettebat ile Dubai'ye gitmek için havalanan İran Air'e ait 656 uçuş numaralı Airbus300 B2 tipi yolcu uçağı ABD donanmasına ait USS Vincennes adlı savaş gemisinden ateşlenen SM-2MR tipi güdümlü füze ile İran hava sahasında vurulmuştu. İran İslam Cumhuriyeti'nin bayrak taşıyıcı havayolu olan İran Air'e ait uçakta 156'sı erkek, 53'ü kadın, 2 ila 12 yaşları arasında 57'si çocuk ve 52'si Yugoslav, Pakistan, Hint ve Arap uyruklu 42 kişi ve uçağın 16 mürettebatından oluşan 290 kişi bile bile yapılan saldırıyla can vermişti. ICAO olağanüstü bir oturumla 14 Temmuz 1988'de İran Air'e ait yolcu uçağının düşürülmesinin sebeplerini araştırma için bir ekip kurulması kararını verdi. Hava trafik hizmetleri birimlerinin askeri operasyon birimleriyle bilgi iletişimini dikkate almamanın, Chicago Anlaşması uyarınca uluslararası hava anlaşmalarını ve yasalarını ihlal olduğu ve kesinlikle hata sayılması gerektiği konusu da ICAO'nun raporlarında yer aldı. O günkü Amerikan Başkanı Ronald Reagan'ın Yardımcısı olan George Bush da İran Air yolcu uçağının düşürülmesi olayından bir ay sonra, "Ben asla Amerika tarafından özür dilemeyeceğim. Ben ne yaptığını ve gerçeğin ne olduğunu önemsemiyorum" demişti.
24 Mayıs 2026 03:07

Mavi Ve Gök Vatan Daha Da Büyüsün!
Uluslararası hukuka göre, bir devletin egemenliği karasuları üzerindeki hava sahasını da kapsar. Bu kanunun çıkmasıyla Ege Denizi'nde karasularının 6 milden 12 mile çıkması gibi bir gelişme gündeme gelecektir. Ege'de, Akdeniz'de ve Karadeniz'deki deniz yetki alanlarının durumunun bu yasa ile koruma altına alınması milli savunma için önemli. Denizlerimizin Misak-ı Milli'si" olarak nitelenen ve "Mavi Vatan Kanunu" olarak da ifade edilen "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" için çalışmalar son aşamaya geldi. Yasanın, teknik bir deniz hukuku düzenlemesi değil; Ege, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de Türkiye'nin egemenlik ve yetki alanı iddialarını iç hukuka bağlayan stratejik bir çerçeve olarak öne çıkması hedefleniyor. 1982 tarihli 2674 sayılı Karasuları Kanunu'nun ötesine geçmeyi amaçlayan düzenleme ile kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge (MEB), bitişik bölge ve deniz kaynaklarının korunmasına ilişkin dağınık yapının tek çatı altında toplanması amaçlanıyor. "Çerçeve yasa" eksikliğini gidermesi beklenen teklif, aynı zamanda "Mavi Vatan" doktrininin hukuki altyapısını da daha da güçlendirecek kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan, deniz hukukunun dinamik olduğunu, 20 yıl öncesiyle kıyaslanamayacağını ve sürekli genişlemeye devam eden bir hukuk alanı olduğunu, Türkiye'nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip etmesi gerektiğine işaret ederek "Deniz hukuku terminolojisinin artık Türkiye sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet" değerlendirmesinde bulundu. Erhan, "Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum." dedi. Kanun taslağının, Türkiye'nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunun altını çizen Erhan şunları kaydetti: "Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Zaten Türkiye'nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. 'Mavi vatan kanunu' Türkiye'ye ve Türk milletine hayırlı olsun." Mutlu yarınlar Türkiye'm. [email protected] Not: 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun. (M.A) ———————————————————— Airbus 320 tipte ticari lisansa sahip Hollanda Kralı, KLM'de misafir pilot! Havacılık havalı bir meslek gurubu olmaya devam ediyor. Özellikle de pilotlar toplum nezdinde ayrıcalıklı bir yere sahip. Pilotları sokakta ve başka bir yerde üniformalı gördüğümüzde dönüp bakmadan edemiyoruz. Onları dikkate değer yapan üniformalarını çıkardıklarında işin büyüsü kaçıyor. Onlar da senin benim gibi oluyorlar. Pilotluk birçok kişinin hayalini süsler. Her yaştan, her meslekten insanlar amatör veya ticari pilot lisansı almak için uçuş okullarının kapısını çalıyor. Bir de çok önemli görevlerde bulunan ve pilotluğa özenen insanlar var. Bunlar içinde en medyatik olanı Brunei Sultanı Haji Hassanal Bolkiah. Ticari pilot lisansına sahip Bolkiah, 2012'de Türkiye ziyaretine kendi kullandığı Boeing 737-400 tipi uçakla gelmişti. 79 yaşındaki Brunei Sultanı Hassanal Bolkiah geçenlerde de Filipinler'deki toplantıya da kullandığı uçakla gitti. Asıl konumuz Brunei Sultanı değil, Avrupa'da bir ülkenin görevdeki kralı. Willem Alexander, 2013 yılında annesi kraliçe Beatrix tahttan feragat edince Hollanda Kralı olarak tahta o geçti. Halen görevini sürdüren Kral Willem Alexander'ın vazgeçemediği bir ilgi alanı var. O bir ticari pilot. Yanlış okumadınız kral aslında bir pilot. Kral hazretleri 1985 yılında özel ikinci sınıf pilot lisansı ve 1987'de B-3 pilot lisansı almış tam bir havacılık aşığı. Öğrencilik yıllarında teorik B1 / B2 lisansı aldıktan sonra Kenya'da bir süre Afrika Tıbbi Araştırma ve Eğitim Vakfı (AMREF) ve Kenya Yaban Hayatı Hizmeti'nde adlı sivil kuruluşlar için gönüllü olarak bir çok uçuşa katıldı. Kral Willem Alexander 1989'da büyük gövdeli, ağır birçok motorlu uçağı uçurmak için gerekli profesyonel uçuş sertifikası aldı. Ayrıca 1994 yılında Prens Bernhard tarafından kendisine verilen Büyük Askeri Pilot Lisansı'nı da (Groot militair vliegbrevet) elinde tutuyor. 2001 yılından bu yana da Havayolu Taşımacılığı Pilot Lisansı (ATPL) sahibi. Yani dünyanın her yerinde ticari pilotluk yapabilir. Uçuş saatlerini doldurabilmek için KLM Havayolları'nda da ücretsiz misafir pilot olarak uçuyor. Uçuşlarını bazen devlet uçağı PH-kbx'te veya normal filodaki (2017 ortasına kadar) bir Fokker 70 ile yapabiliyor. Tabii sahip olduğu lisansa uygun uçaklarla. Kral Willem, 2017' yılında bir sertifika daha alarak yıl ortalarında Boeing 737'ye geçti. KLM'de misafir pilotluk yapmayı da ancak böylece sürdürdü. Kral, yani De Koning, 11 Mart 2026'da KLM Boeing 737'de (PH-GOV) konuk pilot olarak uçuşunu gerçekleştirdi. KLM, B737 uçaklarını Airbus A321neo ile değiştirdiği için Kral, bu tip uçakları uçurabilmek için bunların da eğitimini alıp, sertifika almak zorunda. 2017'nin sonunda, bayrak taşıyıcı KLM Cityhopper, Fokker 70 (FK70) tipi uçakları uçurmayı bıraktı. Altyapı ve Çevre Bakanı, 4 Nisan 2017 tarihinde yayınladığı bir duyuruyla, Kabinenin yeni hükümet uçağı olarak Boeing 737 iş jetini seçtiğini açıkladı. 2019 yılında PH-GOV tescilli yeni hükümet uçağı da böylece devreye alındı. Hollanda Hükümeti yaptığı açıklamada, uçağın hükümete ait olduğunu ve sadece kabine üyeleri ve ilgili heyetlere hizmet amacıyla kullanılabileceğini belirtiyor. Hollanda Kralı Willem-Alexander, 20 yıldan fazla bir süre boyunca KLM Cityhopper'da yarı zamanlı ve gizli bir şekilde ticari pilotluk yaptı. Fokker 70 uçaklarından sonra Boeing 737 için yeniden eğitim alan Kral, en son 11 Mart 2026'da KLM Boeing 737 ile son tarifeli uçuşunu gerçekleştirdi ve şimdi yeni Airbus A321neo uçaklarının tip sertifikası için sıkı bir hazırlık yapıyor. Kral Willem-Alexander'ın pilotluk kariyerinde şu özellikler öne çıkıyor. • "Misafir Pilot" Rolü: Kral, "misafir pilot" (guest pilot) olarak uçuşlara katılmış ve kokpitte yardımcı pilot olarak görev yapmıştır. • Gizlilik: Yolcular tarafından nadiren tanınmış, genellikle kendini sadece "yardımcı pilot" olarak tanıtmıştır. • Eğitim: 1985 yılında özel pilot lisansını almış ve Afrika'da gönüllü pilotluk yapmıştır. • Tutku: Uçmayı "rahatlatıcı bir hobi" olarak tanımlayan Kral, tahta çıkmasaydı profesyonel pilot olmayı istediğini belirtmiştir. İyi uçuşlar kral/kaptan.
17 Mayıs 2026 01:02

Trabzon Havalimanı'na Deniz Dar Mı Geldi!
Tek parti döneminde hak ettiklerini yeterince alamayan şehre, en büyük yatırım olarak 1957 yılında Demokrat Parti tarafından havaalanı inşa edildi. Yıllar sonra, önce Giresun-Ordu'ya, sonra da Rize-Artvin'e yeni havalimanları yapılarak Trabzon Havalimanı'nın yükünü azaltma yoluna gidildi. Her iki havalimanı da Türkiye'nin deniz üstüne yapılan ilk meydanları olarak faaliyet gösterirken Trabzon meydanı onlara rağmen yine de günlük 100 uçak trafiğini fazlasıyla zorluyordu. Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu Divan Toplantısı'nda "Trabzon'a yeni havalimanı değil, spor tesisi gerekir" diyerek bu girişimi eleştirince iktidarın etkili makamlarından çok sert uyarılar geldi ve başkanın bu sözlerini kulübün yönetimi düzeltme gayretine girdi. Bakanlık ve yerel siyasi oluşumlar da "Tesisler yıkılmayacak" sözünü daima dile getirip, konuyu daha sonra gelen bir başka Trabzonlu Ulaştırma Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'na miras bıraktılar. Trabzon Havalimanı'nın büyütülmesi ihalesi pazarlık usulüyle 48 milyar TL bedelle Cengiz İnşaat ve ASL İnşaat'a verilmişti. Fakat, Trabzon'da yer bulmak en büyük sorunlardan biri. Mutlu yarınlar Türkiye'm. [email protected] ———————————————————— JETEX ve İGA havacılıkta iş birliği yaptı Zenginlere ve ünlülere çok özel terminal Önce uzak gelen, gide gele yakınlaşan İstanbul Havalimanı'nın yol tabelaları bu kez bizi farklı bir yere götürdü. Çöl çiçeği olarak bilinen nazende adlı çiçekten esinlenerek yapılan binada İstanbul Havalimanı'nın tek eksiği olan VIP/CIP Genel Havacılık Terminali'nin sade, mütevazi açılışına tanıklık ettim. İGA, 60 milyon Euro'ya mal olan bu terminali işletmek için dünya çapında bilinen ve tanınan bir firmayı JETEX'i İstanbul Özel Yolcu ve Genel Havacılık Hizmetleri AŞ'ye yarı yarıya ortak ederek doğru bir seçim yapmış. Çünkü JETEX, 2005 yılında kurulan, 340'tan fazla destinasyona hizmet sunan ve 750 kişi çalıştıran Dubai merkezli bir küresel özel havacılık şirketi. Kurucusu ve CEO'su 1970 yılında Türk bir anneden ve Suriyeli bir babadan dünyaya gelen, çalışma hayatına Şam Havalimanı'nda başlayan, zamanla zirveye çıkan Suriyeli Adel Mardini. Açılış töreninde konuşan İGA Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu'nun İstanbul'u "güvenli liman" diye anması ve "Yolcu kapasitesinin 120 milyona taşınması, yılın ikinci yarısında açılacak olan dördüncü pist, otel yatırımları ve şimdi faaliyete geçen JETEX-İGA Genel Havacılık Terminali ile birlikte İGA İstanbul Havalimanı, özel havacılıkta da dünyanın göz bebeği olmaya kararlıdır." sözleri nasıl bir vizyon üstlenildiğini bize gösteriyordu. Böyle bir yatırım için önceleri Atatürk Havalimanı'nı gözüne kestiren ve İstanbul Havalimanı'nın açılmasıyla İstanbul'u ilgi alanına dahil eden JETEX Kurucusu ve CEO'su Adel Mardini, "İstanbul Havalimanı ile küresel ağımızı genişletmekten heyecan duyuyoruz" dedi ve konuşmasını şöyle sürdürdü; "İstanbul; binlerce yıllık tarih ve kültürü, genç ve dinamik bir enerjiyle harmanlayan çok kültürlü bir merkez. Hem özel jet hem de ticari havayolu yolcuları için son teknolojiye sahip bu deneyimi titizlikle tasarlamak adına büyük emek verdik. Ödüllü JETEX misafirperverliği ile dünyayı burada ağırlamayı dört gözle bekliyoruz." JETEX iş ortaklığında İGA'nın hayata geçirdiği Genel Havacılık Terminali, uçuş öncesi ve sonrasında yolculara kesintisiz ve özel deneyim sağlıyor. * Gidiş-dönüş uçuşlar için 1.300 euro * Transit uçuşlar için 1.200 euro * Sadece gidiş için 950 euro * Sadece geliş için 750 euro.
09 Mayıs 2026 17:24

Thy, Yine 'En Çok Yere Uçan' Havayolu
Türk Hava Yolları, 23 dış hat uçuşunu durdurmasına rağmen dünyadaki tüm havayolları arasında en çok yere uçan şirket olma ünvanını hala koruyor. Star Alliance ittifakının en başarılı şirketlerinden olan ve krizden önce 133 ülkeye (53'ü iç hat), 305'i dış hat olmak üzere 351 şehre uçmakta olan Türk Hava Yolları halen en fazla ülkeye uçan ve en fazla noktaya uçuş yapma özelliğini koruyan şirket konumunda. THY'nin şimdilik iptal edilen uçuşları çoğunlukla geçici nitelikte; çünkü bazı uçuş iptallerinin Mayıs veya Haziran aylarında sona ereceği ön görülüyor. Türk Hava Yolları'nın sefer iptaline gittiği 23 destinasyonu bazı özellikleri açısından iki kategoriye ayırabiliriz. Normal zamanlarda İran, Türk Hava Yolları'nın en çok uçuş yaptığı 11'inci ülke konumunda. İkinci kategorideki iptaller şirketin kendi isteğiyle hayata geçirdiği 18 ayrı dış hat uçuşu. Afrika kıtasına da en çok sefer yapma ünvanını elinde bulunduran THY Bissau (Gine Bissau), Freetown (Sierra Leone), Hurghada (Mısır),Juba (Güney Sudan), Kinshasa (Demokratik Kongo), Librevile (Gabon), Luanda (Angola), Lusaka (Zambiya), Monrovia (Liberya) ve Pointe Noire'a (Kongo) gibi uçuş noktalarına yaptığı tüm seferlerini de iptal etti. THY'nin uçuş planları bu noktalara en erken Ekim veya Mart 2027'de sefer yapılacağını gösteriyor. Bu durum 2026 Nisan sonu itibarıyla görüneni yansıtmakta olup, gelişmelere göre değişiklik yapmak kaçınılmaz olacak. 2012'den beri bu ülkeye uçuşlar düzenleniyordu. Son uçuşun Haziran ayında yapılması planlanıyor. Uzmanlar, "Bu uçuşların iptal edilmesi çok akılcı bir hareket oldu" diyorlar. [email protected] *** Savaş uçağı ve askeri helikopter uçurdu Generalin futbol fanatizmi başını yaktı Konya Şehir Stadyumu'nda 21 Nisan akşamı Konyaspor ile Fenerbahçe Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final maçı için karşılaştı. Fakat tribünlerde yer alan ve üzerinde "Göklerin kartallarından, çimlerin kartallarına başarılar" yazılan bir afiş ile bağ kurup uçuşların Konyaspor'a destek için yapıldığı ileri sürüldü. Gerçekten Konyaspor'un fanatik bir taraftarı mı, yoksa başka bir niyet heveslisi mi olduğu henüz bilinmeyen generalin görevinden alınarak Hava Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı'na yani kızağa çekildiği ileri sürülürken bazı çevreler olayın rutin bir görev/eğitim uçuşu olduğunu, 27 Nisan'da yapılan Trabzonspor maçında da yaşandığını ileri sürüyor. Fakat, Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bir soru üzerine "Türk Silahlı Kuvvetlerinde müesses disiplinin muhafazası ve idamesi olmazsa olmazdır. Daha önce de vurguladığımız gibi Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tüm olaylara disiplin anlayışı içerisinde bakmakta ve işlemleri de ilgili mevzuat çerçevesinde yerine getirmektedir" diyerek konuyu resmen doğruladı. İyi niyetliydiniz ama bilmelisiniz ki "Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşelidir." Muhtemelen kızağa çekildiğiniz bu görevden de ilk Askeri Şura'da emekli edilecek ve evinize döneceksiniz.
03 Mayıs 2026 01:03

Onur Air'de Şimdi Helalleşme Zamanı!
İstanbul Yeşilyurt'ta Pegasus'nun da kuruluş yeri olan Sipahioğlu Caddesi'ndeki 55 no.lu binada 28.01.1992'de adının ve soyadının baş harflerinden mülhem T.K Akdeniz (Med Air) adlı bir şirket kurar. Fakat Türk Hava Yolları TK bizim çağrı kodumuz diye itiraz edince şirkete büyük oğlu Onur'un adını verip Onur Air Taşımacılık A.Ş adıyla tescil ettirir. İlk olarak,1992 model A321-211 tipi bir uçak alıp TC-ONA üçlü koduyla tescil ettirir ve bu uçak ilk uçuşunu 14 Mayıs 1992 günü Ercan Havalimanı'na yapar. Şubat 1994'te bünyesinde 25'i aşkın otel ve yedi bin yatak olan Ten Tur Gurubu Onur Air'in bir kısım hisselerini alır ve şirket Florya Çatal Sokak'a taşınır ve adını da duyurur. 1996'da Ten Tur ortakları Hayri İçli, Ünsal Tülbençi ve Hamit Cankut Bagana Onur Air'in tamamını alırlar. 1997'de McDonald Douglas firmasının ürettiği MD 88 tipi beş uçak alınır. 15'inci yılda 16 uçak ve 912 çalışanı olan şirket 1998-99'da ekonomik kriz nedeniyle dokuz uçağa kadar düşer. 2000'li yıllarda Türkiye'ye en fazla turist getiren firma olan Onur Air, hac uçuşlarıda yaparak pazarda büyüdü. 9 Aralık 2003'te "Uç Türkiye uç" sloganıyla 13 şehre iç hat uçuşu başlattı. 2006 yılında 1490 personel ve 31 uçaklık filosu ve 7 bin 012 koltuk kapasiteyle en büyük ve en çok yolcu taşıyan şirket olmayı başardı. Tek seferde Saudi Arabia Havayolları'na 12 uçak (3 bin 387 koltuk) kiralayıp bu alanda da sektörde bir ilke imza attı. Suudi Arabia Havayolları ile yapılan bu Wet Lease anlaşmasıyla Onur Air giderek daha istikrarlı bir hale geldi. Fakat, Suudi Arabistan Hükümeti'yle Türkiye arasındaki siyasi ilişkilerinin bozulmasının faturası Onur Air'e çıkarıldı ve uçak kiralama anlaşması yenilenmedi. Şirketin Ten Tur üzerindeki yüzde 92.8 hissesi Zencani ve ortağı Mahdi Shams ile Kudret Tuncel'e 250 milyon dolara satıldı. Onur Air de satılamadı. Daha sonra Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, Onur Air Taşımacılık AŞ hakkında nihai kararı verdi. 16 Nisan 2026 saat 11.28 itibarıyla şirketin iflasına hükmedildi ve 2026/25 sayılı dosya kapsamında tasfiye süreci resmen başlatıldı. Örneğin, 2024 yılı verilerine göre, Schengen vizesine en çok başvuru yapan ve bu alanda rekor kıran ülke 1 milyon 779 bin 255 başvuru ile Çin olmuş. Türkiye, 1 milyon 173 bin 917 başvuru ile dünya genelinde en çok Schengen vizesi başvurusu yapan ikinci ülke. TÜİK'in 2025 yılı turizm istatistikleri raporuna göre, Türkiye'den yurt dışına çıkış yapan toplam ziyaretçi sayımız 63 milyon 917 bin 57 kişiye ulaşmış. 2010 yılında yüzde üç düzeyinde olan vize red oranı geçen yıl yüzde 17'ye kadar çıkmış. İçinde bulunduğumuz vatandaşımızın gururunu kıran bu süreci "Türk'ün vizeyle imtihanı" diye adlandırmak hiç de yanlış olmayacak.
26 Nisan 2026 08:47

Çin'in C-919 Uçağı Ve Havadaki Hakimiyet
Dünya üzerinde uçak üretiminde adı geçen şirketlere baktığımızda 500 milyar dolara yaklaşan bu pazarda Airbus, Boeing, Bombardier, Embrarer Sukhoi, COMAC (Çin Ticari Uçak Şirketi) ve Mitsui gibi üretici firmaları görebiliriz. Pazarda Boeing ve Airbus üretim kabiliyeti ve gücüyle açık ara önde giden iki büyük şirket. Bir uçağın Amerika'da uçabilmesi için Federal Havacılık İdaresi (Federal Aviation Administration- FAA), aynı şekilde Avrupa'da uçabilmesi için de Avrupa Birliği Havacılık Güvenliği Ajansı (European Union Aviation Safety Agency- EASA) söz sahibi ve yetkili sivil havacılık otoriteleridir. Sürece havayollarını ve Çinli pilotları da dahil eden Çin'in sivil havacılık otoritesi Civil Aviation Administration of China (CAAC), C919 tipi uçakla Boeing 737 ve Airbus A320 tipi uçaklara rakip olmayı hedefliyor. 158-192 yolcu kapasitesine sahip dar gövdeli C919, 4 bin 075-5 Bin 555 kilometrelik bir menzile sahip. Çin havacılık otoritesi uçağa 2022'de sertifika verdikten sonra, 2023'ten China Eastern Airlines, Air China ve China Southern Airlines ile ticari uçuşlara başladı. Şimdiye kadar 4 milyon yolcu taşıdığı belirtilen C919, özellikle Asya, Afrika ve Orta Doğu pazarlarında alıcı bulup büyüme potansiyeli taşıyan bir uçak. Şu anda 815 uçak siparişi veren 28 müşterisi bulunan C919'un sertifika almasıyla Amerika'ya değilse bile Avrupa'ya açılmasıyla Çin'in dünya ticaretindeki başarısı havacılık alanında da kendini gösterecektir. Bundan üç yıl kadar önce Türkiye'nin en büyük şirketlerinden olan Alarko Holding'ın havacılık sektörüne girme kararı aldığını duyurması üzerine bir yazı yazarak "Alarko, havacılıktaki dengeleri değiştirecek" diye başlık atmıştım ve şöyle devam etmişim: "Alarko Holding çatısı altında yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösteren 41 şirkete 42'nci olarak havacılık alanında boy gösterecek olan bir şirketin daha katılacağı duyuruldu. Alarko Holding 18 Eylül 2023 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) açıklama yaparak havacılık sektörüne yatırım yapacaklarını resmen duyurdu. KAP açıklamasında "Havacılık sektöründe faaliyet göstermek üzere 30.000.000 TL (Otuz milyon Türk Lirası) sermayeli anonim (Alarko Havacılık Endüstri Yatırımları Anonim Şirketi) şirketin kurulmasına karar verilmiştir. Bir yıl sonra şöyle bir haber okuduk: "Alarko Holding A.Ş.(ALARK) havacılık sektöründe faaliyet göstermek üzere yeni bir şirket kuracağını duyurdu. Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda yapılan duyuruda, Alarko Holding'in bağlı ortaklığı Alfor Aviation and Technical Services Limited'in, 18 milyon TL sermayeli bir anonim şirket kurma kararı aldığı belirtildi." Bu haberden sonra gelişme olmamış ve şirket de faaliyete geçememiş. Aradan yine aylar geçmiş ve 31 Ekim 2025 tarihinde Alfor Aviation'un sekiz uçağı yolcudan kargoya dönüştürmek için yabancı şirketle anlaşma yaptığı haberlerini görüyoruz medyada. Son olarak, Alarko'nun CEO'su Ümit Nuri Yıldız Uluslararası Ekonomi Zirvesi'nde pandemi sürecinde kargo uçaklarına ihtiyaç duyulduğunu ve bunun hala devam ettiğini belirterek "Sektördeki bu açığı kapatmak için, farklı bir teknoloji ve düşük maliyetle yolcu uçaklarını kargoya dönüştürme projesi başlattık. İlk adım olarak A330 tipi bir uçağı önümüzdeki aylarda kargoya dönüştürerek uçurmayı umut ediyoruz." diye konuşmuş. Yani ortada henüz bir dönüşüm eseri uçak yok.
19 Nisan 2026 01:02

Thy Yeni Yönetimle De Yüksek Uçacak!
Türkiye'nin dünya çapında en büyük markası olan ve 133 ülkede 351 şehre (305 dış hat-53 iç hat toplam 358 havalimanı) uçan Türk Hava Yolları AO'nun 2025 hesap ve faaliyetlerine ait genel kurulu 9 Nisan 2026'da Genel Yönetim Binası'nda yapıldı. Yatırımcı İlişkiler Müdürü M. Fatih Korkmaz, Türkiye Varlık Yönetimi Başkanlığı'nın (THY'nin sermayesinin yüzde 49.12'sinin sahibi-yüzde 50.88'i ise halka açık) genel kurulu Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Ahmet Bolat'ın yönetmesini istediği yazısını okudu ve bu istek oylanarak kabul edildi. THY Genel Kurulu'nda başkanlığın oluşturulmasından sonra 524 sayfalık faaliyet raporu okunmuş kabul edilerek hem fiziki hem de elektronik ortamda oylanarak kabul edildi. 2025 yılında 154 milyon TL bağış yapıldığı ve 2026'da şirket karının yüzde 0.05'ini aşmayacak miktarda bağış yapması da oylanıp kabul edildi. Ahmet Bolat, başka bir soru üzerine A Jet'in halka arzını düşünmediklerini söyledikten sonra savaşın getirdiği ek maliyetlere de değindi ve "Yıllık yakıt giderlerimiz 5 milyar dolardır" dedi. Bolat, 2005'te THY'nin Fransa'da CDG'ye iniş izni olmadığını, Star Alliance ittifakına girdikten sonra atılıma girdiklerini belirterek gelecek 10 yılda dünyanın üç büyük havayolu şirketinde biri olacağız" diye konuştu. Bolat, toplantıda yönetim değişikliği ile ilgili soruya cevap vermedi ve oturumu kapattı. Aynı gün akşam saatlerinde THY İletişim Başkanlığı önce Bolat ve Ekşi'nin emekli olarak bu görevlerinden ayrıldığını, Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanlığı'na Prof. Dr. Murat Şeker ve Genel Müdür (Yönetim ve İcra Kurulu Üyeliğine) makamına da Ahmet Olmuştur'un atandığını duyurdu. (THY'ye 21 yıldır hizmet veren Ahmet Bolat'ın THY Teknik, AJet ve Sun Express'teki Yönetim Kurulu Başkanlıkları sürüyor. Tam 10 yıl Genel Müdürlük yapan Bilal Ekşi'nin devam eden görevi yok.) İcra Komitesi Üyesi olan Kaptan Pilot Ramazan Sarı'nın bu görevden istifası kabul edilirken, Mecit Eş'in de12 yıldır süren yönetim kurulu üyeliği sona erdi. Genel Müdür (Mali) Yardımcılığı'na Muhasebe ve Mali Kontrol Başkanı Metin Gülşen, Genel Müdür (Ticari) Yardımcılığı görevine ise 1. Bölge Satış Başkanı Harun Baştürk atandı. Yönetim Kurulu Üyeliklerine Ahmet Olmuştur, Metin Gülşen ve AK Parti eski Eskişehir Milletvekili, Tokyo ve Washington eski Büyükelçisi Hasan Murat Mercan atandı. Yapılacak bu atamalar 2027 yılında yapılacak olan genel kurulun onayına sunulacak. Yönetim ve İcra Kurulu'nda görev dağılımının yapılması da bekleniyor. Başkanlıklarda ve diğer kademelerde şimdilik değişiklik beklenmezken THY yönetimi savaşı fırsata çevirebilmek başlatılan çalışmalara odaklanacak. Sayın Bolat'a ve Sayın Ekşi'ye bugüne kadar yaptıkları için teşekkür ederken Sayın Şeker'e ve Sayın Olmuştur'a da yeni görevlerinde başarılar diliyorum. Binlerce çalışanın emek ve alın teriyle Türk Hava Yolları daha da yükselecek. Mutlu yarınlar Türkiyem. *** İlk gün Cumhuriyet Meydanı'na gider gitmez dostlarımın büyük beğenisine şahit oldum. Bu kadar geniş ve anıtsal binalarla çevrili bir meydan İstanbul'da dahi yoktu. Orada bulunan halk çeşmelerinden (bılbılag) su içmek de İstanbul'da artık unutulan bir alışkanlıktı. Adeta evini gururla gezdiren bir ev sahibi gibiydim. Arkadaşlarımla meydandan ilerleyerek heybetli Opera binasına gittik, hemen ertesi gün için operadan bilet almak (Anuş Operası) farz olmuştu. Modern sanat eserleriyle süslenmiş bir nevi açık hava müzesi olan Kaskad'a çıktık. Dostlarımın isteği, Ararat'ı (Ağrı Dağı) bir de Ermenistan tarafından görmekti. Maalesef sisli ve yağmurlu hava buna izin vermedi. Bu da ne mutlu ki, Ararat'ın en güzel göründüğü Khor Virap'a gitmemize vesile oldu. Ardından Sevan Gölü ve Dilican'a günlük tur aldık. Gezi boyunca Ermeniceden Türkçeye tercüme işi tümüyle üstümdeydi. Bu beni biraz yorsa da hoşuma giden bir görev oldu. Geçtiğimiz yerler sadece tarihsel ya da turistik duraklar değil, aynı zamanda farklı hafızaların, farklı anlatıların kesiştiği yerlerdi. Hemen her yerde Türkçe konuşan insanlara özellikle gençlere rastlamak ayrı bir sürprizdi bizim için. Halep'ten gelen Ermeniler büyüklerinden duydukları Türkçeyle pekâlâ konuşabiliyorlardı ancak bunun dışında da Türkçe konuşan gençlerle karşılaştık. Dil, her durumda siyasetin kuramadığı köprüleri hızla kuruyor, buna hiç şüphe yok. Yerevan'ın otantik hediyelik açık pazarı Vernisaj, 1700 kişilik Aziz Krikor Lusavoriç Kilisesi ve Parajanov Müzesi gezimizin ilk ziyaret noktaları oldular. Khor Virap dönüşü Echmiadzin, gezinin çok ilginç bir durağıydı. Ana kilisede o sırada din adamlarınca yapılan koro provası benim kadar dostlarım için de etkileyici bir sahneydi. Hele yol üzerinde "merhaba" demek için kapısını çaldığımız hemşerim Vartkes'in, taksi şoförümüz dahil bizi ısrarla eve davet etmesi, anılarımızda unutulmaz bir hoşluk olarak kalacak. Yerevan'ın Soykırım Müzesi'ni de Yerevan'daki tek İslami mabed olan Gök Camii'yi de beraberce ziyaret etmek anlamlıydı. Gezi günlerimizin Ermenistan Ressamlar Birliği'ndeki Ayvazovsky için hazırlanmış animasyon gösterimine de denk gelmesi bir şanstı (Halepli arkadaşım Zepür'ün hatırlatmasıyla yakaladık). El yazmaları müzesi olan Madenataran'da Şurişka İncili'ni görmek de Agos Radyo'ya her hafta bağlanan Norayr Daduryan'ın hatırlatmasıyla mümkün oldu. Yerevan'da kaldığımız son gün Ermeni Yazarlar Birliği'ndeki Dünya Şiir Günü kutlamasına katılmak, benim için son bir hediyeydi. Bu da şair dostum Hermine Navasartyan'ın katkısıydı gezimize. Günler birer birer geçti gitti. Ağzına kadar dolu Airbus 321 uçağıyla gece yarısından sonra uçağa binip döndük. Yerevan'a gitmek kadar İstanbul'a dönmek de bir o kadar keyifliydi. Yerevan'da geçirdiğimiz 10 gün boyunca, daha önce defalarca gördüğüm yerleri yeniden dolaştım, öte yandan dostlarımın gözünden şehre ve ülkeye yeniden baktım. Onlarla Yerevan'da olmak benim için farklı bir tecrübeydi. Fotoğraflara sabitlenen hatıralarla, içimize işleyen iyi duygularla kazasız belasız, mahcup olmadan yurda döndük. Bizim çok yakınımızdaki amansız ve anlamsız savaş devam ederken böyle bir seferin imkânlı olması bizim için olduğu kadar havaalanında rastladığımız İranlılar için de hayırlı bir durumdu bana kalırsa. THY'nin bu uçuşlara başlaması ilk olumlu meyvelerini vermişti bile. İstanbul-Yerevan arasındaki uçuşlar THY tarafından başlatılmadı, zaten özel operatörler tarafından direkt uçuşlar yıllardır yapılageliyor. Bu uçuşların Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi kurumu sayılan Türk Hava Yolları tarafından da başlatılması, Yerevan'a uçakla gitmekten daha büyük bir anlam taşıyor. Bundan benim umduğum, iyi niyettir, normalleşme çabasıdır, bir elin dostane uzatılmasıdır. Bu tarihin yeni bir sürecin başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Gökyüzünde mesafeler her zaman daha kısadır. Asıl mesele, yeryüzünde o mesafeleri kısaltabilmekte. Bunun da zamanla gerçekleşeceğine geçmişten daha çok inanıyorum. Umarım, İstanbul'dan Yerevan'a, Yerevan'dan İstanbul'a THY tarafından yapılacak uçuşlar sayesinde iki ülke arasındaki barış, dostluk, komşuluk ilmekleri daha sıkı atılır. Böylesi bir bağ geçmişin acılarını elbette hükümsüz kılmayacak ancak gelecek için yeni yaralara meydan bırakmamasını ve mevcutlar içinse şifalı bir rol oynamasını gönülden diliyorum."
12 Nisan 2026 08:16


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Thy'nin İlk Erivan Uçuşunun Anlamı! (1)
Fakat resmi taşıyıcı olarak Türk Hava Yolları, yıllar boyu Ermenistan'a tarifeli sefer yapmadı. İlk seferi 11 Mart 2026'da hayata geçiren THY'nin tarihi adımı Türkiye Ermeni toplumu arasında ve başkent Erivan'da büyük sevinçle karşılanmış. Müjdeyi aldığımda 2025 yılı henüz bitmemişti: "Türk Hava Yolları Yerevan'a sefer başlatıyor!" Bunu duyar duymaz hemen biletimi almaya yeltendim. 11 Mart 2026 Çarşamba günü yapılacak ilk sefer, tarifedeki akşam saatinden aynı gün öğlen saatine alınmıştı. Uçuş öğleden sonra 13.30'da icra edilecekti. Uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu idaresinde bulunan Kıbrıs, 1925'te İngiliz Kraliyeti'ne bağlı bir koloniydi. Yıllarca İngiliz idaresinde kalan Kıbrıs 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti adını alarak iki toplumlu bağımsız bir devlet oldu. 1974 yılında Türkiye Cumhuriyeti askeri bir harekatla Kıbrıs'ın kuzeyini özgürleştirerek Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi, ardından da Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. Kasım 1983 tarihinde de KKTC- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adını alan ve Defacto (fiili durum) diye nitelendirilen KKTC'yi Türkiye Cumhuriyeti dışında hiçbir devlet tanımadı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ni tanıyan Amerikalılar, KKTC'yi tanımadıkları halde ne yazık ki adadaki çıkarlarını Türkiye üzerinden sürdürüp istedikleri gibi davranabiliyorlar. Ersin Tatar'ın Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrılmasından sonra iş başına gelen Tufan Erhürman'ı Ocak ayında ilk ziyaret edenlerden biri de ABD'nin Lefkoşa Büyükelçisi Julie S. Davis'ti. Amerikalıların Kuzey Kıbrıs'ta çok rahat hareket ettiklerini bilenler biliyor. Amerika'nın Güney Kıbrıs Büyükelçiliği'nden bir konsolos KKTC'nin egemenliği altında bulunan Ercan Havalimanı'nı ekibiyle 'denetledi'. Sanırsın ki her gün yüzlerce Amerikalı Kuzey Kıbrıs'a gelip gidiyor. Türk Dışişleri'nin "Biz karışmayız, bu Kıbrıs Türk Devleti'nin bileceği bir iş" demediğine göre konu bizim tarafta kesinlikle biliniyor demektir. Bu haber Türkiye basınında çok fazla bir yer bulmadı. Ercan Havalimanı Kuzey Kıbrıs Türk topraklarında olduğu için bu meydana doğrudan hiçbir ülkenin havayolu şirketi sefer yapamıyor. Aslında, NATO adına uçan Amerikan uçakları Kuzey Kıbrıs'ta askeri amaçla kullanılan Geçitkale Havalimanı'nı da kullanabilir.
05 Nisan 2026 09:08

1.6 Milyon İha Pilotu Ve Ab Hayalimiz!
O tarihlerde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bir duyuru yayınlayarak "Amatör denizci belgesi" almak isteyenlere "müjde" veriyordu. Kendisi karayolcu olan Bakan Turhan, Türkiye'nin geleceğinin denizcilikte olduğuna işaret ederek, "Yüzümüzü tam anlamıyla denizlere çevirmeliyiz." diyerek sınava katılanları sevindirdi. Bakan Turhan, o ana kadar verilen 'Amatör Denizci Belgesi' sayısının 650 bine yaklaştığını, Cumhuriyet'in 100. yıl dönümü olan 2023'e kadar tam 1 milyon Türk vatandaşına amatör denizcilik kültürünü aşılayarak, (Bir saatlik eğitimle mi?) "denizci millet, denizci ülke" hedefine ulaşacağımızı da eklemeyi sağ olsun ihmal etmedi. Sınava girenlere "Amacınız ne?" diye sordum. Cevaben "Avrupa Birliği'ne girdiğimizde bu belgeyi almak çok zor olacak. Belgesi olan çok rahatlıkla iş bulabilecek. Şimdiden almak faydalı" deyip bana da akıl verdiler. Gazi Mustafa Kemal'ın "İstikbal Göklerdedir" sözünü dinleyen işsiz Türk gençliği şimdi yönünü deniz yerine gökyüzüne çevirmiş bekliyor. Bu aleti kullanmak için de "İnsansız Hava Aracı (İHA) pilot lisansı" zorunlu olunca yaşlısı genci bu işe koyuldu. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün (SHGM) son yıllarda sivil havacılık alanında yapılan eğitim ve çalışmalar sayesinde başvurularda çok büyük bir artış olduğuna dikkat çeken Uraloğlu, "2026 yılının başından bu yana 54 bin 75 kişi İHA pilotu olmak için başvurdu. Geçen yılın ilk üç ayına göre İHA pilotu olmak isteyenlerin sayısı yüzde 236 oranında arttı." diye de bilgi paylaştı. Bakan Uraloğlu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'nün "İHA Sistemleri Talimatı'na uygun olarak, bu araçların zirai ilaçlama, fotoğrafçılık, sinema, haritalama, trafik, güvenlik, kargo ve sağlık gibi farklı sektörlerde kullanımı oldukça arttı. Yılın başından bu yana bin 91 yeni İHA'yı kayıt altına aldık." diye devam etti. Bakan Uraloğlu asıl önemli bilgiyi sona bırakıp sözlerini şöyle bitirdi: "17 Mart 2026 itibarıyla kayıtlı ve kullanımda olan İHA sayısı 77 bin 616. Sistemde kayıtlı İHA pilot lisansına sahip kişi sayısı ise 1 milyon 655 bin 918'e ulaştı." Aynen böyle. İHA Kayıt Sistemi'nde kayıtlı olan ve kullanımda olan İHA sayısı sadece 77 bin 616. Bu kadar İHA olan bir ülkede İHA Pilot lisansı sayısı neden 1 milyon 655 bin 918'dır. Var mı bunun cevabını açıklayacak bir yetkili veya yetkisiz. Singapur Adası ve 63 adadan oluşan ülkenin yüzölçümü sadece 719.2 km. Bu küçük ada ve şehir devletinin adını çok iyi duyuran bir de havayolu var; Singapore (Singapur) Airlines (SIA). 471 koltuklu bu uçağı 2007'de ilk kullanan şirket olan Singapur Airlines bu tipte dünyanın ikinci operatörü. Filosunda ayrıca 264 koltuklu Boeing 777-300 tipi 22 uçak bulunuyor. Elbette, Singapur Airlines'ın dikkat çeken başarısında 14'üncü kez "En İyi Havalimanı Ödülü" alan Singapur Changi Havalimanı'nın da önemli bir payı olduğunu söylemek zorundayım. Türkçe web sitesini yakında hizmete açacaklarını belirten Singapur Havayolları Türkiye Genel Müdürü Melvin Tan, Singapur'a gitmek için bilet alan, ancak vize alamayan Türk yolculara bilet ücretinin tamamını 7-14 gün içinde iade edildiğini de sözlerine ekledi. Singapur Airlines Pazarlama Müdürü Derya Pekruh Gerçeker de Türkiye ofisi olarak sosyal sorumluluk projelerine çok fazla önem verdiklerini belirterek, Kızılay'a kan verdiklerini, LÖSEV ve Çorbada Tuzun Olsun Derneği ile iş birliği yaptıklarını anlattı. Tamamı Singapur Airlines'e ait olan ve Low Coast Carrier (Düşük tarifeli taşıyıcı) bir şirket olan Scoot Airlines 37 ülke ve bölgede 136 destinasyona sefer yapan ve uçak sayısını da 50'nın üstünde çıkaran kardeş şirket olarak yolcu sayısını artırmanın gayretinde.
29 Mart 2026 00:14

Thy, Vergi Cennetine Ne Şirketi Kuruyor?
Bu nedenle bu ülkeler "Vergi cenneti" olarak nitelendirilmektedir. hatırlı ve en itibarlı bir müşterisi olmak durumundadır." dedik. Benim bir yıl önce dile getirdiğim dilek şimdilerde artık hayata geçmek üzere. açıkladı. alanında THY'ye farklı bir gelir modeli kazandırmak olduğunu söyledi. Prof.Dr. Bolat "Bu nedenle şirketimizi bu eko sistem içinde konumlandırmayı ön gördük" diyerek gerekçelerini netleştirdi. değerlendirdi: "THY uçuş başına ortalama 4 bin 900 dolar kâr elde ediyor. Bu potansiyeli değerlendirmek istiyoruz." bir kaynak oluşturacak. oluşuyor. Bu uçakların 170'i doğrudan şirket mülkiyetinde bulunuyor. Kurulacak daha da uygun uçakların değerlendirilmesi planlanıyor. Havacılık sektöründe elde ediyor. THY'nin de bu sisteme dahil olarak finansal yapısını güçlendirmesi ve gelir çeşitliliğini artırması hedefleniyor. İrlanda'yı kendilerine üs olarak seçmişler. gerçekleşmiş. 2024'de ihracatımız 1 milyar dolar, ithalatımız ise 1.13 milyar dolar olmuş. 2002-2024 döneminde İrlanda'dan ülkemize yapılan yatırımların toplamı 1,707 milyar dolar. 2024 yılında ülkemizi ziyaret eden İrlandalı turist sayısı sadece 195 bin 899 kişidir. Türkiye'den İrlanda'ya değişik amaçlara gidenlerin sayısı ise ancak 100 bin kadar. Yerleşik Türk sayısı ise sadece 3 bin 500 kişidir. Oradaki Türkler küçük işletmeleri çalıştırıyor. Uçakçılıkta hiç Türk yok. başlatarak, hem yapıya, hem de ülke ekonomisine hayli kazanç sağlayacak. Mutlu yarınlar Türkiyem. Hürmüz Boğazı bu günlerde dünyanın gündeminde kalmayı sürdürüyor. Hürmüz gelebilir. edilen Ahura Mazda'nın İslam literatüründe yer alan adıdır. Şimdilerde Hürmüz Boğazı adının taşıdığı iyilik anlamına uygun olarak anılmıyor. Varsa petrol, yoksa petrol. Ona artık petrol tanrısı dersek yeridir. çok önemli bir deniz geçididir. Dünyanın en önemli petrol geçiş noktalarından biri olan bu boğazın genişliği 33-48 km arasında. boğazın kuzey kıyıları İran'a, güney kıyıları ise Umman'a aittir. daha azına geriledi. olan ülkelerin gemilerine kapatarak misillemede bulunuyor. kalıyor. Bu durum da petrol fiyatının hızla artmasına neden oldu. bulunduğunu ve onlarla irtibatta olduklarını söylüyor. değil. Bakan Uraloğlu böyle diyerek bizi rahatlattı ama petroldeki artışın sonuçlarına hiç değinmedi. sisteme geçmek ne kadar çare olur bunu kısa sürede göreceğiz. oranında artış göstermesi oldu. Bu artışı önlemek havayolu şirketlerinin elinde azlığına karşı önlem olarak bilet fiyatına zam yapacaklar. ama uçak bilet fiyatlarına doğrudan yansıyacaktır. Havayolu şirketlerinin gider anlaşma ile riskten korunma) ettiği bilinen bir gerçek. Uçakların tiplerine bakarak ne kadar yakıt tükettiğini ve bunun ne kadar maliyeti olduğunu anlayabiliriz. 737-800 / Airbus A320(Kısa/Orta Menzil): Saatte yaklaşık 2,5-3 ton yakıt tüketir. Boeing 777 (Uzun Menzil): Saatte yaklaşık 7-8 ton yakıt tüketir. Airbus A380 / Boeing 747: Saatte yaklaşık 11-12 ton yakıt tüketir. (Bir ton yakıt 1250 litredir.) nebze olsun durabilir. Savaşı başlatan Trump, doğrusu nasıl ve ne zaman bitireceğini bilmiyor. Bir İran atasözü der ki; Nasıl indireceğini bilmediğin eşeği dama çıkarma!".
15 Mart 2026 00:13