
Sonra da bu iman ve teslimiyetin üzerine inşa edilen tevekkül… İşin başında tevekkül tembellik ve atalet. "De ki: Allah'ın bize yazdığından başkası bize asla isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Onun için müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler." (Tevbe, 51) Allah, her şeyi ilmiyle kuşatmış, bu kuşatıcı ilmiyle her şeyi bir takdire bağlamış ve sonsuz gücüyle, sonsuz kudretiyle takdir ettiklerini yaratmış ve yaratmaktadır. Nitekim ayette: "Sizi de yaptıklarınızı da Allah yarattı" (Saffat, 96) denilmektedir. "Demek, imân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder. Fakat, yanlış anlama! Tevekkül, esbâbı bütün bütün reddetmek değildir. Belki, esbâbı dest-i kudretin perdesi bilip riâyet ederek; esbâba teşebbüs ise, bir nevi duâ-i fiilî telâkkî ederek; müsebbebâtı yalnız Cenâb-ı Haktan istemek ve neticeleri Ondan bilmek ve Ona minnettar olmaktan ibârettir. Tevekkül eden ve etmeyenin misâlleri, şu hikâyeye benzer: Vaktiyle iki adam, hem bellerine, hem başlarına ağır yükler yüklenip, büyük bir sefineye bir bilet alıp girdiler. Birisi, girer girmez yükünü gemiye bırakıp, üstünde oturup, nezâret eder; diğeri hem ahmak, hem mağrur olduğundan, yükünü yere bırakmıyor. Ona denildi: "Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et." O dedi: "Yok, ben bırakmayacağım. Malımı, belimde ve başımda muhâfaza edeceğim." Yine ona denildi: "Bizi ve sizi kaldıran şu emniyetli sefine-i sultaniye daha kuvvetlidir, daha ziyâde iyi muhâfaza eder. Çünkü, ehl-i dikkat nazarında, zaafı gösteren tekebbürün ile, aczi gösteren gururun ile, riyâyı ve zilleti gösteren tasannuun ile, kendini halka mudhike yaptın; herkes sana gülüyor" denildikten sonra, o bîçarenin aklı başına geldi, yükünü yere koydu, üstünde oturdu. "Oh! Allah senden râzı olsun. Söz) "Birtakım insanlar onlara 'İnsanlar size karşı asker toplamışlar, onlardan korkun' dediler de bu onların imanlarını artırdı ve 'Allah bize yeter o ne güzel vekildir' dediler." (Al-i İmran, 173) "Sen onlara sırf Allah'ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış karar verince de Allah'a tevekkül et. Doğrusu Allah tevekkül edenleri sever." (Al-i İmran, 159) "Deveni bağla sonra tevekkül et." (Hadis) "Allah'a güvenmek" anlamındaki vekl kökünden türeyen tevekkül "birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme" mânasına gelir.
Kaynak: Yeni Akit
04 Nisan 2026 02:12
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Yalnız Kurt Gibi…
Kendilerince atraksiyonlar zinciri hazırlıyorlar. CHP'de yaşananlar ve bölünmeye kadar gideceğe benzeyen çatışmalar tamamen bu MOSSAD aparatı hain örgütün operasyonu. Bu konuda Allah için tanıklık etmek, adaleti ikamede görev üstlenmek boynumuzun borcu. Kur'an bize bu ahlakı öğretiyor: "Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız veya akrabalarınız aleyhinde bile olsa adaleti ayakta tutun, Allah için şahitlik eden kimseler olun. Zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz duygusal davranıp adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki, Allah yaptığınız her şeyden haberdardır." (Nisa, 135) Evet, adaleti ikame devletin varlık gerekçesidir. Devletin bekası adaletin bekasıdır. Mesele devletin bekası, adaletin ikamesi olduğunda başka her türlü endişe bizim için teferruattır. Kur'an'ın talim ve terbiyesiyle (Nisa, 119) biz boş kuruntu ve ümniyeleri birer şeytan oyunu bilir, bildiğimiz için de şeytanın bu sinsi oyununa baştan set çekeriz. Hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine imanımız, itikadımız tamdır. Vatan sevdasıyla içi kor misali yanan, davasının idealiyle sürekli irtifa yalnızlığı yaşayan, himmetinin yüceliği ile tek başına bir millet, tek başına bir devlet olabilmiş, hırkayı kaftanının altına giymiş "Yalnız Kurt" gibiyiz.
13 Haziran 2026 02:14

C- H- P
CHP'de gördüklerimiz bunun siyasetteki yansımaları. Devlet büyük bir kamburdan kurtulacak. Bizim için tarafları temsil eden şahıslardan çok temsil edilen zihniyetin keyfiyeti önemli. CHP'de siyasi etik yerlerde sürünüyor. Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafının üzerinde çılgın bir öfkeyle tepinmeler ise CHP'nin etik yanına nasıl tüy dikildiğinin göstergesi. CHP'de gördüğümüz kavgalar, ithamlar, sürtüşmeler asıl itibariyle bir CHP klasiğidir. Bu yönüyle bile değişememiş CHP'den köklü değişimler beklemek biraz fazla iyimserlik olur. CHP, çıkar ilişkileriyle birbirine bağlı heterojen bir yapıdır. Böylesi durumlarda CHP'nin yaptığı en başarılı iş bölünmektir, parçalanmaktır, kavga etmektir, kaosu beslemektir. Artık CHP çok yönlü beyhude gayretin, boşa giden emeğin adıdır.
06 Haziran 2026 01:56

Rüya
"Allah'ın yardımı ve fetih geldiği, insanların akın akın Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir." (Nasr, 1-3) beyanında anlatılan bütün hakikatler bu zaman diliminde tekvini dille okunacak, İslam yeniden payidar olacaktır. "Andolsun ki, Allah peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş ve kiminiz de kısaltmış olarak korkmaksızın gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bildi, bundan önce size yakın bir fetih verdi." (Fetih, 27) ayetinin haber verdiği fetih rüyasının külli kanunu her asırda, ayrı bir veçhesiyle tahakkuk edecektir. Orada denilmiş ki: "Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar. Eskiden beri ilay-ı kelimetullah ve bekay-ı istiklaliyet-i İslam için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini yek vücut olan alem-i İslama fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslamiyenin felaketi, alem-i İslamın saadet-i müstakbeliyesiyle telafi edilecektir. Zira şu musibet, maye-i hayatımız ve abı hayatımız olan uhuvveti İslamiyenin inkişaf ve ihtizazatını harukulade tacil etti. Biz incinir iken alem-i İslam ağlıyor. Avrupa ziyade incitse bağıracaktır. Şayet ölsek yirmi ölecek üç yüz dirileceğiz. " Evet kardeşlerim, Filistin'de, Gazze'de, İran'da, Lübnan'da yaşananlara da bu zaviyeden bakılmalı asla ümitsizliğe düşülmemelidir. "Beşaret veriyor ki, asıl insaniyet-i kübra olan İslamiyet, semay-ı istikbalde ve Asya'nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi Pertev- efşan olacaktır.(Muhakemat) "Evet, ümidvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslam'ın sadası olacaktır! "(Al-i İmran, 111) Ellerini öptü. Bir kenara çekildi. Ayakta beklemeye durdu. Gelen bütün ziyaretçiler de aynı şeyi yapıyordu. Son ziyaretçi de bitince o da ayağa kalktı. Yüzü, bütün cemali tecellileri aksettirir derecede güneş gibi parıl parıl parlıyordu. Kısa bir müddet suskun kaldı. Sonra sükutunu davudi sesiyle bozdu. Kardeşlerim, dedi, bugün size büyük bir müjde vereceğim. Arafe günü (2026) dünya semasına bir nur indi. Takdis isimli bu nur inşallah önümüzdeki yüzyılın hakim karakterini tayin edecektir. Eğer beşer kirli eliyle müdahale etmez ve takdirin tebdiline sebebiyet vermezse önümüzdeki yüzyıl içinde savaşlar yok denecek kadar azalacaktır. Teknolojinin yalnız bıraktığı fertler büyük bir tazyikle kendilerine aidiyet merkezi arayacaklardır. Bu merkez hiç şüphesiz din olacaktır. Dinler arasında İslam'ın yıldızı tekrar parlayacak ve insanlar İslam'a fevç fevç dehalet edeceklerdir. "Allah'ın yardımı ve fetih geldiği, insanların akın akın Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan bağışlanma dile. Allah sizin bilmediğinizi bildi, bundan önce size yakın bir fetih verdi." (Fetih, 27) ayetinin haber verdiği fetih rüyasının külli kanunu her asırda, ayrı bir veçhesiyle tahakkuk edecektir. Kardeşlerim, "Rüyada Bir Hitabe" de denilenler bir bir zuhur ediyor ve edecek. Orada denilmiş ki: "Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar. " Evet kardeşlerim, Filistin'de, Gazze'de, İran'da, Lübnan'da yaşananlara da bu zaviyeden bakılmalı asla ümitsizliğe düşülmemelidir. Allah, birbirine mukabil tutarak dengelediği kuvvetler muvazenesini, büyük devletleri birbirine kırdırarak sürdürecek ve aralarındaki rekabet ve gizli husumet, onların bütün dünyayı kendi aralarında pay etmelerini engelleyecektir. "Eğer Allah'ın insanların bir kısmı ile diğer kısmını engellemesi olmasaydı yeryüzünde düzen bozulur fesat hakim olurdu" (Bakara, 251) ayeti bize bu dersi veriyor. "Beşaret veriyor ki, asıl insaniyet-i kübra olan İslamiyet, semay-ı istikbalde ve Asya'nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi Pertev- efşan olacaktır.
30 Mayıs 2026 07:44

Rüya
"Allah'ın yardımı ve fetih geldiği, insanların akın akın Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan bağışlanma dile. Şüphesiz O tevbeleri kabul edendir." (Nasr, 1-3) beyanında anlatılan bütün hakikatler bu zaman diliminde tekvini dille okunacak, İslam yeniden payidar olacaktır. "Andolsun ki, Allah peygamberinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş ve kiminiz de kısaltmış olarak korkmaksızın gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bildi, bundan önce size yakın bir fetih verdi." (Fetih, 27) ayetinin haber verdiği fetih rüyasının külli kanunu her asırda, ayrı bir veçhesiyle tahakkuk edecektir. Orada denilmiş ki: "Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar. Eskiden beri ilay-ı kelimetullah ve bekay-ı istiklaliyet-i İslam için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini yek vücut olan alem-i İslama fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslamiyenin felaketi, alem-i İslamın saadet-i müstakbeliyesiyle telafi edilecektir. Zira şu musibet, maye-i hayatımız ve abı hayatımız olan uhuvveti İslamiyenin inkişaf ve ihtizazatını harukulade tacil etti. Biz incinir iken alem-i İslam ağlıyor. Avrupa ziyade incitse bağıracaktır. Şayet ölsek yirmi ölecek üç yüz dirileceğiz. " Evet kardeşlerim, Filistin'de, Gazze'de, İran'da, Lübnan'da yaşananlara da bu zaviyeden bakılmalı asla ümitsizliğe düşülmemelidir. "Beşaret veriyor ki, asıl insaniyet-i kübra olan İslamiyet, semay-ı istikbalde ve Asya'nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi Pertev- efşan olacaktır.(Muhakemat) "Evet, ümidvar olunuz, şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sada İslam'ın sadası olacaktır! "(Al-i İmran, 111) Ellerini öptüm. Bir kenara çekildim. Ayakta beklemeye durdum. Gelen bütün ziyaretçiler de aynı şeyi yapıyordu. Son ziyaretçi de gelince o da ayağa kalktı. Yüzü, bütün cemali tecellileri aksettirir derecede güneş gibi parıl parıl parlıyordu. Kısa bir müddet suskun kaldı. Sonra sükutunu davudi sesiyle bozdu. Kardeşlerim, dedi, bugün size büyük bir müjde vereceğim. Arafe günü (2026) dünya semasına bir nur indi. Takdis isimli bu nur inşallah önümüzdeki yüzyılın hakim karakterini tayin edecektir. Eğer beşer kirli eliyle müdahale etmez ve takdirin tebdiline sebebiyet vermezse önümüzdeki yüzyıl içinde savaşlar yok denecek kadar azalacaktır. Teknolojinin yalnız bıraktığı fertler büyük bir tazyikle kendilerine aidiyet merkezi arayacaklardır. Bu merkez hiç şüphesiz din olacaktır. Dinler arasında İslam'ın yıldızı tekrar parlayacak ve insanlar İslam'a fevç fevç dehalet edeceklerdir. "Allah'ın yardımı ve fetih geldiği, insanların akın akın Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman, Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan bağışlanma dile. Allah sizin bilmediğinizi bildi, bundan önce size yakın bir fetih verdi." (Fetih, 27) ayetinin haber verdiği fetih rüyasının külli kanunu her asırda, ayrı bir veçhesiyle tahakkuk edecektir. Kardeşlerim, "Rüyada Bir Hitabe" de denilenler bir bir zuhur ediyor ve edecek. Orada denilmiş ki: "Musibet şerr-i mahz olmadığı için, bazen saadette felaket olduğu gibi, felaketten dahi saadet çıkar. " Evet kardeşlerim, Filistin'de, Gazze'de, İran'da, Lübnan'da yaşananlara da bu zaviyeden bakılmalı asla ümitsizliğe düşülmemelidir. Allah, birbirine mukabil tutarak dengelediği kuvvetler muvazenesini, büyük devletleri birbirine kırdırarak sürdürecek ve aralarındaki rekabet ve gizli husumet, onların bütün dünyayı kendi aralarında pay etmelerini engelleyecektir. "Eğer Allah'ın insanların bir kısmı ile diğer kısmını engellemesi olmasaydı yeryüzünde düzen bozulur fesat hakim olurdu" (Bakara, 251) ayeti bize bu dersi veriyor. "Beşaret veriyor ki, asıl insaniyet-i kübra olan İslamiyet, semay-ı istikbalde ve Asya'nın cinanı üzerinde bulutsuz güneş gibi Pertev- efşan olacaktır.
29 Mayıs 2026 01:49

Kuşluk Vakti Yemini
Bunun üzerine Mekke müşrikleri tezvirata başladı; "Rabbin sana darıldı, gücendi " dediler, "Rabbin seni terk etti" dediler. Sanmışlardı ki, peygamberliğini ilan eden bu zat, artık Kabe'ye gelip Kur'an okumayacak, okuduğu Kur'an ile kalpleri fethetmeyecekti. Daha neler neler beklemiş, daha neler neler düşlemişlerdi. Bu uyarı en az sıhhat ve afiyet nimeti kadar belki daha da fazla büyük bir nimet olur. Bela ve musibetler de böylesi hayırlı birer fasıladır. Bazen başarısızlıklar, bazen yenilgiler de böylesi hayırlı birer fasıla olurlar. Dış alemde yaşanan kuraklıklar, iklim değişiklikleri, savaşlar, kavgalar, küskünlükler, dargınlıklar, boğuşmalar, gürültüler, kirlilikler birer fasıla hüviyetiyle bize de yansır, varlıklarını mikro planda bizde devam ettirirler. Peygamber Efendimizin maruz kaldığı kısa vahiy kesintisi nasıl ki varlığını kıyamete kadar sürdürecek alemşümul çok çok büyük hayırların vesilesi olmuşsa; hepimiz kendi fasılalarımızı kendi özel alanımızda daha hayırlı hale vesile telakki etmeli, her türlü olumsuz yorum ve kabullenmelerden uzak durmalıyız. Nitekim surenin devamındaki ayetler bu dediğimizi hükme bağlar mahiyettedir: "O seni yetim bulup barındırmadı mı? Seni yol bilmez halde bulup yol göstermedi mi? Ve seni yoksul bulup zengin etmedi mi? O halde sakın yetimi ezme! El açıp isteyeni de sakın boş çevirme! Rabbinin lütuflarını şükranla an." (Duha, 6-11) Vahiy bir süreliğine ertelendi.
23 Mayıs 2026 02:36

Lahikalarda Strateji Okumaları (2)
Eğer bu haller "nihayet" olarak okunursa fütur verir. Lahikalar musibeti "bitti" diye değil "bu zamanda hizmetin tarzını ihtiyatla ayarlayan bir ders" diye çerçeveler. Bu vesileyle hadise "duvar" değil "ders" olarak okunur. Fedakarlık, "boşa giden acı" sanılırsa insanı kırar. "Hizmetin bir parçası" olarak anlaşılırsa kuvvet verir. Nefis "niye ben?" demez; bu yolun tabiatı böyle " der. Bedel öderken dahi istikametten sapılmaz. Tecrit ve tazyik şartlarında bile asayiş çizgisi bozulmaz, bedel ölçüyle taşınır. İktisat/kanaat düsturu fedakarlıkları pratik hayatla yönetir. Uhuvvet/tefani vurgusu, benlikten vaz geçmenin " kuvvet çarpanı" olarak anlamlandırılır. Lahikalar duyguları en üst seviyede yönetir. Kırgınlık anında umumi nasihatler kafi olmaz; kalbin yarasına dokunan kısa bir düstur lazımdır. Lahika dili bu yüzden "gücenmeyiniz", "tenkit etmeyiniz", rekabet etmeyiniz " gibi muhataba özel cümleler kurar. Bu vesile ile " tenkit/ gücenme yasağı " kırgınlığın büyümesini önler. " Hiddet tuzağı " teşhisi, öfkeyi kontrol edip " mesele çıkarmama " refleksi kazandırır. " Beraber okuma" tavsiyesi, duygusal dağınıklığı ortak iklime çevirir. Bu yüzden "ehl-i nifak istifade eder" hatırlatmasıyla, zaafın toplu neticesi gösterilir. "Az kişiyle kuvvet çarpanı" anlatımı (tesanüt/ üç elif) çekirdekten ümit üretir. "Şimdiye kadar sarsılmamış" gibi geçmiş dayanıklılık hatırlatmaları ümit tazeler. "Zayıf damarlar" uyarılarıyla moral sabotajlarının kökü gösterilir. "Hiddet tuzağı" teşhisiyle öfkenin moral yıkımı engellenir. Bu sebepledir ki lahikalar "uhuvveti" sadece bir güzel ahlak nasihati olarak değil aynı zamanda bir meslek esası ve bir selamet yolu olarak ders verir. İhtilaf görünüşte "bir fikir ayrılığı" dır; fakat hakikatte bir enerji sızıntısıdır. Çünkü tartışmalar uzatılırsa ayrışmalar "kimlik" leşir.
16 Mayıs 2026 01:56

Lahikalarda Strateji Okumaları (1)
Risale-i Nur bağlamında düşünüldüğünde lahikalar aynı zamanda stratejik rehberlik anlamını taşır. "Tenkit etmeyiniz, gücenmeyiniz" nev'inden ikazlar, iç düzenin korunmasını birinci vazife yapar. "İhlas- uhuvvet ve iktisat" gibi esaslara yapılan vurgular, hem manevi hem de maddi sahada ehemmiyet sırasını belirler. "Meşveret" çağrıları, reylerin teşeddüdünü, görüşlerin dağılmasını önlemek için karar mekanizmasını düzenler. Gevşeme görülen yerde " tesanüt ve ümit" telkiniyle metanet telkin edilir. "İhtiyat" vurguları, aşırılıkların doğuracağı zararları önceden frenler. "Risalelerle yetinme" çizgisi farklı meyillerin ritmi bozmasını engeller. "Beraber okuma" tavsiyesi farklı yerlerde aynı iklimi kurarak ritmi sabitler. "Hatırım kırıldı" bir kıvılcım olur, sonra hiç beklenmedik ölçüde tefrika ateşi tutuşur. "Gücenmeyiniz" ile kalp tamir edilir. "Tenkit etmeyiniz" ile dil ıslah edilir. "Ehl-i nifak istifade eder" manasıyla hissiyatın zararına karşı akıl ikaz edilir. Böylece, "Gücenme/ tenkit etme" ihtarları duygusal kopuşu önler. "Ehl-i nifak" uyarıları, duygusal zaafların dışarıya fırsat vereceğini hatırlatır. "Beraber okuma" tavsiyesi, aynı iklimi kurup kırgınlığı eritir.
09 Mayıs 2026 02:03

Örgüt Bağlamında Fetö Problemi
Bunlara ve benzeri sorulara 15 senedir cevap vermeye çalıştım. En çok da lsmail Büyükçelebi ile Abdullah Aymaz'ın adı geçerdi. Yani Gülen, Aymaz'ın ipini çekmeye karar vermişti, işi görecek cellat arıyordu. Gülen'in asıl niyetini anlayınca, bizim Aymaz'a olan sempatimiz tamamen Risale-i Nur hesabınadır. Fakat bu sempatimize başka anlamlar yüklemek doğru değildir. Gülen rahatlamış, Aymaz da kurtulmuştu. Aradan ne kadar süre geçti bilmiyorum; hatırladığım 1980 öncesi olduğudur. Cemaat içindeki vahdetin lüzumundan bahsetti, tefrikaya götürücü davranışlardan kaçınmamız gerektiğini söyledi, üstünlük duygusunun (o faikiyet dedi) bir zaaf olduğunu, insanın her zaman kendisini sıfırlaması gerektiğini anlattı; sonunda da "Biliyor musun, dün ağabeylerin beni hesaba çektiler. Bana, sen kendinden sonraya Latif Hoca'yı mı bırakacaksın, dediler" dedi. Gülen'e bu soruyu sormam toplantıda bulunanlar tarafından önce yadırgandı; fakat Gülen hiç bozuntuya vermeden, ben öldüğümde, "cemaat" kendi Ebu Bekir'ini seçecek duruma gelecek, bir problem olacağını sanmıyorum, dedi. Gülen'in cevabı herkesi rahatlattı. Zira her birisinin gönlünde takılı Gülen tarafından verilmiş mavi boncuk vardı. Bunlar kendi aralarında rekabet ederken, Gülen örgüt içindeki konumunu gün güne daha da güçlendirecekti. Gülen, yani Süfyan öldü, yılanın başı koptu. Halbuki, Gülen dışında onların işine bu kadar elverişli bir başkasını bulmaları mümkün değildir.
02 Mayıs 2026 02:18

Kıyametin Manyetik Alanına Girmiş Bulunuyoruz
"Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!" (Muhammet, 18) Kıyamet dünyanın ölümüdür. Kıyamet alametleri, demektir. "Kur'ân-ı Kerîm'de 'kıyametin kopma zamanı' anlamında kırk yerde geçen sâat kelimesinin yer aldığı âyetlerde kıyametin mutlaka vuku bulacağı belirtilir. Onun kopuş zamanı yaklaşmış ve alâmetleri ortaya çıkmıştır. Ansızın gerçekleşecek olan kıyametin kopuş zamanına ait bilgi Allah nezdindedir, dünyadaki davranışlarının karşılığını görmeleri için bunun zamanı insanlardan gizlenmiştir. Hadislerde kıyamet alâmetleri eşrâtü's-sâa tabiriyle ifade edilir. Bu hadislerde belirtildiğine göre Hz. Peygamber kıyametin kopuş zamanını bilmediğini söylemiş, ancak kopmasından önce vuku bulacak bazı olayların onun yaklaştığının alâmetleri sayılacağını haber vermiştir. Âhir zaman peygamberi ve son nebî olması dolayısıyla kıyamete yakın bir zaman diliminde gönderildiğini açıklayan Resûl-i Ekrem'in kıyamet alâmeti olarak zikrettiği rivayet edilen olayların başlıcaları şunlardır: İlmin ortadan kalkıp cehaletin yerleşmesi, sarhoşluk veren içkilerin yaygınlaşması, zinanın alenî hale gelmesi, köle kadının efendisini doğurması, çobanların zenginleşerek bina yapmakta yarışması, zekât verilecek kimse bulunamayacak kadar servetin çoğalması, aynı davayı güden iki büyük topluluğun birbiriyle savaşması, adam öldürme olaylarının ve fitnelerin fazlalaşması, elli kadına bir erkek düşecek şekilde kadın nüfusunun artması, müslümanların kıldan ayakkabı giyen, küçük gözlü ve geniş yüzlü insan gruplarıyla savaşması, insanların hayatlarından bıkarak ölülere gıpta etmesi, Allah'ın elçisi olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı deccâlin türemesi, yeryüzünde Allah veya lâ ilâhe illallah diyen bir kimsenin kalmaması, gece ile gündüzün birbirine eşit hale gelip kopuş zamanının yakınlaşması, Ye'cûc ve Me'cûc Seddi'nin açılması, (Suriye'de bulunan) Busrâ'daki develerin boyunlarını aydınlatacak bir ateşin Hicaz bölgesinden çıkması, depremlerin sıklaşması, batıda ve Arap yarımadasında kara parçalarının batması. Kur'an'ın önemi insanlar tarafından unutulacak, namaz kılınmayacak, emanete riayet edilmeyecek, faiz helâl sayılacak, seviyesiz ve şahsiyetsiz kişiler yönetici olacak, ebeveyne isyan edilip, beyler hanımların emrine girecek, toplumlar geçmişlerine lânet okuyacak, akşam mümin olarak yatan kişi sabah kâfir olarak kalkacak, yöneticiler insanlara zulmedecek, şerrinden korkulan kimselere itibar edilecek, ticareti dürüst olmayan gruplar ele geçirecek, mescidler süslenmekle birlikte ibadete önem verilmeyecek, erkekler erkeklerle, kadınlar da kadınlarla yetinecek, kadınlar sosyal konum açısından ön plana çıkarılacak ve erkekler kadınlara benzemeye çalışacak, açıklık yayılacak, hayâsızlık çoğalacak, cihad ve irşad faaliyetleri terkedilecek, sadece din dışı ilimler öğrenilecek, kader inkâr edilecek ve yıldız falına inanılacak, liderliğe elverişli kimseler azalacak, âni ölümler çoğalacak, cahiller, aynı zamanda dürüst olmayan zâhid ve sûfîler türeyecek, akrabalık bağları kesilecek, yalancılar tasdik edilip doğru konuşanlara itibar edilmeyecek, kitapların sayısı artacak, yağmurlar ve yıldırımlar çoğalacak, madenler yok olacak. Ve yine ahmak ve alçakların dünyanın en mutlu insanları olması, kötülük ve fuhşun yayılması, çocuğun ebeveynine isyan etmesi, oyun ve çalgı aletlerinin ortaya çıkması, fâsıkların toplumun efendisi haline gelmesi, gasp olaylarının çoğalması, sıla-i rahmin kesilmesi gibi ferdî ve içtimaî alanda bozuluşun vuku bulacağına ilişkin olaylar da kıyamet alametlerindendir." Hadis külliyatında dağınık yerlerde bulunan konuyla ilgili rivayetlerin toplu ve özeti sayılabilecek bu aktardığımız bilgiler kıyametle ne denli içli dışlı hale geldiğimizin bir göstergesi. Peygamberimize kıyametin ne zaman kopacağını soran kişiye Efendimizin cevabı "Ona ne hazırladın?" olmuştur.
25 Nisan 2026 02:01

Tecrübe Atlası: Yeni Altay'ın Bilinmeyen Hikayesi
Hayatla içli dışlı oluş. Hatta hayatın bizzat kendisi oluş. Tecrübeyi mutlaka ibret takip etmek zorunda. İrfanda yok oluş. Hatta bizzat irfan oluş. Murat Yalçıntaş'ın "Yeni Altay'ın Bilinmeyen Hikayesi" kitabı bana bu gerçekleri hissettirdi. Murat Yalçıntaş'ın FETÖ tarafından hedef alınması da hiç şaşırtıcı değildir. Olayı özetleyerek kendisinden dinleyelim: "Ekim 2010'da Amerika'da gerçekleşen 29. Amerikan - Türk konseyi (ATC) toplantısına konuşmacı olarak davet edilmiştim. Toplantının yapıldığı Washington'da bulunduğum sırada hakkımda gözaltı kararı çıkarıldığını öğrendim. Aldığım ortak tavsiye ise işin arkasında kimlerin olduğu anlaşılana kadar Amerika'da kalmam ani bir dönüş yapmamamdı. Ancak ben bu önerileri dinlemedim. Türkiye'ye dönmemek, kendimi suçlu ilan etmek demekti. Bu düşünce ile programımı yarıda bırakarak bulduğum ilk uçakla Ankara'ya döndüm. Esenboğa Havalimanına indiğimizde emniyet mensupları beni uçaktan alarak doğrudan Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürdüler. Burada birkaç gün misafir edildim, ifadem ise avukatım Ramazan Arıtürk'ün refakatinde alındı. Hakkımda, " Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yüksek yargı mensubuna rüşvet vermek, bu suça teşebbüs etmek ve nitelikli dolandırıcılık" şeklinde ağır ithamlar vardı. Ankara Emniyet Müdürlüğü'ndeyken bir sabah oldukça erken bir saatte, nedenini o an tam anlayamadığım bir aceleyle Ankara Adliyesi'ne sevk edildim. Nöbetçi mahkeme hakkımda "delil karartma şüphesi" gerekçesiyle tutuklama kararı verdi. Böylece Sincan 2 No'lu L tipi Kapalı İnfaz Kurumu'na gönderildim. Yaşadığım bu süreç ve Sincan'da geçirdiğim 40 gün hayatımın en sarsıcı ama en öğretici dönemlerinden biri olarak hafızama kazındı. Tahliyemin ardından başlayan yargılama süreci yaklaşık iki yıl sürdü. Dava Yüce Divan'da görüldü. Nihayet 19 Aralık 2012 tarihinde mahkeme hakkımda tüm suçlamalardan beraat kararı verdi. Böylece üzerimdeki gölge kalktı, adaletin tecellisiyle iç huzura kavuşabildim. Hakkımda dava açılmasına ve tutuklanmama neden olan devlet görevlilerinin kim olduğu konusuysa, yaşananların perde arkasını bir nebze olsun anlamayı mümkün kılıyor. Soruşturmayı yürüten isim Adalet Bakanlığı'nda uzun yıllar görev yapmış olan Adalet Başmüfettişi Halit Kıvrıl'dı. Döneminde 2010 yılında firari Zekeriya Öz hakkında "Soruşturmaya yer yoktur" şeklinde rapor düzenlemişti. Bu rapordan kısa bir süre sonra 2011 yılında Yargıtay üyeliğine atandı. Ancak 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından başlatılan FETÖ soruşturmaları kapsamında hakkında dava açıldı, meslekten ihraç edildi ve 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklama kararı veren Muzaffer Karadağ'dı. O da daha sonra Yargıtay üyeliğine terfi ettirildi. Ancak benzer şekilde ilerleyen süreçte FETÖ ile bağlantılı olduğu belirlendi hem hakimlikten hem de Yargıtay üyeliğinden çıkarıldı. Örgütün mahrem yapılanması içinde yer aldığı anlaşıldı ve FETÖ üyeliği suçundan 12 yıl hapse mahkum edildi." Prof. Dr. Murat Yalçıntaş'ın Turkuvaz Kitap'tan çıkan Yeni Altay'ın Bilinmeyen Hikayesi kitabını tavsiye ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Murat Yalçıntaş da babasının yolunda iz sürüyor.
18 Nisan 2026 02:33

Nur Talebelerine Bazı Öneriler
FETÖ yapılanmasının ve 15 Temmuz darbe girişiminin ülkemize yaptığı tahribat her geçen gün bütün vahametiyle daha bir belirgin hale geliyor. FETÖ elebaşının istismar ettiği ana damar hiç kuşkusuz Risale-i Nur hizmetidir. Sözümü birinci elden sahiplenmesi gerekenlerin kimler olduğunu ve de olacağını bilemediğim için de bütün kardeşlerimize umumen dermeyan ediyorum: Bütün Risale-i Nur talebelerinin aynı çatı altında toplanması, maddi- manevi gücün aynı noktada temerküzü Risale-i Nur hizmeti adına en hayati mesele olarak kabul edilmelidir. Bu noktada rehber İhlas ve Uhuvvet Risaleleridir. Cemaat olmayı gaye ve hedef edinmekten arındırılmalı, cemaat olmayı da manayı harfiyle okumalı, her yeri ve herkesi aidiyetine dahil etme sorumluluğu taşımalıdır. Fertler arası rabıtada hem duygusal yan hem de akli taraf sürekli göz önünde bulundurulmalı, uhuvvet ve muhabbetin cazibe gücünden hizmet adına azami ölçüde istifade edilmelidir. Fertler arası diyaloglarda mücerret ismin yanında "kardeş" kelimesi kullanılmalı, statü belirleyen başka sıfat ve kavram söz konusu edilmemelidir. İstişareye azami ölçüde riayet edilmelidir.
11 Nisan 2026 02:28

23 Mart 1960/urfa
Sultan Şairin: "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak! Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak: Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!" dediği günlerde… O imanını dava, davasını iman edinmiş bir kutluydu. Bu ses, âlem-i İslâm'ın iman esaslarını zedeliyor. Bu imansız kitleye karşı mücadele ediyorum. Bu iman düşmanlarına karşı mücahede açan dindar kuvvetlerle el ele vermek, benim için mukaddes bir gayedir. İnsanlığı tevhide davet etti. Bunlarla yaşadı, bunlarla ömür sürdü. Evinde olduğu zamanlarda evini; kırlara çıktığında kırları, hapishaneye girdiği zamanlarda da orayı hemen medreseye çevirdi. Bütün cihana meydan okuyan bu cesaretin şekillenmiş yankısı, en küçük bir ihtilaf karşısında tir tir titrer; adeta yalvarırcasına ihtilafa düşenleri birlik ve beraberliğe davet ederdi. Dediklerini önce yaşar sonra söylerdi. 66 yıl önce vefat ettiğinde, talebeleri dava adına bir boşluk yaşamadı. Çünkü o, nazarları kendi fani şahsına değil daima baki hakikatlere çevirdi.
28 Mart 2026 02:31