
6 milyona yakın nüfuslu kültür, sanat, tarih şehri… Çar 1. Petro'nun kurduğu Saint Petersburg'dayız. AJET'in Ankara'dan yaptığı ilk sefer dolayısıyla… 18. yüzyılda kurulan Petersburg şehir olarak planlanmış. Deli Petro'dan sonra gelen Çarlar da Kraliçeler de… Yeşille kaplı Petersburg gündüz çok sakin… Aydınlığın 24 saatlik huzurunu yaşıyorsunuz. UNESCO Dünya Listesinde yer alan bu müzede: 3 milyondan fazla eser sergileniyor. *** Petersburg ünlü Rus yazarların da memleketi. 4 saat süren yorucu yolculuğunuzu da unuttuk. Aklımıza ilk gelen ise… "Tembellik bütün kötülüklerin anasıdır" sözü oldu. Tekrar Petersburg'a dönelim... İlk sefer olması nedeniyle panel yapıldı. Başkonsolosumuz Başar Başol önerilerini anlattı. *** Notlarımızı bir Rus kanalında yapılan şovla tamamlayalım. Ortada 2 sandalye var ama boş… Eray Akçay'a ve konuksever AJET ekibine teşekkürler...
Kaynak: Türkiye
06 Temmuz 2026 02:22
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge Ve 2 Trilyon Dolar…
Temmuz ayında da çalışacak Meclis… Sürecin sabote edilmemesi için gayret gösteriyor. 2 trilyon doların üzerinde bir maliyetten bahsetti. 2 trilyon dolar ile bugüne kadar neler yapılırdı… Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu tutuklandı. Vicdan belediyeciliği yapıyorlarmış, engellenmiş. İki yönden sorunlu bir bakış: Vicdan sahibi insanlar Allah'tan korkar. Rüşvet almaz, yolsuzluk yapmaz. Aile milletimizin en stratejik gücü. Koruyup, kollamak zorundayız. Aile Bakanlığı bu konuda bir ilke imza attı. "Yeni İletişim Teknolojileri ve Aile Paneli"yle… Açılış konuşmasında çağımızın paradoksunun: 'Bağlantı" ve "Yalnızlık " olduğunu vurguladı. Sosyolog Sherry Turkle'in sözüne atıfta bulunarak: "Aynı evin içinde, aynı koltukta oturup farklı dijital evrenlerde yaşıyoruz. Bu gerçekliği anlamak, cihazları yönetmekten ziyade cihazların ürettiği anlamı yönetmekten geçiyor..." Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da… Teknolojiden yararlanmanın engellenemeyeceğini dile getirdi: "Aile değerlerini reyting malzemelerine dönüştüren, kültürümüzü trend listelerine kurban edenlerle mücadelemiz sürecektir. Bedeli ne olursa olsun, aile yapımızın ve kültürel kodlarımızın örtülü emellerle şekillendirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Dünün mirasından aldığımız ilhamla, hangi fırtınaya yakalanırsak yakalanalım aile gemimizi selametle limana yanaştıracağımıza olan inancımız tamdır. Aileyi tehdit eden küresel rüzgârlar karşısında savrulmayacağız." Akif Bülbül'ün önceki yazıları...
29 Haziran 2026 02:13

Gazze Nefes Alsa Bir Nebze
Sonuçta birbirlerine muhtaçlar. *** Trump'ın derdi yine depreşti. Gazze yine 2. plana düşebilir. Gerekçesi de kılıfına uydurdu: "Çok güzel araziler, harika sahiller…" Böylece operasyonun ilk sinyalini verdi... Ben Küba yönetiminin yerinde olsam Trump'ı bizim anonim şarkımızla davet ederdim: "Ada sahillerinde bekliyorum, Her zaman yollarını gözlüyorum. Seni senden güzelim istiyorum, Beni şad et Trump'ım başın için..." Sakın yanlış anlamayın… Trump da muradına ermiş olur?!. A Millî Takımımız Dünya Kupasından elendi. 24 yıl sonra büyük heyecan yaşamıştık. Merhum Devlet adamı Süleyman Demirel, hiçbir zaman sonuç almadan değerlendirme yapmazdı. Bu tür durumlar için: ''Doğmamış çocuğa don biçilmez…" derdi. Anlayacağınız toplum olarak biz de: "Dereyi görmeden paçaları sıvadık?!. İhmalkâr baba, fedakâr baba, ilgisiz baba, aşırı koruyucu baba, geleneksel baba, işkolik baba... "Vatan sağ olsun" diyen şehit babası… Yeni türeyen bir babadan da bahsedelim: Belediyeleri haraca bağlayan, her taşın altından çıkan "Ağbaba"lar… Halk dilinde ve argo literatüründe yaygın bir sözümüzü hatırlatalım isterseniz: "Babalara gelmek…" Ne anlama geldiğini de dile getirelim; yanlış anlamaları önlemek maksadıyla: Başarısız olma, tuzağa düşme, zarar görme… CHP'nin içine düştüğü durum da tam bu. Cumhurbaşkanı Erdoğan için… " Tayyip Beyi çok iyi tanıyorum. İki kere iki dört eder dese inanmam, gidip kontrol ederim" diyor. Özellikle de CHP açısından... Ekrem İmamoğlu da her gün taktik peşinde... "İki kere iki dört eder" diyebilir misiniz… Mücadele yöntemleri taktiklerle gelişecek. Millî Eğitim Bakanlığının yeni projesi: "Yapay Zekâ Destekli Dil Öğrenme Platformu"… Daha çok dil bilen avantajlı hâle gelecek. Bir hususu da hatırlatalım bu arada. Bu projenin önemli bir özelliği de: Türkçenin uluslararası arenada yaygınlaşmasını sağlamak. Projeyi nasıl tanımladı ona da bakalım: "DİLİM, kendi aklıyla düşünen, kendi teknolojisini üreten, çocuklarını koruyan, verisine sahip çıkan, köklerden aldığı güçle geleceğe yürüyen bir Türkiye'nin eseridir." Unutmamamız gereken mesele ise: Türkçemize sahip çıkmak, dilim dilim doğrayan uydurukçulardan korumak, yabancı dillerin esaretinden kurtarmak... Bu uğurda yıllarını veren merhum Nihat Sami Banarlı'nın ruhu şad olsun. Türkçemizin koruyucu neferiydi.
22 Haziran 2026 02:09

Türkistan'da İki Gün...
İlk ziyaretimi 1992 yılında yapmıştım. Bağımsızlığını ilan eden 5 Türk ülkesi arasındaydı. Aradan 36 yıl geçti yine Kazakistan'dayız. Şehir Türkistan da bunun bir parçası. Bu Cami'de yer alan çilehaneye yerleşmiş: "Resulullah Efendimiz 63 yaşında vefat etti, ben de ona benzeyeyim, kalan ömrümü yer altında; çilehanede geçireyim" diyerek. Kendini tamamen ibadete vererek... *** Türkistan, 2019 yılında alınan bir kararla "Bölgenin Başkenti" yapılmış. Nüfusu 2,2 milyon civarında... Bu karardan önce nüfusu 140-150 binlerdeymiş. Şehrin gelişmesi nüfusu 2 katına çıkarmış. Bugün de Bakan Beyin verdiği cevabı aktarıyorum, sizlere: "Türkistan deyince benim zihnimde, binlerce yıllık Türk devlet geleneğimizin başladığı yer canlanıyor. Benim toplumumda, benim ülkemde, millî ve manevi değerlerimde bu coğrafyanın, bu coğrafyada yaşayan insanların katkısı var. Bu coğrafyanın bende kültürel anlamda bir birikimi var. Bu bağlantıyı kolay hâle getirmek için bu çalışmaları yapıyoruz. Türk Devletleri Teşkilatı da bunu yapmaya çalışıyor nihayetinde." Bu değerlendirmeye katılmamak mümkün mü… *** Notlarımızı "Türkistan" sevdalısı… Turan şiirinden bir dörtlükle: "Ben Altay Dağları'ndan koparak geldim Yüreğimde Türkistan'dan binbir nakış var. Çok şükür aslım da neslim de belli. Türk'üm Müslüman'ım o dağlar kadar." Akif Bülbül'ün önceki yazıları...
15 Haziran 2026 02:24

Mesele Aile İse...
İktidar 2026-2035 dönemini; "Aile ve Nüfus 10 Yılı" olarak ilan etti. Geçen yılımız da "Aile Yılı" ydı hatırlarsanız... Milletimiz için aile olmazsa olmazımızdır. Gidişatı önlemek için de her türlü çalışma yapılıyor. Bunlardan biri de: "Veriden Vizyona Üç Kuşak Bir Türkiye" projesi… Doğumda 1. ile 2. kuşak arasında gerileme yüzde 50. 3. kuşakta evlenmeyi düşünmeyenlerin oranı yüzde 40… İdeal ilk evlilik yaşının yükselmesi ile ideal çocuk sayısında düşmeler de dikkat çekiyor. Bakan Hanımın deyimi ile meseleyi özetleyelim: "Devletimizin çatısı ne kadar sağlam olursa olsun, o çatıyı ayakta tutacak olan güçlü ailelerdir." Bu araştırmanın ülkemizde yapılan ilk ve tek, geniş çaplı bir çalışma olduğunu da vurgulayalım, perspektif ve öngörüler açısından… 2025 yılı enerji yatırımlarının açılış töreninde… Bir de öneride bulundu: "Makasları gençlerin çeyiz sandığına koyun.'' Özgür Özel… Bakın ne demiş; CHP Genel merkez binasını kastederek: "Bize bina lazım değil. Üniversiteyi kapatayım mı?.." Vehbi Beyden beklemediği cevabı alır: "Her şey kapatılabilir ama üniversite kapatılmayacak." Rahmi Koç'tan da bir anı: "Babam 1948 yılında ilk defa Amerika'ya gitti. Gelir gelmez kurumsallaşmamız gerektiğini söyledi. Bizi diğer şirketlerden ayıran en önemli faktör kurumsallaşmak." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan… Alıntı ile noktalayalım sözlerimizi: "Koç Topluluğu'nun hikâyesi, cumhuriyetimizin ekonomik kalkınma serüveni ile kesişen, örtüşen bir hikâyedir. 2025 yılı itibarıyla topluluğun kombine gelirleri Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 7'sine karşılık gelirken, gerçekleştirdiği ihracat ülkemizin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 8'ini oluşturmaktadır." NOT: İzmir'de hastane açılışında anlattığı fıkra ile kamuoyunun tepkisini çeken Rahmi Koç, yazılı açıklama yaparak kamuoyundan özür diledi: "Herhangi bir kimliği hedef alma niyeti taşımadığım sözlerim için içtenlikle özür diliyorum. Üzüntümü samimiyetle paylaşmak isterim." Kayıtlara geçmesi açısından bunu da not düşelim.
08 Haziran 2026 02:22

Tarihin Koridorları Arasında...
2016 yılı Ağustos ayından bir hatırlatma… "FETÖ konusunda hata yaptım, halkımdan özür diliyorum." Samimi şekilde söylediği bu sözlerden ötürü, Cumhurbaşkanı Erdoğan eleştiri yağmuruna tutulmuştu. Kemal Kılıçdaroğlu da çok ağır konuşmuştu: "Rabbim ve milletim affetsin, bir temennidir. Bir öz eleştiri değildir. 'Beni kandırdılar' bir öz eleştiri değildir. Gereğini yapacaksın. Seni kandırdılarsa o koltukta oturamazsın, ayrılman lazım." Gelelim günümüze yani 30 Mayıs 2026'ya… Mutlak butlanla geri dönüş yapan Kemal Bey, Parti Genel Merkezinde vatandaşlara hitap ediyor. Sütten çıkmış ak kaşık misali: "Şimdi beni iyi dinleyin. Tüm dünya dinlesin. Altını çizerek ve haykırarak söylüyorum; FETÖ terör örgütü başta olmak üzere hiçbir terör örgütüyle ve hiçbir yurt dışı odaklı yapıyla en ufak bağlantısı, en ufak teması olmamış, alnı ak başı dik bir adam duruyor karşınızda. Bu milletin kurtuluşu, adaleti ve aydınlık geleceği için başlattığım o kutsal yürüyüşe arkamızdan sinsice sızan, ruhunu satmış FETÖ terör örgütü ajanlarını zamanında fark edemediğim için sizlerden özür diliyorum." Bununla da yetinmiyor Özgür Özel ve ekibini de iş birlikçilikle suçluyor. "Biz vatan dedikçe, biz millet dedikçe kapalı kapılar ardında dış odaklardan medet uman, onlardan icazet ve yardım dileyen o gafilleri koynumda beslediğim için sizlerden özür diliyorum." *** Özür dilemek, hatayı kabul etmek bir erdemdir. Darbe girişimi bir tiyatro dediğiniz için... Kontrollü bir darbe dediğiniz için... Devleti FETÖ'ye teslim etti dediğiniz için... FETÖ'nün siyasi ayağı dediğiniz için... "Ankara'nın Taşına Bak" marşını çarpıtarak bu işi geçiştiremezsiniz. Hakkında şiddetten dava açılmış 2 yıldan fazla hapis cezası almıştı. CHP Milletvekili Mahmut Tanal'dan dolayı... Mutlak butlan kararının açıklamasının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özer taraftarları Parti Genel Merkezi önünde birbirine girmişti... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yol gösterdi. CHP Kurultayı 9 Eylül'de yapılsın diye. Tabii iki taraf da kabul etmedi. Talimatı da bizzat Gazi Mustafa Kemal vermişti: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" diyerek. Kurultay bu tarihte yapılsaydı birbirlerini düşman gören iki taraftan biri; Özgür Özel veya Kılıçdaroğlu yenilecekti. Geçen hafta, "Millî Aile Haftası" olarak kutlandı. 2025 yılı da "Aile Yılı" ilan edilmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan çok önem veriyor: Geleneksel aile yapısının korunmasına... 2030'lara geldiğimizde alarm ziller çalacak. Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da elinden geleni fazlasıyla yapıyor.
01 Haziran 2026 02:24

Butlan/şutlan/katlan
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sıfat ekledi: Adı Bay Kemal oldu. Seçimi kaybederse "Bay Bay Kemal" olacak diye… Nihayet seçim oldu, Kemal Bey kaybetti. Sonuçta Kemal Bey tekrar partiye döndü, koltuğu kaptı. Bay Bay Kemal yeni bir sıfat eklemeyi de hak etti: Artık… "Vay Vay Kemal" de diyebilirsiniz… Özgür Bey için 'katlanabilirsen katlan'a dönüştü. Artık "Özgür"leşti, "Özel"leşti… 30'a yakın partinin kapısına kilit vuruldu: Merhum devlet adamı Necmettin Erbakan'ın partileriydi. Feryâd-ı figanlar ayyuka çıktı. Bize de düşen: "Vah vah, eyvah eyvah" demek… Başka ne söyleyebiliriz ki! Tabii bu arada Özgür Bey de pes etmeyecek. Partide "Barınma" stratejisini geliştirecek. Sözün özü: CHP'yi katran karası günler bekliyor... 27 Şubat'ta yürürlüğe giren trafik düzenlemesi… "Sayın büyüğüm seni senden daha çok seviyorum" demişti. Geldiğimiz aşamada düzenlemenin isabetli olduğu ortaya çıktı. 2025'in aynı dönemi ile kıyaslayarak... Sayılara boğmadan sizlere kısaca aktaralım: Cep telefonu kullanmada yüzde 28,5 oranında azalma olmuş... Bu verilerin ışığında: Trafik kurallarına daha fazla dikkat edildiğini söyleyebiliriz. Lütfen 9 günlük bu bayram tatilinde de kurallara uyalım. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile noktalayalım yazımızı: "Unutmayalım; bayramın gerçek mutluluğu, sevdiklerimize sağ salim kavuşabilmektir. Denetimlerimizin amacı ceza yazmak değil, kural ihlallerini, kazaları ve işlem sayılarını azaltmaktır. Devlet vatandaşına tuzak kurmaz. Rehberlik etmek, yol göstermek, ihtiyaç anında yanında olmak için görevi başındadır..." Mübarek Kurban Bayramınızı şimdiden kutlarım.
25 Mayıs 2026 02:32

Aşırtmak/şaşırtmak/kaçırtmak
CHP Genel Başkanı Özgür Bey yine meydan okudu:" "Haziran sonunda, Eylülün başında seçim sandığını koyun. Kaybedersem bir dakika bile durmam." Cumhurbaşkanı Erdoğan bu çıkışı da kale almadı. Her zaman olduğu gibi. Cumhur İttifakı'nın da gündeminde seçim yok. Diyelim ki seçim oldu ve kaybettiniz. Size bu fırsatı bile vermezler... Değil bir dakika bir saniye bile tutmazlar. Sizi genel başkanlıktan anında uğurlarlar?! *** Mezar başında içkili anmadan sonra, meyhane açılışını da dua ile yaptılar! Fethiye Belediye Başkan yardımcısı da kurdeleyi keserek meyhaneyi "hizmete" açtı. Hem de Allah'tan hayırlı bol kazançlar dileyerek!.. CHP'nin 6 Ok'unda yer alan laiklik anlayışı buymuş meğer. Biz bunun farkında olmamışız?! Ona da hemen cevap verelim. Ne demek olduğunu sağ olsunlar öğrendik. Belediye başkanlarının süper icraatlarından: Rüşvet, yolsuzluk, iltimas, irtikap, dolandırıcılık… Adam kayırma, alavere dalavere, al gülüm ver gülümden… *** Halka hizmet vermek isteyen belediye başkanları… Neden AK Parti'ye geçiyor, kısaca değinelim. Tehdit ediliyorlar, baskı görüyorlar, hakarete uğruyorlar. Problemleri çözecek, yol gösterecek... Genel Merkezde muhatap bulamıyorlar. Kazakistan dönüşünde değerlendirme yaptı bu konuda. Bakın, ne güzel teşhis koydu, ne dedi Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP yöneticilerince tehdit edilen, baskı gören, hakarete maruz kalan bazı arkadaşlar, huzuru AK Parti'de bulmuş ve aramıza katılmışlardır. CHP yönetiminin partiyi ne hâle getirdiğini özellikle en iyi o parti içinde bir dönem yer alanlar bilir. CHP'yi, yolsuzluğu, hırsızlığı, rüşveti savunma merkezi hâline getirenlerin, içerideki çürümeyi derinleştirmesi, siyasetin itibarı açısından da çok çok üzücü. Bu CHP'de mümkün değil. CHP'nin iç kavgaları içinde belediyecilik yapamaz hâle geldik' yönünde oldu..." *** Bir asrı deviren Atatürk'ün kurduğu CHP nerede… Bugünkü Özgür Özel'in başındaki CHP nerede… Demek ki "değişim, dönüşüm dedikleri buymuş! Hani CHP'nin zihniyeti değişmezdi?!. Şimdi en büyük tehlike "siyasi virüs"lerde… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sayesinde. Fransa Büyükelçisi İsabelle Dumont da hemen teklifte bulundu: "Gel birlikte Erik Dalı oynayalım" diye … Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı, 1993 yılından bu yana aktif siyasetin içinde… Vekillik de yapmış, ilçe belediye başkanlığı da. "Klasik" bir başkan değil… Üreme sonucu 150 binlere ulaşmış. Hayvancılık yapmak isteyenlere 10 ila 20 koyun veriliyor. Koyunlar yavruladıktan sonra 2 veya 4 kuzu geri alıyor. 6 yıldır aksaksız bir şekilde yürütüyor. Şu anda Kayseri'de küçükbaş hayvan sayısı 1 milyon 200 binlere ulaşmış... Tarım desteği ise 1 milyar 200 milyona ulaşmış… Turizm, açısından çok önemli. İlki, "2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti…" İkincisi de "2029 Dünya Spor Başkenti…" Sanat, iş dünyası, müzik, tıpta… Birçok ünlünün yetiştiği, ticari zekâsı müthiş olan tutumlu halkı ile ünlü "Gadası alınası" Kayseri'ye…
18 Mayıs 2026 02:23

Beka, Siber Güvenlik, Dijital Vatan
Siber Güvenlik Kurulu ilk toplantısını geçen hafta yaptı. "Dijital Vatan" savunmamızı ön plana çıkardı. Jeopolitik konumumuz ve stratejik projelerimiz, APT (Gelişmiş Sürekli Tehdit) gruplarının, devlet destekli siber saldırıların öncelikli hedefinde. Ekonomik istihbarat gibi stratejik kazanımlarımız da tehlike altında. Yabancı menşeli büyük dil modelleri (LLM) ve Bulut sistemleriyle, devletimizin çok hassas verileri yurt dışına akıtılabilir, dezenformasyonlara yol açabilir. Artık siber güvenlik bir tercihten öte… Küresel Siber Savaş Tehditleriyle ancak böyle mücadele edebiliriz. Şu hususu da özellikte belirtmemizde yarar var: Dijital sistemlerimizin güvenliği, kritik altyapılarımızın korunması, "Yerli ve Millî" imkânlarımızla sağlanacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dedi, SAHA İstanbul'un kapanış konuşmasında: "Bugün geldiğimiz noktada güvenlik artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemez. Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir." Konuyu özetleyecek olursak: Veri egemenliği teknik bir konu değil, tam bağımsızlık meselesidir. Siber güvenlik, millî güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu ilkeler ışığında Siber Güvenlik Kurulu, görevlerini başarı ile yerine getirecektir. Sohbet mekânımız ise İvedik OSB'de bulunan Teknopark Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesiydi. O günleri bakın nasıl anlatıyor: "Küçük yaşlarındaydım, o zaman benim için köyün tek bir anlamı vardı. Nenemin evinin duvarında asılı olan kılıcı görmek, elime almak. Kılıç kaç yüz yıllıktı bilmiyordum zaten körelmiş gibiydi. 1981 yazında gene köye gittim. Baktım ki bu kez duvarda kılıç yok! Neneme soruyorum: 'Kılıç nerde?' 'Ne kılıcı duvarda öyle bir şey yok' diyor. Nenemin böyle cevap vermesinin sebebine gelince: 1980 yılında askerî darbe olmuştu… İki dayım da silah bulundurmaktan cezaevinde yatmıştı. Nenem korkmuş, kılıcı evimde görürlerse beni de hapse atarlar diye. Darbeden yirmi yıl sonra nenem vefat etti. Hiçbir zaman da kılıcın yerini söylemedi." Bakan Tekin, bu olayı niye anlattığını da şu sözlerle izah etti: "Darbeler insanların ve toplumların zihinlerinde böyle travmalara sebebiyet veriyor. Bu travmalar da öyle çabuk atlatılamıyor. Meslek liseleriyle ilgili algıyı yenmek için de maalesef önümüzde böyle travmalar var. Alana indiğimizde karşılaşıyoruz. Bu toplumsal travmalarımızı aşmamız gerekiyor." Tabii ki 28 Şubat döneminde yapılan zulümler… 28 Şubat öncesini yeniden yakaladık. Yüzde 41'lere ulaştık, OECD standartlarına eriştik.
11 Mayıs 2026 02:25

Kim Kime Muhtaç!
Avrupa ülkelerinin yöneticileri yürek yedi galiba!.. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunları kale bile almaz. Avrupa, Türklerin etkisine bırakılmamalıymış?! Örnek istiyorsanız hemen verelim: Devlet nedir onu öğrettik sizlere… Orduyu, askerî disiplini öğrettik sizlere… İlkel yaşantıdan kurtulmayı öğrettik sizlere… Sanatı, ticareti, beşerî ilişkileri öğrettik sizlere... İlmi, fenni, teknolojiyi öğrettik sizlere… Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti sayesinde… İş birliği için sıraya boşuna girmediniz herhâlde?! Sizlere en güzel cevabı verdi zaten… Bu anlattıklarımızı özetleyecek şekilde: "Türkiye, Avrupasız da tarihtir, devlettir, hafızadır, coğrafyadır, merkezdir, hakikattir." AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten de alıntı yapalım. Avrupa Konseyi Başkanına verdiği cevaptan: "Madem Türkiye bütün Balkanları ve Avrupa'yı domine edecek kadar büyük bir güçtür, normal bir siyasi akıl Türkiye ile iş birliği yapmayı gerektirir." Sözlerimizi Almanya'nın eski Cumhurbaşkanı ile noktalayalım. Bu mesajını kulaklarınıza küpe ederseniz iyi olur: "Dünyanın Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin dünyaya ihtiyacından daha fazla…" Doğru söze ne diyebiliriz ki… İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan, Enerji Bakanı Alpaslan Bayraktar'a bolca teşekkürler… Lakin mümkün değil… Türkiye'nin daha da gelişmesi, kalkınması için… Kısaca anlatalım: AYM'nin 64. kuruluş yıl dönümü kutlandı, geçen hafta… Son konuşmasından birkaç örnek verecek olursak: "İlahi kaynaklarda adalet, tüm kâinatın düzenini ayakta tutan kutsal bir değer olarak görülmüş; hakkın gözetilmesi ve ölçünün korunması temel bir ilke olarak vurgulanmıştır. Beşerî kaynaklarda ise toplumsal hayatı ayakta tutan ve güçlendiren vazgeçilmez bir değer olarak kendine yer bulmuştur. Ortak nokta, adaletin insan onurunu koruyan ve toplumsal huzuru mümkün kılan vazgeçilmez bir değer olduğudur." Gazze ve İran'daki katliamları kastederek… "Güç ve kudret yüce Allah tarafından insanlara ve toplumlara adalet, barış ve huzur içinde daha mutlu, müreffeh ve güzel yaşamalarına imkân sağlansın diye verilmektedir. Bir an önce adalete dönmedikleri takdirde, sahip oldukları güç ve kudretin kısa zamanda ellerinden çıkıp gideceğini, yaptıkları zulmün orada kalmayacağını kendilerine mutlaka döneceğini unutmamalıdırlar." Takdir de karar da sizin...
04 Mayıs 2026 02:15

Beka Ve Milli Güvenlik Meselesi
Aile Bakanlığı'nın organize ettiği ilk toplantı: Çocukların Dijital Ortamlarda Korunması'na yönelik. Dijital Dünyanın faydalarını da anlattı. Neler söyledi bir göz atalım: "Bizim kuşağımız için dijital dünya bir seçenek değil, bir yaşam alanıdır. Biz burada öğreniyor, burada iletişim kuruyor, burada kendimizi ifade ediyoruz. Dijital dünya; eğitim hakkımızı kullandığımız, fikirlerimizi paylaştığımız ve kimliğimizi geliştirdiğimiz dinamik bir alandır. Ancak aynı zamanda bu alan, biz çocuklar için her zaman güvenli değildir. Dijital dünyada, çocukların gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek çeşitli riskler bulunmaktadır. Koruma ve özgürlük dengesi birlikte düşünülmelidir. Bizimle ilgili alınan kararlarda, bizim görüşlerimize de yer verilmelidir." Çevrim içi istismarlara dikkat çekti: "Yapılan araştırmalar, küresel ölçekte yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını göstermektedir. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede bire kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu gizli salgının boyutlarını açıkça ortaya koymaktadır. Eğer çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden koruyarak güçlü ve bilinçli bireyler olarak yetiştirmek istiyorsak, bunu ailelerle el ele vererek başarmalıyız. Dijital ortamları güvenli hâle getirmenin bir diğer yolu da güçlü aile içi iletişimdir. Aile, dün olduğu gibi bugün de hayatın zorlukları karşısında en güvenli sığınağımızdır." Aile Bakanı Mahinur Göktaş'ın dediği gibi: Dijital dünya büyük imkânlar sunuyor. Bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Çok katmanlı riskleri de beraberinde taşıyor. Yeter ki ders almasını bilelim. "İkinci Yaşlılar Şûrası"nın kapanışında konuştu. Yaşlı nüfusumuzun artmasına yönelik kaygılarını zikretti: "65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranı yüzde 10'u aştığında o ülke artık çok yaşlı ülke kategorisine girmiş oluyor. TÜİK tahminlerine göre demografik göstergelerdeki mevcut yapı devam ederse 2025 yılında bu oran yüzde 11,1'e çıkacak, 2030'da yüzde 13,5'e, 2100 yılında ise neredeyse nüfusumuzun üçte birine ulaşmış olacak." Bu rakamlar hiç iç açıcı değil… Dünya da arayış içerisinde. Şu rakamlar korkunç gerçeği ortaya koyuyor: 60 yaş ve üzeri nüfus 2030'da 1,4 milyara, 2050'de ise 2,1 milyara ulaşacak. Aile Bakanı Mahinur Hanım'ın verdiği bilgiye göre: Aile dostu şehirler ve yaşam alanları oluşturulacak. Evde bakım ve gündüz bakım hizmetlerini yaygınlaştırılacak. Sağlık ve sosyal hizmet entegresyonunu güçlendirilecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aileye verdiği önemi anlatmamıza gerek yok zaten hepiniz biliyorsunuz: Aile kurumunun korunmasına, ailevi değerlerin muhafazasına "Milli güvenlik ve beka meselesi" olarak bakıyor.
27 Nisan 2026 02:22