×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Tahşiye Unutuldu Mu Sandınız?

Tekrar tekrar: Ama hedef var. 2010. Bir dizi. İddia şu: bugün yeni "dosyalar" servis ediyor. Soru basit: CHP Genel Başkanı çıkıyor: "Dosya var" diyor.

Murat Çetin

Kaynak: Diriliş Postası

29 Mart 2026 00:14

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Murat Çetin

İslam Dört Evliliği Getirmedi, Sınırladı

İslam'a hücum etmek isteyenlerin ezberleri bitmiyor. Sanki dört evlilik ilk defa Kur'an ile ortaya çıkmış gibi… Demek ki fıtratın merkezinde tek evlilik vardır. Kimse de değildir. Bugün bazıları Kur'an'daki: "İkişer, üçer, dörder nikâhlayın…" ayetini görüyor. Sonrasında ise şart var: "Eğer adalet yapamayacaksanız, bir tane ile yetinin." Dikkat edin. Kur'an'ın merkezinde dört değil… Hem İslam çok evliliği icat etmedi. İslam'dan önce bazı toplumlarda evlilik sayısına dair ciddi bir sınır yoktu. Ve dedi ki: "Dörtten fazlası olmaz." Sonra da yetinmedi. Mesele İslam'a itiraz etmek. Halbuki Kur'an'ın yaptığı şey açıktır: Çoğaltmak değil, sınırlamak.

13 Haziran 2026 17:19

Murat Çetin

Hakkını Helal Et Diyemedim

İnsan bazen ölümün bir anda geleceğini zanneder. Sonra enfeksiyon çıktı. Çünkü insan babasına ölüm yakıştıramıyor. Ama insanın içinde başka bir mahkeme kuruluyor. "Bir serum daha…" "Bir ilaç daha…" "Bir gün daha…" Belki de en ağır yük burada başlıyor. Tansiyonu dört'e ikiye düştü. Monitörler ötmeye devam etti. Meğer insan en çok umuda yeniliyormuş. "Son zamanları…" Kısa bir cümleydi. Çok enfeksiyon vardı dedi. Bir insanın seksen bir yıllık hayatı bazen iki cümleye sığıyor. İnsan, toprağın başında bazı şeyleri daha iyi anlıyor. Bazı cümleler söylenmese de insanın içinde ömür boyu yaşamaya devam ediyor. Şimdi hastane sessiz. Geriye sadece bir evladın içindeki ses kalmış: Hakkını helal et."

30 Mayıs 2026 14:16

Murat Çetin

Siyer Başka... Hakikat-i Muhammediye (Asm) Başka

Salih Suruç'un Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam'ın hayatını anlattığı iki ciltlik eserini okudum. İmanımızdaki Hazreti Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam'ın tamamı değil. Çünkü siyer başka. Hakikat-i Muhammediye (asm) başka. "Yâsin vel Kur'ânil Hakîm. İnneke leminel mürselîn." ayetini açıyor. Ve diyor ki: Benim anlattıklarım yalnızca "reşha"dır. "Halka-i zikir" diyor. Bugün bazı insanların anladığı gibi dar bir halka değil. Çünkü Abdullah'ın oğlu Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam… Ama hakikat-i Muhammediye haydır. 124 bin peygamber. Ve hepsi aynı şeyi söylüyor: " Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah. " Bütün enbiya mucizeleriyle… İnsan burada şunu anlıyor: Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam yalnızca tarihin anlattığı bir şahsiyet değil. Hakikat-i Muhammediye ise… 19. Söz'ü şerh ve izahıyla birlikte okursanız, benim gördüğümü siz de göreceksiniz.

24 Mayıs 2026 03:17

Murat Çetin

Kırk Sene Değil... Neden Bin Sene?

" Kırk sene ile razı değiliz. En ekall bin sene galebeyi isteriz. " Çünkü mesele bir zaman hesabı değil. Said Nursî önce teşhisi koyuyor: " Binler sene şerrin galebesi… " Yani insanlık tarihi boyunca zulüm çoğu zaman güçlü görünmüş. Onun için "bin sene" diyor. Bakın ne diyor: " Hukuk-u umumiye-i kâinata cinayet eden afvolunmaz. " Ne korkunç bir tarif. "İki miting kazanalım" demiyor. "Biraz rahatlayalım" demiyor. " En ekall bin sene galebeyi isteriz. " Çünkü hakikatin büyüklüğü bunu istiyor. Hem dikkat edin: Üstad hemen ardından çok mühim bir şey söylüyor: " Biz ölsek, milletimiz bâkidir. " Yani mesele şahıs değil.

17 Mayıs 2026 21:40

Murat Çetin

1545'e İnanan, Ayet Ve Hadise Neden İnanmıyor?

Said Özdemir açık açık söylüyor: "Maalesef bazı mektuplar çıkarıldı, bazıları ilave edildi." Dikkat edin: Bu kelime sıradan değil. 1545 rakamına dört elle sarılıyor. Kur'an açık: "Kıyametin ilmi Allah katındadır." Hadis açık. Peygamber cevap veriyor: "Bu konuda sorulan, sorandan daha bilgili değildir." Peygamber bilmiyor. Ama bizim bazı "1545 kahramanları" biliyor. Muhakemat'ta diyor ki: "En ekall bin sene galebeyi isteriz." Şimdi soruyorum: Üstad burada kafasından konuşmuyor. "Dünyanın ömründen bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve dini hakim kılar." Bir gün. Bunu zaten hadis de haber veriyor. Birileri 1545'i konuşuyor.

09 Mayıs 2026 15:45

Murat Çetin

1545 İddiası: Kastamonu'dan Çıkan Metin, Ölçüye Uyar Mı?

Bugün dolaşan iddia şu: "Kıyamet 1545'te kopacak." Rakam hazır. Ve çıkan sonuç: 1545. Miladî karşılığı yaklaşık: 2121. Kur'an açık konuşur: "Kıyametin ilmi Allah katındadır." Peygamber'e soruluyor. "Allah böyle söylüyor… Hadis böyle söylüyor… Ama bu metin 1545 diyor. Aynı kefeye konulamaz. Kur'an hükümdür. Hadis ölçüdür. Ebced yorumdur. Yorum, hükmün önüne geçerse… inanç bulanır. Said Özdemir'in Çanakkale mevlidndeki beyanı ortada: "Maalesef bazı mektuplar çıkarıldı, bazıları ilave edildi." "Maalesef" diyor. Bu kelime sıradan değil. Demek ki: Metinler yer değiştirmiş. İlaveler yapılmış. Çıkarmalar olmuş. akaidin merkezine koymak… isabetli olmaz. ithal kabul edilir. Aidiyeti tartışmalıdır. Bağlayıcılığı yoktur. "Lâhikalar, Külliyat-ı Nur'dan ma'dud değildir." Asıl eser değil. Sonradan cem edilmiş yazışmalar. Bir heyetin derlemesi. Ve şu gerçek: Müellif süzgecinden geçmemiş. Bu, metnin kıymetini değil… yerini tayin eder. Muhakemat'ta konuşur: "Kırk sene ile razı değiliz, en ekall bin sene galebeyi isteriz." Tarih vermez. Diğer tarafta: Tartışmalı bir metin.

03 Mayıs 2026 00:00

Murat Çetin

Fikir Düzelmeden Tehlike Bitmez

Devlet müdahale etti. Çünkü asıl soru hâlâ ortada: Cevap net: İnanç üzerinden. Bakın söylemlere: "La ilahe illallah diyen kurtulur." Bu eksik değil. "Füruat meselesi" deniyor. En tehlikelisi: "Yahudi de, Hristiyan da Cennete gider." Üstüne bir de: "Âmentüde ittifak var." Bu hoşgörü değil. Aynı "idare eder" anlayışı. Bu çok net bir risktir. Akide net olacak.

25 Nisan 2026 15:20

Murat Çetin

Bir Kelimeyle Başlayan Operasyon

2010… Kapılar kırıldı. Önce bir kelime dolaşıma sokuldu: "Tahşiye." Sonra o kelime suç oldu. Sonra o suç manşet oldu. Sonra o manşet operasyon oldu. Kurguda "terör" vardı. Gerçekte ise insanlar vardı. Burada bir yöntem var. O gün "örgüt" denilenler… Aynı senaryo yeniden sahnelenir. Bir operasyon oldu. Son söz yok. Dosya aynı dosya. İddia aynı iddia. Suçlama aynı suçlama. "Bu dava böyle görülmez" dedi. "Bu insanlar suçsuz" demedi. Tahşiye dosyası bu yüzden önemli. Çünkü burada sadece bir dava yok. "Yanlış anlaşılmışız" de. "Bizi akladılar" de. "Temiz çıktık" de. Aynı hikâye yeniden yazılır. Bu yüzden tekrar ediyorum: Usulden bozulan karar, beraat değildir. Yine aynı zata. "Şunu dedi" diyorlar. "Bunu söyledi" diyorlar. Risale-i Nur okuyucuları arasına sızmış bir avane diliyle yayılıyor. Risale-i Nur okuyucuları içinde yankılanıyor. İçeriden gibi. Dün Fethullah söylüyordu. Aynı söz, farklı ağız. Bugün de Molla Muhammed Doğan.

19 Nisan 2026 00:30

Murat Çetin

Arkasında Kim Var?

Engellinin arkasında kanun var. Ama meyve dağıtıyor. Toprak, su, çekirdek. Ama "devlet namına" dediği an, tâkatinin fevkinde iş görür. Yani: "Kendi adıma değil." "O'nun namına." Kadın devlete dayanır, yakaya yapışır. Mevcudat da Allah'a dayanır, kâinatı taşır. RABBÜL ÂLEMİN NE DEMEK? Rab… Neye ihtiyacı varsa hazır eder. Koca kâinat çalışıyor. Bir çekirdek meyve olsun diye. Allah ulûhiyetiyle kanun koyar. Tohum da söyler. Ağaç da söyler. Bütün kâinat aynı cümleyi tekrar eder: Elhamdülillahi Rabbül Âlemin. Aklıma Said Nursî'nin Meyve Risalesi geldi. Talebeler soruyor: "Bize Hâlıkımızı tanıttır. Hocalarımız Allah'tan bahsetmiyor." Cevap tok: "Her bir fen, kendine mahsus diliyle Allah'tan bahseder. Siz muallimleri değil, onları dinleyin." Fen konuşur. "İlmimin zekâtını vereyim" der. "Ben olmasam koyunlarımı kurt kapar. Âlemin Hâlıkı olmasa mahlûkat helâk olur." Âlim susar. Mesele gördüğünden Allah'a gitmek. Ayet söylüyor: "Âyetler, akledenler içindir." Şimdi yere bak. İki yüz bin nebatat. İki yüz bin hayvan. Her biri ayrı sanat. Her biri ayrı nimet. Nimet Allah'ı sevdirir. Sanat, aczine bakar. Nimet, fakrına bakar. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah diyeceksin.

04 Nisan 2026 22:13

Murat Çetin

Tablacıya Bahşiş, Asıl Sahibe Bedel

Üstad Said Nursî, Risale-i Nur'da bütün kâinatı anlatırken ilginç bir benzetme yapar. Ama herkes bilir: Yemeğin sahibi tablacılar değildir. Üstad diyor ki: Kasaptan aldığın et… Ağaçtan kopardığın meyve… Üstadın cümlesi çok keskin: "Bu kıymetdar hârika-i sanat olan nimetler, Ehad-i Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmetidir." Otuz beş yıldır bu cümleyi düşünür insan. Her şeyin nimet yönü vardır. Sanat tarafı bize Ehad'ın kudret mucizesini gösterir. Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmaması gerekir. Muhalefetün lil-havadis gerekir. Kudret sahibi olması gerekir. Kelam, sem, basar ve hayat sahibi olması gerekir. Yani mesele bir meyve değil.

08 Mart 2026 00:48

Murat Çetin

Gece 00.20 Ve Bir Şehir Hayali Değil, İnşası

Andican sıradan bir Orta Asya şehri değil. Resmî kaynaklara göre "Yangi Andijon" yani Yeni Andican projesi, yaklaşık 4 bin hektarlık alanda kuruluyor. Planlanan nüfus 400 bini aşacak. "Yeni Andican'ı yerinde görelim" dedi. Şantiye ışıkları yanıyor. Vali şunu söyledi: "Bu projeyi sadece görev olarak değil, vicdani bir sorumluluk olarak yürütüyorum." Bu cümle önemli. Andican'da yapılan iş yalnızca konut üretmek değil. Saat 00.20'de şantiye gezdiren bir yönetici gördüm.

22 Şubat 2026 11:55

Murat Çetin

Problem Varsa Yaşıyorsun

Peygamber Efendimiz buyuruyor: "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır." Bu cümle süs değildir. Geçen hafta Hazreti İsa Aleyhisselam'ın nüzulünü yazdım. Nüzul-i İsa Aleyhisselam, tali bir bahis değil. "olsa da olur olmasa da" denilecek bir mevzu değildir. Üstad diyor ki: "…Vaat etmiş. Elbette gönderecek." Bu kadar net. Ayet aklıma geliyor: "Ya Ehlel Kitap, lima tekfurûne bi âyetillâh…" İsa Aleyhisselam'ı beklemek tembellik değildir. Bu, göğe bakıp yatmak değildir. Sorun İsa'nın gelişi değil. Hazreti İsa Aleyhisselam'ı gönderecek olan Allah'tır. Cuma namazını kıldım. "İnsan insandır." Latife sandı. Acayip olan şu: İnsan, insanın ne olduğunu bilmiyor. Felsefe diyor ki: "Hayvan-ı natık." Konuşan hayvan. "Lagad halaknal insâne fî ahseni takvîm." İnsanı ahsen-i takvim üzere yarattık. Arkadaş "Bu mu cevap?" dedi. Evet, bu cevap. İnsan sadece et ve kemik değildir. Sadece düşünen bir organizma değildir. Sadece biyolojik bir varlık değildir. insanın kendisi değildir. İnsanın içinde üç kuvvet var. "Canım istedi"yi ölçü yapmak. Orta yolu şecaattir. Din yasaklar manzumesi değildir. Zekât bir bağış değildir. Bir kampanya değildir. "Gönlümden koptu" işi hiç değildir. Şimdi mübarek Ramazan geliyor. Zekât ibadetini "proje bütçesine" çevirenler.

15 Şubat 2026 20:06

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha