×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Suriye Gezisinden Kısa Notlar…

Suriye devriminin üzerinden yaklaşık 1,5 yıl geçti. 27 Kasım'da Halep'in alınmasıyla başlayan ilerleme, 7 Aralık'ta Şam'ın ele geçirilmesiyle nihayete erdi. Uzun süredir yapmak istediğim Suriye gezisi nihayet nasip oldu. Bu kadar kolay olabilmesi bile "Hayaldi, gerçek oldu" dedirtmeye yetiyor. Maarif Vakfı, yaklaşık 10 senedir Azez, Çobanbey ve El-Bab'daki okullarıyla bölgedeki eğitim faaliyetlerinin en önemli ayaklarından birini oluşturdu. Halep benim için hiç tanışmadığım ama hep özlediğim eski bir yakın gibi. Yıkım Halep'in sınırlarında kalmamış, yapımı Roma'ya tarihlenen, Halep'i yöneten bütün İslam emirlerinin bir nişan bıraktığı Halep Kalesi bile Rus bombardımanlarından nasibini almış. Türkiye'den dönenlerden biri, "Türkiye'de de kiralar bizim yüzümüzden yükseldi. Şimdi dönüyoruz, burada da kiralar bizim yüzümüzden yükseliyor" diye espri yaptı. Halep belki eski canlılığına henüz kavuşmuş değil ama konuştuğumuz herkes 1,5 yılda çok şey değiştiğini söylüyor. 7-8 yıl boyunca kuşatma altında kalıp hava bombardımanına direnmiş. Enkazların arasında satılan meyve suları, çocuk oyuncakları, plastik mutfak gereçleri... Mısırcılar, dondurmacılar... "Madem ölmedik, mecbur yaşayacağız" dedirten türden. Ve Şam kırsalı, Şam'ın kenar mahalleleri... 7-8 yıl kuşatma altında tutulan, bombardımanla on binlerce sivilin katledildiği yerler. Türkçe artık Suriye'nin ikinci dili. -Görüştüğümüz bir düşünce kuruluşu temsilcisi, "Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerle Suriye'nin güçlü ittifakının hayati önemde olduğu" söyledi. Yeni Suriye yönetiminin yaklaşımını da yansıttığını ifade ederek şu görüşü paylaştı bizimle: "ABD'nin şu an Suriye için önemi muhakkak; ama ABD'nin battaniyesine sarılamayız. Gerçek komşularımızla güçlü ittifaklar içinde olmalıyız. Sadece askeri ve dış politika alanında değil içerideki siyasi meşruiyet anlamında da Suriye'nin Türkiye'den öğrenecek çok şeyi var." -Türkiye İçişleri Bakanı'nın Şam ziyaretine denk gelmiş olmak da ilginçti. -Bu arada Şam'daki en popüler kişilerden biri de Türkiye'nin Şam Büyükelçisi Nuh Yılmaz. Bunun da verdiği imkânla Türkiye-Suriye ilişkilerini her düzeyde geliştirilmesi adına çok büyük bir görev üstlenmiş durumda.

Halime Kökce

Kaynak: Star

06 Temmuz 2026 09:19

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Halime Kökce

Abd-iran Anlaşması Bir Tek İsrail'i Üzdü

İran ve ABD arasında elektronik olarak imzalanan ve 60 günlük sürenin sonunda gerçek bir anlaşmaya dönmesi beklenen 14 maddelik metnin ilk maddesi ateşkesin genel çerçevesini çiziyor ve Lübnan'ı da bu çerçeveye dahil ediyordu: İlgili madde özetle; İran ve ABD'nin müttefikleriyle birlikte ateşkes anlaşması imzaladığını, anlaşmanın tarafların Lübnan dahil tüm cephelerdeki askerî operasyonları derhal ve kalıcı olarak sonlandıracağını, ülkelerin bundan böyle birbirlerine karşı savaş başlatmayacaklarını ve güç kullanma tehdidinden kaçınacaklarını taahhüt ettiğini; bu taahhütlerin Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına aldığını ve 60 günün sonunda varılacak nihai anlaşmada Lübnan'la ilgili hükümlerin kalıcı hale geleceğini söylüyor. Ama bu madde doğrudan İsrail ve Lübnan'ı da ilgilendiriyor. ABD'nin İsrail için İran'a saldırması ve bunun ABD ekonomisine büyük maliyet üretmesi, petrol fiyatlarıyla bağlantılı olarak enflasyonun artması kamuoyu nezdinde İsrail dostu politikalara tepkiye yol açtı. *** Başından beri İsrail saldırganlığına ve ABD'nin İsrail'i finanse etmesine mesafeli duran Başkan Yardımcısı JD Vance'in "sizin yerinizde olsam tek güçlü müttefikinize saldırmazdım" mealindeki sözleri hem ABD-İsrail ilişkilerindeki gerilimi hem İsrail'in ABD'den başka dostu kalmadığını hem de İsrail'in güvenlik sorununu çözmek için tek yol olarak saldırmayı tercih etmesinin artık kabul edilemez bulunduğunu ifade ediyordu. İsrail dostu olarak bilinen ve ABD'nin İsrail lehine İran'a saldırmasını destekleyen isimlerden olan Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise anlaşmadaki Lübnan maddesinin kendilerini bağlamadığını söyleyen İsrailli yetkililere "Lübnan'ın egemen bir devlet olduğunu" ve "Washington'ın doğrudan Beyrut hükümetiyle muhatap olacağını" söyleyerek daha farklı bir perspektiften İsrail'e ayar verdi.

29 Haziran 2026 09:17

Halime Kökce

Kim Yalan Söylüyor? Trump Mı, İranlılar Mı?

İran ile ABD arasında 60 günlük bir deneme süresiyle sınırlanan 14 maddelik anlaşmanın ardından kimse derin bir "oh" çekebilmiş değil. Süreci hatırlayalım: 11-12 Nisan'da İslamabad'da ABD ile İran arasında, 1979'dan bu yana en üst düzey doğrudan temas olarak nitelenen görüşmeler gerçekleşti. 17 Haziran'da ABD ve İran, 14 maddeden oluşan İslamabad Mutabakat Muhtırası'nı (Islamabad Memorandum of Understanding) elektronik imzayla kabul ederek 60 günlük müzakere sürecini başlatmış oldu. Elektronik ortamda imzalanan anlaşmanın maddelerini görüşmek için taraflar, 21 Haziran'da İsviçre'nin Bürgenstock bölgesinde bir araya gelerek mutabakata dair resmî uygulama görüşmelerini başlattı. Çünkü kendi iç kamuoylarına "istediğimizi almazsak kabul etmeyiz" pozu vermek istiyorlar. Bu şartlar altında tarafların "geri adım atmadan kendi şartlarımızı kabul ettirdik" şeklindeki söylemleri, anlaşmanın süslü, fiyonklu ambalajı. İran-ABD geriliminin en başından beri birinci maddesi olan nükleer dosyanın sonraya bırakılmış olması, savaştan önce zaten açık olan Hürmüz Boğazı'nın anlaşmanın ekonomik kolaylaştırıcısı olarak İran'ın güçlü kozu olmaya devam etmesi ve ABD'nin bölgeden çekileceğini söylemesi, Washington'ın anlaşma metnine yansıyan somut bir kazanımı olmadığını gösteriyor. Bu yüzden de "ABD tarafından kontrol edilen İran'a ait paralarla ABD çiftçisinden mısır, buğday ve soya fasulyesi satın alacaklarını, bunları da İran'a göndereceklerini" anlatıp duruyor.

25 Haziran 2026 16:43

Halime Kökce

Chp'deki İktidar Savaşından Yeni Parti Çıkar Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi'nde mutlak butlan kararından sonraki sürecin, Özgür Özel ve İmamoğlu ekibinin ayrılmasıyla neticeleneceğine artık kesin gözüyle bakılıyor. İmamoğlu için "evladım gibidir" dediğinde de bence pek çok şeyin farkındaydı. Genel Merkez'i Özgür Özel'den teslim aldı; ancak bu, CHP'ye hâkim olabildiği anlamına gelmiyor. Özgür Özel, özellikle İmamoğlu soruşturmasından sonra aktivist bir siyaset izliyor. Bu, onu "emanetçi genel başkan" algısından uzaklaştırdı ama bir taraftan da partiyi İmamoğlu'nu kurtarmaya hasrettiği eleştirilerine muhatap etti. Yine de Özgür Özel ile İmamoğlu arasındaki ilişkinin gerilimsiz olacağını öngörmek zor. Özel ve İmamoğlu arasında belirgin bir fark var. CHP seçmeninin ağırlıklı olarak Özgür Özel'i desteklediğinden hareketle o da Özel'in tarafında durdu ama yeni denklemde ne yapacağını kestirmek zor. Daha kurulmadan bile yeni partinin yüzde 35'leri geçen bir destek göreceğini söyleyenler var.

22 Haziran 2026 11:07

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Halime Kökce

Chp'deki İktidar Savaşından Yeni Parti Çıkar Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi'nde mutlak butlan kararından sonraki sürecin, Özgür Özel ve İmamoğlu ekibinin ayrılmasıyla neticeleneceğine artık kesin gözüyle bakılıyor. İmamoğlu için "evladım gibidir" dediğinde de bence pek çok şeyin farkındaydı. Genel Merkez'i Özgür Özel'den teslim aldı; ancak bu, CHP'ye hâkim olabildiği anlamına gelmiyor. Özgür Özel, özellikle İmamoğlu soruşturmasından sonra aktivist bir siyaset izliyor. Bu, onu "emanetçi genel başkan" algısından uzaklaştırdı ama bir taraftan da partiyi İmamoğlu'nu kurtarmaya hasrettiği eleştirilerine muhatap etti. Yine de Özgür Özel ile İmamoğlu arasındaki ilişkinin gerilimsiz olacağını öngörmek zor. Özel ve İmamoğlu arasında belirgin bir fark var. CHP seçmeninin ağırlıklı olarak Özgür Özel'i desteklediğinden hareketle o da Özel'in tarafında durdu ama yeni denklemde ne yapacağını kestirmek zor. Daha kurulmadan bile yeni partinin yüzde 35'leri geçen bir destek göreceğini söyleyenler var.

22 Haziran 2026 00:11

Halime Kökce

"Başlangıç İçin Yeterince Güçlü, Gelecek İçin Oldukça Heyecan Verici"

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. 2016 aynı zamanda Türkiye Maarif Vakfının da kuruluş yılı. 17 Haziran 2016'da Meclis'te tüm partilerin oy birliğiyle kabul edilen 6721 sayılı kanunla kuruldu. Bir yanlışı da bu vesileyle bir kez daha düzeltelim: Maarif Vakfı, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra değil önce kuruldu. Vakıf; 6 kıtada, 60'a yakın ülkede, 600'den fazla okul ve yaklaşık 75 bin öğrencisiyle uluslararası okullar arasında daha 10. yılında ilk sıralara yükseldi. Ve bunu, evvelden gidenlerin yaptığı gibi "medeniyet götürüyoruz" anlayışıyla değil, her kültürün biricikliğinin idrakiyle; hem öğreterek hem öğrenerek yapıyor. Türkiye adına gurur duymamız gereken bir iş yapıyor Maarif Vakfı. "Geleceği İnşa Eden 10 Yıl" diyerek 10 yaşına girdi.

18 Haziran 2026 08:31

Halime Kökce

"Silivri Vesayetinde Siyaset" Nereye Kadar?

21 Mayıs 2026'da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği "mutlak butlan" kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu ile 38. Kurultay öncesindeki parti organları göreve çağırılmış oldu. Özel ve ekibi ise fiilî durum oluşturup önce Kılıçdaroğlu'nu Genel Merkez'e sokmamaya çalıştı. Özgür Özel ve ekibi, kürsüyü Kılıçdaroğlu'na bırakmamak için geceden Meclis'te pozisyon aldı. Özgür Özel'in etrafını da boşaltacak olan ihraçlardan sonra Kemal Kılıçdaroğlu için CHP'yi yeniden dizayn etmek bir nebze de olsa kolaylaşabilir. Yarı açık, yarı kapalı, CHP'nin "İmamoğlu'nu kurtarma partisine" dönüştürüldüğünü söylüyor. Sanki Özgür Özel'e, "İmamoğlu vesayetinden kurtul da gel" der gibi. Ama günün sonunda Özel-İmamoğlu tayfası CHP'de barınabilecek gibi değil. Bugün "sanatçılar, sol, seçmen arkamızda" diye düşünerek ve "sonunu düşünen kahraman olmaz" düsturuyla hareket eden Özel ve ekibi, iltica edecek parti arıyorlar. CHP kimliği altında siyaset yapmanın konforundan çıkıp rüştlerini ispat edebilirlerse Türk siyasi tarihine geçerler ama doğrusu ben sular durulduğunda köpüğün söneceğini, kendi sesiyle sarhoş olan "sözcü siyaseti"nin de boyunun ölçüsünü alacağını düşünüyorum.

15 Haziran 2026 20:05

Halime Kökce

"Yeni Chp" Yol Ayrımında!

Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu 29 Mart 2009 yerel seçimlerini hatırlayanlar, Onur Akın'a yaptırılmış "Kılıçlar çekildi, bu bir düello" seçim şarkısını da hatırlıyordur. İBB adaylığı ile popülaritesi iyice artan Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal'a yapılan kaset kumpasından sonra bugün Özgür Özel'in yanında taraf tutan Önder Sav'ın desteğiyle CHP'nin başına geldi. 10 Mayıs'ta Deniz Baykal istifa etti; ardından 22 Mayıs 2010'da, zaten takvimde olan 33. Olağan Kurultay'da Kılıçdaroğlu tek aday olarak CHP'nin 7. Genel Başkanı seçildi. Bunda güçlü iktidar partisi karşısında solda birleşme refleksinin oluşması kadar, Kemal Kılıçdaroğlu'nun "yeni CHP" adı altında yürüttüğü birleştirme siyaseti de etkili oldu. Muharrem İnce'nin "şizofren bunlar" dediği, duygu durumu stabil olmayan, üç öğün Erdoğan nefretiyle beslenen bu seçmen, bir süre sonra kendi partisine de zarar verecek noktaya geldi. Referandumlarda da Kemal Kılıçdaroğlu "hayır bloğu" oluşturdu. Meral Akşener'in "Mansur Yavaş ve İmamoğlu'nu cumhurbaşkanı yardımcıları olarak ilan edin" telkinine de prim vermedi. Doğrusunu söylemek gerekirse ben, Kemal Kılıçdaroğlu 2,5 yıl CHP'den uzak kalmasaydı bugün yine FETÖ konusunda aynı açıklıkla özür diler miydi, emin değilim.

08 Haziran 2026 12:01

Halime Kökce

"Yeni Chp" Yol Ayrımında!

Kemal Kılıçdaroğlu'nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olduğu 29 Mart 2009 yerel seçimlerini hatırlayanlar, Onur Akın'a yaptırılmış "Kılıçlar çekildi, bu bir düello" seçim şarkısını da hatırlıyordur. İBB adaylığı ile popülaritesi iyice artan Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal'a yapılan kaset kumpasından sonra bugün Özgür Özel'in yanında taraf tutan Önder Sav'ın desteğiyle CHP'nin başına geldi. 10 Mayıs'ta Deniz Baykal istifa etti; ardından 22 Mayıs 2010'da, zaten takvimde olan 33. Olağan Kurultay'da Kılıçdaroğlu tek aday olarak CHP'nin 7. Genel Başkanı seçildi. Bunda güçlü iktidar partisi karşısında solda birleşme refleksinin oluşması kadar, Kemal Kılıçdaroğlu'nun "yeni CHP" adı altında yürüttüğü birleştirme siyaseti de etkili oldu. Muharrem İnce'nin "şizofren bunlar" dediği, duygu durumu stabil olmayan, üç öğün Erdoğan nefretiyle beslenen bu seçmen, bir süre sonra kendi partisine de zarar verecek noktaya geldi. Referandumlarda da Kemal Kılıçdaroğlu "hayır bloğu" oluşturdu. Meral Akşener'in "Mansur Yavaş ve İmamoğlu'nu cumhurbaşkanı yardımcıları olarak ilan edin" telkinine de prim vermedi. Doğrusunu söylemek gerekirse ben, Kemal Kılıçdaroğlu 2,5 yıl CHP'den uzak kalmasaydı bugün yine FETÖ konusunda aynı açıklıkla özür diler miydi, emin değilim.

08 Haziran 2026 02:21

Halime Kökce

İnsan, Sonucu Değiştiremediği Bir Kötülüğe Ne Kadar Süre Tanıklık Edebilir?

İsrail'in Filistin halkına yönelik soykırımına karşı hiçbir devletin askerî olarak müdahale etmemesi ya da edememesi, bu zulme karşı vicdanlı insanların omuzlarına büyük bir yük yükledi. Ya insanların öldürülmesine, topraklarının çalınmasına seyirci kalıyoruz ya da sonucu değiştiremesek de seyirci kalmanın yaratacağı ağır suçluluk duygusu altında ezilmemek için en azından sosyal medyada paylaşım yapıyoruz. Benzer görüntüler ve vahşet dünyanın pek çok yerinde oldu, oluyor ama Filistin söz konusu olduğunda asıl yıkıcı olan ise müdahalesizlik. Devamlı görüyoruz; "Bu da olmaz" dediğimiz her şey oluyor, sonra daha kötüsü oluyor. Yüzlerce insan günlerce gemilerle yol alıp ablukayı kırmaya çalışıyor, etkili insanlar kampanyalar yürütüyor, sokak protestoları gerçekleştiriliyor, sosyal medyada devamlı surette paylaşımlar yapıyoruz ama devletler düzeyinde müdahale edilmediği için, uluslararası hukuk işlemediği için, büyük kurumlar kayıtsız kaldığı için bu tanıklık giderek büyük bir kırılmaya dönüşüyor. *** Sumud'a devam edebilmek, şu saatten sonra sadece Filistin için direnmek değil. İnsan kalabilmek için de sumud... Dünyanın pek çok yerinde vicdanlı insanlar sürekli olarak bu duyguyu canlı tutmak için çabalıyor ama sürekli sumud hâlinin yarattığı yorgunluğu konuşmuyoruz. Sürekli açık bir vicdani yara ile yaşıyoruz. Gazze'de öldürülenlerin kazandığı ve başka herkesin kaybettiği büyük bir savaşın içindeyiz.

04 Haziran 2026 17:20

Halime Kökce

Chp'de Yine, Yeniden...

Özgür Özel'in Genel Başkan seçildiği 38. Olağan Kurultay'dan sonra E.Ç. adında bir kişi, delegelere "para karşılığı oy kullandırıldığı" iddialarıyla 19 Kasım 2023'te Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikâyette bulundu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da Siyasi Partiler Kanunu'nun 112. maddesindeki "oylamaya hile karıştırılması" suçu kapsamında soruşturma başlattı. İddialar "para karşılığı oy kullandırıldığı" ile sınırlı kalmadı. Ceza soruşturması bu şekilde devam ederken CHP'den ihraç edilen eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile bazı delegeler, kurultayda "delege iradesinin para, menfaat ve görev vaadiyle sakatlandığı; bu nedenle kurultayın 'mutlak butlanla' batıl sayılması gerektiği" iddiasıyla 38. Olağan Kurultay'ın iptali ve kurultayda seçilen parti organlarının görevden uzaklaştırılması talebiyle hukuk mahkemelerinde dava açtı. Hukuki süreç devam ederken siyasi bir tedbir olarak Özgür Özel'in yeniden genel başkan seçildiği, Parti Meclisi'nin ve yönetim organlarının yenilendiği 21 ve 22. Olağanüstü Kongreler ve 39. Olağan Kongresi gerçekleştirildi. Lütfü Savaş ve bazı eski delegeler, sonraki kurultayların ve parti içi seçimlerin de 38. Kurultay'daki "mutlak butlan" iddiasına bağlı olarak yok hükmünde sayılmasını istedi. Sürecin sonunda ilk derece mahkemesinin "mutlak butlan şartlarının oluşmadığı" kararının aksine istinaf mahkemesi, "güç ilişkileriyle sakatlandığına", "delege iradesinin fesada uğratıldığına", kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak "kongre ve kurultayların mutlak butlan ile malul olduğuna" karar verdi. Tek Parti döneminin CHP'si, "şartlar olgunlaştığında ihtilal meşrudur, o gün geldiğinde sizi ben bile kurtaramam" diyen İnönü'nün CHP'si, muhtıra karşısında tavır alabildiği ve Kıbrıs Barış Harekâtı sebebiyle halkın yeniden onayını alabilen Ecevit'in CHP'si, küçük olsun benim olsun mantığıyla "yaptırmayız, seçtirmeyiz" diye ünlenen Deniz Baykal'ın CHP'si, FETÖ operasyonuyla genel başkanlığa oturan ve İmamoğlu operasyonuyla koltuktan indirilen Kılıçdaroğlu CHP'si... Devamında ise siyasi ikbal için her yolu mübah gören, diplomasına kadar her şeyinden sahtelik akan bir İmamoğlu ve onun emir eri görüntüsü veren Özgür Özel dönemi CHP'si...

29 Mayıs 2026 13:04

Halime Kökce

Gençlik Kızılelma!

Bugün artık konu "gençliğin kaybı" şeklinde de konuşuluyor. "Gençleri kaybettik" anlamında değil; genç nüfusun kendini yenileyememesinden, başka bir ifadeyle demografik yaşlanmadan bahsediliyor daha çok. Ama bir taraftan da gençler hâlâ tüm toplumsal ve siyasal söylemlerin baş aktörü. Bu, "modernitenin hesap edilmemiş sonuçları" deyip geçemeyeceğimiz bir konu. *** Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hem partisinin Kocaeli'ndeki Gençlik Şöleni'nde hem de 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla verdiği mesajlarda; ayakları yere basan, ülküsü olan, köklerine bağlı ama atiye bakan, direnişçi ama yıkıcı olmayan bir gençlik tanımı vardı. Cumhurbaşkanı'nın "Diriliş Nesli", "Asım'ın Nesli" diyerek taltif ettiği ve tarif ettiği gençlik; narsist değil diğerkâm, başıboş değil sorumluluk sahibi, bencil değil fedakâr, dayanışmacı... Ve bu gençlik bir örnek de değil. "Bu mu Asım'ın Nesli?" diyenler... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi dehası da burada olsa gerek: Tribünlerde dans eden gençliğe "Asım'ın Nesli" diye seslenebilmesinde ve sesine yankı alabilmesinde.

21 Mayıs 2026 12:18

Halime Kökce

Gençlik Kızılelma!

Bugün artık konu "gençliğin kaybı" şeklinde de konuşuluyor. "Gençleri kaybettik" anlamında değil; genç nüfusun kendini yenileyememesinden, başka bir ifadeyle demografik yaşlanmadan bahsediliyor daha çok. Ama bir taraftan da gençler hâlâ tüm toplumsal ve siyasal söylemlerin baş aktörü. Bu, "modernitenin hesap edilmemiş sonuçları" deyip geçemeyeceğimiz bir konu. *** Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hem partisinin Kocaeli'ndeki Gençlik Şöleni'nde hem de 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla verdiği mesajlarda; ayakları yere basan, ülküsü olan, köklerine bağlı ama atiye bakan, direnişçi ama yıkıcı olmayan bir gençlik tanımı vardı. Cumhurbaşkanı'nın "Diriliş Nesli", "Asım'ın Nesli" diyerek taltif ettiği ve tarif ettiği gençlik; narsist değil diğerkâm, başıboş değil sorumluluk sahibi, bencil değil fedakâr, dayanışmacı... Ve bu gençlik bir örnek de değil. "Bu mu Asım'ın Nesli?" diyenler... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi dehası da burada olsa gerek: Tribünlerde dans eden gençliğe "Asım'ın Nesli" diye seslenebilmesinde ve sesine yankı alabilmesinde.

21 Mayıs 2026 04:57

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha