×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

'Şeytan' Markayı Giyememiş!

Dünyanın en prestijli moda dergisinde işlerin öyle göründüğü gibi güllük gülistanlık olmadığını ve dergicilik dünyasının perde arkasını çok güzel anlatmıştı 20 yıl önce. Kendi klasmanındaki filmler arasında, en konuşulanlardan biriydi. Şimdi yani tam 20 yıl sonra filmin ikincisi geldi; 'The Devil Wears Prada 2'. Kampanya ve pazarlama masraflarının 80 milyon dolar olduğu söyleniyor. 233 milyon dolar da gişe hasılatı yapmış. Oysa 20 yıl sonra bir filmin devamını çekiyorsan, çarpmak zorundasın izleyiciyi. Çok güzel bir haberi de paylaşmak isterim duymayanlar varsa diye: 76'ncı Berlin Film Festivali'nde büyük ödül 'Altın Ayı'yı alan İlker Çatak imzalı 'Sarı Zarflar' uluslararası film kategorisinde Oscar aday adayı olarak belirlendi. Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'nin 1 Mayıs tarihli kararına göre; İngilizce çekilmemiş filmler, Berlin gibi uluslararası festivallerde ana ödülü kazandığı takdirde, Oscar'a aday gösterilebilecek. Yapay zeka yüzünden ortalık yine toz duman.. Popun önemli isimlerinden Mustafa Sandal için düzenlenen 'Saygı' konserinde sahneye çıkan Nikbinler grubunun 'Denize Doğru' performansı yapay zekaydı diyenler, değildi diyenlere karşı! İddia o ki; şarkı yapay zeka tarafından düzenlendi, Nikbinler isimli grubun solisti Berika Karadağ da sahnede playback yaptı! "Az önce yapay zekanın söylediği şarkıyı kendi söylüyormuş gibi yapan, şarkıcı rolünde birini gördüm" diye paylaşım yaptı. "Konser adı altında playback yapılan, orkestranın sadece çalıyormuş gibi göründüğü gecelerden, yapay zeka vokallerle sahnelenen gösterilerden, reklam bütçesi ve magazinle şişirilmiş, davetiyeli ve ünlü kalabalıklarla doldurulmuş salonlardan sıkıldıysanız, son kez geliyorum" diyerek konser takvimini açıkladı. Mustafa Sandal da şunu söyledi; "Benim için 'şarkıyı o değil, yapay zeka söylemiştir' tartışması kapanmıştır. Elbette takdir sizin. Müzisyen kardeşlerimin yolları, bahtları açık olsun…" Ne desin, ortalığı sakinleştirmek ona kaldı! Gel gör ki; saygı gecesindeki performansına, bir de canlı performansına bakınca dağlar kadar fark olduğu ortada.

Köşe Yazarı

Kaynak: Posta

07 Mayıs 2026 07:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Bu Hezimeti Kim Yarattı?

Uçakta birbirini tanıyan tanımayan herkes ortak duyguda buluşmuştu maalesef; "Hiç oynamadılar ki", "bomboş bir maçtı", "inanılır gibi değil" lafları iyice yükseldi. 10 kişi kalan Paraguay karşısında yenilen Milli Takım, herkesi delirtmişti. "O çocuklara, hocaya, federasyona, orada bizi destekleyenlere moral olmamız lazım" diyen Fatih Terim'in itidal çağrısı çoktan geçerliliğini yitirmişti. Olanlar da oldu maalesef. Bazıları için de o anlar dönüm noktası olur; tıpkı Yeşil Burun Adaları'nın 40 yaşındaki kalecisi Vozinha'nın İspanya'nın tam 7 gol atağını kalesinden çevirmesi gibi. Hamaset, siyaset ve şovun girdiği her yer böyle oluyor. Maxx Royal Bodrum da onlardan biri. Ve felsefeleri şahane; 'sağlıklı yaşam sıkıcı olmak zorunda değil' diyorlar; bu deneyimi de 'Joyful Longevity' olarak sunuyorlar. O yüzden Maxx Wellbeing'e adım atılan ilk anda sakinleştirici bir enerji bedeni sarmaya başlıyor. Maxx Wellbeing'in sağlıklı yaşam felsefesinin temelini 'önleyici uygulamalar' oluşturuyor. Wellbeing'in yaşam boyu devam eden bir yolculuk olduğuna inanan Maxx Wellbeing; 14-17 yaş arası genç misafirler için de, ergenlik dönemindeki cildin değişen ihtiyaçlarına yönelik yüz ve vücut bakım uygulamaları sunuyor. Anlayacağınız Maxx Royal Bodrum'da SPA anlayışı boyut atlamış; 'Joyful Longevity' konseptiyle, içinde kaliteli uyku, duygusal denge ve sinir sistemini destekleyen uygulamaların da yer aldığı tam bir dönüşüm yolculuğu halini almış.

21 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Bayülgen: Çocuklar İyi, Anne Babalar Problemli

Hatta bazen 'çocuk düşmanı' bile ilan edildiğim oluyor! Ortada net bir gerçek var; anne babalar çocuklarına teslim olmuş! Prof. Dr. Acar Baltaş'ın dediği gibi; anne babalar çocuklarını yanlış seviyor! Çatıştıklarında da genelde anne baba özür diliyor. Ve bunun tek sorumlusu yeni nesil anne babalar. 16 yaşında bir kız babası olarak doğruları yanlışları görebiliyor demek ki. Oyuncu Ece İrtem'in, daha 35 yaşındayken ani bir kalp krizi sebebiyle ölmesi tam da böyle hissettirdi. Bir ay kadar önce katıldığı bir televizyon programında şöyle demiş İrtem: "Ben her şeyi Allah'a emanet ediyorum. Bir kul olarak çok fazla şeyi kafaya takıyoruz. Kafaya taktığımız ve üzüldüğümüz her şey onu da incitiyor gibi geliyor bana. O bizi bir deneyime, şükretmeye ve sevgi için buraya gönderdi ya, ben de artık kendimi rahat bırakıyorum. İş mi gelmedi? En güzeli gelecek. Canımı sıkmaya değmedi, çünkü iş geldi. Ben sadece üzüldüğümle kaldım. O süreci çiçekleri koklayarak, teyzemi belki iki defa fazla öperek geçirebilirdim..." Ne güzel konuşmuş, çok etkilendim söylediklerinden. Önemli olan bazı sorunlar yaşadığı, kendini hırpaladığı, 35 yaşında gencecik bir kadın olarak ne kadar hayat dolu görünse de hesaplaştığı şeyler olduğu. Ece İrtem'in söylediği gibi; fazla takmamalıyız. Duyduk duymadık demeyin! 'Dünyanın En İyi Çorbaları' listesine 2 Türk çorbası girmiş; mercimek ve beyran. Dünyaca ünlü gastronomi ve seyahat platformu TasteAtlas'ın (Lezzet Atlası) milyonlarca kullanıcının oylarıyla belirlediği listede, neden bir tarhana çorbası yok anlamış değilim. Dünyadan 15 çorbanın yer aldığı listede tarhana çorbasının ya da şöyle bol naneli bir yoğurt çorbasının olmaması dış güçlerin bir oyunu gibi geldi bana!

18 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Zenginin Derdi, Züğürdün Çenesi!

Öte yandan, Aziz Yıldırım'ın başkanlığıyla birlikte kızı Yaz da hiç olmadığı kadar gündemde. Kızı için takım başkanlığına soyunan bir baba.. Kızı 6 bin TL'ye makarna yedi diye restorana koşan bir baba... İşin şakası bir yana; kızı için 'Queen Yaz' adında 2 milyarlık yat yaptırmaktan çekinmeyen Aziz Yıldırım'ın, makarna yediği mekanda kızına 6 bin TL hesap gelmesi üzerine, 'Yoksa kızımı kazıkladınız mı?' diye restorana koşmasını başkalarının aksine takdir ettim. Masalarda bu haberi konuşan herkes, "O kadar parası varken makarna peşine mi düşmüş?" dese de, doğru olanı yapmış Yıldırım. Hoş, mekan Aziz Yıldırım'ın her zaman gittiği Zorlu Center'daki 'Parle' isimli, bütün spor camiasının kantin haline getirdiği mekanmış, dolayısıyla telefonla da arayıp sorabilirdi ama belli ki 'baskın basanındır' havası yaratmak istemiş. Yaz Yıldırım da ağzının tadını biliyormuş, aferin. Bu durumu küçümsemeyenleri hiç anlamıyorum. Hesaba itiraz etmek, pahalı bir şeyi almaktan vazgeçip yerine koymak, hatta 'çok pahalı' diyerek yerine koymak ve bunu fark etmelerini sağlamak, bir hizmet almadan önce fiyat sormak, bu tür şeyler çok normal. Aziz Yıldırım bile olsan bu böyle. O yüzden Aziz Yıldırım'ı alkışlıyorum, herkese de örnek olsun. Yaz Başkan'a da afiyet olsun. Bikinili bir poz paylaşmış Derici ve "İki senedir aynı bikiniyi giyiniyorum, iktisatlı kadınım" demiş. 2 milyarlık teknem olsa, tekneye saygıdan giymem belki ama olmadığına göre?!! Biri de o görüntüyü koyup "Beşiktaş Tüpraş stadyumunda adamın biri yerlerde sürünüyor, gelen gelsin" yazmış altına, yüksek sesle kahkaha attım. Şaşırın, eğlenin ve tadını çıkarın. Adı da: İmren Erşen Oya Müzesi. Bu yüzden de UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamında da koruma altına alınmış durumda.

14 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Bu İlişkinin Lincini Neden Sadece Kadın Tarafı Yiyor?

Aynı dizide rol alan iki genç oyuncu Zeynep Atılgan ve Ali Öner, gerçek hayatta sevgili olmuş. Ortalık toz duman, sosyal medyada fanlar ve hater'lar (nefret edenler) birbirine girmiş durumda. Her şeyin sebebi bu yeni kız oluyor; yani Zeynep Atılgan! Adamın aklı olmadığından sanırım! Yine aynı şey oldu; bu kez de kız suçlu! Bu olaya sadece magazin haberi olarak bakmayalım, sadece ünlüler üzerinden okumayalım çünkü magazin dediğimiz şey, gerçek hayatın izdüşümü bence. Diyor ki özetle; "Zeynep'le aramızdaki duygu, sanıldığı gibi eskiye dayanan, saklanan bir şey değil. Aynı sette, aynı yorgunluğun ve aynı emeğin içinde birbirimizi zamanla tanıdık. Önce güven oldu. Sonra insanın hemen adını koyamadığı ama kalbinde yer açan bir yakınlık. Bizimki gürültüyle değil; zamanla, sessizce ve kendiliğinden oldu…" Eklemeyi de ihmal etmemiş; "Hayatımda uzun süre yer etmiş bir beraberlik, Zeynep'le aramızda bir yakınlık başlamadan önce sona ermişti." Adam diyor ki, nişanlı olduğum kişiyle ilişkim bitmişti. Birinin olaya el koyması lazımdı! Dilan Polat, içeri girip tahliye olduktan sonra sosyal medyaya tövbe edeceğini açıklamıştı. Ama bu kez aile kavgaları, ağlamaları, evin içinde kalması gereken her şey sosyal medyada, karşımızdaydı. En son çiftin koruması öldürülünce ama bu çiftin şovu bitmeyince, Dilan Polat'ın Instagram hesabına erişim engeli getirildi.

11 Haziran 2026 07:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

'Buzlar Eriyince' Ne Olacak?

Arçelik eski CEO'su, iş insanı Hakan Bulgurlu'nun, Antarktika'ya yaptığı muazzam seyahati odağına alan 'Buzlar Eriyince' isimli yeni kitabının tanıtımındaydım. "Bugüne dek hep 100 yıl sonrası anlatıldı ama ben 30 yıl sonra olacakları anlatıyorum, çok yakın bir tarihi… Amacım sizleri korkutmak değil, farkındalık yaratmak ve hâlâ çözümler olduğunu göstermek" diyor. "Kıyı şeritlerinin yok olması demek. Yani insanlar sahillerden daha yukarılara çıkmak zorunda kalacak. Bu da emlak değerlerinde düşüş, sigorta ve bankacılık sektörünün çöküşü, tarım arazilerinin kaybolması, enerji altyapılarının çökmesi ve dolayısıyla kontrolsüz göç demek. Gıda güvenliği, ev güvenliği, seyahat sorun olacak. Hangi kara parçasını koruyacağız, nereyi denize teslim edeceğiz, insanları yükseğe nasıl taşıyacağız, hangi mühendislik çözümleri için para ayıracağız, bunlara karar vermek gerek. Dolayısıyla politikacıların da artık bunları konuşması gerekiyor. Ben bütün bunları konuşmak, bu konularda farkındalık yaratmak istedim…" Hakan Bulgurlu, bir ay süren Antarktika seyahatini de ayrıntılarıyla anlatıyor kitabında…. "Müthiş zordu. Burası dünyanın en kuru, rüzgarlı ve soğuk noktası. Hatta çölden daha kuru. Bu yüzden yangın tehlikesi var. Çünkü söndürmek için su yok! Her gün, 5 saat su eritiyorsunuz içmek için. Yüzünüzü açtığınız an, güneş teninizi yakıyor ya da soğukta burnunuz, parmaklarınız donuyor. Buraya yılda toplam 350-400 kişi gidebiliyor. Sadece fiziksel ve mental olarak hazır olanlara izin veriliyor…" Sohbetin bir yerinde, "Bu kitabı neden yazdınız?" diye sordum… "İyi bir baba olmak için yazdım" diyerek ekledi Bulgurlu: "Ben hayatımı değer yaratarak geçirebildim ama benim çocuklarım benim yaşadığım hayata ve olanaklara sahip olamayacak; her şey giderek daha da zorlaşıyor çünkü. Gelecek kaygısı olan bir baba olarak yazdım bu kitabı…" Anlayacağınız Bulgurlu'nun yazdığı kitap, macera ruhuyla yazılmış bir kitap değil. "Günden güne dengesini bozduğumuz bu dünyada, sanki her şey yolundaymış gibi yapan politikacılarla daha ne kadar süre yaşayabiliriz? Doğa affetmez ve iltimas geçmez, bunu biliyoruz. O zaman dünyanın yaşanabilir kalması için biz ne yapmalıyız, bunları konuşmak gerek" diyor. Yani "Biz iyi atalar olacak mıyız?" sorusunu herkesin kendine sorması için. Bir başkası da "Kanye West, kalk büyüğün geldi" demiş. Ama o gitti, annesinin Balıkesir'deki Kürse köyüne bir DJ seti kurdu ve 7'den 70'e herkesi oynattı.

07 Haziran 2026 07:00

Köşe Yazarı

Siz Kimsiniz Yahu?!

Her haber sitesinde aynı haber: Ozan Güven, arkadaşı Mehmet Aslantuğ ile gittiği Kadıköy'deki bir mekandan, 'Failler dışarı' tezahüratları eşliğinde kovulmuş. Hâlâ bilmeyenler için not: Güven eski sevgilisi Deniz Bulutsuz'a şiddet uyguladığı gerekçesiyle 1 yıl 15 aylık hapis cezası almıştı. O olayın patladığı gün, Ozan Güven için en ağır yazıyı yazmış kişi olarak söylüyorum. O kadar tatlılardı ki, dayanamadım kıza dedim ki "Date yapan romantik bir çift gibisiniz…" Kız da "Ortalıkta erkek yok ki, ben de onunla çıktım" demez mi gülerek. "Aa sen kaç yaşındasın ki?" dedim, "15" dedi; bir de ekledi: "Abla güvenecek erkek yok, nazik ve düşünceli erkek yok, çiçek alan da yok, ben de kediyle çıktım yemeğe…" "Sen bu yaşta bunu diyorsan, biz hiç üzülmeyelim" dedim, kalktım. Düşünsenize, 15 yaşındaki kızın bile beklentisi sıfır! "Kör olasıca erkekler, kandırıyorlar" diye bir başlık. 77 yaşındaki Bağcan da aynı dertten muzdarip. 35 yaşındayken ilişki yaşadığı partnerinin evli olduğunu sonradan öğrenmiş meğer. "Hep öyle yapıyor kör olasıcalar, kandırıyorlar kadınları" diyor verdiği cevapta. Yani 15 yaş da, 77 yaş da erkeklerden beklentiyi kesmiş. Tekin Seyrekoğlu Mücevherat Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Seyrekoğlu, evlilik dışı ilişkisinden bir çocuk sahibi olmuş. Eşi boşanma davası açınca da "Zina yapmadım, çok sevdiğim ve tüp bebek sahibi olmak isteyen arkadaşıma sperm verdim" demiş. Hayatımda duyduğum en bombastik erkek yalanı! Çok güldüm, 77 yaşındaki mücevherciye 'pes' dedim ama adalet ex eşin istediği nafaka için ne der, onu bilemem artık. Hücuma kalkışan 300 Spartalı gibi insanların o vapurlara koşması ve doluşması insanın yüreğini sıkıştırıyor.

31 Mayıs 2026 07:00

Köşe Yazarı

Bayramda Taşınma Telaşı

Taşınma demek arınma, hafifleme ve büyük temizlik demek. Yoksa ağzınızdan girip burnunuzdan çıkıyorlar, "Tamam abla, OK abla" diyerek hiçbir şeyi yapmıyorlar. "Bende ampul yok, duy yok" diyerek gidiyor, başka elektrikçi çağırıp taktırıyorsun. "Bu neee?" diye bağırışımdan korktu biraz ama gerekçelerini sunarken yine de iddialıydı! Yahu arkadaki odadayım, seslensene bana, "Sığmıyor bu buraya"diye! Boyacı geliyor, "Boya badana iki güne biter" diyor. Diğeri banyo ve mutfak tezgahını eğimli taktığı için sular tezgahta birikiyor, evyeye akmıyor ama sorun yok ona göre; "Hallederiz abla!" diyor. Elektrikçi geliyor; "Bunu kim yaptı abla, böyle olmaz ki?" diyor. Boyacı geliyor, "Bu alçıyı yapan adam bu işi bırakmalı" diyor. "Bu kapı eğik" diyorsun ya da "Bu alçı olmamış" diyorsun sana bin tane teknik açıklama yapıp suyu bulandırıyorlar. "Biz yıllardır böyle yapıyoruz" diyor. Öbürü geliyor "Silikonla yapıştırırız olur, biter" diyor. Galataport İstanbul'un bu yıl 3. edisyonunu düzenlediği Galataport Jazz, 6-7 Haziran tarihlerinde cazın dünyaca ünlü isimlerini yeniden müzikseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Boğaz'ın eşsiz silüetini doğal sahne fonu olarak kullanacak festival, 6 Haziran Cumartesi günü saat 17.00'de Kaan Arslan Co.'nun performansıyla başlayacak. Saat 19.00'da ÜÇ feat. Erik Truffaz sahne alırken, gecenin ana performanslarından biri olan Burhan Öçal Trakya All Stars konseri saat 21.00'de gerçekleşecek. Festivalin ilk günü, saat 22.00'de Frankie'de düzenlenecek Gabriels (DJ Set) ile devam edecek. 7 Haziran Pazar günü ise Avery*Sunshine saat 19.00'da dinleyicilerle buluşacak. Galataport Jazz'ın kapanışını saat 20.30'da Morcheeba gerçekleştirecek.

28 Mayıs 2026 07:00

Köşe Yazarı

Turist Olsak Biz De Severdik!

Geçen gün Aston Villa taraftarlarının İstanbul hayranlığına dair basına ve sosyal medyaya yansıyan haberlere bakınca bu sözü hatırladım. 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali için İstanbul'a gelen futbol fanatikleri İstanbul'a resmen aşık olmuş. Anlata anlata bitiremiyorlar, sosyal medyaya yazdıkça yazıyorlar. Çünkü marş dediğin; dile dolanır, akılda kalır, bu da öyle olmuş. "Bir Oluruz Yolunda gibi bir marş yazmışım, yenisini yazmak gibi bir derdim yok" diye yanıt veriyor. Neyse, kimse o şahsa prim vermedi ama hak ettiği cevaplar verildi. Kuzu Kuzu, Dudu, Gül Döktüm Yollarına, Kış Güneşi, Hepsi Senin mi, Şımarık ve Öp gibi şarkılarını ağlayarak dinlerken, günlüğüne yazar artık! Özcan Deniz'i görsem, 'Ne çektin beeee' derdim kendisine. Her okuduğumda diyorum ki, insan keşke ailesini seçebilse! Geçenlerde yine art arda paylaşımlar yaptı Deniz; annesine de seslenmiş, şöyle diyordu: "Canım anneciğim… Ne çocukluğunu, ne de gençliğini yaşayamadın, neler çektiğini de en çok ben bilirim. Yakında filmini de yapacağım; 'Fareli Ev'… Umarım gerçek hayatımın bir kesiti olan bu film, hafızasını kaybetmiş aileme nereden geldiklerini hatırlatır. Kendimi bulduğum günden beri tek istediğim senin cefakar elini sıcak sudan soğuk suya sokturtmamaktı ve bunu da yaptım. 19 yaşımda, Almanya'da kazandığım ilk parayla tek düşündüğüm sana çamaşır makinesi almaktı ve almıştım. Ben zorlukların içinde ne kazanıyorsam, ne yiyorsam, nerede yaşıyorsam, neye sahipsem hepsini seninle, sizinle paylaştım. Darbelerin canımı yaksa da, kıymet ve şükür beklerken hiç beklemediğim şeylerle karşılaşsam da, sen benim annemsin…" Böyle uzayıp giden açıklamalar… Ama bir insan aldığı darbeleri içinde biriktiremeyecek hale geldiyse, bunu yapabilir. Keşke film yapsa Özcan Deniz; şu 'Fareli Ev' projesi lafta kalmasa. İnsan ailesini gerçekten seçemiyor ve bence bu çok acıklı.

24 Mayıs 2026 07:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Köşe Yazarı

'Türkıye Yüzyılı'nın İlk Orkestrası 19 Mayıs'ta Yeniden Sahnede…

İşin T.C. Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılması da önemli bir başka unsur çünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'ndan sonra, 200 yıldır Cumhurbaşkanlığı adını taşıyan hiçbir sanat topluluğu kurulmamıştı halihazırda. 2024 yılında yapılan yetenek taramaları neticesinde 250 öğrenci ile çalışmalarına başlayan Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu, 2025-2026 öğretim yılına 350 öğrenciyle devam etti. Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı'nda tam 151 kişilik orkestra ve 109 kişilik koroyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde sahne alacak. Konserde 41 keman, 22 bağlama, 18 ritim, 12 çello, 7 klarnet, 7 gitar, 8 viyola, 5 flüt, 3 kontrbas, 2 kabak kemane, 2 kanun, 3 kemençe, 2 ney, 4 ud, 4 piyano ve çok sayıda enstrüman kullanılacak. Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu'nun fikir annesi Emine Erdoğan. Çünkü bu oluşum içinde eğitim alırken ortak ses çıkarmayı, dayanışmayı, paylaşmayı, sıraya girmeyi, sırasını beklemeyi, birey olmayı da öğreniyorlar aynı zamanda. Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere 4 bakanlık tarafından desteklenen koro; Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliğiyle müzik çalışmalarını sürdürüyor. Oluşumun ana destekçisi ise Türk Telekom. 8-13 yaşındaki çocuklardan oluşan koro; ilk olarak Ankara'da hayata geçirildi ama yakında tüm Türkiye'ye yayılması için çalışmalar sürüyor. Müziğe yeteneği olan ama eğitim almaya erişimi olmayan çocuklara Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Batı Müziği branşlarında şan, keman, bağlama, ud, klarnet, kemençe, kanun, ney, kabak kemane, ritim, flüt, piyano, gitar, çello, kontrbas, viyola sınıflarında her hafta sonu iki gün eğitim veriliyor. Tamam komik ama utanç duyulacak bir şey aynı zamanda.

17 Mayıs 2026 07:00

Köşe Yazarı

Bazen Bir Top, Bir Kızın Hayallerini Gerçeğe Dönüştürür

Projenin ilk adımı, "Önyargılara ilk şutu birlikte atalım" sloganıyla 2021 yılında hayata geçirilen 'İlk Topum' projesi... Kısa sürede büyüyen proje, ilk yılında Türkiye genelinde 74 ile ulaştı. 1000 adet futbol topunun bireysel olarak 500 çocuğa ve 50 devlet okulundaki 50 öğretmene hediye edilmesiyle birlikte binlerce kız ve oğlan çocuğu oyuna dahil edildi. Kız çocuklarının yalnızca futbol oynamayı değil; birlikte hareket etmeyi, sorumluluk almayı ve kendilerini ifade etmeyi deneyimlediği proje, 2025-2026 döneminde 10 ilde 13 okulda 300'den fazla kız çocuğunu futbolla buluşturdu. 'İlk Topum' ve 'İlk Takımım' projeleriyle kız çocuklarını sahaya çıkmaları ve hayallerinin peşinden gitmeleri için cesaretlendirmeyi hedeflediklerini söyleyen adidas Türkiye Kıdemli Pazarlama Direktörü Onur Demircan, şöyle diyor: "Bazen harekete geçmek için tek ihtiyacın, birinin sana 'yapabilirsin' demesidir. Ne yazık ki kız çocukları çok erken yaşlardan itibaren 'yapamazsın' diyen görünmez bariyerlerle karşılaşıyor, bu da onları hayallerinden uzaklaştırıyor. Amacımız tam olarak bu bariyerleri kırmak ve onları sahaya çıkmaları için cesaretlendirmek…" Kızlar Sahada Kurucu Ortağı Kiraz Öcal ise, iş birliğinin yarattığı etkiyi şu sözlerle anlatıyor: "Futbol cinsiyet ayrımının en keskin görüldüğü alan. Dolayısıyla biz, futbolu sadece bir spor branşı olarak değil, toplumları dönüştürme potansiyeli olan güçlü bir araç olarak görüyoruz." 'İlk Topum' ve 'İlk Takımım' projelerinin etkisi rakamların ötesine geçerek gerçek hayatlarda karşılık buluyor: Rize'deki köy okulundan projeye katılan bir kız öğrenci, okul tarihinde ilk kez spor lisesini kazandı. İKSV'nin 2026'da 'Yeni Sahne Partneri' olan Rönesans; İstanbul Caz Festivali'nin 24 yıllık Genç Caz+ programına destek vererek, genç sanatçıların üretimlerini daha geniş kitlelerle buluşturmasını sağlıyor. 2026'da Rönesans Gayrimenkul'ün katkılarıyla gerçekleştirilecek Genç Caz+'da yer alacak gruplar; 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde Ataşehir Amfili Park ve İBB Kadıköy Yoğurtçu Parkı'nda konser verecek. İstanbul Caz Festivali tarihi: 30 Haziran-14 Temmuz tarihleri arasında Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp, "Gençlerin hayallerini, yaratıcılığını, cesaretini ve kendilerini ifade edebilecekleri alanları desteklemenin topluma bırakılacak en kalıcı değerlerden olduğunu düşünüyoruz. Genç Caz+ da bu nedenle bizim için çok değerli" diyerek, bu işbirliğinin uzun soluklu olmasını dilediklerinin altını çizdi.

14 Mayıs 2026 07:00

Köşe Yazarı

Küçük Bir Başkanlık Meselesi...

Posta yazarı sevgili Murat Çelik'in YouTube programına konuk olan Ercan Saatçi diyor ki; "Şuna çok inanıyorum; Fenerbahçe bugün şampiyon olsun, ekonominin bile gazı alınır. Millet rahatlar, enflasyon da iki üç puan oynar…" Gülerek konuşuyorlardı ama haklılık payı var sanki. Daha dün bir arkadaşım dedi ki; "Çocuk doğduğundan beri Fenerli ama bir kez şampiyonluk kutlaması göremedi, kahroluyoruz…" Allah başka dert keder vermesin ama bazı evlerde durum böyle. Nitekim yeni başkan Sadettin Saran'ın seçildiği 25 Eylül günü aynen şöyle yazmıştım: "Onu bunu bilmem ama bir Fenerbahçeli olarak Ali Koç'a üzüldüm. En azından bir şampiyonluk görmesini isterdim. 7 yıl boyunca hem finansal gücüyle, hem güçlü soyadı ile, gerektiğinde de kavga etmekten çekinmeyerek elinden geleni yaptı fakat olmadı. Bütün çabasına rağmen istenilen sportif başarı sağlanamadı. Şimdi yeni bir dönem. Saran, Fenerbahçe'nin 34. başkanı seçildi. Yani rüyası gerçek oldu. İnşallah başarılı olur ama hepimiz biliyoruz ki işi çok zor. Bakalım, her maçtan sonra evde ağlayan çocukların kahramanı olabilecek mi? Fener'in makus talihini değiştirebilecek mi? Koca bir camia bunun cevabını bekliyor." Koca bir camia cevabı aldı! O lanet kalkmadan da evde ağlayan o çocuklar şampiyonluk yüzü görmeyecek belli ki. 6-7 Haziran'da seçime gidecek Fenerbahçe'de, eski başkan Aziz Yıldırım, Fenerli çocuklar için yeniden başkanlığa aday. "Formülü biliyordu madem, onca yıl neden şampiyon olamadık?" diye sorasım var. Ali Koç bile "İyi ki kurtuldum" diyordur, buna yemin edebilirim ama ispatlayamam. 6 yıl aranın ardından 3 Haziran'da KüçükÇiftlik Park'ta konser vereceği açıklandı, biletleri satışa çıktığı an tükendi. Bu yoğun ilgiye karşılık 27 Haziran'da, yine KüçükÇiftlik Park'ta bir konser daha eklendi takvime. Babacan, sevimli, çocukla çocuk belli ki. TEKA Türkiye'nin gerçekleştirdiği ve atık malzemelerin genç sanatçıların ellerinde birer sanat eserine dönüşmesine odaklanan 'Sanata Dönüşüm Projesi', 5. yılında. İlk olarak 3 genç yönetmenin kısa film çalışmalarıyla başlayan ve sonra genç ressamlarla devam eden proje; bu yıl 10 genç sanatçıyla sürüyor. Ülkemizde tasarımın uluslararası standartlara ulaşması ve gelişmesinde önemli rol üstlenen İdealist Tasarım Derneği danışmanlığı ile geliştirilen projede; 7 tasarımcının 38 özgün eseri seçildi ve seçili Mudo Home mağazalarında ve mudo.com.tr üzerinden satışa sunuldu.

10 Mayıs 2026 07:00

Köşe Yazarı

Sosyal Medyaya Nihayet Sınır!

Sosyal medya delilik halini almış durumda. Ama "Sosyal medya çıktı mertlik bozuldu" diyoruz ya, tam öyle bir hal var. Buna göre, sosyal ağ sağlayıcı 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacak. Burada ebeveynlere de büyük iş düşüyor; "Yasaklar delinmek içindir" demezlerse, çocuklarıyla ilgilenirlerse belki onları kurtarabilecekler. Madem sosyal medya dedik, "Gerekli gereksiz her şeye maruz kalıyoruz" dedik, ortaya karışık söyleneyim biraz… Hürriyet'ten Fulya Soybaş sormuş mesela; "50'li yaşlarda doğal yollarla hamilelik milyonda bir görülür" cevabını almış. Pınar Sabancı konuşmuş, "Göze sokmak istemiyorum bir sürü şeyi" diyor, "Para bir insanın mutlu olması için yeterli değil" diyor. Fakir olduğun için zengine kızmak, zengin diye birini linçlemek normal mi sizce? "Engin Altan Düzyatan estetikli mi?" tartışması var bir de sosyal medyada. "Estetik yok" diyor, bu kez "Bakın eski burnuna" diye eski fotoğrafları çıkarılıyor. "1 yıldır yüzüme topuk kremi sürüyorum" diyen Sarp Apak komik ama… "Yüzümde hiç çatlak yok" diyor. 90'lar festivali biletleri satışta! 21 Haziran'da, şehrin en özel açık hava sahnelerinden Maximum Uniq Açıkhava'da olacak! Flux organizasyonu ve +1 desteğiyle 90'lar ruhunu İstanbul'a taşıyacak festival; yalnızca bir konser değil, hepimizin içindeki 90'lar arşivini sahneye taşıyan müthiş bir zaman yolculuğu gibi. Festival sahnesinde 90'lara damga vurmuş yıldız isimler var: Ace of Base'in zamansız sesi Jenny Berggren, Haddaway, Snap!, Anita Doth ve Capella döneminin sahne ateşini taşıyan, 'U Got to Know' ile coşturacak Kelly O. Ve elbette daha birçok 90'lar marşı 21 Haziran gecesi hep bir ağızdan söylenecek. ThrowBack Festival, 90'ları yeniden yaşatacak diyebiliriz.

03 Mayıs 2026 07:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha