
Antalya Konyaaltı'nda daha önce kayıt altına alınmamış bir mağara keşfedildi. Türkiye Mağaracılık Federasyonu'nun incelemelerine göre mağara, tarihi duvar resimleriyle bilinen İsli (Karaindibi) Mağarası'na yaklaşık 3 kilometre mesafede bulunuyor. Yerel çevre gönüllüleri ile mağaracılar tarafından gerçekleştirilen ilk keşifte mağaraya yaklaşık 14 metrelik dikey bir inişle ulaşıldı. Ayrıca mağara duvarlarında da çatlaklar vardı. Amacımız buranın daha fazla tahrip edilmesini önlemek." Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ise keşif olarak nitelendirilen mağaranın tesciline yönelik müracaatın ardından konuyu Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonu'nun değerlendirileceğini açıkladı.
Kaynak: Hürriyet
21 Haziran 2026 07:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Anadolu'nun Tarih Öncesi Hafızası: Karain
Kadriye Özçelik - Yaklaşık 500 bin yıl öncesinden başlayarak M.S 4. yüzyıla kadar insanlar tarafından kesintisiz olarak kullanılmış olan Karain Mağarası, yalnızca Türkiye'nin değil, dünya tarih öncesi arkeolojisinin en görkemli arşivlerinden biridir. Gerek içerdiği yontmataş kültürleri gerek Pleistosen Dönem (Buzul Çağı) fauna ve florasına ait verileriyle ve en önemlisi de Orta Paleolitik Dönem insanları olan Neandertallere ait fosil buluntularıyla Karain Mağarası ayrıcalıklı bir öneme sahiptir. Bu kitabelerin içeriklerinden Karain'de Roma Dönemi'nde bir "Dağ Anası" ya da "Dağ Tanrıçası"na (Magna mater ya da Meter oreia) tapınıldığı ve adaklar adandığı anlaşıldı. Antalya il merkezinin yaklaşık 30 kilometre kuzeybatısında, Döşemealtı ilçesinin Yağca Mahallesi sınırlarında yer alan Karain, Batı Toroslar-Bey Dağları silsilesi içindeki Katran Dağı'nın yamaçlarındadır. En kalın arkeolojik dolguya (yaklaşık 11 m.) sahip olan E Gözü'nde sadece Pleistosen döneme (Buzul Çağı) ait izler bulunurken, B Gözü'nde hem Pleistosen hem de Holosen dönem dolguları bir arada bulunur. Neandertallerin sığınağı: E Gözü E Gözü'ndeki dolgunun tamamı, Paleolitik Çağ'ın (Yontma Taş Çağı) farklı evrelerini barındırır. Ana dolgunun en üst kısmı olan I. jeolojik ünite içinde yer alan 1-4. Bu uzun süreli Orta Paleolitik evre, Toros-Zagros sistemindeki mağaralarda görülen Moustérien kültürüyle büyük benzerlik taşır ve "Karain Tip Moustérien" olarak isimlendirilir. ESR (Elektron Spin Rezonans) ve TL (Termolüminesans) yöntemleriyle G.Ö. 160.000-60.000 arasına tarihlenen bu dönemin en ünik buluntuları, aletlerin yapımcısı olan ve Türkiye'de sadece Karain Mağarası'nda ele geçen Homo neanderthal insanına ait fosil kalıntılardır. Daha derinlerde, Charentien Tip Moustérien (G.Ö. 350.000-300.000) evresi başlar. Kalker hammaddeli "iri kesici aletler" bu seviyelerde bir Acheulo-Yabrudiyen evrenin varlığı düşüncesini doğurmuştur. En alttaki Karain Tip Moustérien evrenin üzerinde Türkiye'de sadece iki mağarada görülen Üst Paleolitik kültür yer alır. P.II ünitesindeki Üst Paleolitik Aurignacien evresinde (G.Ö. 31.280-28.100), kalın ön kazıyıcılar, dufour dilgicikleri ve yumuşakça kabuklarından yapılmış boncuklar görülür. P.I ünitesi ise Epi-paleolitiğin üç farklı evresini barındırır (G.Ö. 20.000-17.500); mikrolitler, zengin bir kemik endüstrisi ve süs objeleri bu dönemi yansıtır. Son yıllarda yatay planda devam eden kazılarda E Gözü'nde ana dolgu üzerinde 48 ve 52. arkeolojik seviyelerde bir "oturma tabanı" bulunmuştur. Bu davranış, Anadolu'nun ilk sakinlerinden olan Karain Neandertallerini, sadece mevcut koşullarda yaşamaya çalışan insanlar değil, mekânı kendi ihtiyaçlarına göre izole edip basitçe de olsa bir konfor alanı sağlamaya çalışan "ilk mühendisler" olarak düşünmemize olanak sağlıyor.
21 Haziran 2026 05:24

Geçmişin Yankılanan Sesi: Türkiye Mağaraları
Kimi mağaralar volkanik kayaçlar oluşurken boşluklar olarak kalabilse de Türkiye'deki mağaraların büyük çoğunluğu karst denilen kireçtaşı oluşumlarının içinde yer altı sularının kayacı eriterek oluşturduğu yer altı boşluklarıdır. Türkiye topraklarının yaklaşık yüzde 40'ının mağara oluşumlarına izin verecek bir jeolojik yapıda olduğu biliniyor. Bir mağara sisteminin oluşumu bir kez başlar ancak bu sürecin pek çok değişik aşaması bulunur. Özellikle Paleolitik Çağ 'da, insan henüz duvarlar örüp kendini dünyadan ayırmadan öncesinde mağaralar ilk insanların en önemli barınakları olmuştur. Örneğin Almanya Neander Vadisi'nde 1856 yılında inşaat malzemesi için açılan taş ocağında bulunan bir mağara içinde ilk Neandertal fosili tanımlanmıştır. Avrupa'da bulunan insan fosillerinin büyük çoğunluğu son 150-200 yılda mağaralarda tespit edilmiştir ve mağaraların bu koruyucu niteliği bu insan evrimi araştırmalarının mağaralarda yoğunlaşmasının temel sebebidir. Yapılan farklı envanter çalışmalarında 4-6 bin civarı mağaranın listelendiği bilinse de gerçek rakamın 30-40 bin civarı olduğu düşünülmelidir. Karst jeolojisinin en yoğun olduğu Antalya, Mersin, Muğla ve Konya illeri Türkiye mağaralarının en az yüzde 35'ine sahip olmalıdır. İstanbul ise Türkiye'de en az mağara bilinen illerin başında geliyor. Türkiye'de en uzun süredir araştırılan mağara Antalya'daki Karain'dir. Karain devasa bir mağaradır ve bundaki dolgular Alt Paleolitik'ten başlayarak Roma Dönemi'ne kadar Türkiye'nin neredeyse tüm geçmişine ait çok önemli veriler sunar. Yine de son 20 yılda Türkiye'deki mağara kazılarının artmakta olduğunu söyleyebiliriz. Bu mağarada Alt Paleolitik'ten başlanarak Üst Paleolitik döneme kadar insan iskanı gözlemleniyor. Hatay bölgesinde daha önceden Öncül Üst Paleolitik Üçağızlı 1 Mağarası'nın kazısı yapılmaktaydı, Orta Paleolitik döneme ait Üçağızlı 2 ve Merdivenli mağaralarının yeniden kazılmaya başlanması da oldukça önemlidir. Türkiye'de en büyük artış ise Epipaleolitik Dönem'e ait mağara kazılarında olmuştur. Antalya'da 1960'lı yıllarda kazılmış olan Beldibi Mağarası da yeniden kazılmaya başlanmıştır. Mağara kazılarının artması yeni fosil insan kalıntıları bulunmasının da en önemli yoludur.
21 Haziran 2026 05:26