
Bayram, incelik ve güzellik demektir. Ortadoğu'da olduğu gibi bugün maalesef ki; Doğu Türkistan'da Çin, Keşmir'de Hindu ve Myanmar'ı n batısındaki Arakan (Rakhine) eyaletindeki Rohingya Müslümanlarını hedef alan Budistlerin saldırı ve devlet terörü başta olmak üzere İslam coğrafyasında zulüm, işkence ve baskılar en acımasız bir şekilde devam ediyor. Her taraf tarumar, her taraf kan ve gözyaşı içindedir. Büyük şair, değerli abim, kadim dostum rahmetli Ozan Arif, bu acı tabloyu "Bayram Duası" şiirinde izah ederek niyazda bulunuyor: Ya Rabbi halimiz ayandır sana, Tahammül kalmadı dökülen kana, Savaşın kavganın, terörün sona Ereceği bayramlara eriştir. Arif der ki Ya Rab Müslüman Türk'üm Bu düzen tartmıyor çok ağır yüküm, Türk'ün ve İslam 'ın yeniden hüküm Süreceği bayramlara eriştir. Şunu bilmeliyiz ki, şimdi birlik ve kardeşçe dayanışma içinde olma zamanıdır. Bu vesileyle ' Alem-i İslam 'ın mübarek ' Kurban Bayramını' tebrik eder, özlemini duyduğumuz barış, huzur ve güven başta olmak üzere hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Kaynak: Yeni Akit
30 Mayıs 2026 02:26
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Abd-iran Hattında Hızlı Ve Dramatik Dönüşümler…
ABD Başkanı Trump, İran 'la savaş konusunda zaman zaman "anlaşma ihtimalinden" söz ederken, zaman zaman da "harika bir uzlaşmaya varıldığını" ileri sürdü. Şimdi Trump bir kez daha "İran ile anlaşmaya vardıklarını" ve İran liderliğinin de bu anlaşmaya onay verdiğini duyurdu. Nitekim İran anlaşma haberlerini "spekülatif" olarak nitelemesi ve "hiçbir şeyin nihai hale gelmediği" cevabı, Trump'ın açıklamalarına yönelik kuşkuları daha da artırdı. İran ile ABD arasında yürütülen müzakereler adeta bir bilmeceye dönüştü. Zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ortadan kaldırılması, nükleer altyapının sökülmesi, füze programına sınırlamalar getirilmesi ve İran 'ın bölgedeki müttefik ve vekil güçlere verdiği desteğin sona erdirilmesi, Washington ve Tel Aviv'in öncelikli şartları arasında yer alıyor. "İran asla nükleer silaha sahip olmayacak; bütün bu sürecin amacı budur" şeklinde açıklamalarda bulunan Trump ve Katil Netanyahu'nunbu görüşte ısrarlı oldukları diğer bir gerçektir.
13 Haziran 2026 02:15

Chp'de Taht Kavgası, Bbp'de Kurultay Coşkusu
Siyasetin merkezi Ankara'dayım. Görünen o ki Cumhur İttifakı 'nı oluşturan AK Parti ve MHP, CHP'de devam eden iç çekişmelerden uzak durmayı tercih ediyor. Büyük Birlik Partisi (BBP) 13. Olağan Büyük Kurultayı ile yeni döneme hazırlanmanın heyecanını yaşıyor. Anahtar Parti, İYİ Parti, Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, DEVA Partisi ve DEM Parti ise daha çok kendi siyasi gündemlerine odaklanmış durumda. Ancak tüm siyasi partileri ve siyasetçileri aynı kefeye koymak büyük bir haksızlık olur. Genel Başkan Yardımcısı Kemal Üçüncü Bey'in nazik daveti üzerine BBP' nin 13. Olağan Büyük Kurultayı' na katılma fırsatı buldum. Kısacası, Ankara'da geçirdiğim üç gün bana Türk siyaseti nin iki farklı yüzünü gösterdi: Bir tarafta iç çekişmelerin gölgesindeki siyasi mücadeleler, diğer tarafta ise kurultay coşkusu ve teşkilat dayanışması.
10 Haziran 2026 03:00

Taht Kavgalarının Değişmeyen Tarihi Ve Chp'de Yaşananlar…
Aradan geçen yüzyıllara rağmen günümüzde yönetim biçimleri değişmiş olsa da iktidarı ele geçirme veya liderlik gücünü kaybetmeme kavgaları farklı biçimlerde de olsa devam etmektedir. Yani iktidar hırsının özü değişmiş değildir. Bugün siyasi CHP başta olmak üzere partiler içinde yaşanan liderlik yarışları da modern dönemin iktidar mücadeleleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dün İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun başlattığı ve bugün kuklası Özgür Özel'e verdiği talimatlarla, Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı sürdürdüğü kavga bunun en son örneğidir. Tarihin derinliklerinden günümüze devam eden iktidar ve liderlik kavgaları bize şu gerçeği hatırlatıyor: İsimler ve yöntemler değişse de iktidar arzusu ve güç mücadelesi insanlık tarihinin en temel gerçeklerinden biri olmaya devam etmektedir. CHP içerisinde yaşanan liderlik kavgasında Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu, kendilerini daha güçlü gösterebilmek adına, partinin kurucu kimliği ve Cumhuriyet'in kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk ile olan bağlarını öne çıkarmaları bunun en bariz örneğidir.
06 Haziran 2026 01:58

Kılıçdaroğlu'nun Özür Beyanı
Çünkü, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimini uzun süre "kontrollü darbe" olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu'nun bugün gelinen noktada, CHP içerisinde FETÖ bağlantılı olduğu ileri sürülen kişi ve yapıların varlığını geç fark ettiklerini ifade ederek partililerden özür diliyor. Yıllar sonra da olsa Kılıçdaroğlu da anlamış oldu ki, FETÖ varmış ve 15 Temmuz'kontrollü darbe' değil, bir ihanetmiş. 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en önemli kırılma noktalarından biridir. Eğer vaatlerinde samimi ise 15 Temmuz 2016 gecesinde canı pahasına darbe girişimine karşı çıkarak demokratik düzeni savunan Türk milleti nden, ayrıca o dönemde ağır eleştirilerle hedef aldığı Başkan Sayın R. Tayyip Erdoğan'dan da özür dilemelidir. Yine, geçmişte tarafsızlığı ve meşruiyetini eleştirip suçladığı yargı mensuplarının CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen yargı kararıyla yeniden CHP genel başkanlık makamına dönme şansını elde eden Kılıçdaroğlu, suçlayıp karaladığı o yargı mensuplarından da özür dilemeli. Diğer bir gerçek ise şudur: Eğer, Kılıçdaroğlu 15 Temmuz akşamı MHP lideri Sayın Bahçeli gibi milli bir refleksle FETÖ ihanetine karşı açık ve net bir tavır alabilmiş olsaydı en yakınları tarafından arkasından hançerlenmez, yol arkadaşları tarafından 'Hain Kemal' ilan edilmezdi.
03 Haziran 2026 02:34

İki Başlı Chp'yi Kim Nasıl Arındıracak?
CHP içerisindeki uzun süredir devam eden iç çekişmeler, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2023 yılında gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultay hakkında verdiği "mutlak butlan" kararıyla yeni ve daha derin bir siyasi krize dönüşmüş durumdadır. 38. Olağan Kurultay'da CHP'yi ele geçiren kendilerini "değişimci" tanımlayan Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel öncülüğündeki hareket, yaklaşık 2,5 yıl sonra "mutlak butlan" kararıyla görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Merkezi'ndeki makamına geçmesi parti bölünmenin eşiğine sürüklendi. "gerekirse hayatı durdururuz" tehdidiyle taraftarlarını sokaklara çağırması, demokratik siyaset zemininde çözülmesi gereken bir meselede, toplumsal gerilimi artırabilecek söylemleri tercih etmesi ise siyasi bir faciadır. Bu süreçte Sayın R. Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye yönetimi, küresel ve bölgesel istikrarsızlıklara karşı aktif, çok boyutlu ve dengeleyici politikalarını sürdürmeye çalışırken, ana muhalefet partisi CHP içerisinde yaşanan siyasi ahlak sınırlarını zorlayan yolsuzluklar ile siyasi ikbal kavgaları gerçekten endişe ve üzüntü vericidir.
27 Mayıs 2026 02:29

Türklerin Yeni Kızılelma'sı (2)
Türk tarihinde, bir dünya imparatorluğu olma ve yeryüzüne düzen verme ülküsünün tezahürü olan "Kızılelma", cihan hakimiyeti ve Türk birliği idealidir. Oğuzlar, Selçuklular ve Osmanlılar ile Cumhuriyet Türkiye' sindekidönemlerde de "Kızılelma" manzumesi, bütün Türkler tarafından heyecanla karşılanır. Yani ona göre "Kızılelma" erişilmek istenen ülkedir. Bu sefer 1920'de Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanı Kızılelma'ydı. * "Yeni Kızılelma'nın mimarı Başkan Erdoğan'dır." Türk milleti nin tarihsel hafızasında önemli bir yere sahip olan "Kızılelma" mefkûresi, yalnızca bir fetih ülküsü değil; aynı zamanda büyük hedeflere yönelen milli idealin sembolü olmuştur. Diğer taraftan yeni "Kızılelma" anlayışı sadece Türkiye ile sınırlı bir hedef olarak da değerlendirilmemelidir. Diğer bir ifadeyle: Zalimlere karşı mazlumların yanında, âlem-i İslam 'ın koruyucusu Türkler in yeni 'Kızılelma' sı, Türkiye'nin öncülüğünde ümmetin hizmetkârı "güçlü Türkiye ve Türk Dünyası " idealidir.
23 Mayıs 2026 02:38


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Türk Dünyasının Kızıl Elmaya Yönelişi (1)
Dünyanın çatışmalar, krizler ve belirsizliklerle boğuştuğu bir dönemde, Türk dünyası nın diplomatik anlamda siyasî ve ekonomik birliğe doğru yürüyüşü "Kızıl Elma" idealine yönelişin bir ifadesidir. Bu yöneliş; Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 'nınbirlik, dayanışma ve ortak gelecek vizyonu etrafında güçlenmesi, 21. yüzyılın en önemli jeopolitik dönüşümlerinden biri olarak tarihî öneme sahip bir gelişmedir. Çünkü, Kazakistan'ın Türkistan şehrinde gerçekleştirilen ' Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi' sadece diplomatik bir buluşma değil; aynı zamanda Türk devletleri nin ortak gelecek vizyonunu ortaya koyan güçlü bir stratejik irade beyanıdır. 2009 yılında temelleri atılan ve 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) adını alarak kurumsal kimliğini güçlendiren bu yapı, Türk milleti açısından gurur verici tarihî bir adımdır. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan 'ın tam üye; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin gözlemci üye olduğu TDT, 21. yüzyılın yükselen jeopolitik merkezlerinden biri olma yolundadır.
20 Mayıs 2026 01:47

Pekin Zirvesi: Yeni Bir Yalta Mı?
Dünyanın en güçlü iki lideri, Rusya'nın, Avrupa'nın ve hatta Birleşmiş Milletler'in (BM) yokluğunda, dünyanın meselelerini ve kaderini masaya yatırmaları "2. Yalta" görüşünü doğrular niteliktedir. Ancak,1945 Yalta'sında dünya iki büyük güç alanına ayrılırken, bugün Pekin' de konuşulan tablo çok daha karmaşık bir güç paylaşımını akla getirmektedir. Trump'ın Venezuela'yı ABD'nin etki alanı içinde görmesi, Çin 'in ise Tayvan konusundaki sert tutumunu zirve öncesi ve zirvede yeniden vurgulaması, "nüfuz alanları" siyasetinin geri döndüğü yönündeki kaygıları güçlendirmektedir. Tayvan'ı kendi "toprağı" olarak tanımlayan Çin; Washington'un Tayvan'a silah satışlarını durdurmasına karşı, Çin 'in de İran 'a silah sevkıyatını durdurması konusunda dengeli bir anlaşmaya varılmış oldu. Ancak Trump, İran konusunda destek beklerken, Şi' nin, Trump'a, "İran'la nükleer meselesi dahil tüm başlıklarda anlaşmaya varılmalı, ancak bu tehdit, saldırılar ve dayatma zorbalığıyla olmamalı" şeklinde nasihatinde bulunması dikkat çekti. Şi, Trump'a, "Tayvan konusundaki yanlış politikalar çatışmaya dönüşebilir" şeklindeki ifadesi ise uyarı niteliğindeydi. * Bugünkü dünya 1945'in dünyası değildir.
16 Mayıs 2026 01:59

Pekin Zirvesi
Nitekim, görüşmede ABD-Çin ticaret savaşı, küresel ekonomik rekabet, İran krizi, enerji arz güvenliği, Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim ve Çin-Tayvan anlaşmazlığı gibi ele alınacak önemli konular aynı jeopolitik denklem içerisinde birbirini etkileyen unsurlar haline gelmiş durumda. Washington yönetiminin özellikle Hürmüz Krizi üzerinden Çin 'i denklemin içine çekmeye çalıştığı görülmektedir. Ancak burada dikkat çeken temel çelişki şudur: Bir yandan Çin' e karşı Tayvan başta olmak üzere sert meydan okumalar ve ekonomik baskılar sürdürülürken, diğer yandan İran ve Hürmüz meselesinde Çin 'in desteğine ihtiyaç duyulması Washington açısından stratejik bir açmaz görüntüsü oluşturmaktadır. Donald Trump yönetimi nin İran 'a yönelik "ya anlaşma ya bomba" anlayışıyla yürüttüğü baskı siyaseti, yalnızca Tahran'ı değil; küresel enerji güvenliği ve dünya ekonomisini de doğrudan etkileyen yeni bir kırılganlık süreci oluşturmuş durumda. Bu nedenle İran yönetimi, "dengeleyici karşı talepler" ileri sürmesi ve karşı tavır almasının sebebi de bundandır. Kısacası, taraflar arasındaki karşılıklı güvensizlik ve "geri adım atanın kaybedeceği" yönündeki psikolojik eşik aşılmadığı sürece, Ortadoğu'daki kriz hattının daha büyük bir çatışma riskini içinde barındırdığı açık şekilde görülmektedir..
13 Mayıs 2026 01:53

Dünya Gündemine Yıldırımhan Düştü
Siyonist İsrail ve Yunanistan başta olmak üzere Türkiye karşıtı cephe de yer alan ülkelerin basını ve siyasilerinin açıklamalarında korku ve endişeler kimi ülkelerin kıskançlıkları geniş yer alırken, dost ve kardeş ülkelerin takdir ve övgüleri dikkat çekti. Fuar alanını gezerken Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat, TBMM önceki başkanlarından Sayın Prof. Dr. Mustafa Şentop, farklı ülkelerden savunma bakanları, askerî erkân temsilcileri, savunma sanayii uzmanları ve siyaset bilimcilerle aynı panellerde bulunma imkânı elde ettim. Türkiye'nin savunma sanayiindeki başarılarının takdirle dile getirilmesi ve ülkemizin milletler mücadelesinde artık çok daha güçlü bir mevkiye yükseldiğinin vurgulanması, şahsım adına büyük bir gurur vesilesi oldu. Bu açıdan CHP Genel Başkanı Özgür Özel' in İstanbul'da düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı' nı ziyaret ederek stantları gezmesi, YILDIRIMHAN başta olmak üzere Türkiye' nin savunma sanayiindeki başarılarını takdir eden açıklamalarda bulunması ve sergilenen sistemlerle fotoğraf vermesi, millî birlik adına anlamlı bir görüntü oluşturmuştur. Bir diğer dikkat çekici gelişme ise fuarın ilk üç gününde Türk savunma sanayii şirketleri nin yaklaşık 8 milyar dolarlık ihracat sözleşmesine imza atmış olmasıdır. Fuarı baştan sona ziyaret ettikten sonra, ülkemizin bu seviyeye ulaşmasına katkı sunan başta Başkan Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederek ellerimi semaya kaldırdım ve "her alanda kalkınmış, daha güçlü bir Türkiye" için dua ettim. "Âmin inşallah." 5-9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, Türkiye' nin savunma sanayiinde ulaştığı yerli ve millî teknoloji seviyesini dünyaya gösterdiği en prestijli organizasyonlardan biri olarak tarihe geçti.
09 Mayıs 2026 02:05

Mali Bölünmenin Eşiğinde…
Bunlardan biri de Mali'dir. Mali' de özellikle 1990'lı yıllardan bu yana kronikleşen güvenlik krizi, bugün üç ana aktörün karşı karşıya geldiği çok katmanlı bir iç savaşa dönüşmüş durumdadır. 26 Nisan'da Tuaregler den oluşan cihatçı örgütlerin desteklediği Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) tarafından başlatılan geniş çaplı saldırı, Mali' deki iç savaşın seyrini değiştiren kritik bir dönüm noktası olmuştur. Daha da önemlisi, bu yeni tablo Mali' deki çatışmanın artık sadece "terörle mücadele" çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini göstermektedir. Mali'nin Rusya ile güvenlik işbirliğinin en önemli mimarlarından biri olarak bilinen Savunma Bakanı Sadio Camara'nın Bamako yakınlarındaki ikametgâhına düzenlenen saldırıda hayatını kaybetmesi ise cunta yönetimi açısından ağır bir darbe olduğu gibi hem bir güvenlik zafiyeti hem de rejimin en korunaklı halkalarına dahi sızılabildiğini gösteren sembolik bir kırılmadır. Bugün Mali' de bir yanda cihatçı örgütlerin ilerleyişi, diğer yanda Tuareg ayrılıkçılığının yeniden güç kazanması ve buna ek olarak yönetim içindeki siyasi çatlaklar ülkeyi daha geniş çaplı bir iç savaşa sürükleyeceğini gösteriyor. Eğer kısa sürede merkezi yönetim ile silahlı gruplar arasında siyasi bir uzlaşma zemini oluşturulamazsa, Mali' nin yalnızca güvenlik kriziyle değil, fiili bölünme tehlikesiyle de karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. * Tuaregler, Sahra Çölü 'nün geniş bölgelerinde (Cezayir, Mali, Nijer, Libya ve Burkina Faso) yaşayan, kökenleri Arap değil, Berberiler e dayanan, göçebe ve savaşçı bir Kuzey Afrika halkıdır.
06 Mayıs 2026 02:27

Yine Devlet Terörü, Yine İsrail
İsrail baskın düzenlediği Küresel Sumud Filosu' nda 18 Türk aktivistini alıkoyması ise tek kelimeyle korsanlık kepazeliği bir devlet terörüdür. ABD Başkanı Donald Trump'ın öngörülemez ve dengesiz politikalarıyla destek bulan katil Netanyahu yönetimi, adeta "ben Siyonist İsrail'im ve güçlüyüm demektir. Ben güçlüysem haklıyım demektir" anlayışıyla hareket etmektedir. Daha doğrusu: Uluslararası hukuk var, ama onu uygulayacak "bağımsız bir küresel otorite" yok. * Bugün sadece ezilen halklar ya da İslam coğrafyası değil; Avrupa'dan Afrika'ya, Asya' dan Uzak Doğu'ya, Kafkaslar' dan Balkanlar'a kadar farklı etnik köken ve inançlardan milyonlarca insan aynı soruyu daha yüksek sesle sormaya başlamıştır: Zira son yıllarda uluslararası sistemin temelini oluşturan hukuk, adalet ve egemenlik ilkeleri bu iki haydutun hukuk ve kural tanımaz politikalarıyla inandırıcılığını ve güvenirliğini kaybetmiştir. Uluslararası hukuk ihlalleri, egemenlik haklarına yönelik müdahaleler ve sivilleri hedef alan saldırılar karşısında "uluslararası toplum "un çoğu zaman etkisiz kalması ise ayrı bir tartışma konusudur. Dolayısıyla bugün sorulması gereken soru yalnızca "bu kaos ne zaman bitecek?" değil; aynı zamanda "küresel sistem kendini nasıl yeniden dengeleyecek?" sorusudur.
02 Mayıs 2026 02:22