×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Oyunun Komedisi Eskimeyen Oyunu

İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda 30 küsür sene önce izlediğim "Oyunun Oyunu" benim için öyleydi. İngiliz yazar Michael Frayn'in çok ünlü bir oyunu bu, orijinal adı "Noises Off", tüm dünyada defalarca sahnelendi, 1992'de Peter Bogdanovich tarafından filmi de yapıldı; Michael Caine, Carol Burnett, Christopher Reeve gibi oyncuları vardı. Hayatımda izlediğim en komik oyunlardan biriydi, "Oyunun Oyunu". Bir tiyatro topluluğunun yeni oyunları "Çırılçıplak"ın genel provasında başlayan ve giderek artan felaketler silsilesini anlatıyordu. Engin Alkan'ın yönetmen rolünü üstlendiği "Çırılçıplak"ta durum berbat. Olaylar Türkiye'de bir tiyatroda geçiyor ve oyuncular (Engin Alkan, Günay Karacaoğlu, Salih Kalyon, Ömür Arpacı, Duygu Kurt, Tutku Erten, Sertaç Nickolas Güder, Zeynep Sevi Yılmaz, Enis Aybar) kendi isimleriyle yer alıyorlar.

Asu Maro

Kaynak: Milliyet

08 Haziran 2026 07:25

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Asu Maro

Yoko Ono Dokunmaya, Hissetmeye, Hayal Etmeye Çağırıyor

Bir de "Önyargılarımızı gözden geçirmeye davet eden bir sergi" sözleri... "Varsa Yoko Ono'ya ve sanatın ne olduğuna dair önyargılarımızla..." Sergiyi gezerken ne dediğini anladım tabii. "Hayal et" diyor tabii. (John Lennon ölümünden kısa bir süre önce "Imagine" şarkısının sözlerinin büyük bölümünün ona ait olduğunu söylemişti, yazarlık kredisi Ono'ya 2017'de verildi.) Nefes al diyor, hisset, dokun, şaşırt, uç, haykır! Bir mikrofon var, "Haykır" yazıyor yanında, "1. rüzgâra karşı / 2. duvara karşı / 3. gökyüzüne karşı". Önce çekingen çekingen yaklaşıyor insanlar, 1961 tarihli "Soprano İçin Ses Parçası" adlı performansın parçası olmaya, bir süre sonra çığlıklar eşlik etmeye başlıyor sergi gezintimize. 2013 tarihli "Yükseliş", bütün dünya kadınlarına yaptığı çağrıyla Yoko Ono'nun en ünlü işlerinden biri. O günün anısına aldığım, üzerinde "Hisset" yazan beyaz defterime sergideki en sevdiğim işlerden "Temizlik Parçası"ndaki cümleleri yazdım: "Hayatındaki üzüntüleri numaralı bir liste hâlinde yaz. Bu listedeki numaralara karşılık gelen taşları üst üste yığ / Her üzüntü yaşadığında bir taş daha ekle. / Listeyi yak ve taş yığınının güzelliğini takdir et. // Hayatındaki mutlulukları numaralı bir liste halinde sırala / Bu listedeki numaralara karşılık gelen taşları üst üste yığ / Her üzüntü yaşadığında bir taş daha ekle. / Taş yığınını üzüntü yığınıyla karşılaştır. y.o."

29 Haziran 2026 07:17

Asu Maro

Sağır Duvarları Aşan Sergi

"Aşk ne güzel umut dolu / Yıllar geçti yüzüm soldu / Mark dediğin hep yalan sevda / Hayaller hep tuz buz oldu / Ağla tepin bağır çağır / Alçak sesle yüksek sesle / Her yan duvar her yan sağır / Ölüm ucuz gelir bize". Burada 1961'de imzalanan iş gücü anlaşmasıyla Türkiye'den Almanya'ya giden Türklerin hayallerinin nasıl şiiri yazan Aras Ören'in sözleriyle "tuz buz olduğunu" görmek mümkün. Çünkü Cem Karaca'nın yine '80'lerde Almanya'da yayınlanan "Die Kanaken" (Almanların başta Türkler olmak üzere bütün yabancıları tanımlamak için kullandığı sözcük) LP'sinde yer alan çok vurucu Es Kamen Menchen An" şarkısında söylediği gibi onlar işçi çağırmıştı ama gelenler insandı. Ve Almanya buna kucak açmaya pek de niyetli değildi. 'Almancılar', özellikle de 'misafir' işçi kadınlar iki ülke yaşamında da köklü değişikliklere yol açan göçün 65. yıl dönümünde, Berlin merkezli Maxim Gorki Tiyatrosu'nun şarkıyla aynı adı taşıyan "Aşk, Mark ve Ölüm" sergisiyle gündeme geldi. Tiyatro tarafından düzenlenen 7. Berliner Herbstsalon festivalinden yapılan tematik bir seçki mayıs ayında İstanbul Depo'da izleyiciyle buluştu. Serginin son günlerindeyiz, "Aşk, Mark ve Ölüm" cumartesi günü film gösterimi ile sona erecek. Film de aynı adı taşıyor, birazdan geleceğiz ona. Önce hâlâ gezme şansınız olan sergiden söz edelim; ilk bölümde Melek Konukman-Tulgan, Filiz Taşkın, Serpil Yeter ve Gülsün Karamustafa'nın eserleri yer alıyor. Ayrıca bu kat Telefunken firmasının Berlin'de Stresemannstrasse 30 adresinde göçmen kadın işçiler için tahsis ettiği yurdun sakinlerine odaklanan belgesel bir nitelik de taşıyor. Çok genç yaştayken bir süre bu yurtta kalan ve bir buçuk yıl yurdu yöneten Nuran Oktar ve Vasıf Öngören'in etkisiyle Berliner Ensemble'la ve Brecht'le tanışan yazar Emine Sevgi Özdamar'ın tanıklıkları bu bölümün önemli bir parçası. İkinci bölümde ise Almanya'yı ve göçü odağına alan sanatçıların eserleri yer alıyor. Cuma ve cumartesi günleri saat 17.00'de araştırma ekibiyle birlikte sergi turu yapabileceğiniz etkinliğin kapanışı da cumartesi saat 19.00'da gösterilecek "Aşk, Mark ve Ölüm" belgeseliyle yapılacak. Cem Kaya'nın 'gasterbeiter' (misafir işçi, göçmen değil, misafir) kabulüyle Almanya'ya gelen Türkiyeli göçmenlerin yarattığı müzik kültürü üzerine çok ilginç belgeseli. Film, şiirdeki gibi üç bölümden oluşuyor: "Aşk" işçilerin sevgili, aile, memleket hasretlerini, "Mark", '80'lerde ailelerin de gelmesiyle başlayan düğün, nişan, sünnet eğlencelerinin oluşturduğu gazino kültürü ve oralarda dönen paraları, "Ölüm" ise '90'larda Solingen'de başlayan ırkçı saldırıların hedefi olan Türklerin öfkesini ve bundan doğan rap ve hip hop kültürünü anlatıyor.

24 Haziran 2026 09:32

Asu Maro

Hayat Bazen Tatlıdır

Konser, adını ("La Dolce Vita") Stefano Di Battista'nın İtalyan şarkı repertuvarını caz yorumuyla kaydettiği 2024 tarihli albümden alıyor. Albüm de İtalya'da II. Dünya Savaşı sonrası yaşanan ekonomik büyüme, kültürel canlılık ve gösterişli hayat tarzını nitelemek için kullanılan 1960 tarihli Fellini filminden. Konserin tanıtım metninde "Stefano Di Battista'nın her parçaya bir miktar da sihir katan özgün yorumu" derken bahsedilen sihir biraz da bu olsa gerek. Bir kere Fellini filmlerinin bestecisi Nina Rota'lar tabii; "Amarcord" ve kaçınılmaz olarak "La Dolce Vita" ile. Geçen hafta 54. İstanbul Müzik Festivali'nde Borudan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın tamamen besteciye adanmış müthiş konseri sayesinde Ennio Morricone külliyatıyla kucaklaştık ama bu da bambaşka bir yorumdu. Zaten Stefano Di Battista besteci ile çalışma şansına sahip olmuş ve onun anısına yayınladığı "Morricone Stories" adlı bir de albümü var. Bir "La Dolce Vita" çağı denilemese de dijital çağın güzelliği; konserden eve döner dönmez her iki albümü ve diğerlerini online platformlarda bulup dinleyebiliyorsunuz.

22 Haziran 2026 09:07

Asu Maro

Beyoğlu'nda Müziğin Ve Ânın İçinde

Yaşıtlarımın tekinsiz bulup gelmediği dönemlerde de okulum İstikal Caddesi'nin ortasında olduğu için evimde gibi gezerdim, popüler olduğu yıllarda zaten oradaydım, şimdi eskiden bilip gittiğimiz neredeyse hiçbir yer kalmadı ama benim için Beyoğlu hâlâ güzel Beyoğlu. Zaten başımı kaldırıp bakmamışım ve mesela Atıf Yılmaz Sokak'ta Surp Asdvadzadzin Ermeni Katolik Kilisesi'nin varlığından haberdar değilmişim, 54. İKSV İstanbul Müzik Festivali'nin Müzik Rotası sayesinde öğrenmekle kalmadım, bir de içinde oturup huşu içinde müzik dinledim. Müzik Rotası festivalin en anlamlı etkinliklerinden biri. Cumartesi günü haritalardan biri kiliseyi arayan bir kısım insanı Odakule'ye yollayarak konseri kaçırmalarına neden olmuş. 1866 yılında ibadete açılan neo-klasik tarzda inşa edilmiş kilisenin duvarlarındaki tablolara baka baka flüt-arp ikilisi Julia Łopuszyńska ve Zofia Neugebauer'ı dinledik. İkinci durağımız Bizans dönemine dayanan geçmişiyle Üç Horan Ermeni Kilisesi oldu. Aradaki yolu rehber, yazar Selçuk Eracun'un anlattıklarını dinleyerek yürüdük. Hagop Mamigonyan yönetiminde şahane bir koro, Yolcu Tiyatro'nun "Gomidas" oyununda da sahneye çıkmışlardı. Piyanoda Serj Mısır vardı, Gomidas Vartabed'in bestelerinin de yer aldığı müthiş bir program sundular, nefesimizi tutup dinledik. İstiklal Caddesi'nin tarihi hanlarını, bina süslemelerini, heykellerini konuşa konuşa Galata Serdar-ı Ekrem Caddesi'ne vardık.

17 Haziran 2026 11:09

Asu Maro

Bir Rüya Olarak Kaş

Yetkililerin dikkate alması umuduyla bunu bir kenara koyup işin 'rüya' kısmına odaklanırsak, Kaş Uluslararası Film Festivali beşinci yılına ulaştı ve bugün (10 Haziran) 'Kaş Bir Rüya' temasıyla perdesini açıyor. Gösterimler de 14 Haziran'a kadar hem Antiphellos'ta hem Kaş Atatürk Kültür Merkezi'nde sürecek. Programın 20-21 Haziran'da da Kadıköy Sineması'nda İstanbullularla buluşacağını ekleyelim, bilgi olarak. Ana jürinin Berlinale ve German Films'in eski direktörü, yapımcı Mariette Riesenbeek, yapımcı ve yönetmen yardımcısı Atilla Yücer, Fransa Başkonsolosluğu'nun görsel-işitsel iş birliği ataşesi Florent Signifredi ve oyuncu Hasibe Eren'den oluştuğu festivalde 27 kısa film dört farklı kategoride yarışıyor: Ulusal ve Uluslararası Kısa Film, Ulusal Yeni Bakışlar ve Uluslararası Su Altı bölümleri. Sanırım en çok ilgi görecek etkinliklerden biri de kapanış günü (14 Haziran) sabah saat 7'de Dünya Kupası kapsamında oynanacak Türkiye - Avustralya karşılaşması olacak. Her akşam 21.45-02.00 saatleri arasında çıkıyorlar, her yerde duymayacağınız şarkılar çalıyorlar.

10 Haziran 2026 08:22

Asu Maro

Kâinata Meydan Okuyan Islık Ağaçlarının Masalı

Çağan Irmak'ın kökleri kadim anlatıcılık geleneğine yaslanan, dalları çağdaş anlatıya uzanan romanı "Artuçkule'nin Tepegöz'ü" bütün bunları son derece lezzetli bir dille ve ustaca başarıyor. Her şey "toprağı insanı reddeden uğursuz köy" Alamış'ta başlıyor. Daha dünyaya gelmeden sevilmeyişinin, istenmeyişinin öfkesinden içinde açılan boşlukta sadece intikam hırsı besleyip büyüten, zaten hükümdar Pamir'in zulmü altında ezilen halkı daha da ezmeye, Dokuz Kıta On Okyanus'un başına bela olmaya ant içmiş Tepegöz. Büyüyecek ve "İyi ki anlatılmıştı masallar. İyi ki inanmıştı öbür, aptal çocuklar. Onlar murada erenlerin, kerevete çıkanların adaletine inanmışlar, hakkaniyet hissinin verdiği rehavetle uykulara dalmışlardı. Ama uyurken de masallara inanmamış, uyumayan 'öbür' çocuklara bırakmışlardı dünyayı. Nihayetinde kim çıkmıştı kerevete?" diye soracak. Bu gibi birbirini izleyen sorularla ilmek ilmek dokunuyor Dede Korkut'tan el almış "Artuçkule'nin Tepegöz'ü". Hiç üzerine düşünmediğim 'sürgün' sözcüğünün iki anlamı bunlardan biriydi: "Ne garip değil mi sürgün kavramının birbirine zıt manalara gelmesi? İnsan evladı bizi sürgün ederken yok edecek, biz ise yeni sürgünlerimizle var edeceğiz kendimizi. Başka diyarlarda. Buralardan çok uzaklarda." 'Ufacık boyuna bakmadan kainata meydan okuyan ıslık ağaçlarının' da masalını anlatan kitap (Everest Yayınları), son sayfasını kapattığınız anda kalbinize bıraktığı cümlelerle yaşamaya başlıyor.

03 Haziran 2026 07:37

Asu Maro

En Sevdiğini Öldürmek, Bu Kızı Yeniden Büyütmek

"Oysa herkes öldürür sevdiğini / Kulak verin bu dediklerime / Kimi bir bakışı ile yapar bunu / Kimi dalkavukça sözler ile… / Kimi bir bakışıyla yapar bunu / Kimi dalkavukça sözlerle. / Korkaklar öpücük ile öldürür... / Yürekliler kılıç darbeleriyle." Oscar Wilde'ın şiiri kulaklarımızda Tuncel Kurtiz'in sesiyle ölümsüzleşmişti. Bir tesadüf elbette değil, bir haftadır aklımda dönüyor, Moda Sahnesi'nde Tiyatro Hemhal'in "En Sevdiğinden Başla" oyununu izlediğimden beri. Oyuncu, yazar, yönetmen, "her şeyden biraz", ikisi de. Oruç Aruoba'nın "İle"sinden bir cümle gelip kurcalıyor bu kez aklımı: "Seni bütünüyle kendime istiyorum; ama senin özgür olmanı, bağımsız olmanı da istiyorum - bana bağlı olmanı; ama, benden bağımsız olmanı." Bir çift için başarılması en zor şeylerden biri belki. İlişkilere dair izlediğim en etkileyici ve sahici oyunlardan olan "En Sevdiğinden Başla"nın yönetmeni Hakan Emre Ünal. Yine tanıtım metninde dedikleri gibi "Ne gerçek ne kurgu belli değil". Elif Aydın, Barkın Sarp, Mert Yılmaz Yıldırım, Sudem Tiryakigil'in de rol aldığı "En Sevdiğinden Başla" pek çok açıdan sezonun en ilgi çekici oyunlarından biri. "Bu kızı yeniden büyütmeliyim…" diyen Sezen Aksu'nun sesi eşliğinde.

01 Haziran 2026 07:25

Asu Maro

Yumurtadan Çıkan Mucize

Tam da bu nedenle Ülker Spor ve Etkinlik Salonu'nda izlediğim Cirque du Soleil gösterisi "OVO" (Yumurta) kelimenin tam anlamıyla nefesimi kesti. Kanadalı büyücü topluluk Cirque du Soleil'in 2009'dan beri devam eden şovu "OVO", dev bir yumurtanın etrafında böcekler dünyasını kuruyor sahneye. Cirque du Soleil bünyesinde 50'den fazla ülkeden 1300 kadar dansçı bulunan Birleşmiş Milletler gibi bir topluluk. "OVO"nun Tatlı Ekşi ve Pyramidion iş birliğiyle İstanbul'a gelen 52 kişilik kadrosuna baktığınızda da Çin, Japonya, Brezilya, Ukrayna, Rusya, İspanya, Fransa, Macaristan, ABD, İngiltere, Avusturya, Kanada, Danimarka, Moğolistan, Belçika'dan dansçılar görüyorsunuz. 2012'de İzmir Alsancak'ta bir gece kulübünde televizyonda Cirque du Soleil'in "Corteo" gösterisine rastlamış ve orada gördüğü çember performansına âşık olmuş. Aynı yıl topluluğun İstanbul'da sahnelediği "Alegria" gösterisine bir öğrenci olarak bütçesi elvermediği için bilet alıp gelememiş. "OVO"ya gelene kadar 17 ülkede ve Atlantik okyanusunu geçen kruvaziyer gemisinde performanslar sergiliyor. 2025 Eylül'ünde Montreal'de aldığı eğitimle "OVO" kadrosuna katılıyor.

27 Mayıs 2026 07:03

Asu Maro

Çok Kültürlü, Yaşsız Festival

İnce ince işlenmiş, göz alıcı geleneksel kostümler. O gün Atlas 1948 salonunda son derece renkli bir festival vardı. Saat 17.00'den 21.00'e kadar arasız devam eden festival de bu 31 öğrencinin bir bölümünün kısa tiyatro gösterisiyle başladı. Programda gösterinin ikonik Yunan filmi "Chipokardia sta Thranio"nun bir sahnesinin yeniden canlandırması olduğu yazıyordu. Meğer Türk – Yunan ortak yapımı olarak da yeniden çekilen 1962 tarihli Aliki Vuyuklaki filmi "Sıralardaki Heyecanlar"dan söz ediliyormuş. Türkiye'den tek dans ekibi 1980 yılında Benon Kuzubaş tarafından Anadolu ve Ermeni halk danslarını sergilemek üzere kurulan Maral Müzik ve Dans Topluluğu'ydu. Alıştığımız haliyle "Şuram, buram ağrıyor" yaşını fırfırlı kostümler içinde hoplayıp zıplayarak geçirmesi, kalkıp dans ederek ülke ülke gezmesi. "Topluluk üyeleri, aktif ve yaratıcı olma arzusuyla bir araya gelen, bundan keyif alan ve bunu başkalarıyla paylaşan yaşlı kuşaktan insanlardır" diye açıklıyorlar kendilerini. "Topluluk üye sayısı bakımından büyüdü, ancak hala en verimli çağındaki coşkulu dansçıları bekliyor!" diye de not düşmüşler.

20 Mayıs 2026 07:30

Asu Maro

Haftanın Tiyatro Haritası

Prömiyerini 29. İstanbul Tiyatro Festivali'nde yapan oyunun yönetmeni, geri dönmesini umduğumuz "Büyük Zarifi Apartmanı"nı da sahneye koyan İlyas Özçakır. Yarın, 19 Mayıs. 20 Mayıs Çarşamba Alan Kadıköy'de. Perşembe günkü oyunumuz Ankaralı seyirciler için ama İstanbul'dakiler de 19 Mayıs'ta Kadıköy Boa Sahne'de izleyebilir. 22 Mayıs'ta Pax Sahne'de. Rüyasında 30 metrelik dev bir yumurta tarafından kovalanan Bekir Şef'in sıkıştığı çok yıldızlı bir restoranın yerin altındaki mutfağında geçen "Kısık Ateşte Düdüklü Tencere" genç ve enerjik bir ekibin PSM Atölye'den çıkan ironik ve eğlenceli oyunu. Haftayı Craft Tiyatro'nun "84 90 62 74 / Old Fools"u ile bitirmek şahane bir fikir. Pazar 15.30 ve 20.30'da Alan Kadıköy'de.

18 Mayıs 2026 08:43

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Asu Maro

Dayanışma Ruhunu Estiren Sahne

Aynı zamanda bir süredir Kızıltoprak İstasyon Sahne. Sinafi Trio, 2014 yılında İstanbul'da tanışan üç Yunan kadın müzisyenden oluşuyor. Elena Mudiri Hasiotu (vokal), Asineth Fotini Kokkala (kanun) ve Marina Mochament Liontou (ud) o dönem İstanbul'da, özellikle Beyoğlu'nda pek çok mekânda birlikte çalmışlar, Yunanca, Türkçe, Kürtçe, Azerice, Süryanice şarkılar söylemişler, 2019 yılında şarkılarıyla Anadolu kadınının hikâyelerini anlattıkları "İho" adlı albümlerini kaydetmişler. Bir akşam Balkan Ekspresi konuk oluyor sahneye, bir akşam Beyoğlu gecelerinde bir araya gelmiş Curcuna Beyoğlu, bir gün Tatavla Keyfi, bir gün Türkü Ekspresi. Üç saatten fazla sürdü ve "Urfalıyam Ezelden"den "Vardar Ovası"na, "Mevlam Birçok Dert Vermiş"ten "Muhabbet Bağı"na uzandık. Ertesi gün bu sefer çok anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı Kızıltoprak İstasyon Sahne: Dört ayrı gruptan 15 müzisyen bir araya gelerek Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesine bilgisayar sınıfı ve ana sınıfı kurmak üzere bir dayanışma konseri düzenlediler. Bu Cuma da (15 Mayıs) Tatavla Keyfi tam kadro olarak (Buzuki ve vokal: Haris Rigas, bağlamadaki, vokal: Yorgos Marinakis, gitar, vokal: Güneş Demir, akordeon, vokal: Mamed Dzafarov) İstanbul, İzmir ve Pire'den rebetiko şarkıları, iki dilli zeybekler, çiftetelliler, kasap havalarıyla sahnede olacak.

13 Mayıs 2026 11:51

Asu Maro

Küçük Ama Tatlı Bir İhtimal

15 bin nüfuslu küçük bir dünya bu; bir postanesi, iki bankası, bir süpermarketi, bir bowling salonu, bir kitapçısı var ki burası Kenneth'ın kendini bildi bileli çalıştığı dükkân. Bu yüzden Kenneth için ideal. Kendisi 38 yaşında ve bu yaşına kadar güven çemberinin dışıyla ilişki kurmamış biri. En yakın hatta hayattaki tek arkadaşı Bert ile birlikte. Craft Tiyatro'daki ilk oyunu "Yen" (2017) ile etkileyici bir çıkış yapan fakat daha sonra sahnede izlemediğimiz Berker Güven'in kurduğu Tiyatro B23'ün ilk oyunu, "Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi" ("Primary Trust"). Oyunda Kenneth'i oynayan Berker Güven, Milliyet Sanat'ta Ceren Ertöz'e verdiği röportajda bu tercihin nedenini "yazar böylelikle asıl neye odaklanmamız gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor" diye açıklamış. Amerikalı yazar Eboni Booth'un oyunu 2024 yılında Pulitzer Drama Ödülü aldığında "Duygusal olarak hasarlı bir adamın yeni bir iş, yeni arkadaşlar ve yeni bir değer duygusu bulmasını konu alan; küçük nezaket eylemlerinin bir insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini ve bir toplumu nasıl zenginleştirebileceğini gösteren sade ve zarif bir şekilde işlenmiş bir hikâye" diye tanımlanmıştı.

11 Mayıs 2026 07:27

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha