
Bu ülkede erkekleri iki konuda eleştiremezsin: Birincisi futbol, ikincisi siyaset. Son günlerde millî takım için yorum yapanların, millî forma giyerek eleştirilerde bulunmaları; bir kimlik beyanıyla birlikte, kendilerini haklı çıkarmak için milliyetçi bir söylem kullanarak had bildirmeleri oldukça revaçta. Türkiye Süper Lig takımlarının borcu yaklaşık 100 milyar TL. Bunun 85 milyarı 4 büyük takımlara ait. Turnuva takım olabilmek, ancak 26 kişinin mevkilerinde aynı yetenekleriyle tamamlayıcı tüm donanımlara sahip olmasıyla oluşturulur. Bu Montella'nın sorunu değil. O gider, sorun ise bizimle yaşamaya devam edecek. Messi'yi, Ronaldo'yu, Pedri'yi, Yamal'ı yetiştirenler ortalıkta görünmez; bu iş onların mecburiyeti ve doğruyu uygulamakla mükellef oldukları için, bu aynı zamanda onların ahlaki sorumluluklarıdır. Orkun'un en son maçta başlaması gerektiği konusunda Montella'yı eleştiririm. İki mağlubiyetin sorumlusu da Montella'dır. Belki de en büyük hatası son iki hazırlık maçındaki hatalara rağmen oyunculara çok güvenmesiydi. Turnuvalarda en kısa zamanda ilk 11'i belirleyip sürece dahil olmak gerekir. Ama ekolü ve prensipleri olmayan bir ülkede, kendi ekolü çerçevesinde prensipleriyle kalıcı bir şey yapmaya çalışan bir antrenör vardı. Bunu tekrar yakalamak çok zor. Montella istifa etmeli ve gitmeli!
Kaynak: Birgün
24 Haziran 2026 05:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Arjantin'in Devrimci Damarı
Arjantin'in ve dünyanın Maradona ile Messi'yi algılayış şekli farklıdır. Maradona, sadece yeteneklerinden ve oynadıklarından sorumlu değil, esas olarak söylediklerinden ve aldığı tavırlardan daha fazla sorumlu olduğunu ortaya koydu. 2 Nisan 1982'de başlayan, Güney Georgia Adaları'nın işgaliyle genişleyen ve 26 Nisan'da Arjantinli komutanların teslim olmasıyla sona eren savaşta, İngiltere 'nin 258 ve Arjantin'in 649 askeri öldü. 1986 yılında Arjantin, çeyrek final maçında İngiltere ile karşılaşınca, ister istemez süreç futbol dışındaki Falkland Savaşı'nın sonuçlarına odaklandı. Bu, her iki takımın üstünde de vardı; ancak savaşta Arjantin kaybeden olduğu için onun üstünde daha fazla olmakla beraber baskı unsuru oldu. Hatta o, 'Tanrının Eli' golünü ve 10 saniye içinde 5 İngiliz futbolcuyu 6 kez çalımladıktan sonra FIFA tarafından 'yüzyılın golü' seçilen ikinci golüyle Maradona, savaşa bulaşmadan ve o dönemin liderlerinin aksine, insani tavırlarla bir zafer kazanarak ülkesini ve İngilizleri bu kısır döngü içerisinden de bu muhteşem oyun sayesinde kurtarmıştı. O yüzden Maradona'nın elle attığı gol onlara bu kadar fena koydu! Bu birlikteliği sağlamak Messi için çok önemli bir ayrıcalık olmakla birlikte, 38 yaşında geriye dönüşlere yaptığı katkının sadece milli takım düzeyinde olması, Barcelona sonrası tek anlamının bu takımın olmasından kaynaklanmaktadır. Bu adayış tamamen Arjantin kültürel etkisiyle başarmanın ve mücadelenin yansımasıdır. Aksi durumda ülke ve seyirci sırtını döner. Gol sonrası kurdukları baskı ve Tuchel'in bu baskıya karşı sürekli savunma setinde kalacak değişiklikler yapması adeta Arjantin'e alan açtı. Final zaten bizim…
16 Temmuz 2026 07:35

İspanya-fransa Maç Sonu Değerlendirmesi
İki kere Dünya Kupası'nı kazanan Fransa ile bir kere kazanan İspanya karşı karşıya gelirken, aynı zamanda iki futbol ekolünün karşılaşması oldu. Fransa ve İspanya'da bu merkezlerden ikisidir. Kendine ait oyun şablonları vardır. 1998 Dünya Kupası'nı kazandıran Aimé Jacquet sayesinde oluşan oyun şablonu, tüm akademilerde uygulanmaya başlayarak adeta bir üretim işletme modeli oluşturdu. 4-2-3-1 oyunu üzerinden direkt geçiş oyununa bağlanan sistem artık bir kazanım nedeni oldu. Geçiş oyunu üzerinden oyununu şekillendiren Fransa, İspanya maçına kadar zorlanmadan geldi. Önde Mbappé, Dembélé, Olise ve Barcola ile, hücum aksiyonu üzerinden rahat sonuç alırken, topa sahip olmadan ziyade, ikinci bölgedeki set oyunu üzerinden kapılan toplarla direkt geçiş sağlayarak sonuca gitmeleri onların sonuç oyunu oluyordu. Bu önemli bir ayrıntıdır. İspanya çok başarılı oldu. Çünkü, Cucurella-Dembel, Cubarsi-Mbappé, Rodri-Olise, Yamal-Digne, Tchouaméni-Olmo eşleşmeleri maçın sonucunu belirledi. Galibiyetin ve mağlubiyetin oyun içinde dayanakları vardır.
15 Temmuz 2026 09:20

Final Takımı Olabilmek Zor İş
Hitler 1.0 kılıklı Trump'ın çomak sokma histeri karşısında, İnfantino denen el çantasının 'emir subayı' endamında davranışları insanı çileden çıkartırken, alınan kararlara rağmen futbolun kendi adaleti sürece hâkim oldu. Pochettino denen soytarı bile, askıya alınan kırmızı kart sürecini makul görerek bundan yararlanmak istemesine rağmen, takımın reaksiyonu ve oyuncunun reaksiyonu başka bir dili ifade etti. Gelelim Mısır-Arjantin maçına… Maç biter bitmez Mısır'ın attığı golün hakem tarafından iptal edilmesi karşısında hemen tepkilerin ortaya saçılması bir haklılığı değil, aksine bir yetersizliğin dışa vurumundan başka bir şey değildi. Tabii ki en büyük etken küresel oyun olan futbolu 50-100 kelimeyle anlatmanın kıyafetsizliğidir. Ha, Messi'ye ilk maçta neden kırmızı kart gösterilmediğinin tartışılması sonuna kadar doğruyken, bu konunun bu noktada tartışılması doğru değildir. Maç 2-0 senin lehine. Buna karşılık, 2022 şampiyonu Arjantin'in maçta tartışılabilecek taktiksel diziliş ve kadro bütünlüğü olarak değerlendirmek lazımdı ki 4 merkez orta saha oyuncusu ile çıkmak ve sadece tek bek üzerinden - Tagliafico üzerinden hücum etmek gibi bir stratejiyle oynamanın sıkıntısına rağmen, sonradan yaptığı değişikliklerle maçı çevirmesini bildi. Arjantin'in bu beceriyi iki maç üst üste göstermesi önemliydi.
10 Temmuz 2026 05:00

Dünya Kupası'ndaki Hikâyeler Ve Arjantin-yeşil Burun Adaları
Ama Portekiz'in hocası Martinez'in radikal bir karar ile Fernandes ve Vitinha'nın içinde olduğu 4 oyuncu ile Ramos-Ronaldo değişikliği önemli bir risk ve karar olmasına rağmen, maçı çevirme gayreti, Garcia'nın Belçika-Senegal maçında Doku dahil 4 oyuncuyu değiştirerek maçı çevirmesiyle aynı derecede önemli bir antrenörlük kararı olmakla birlikte, sonuca direkt iradelerini koymaları bakımından önemli bir ayrıntıydı. Fas'ın 2022 Kupası'ndaki oyun formatının dışına çıkıp her üç bölgede de oyun oynama bütünlüğü, onu daha kalıcı ve daha efektif olmaya zorlarken, oyun ve sonuç bunu doğrulamaktadır. Ve 26 kişilik kadronun 19 kişisinin Fransa, Belçika, Hollanda ve İspanya ile çifte vatandaş olup o ülkelerin akademilerinde yetişmesi başka bir hikâyenin menüsüdür. Futbolu kurallı hale getirip 19. yy'da dünyaya hammadde tedarikine ulaşmada stratejik kültür emperyalisti ürünü olarak sunan İngiltere'nin oyunun sadece Kane'in oyununa indirgenecek hale gelmesi hem takım için hem de Tuchel için soru işaretleri içermesine rağmen, daha farklı çözüme yönelme olanaklarının kullanılması zorunlu görünmekte. Aimé Étienne Jacquet, 1998 Fransa'ya ilk Dünya Kupası'nı kazandıran antrenör. Onun stratejik düşüncesi etrafında kurulan akademiler 1998'de ilk meyvesini verirken, 2018 dahil hâlâ devam etmektedir. Şimdiden bile 2030'un takımı hazır ki yine kupanın en kuvvetli adayı. Ülkede 500 bin, dışarıda 1 milyon vatandaşın yaşadığı Yeşil Burun, davet ile oyuncuları bularak takım kurmasının duygusal tavrı, bu mücadelenin ve arzunun sanırım temel dayanağı. Arjantin ise 1978'de faşist generallerin aldığı kupanın pisliğini 1986'da Maradona ile temizleyip olması gerekeni ortaya koyması, artık kupa için hedef ülke haline gelmesini sağladı. 2022 bu misyonun devamlılığını net ortaya koydu. 2026 aynı tutumu saha içinde, Scaloni tasarımı ve Messi etrafında, onu koruyarak ve oyun mesafesini kısarak gerektiği yerde topla buluşturarak hedefe oynamaktadır.
05 Temmuz 2026 15:25

Zıvanadan Çıkan Vasatlık
Sosyoloji anlamında vasatlık ise, kültürel veya entelektüel bağlamda kullanıldığında, vasatlık değerlerin değersizleşmesini, sıra dışı veya mükemmel olanın yerine ortalama/sıradanın yüceltilmesini ifade etmektedir. Belirli bir rölanti üzerinden hareket eder. İçerik olarak da tüm topluma egemen kılınan bir normatif dayatma olduğu zaman, modernitenin inkârına kadar gidebilecek ve şahsileşen bir kurgu nedeniyle dayatmalara sahip olabilir. Seçkin ve üstün olanın geri çekilmesiyle veya ortadan kaldırılmasıyla, sıradan ve vasat olanın siyasi ve kültürel yaşama hâkim olduğu ortamlarda, tartışılan boyut, sebep-sonuç ilişkisinden ziyade normatif birtakım simgeler üzerinden haklı ve egemen çıkma tutumu olur. Tartışmanın oyun kurgusu üzerinden ve tüm bölgelere dayalı taktiksel bütünlük ile bu bölgelerdeki mevkilerin yetenekleri ve bunların kullanım şekli ile bir değerlendirme yapılması gerekirken, saha dışına yönelip söylemler üzerinden ve futbolla ilgisi olmayan, ya da futbola bir katkısı olmayan söylemlerle, alt kültür başlıklarını kullanarak bir tartışma varmışçasına ortamın yaratılması vasatlığın egemen olmasından başka, bu seviyenin artık kabul görmesiyle liyakatin gereksizliğini de ortaya koymaktadır. Kendi işletme modelini kuramayan ve modüllerinin değerini bilemeyen bir TFF ile tamamen siyasi bir kimlik üzerinden yönetilerek liyakatı ihmal eden yapı, ne bir süreç yönetimine hazır olabilir, ne de kriz yönetimine. Ülkede hiçbir zaman oluşamayan burjuvazi sermayesinin son 22 yıl içinde tamamen feodal bir kimlik üzerinden esnaf kimliği ile ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek yatırımlar yapması mümkün olmadığı gibi, müteahhit kimliği üzerinden bir sermaye bakış açısı, dünyaya entegre olacak teknolojik donanımlara ulaşmadaki anlamsızlıkları ülke adına kör bir bakış açısını da ortaya koymaktadır. Tüm bunlardan uzak kalarak Dünya Kupası'nda başarılı olmak zaten mümkün değil.
30 Haziran 2026 15:53

Kadın Voleybol-erkek Futbol
Aynı zamanda futbol, sermaye birikimini sağlayabilen bir kültür endüstrisi ürünü hâline gelmiştir. Bu nedenle siyaset, mafya, cemaatler gibi diğer tüm çıkar grupları futbolu çekim alanına almıştır. Türkiye'de 1980 İhtilali ile başlayan süreç, aşamalar kaydederek artık kuralsızlığın nirvanasına ulaşmıştır. Hâliyle futbol, bir oyun olarak küresel ölçekte rekabet edecek ölçüden uzaklaşarak popüler kültürün bir enstrümanı hâline gelmiştir. Kadın voleybolu ise süreç olarak Cumhuriyet Devrimleri ile kadın haklarının pekiştirildiği, her türlü hakkı kullanma özgürlüğüne sahip olduğu, aynı zamanda erkek ile eşit şartlara sahip ve eşit birey olarak toplumsal kimliğini kazandığı dönemden günümüze kadar kadının başarısını pekiştireceği bir spor dalı olarak toplum yapısı içinde yer bulmuştur. Öncelikle erkek futbolu branşı ülkemizde araçsallaştırılarak politik bir oyun hâline gelmiştir. Kadın voleybolu ise kendini koruyarak spor branşı olarak küresel ölçekte rekabet boyutunda yer almıştır. Ayrıştığı nokta ise kadın voleybolunu Guidetti ile Santarelli kendi özgür iradeleri ve kendi ekolleri çerçevesinde bir kurumsal uygulama hâline getirerek altyapıdan başlayan yetiştirmeye ve yarışmaya yönelik bir işletme modeli kurarken, Montella'nın ise etrafı bir çember içinde, müdahalelere açık şekilde korunmayarak, sadece kendi alanı içinde tutularak, Ümit Millî Takım'a bile müdahale edemeyecek bir şekilde yalnızlaştırılarak, sahip olduğu hareket alanında sadece yarışmacı konumunda kalmaktadır. Erkek futbol oyuncularının ise eğitim düzeyinin düşük olması, onların ancak 100-150 kelime kullanarak tüm yaşam serüvenlerini açıklamaya çalışmasına neden olurken sebep-sonuç ilişkisindeki bağlantıları kaçırmalarına da vesile olmaktadır.
27 Haziran 2026 16:00

Her Türlü 'Çıkış' Maçı: Türkiye-paraguay
Salah bir röportajda Mısır millî takımının Dünya Kupaları'nda başarılı olabilmesi için çok daha fazla oyuncusunun Avrupa liglerinde oynaması gerektiğini söylemiş. Yine aynı şekilde, Dünya Kupası'ndaki Amerika ve Kanada millî takımlarının oyuncularının çoğunun Avrupa liglerinde oynadığı görülmektedir. En son Fransa'ya karşı oynayan Senegal takımının tamamı lejyonerken, büyük çoğunluğu Avrupa liglerinde oynamaktadır. 2018 Dünya Kupası'nda Hırvatistan'ın Fransa ile oynadığı final maçındaki kadrosunun liglere göre mevki dağılımında en kuvvetli 5 ligde çoğunluğunu görmekteyiz. Fransa millî takımının, Şampiyonlar Ligi'ni peş peşe kazanan PSG hariç, tamamı lejyoner ve diğer 4 büyük ligde oynayan oyuncularla oluşmaktadır. 11 lejyoner oyuncu takımın %42,3'ünü oluşturmaktadır. Hakan, Arda, Kenan, Zeki, Ferdi ve Ozan Avrupa liglerinde oynayıp önemli aşama kaydeden oyuncularımızdır. Özellikle Barış, Kerem, İsmail, Abdülkerim ve Merih, oyun bütünlüğü içindeki kırılmaların ana elemanları olmalarının dayanağı, ligin iki takım üzerinden ve verim olarak Avrupa'nın çok gerisinde olması ile altyapı gelişim sürecindeki çok fazla eksikliklerle üst seviyeye gelmeleridir. Tüm bu sıkıntılar içinde ana hedef, sadece Dünya Kupaları'nda ve Avrupa Şampiyonaları'nda kalıcı olmalıdır. 26 kişilik kadronun 23 kişisi ülke dışında top oynamaktadır. Yanılmıyorsam bunların sadece 5 tanesi Avrupa'da oynamaktadır; bu bir handikap olabilir. Amerika'ya karşı 4-4-2 gibi dizilim gösterse de, oynadıkları önceki maçlarda 4-2-3-1 dizilimini tercih etmişlerdi. Alderete 29, Gómez 33, Canel 29, Alonso 33 ve Vélezquez 35 yaşında; 32,2 yaş ortalamasıyla bir baskıya sürekli tepki vermelerinde bazı savunma hatalarının olabilmesidir.
19 Haziran 2026 11:06

Suçu Dünya Kupası'na Götürmek
Bu milli takımda Hakan, Arda ve Kenan'ı çıkarttıktan sonra geriye kalacak olan ile bir şeyi başarmak mümkün değilken, bunların yanına eksikliklerine rağmen bir sistem içinde oyuncuları katarak takımı hem Avrupa Şampiyonası'na götürdü hem de Dünya Kupası'na götürdü. Sanki her Avrupa Şampiyonası'na veya her Dünya Kupası'na katılıyormuşçasına öyle bir hava yaratıldı ki artık Montella'nın takımını şampiyon yapması gerekir gibi… Gerçi Infantino sayesinde 3 dakikalık sermaye molası da bunun kanıtıydı. Montella Merih'i yetiştirmedi, İsmail'i yetiştirmedi, Abdülkerim'i yetiştirmedi, Eren'i yetiştirmedi, Kerem'i yetiştirmedi; tüm eksikliklerine rağmen hepsinden yararlanmak için büyük çaba harcadı. Hamza ile Montella'yı gömmek için röportaj yapan spor sayfası GS Spor patentli ve 16 yaşımdan beri okuduğum gazete bile bunu yazmaktan imtina ediyor. Bunu çalıştıranı anlatan ve önlemin ne olacağının ayrıntılarını veren Montella, tüm bunlara rağmen golü yemelerinin suçunu futbolcularına atacak değil tabii. Umarım bu şampiyonadan sonra Montella istifa eder ve kendi çamurumuzda oynamaya devam ederiz.
15 Haziran 2026 19:58

Mağlubiyet Kendiliğinden Gelmez
Cumartesi günü yazdığım yazıya şöyle başlamıştım: "2026 Dünya Kupası'ndaki ilk rakibimiz olan Avustralya'nın yabana atılacak bir takım olmadığını belirterek yazmaya başlamak doğru bir giriş olacaktır." Demiştim. Arda 90 milyon avro, Hakan 40 milyon avro, Kenan 45 milyon avro, Orkun 28 milyon avro, Kerem 20 milyon avro, Barış 20 milyon avro ve Merih 14 milyon avro. Bu nokta önemli; 7 oyuncunun toplam değeri 257 milyon avro, geri kalan 19 futbolcunun değeri ise 216 milyon avrodur. Yani, 7 futbolcunun toplam değeri takım değerinin %54,3'üne denk gelmektedir. Diğer 19 futbolcu ise takım değerinin %45,7'sine denk gelmektedir. Tekrar Cumartesi yazısına dönersek: "Bizim futbol kurgumuzda, önde set oyununda topa sahip olma beceresindeki kopukluklar, top kaptırıldığında defansımızın arkasına atılan paslarda çabuk ve süratli oyuncular karşısında oldukça sıkıntı yaşamaktayız. Bu anlamda, bu iki oyuncuya dikkat edilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır. Venezuela maçında bunun sıkıntılarını yaşadık. Zaten zaaf noktamız, özellikle defansın merkezindeki iki oyuncunun hamle hataları ve pozisyonu doğru alamamalarından kaynaklanmaktadır. Topun kaptırıldığı yerdeki baskı bu sıkıntıyı giderebilecek bir taktiksel hamle olabilir." "Afrika kökenli oyuncuların sürat ve çabukluğa dayalı fiziksel özelliklerinin maça direkt katkısıdır. Bu konuda, Irankunda ve Toure ciddi farklılıklar yaratmaktadır." Maalesef sonuca direkt etki eden unsur oldu. "Kenarlardaki bek hücum oyun kombinasyonu rakibin bölgeye çoğalma hamlesine neden olacağından, oradan içeriye geçişlerde hata yapmazsak avantaj yakalayabiliriz. Ferdi-Kenan oyunu bu noktada fark yaratabilir. Merkezde Arda, Hakan ve Orkun oyunu belirleyici özellik taşımaktadır. 3 farklı oyun stili zenginlik katacağı gibi, Arda'nın asistleri ve dripling ile rakibi eksiltmesi, Hakan'ın ters uzun topları ile şut atma becerisi ve Orkun'un şut atma becerisi ile arkaya yaptığı topsuz koşular skora yansırsa maçın belirleyici biz oluruz." Diye cumartesi günü bir saptamada bulunmuştum. Reklamlardaki abartıdan ve stüdyolardaki cehaletten biraz uzak durarak, takımı sakin bırakarak yardımcı olmak belki de en doğru hamle olacaktır.
14 Haziran 2026 14:07

Türkiye Avustralya Maçı
2026 Dünya Kupası'ndaki ilk rakibimiz olan Avustralya'nın yabana atılacak bir takım olmadığını belirterek yazmaya başlamak doğru bir giriş olacak. Avustralya 3'lü defans kurgusu temelinde, rakipleri de baz alarak bazen 3-4-2-1, bazen de 5-4-1 şeklinde bir dizilişle sahaya çıkıyor. Her koşulda savunma set oyununa geçtiğinde, 5'li savunma kurgusu temel pozisyon oluyor. Onlar için avantaj gibi gözükse de, aslında bizim için avantaj-dezavantaj olacak olan stoperlerin boy ortalaması. 5 stoperin (Circati 1,91-Herrington 1,93-Soutter 1,98-Burgess 1,94-Degenek 1,87) boy ortalaması 1,92'dir. İster 4-6-0'da oynayalım, isterse 4-5-1'de oynayalım, bu savunma kurgusunu açmak için çok fazla yer değişimi ve topu çok çabuk kullanarak defans arkasına geçişi hızlı oynamak zorundayız. Avustralya'nın takım değeri 77,45 milyon avroyken, Türkiye'nin takım değeri 473,70 milyon avrodur. Yaş ortalaması hemen hemen aynı: Avustralya 27,4, Türkiye 27,7. Lejyoner sayısı bakımından bizim iki katımıza yakın. Avustralya'da 22 oyuncu varken, bizde 11 oyuncu var. Türkiye'de futbol 1. sırada yer alırken, Avustralya'da futbol 4. veya 5. sıralarda yer alıyor.
13 Haziran 2026 05:00

Fenerbahçe'den Chp'ye Neyin Aklı?
Sokrates'in mevcut Atina demokrasisini ve yönetim biçimlerini ahlak, erdem ve bilgi üzerinden sorgulaması, aynı zamanda devletin siyasi kurguyla birlikte insan yaşamına direkt müdahalesi söz konusu olduğu için, sorular üzerinden felsefi bir boyutta da tartışılmasına dayanak olmuştur. Çünkü hiçbir dayanağa bağlı değildir. Çok uzun bir süredir Galatasaray'ın derin bürokrasisiyle her hükümetin ve devletin derin bürokrasisi arasındaki ilişkiler üzerinden bir mekanizma kurulmuştu. Keza Beşiktaş'ın özellikle son 3 başkan dönemindeki yönetim değişkenlikleri, artık kulübü iş birliğinden çıkartarak; bağımlı bir kurum haline getirmiştir. Ama 3 Temmuz sürecinde, cemaat ile hükümet arasındaki siyasi birliktelik süreci bir şekilde cemaatin hegemonya hâkimiyetine dönüştürürken, kurumlar üzerinden bir yönetim mekanizması oluşturmaya çalışmasını sağladı. 3 Temmuz bir milattır… Bu cemaat hegemonyasına tek karşı koyan kurum olan Fenerbahçe, bu duruşuyla belki bedel ödemeyi de göze alarak kurumsal bir tavır sergiledi. İktidarın bekası için butlan Kemal üzerinden bir strateji ortaya koydular. Butlan Kemal'in ilk 13 yılındaki iş birliğiyle kurulan düzenin devamı baz alınırken, özellikle Özgür Özel'in ortaya koyduğu halktan yana liderlik tavırları bu işe çomak sokmuştu. Kurulan sömürü mekanizmasının kitlelerin 'kader' olarak algılaması ve Dünya dışında aranması gereken huzurun içerdeki mutlu azınlığın huzuru olacağından, muhakkak bir şekilde bir yol bulunması CHP operasyonunu zorunlu hale getirmişti.
10 Haziran 2026 05:00

Montella'nın Takımı
Montella, Avrupa Şampiyonası 'na katılmamız için mucizevi iki galibiyete ihtiyacımız olduğu bir zamanda göreve geldi. Avrupa Şampiyonası'na gitmeye hak kazandık. Yine Montella ve yine kendi seçtiği oyuncularla bunu başardı. Ve yine o oyuncularla Dünya Kupası'na gitti. Montella bu süreci çok kısa tutarak bir kadro bütünlüğü oluşturdu. Dünya'da Fransa, İspanya dahil, takımlar 4-6-0 oynayarak hücum aksiyonunu zengin tuttuğu gibi oyunu kontrol edebilecek mekanizmayı da içinde taşımaya başladılar. Oyun, 6 numarada merkez kurguda Hakan üzerinden derin 10 numara olarak oynamasıyla şekillenirken, Arda ve Kenan Hakan'dan sonra bu organizasyonun taşıyıcısı ve yöneticisi olarak sürece dahil olmaktadırlar. Ama özellikle, Kenan ile Ferdi'nin oyun kurgusundaki taktiksel performansları çok önemli. Kenan çizgide kalırken, Ferdi Zeki'den farklı olarak iç bindirme ile 3 numaradan 8 numaraya doğru, toplu ve topsuz iç koşuyla farklı bir zenginlik katmaktadır. Çünkü, altın bölge boşaldığı zaman 2. ve 3. koşullarla gelen oyuncular bile rahat skor yapabilmektedir Bunu çözmek için Montella genellikle merkez oyunculardan birini birinci bölgede set oyununa geçerken sağ bek ile Merih arasına kaydırarak bu alanın boşaltılmasına engel olmaktadır. Bu Avrupa Şampiyonası'nda Kaan oldu, Kosova maçında da İsmail oldu. Başarılı olduk ve hem Avrupa Şampiyonası'na hem de Dünya Kupası'na katılmayı hak ettik. Her iki oyuncuyu da Montella sürekli kadroya çağırarak onları sürece dahil etti. Dünya Kupa'sı bu yıl 48 takımdan oluşmaktadır. İlk maç Kanada-Vancouver'da ve Arizona ile arasında 2000 km var!
05 Haziran 2026 05:00