
MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, sıkı para politikasının amacına ulaştığını ve artık yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini belirterek, "Devletin sanayide stratejik koordinasyonu şart. Ucuz para döneminde çok büyük bir atıl kapasite oluştu, bu yapı mutlaka değişmeli. Özellikle gıda ve sağlık alanlarında, Savunma Sanayi Başkanlığı benzeri bir koordinasyon yapısı kurulmalı" dedi. Özdemir, sanayi yatırımlarında ciddi bir kapasite israfı olduğunu, bunu yönetmek için devlet koordinasyonuna ihtiyaç duyulduğunu belirterek şunları söyledi: Türkiye'deki teşvik yapısının kökten değişmesi gerektiğini ifade eden Burhan Özdemir, plansız yatırımların kaynak hebasına yol açtığını belirterek, "Öncelikle ülkede eksiksiz bir sanayi envanteri çıkarılmalı. Örneğin Türkiye'de kaç CNC tezgâhı, kaç üretim tesisi var, bilinmeli. Ülke olarak yıllık 1 milyon ton pirinç tüketiyoruz, 1,1 milyon ton üretiyoruz. Buna karşın ülkede 5 milyon ton kapasiteli pirinç işleme tesisi kurulmuşsa, burada ciddi bir planlama hatası var demektir. Biz MÜSİAD olarak bu alanda kapsamlı bir rapor hazırlıyoruz, yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Yatırımları devlet yönlendirmezse, yüksek faiz ortamından çıktığımızda bu atıl yatırımlar bizi yeniden zora sokar. İhtiyaç ve etki analizi yapılmadan açılan her tesis, kaynakların boşa harcanmasıdır. Merkeze sanayi politikalarını koyarak sıkı para politikasından çıkılması gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.
Kaynak: Türkiye, CANAN ERASLAN
25 Haziran 2026 03:20
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Finansman Yükünü Hafifleten Ve Kârları Artıran Ekosistem Şart
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, üretim kapasitesi, rekabet gücü ve firmaların mali dayanıklılığının aynı anda baskı altında olduğunu belirterek, "Öncelik; finansman yükünü hafifleten, kârları güçlendiren ve üretim kapasitesini destekleyen sanayi ekosistemi kurulması olmalı" dedi. Sanayideki ivme kaybını yalnızca makro göstergelerde değil, firmaların bilançolarında da net biçimde görüldüğünü dile getiren Ardıç şunları söyledi: "Asıl kırılma; firmaların mali yapılarında, kârlılıklarında ve finansman yüklerinde kendini gösteriyor. Sanayimiz üretmeye, ihracat yapmaya ve ekonominin ana taşıyıcı kolonu olmaya devam ediyor; ama bunu artık çok daha zor koşullarda yapıyor. Nitekim üretimden satışlar nominal olarak yüzde 28 artmış görünse de bu artışın reel karşılığı yalnızca yüzde 2,1 düzeyinde kalıyor. Yani rakam büyük, kazanç küçük." Kârlılıkta ciddi sorunlar olduğunun altını çizen Ardıç, " Veriler, sanayicimizin daha çok üretip daha çok sattığını ama aynı oranda kâr edemediğini gösteriyor. Bugün büyük sanayi kuruluşlarımızda faaliyet kârının neredeyse tamamı, yaklaşık yüzde 85'i finansmana gidiyor. Yani sanayici alın teriyle kazanıyor, kazandığını faize veriyor; bu durum işletme sermayesini ve rekabet gücünü doğrudan kısıtlıyor" dedi. Ardıç sözlerini şöyle sürdürdü: "Aslında ülkemizin elinde, güçlü bir potansiyel var: girişimcimizin cesareti, sanayicimizin emeği, gençlerimizin aklı. Bize düşen, bu gücü dağınık bırakmamak; onu tek bir hedefte, üretimde buluşturacak aklı ve iradeyi ortaya koymaktır. Kökünü üretime salmış bir ülkeyi hiçbir fırtına deviremez. Sanayiciler ve Ankara Sanayi Odası olarak bizim işimiz; bu toprağı bir mevsim için değil, gelecek nesiller için ekmek ve o kökleri her gün biraz daha derinleştirmek olmalı." Bugün dünya ekonomisini anlamak için yalnızca büyüme rakamlarına, enflasyon oranlarına ya da merkez bankalarının faiz kararlarına bakmanın yeterli olmadığını savunan Ardıç, "Çünkü dünyada çok daha derin bir dönüşüm yaşanıyor ve bu dönüşümün merkezinde sanayi, üretim ve teknoloji var. 1990'da dünya imalat sanayiinden yalnızca yüzde 3 pay alan Çin, bugün tek başına küresel üretimin yaklaşık üçte birini gerçekleştiriyor. Aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri'nin payı yüzde 23'ten yüzde 16'ya, Japonya'nın payı yüzde 13'ten yüzde 5'e, Almanya'nın payı ise yüzde 9'dan yüzde 4'e geriledi. Türkiye'nin payı ise 1990'da yüzde 0,86 iken, bugün ancak yüzde 1,3 seviyesine ulaşabildi. Yani üretim kapasitemizi artırmış olsak da küresel ölçekte arzu edilen sıçramayı henüz gerçekleştiremedik" değerlendirmesi yaptı. Ardıç, "KOBİ kredilerinde aylık büyüme sınırının yüzde 5'ten yüzde 4,5'e, diğer ticari kredilerde yüzde 3'ten yüzde 2'ye indirilmesi, finansmana erişimin önümüzdeki dönem daha da zorlaşacağını gösteriyor. Bu karar, yüksek faizler nedeniyle zaten uzun süredir zorlanan sanayicimiz üzerindeki baskıyı daha da artıracaktır"dedi.
25 Haziran 2026 00:00

Sanayiciden Acil Kredi Talebi
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nin Haziran Ayı Olağan Toplantısı "Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye'ye Sahip Çıkmaktır Anlayışı Eşliğinde Sanayimizin Finansman Sorununu ve Çözümü Kamu Bankalarımızla Birlikte Değerlendirmek" ana gündemi ile Odakule Fazıl Zobu Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Bahçıvan, "Sanayicilerimiz için çok özel bir kredi paketine ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz" dedi. Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi için güçlü sanayi yapısının korunması gerektiğinin altını çizen Bahçıvan, "Sanayiye sahip çıkmak, Türkiye'ye sahip çıkmaktır" diye konuştu. İhracatçılar için önemli bir kaynak olan Eximbank reeskont kredilerinde limit ve uygulama kaynaklı sorunların sürdüğüne değinen Bahçıvan, firma başına 60 milyon TL olan kullanım sınırının ve düşük günlük limitlerin krediye erişimi aylarca geciktirdiğine dikkat çekti.
25 Haziran 2026 04:00


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

İso Meclisinin Haziran Ayı Olağan Toplantısı Kamu Bankalarının Genel Müdürlerinin Katılımıyla Gerçekleştirildi
İSTANBUL (AA) - İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi, kalıcı refahı, nitelikli istihdamı ve küresel rekabet gücünün ancak güçlü bir sanayi yapısıyla mümkün olduğunu ifade ederek, "Üretimden uzaklaşan değil, üretimi teknolojiyle, verimlilikle, ihracatla, yeşil ve dijital dönüşümle güçlendiren bir kalkınma anlayışını stratejik önceliğimiz olarak görmek zorundayız." dedi. İSO'dan yapılan açıklamaya göre, İstanbul Sanayi Odası Meclisinin haziran ayı olağan toplantısı "Sanayiye Sahip Çıkmak, Türkiye'ye Sahip Çıkmaktır Anlayışı Eşliğinde Sanayimizin Finansman Sorununu ve Çözümü Kamu Bankalarımızla Birlikte Değerlendirmek" ana gündemiyle Odakule'de gerçekleştirildi. Bahçıvan, söz konusu finansmanlar için kamu bankalarının öncü ve katalizör rol üstlenmesinin önemli olacağını belirterek, şunları kaydetti: "Türk ihracatçısının zorlu küresel koşullarda en önemli destekçilerinden birisi şüphesiz ki Türk Eximbank tarafından sağlanan reeskont kredileridir. Ancak bu kredilerde limit, teminat ve peşin faiz uygulaması gibi sorunlar devam etmektedir. Özellikle günlük limitlerin düşük kalması ve firma başına kullanımın 60 milyon lira ile sınırlı olması, ihtiyaç duyulan kredilere erişimi 5-6 aya kadar geciktirmekte, bu da sanayicileri çok daha yüksek maliyetli, banka ve banka dışı farklı kredi kaynaklarına yöneltmektedir. Bu nedenle, günlük limitlerin yükseltilmesi ihracatçılarımıza çok önemli bir destek sağlayacaktır. Ayrıca firmalar, faizini zaten peşin ödedikleri riskin yüzde 100 kadar fazlasına karşılık gelen bir teminat mektubu vermek zorunda kalıyor. Adeta boşluğa verilen bu teminat, hem teminat mektubu komisyon masrafının aşırı düzeyde artmasına hem de firmaların teminat limitlerinin yok yere azalmasına neden oluyor. Sonuç olarak Türk sanayisinin bugün ihtiyacı olan sadece daha uygun maliyetli kredi değil, bunun yanı sıra ve bundan daha önemli olarak, daha uzun vadeli sermaye, daha derin sermaye piyasaları, bankacılık sistemi ile entegre çalışan yeni nesil finansman araçlarıdır. Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşabilmek için sanayi, finans ve kamu politikalarının aynı stratejik vizyon etrafında buluşması da gerekmektedir."
25 Haziran 2026 02:01

Büyüme Üretimle Gelsin, Sanayi Nefessiz Kalmasın
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, üretim kapasitesi, rekabet gücü ve firmaların mali dayanıklılığının aynı anda baskı altında olduğunu belirterek, "Öncelik; finansman yükünü hafifleten, kârları güçlendiren ve üretim kapasitesini destekleyen sanayi ekosisteminin kurulması olmalı" dedi. "Sanayicilerimiz için çok özel bir kredi paketine ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz" diyen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan da, "Sanayicinin oksijeni finansmandır. Geldiğimiz noktada sanayicimizin ciddi ölçüde oksijensiz kaldığını görüyoruz. Sanayi kuruluşlarımız; yüksek finansman maliyetleri, krediye erişimde yaşanan güçlükler ve artan mali yükler karşısında adeta nefes almakta zorlanmaktadır. Sanayinin yeniden nefes almasını sağlayacak somut, etkili ve sonuç odaklı adımlara ihtiyaç duyuluyor" ifadelerini kullandı. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, reeskont kredilerinde limit, teminat ve peşin faiz uygulaması sorunlarının devam ettiğini belirterek, "Özellikle günlük limitlerin düşük kalması ve firma başına kullanımın 60 milyon TL ile sınırlı olması; ihtiyaç duyulan kredilere erişimi 5-6 aya kadar geciktiriyor" diye konuştu. Türkiye'nin bir "yaşayan sanayi envanterine" ihtiyaç duyduğunu kaydeden MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir, 18 OSB ile yapacakları çalışma sonucunda bir envanter çıkaracaklarını, bu sayede sanayideki atıl kapasiteyi tespit edeceklerini açıkladı.
25 Haziran 2026 00:00

Bu Ekonomik Program Miadını Doldurdu
Özdemir şu değerlendirmeyi yaptı: "Sıkı para politikasının süresini çoktan doldurduğunu düşünüyorum. Sorunlarımızı birebir sıkı para politikasıyla çözemeyeceğimizi gördük ve anladık. Paradigmanın değişmesi ve devlet tarafından bir çıkış stratejisinin oluşturulması lazım." Bunun için "Ulusal Sanayi Planlama Kurulu" oluşturulması önerisinde bulunan Özdemir, MÜSİAD'ın da bu konuda bir çalışma yaptığının bilgisini verdi. Özdemir, "Sıkı para politikasından seçici para politikasına geçiş raporu hazırlıyoruz. 18 büyük Organize Sanayi Bölgesi belirledik. Buralardan saha bilgisi toplayacağız. Bu raporla ilgili geniş katılımlı bir kurul oluşturduk. Buradaki şirketlerimiz üzerine anlamlı bir envanter çalışması yapacağız. Canlı envanter tarzı bir çalışmayla durumu rakamlara dökmeyi planlıyoruz. Atıl kapasiteyi ortaya çıkarmak için önemli bir veri seti oluşacağını düşünüyoruz. Bu sorunun üzerine gidemezsek, orta gelir tuzağından çıkışı hızlandıramayız. Ucuz kredi dağıtıp yeni atıl kapasitelerin ortaya çıkmasının önüne geçilmesi lazım. Çünkü daha önce verilen ucuz krediler iyi değerlendirilmediği için atıl kapasite oluşmasına neden oldu" dedi. Mevcuttaki sıkı para politikasından çıkışı; faizi düşürelim ucuz kredi verelim diye dikkate alırsak 2021'de yaşadıklarımızı tekrar yaşanmasının kaçınılmaz olduğunu anlatan Burhan Özdemir, şöyle devam etti: "Mevcut sıkı para politikasını bir çözüm olarak mı uygulayalım? Bu bir çözüm değil, ekonomik istikrarı sağlamak için uygulanan bir politika, ben bu süreyi çoktan doldurduğumuzu düşünüyorum şahsen. Evet o dalgalanmanın enflasyonun kontrol altına alınabilmesi, dövizde öyle veya böyle istikrarı sağlanabilmesi, ekonomik belirsizliklerin azalması için uygulandı sıkı para politikası. Üç aşağı beş yukarı mevcut sıkı para politikasının yapması gerekeni yaptığı ve bundan sonra bir paradigma değişikliğinin olması gerektiğini düşünüyorum." Yaptığı önerinin uygulanan sıkı para politikası başarısız olarak gördüğü anlamına gelmediğini belirten Özdemir, "Altını çiziyorum. Uygulanması gereken politika kesinlikle buydu. Jeopolotik dengeler, dünyadaki siyasi iklim değişikliği nedeniyle çokça akamete uğradığı, kasise girdiği, yolunu şaştığı dönemler olsa da bundan sonra bundan çıkışın tamamlanması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sanayicide ve piyasada faizlerin artık düşürülmesi gerektiği beklentisini sezinliyoruz. Seçici olmadan devletin yönlendirmesi olmadan yapılacak bir faiz düzenlemesinin ülkemizde geçmiş yıllarda oluşmuş âtıl kapasiteden daha derin izler bırakma riski görüyoruz" diye konuştu. Sanayi üretimini merkeze alan bir politika inşa etmemiz gerektiğinin altını çizen MÜSİAD Genel Başkanı Özdemir, "Aksi halde para politikalarıyla üzerinden hareketle hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyoruz. İçinde bulunduğumuz dünyada mevcut jeopolitik gelişmelere ve ülkemizin de sanayi alt yapısını dikkate alırsak bizim problemimizi tek başına mota mot para politikasının çözme ihtimali yok. Sıkı para politikası uygulama amacınız makro ekonomik istikrarı sağlamaktır. Bu bir araçtır, nihai hedef değildir. Ekonomiyi büyütmek için uygulanan bir program değildir" açıklamasını yaptı.
25 Haziran 2026 04:00

Sanayicilerden Kredi Çağrısı
"Sanayimiz adına önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum" diyen Bahçıvan, şu ifadeleri kullandı: "Sanayicilerimiz için çok özel bir kredi paketine ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz. Bu konuda gerekli adımların vakit kaybedilmeksizin atılmasını tüm sanayicilerimiz adına talep ediyoruz." Sanayinin yeniden nefes almasını sağlayacak somut, etkili ve sonuç odaklı adımlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Bahçıvan, şöyle devam etti: "Çünkü oksijensiz kalan bir insan nasıl yaşamını sürdüremezse, finansmana erişemeyen bir sanayinin de yatırım yapması, üretimini geliştirmesi, teknolojiye yönelmesi ve küresel rekabette güç kazanması imkânsız. Türk ihracatçısının en önemli destekçilerinden birisi Türk Eximbank'ın reeskont kredileri. Ancak bu kredilerde limit, teminat ve peşin faiz uygulaması gibi sorunlar devam etmekte. Özellikle günlük limitlerin düşük kalması ve firma başına kullanımın 60 milyon TL ile sınırlı olması; ihtiyaç duyulan kredilere erişimi 5-6 aya kadar geciktirmekte. Bu nedenle, günlük limitlerin yükseltilmesi ihracatçılarımıza çok önemli bir destek sağlayacaktır."
25 Haziran 2026 07:19