×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Mülkiyetten Mobiliteye! Sahip Olma Çağı Bitti Mi?

İyi bir iş bulacak, bir otomobil alacak, sonra da ev sahibi olacaktı. Otomobil artık birçok gencin hayal listesinin üst sıralarında yer almıyor. Aslında gençler otomobilden vazgeçmedi. Bir dönem otomobil özgürlüktü. Otomobil sadece bir ulaşım aracı değildi. Bugünün gençleri için otomobil çoğu zaman heyecan uyandıran bir hedef olmaktan çok hesap yapılması gereken bir gider kalemi olarak görülüyor. Üstelik büyük şehirlerde otomobil sahibi olmak her zaman konfor da sağlamıyor. Bir otomobil satın alıp yıl boyunca bakım masrafı ödemek yerine ihtiyaç anında hizmet almak daha cazip görülüyor. Gençlerin otomobil hayali kurmamasının tek sebebi değişen alışkanlıklar değil. Bu nedenle ortada otomobile karşı bir ilgisizlikten söz etmek doğru olmaz. Eskiden otomobil sahibi olmak başlı başına bir amaçtı. Dünün gençleri ilk otomobillerinin hayalini kuruyordu. Kullanım maliyetine, dijital özelliklerine, bağlantı teknolojilerine ve günlük hayatına ne kadar uyum sağladığına da bakıyor. Babalar otomobil sahibi olarak özgürleştiğine inanıyordu.

Köşe Yazarı

Kaynak: Yeni Akit

11 Haziran 2026 04:46

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Enflasyondan Daha Büyük Bir Tehlike Kapıda!

Esnaf maliyetlerden yakınıyor. Ancak rakamlar, Türkiye'nin uzun yıllardır alışık olduğu demografik avantajı kaybetmeye başladığını gösteriyor. Bir dönem Avrupa'nın yaşlanan nüfusuna karşı Türkiye'nin genç ve dinamik yapısı en büyük avantajlardan biri olarak gösteriliyordu. Çocuk sahibi olan ailelerin sayısı azalıyor. Birden fazla çocuk sahibi olmak ise her geçen yıl daha zor bir karar haline geliyor. 2025 yılı sonunda Türkiye'nin nüfusu 86 milyon 92 bin kişiye ulaşmış olsa da yıllık nüfus artışı yalnızca 427 bin kişi seviyesinde kaldı. 2025 yılında canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374'e gerileyerek ilk kez 900 binin altına düştü. Oysa 2016 yılında bu sayı 1 milyon 316 bin seviyesindeydi. Bir kadının yaşamı boyunca sahip olması beklenen ortalama çocuk sayısını gösteren doğurganlık hızı ise 2001 yılında 2,38 iken 2025 yılında 1,42'ye kadar geriledi. Nüfusun kendini yenileyebilmesi için gereken kritik eşik 2,10 olarak kabul edilirken Türkiye artık uzun süredir bu eşiğin altında bulunuyor. Bu veriler Türkiye'nin sadece daha az çocuk sahibi olan değil, aynı zamanda giderek yaşlanan bir ülke haline geldiğini gösteriyor. Konut maliyetleri ortada. Çalışacak insan lazım. Vergi ödeyecek insan lazım. Bugün birçok sektör ara eleman bulamamaktan yakınıyor. Türkiye'nin nüfus meselesi ikinci gruba giriyor.

18 Haziran 2026 02:38

Köşe Yazarı

Ekonominin Beklediği Çıkış Kapısı! Gözler Enflasyonda, Akıllar Yatırımda!

ONUR YILMAZ Türkiye ekonomisi 2023 yılı ortasından bu yana enflasyonla mücadele ekseninde şekilleniyor. Son dönemde birçok sektör temsilcisiyle yapılan görüşmelerde benzer değerlendirmeler öne çıkıyor. İhracatçı yeni pazarlara açılmak istiyor. Üretim kapasitesi, istihdam, ihracat performansı ve yatırım iştahı da en az fiyat istikrarı kadar önemli başlıklar arasında yer alıyor. Türkiye'nin son 20 yılda elde ettiği büyüme performansına bakıldığında üretim ve yatırım dinamiklerinin belirleyici rol oynadığı açık şekilde görülüyor. Pazartesi günü açıklanan 2026 yılının ilk çeyrek büyüme verileri de bu tabloyu tamamlayan önemli göstergelerden biri oldu. Türkiye ekonomisi yüzde 2.5 büyüyerek 23 çeyrektir devam eden kesintisiz büyüme performansını korurken, yıllıklandırılmış milli gelir de 1 trilyon 639 milyar dolarla tarihi zirvesine ulaştı. Bu veriler, enflasyonla mücadele süreci devam ederken üretim kapasitesinin, yatırım eğiliminin ve ekonomik dayanıklılığın hâlâ büyümenin temel taşı olmaya devam ettiğini gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki aylarda ekonomide kurulacak denge büyük önem taşıyor. Bir tarafta enflasyonla mücadele kararlılığı bulunuyor. Bugün piyasalarda en çok sorulan sorulardan biri yüksek faiz döneminin ne zaman sona ereceği. Daha güçlü bir öngörülebilirlik, daha sağlam bir yatırım iklimi ve daha yüksek bir üretim kapasitesi.

04 Haziran 2026 02:18

Köşe Yazarı

Otomotivde Üretim Yapısı Değişirken İhracat Geliri Nasıl Artıyor?

Türkiye otomotiv sanayisi 2026 yılının ilk dört ayında yine tanıdık ama bu kez daha keskin bir tablo ortaya koydu. Otomotiv Sanayii Derneği verilerine göre ocak-nisan döneminde toplam üretim geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3 gerileyerek 448 bin 428 adet seviyesinde gerçekleşti. Otomobil üretimi yüzde 15 gibi sert bir düşüşle 250 bin 276 adede kadar gerilerken, tabloyu dengeleyen unsur ticari araçlar oldu. Hafif ve ağır ticari araçlarda yüzde 17 ila 20 bandında artışlar kaydedildi. Adet bazında ihracat yüzde 9 gerileyerek 300 bin 718 adet seviyesine inmiş durumda. Buna karşın ihracat geliri aynı dönemde yüzde 9 artarak 13.8 milyar dolara yükselmiş durumda. Özellikle otomobil üretimindeki yüzde 15'lik düşüş, sektörün en kırılgan alanını gösteriyor. Buna karşılık ticari araçlarda yaşanan çift haneli artış, Türkiye'nin Avrupa lojistik zincirindeki rolünü koruduğunu hatta bazı alanlarda güçlendirdiğini ortaya koyuyor. İlk dört ayda toplam pazar yüzde 3 daralmış durumda. Türkiye otomotiv sanayisi küçülmüyor, yeniden şekilleniyor. Avrupa'da üretim baskısı, Çin'in agresif kapasite artışı ve elektrikli araç rekabeti, Türkiye gibi üretim üslerini daha stratejik bir noktaya taşıyor.

28 Mayıs 2026 02:43

Köşe Yazarı

Artık Güçlü Olan Değil, Teknoloji Üreten Kazanıyor! Yeni Dünyanın Petrolü Veri!

Ancak bu defa cephede tanklar değil veri merkezleri, savaş uçakları değil yapay zekâ sistemleri var. Türkiye'de de yapay zekâ ve veri merkezi yatırımları son iki yılda belirgin biçimde hızlandı. Özellikle bulut bilişim, veri egemenliği ve üretken yapay zekâ alanındaki büyüme hem yerli operatörleri hem de küresel teknoloji şirketlerini Türkiye pazarına yöneltti. Son dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Turkcell ile Google Cloud arasında gündeme gelen hiper ölçekli veri merkezi yatırımı oldu. Açıklanan plana göre Google Cloud'un Türkiye'de yeni bir "cloud region" kurması hedefleniyor. Toplam yatırım büyüklüğünün yaklaşık 3 milyar dolara ulaşacağı ifade edilirken, bunun 2 milyar dolarlık bölümünü Google Cloud'un, 1 milyar dolarlık kısmını ise Turkcell'in üstleneceği belirtiliyor. Üstelik mesele yalnızca veri depolama değil. Yapay zekâ servislerinden büyük veri analitiğine, siber güvenlikten kamu verilerinin Türkiye sınırları içinde tutulmasına kadar geniş bir alanı kapsayan stratejik bir adım söz konusu. Türkiye'nin Google Cloud'un küresel ağındaki yeni bölgelerden biri haline gelmesi; finans, e-ticaret, savunma sanayii ve kamu sektöründe yapay zekâ tabanlı uygulamaların önünü açacak. Yapay zekâ destekli sistemler, veri analizi ve otonom teknolojiler yeni dönemin en kritik alanları arasında yer alıyor. Veri merkezi yatırımlarındaki büyüme de bu dönüşümün en güçlü göstergelerinden biri. Küresel veri merkezi pazarı ise 2025 yılında 386,71 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. 2026'daki 430,18 milyar dolardan 2035 yılına kadar yaklaşık 1.103,70 milyar dolara yükseleceği, 2026-2035 yılları arasında yıllık bileşik büyüme oranının (CAGR) yüzde 11,06 olacağı öngörülüyor.

21 Mayıs 2026 03:29

Köşe Yazarı

Türkiye'nin Üretim Üssü İddiası Ve Çinli Markalarla Yeni Otomotiv Dengesi!

Bu dönüşüm yalnızca ürün teknolojisini değil, aynı zamanda üretim zincirlerini, tedarik ilişkilerini ve sanayi politikalarını da köklü biçimde yeniden şekillendiriyor. Elektrikli araç pazarında Çinli üreticilerin yükselişi dikkat çekici bir seviyeye ulaşmış durumda. Avrupa'da üretim üssü kurma eğilimleri, küresel otomotiv haritasını yeniden şekillendirirken rekabeti yalnızca fiyat üzerinden değil, yazılım, batarya verimliliği ve tedarik güvenliği eksenine taşıyor. Türkiye otomotiv sanayisi ise uzun yıllardır Avrupa ile entegre yapısı sayesinde önemli bir üretim merkezi konumunu sürdürüyor. Gümrük Birliği avantajı, lojistik üstünlüğü ve nitelikli iş gücü Türkiye'yi ihracat odaklı üretim için cazip kılıyor. Son dönemde Türkiye'de Çinli markalarla artan iş birlikleri bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. Chery'nin üretim ve satış ağını genişletme planları, Türkiye'de otomotiv ekosistemine yeni bir ivme kazandırıyor. SAIC Motor'un Türkiye pazarında üretim ve yatırım seçeneklerini değerlendirmesi de sektör tarafından yakından takip ediliyor. Söz konusu iş birlikleri Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye'nin bu süreçte denge politikası izlemesi ve yerli kabiliyetleri güçlendirmesi kritik önem taşıyor. Çinli markalarla kurulan iş birlikleri doğru yönetildiği takdirde Türkiye'yi yalnızca bir üretim üssü olmaktan çıkarıp bölgesel bir teknoloji merkezine dönüştürebilir.

14 Mayıs 2026 02:51

Köşe Yazarı

Daralma Değil, Yön Değişimi! Otomotivde Fren Bireyselde, Gaz Ticaride!

Ama detaylara girince Türkiye otomotiv pazarında sessiz ama güçlü bir yön değişimi hissediliyor. Nisan ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1 daralarak, 104 bin 298 adet oldu. Aynı ayda otomobil satışları yüzde 6.12 düşerek 80 bin 182 adede gerilerken, hafif ticari araç satışları yüzde 20.94 artışla 24 bin 116 adede çıktı. Ocak-Nisan dönemine baktığımızda benzer bir eğilim devam ediyor. Toplam pazar yüzde 3.13 daralarak, 369 bin 696 adet seviyesinde. Otomobil satışları yüzde 5.93 düşüşle 290 bin 870 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 8.83 artarak 78 bin 826 adede ulaşıyor. Çünkü otomobil artık sadece bir ulaşım aracı değil. 2026 Nisan ayı satışları, 10 yıllık ortalamaların oldukça üzerinde. Toplam pazar ortalamaya göre yüzde 51.2 daha yüksek. Otomobilde bu oran yüzde 47.6, hafif ticari araçta ise yüzde 64.3 seviyesinde. Gövde tipine bakıldığında SUV modeller yüzde 20 pay ve 58 bin 32 adetle öne çıkıyor. Sedanlar yüzde 15.7 pay ve 45 bin 669 adetle onu takip ediyor. Benzinli araçlar yüzde 42.2 payla hâlâ ilk sırada. Ancak hibrit araçlar yüzde 32.5 gibi güçlü bir oranla ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Dizel motorların payı yüzde 6'ya kadar gerilemiş durumda. Eskiden otomobil almak bir ihtiyaç refleksiydi.

07 Mayıs 2026 02:54

Köşe Yazarı

Piyasanın Yeni Dili! Talep Soğurken Bayiler Isınıyor!

Piyasanın yeni dili! Son haftalarda otomobil bayilerinin vitrinine bakan herkes aynı manzarayla karşılaşıyor. Faizsiz kredi imkânları, takas destekleri, peşin alımlara özel indirimler... Bayilerde art arda açıklanan kampanyalar ilk bakışta tüketici lehine bir gelişme gibi okunabilir. Ancak piyasanın doğası gereği satıcının bu kadar istekli olduğu bir ortamda biraz daha dikkatli olmak gerekiyor. Bu da ilk bakışta avantajlı görünen teklifin toplam maliyet içinde beklenenden farklı bir tablo ortaya koymasına neden olabiliyor. Takas destekleri de benzer bir hikâye anlatıyor. Elindeki aracı verip yenisini almak isteyen tüketiciye sunulan bu imkân piyasanın canlı kalması açısından önemli. Ancak bu süreçte en önemli unsur tüketicinin kendi ihtiyacını ve bütçesini net biçimde ortaya koyabilmesidir. Bugünün kampanya bolluğu bir yönüyle fırsat kapısı aralarken diğer yönüyle piyasanın kırılganlığını da gözler önüne seriyor. Bu izleri doğru okumak sadece bugünü değil, yarını da anlamak açısından belirleyici olacaktır.

30 Nisan 2026 02:53

Köşe Yazarı

Sessizlik Yanıltmasın! Eski Dünyanın Kurallarıyla Yeni Araç Kullanılmaz!

Elektrikli otomobiller bir dönem sessiz devrim gibi hayatımıza girdi. Daha birkaç yıl önce nadir görülen elektrikli otomobiller artık trafikte sıradanlaşmaya başladı. Elektrikli otomobilin sunduğu avantajları inkâr etmek mümkün değil. Evet, elektrikli otomobillerin ilk satın alma maliyeti hâlâ yüksek. Aslında asıl mesele, elektrikli otomobili eski alışkanlıklarla değerlendirme eğiliminde yatıyor. Elektrikli otomobil, sadece yakıt türü değişmiş bir araç değil. Aynı zamanda kullanım biçimini, maliyet algısını ve sürüş deneyimini baştan tanımlayan bir paradigma değişimi. Enerji fiyatları, vergi politikaları ve döviz kuru gibi değişkenler, her otomobil türünde olduğu gibi elektrikli araçlarda da belirleyici rol oynuyor. Elektrikli otomobil, bu değişkenlere rağmen kullanıcıya daha kontrollü bir maliyet yapısı sunma potansiyeline sahip. Bugün geldiğimiz noktada elektrikli otomobiller ne bir mucize ne de bir hayal kırıklığı. Elektrikli otomobil tam da bu noktada, sadece bir ulaşım aracı olmanın ötesine geçiyor. Bir tercih değil, bir yön tayini haline geliyor.

23 Nisan 2026 06:45

Köşe Yazarı

Beton Ormanda Kaybolan Direksiyon! Park Yeri Kadar Özgürüz!

Büyük şehirlerde yaşayan milyonlarca insan için araç kullanmakla araç park etmek arasında tuhaf bir yarış başladı. Sabah işe gittiğinde aracını bırakan bir vatandaş, akşam geri döndüğünde hiç hesapta olmayan bir ödeme ile karşılaşıyor. Bugün birçok noktada saatlik otopark ücretleri 200 lirayı aşmış durumda. Gün boyu aracını bırakan bir kişinin cebinden çıkan rakam 500-600 lirayı bulabiliyor. Şehrin merkezi ve yoğun bölgelerinde fiyatlar daha da yukarı çıkarken, nispeten kenar semtlerde bile artık "uygun" sayılabilecek rakamlar geçmişte kaldı. Eskiden "ara sokakta bir yer bulurum" diye düşünülen mahallelerde bile artık park yeri bulmak neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. İnsanlar artık bir yere giderken "oraya nasıl giderim" diye değil, "arabayı nereye bırakırım" diye düşünmeye başladı. Aynı sokakta, benzer koşullarda hizmet veren otoparklar arasında bile ciddi farklar oluşmuş durumda. Bir yerde saatlik ücret 100-150 lira bandındayken, birkaç sokak ötede bu rakam 200-250 liraya kadar çıkabiliyor. Üstelik burada da fiyatlar AVM'den AVM'ye değişiyor. Bugün bir AVM'de bir iki saatlik park için 150-200 lira öderken, başka bir AVM'de bu rakamın daha yukarı çıktığı görülebiliyor. Kısa süreli parklarda saatlik ücretler 250 liraya yaklaşırken, birkaç saatlik beklemelerde ödenen tutar 450 lirayı aşabiliyor. Günlük bırakmalarda ise rakamlar 600-700 lira bandına kadar çıkmış durumda.

16 Nisan 2026 02:04

Köşe Yazarı

Türkiye Otomotivde Rekor Peşinde Ama İçeride Alıcı Yok!

Otomotiv sektörü yıllardır bu ülkenin en sessiz ama en güçlü hikâyelerinden birini yazıyor. Bugün gelinen noktada Türkiye, otomotiv üretiminde tartışmasız bir güç. 2026 yılı için açıklanan 43 milyar dolarlık ihracat hedefi, bu gücün dışa yansıyan en net ifadesi. Veriler de bunu açıkça ortaya koyuyor. 2025 yılında Türkiye'den ihraç edilen toplam binek otomobil sayısı 599 bin 687 adet olarak gerçekleşmişti. Söz konusu yılın ilk çeyreğinde ise 146 bin 994 adet binek otomobil ihracatı yapılmıştı. 2026'nın ilk çeyreği için ise elimizdeki net veri ocak ve şubat aylarını kapsıyor ve bu dönemde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23 gerileyerek 72 bin 150 adet binek otomobil ihraç edildi. Mart ayı verileri Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) tarafından 10 Nisan Cuma günü detaylandırıldığında ilk çeyreğin toplam sayısı netleşecek. Bu veriler, üretim bandının güçlü seyrini ve ihracata odaklı artışı açık biçimde ortaya koyuyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği'nin (ODMD) yılın ilk çeyreği özelinde açıkladığı otomobil ve hafif ticari araç satışlarına da bir göz atalım. Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç satışları, ilk çeyrekte 2025'in aynı dönemine göre yüzde 3.94 azalarak 265 bin 398 oldu. Otomobil satışları ocak-mart döneminde yıllık bazda yüzde 5.86 azalarak, 210 bin 688, hafif ticari araç satışları ise yüzde 4.23 artarak, 54 bin 710 oldu. Aynı kalite, aynı platform, aynı teknoloji. Otomobil, bu ülkenin insanı için uzun yıllar boyunca ulaşılabilir bir hedefti.

09 Nisan 2026 03:09

Köşe Yazarı

Enflasyonun Yol Ayrımı! Mart Rakamlarıyla Ekonomi Gündemi Yeniden Şekillenecek!

Türkiye'nin en yakından izlenen ekonomi göstergesi bu haftanın en önemli gündemi. Türkiye İstatistik Kurumu'nun 3 Nisan Cuma sabahı açıklayacağı mart ayı TÜFE verileri, aylık bazda enflasyonun yönünü yeniden gösterecek. Ekonomistlerin katıldığı anketlere göre martta TÜFE'nin aylık yaklaşık yüzde 2.40 artması bekleniyor. Yıllık enflasyonun sınırlı bir gerilemeyle yıllık yüzde 31,46 civarına inebileceği tahmin ediliyor. Ekonomistlerin yıl sonu enflasyon tahmini ortalama olarak yüzde 25.91 seviyesinde yer alıyor. Şubat ayında TÜFE aylık bazda yaklaşık yüzde 2.96 artmıştı. Türkiye'nin ekonomik gündemi sadece mart enflasyonuyla sınırlı değil. Ancak mart verisi bu yılın ilk çeyreğinin en önemli göstergesi. Temmuz maaş zamları, kiralar, tüketici güveni, yatırım kararları ve kur beklentileri bu veriye göre şekillenecek. Orta vadede enflasyon eğilimleri Merkez Bankası'nın para politikası kararlarını etkileyecek ve piyasaların bu kararlara uyum süreci belirleyici olacak. Mart ayı enflasyon verileri sadece bir sayı değil, Türkiye ekonomisinin yakın dönem performansının bir fotoğrafı.

02 Nisan 2026 02:41

Köşe Yazarı

Direksiyonda Sürücü Değil, Enerji Krizi Var!

Petrolün kokusu hâlâ aynı. Kontağı çeviren herkes, yalnızca gideceği yolu değil, cebinden çıkacak parayı ve dünyanın nereye savrulduğunu da hesaplamak zorunda kalıyor. Çünkü enerji meselesi çoktan bireysel bir harcama kaleminden çıkıp küresel bir denkleme dönüştü. 2023'ün sonundan itibaren Orta Doğu'da yükselen gerilim, 2024 boyunca genişleyerek farklı coğrafyalara yayıldı. 2025 yılı ise bu gerilimin geçici bir kriz olmadığını, kalıcı bir risk haline geldiğini gösterdi. Küresel piyasalarda yaşanan her dalgalanma, kısa süre içinde Türkiye'de pompa fiyatlarına yansıyor. İnsanlar araçlarına binmeden önce hesap yapmak zorunda kalıyor. Elektrik de artık ucuz ve sabit bir kaynak değil. Enerji maliyetleri arttıkça, bu artış doğrudan elektrik fiyatlarına da yansıyor. Evde uygun şartlarda şarj edebilen bir kullanıcı ile hızlı şarj istasyonlarına bağımlı olan bir sürücünün maliyeti aynı olmuyor. Enerji dünyası artık net değil. Direksiyon başındaki vatandaş ise iki farklı belirsizlik arasında seçim yapıyor. Çünkü sürücü artık sadece gaz pedalına değil, küresel gelişmelere de basmak zorunda kalıyor.

26 Mart 2026 04:58

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha