
Kıbrıs'ın Türkiye ve Türk milleti açısından taşıdığı stratejik ve millî öneme dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." Kıbrıs Türklerinin Ada'nın asli sahibi olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türk varlığının 1571'de Mağusa'nın fethiyle Ada'da kök saldığını belirtti. Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu'na tepki gösteren Bahçeli, raporun Avrupa'nın Kıbrıs meselesindeki taraflı tutumunu ve Rum-Yunan tezlerinin etkisi altında olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Raporda Kıbrıs Türk halkının egemen bir halk olarak değil, Ada'nın "meşru bir topluluğu" şeklinde tanımlandığını ve tüketilmiş federasyon modelinin tek çözüm seçeneği olarak dayatıldığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir! Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir." Bahçeli, Kıbrıs Türklerine azınlık statüsü biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği ilişkilerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmelerinin "siyaseten sakat ve yoklukla malul" olduğunu ifade etti. Kıbrıs Türklerinin müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet edemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır." Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayarak, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri andı.
Kaynak: Yeni Asır, İHA
19 Temmuz 2026 15:10
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Bahçeli'den Kıbrıs Mesajı: Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün Öz Yurdudur Ve İlelebet Türk Kalacaktır
"Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade Brüksel'de değildir." diyen Bahçeli, bu iradenin Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye Cumhuriyeti'ne ait olduğunu ifade etti. "KIBRIS TÜRK'TÜR VE İLELEBET TÜRK KALACAKTIR" Mesajının sonunda Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitleri ve gazileri rahmet ve minnetle andı. Mesajını ise, "Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır." sözleriyle tamamladı. "Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde; Akdeniz'in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle; kahraman gazilerimizi şükran ve hürmetle anıyorum. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş; miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür. Aziz Türk milleti, Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kanını yerde koymayacağını, sancağını sahipsiz bırakmayacağını, istikbalini Rum-Yunan zulüm cephesinin insafına terk etmeyeceğini; karşısındaki ittifakın genişliği, tehdidin büyüklüğü ve diplomatik baskıların ağırlığı ne olursa olsun tarihi ve milli sorumluluklarından geri adım atmayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz. Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Bu tarihî hakikat; asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen; şehadet mertebesine ve Resûl-i Ekrem'in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır. Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkünün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda; köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada'da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır. Böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı; dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada'da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargâhı olmuştur. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerince icra edilen Kıbrıs Barış Harekâtı; Kıbrıs Türkünü imhaya, Ada'yı ilhaka, Türk varlığını inkâra ve Rum-Yunan tahakkümünü ihyaya yönelen istilacı zihniyete karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Lefkoşa'nın kalbine indirdiği çelikten bir yumruktur. Türkiye'nin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri uyarınca gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı'nın yalnız Kıbrıs Türküne değil, Ada'nın tamamına barış ve istikrar getirdiği gerçeği; Rum-Yunan zihniyetiyle onların hamileri açısından hazmı ne kadar güç olursa olsun, yarım asrı aşan sükunetin su götürmez gerçeğidir. Bugün Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974'te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; Harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığızulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir. Türk askerinin Ada'daki mevcudiyeti; yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz'deki barış ikliminin yegâne sigortasıdır. Kıbrıs; şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz'deki milli varlığımızın kalesidir. Ada'da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine "siyasi alan açması" çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir! Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir. Kıbrıs Türküne azınlık gömleği biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür. Yıllardır farklı isim ve ambalajlarla tedavüle sokulan, fakat özünde Kıbrıs Türkü'nü Rum idaresine tabi bir unsur haline getirmeyi amaçlayan federasyon düşleri bayatlamıştır. Kıbrıs Türklüğünün müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet etmesi mümkün değildir. Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum. Tarihi Harekât kararını cesaret ve kararlılıkla alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı rahmet ve minnetle anıyor; bu kararı eşsiz bir kahramanlık ve vatan sevgisiyle sahada zafere taşıyan şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimize şükranlarımı sunuyorum. Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır!"
19 Temmuz 2026 15:12

Bahçeli'den Ab'ye Kktc Tepkisi: İkiyüzlülükleri Bir Kez Daha Gözler Önüne Serildi
Kıbrıs Barış Harekatı'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin gücünü ve Türk milletinin kararlılığını dünyaya gösterdiği tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde; Akdeniz'in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle; kahraman gazilerimizi şükran ve hürmetle anıyorum. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş; miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür." Türk milletinin Kıbrıs Türklerinin kanını yerde bırakmayacağını ve geleceğini Rum-Yunan yönetiminin insafına terk etmeyeceğini bütün dünyaya gösterdiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin tarihi ve milli sorumluluklarından vazgeçmeyeceğini bildirdi. Kıbrıs Türklerinin güvenliği ile Türkiye'nin güvenliğinin, KKTC'nin egemenliği ile Türk milletinin Akdeniz'deki itibarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu: "Aziz Türk milleti, Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kanını yerde koymayacağını, sancağını sahipsiz bırakmayacağını, istikbalini Rum-Yunan zulüm cephesinin insafına terk etmeyeceğini; karşısındaki ittifakın genişliği, tehdidin büyüklüğü ve diplomatik baskıların ağırlığı ne olursa olsun tarihi ve milli sorumluluklarından geri adım atmayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz. Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır." Bahçeli, Kıbrıs Türklerinin tarih boyunca saldırılar, kuşatmalar ve ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını, buna rağmen vatan ve bayrak mücadelesinden vazgeçmediğini belirtti. Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanların harekat öncesinde Kıbrıs Türklerine uygulanan saldırıları görmezden geldiğini savunan Bahçeli, şöyle devam etti: "Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerince icra edilen Kıbrıs Barış Harekâtı; Kıbrıs Türkünü imhaya, Ada'yı ilhaka, Türk varlığını inkâra ve Rum-Yunan tahakkümünü ihyaya yönelen istilacı zihniyete karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Lefkoşa'nın kalbine indirdiği çelikten bir yumruktur. Türkiye'nin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri uyarınca gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı'nın yalnız Kıbrıs Türküne değil, Ada'nın tamamına barış ve istikrar getirdiği gerçeği; Rum-Yunan zihniyetiyle onların hamileri açısından hazmı ne kadar güç olursa olsun, yarım asrı aşan sükunetin su götürmez gerçeğidir. Bugün Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974'te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; Harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığı zulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir. Türk askerinin Ada'daki mevcudiyeti; yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz'deki barış ikliminin yegâne sigortasıdır. Kıbrıs; şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz'deki milli varlığımızın kalesidir." Kıbrıs'ta iki eşit millet ve egemen iki devlet bulunduğunu belirten Bahçeli, Avrupa Parlamentosunun 17 Haziran 2026'da kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu'nu eleştirdi. Kıbrıs Türklerinin geleceğini belirleme yetkisinin Avrupa Birliği kurumlarında olmadığını belirten Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti: "Ada'da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine "siyasi alan açması" çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir! Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir." Bahçeli, Avrupa Parlamentosunun Kıbrıs Türklerini azınlık olarak değerlendiren ve Türkiye'nin Ada'daki varlığını hedef alan yaklaşımını kabul etmediklerini bildirdi. Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "Kıbrıs Türküne azınlık gömleği biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür. Yıllardır farklı isim ve ambalajlarla tedavüle sokulan, fakat özünde Kıbrıs Türkü'nü Rum idaresine tabi bir unsur haline getirmeyi amaçlayan federasyon düşleri bayatlamıştır. Kıbrıs Türklüğünün müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet etmesi mümkün değildir. Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır." Bahçeli, açıklamasının sonunda Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutladı. Türk Silahlı Kuvvetlerine şükranlarını sunan Bahçeli, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: "Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum. Tarihi Harekât kararını cesaret ve kararlılıkla alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı rahmet ve minnetle anıyor; bu kararı eşsiz bir kahramanlık ve vatan sevgisiyle sahada zafere taşıyan şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimize şükranlarımı sunuyorum. Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır!"
19 Temmuz 2026 15:30

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. Yıl Dönümü... Devlet Bahçeli'den Kktc İçin Avrupa Parlamentosu'na Tepki
Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde; Akdeniz'in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle; kahraman gazilerimizi şükran ve hürmetle anıyorum. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş; miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür. Aziz Türk milleti, Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kanını yerde koymayacağını, sancağını sahipsiz bırakmayacağını, istikbalini Rum-Yunan zulüm cephesinin insafına terk etmeyeceğini; karşısındaki ittifakın genişliği, tehdidin büyüklüğü ve diplomatik baskıların ağırlığı ne olursa olsun tarihi ve milli sorumluluklarından geri adım atmayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz. Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Bu tarihî hakikat; asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen; şehadet mertebesine ve Resûl-i Ekrem'in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır. Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkünün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda; köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada'da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır. Böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı; dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada'da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargâhı olmuştur. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerince icra edilen Kıbrıs Barış Harekatı; Kıbrıs Türkünü imhaya, Ada'yı ilhaka, Türk varlığını inkâra ve Rum-Yunan tahakkümünü ihyaya yönelen istilacı zihniyete karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Lefkoşa'nın kalbine indirdiği çelikten bir yumruktur. Türkiye'nin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri uyarınca gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı'nın yalnız Kıbrıs Türküne değil, Ada'nın tamamına barış ve istikrar getirdiği gerçeği; Rum-Yunan zihniyetiyle onların hamileri açısından hazmı ne kadar güç olursa olsun, yarım asrı aşan sükunetin su götürmez gerçeğidir. Bugün Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974'te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; Harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığızulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir. Türk askerinin Ada'daki mevcudiyeti; yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz'deki barış ikliminin yegane sigortasıdır. Kıbrıs; şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz'deki milli varlığımızın kalesidir. Ada'da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın 'meşru bir topluluğu' olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine'siyasi alan açması' çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir. Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir. Kıbrıs Türküne azınlık gömleği biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür. Yıllardır farklı isim ve ambalajlarla tedavüle sokulan, fakat özünde Kıbrıs Türkü'nü Rum idaresine tabi bir unsur haline getirmeyi amaçlayan federasyon düşleri bayatlamıştır. Kıbrıs Türklüğünün müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet etmesi mümkün değildir. Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum. Tarihi Harekât kararını cesaret ve kararlılıkla alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı rahmet ve minnetle anıyor; bu kararı eşsiz bir kahramanlık ve vatan sevgisiyle sahada zafere taşıyan şanlı Türk Silahlı Kuvvetlerimize şükranlarımı sunuyorum. Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır."
19 Temmuz 2026 16:47

Mhp Lideri Bahçeli'den Kıbrıs Çıkışı: Türk'ün Öz Yurdudur Ve İlelebet Türk Kalacaktır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, Ada'da iki eşit millet ve iki egemen devlet bulunduğunu belirterek, "Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır" dedi. Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporuna tepki göstererek Kıbrıs Türkü'ne azınlık statüsü dayatılamayacağını söyledi. Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde; Akdeniz'in bağrına Türk milletinin irade mührünü vuran aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle; kahraman gazilerimizi şükran ve hürmetle anıyorum. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş; miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür. 'GERİ ADIM ATMAYACAĞINI BÜTÜN DÜNYAYA GÖSTERMİŞTİR' Aziz Türk milleti, Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kanını yerde koymayacağını, sancağını sahipsiz bırakmayacağını, istikbalini Rum-Yunan zulüm cephesinin insafına terk etmeyeceğini; karşısındaki ittifakın genişliği, tehdidin büyüklüğü ve diplomatik baskıların ağırlığı ne olursa olsun tarihi ve milli sorumluluklarından geri adım atmayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz. Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Bu tarihî hakikat; asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen; şehadet mertebesine ve Resûl-i Ekrem'in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır. Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkünün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda; köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada'da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır. Böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı; dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada'da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargâhı olmuştur. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerince icra edilen Kıbrıs Barış Harekâtı; Kıbrıs Türkünü imhaya, Ada'yı ilhaka, Türk varlığını inkâra ve Rum-Yunan tahakkümünü ihyaya yönelen istilacı zihniyete karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Lefkoşa'nın kalbine indirdiği çelikten bir yumruktur. 'RUM-YUNAN ZULMÜ HASIRALTI EDİLİYOR' Türkiye'nin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan hak ve yükümlülükleri uyarınca gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı'nın yalnız Kıbrıs Türküne değil, Ada'nın tamamına barış ve istikrar getirdiği gerçeği; Rum-Yunan zihniyetiyle onların hamileri açısından hazmı ne kadar güç olursa olsun, yarım asrı aşan sükunetin su götürmez gerçeğidir. Bugün Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974'te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; Harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığı zulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir. Türk askerinin Ada'daki mevcudiyeti; yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz'deki barış ikliminin yegâne sigortasıdır. Kıbrıs; şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz'deki milli varlığımızın kalesidir. Ada'da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine "siyasi alan açması" çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır!
19 Temmuz 2026 14:30

Mhp Genel Başkanı Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. Yıl Dönümüne İlişkin Açıklama:
20 Temmuz 1974'ün Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safha olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş, miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür. Aziz Türk milleti, Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kanını yerde koymayacağını, sancağını sahipsiz bırakmayacağını, istikbalini Rum-Yunan zulüm cephesinin insafına terk etmeyeceğini, karşısındaki ittifakın genişliği, tehdidin büyüklüğü ve diplomatik baskıların ağırlığı ne olursa olsun tarihi ve milli sorumluluklarından geri adım atmayacağını bütün dünyaya göstermiştir." - "Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir" Devlet Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığın devamlılığı olduğunu vurguladı. Bugün Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanların, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanların ve 20 Temmuz 1974'te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanların, Harekattan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığı zulmü bilinçli olarak hasıraltı ettiğine işaret eden Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Türk askerinin Ada'daki mevcudiyeti, yeni saldırıların önünü kesen caydırıcılığın, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğinin ve Doğu Akdeniz'deki barış ikliminin yegane sigortasıdır. Kıbrıs, şehit emanetidir, mücahit mirasıdır, Türk milletinin namus meselesidir, Akdeniz'deki milli varlığımızın kalesidir. Ada'da iki eşit millet ve egemen iki devlet vardır. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın 'meşru bir topluluğu' olarak tanımlayan bu rapor, Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine'siyasi alan açması' çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir. Bu irade, Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir." - "Kıbrıs Türk'tür ve ilelebet Türk kalacaktır" Bahçeli, "Kıbrıs Türkü'ne azınlık gömleği biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin, Türk Devletleri Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosunun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür." ifadelerini kullanarak, yıllardır farklı isim ve ambalajlarla tedavüle sokulan fakat özünde Kıbrıs Türkü'nü Rum idaresine tabi bir unsur haline getirmeyi amaçlayan federasyonun düşlerinin bayatladığını vurguladı.
19 Temmuz 2026 15:24

Bahçeli: Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün Öz Yurdudur
Bahçeli, "Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir. Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır" dedi Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs meselesine ilişkin yaklaşımına tepki göstererek, "Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir. Bu irade; şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir" dedi. Kıbrıs'ın Türkiye ve Türk milleti açısından taşıdığı stratejik ve millî öneme dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." Kıbrıs Türklerinin Ada'nın asli sahibi olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türk varlığının 1571'de Mağusa'nın fethiyle Ada'da kök saldığını belirtti. Raporda Kıbrıs Türk halkının egemen bir halk olarak değil, Ada'nın "meşru bir topluluğu" şeklinde tanımlandığını ve tüketilmiş federasyon modelinin tek çözüm seçeneği olarak dayatıldığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir! Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir." Bahçeli, Kıbrıs Türklerine azınlık statüsü biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği ilişkilerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmelerinin "siyaseten sakat ve yoklukla malul" olduğunu ifade etti. Kıbrıs Türklerinin müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet edemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır." Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayarak, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri andı.
19 Temmuz 2026 14:51

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman'dan Net Kktc Mesajı: 'Türkiye Oldubittiye İzin Vermez'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne (KKTC) gitti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk Milleti'nin Kıbrıs davasına verdiği önemi biliyoruz. Kıbrıs meselesi siyaset üstü bir meseledir. Kıbrıs meselesi bir partinin meselesi değildir. Kıbrıs meselesi Türk Milleti'nin 86 milyonun meselesidir. Ve dolayısıyla da bugün tekrar 1974 Barış Harekatı'nın yıl dönümü vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeyiz, Lefkoşa'dayız. * Bir taraftan Avrupa Birliği'nin Güney Kıbrıs Rum tarafına şımarık çocuk gibi davranması, öbür taraftan Avrupa Devletleri'nin Yunanistan'ı ve Güney Kıbrıs Rum yönetimini destekleyen tavırları Türk milleti tarafından not edilmektedir. * Dolayısıyla burada ben AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olarak ve Kıbrıs Dostluk Heyeti'nde bulunan bir parlamenter olarak ve bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bu meseledeki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin duruşu nettir. * Avrupa Birliği'nde bir Yunanlı parlamenterin 1974 Mutlu Barış Harekatı'nda Türk askerini suçlayan iddiaları yok hükmündedir. Ve aslında Avrupa Birliği'nin hem Kıbrıs Türk halkına bakışını, hem Türkiye'ye bakışını, hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne bakışını ortaya koymaktadır. Çünkü burada 1960 Anlaşması'nı yok sayan ve tüm Annan Planı'nı yok sayan ve daha önceki tüm müzakere arayışlarını yok sayarak tek taraflı olarak Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti'nin Avrupa Birliği'ne alınması ve Türklerin adada yok edilmek istenmesi, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan Türk askerinin varlığından rahatsız olunması bunlar doğru değildir. Ve bu tehdit doğrudan Kıbrıs Türk halkınadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin geleceği Türkiye'nin geleceğidir. Dün nasıl ki "Ya Taksim Ya Ölüm" yaklaşımı gündeme geldiyse Türkiye bugün bu noktadan bir milim dahi geri adım atmamıştır, atmayacaktır da. * Dolayısıyla bir taraftan Yunanistan'daki bazı parlamenterlerin ve Avrupa Birliği taraftarlarının, öbür taraftan Güney Kıbrıs Rum tarafının bir takım gösteriler yapmak suretiyle sürekli Metehan Sınır Kapısı'nda ya da başka yerlerde yürüyüşler tertip etmek suretiyle Kıbrıs Türk halkını tahrik eden davranışlarını Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti not etmektedir. * Buradan Türkiye'nin tavrı, Kıbrıs Türk halkının tavrı çok nettir.
19 Temmuz 2026 19:28

Bakan Güler, Kktc'de Mehmetçik İle Bir Araya Geldi
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'nin 1974 Barış Harekatı'na ilişkin kararına yönelik, "Rum lobilerinin etkisiyle hazırlanan bu yanlı yaklaşım bizler için yok hükmündedir ve alınan kararı en güçlü şekilde reddediyoruz." ifadesini kullandı. "Milli meselemiz olan Kıbrıs'ta da Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında güvenlik ve barışın korunmasına yönelik faaliyetlerimizi siz kahraman silah arkadaşlarımın büyük fedakarlıkları sayesinde başarıyla yerine getiriyoruz." diyen Güler, şöyle devam etti: "Ada'da senelerce devam eden çatışmalar ancak 52 yıl önce kahraman ordumuzun bu topraklara ayak basmasıyla sonlanmış, hem Türkler hem de Rumlar için güvenli ve huzurlu bir ortam tesis edilebilmiştir. Büyük bir başarıyla icra edilen bu harekatta Türk askerinin üstün yetenekleri emsalsiz kahramanlığı da bir kez daha tarihe altın harflerle yazılmıştır. 39'uncu Piyade Tümenimiz de Ada'ya ilk çıkan birliklerden biri olma şerefine nail olmuş, Barış Harekatı'nın her iki aşamasında da kahramanca mücadele sergilemiş soydaşlarımızın maruz kaldığı zulmü durdurmak için 142 şehit vermiştir. O tarihten bu yana Kıbrıs'ta önemli görevler üstlenen Komutanlığımız, Ada'daki diğer unsurlarımızla birlikte Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve güvenliğinin güvencesi durumundadır. 39'uncu Piyade Tümenimizin bugünkü mensupları olan sizler de burada hayati ve tarihi bir vazife icra ediyor hem kahraman ordumuzun hem de devletimizin etkinliğini Kıbrıs'ta gösteriyorsunuz." Kıbrıs'ın stratejik konumu nedeniyle güvenlik ve istikrarın devamı bakımından Türk askerinin adadaki varlığının kritik önemine dikkati çeken Güler, o dönemleri bizzat yaşayan biri olarak yıllarca uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmalarına rağmen atılan adımların karşılığını maalesef göremediklerini söyledi. Yine de hiçbir zaman iyi niyetli tutumlarından ve uluslararası hukuka uygun, makul çözüm arayışlarından asla vazgeçmediklerini ve vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunun için Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin vazgeçilmezimiz olduğunu belirtiyoruz. Kısa süre önce Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen, ülkemizi hedef alan asılsız iddialar içeren kararın hiçbir hukuki, tarihi ve vicdani temeli bulunmamaktadır. Rum lobilerinin etkisiyle hazırlanan bu yanlı yaklaşım bizler için yok hükmündedir ve alınan kararı en güçlü şekilde reddediyoruz. Bu tür siyasi metinlerin ne Kıbrıs'taki tarihi gerçekleri değiştirmesi ne de ülkemizin meşru haklarını tartışmaya açması mümkündür. Ne yazık ki Avrupa Birliği kurumları Rum kesimini üyeliğe kabul ettikleri tarihten itibaren Kıbrıs meselesine tarafsız yaklaşabilme vasfını büyük ölçüde yitirmiştir." Avrupa Parlamentosu'nun kurumsal tarafsızlığına gölge düşüren bir tutum sergileyerek, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı sistematik saldırıları, katliamları, zorla göç ettirmeleri ve temel insan hakları ihlallerini görmezden gelmeye devam ettiğini vurgulayan Güler, "Kıbrıs Türk halkını yok olmaktan kurtaran ve Ada'ya kalıcı barış ile istikrar getiren 1974 Barış Harekatı'nı çarpıtmayı tercih etmektedir. Halbuki EOKA terörüyle gerçekleştirilen katliamlar ve Kıbrıs Türklerine yönelik mezalimler tarihi gerçeklerle sabittir. Geçmişte Mora'da, Balkanlarda, Anadolu'da, Kıbrıs'ta masum sivillere yönelik işledikleri vahşetler tarihi kayıtlarla ortadayken bu gerçekleri görmezden gelenlerin siyasi saiklerle Türkiye'yi ve kahraman TSK'yı hedef alan değerlendirmeleri asla kabul edilemez." ifadelerini kullandı. Yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede büyük başarılar elde edildiğine dikkati çeken Güler, şunları söyledi: "Geldiğimiz noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde Terörsüz Türkiye hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. İcra ettiğimiz görevler kapsamında Kıbrıslı soydaşlarımızın güvenliği ve huzuru da bizler için her zaman önceliklidir. Yarım asır önce Kıbrıs Türkünün maruz kaldığı zulüm ve baskılar karşısında kahraman ordumuzun büyük bir başarıyla icra ettiği Kıbrıs Barış Harekatı en başta soydaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlarken, aynı zamanda Ada'nın tamamında barışın, ekonomik gelişmenin ve istikrarın tesis edilmesine de imkan tanımıştır. Bugün 50 yılı aşkın süredir Ada'da devam eden güvenlik, istikrar ve huzur ortamı da bunun en açık ispatıdır." Bakan Güler, 14'üncü Zırhlı Tugay Komutanlığının, Barış Harekatı'nda kahramanca mücadele sergilediğini ve 11 şehit verdiğini anımsatarak, Komutanlığın, Ada'daki diğer unsurlarla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvencesi durumunda olduğunu kaydetti. Kıbrıs'ta tamamen uluslararası meşruiyeti haiz olarak bulunan Türkiye'nin varlığını sorgulayan zihniyete, ülkenin garantör devlet olma vasfını ve bölgeyle olan tarihi bağlarını daima hatırlattıklarını vurgulayan Güler, şunları kaydetti: "Son dönemde Kıbrıs meselesine tarihi gerçeklerden uzak, siyasi saiklerle yaklaşan ve çeşitli lobilerin etkisi altında hareket eden bazı çevrelerin açıklamaları bizim açımızdan hiçbir değer ifade etmemektedir. Zira Kıbrıs Türk halkının yıllarca maruz kaldığı mezalimleri görmezden gelerek kahraman ordumuzun Garantörlük Antlaşması'ndan doğan meşru hak ve yükümlülükleri çerçevesinde icra ettiği Barış Harekatı'nı sorgulamaya kalkışmak tarihi hakikatleri çarpıtmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bugün farklı coğrafyalarda yaşanan insanlık dramları karşısında sessiz kalanların, Kıbrıs konusunda adalet ve hukuk adına söz söylemeye çalışmaları ise uluslararası vicdan bakımından da ciddi bir tutarsızlıktır. Hiç kimse Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkünün meşru haklarını tartışmaya açarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir." Gündemlerinin günübirlik siyasi değerlendirmeler değil, uluslararası hukuk, tarihi gerçekler ve Kıbrıs Türk halkının meşru hakları olduğunun altını çizen Güler, "Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir." ifadesini kullandı.
19 Temmuz 2026 20:12

Bakan Güler Kktc'de Mehmetçik'e Hitap Etti
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Unutulmamalıdır ki tarih, siyasi argümanlarla değil, belgelerle ve hakikatlerle yazılır. Hakikatler de er ya da geç bütün açıklığıyla ortaya çıkma vasfına sahiptir" dedi. Bakan Güler, 39'uncu Piyade Tümeni'nin Ada'ya ilk çıkan birliklerden biri olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Milli meselemiz olan Kıbrıs'ta da Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında güvenlik ve barışın korunmasına yönelik faaliyetlerimizi siz kahraman silah arkadaşlarımın büyük fedakarlıkları sayesinde başarıyla yerine getiriyoruz. Ada'da senelerce devam eden çatışmalar ancak 52 yıl önce kahraman ordumuzun bu topraklara ayak basmasıyla sonlanmış, hem Türkler hem de Rumlar için güvenli ve huzurlu bir ortam tesis edilebilmiştir. Büyük bir başarıyla icra edilen bu harekatta Türk askerinin üstün yetenekleri emsalsiz kahramanlığı da bir kez daha tarihe altın harflerle yazılmıştır. 39'uncu Piyade Tümenimiz de Ada'ya ilk çıkan birliklerden biri olma şerefine nail olmuş, Barış Harekatı'nın her iki aşamasında da kahramanca mücadele sergilemiş soydaşlarımızın maruz kaldığı zulmü durdurmak için 142 şehit vermiştir. O tarihten bu yana Kıbrıs'ta önemli görevler üstlenen Komutanlığımız; Ada'daki diğer unsurlarımızla birlikte Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve güvenliğinin güvencesi durumundadır. 39'uncu Piyade Tümenimizin bugünkü mensupları olan sizler de burada hayati ve tarihi bir vazife icra ediyor hem kahraman ordumuzun hem de devletimizin etkinliğini Kıbrıs'ta gösteriyorsunuz." Kıbrıs'ın sahip olduğu stratejik konum dikkate alındığında güvenlik ve istikrarın devamı bakımından Türk askerinin Ada'daki varlığının kritik önemde olduğunun bir kez daha görüldüğünü aktaran Bakan Güler, "O dönemleri bizzat yaşayan bir komutanınız olarak bilmenizi isterim ki, yıllarca uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmamıza rağmen atılan adımların karşılığını maalesef göremedik. Yine de hiçbir zaman iyi niyetli tutumumuzdan ve uluslararası hukuka uygun makul çözüm arayışlarımızdan asla vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz. Bunun için Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin vazgeçilmezimiz olduğunu belirtiyoruz. Kısa süre önce Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen ülkemizi hedef alan asılsız iddialar içeren kararın hiçbir hukuki, tarihî ve vicdani temeli bulunmamaktadır. Rum lobilerinin etkisiyle hazırlanan bu yanlı yaklaşım bizler için yok hükmündedir ve alınan kararı en güçlü şekilde reddediyoruz. Bu tür siyasi metinlerin ne Kıbrıs'taki tarihî gerçekleri değiştirmesi ne de ülkemizin meşru haklarını tartışmaya açması mümkündür. Ne yazık ki Avrupa Birliği kurumları Rum kesimini üyeliğe kabul ettikleri tarihten itibaren Kıbrıs meselesine tarafsız yaklaşabilme vasfını büyük ölçüde yitirmiştir. Avrupa Parlamentosu da kurumsal tarafsızlığına gölge düşüren bir tutum sergileyerek; 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı sistematik saldırıları katliamları zorla göç ettirmeleri ve temel insan hakları ihlallerini görmezden gelmeye devam etmekte; Kıbrıs Türk halkını yok olmaktan kurtaran ve Ada'ya kalıcı barış ile istikrar getiren 1974 Barış Harekatı'nı çarpıtmayı tercih etmektedir. Halbuki EOKA terörüyle gerçekleştirilen katliamlar ve Kıbrıs Türklerine yönelik mezalimler tarihi gerçeklerle sabittir. Geçmişte Mora'da, Balkanlarda, Anadolu'da, Kıbrıs'ta masum sivillere yönelik işledikleri vahşetler tarihî kayıtlarla ortadayken bu gerçekleri görmezden gelenlerin siyasi saiklerle Türkiye'yi ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan değerlendirmeleri asla kabul edilemez" açıklamasında bulundu. Milli Savunma Bakanı Güler, tarihin, siyasi argümanlarla değil, belgelerle ve hakikatlerle yazıldığını dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: "Bugün Gazze'de bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan ağır insanlık dramı karşısında sessiz kalmayı tercih edenlerin Kıbrıs konusunda tarihi gerçeklerle bağdaşmayan değerlendirmelerde bulunmaları uluslararası vicdan bakımından da ciddi bir çelişkidir. Unutulmamalıdır ki tarih, siyasi argümanlarla değil belgelerle ve hakikatlerle yazılır. Hakikatler de er ya da geç bütün açıklığıyla ortaya çıkma vasfına sahiptir. Gerçek şu ki, Türkiye uluslararası hukuktan doğan haklarından ve garantör devlet olarak üstlendiği sorumluluklardan dün olduğu gibi bugün de yarın da asla taviz vermeyecek adil bir çözüm için çalışmaya devam edecektir. Nitekim artık pek çok tarafsız kurum ve kişi de Ada'da kalıcı çözümün ancak eşit egemen iki devletin varlığı temelinde mümkün olabileceğini ifade etmeye başlamıştır. Bu kapsamda muhataplarımızı ve üçüncü tarafları gerçeklerden uzak iddialara tutunmaktan vazgeçmeye miadı dolmuş statükocu söylemleri bir kenara bırakmaya ve tarihî gerçeklerle uyumlu, makul ve yapıcı bir anlayışla çözüme yönelmeye davet ediyoruz. Hem Kıbrıslı Türkler hem de Rum komşularımızın müreffeh geleceği ve Ada'da kalıcı huzur ve barış iklimi için en doğru yolun bu şekilde olacağı muhakkaktır. Öte yandan Doğu Akdeniz'e etkileri bağlamında; özellikle İsrail'in Gazze ve Lübnan'da uluslararası hukuku yok sayarak yürüttüğü saldırılar, bölgenin güvenliğini ciddi anlamda tehdit etmektedir. Rum kesimi de bu durumdan istifade ederek istikrara zarar verebilecek faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca bu süreçte Doğu Akdeniz'de ve Ada'nın güneyinde yabancı ülkelerin hareketliliği de artmıştır. Tüm bunlara karşı uluslararası hukuk çerçevesinde ülkemizin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerini korumak için büyük bir güç azim ve kararlılığa sahip olduğumuzu bir kez daha hatırlatmak isterim. Siz kıymetli silah ve mesai arkadaşlarımın da bu bilinçle ifa ettiğiniz tarihi görevi bundan sonra da büyük bir özveri içerisinde yerine getireceğinize yürekten inanıyorum. Ayrıca kıta stajı kapsamında burada bulunan son sınıf Harbiyelilerimizin de başta Kıbrıs meselesi olmak üzere milli tezlerimize çok iyi hakim olmalarını ve burada edinecekleri bilgi ve tecrübeleri mezun olduktan sonra meslek hayatlarına en güçlü şekilde yansıtmalarını beklediğimi ifade etmek isterim. Bu vesileyle; Mete Han'dan Sultan Alparslan'a Fatih Sultan Mehmet'ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve bugüne kadarki tüm devlet büyüklerimizi ve komutanlarımızı saygıyla anıyorum. Ayrıca Kıbrıs Türk halkı için mücadele eden aziz şehitlerimizi Kıbrıslı mücahitleri ile mücahideleri ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyor görevlerinizde üstün başarılar diliyor, hepinizin gözlerinden öpüyorum. Kalın sağlıcakla."
19 Temmuz 2026 21:19

Mhp Lideri Devlet Bahçeli: Kıbrıs, Şehit Kanlarıyla Vatan Kılınan Bir Türk Yurdudur
Kıbrıs'ın Türkiye ve Türk milleti açısından taşıdığı stratejik ve millî öneme dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." Kıbrıs Türklerinin Ada'nın asli sahibi olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türk varlığının 1571'de Mağusa'nın fethiyle Ada'da kök saldığını belirtti. "KIBRIS TÜRKLÜĞÜNE İSTİKAMET TAYİN EDECEK İRADE, BRÜKSEL'DE DEĞİLDİR" Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu'na tepki gösteren Bahçeli, raporun Avrupa'nın Kıbrıs meselesindeki taraflı tutumunu ve Rum-Yunan tezlerinin etkisi altında olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Raporda Kıbrıs Türk halkının egemen bir halk olarak değil, Ada'nın "meşru bir topluluğu" şeklinde tanımlandığını ve tüketilmiş federasyon modelinin tek çözüm seçeneği olarak dayatıldığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir! Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir." Bahçeli, Kıbrıs Türklerine azınlık statüsü biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği ilişkilerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmelerinin "siyaseten sakat ve yoklukla malul" olduğunu ifade etti. Kıbrıs Türklerinin müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet edemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır." Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayarak, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri andı.
19 Temmuz 2026 14:51

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci Yıl Dönümü! Bahçeli'den Avrupa Parlamentosuna Tokat
Kıbrıs'ın Türkiye ve Türk milleti açısından taşıdığı stratejik ve millî öneme dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." Kıbrıs Türklerinin Ada'nın asli sahibi olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türk varlığının 1571'de Mağusa'nın fethiyle Ada'da kök saldığını belirtti. Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu'na tepki gösteren Bahçeli, raporun Avrupa'nın Kıbrıs meselesindeki taraflı tutumunu ve Rum-Yunan tezlerinin etkisi altında olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Raporda Kıbrıs Türk halkının egemen bir halk olarak değil, Ada'nın "meşru bir topluluğu" şeklinde tanımlandığını ve tüketilmiş federasyon modelinin tek çözüm seçeneği olarak dayatıldığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir! Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir." Bahçeli, Kıbrıs Türklerine azınlık statüsü biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatı ile İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği ilişkilerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmelerinin "siyaseten sakat ve yoklukla malul" olduğunu ifade etti. Kıbrıs Türklerinin müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet edemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır." Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayarak, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri andı.
19 Temmuz 2026 14:59

Bahçeli: Kıbrıs Türklüğüne İstikamet Tayin Edecek İrade, Brüksel'de Değildir
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kıbrıs Türküne azınlık gömleği biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür." dedi. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine "siyasi alan açması" çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.
19 Temmuz 2026 15:09

Mhp Lideri Bahçeli: Kıbrıs Türklüğüne İstikamet Tayin Edecek İrade, Brüksel'de Değildir
MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Kıbrıs Türküne azınlık gömleği biçen, Türkiye'nin Ada'daki meşru varlığını hedef alan ve KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatıyla İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde geliştirdiği münasebetlerden rahatsızlık duyan Avrupa Parlamentosu'nun değerlendirmeleri bizim açımızdan siyaseten sakat ve yoklukla maluldür." dedi. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine "siyasi alan açması" çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.
19 Temmuz 2026 14:33


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Bahçeli'den 'Kıbrıs' Mesajı: Federasyon Düşleri Bayatladı
Kıbrıs Barış Hârekat TRT ekranlarına taşınıyor Güncel "KIBRIS, ŞEHİT KANLARIYLA VATAN KILINAN BİR TÜRK YURDUDUR" Kıbrıs'ın Türkiye ve Türk milleti açısından taşıdığı stratejik ve millî öneme dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." Kıbrıs Türklerinin Ada'nın asli sahibi olduğunu vurgulayan Bahçeli, Türk varlığının 1571'de Mağusa'nın fethiyle Ada'da kök saldığını belirtti. Kıbrıs'ta 20 Temmuz gerginliği: Metehan'da Rum provokasyonu Güncel "TMT, BAĞIMSIZLIK VE HÜRRİYET SEVDASINI YÜREKLERDE DİRİ TUTTU" Kıbrıs Türklerinin Rum-Yunan saldırıları karşısında uzun yıllar büyük acılar yaşadığını ifade eden Bahçeli, "Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkünün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda; köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada'da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır" dedi. KKTC'den Rumlara'su' teklifi Güncel "KIBRIS TÜRKLÜĞÜNE İSTİKAMET TAYİN EDECEK İRADE, BRÜKSEL'DE DEĞİLDİR" Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu'na tepki gösteren Bahçeli, raporun Avrupa'nın Kıbrıs meselesindeki taraflı tutumunu ve Rum-Yunan tezlerinin etkisi altında olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Kıbrıs Türklerinin müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet edemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır." Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayarak, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri andı.
19 Temmuz 2026 15:21

Son Dakika... Mhp Lideri Bahçeli: Kıbrıs Türklüğüne İstikamet Tayin Edecek İrade, Brüksel'de Değildir
Bahçeli, "Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz" ifadelerini kullandı. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Bugün Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974'te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; Harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığı zulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine "siyasi alan açması" çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.
19 Temmuz 2026 14:44

Bahçeli'den Ab'nin İkiyüzlülüğüne Tepki: Kıbrıs Türklüğüne İstikamet Edecek İrade Brüksel'de Değildir
Bu irade; Türk Mukavemet Teşkilatı mücahidinin yıllarca terk etmediği mevziisinde, şehitlerimizin kanıyla sulanan Ada toprağında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Kıbrıs'ta ortaya koyduğu kararlı müdahalede ve Kıbrıs Türklerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kuran kudretindedir. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Bugün Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974'te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; Harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığı zulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine "siyasi alan açması" çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.
19 Temmuz 2026 14:24

Hüseyin Yayman: Kıbrıs Bizim Millî Davamız, Geri Adım Atmayacağız
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü dolayısıyla bulunduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Türkiye'nin Kıbrıs politikasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Avrupa Birliği'nin Kıbrıs politikasını, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin silahlanma faaliyetlerini ve Avrupa Parlamentosu'nda Türk askerini hedef alan açıklamaları eleştiren Yayman, Türkiye'nin ve KKTC'nin Ada'daki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirtti. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü etkinlikleri kapsamında KKTC'de bulunan Hüseyin Yayman, Kıbrıs meselesinin Türkiye açısından yalnızca bir dış politika konusu olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Kıbrıs davasının siyaset üstü bir mesele olduğunu vurgulayan Yayman, "Kıbrıs meselesi bir partinin değil, 86 milyonun ortak davasıdır" dedi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Türk milletinin Kıbrıs davasına verdiği önemin açık olduğunu belirten Yayman, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın Kıbrıs Türk halkının geleceği açısından tarihî bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Türkiye'nin Kıbrıs politikasının temelinde Ada'daki Türk toplumunun eşitliği, egemenliği ve güvenliğinin bulunduğunu söyleyen Yayman, bu ilkelerden geri adım atılmasının söz konusu olmadığını belirtti. Türkiye'nin iki devletli çözüm politikasını değiştirmeyeceğini belirten Yayman, "Kıbrıs Türkü'nü yok sayan hiçbir öneriyi, görüşmeyi veya müzakere arayışını doğru bulmuyoruz" dedi. Hüseyin Yayman, Avrupa Parlamentosu'nda bir Yunan parlamenter tarafından 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve Türk askerine yönelik dile getirilen iddialara da tepki gösterdi. Yayman, "Kıbrıs Türk halkının geleceği Türkiye'nin geleceğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin geleceği de Türkiye'nin geleceğidir" ifadelerini kullandı. Kıbrıs'taki Türk varlığının tarihî ve siyasi bir gerçek olduğunu vurgulayan Hüseyin Yayman, Kıbrıs Türk halkını yok sayan yaklaşımların kabul edilmeyeceğini belirtti. Yayman, Ada'daki Türk toplumunun egemenliğinin ve devlet yapısının tartışmaya açılamayacağını ifade ederek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Adadaki Türk varlığına tahammül edemeyenler şu gerçeği kabul etmek zorundadır: Adada Türkler vardır, var olmaya devam edeceklerdir."
19 Temmuz 2026 21:21

Son Dakika! Devlet Bahçeli'den Kıbrıs Açıklaması: "Türk'tür, Türk Kalacak"
Bahçeli o açıklamada, " Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır." dedi. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir. Bugün Türk askerinin Ada'daki varlığını tartışmaya açanlar, Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğünü sulandırmaya çalışanlar ve 20 Temmuz 1974'te yazılan destanı, sözde işgal söylemiyle karalamaya kalkışanlar; Harekâttan önce akan Türk kanını, yakılan köyleri, dağıtılan aileleri, Rum-Yunan ikilisinin yol açtığızulmü bilinçli olarak hasıraltı etmektedir. Ancak Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak değil, yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlayan bu Rapor; Türkiye'ye Kıbrıs Türklerine "siyasi alan açması" çağrısında bulunmakta ve tüketilmiş federasyon modelini tek çözüm seçeneği olarak dayatmaktadır. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutluyor; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, aziz şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi şükranla ve dualarla yad ediyorum.
19 Temmuz 2026 14:23

Harekat'ın Yıl Dönümüne Bir Gün Kala Msb Duyurdu: Türk Uçakları Kıbrıs'ın Güneyinde... Denktaş'ın Danışmanı Son Durumu Odatv'ye Anlattı
Kıbrıs'ta 20 Temmuz gerginliği: Metehan'da Rum provokasyonu Güncel GERİLİM ÜST SAFHADA Avrupa Parlamentosu (AP) ise iki hafta önce, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis'in liderliğini yaptığı Yeni Demokrasi Partisi'ne bağlı AP Milletvekili Eleonora Meleti'nin girişimiyle hazırlanan tasarısını, 575 lehte ve 33 aleyhte oyla kabul etti. Kararla, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türk askerleri tarafından cinsel istismara uğradıkları iddia edilen Rum kadınları ile kız çocukları, AP tarafından resmî olarak "suç mağduru" olarak tanındı. Sözlerinin devamında Yılmaz, "Bugün Avrupa Parlamentosu'nda bu tür polemikler yapanlar önce Gazze'de yaşanan soykırıma baksınlar. Türk Silahlı Kuvvetleri 1974 yılında bu harekâtı yapmamış olsa bugün Kıbrıs Türkleri, Gazzeli kardeşlerimizin yaşadıklarını yaşayabilirdi. Neler yaşadıklarını en iyi Kıbrıs Türkleri biliyor " ifadelerini kullandı. Avrupa Parlamentosu'nda Türk askerini 'istismarcı' ilan ettiler... Tepki çeken 1974 Kıbrıs Barış Harekatı kararı Dünya DENKTAŞ'IN DANIŞMANI SON DURUMU ODATV'YE ANLATTI KKTC'nin ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın danışmanı Hüseyin Macit Yusuf, son durumu Odatv'ye değerlendirdi. " Son yıllarda Güney Kıbrıs'ta Türk ve Türkiye karşıtlığının özellikle genç kuşaklar arasında körüklendiğini endişeyle izliyoruz " ifadelerine yer veren Yusuf, " Aşırı milliyetçi grupların sözde anma etkinliklerini kullanarak KKTC sınır kapılarına dayanması, geçişleri engellemesi ve Kıbrıs Türk halkını tehdit eden sloganlar atması tesadüf değildir " diye devam etti. Yusuf, " Hedefin Kıbrıs Türk halkıyla yeni ve eşitlikçi bir ortaklık kurmak değil, mevcut Rum devletini bütün adaya yaymak olduğu açıkça görülmektedir " ifadelerini kullandı. 'TÜRK ASKERİ ADAYA HUZUR GETİRDİ' 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'nın yıl dönümüne de değinen Yusuf, harekatın Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağladığını ve adaya huzur getirdiğini ifade etti. KKTC ve Türkiye'nin uluslararası tanınma konusunda daha kapsamlı diplomatik girişimler yürütmesi çağrısında bulunan Yusuf, " Kıbrıs Türk halkının geleceği, kendi devletinden vazgeçmekte değil; devletini korumakta, güçlendirmekte ve dünyaya kabul ettirmektedir " değerlendirmesinde bulundu.
19 Temmuz 2026 13:44

Milli Savunma Bakanı Güler, Kktc'de Mehmetçik İle Bir Araya Geldi
ANKARA (AA) - Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'nin 1974 Barış Harekatı'na ilişkin kararına yönelik, 'Rum lobilerinin etkisiyle hazırlanan bu yanlı yaklaşım bizler için yok hükmündedir ve alınan kararı en güçlü şekilde reddediyoruz.' ifadesini kullandı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakan Güler ve beraberindeki Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) komuta kademesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) bulunan 39'uncu Mekanize Piyade Tümen Komutanlığındaki inceleme ve denetlemelerin ardından Mehmetçik ile yemekte bir araya geldi. Güler, burada yaptığı konuşmada, KKTC'de bulunmaktan ve 39'uncu Mekanize Piyade Tümen Komutanlığını ziyaret etmekten memnuniyet duyduğunu belirtti. 39'uncu Piyade Tümenimiz de Ada'ya ilk çıkan birliklerden biri olma şerefine nail olmuş, Barış Harekatı'nın her iki aşamasında da kahramanca mücadele sergilemiş soydaşlarımızın maruz kaldığı zulmü durdurmak için 142 şehit vermiştir. 39'uncu Piyade Tümenimizin bugünkü mensupları olan sizler de burada hayati ve tarihi bir vazife icra ediyor hem kahraman ordumuzun hem de devletimizin etkinliğini Kıbrıs'ta gösteriyorsunuz.' Kıbrıs'ın stratejik konumu nedeniyle güvenlik ve istikrarın devamı bakımından Türk askerinin adadaki varlığının kritik önemine dikkati çeken Güler, o dönemleri bizzat yaşayan biri olarak yıllarca uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmalarına rağmen atılan adımların karşılığını maalesef göremediklerini söyledi. Ne yazık ki Avrupa Birliği kurumları Rum kesimini üyeliğe kabul ettikleri tarihten itibaren Kıbrıs meselesine tarafsız yaklaşabilme vasfını büyük ölçüde yitirmiştir.' Avrupa Parlamentosu'nun kurumsal tarafsızlığına gölge düşüren bir tutum sergileyerek, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı sistematik saldırıları, katliamları, zorla göç ettirmeleri ve temel insan hakları ihlallerini görmezden gelmeye devam ettiğini vurgulayan Güler, 'Kıbrıs Türk halkını yok olmaktan kurtaran ve Ada'ya kalıcı barış ile istikrar getiren 1974 Barış Harekatı'nı çarpıtmayı tercih etmektedir. Hem Kıbrıslı Türkler hem de Rum komşularımızın müreffeh geleceği ve Ada'da kalıcı huzur ve barış iklimi için en doğru yolun bu şekilde olacağı muhakkaktır.' Milli Savunma Bakanı Güler, İsrail'in Gazze ve Lübnan'da uluslararası hukuku yok sayarak yürüttüğü saldırıların, bölgenin güvenliğini ciddi anlamda tehdit ettiğini ve Rum kesiminin de bu durumdan istifade ederek istikrara zarar verebilecek faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtti. Bu süreçte Doğu Akdeniz'de ve Ada'nın güneyinde yabancı ülkelerin hareketliliğinin de arttığını ifade eden Güler, tüm bunlara karşı uluslararası hukuk çerçevesinde Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve menfaatlerini korumak için büyük bir güç azim ve kararlılığa sahip olduklarını söyledi.
19 Temmuz 2026 20:01

Kktc Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler: 1974'teki Harekat Olmasaydı Ada'da Türk Varlığı Ortadan Kaldırılmak Üzereydi
Türkiye'nin harekattan sonra da her zaman kendilerine destek verdiğinin altını çizen Öztürkler, şöyle devam etti: "Ana vatanımızın etkin ve fiili garantörlüğü ile güçlü desteği sayesinde, milli ve manevi değerlerimizi korumaya, devletimizi daha da güçlendirmeye ve bu kutsal mirası, gelecek nesillere en sağlam şekilde taşımaya devam edeceğiz. Bu noktada ben bugünlere gelmemizde büyük emeği olan Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş'ı ve toplum liderimiz Dr. Fazıl Küçük'ü, tüm Mücahitleri ve Mehmetçikleri tekrardan rahmetle anar, bugünlere gelmemizde emeği geçen herkese teşekkür ederim." "Kıbrıs, Girit gibi olacaktı" KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, 20 Temmuz 1974'te Mehmetçiğin Ada'ya çıkması ile birlikte yok edilmek üzere olan Türk varlığının kurtarıldığının altını çizerek, "Kıbrıs, Girit gibi olacaktı." dedi. Harekatın Kıbrıs Türklerinin makus talihini değiştirdiğine dikkati çeken Öztürkler, şunları kaydetti: "20 Temmuz 1974'teki harekat olmasaydı, gerçekten bu Ada'daki Türk varlığı ortadan kaldırılmak üzereydi. Rumlar Ada'yı Yunanistan'a bağlamak için Türkleri ortadan kaldırmak istiyordu. Harekat olmasa daha fazla katliamların yaşanacağı bir sürece girecektik. Barış Harekatı, Kıbrıs'ta Türklerin var olmasını sağlayan, Ada'ya barış ve huzuru getiren, Kıbrıs Türk halkının geleceğini, Türklüğün devamını ve bayrağının dalgalanmasını sağlayan büyük bir mühürdür." Öztürkler, harekat kararını alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan ve dönemin Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesine ve cephedeki erlere teşekkür ederek, şehitlere rahmet, gazilere de sağlıklı ömürler diledi. KKTC olarak son yıllarda gelecek nesillere güçlü devlet ve müreffeh yaşam bırakma yolunda önemli ivme kazandıklarını belirterek, "20 Temmuz 1974'ün bizlere bıraktığı en büyük miras iki bayrağımızın yan yana dalgalanmasıdır." dedi. Yunanistan'daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson'un, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios'u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974'te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada'da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti. Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs'taki Türk Mukavemet Teşkilatına mensup "Mücahitler" ile birleşti.
19 Temmuz 2026 11:42

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Geleceği Türkiye'nin Geleceğidir
Adalet ve Kalkınma (AK) Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Fransa'yla yapılan iş birliği anlaşması, öbür taraftan İsrail ve Hindistan'la uzun menzilli füzeler, gelişmiş füze sistemleri konusunda anlaşmaları aslında Güney Kıbrıs Rum tarafını bir silah deposu haline getirmiştir. Bu tehdit doğrudan Kıbrıs Türk halkınadır. Kıbrıs Türk halkının geleceği Türkiye'nin geleceğidir. Türkiye bu konularda asla bir oldubittiye müsaade etmez, etmeyecektir" dedi. Hüseyin Yayman, 20 Temmuz Barış Harekatı'nın Kıbrıs Türk halkı açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu söyleyerek, "Mutlu Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla gerçekten tarihi anlara tanıklık ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk Milleti'nin Kıbrıs davasına verdiği önemi biliyoruz. Biz hep şunu söyledik, söylemeye devam ediyoruz. Kıbrıs meselesi, siyaset üstü bir meseledir. Kıbrıs meselesi, bir partinin meselesi değildir. Kıbrıs meselesi, Türk Milleti'nin 86 milyonun meselesidir. Ve dolayısıyla da bugün tekrar 1974 Barış Harekatı'nın yıl dönümü vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeyiz, Lefkoşa'dayız. Mutlu Barış Harekatı, bir kez daha milletimize, Kıbrıs Türk halkına hayırlı uğurlu olsun. Meseleye şöyle bakılabilir. Eğer Mutlu Barış Harekatı olmasaydı bugün Kıbrıs'ta nasıl bir tabloyla karşılaşacaktık? Rum tarafının bugün dahi devam eden Kıbrıs Türkü'nü yok sayma, onu siyasal temsil alanında, ekonomi alanında, toplumsal hayatta yok sayma yaklaşımı maalesef dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Bu farklı farklı düzeylerde kendini ortaya koymaktadır" dedi. Yayman, "AB'de bir Yunanlı parlamenterin 1974 Mutlu Barış Harekatı'nda Türk askerini suçlayan iddiaları yok hükmündedir. Bunlar deli saçması iddialardır. Ve aslında Avrupa Birliği'nin hem Kıbrıs Türk halkına bakışını, hem Türkiye'ye bakışını, hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne bakışını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla buradaki mesele asla kabul edilemez. Bunu yok sayıyoruz" şeklinde konuştu. Barış Harekatı'nda Kıbrıs Türk halkının verdiği varoluş mücadelesine vurgu yapan Yayman, "Kıbrıs meselesi partiler üstü bir meseledir ve inşallah bu tavır da devam edecektir. Ben bir kez daha 1974 Mutlu Barış Harekatı'nda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Kahraman Mehmetçiğimizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kıbrıs Türk halkı yokluktan var olan ve yok edilmekten bir soykırımdan son anda kurtulmuştur. Başta Rauf Denktaş olmak üzere tüm devlet büyüklerimizi bir kez daha saygıyla, hürmetle anmak isterim. Onların mücadelesi olmasaydı, onların haklı davası olmasaydı, onların gerçekten tarihe not düşen eşsiz mücadelesi olmasaydı bugün bambaşka bir tablo ortaya çıkabilirdi. Adadaki Türk varlığına tahammülü olmayan insanlar şu gerçeği kabul edecekler. Adada Türkler vardır, var olmaya devam edeceklerdir" dedi.
19 Temmuz 2026 19:08

Bahçeli'den Avrupa Parlamentosu'na Kıbrıs Tepkisi: İstikamet Tayin Edecek İrade Brüksel'de Değil
Raporun Kıbrıs Türk halkının egemen iradesini yok saydığını savunan Bahçeli, "Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade, Brüksel'de değildir" dedi. Kıbrıs'ın Türkiye ve Türk milleti açısından taşıdığı stratejik ve millî öneme dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs; Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerimizin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığımızın devamlılığıdır. Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." AP'nın TSK kararına Ömer Çelik'ten tepki: Alçakça bir iftira Bahçeli, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı'nı, "Kıbrıs Türkünü imhaya, Ada'yı ilhaka, Türk varlığını inkâra ve Rum-Yunan tahakkümünü ihyaya yönelen istilacı zihniyete karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Lefkoşa'nın kalbine indirdiği çelikten bir yumruk" olarak nitelendirdi. Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu'na tepki gösteren Bahçeli, raporun Avrupa'nın Kıbrıs meselesindeki taraflı tutumunu ve Rum-Yunan tezlerinin etkisi altında olduğunu ortaya koyduğunu belirtti. Kıbrıs Türklerinin müktesep haklarını, egemen ve eşit statüsünü yok sayan hiçbir yaklaşımın adil ve kalıcı bir çözüme hizmet edemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti: "Kıbrıs Türkünün Rum idaresi altında azınlık statüsüne boyun eğmesi düşünülemeyeceği gibi, egemen eşitliğinin teyit ve tescil edilmesi de ertelenemez bir hak ve tarihi sorumluluktur. Kıbrıs'ta iki ayrı devlet varlığının kayıtsız, şartsız, tartışmaya kapatılarak kabul edilmesi; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin uluslararası statüsünün diğer devletler nazarında tescil edilmesi kalıcı barışın yegâne anahtarıdır." Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü ile 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayarak, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri andı.
19 Temmuz 2026 15:04

Bakan Güler, Kktc'de Mehmetçik İle Bir Araya Geldi
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye'nin 1974 Barış Harekatı'na ilişkin kararına yönelik, "Rum lobilerinin etkisiyle hazırlanan bu yanlı yaklaşım bizler için yok hükmündedir ve alınan kararı en güçlü şekilde reddediyoruz." ifadesini kullandı. "Milli meselemiz olan Kıbrıs'ta da Garanti ve İttifak Antlaşmaları kapsamında güvenlik ve barışın korunmasına yönelik faaliyetlerimizi siz kahraman silah arkadaşlarımın büyük fedakarlıkları sayesinde başarıyla yerine getiriyoruz." diyen Güler, şöyle devam etti: "Ada'da senelerce devam eden çatışmalar ancak 52 yıl önce kahraman ordumuzun bu topraklara ayak basmasıyla sonlanmış, hem Türkler hem de Rumlar için güvenli ve huzurlu bir ortam tesis edilebilmiştir. Büyük bir başarıyla icra edilen bu harekatta Türk askerinin üstün yetenekleri emsalsiz kahramanlığı da bir kez daha tarihe altın harflerle yazılmıştır. 39'uncu Piyade Tümenimiz de Ada'ya ilk çıkan birliklerden biri olma şerefine nail olmuş, Barış Harekatı'nın her iki aşamasında da kahramanca mücadele sergilemiş soydaşlarımızın maruz kaldığı zulmü durdurmak için 142 şehit vermiştir. O tarihten bu yana Kıbrıs'ta önemli görevler üstlenen Komutanlığımız, Ada'daki diğer unsurlarımızla birlikte Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve güvenliğinin güvencesi durumundadır. 39'uncu Piyade Tümenimizin bugünkü mensupları olan sizler de burada hayati ve tarihi bir vazife icra ediyor hem kahraman ordumuzun hem de devletimizin etkinliğini Kıbrıs'ta gösteriyorsunuz." Kıbrıs'ın stratejik konumu nedeniyle güvenlik ve istikrarın devamı bakımından Türk askerinin adadaki varlığının kritik önemine dikkati çeken Güler, o dönemleri bizzat yaşayan biri olarak yıllarca uluslararası çözüm önerilerine olumlu yaklaşmalarına rağmen atılan adımların karşılığını maalesef göremediklerini söyledi. Yine de hiçbir zaman iyi niyetli tutumlarından ve uluslararası hukuka uygun, makul çözüm arayışlarından asla vazgeçmediklerini ve vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunun için Kıbrıslı kardeşlerimizin kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin vazgeçilmezimiz olduğunu belirtiyoruz. Kısa süre önce Avrupa Parlamentosu'nda kabul edilen, ülkemizi hedef alan asılsız iddialar içeren kararın hiçbir hukuki, tarihi ve vicdani temeli bulunmamaktadır. Rum lobilerinin etkisiyle hazırlanan bu yanlı yaklaşım bizler için yok hükmündedir ve alınan kararı en güçlü şekilde reddediyoruz. Bu tür siyasi metinlerin ne Kıbrıs'taki tarihi gerçekleri değiştirmesi ne de ülkemizin meşru haklarını tartışmaya açması mümkündür. Ne yazık ki Avrupa Birliği kurumları Rum kesimini üyeliğe kabul ettikleri tarihten itibaren Kıbrıs meselesine tarafsız yaklaşabilme vasfını büyük ölçüde yitirmiştir." Avrupa Parlamentosu'nun kurumsal tarafsızlığına gölge düşüren bir tutum sergileyerek, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı sistematik saldırıları, katliamları, zorla göç ettirmeleri ve temel insan hakları ihlallerini görmezden gelmeye devam ettiğini vurgulayan Güler, "Kıbrıs Türk halkını yok olmaktan kurtaran ve Ada'ya kalıcı barış ile istikrar getiren 1974 Barış Harekatı'nı çarpıtmayı tercih etmektedir. Halbuki EOKA terörüyle gerçekleştirilen katliamlar ve Kıbrıs Türklerine yönelik mezalimler tarihi gerçeklerle sabittir. Geçmişte Mora'da, Balkanlarda, Anadolu'da, Kıbrıs'ta masum sivillere yönelik işledikleri vahşetler tarihi kayıtlarla ortadayken bu gerçekleri görmezden gelenlerin siyasi saiklerle Türkiye'yi ve kahraman TSK'yı hedef alan değerlendirmeleri asla kabul edilemez." ifadelerini kullandı.
19 Temmuz 2026 20:29

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: 'Kktc'nin Geleceği Türkiye'nin Geleceğidir'
Adalet ve Kalkınma (AK) Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, "Fransa'yla yapılan iş birliği anlaşması, öbür taraftan İsrail ve Hindistan'la uzun menzilli füzeler, gelişmiş füze sistemleri konusunda anlaşmaları aslında Güney Kıbrıs Rum tarafını bir silah deposu haline getirmiştir. Bu tehdit doğrudan Kıbrıs Türk halkınadır. Kıbrıs Türk halkının geleceği Türkiye'nin geleceğidir. Türkiye bu konularda asla bir oldubittiye müsaade etmez, etmeyecektir" dedi. Hüseyin Yayman, 20 Temmuz Barış Harekatı'nın Kıbrıs Türk halkı açısından tarihi bir dönüm noktası olduğunu söyleyerek, "Mutlu Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla gerçekten tarihi anlara tanıklık ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk Milleti'nin Kıbrıs davasına verdiği önemi biliyoruz. Biz hep şunu söyledik, söylemeye devam ediyoruz. Kıbrıs meselesi, siyaset üstü bir meseledir. Kıbrıs meselesi, bir partinin meselesi değildir. Kıbrıs meselesi, Türk Milleti'nin 86 milyonun meselesidir. Ve dolayısıyla da bugün tekrar 1974 Barış Harekatı'nın yıl dönümü vesilesiyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeyiz, Lefkoşa'dayız. Mutlu Barış Harekatı, bir kez daha milletimize, Kıbrıs Türk halkına hayırlı uğurlu olsun. Meseleye şöyle bakılabilir. Eğer Mutlu Barış Harekatı olmasaydı bugün Kıbrıs'ta nasıl bir tabloyla karşılaşacaktık? Rum tarafının bugün dahi devam eden Kıbrıs Türkü'nü yok sayma, onu siyasal temsil alanında, ekonomi alanında, toplumsal hayatta yok sayma yaklaşımı maalesef dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Bu farklı farklı düzeylerde kendini ortaya koymaktadır" dedi. Yayman, "AB'de bir Yunanlı parlamenterin 1974 Mutlu Barış Harekatı'nda Türk askerini suçlayan iddiaları yok hükmündedir. Bunlar deli saçması iddialardır. Ve aslında Avrupa Birliği'nin hem Kıbrıs Türk halkına bakışını, hem Türkiye'ye bakışını, hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne bakışını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla buradaki mesele asla kabul edilemez. Bunu yok sayıyoruz" şeklinde konuştu. Barış Harekatı'nda Kıbrıs Türk halkının verdiği varoluş mücadelesine vurgu yapan Yayman, "Kıbrıs meselesi partiler üstü bir meseledir ve inşallah bu tavır da devam edecektir. Ben bir kez daha 1974 Mutlu Barış Harekatı'nda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Kahraman Mehmetçiğimizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum. Kıbrıs Türk halkı yokluktan var olan ve yok edilmekten bir soykırımdan son anda kurtulmuştur. Başta Rauf Denktaş olmak üzere tüm devlet büyüklerimizi bir kez daha saygıyla, hürmetle anmak isterim. Onların mücadelesi olmasaydı, onların haklı davası olmasaydı, onların gerçekten tarihe not düşen eşsiz mücadelesi olmasaydı bugün bambaşka bir tablo ortaya çıkabilirdi. Adadaki Türk varlığına tahammülü olmayan insanlar şu gerçeği kabul edecekler. Adada Türkler vardır, var olmaya devam edeceklerdir" dedi.
19 Temmuz 2026 19:22

Kıbrıs Barış Hârekat Trt Ekranlarına Taşınıyor
TRT 2'DE KIBRIS TARİHİ Osmanlı döneminde ada halkının su ihtiyacını karşılamak amacıyla kaynaktan şehre ulaştırılan suyun şekillendirdiği mimari yapıları konu alan "Ada'da 500 Yıl - Suriçi" programının birinci bölümü 20 Temmuz Pazartesi günü saat 10.30'da, ikinci bölümü ise saat 20.00'de yayınlanacak. TRT BELGESEL'DEN KIBRIS BARIŞ HAREKATI'NA ÖZEL BELGESELLER Türkiye'den deniz altı borularıyla KKTC'ye su taşınmasını sağlayan ve su sorununa kalıcı çözüm sunan projeyi anlatan "Türkiye'nin Dev Yapıları: Türkiye - KKTC Su Hattı Projesi" belgeseli 20 Temmuz Pazartesi günü saat 11.45'te ekrana gelecek. TRT AVAZ'DA KIBRIS BARIŞ HAREKATI ÖZEL YAYINI Kıbrıs'tan canlı bağlantılarla harekatın ayrıntılarının ele alınacağı "Türkistan Gündemi" 20 Temmuz Pazartesi günü saat 12.00'de ekrana gelecek. "Kıbrıs Mücahitleri" belgeseli ise saat 20.30'da ekrana taşınacak. KIBRIS ÖZEL YAYINLARI TRT TÜRK'TE Barış Harekatı'nın ardından adanın iki yakasında yaşanan mücadeleyi gerçek hikayeler ve tanıklıklarla anlatan "Yaşamın Kıyısında Barış" belgeseli 20 Temmuz Pazartesi günü saat 15.30'da izleyiciyle buluşacak.
19 Temmuz 2026 11:31

Kktc Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler: Devletimiz Pazarlık Konusu Değildir
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının egemenliğine ve Türkiye'nin etkin ve fiili garantisine sonuna kadar sahip çıkacaklarını belirterek, "Devletimiz pazarlık konusu değildir. Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz müzakere konusu değildir" dedi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı ile Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü nedeniyle Cumhuriyet Meclisi'nde resepsiyon düzenlendi. Öztürkler, "Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti'nin sarsılmaz desteğiyle yükselen Cumhuriyet Meclisimizde 20 Temmuz'un bizlere miras bıraktığı barış, özgürlük ve güven iklimini bir kez daha yüreklerimizde hissederek Barış ve Özgürlük Bayramımızı kutluyoruz" dedi. Kıbrıs Barış Harekatı'nın Kıbrıs Türk halkının geleceğini değiştirdiğini vurgulayan Öztürkler, "52 yıl önce bugün bu ada üzerinde bir halkın geleceği değişti. Yok olmakla yüz yüze gelen bir millet, Mehmetçiğiyle ve mücahidiyle omuz omuza mücadele vererek tarihe meydan okudu" dedi. Konuşmasını "Yaşasın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, yaşasın anavatan Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın Türk milletinin sarsılmaz kardeşliği, yaşasın 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı. Ne mutlu Türküm diyene" ifadeleriyle sonlandırdı.
19 Temmuz 2026 22:11

Bakan Güler'den Kktc 14. Zırhlı Tugay Komutanlığına Ziyaret
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir." dedi. Bakan Güler, 14'üncü Zırhlı Tugay Komutanlığının, Barış Harekatı'nda kahramanca mücadele sergilediğini ve 11 şehit verdiğini anımsatarak, Komutanlığın, Ada'daki diğer unsurlarla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvencesi durumunda olduğunu kaydetti. Mehmetçik'in burada tarihi bir vazife icra ettiğini kaydeden Güler, "Yarım asır önce soydaşlarımızın yaşadığı mezalimlere ve acılara nasıl sessiz kalmadıysak bugün de aynı anlayışla Kıbrıs Türkü'nün haklarını koruma azim ve kararlılığına sahibiz." dedi. Kıbrıs'ta tamamen uluslararası meşruiyeti haiz olarak bulunan Türkiye'nin varlığını sorgulayan zihniyete, ülkenin garantör devlet olma vasfını ve bölgeyle olan tarihi bağlarını daima hatırlattıklarını vurgulayan Güler, şunları kaydetti: "Son dönemde Kıbrıs meselesine tarihi gerçeklerden uzak, siyasi saiklerle yaklaşan ve çeşitli lobilerin etkisi altında hareket eden bazı çevrelerin açıklamaları bizim açımızdan hiçbir değer ifade etmemektedir. Zira Kıbrıs Türk halkının yıllarca maruz kaldığı mezalimleri görmezden gelerek kahraman ordumuzun Garantörlük Antlaşması'ndan doğan meşru hak ve yükümlülükleri çerçevesinde icra ettiği Barış Harekatı'nı sorgulamaya kalkışmak tarihi hakikatleri çarpıtmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bugün farklı coğrafyalarda yaşanan insanlık dramları karşısında sessiz kalanların, Kıbrıs konusunda adalet ve hukuk adına söz söylemeye çalışmaları ise uluslararası vicdan bakımından da ciddi bir tutarsızlıktır. Hiç kimse Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkünün meşru haklarını tartışmaya açarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir." Gündemlerinin günübirlik siyasi değerlendirmeler değil, uluslararası hukuk, tarihi gerçekler ve Kıbrıs Türk halkının meşru hakları olduğunun altını çizen Güler, "Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir." ifadesini kullandı.
19 Temmuz 2026 21:47

Kktc Meclis Başkanı Öztürkler: 'Türk Varlığı Tamamen Ortadan Kaldırılmak Üzereydi'
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde konuşan KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler, 1974 müdahalesi olmasaydı Ada'daki Türk varlığının tamamen tasfiye edileceğini ve Kıbrıs'ın ikinci bir Girit olacağını söyledi. 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen askeri müdahalenin Kıbrıs Türk halkının geleceğini kurtardığını vurgulayan Öztürkler, bu adımın atılmaması durumunda Ada'daki Türk varlığının tamamen sonlandırılacağını ifade etti. Rum tarafının Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama (Enosis) hedefi doğrultusunda Türk nüfusunu hedef aldığını hatırlatan Öztürkler, "Eğer 20 Temmuz 1974'teki harekat gerçekleşmeseydi, Ada'daki Türk varlığı ortadan kaldırılacaktı. Kıbrıs'ın sonu da tıpkı Girit gibi olacaktı. Barış Harekatı, bu topraklarda Türklüğün devamını ve bayrağımızın özgürce dalgalanmasını sağlayan tarihi bir mühürdür" şeklinde konuştu. Tarihsel Arka Plan: Kıbrıs Barış Harekatı'na Giden Yol Türkiye, 1960 yılında Zürih ve Londra antlaşmalarıyla elde ettiği garantörlük haklarına dayanarak 20 Temmuz 1974'te Ada'ya askeri müdahalede bulundu.
19 Temmuz 2026 12:16

Kktc Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu: Türkiye'nin Garantörlüğünden Asla Vazgeçmeyiz
"60 YILLIK MÜZAKERE SÜRECİ RUM TARAFININ ŞIMARIKLIĞI YÜZÜNDEN BAŞARISIZ OLDU" Kıbrıs sorununun temelinde statü adaletsizliği yattığını belirten Ertuğruloğlu, adada 60 yılı aşkın süredir yürütülen görüşmelerin neden sonuçsuz kaldığını şu sözlerle aktardı: "Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş'ın da belirttiği gibi, Kıbrıs sorunu bir statü sorunudur. Rum tarafı, bir Helen adasının hakimi, tek sahibi gibi görülürken, Türk tarafı azınlık statüsüne indirgenmek istenmektedir. Eşitlik olmadan masaya oturursanız, eşitlik olmadan kalkarsınız. Bu anlayışla 60 yıllık müzakere süreci başarısız olmuştur." "BM VE AB'NİN YANLIŞLARINI MEŞRULAŞTIRMAYACAĞIZ" Birleşmiş Milletlerin (BM) geçmişte Rum yönetimine "Kıbrıs Cumhuriyeti" unvanını vererek büyük bir hata yaptığını, Avrupa Birliği'nin (AB) ise 2004 yılında aynı yanlışı tekrarladığını hatırlatan Ertuğruloğlu, bu kurumların tarafsızlığını yitirdiğini söyledi. Ertuğruloğlu, AB'nin meseleye gerçek dışı bir "Türk işgali" söylemiyle yaklaşmayı bırakması gerektiğinin altını çizdi. "TEK GERÇEK GARANTÖR TÜRKİYE CUMHURİYETİ'DİR" Dış politikada iki egemen eşit devlet vizyonundan kesinlikle geri adım atılmayacağını ilan eden Bakan Ertuğruloğlu, adadaki garantörlük sistemine ilişkin şunları kaydetti: "İngiltere ve Yunanistan tarih boyunca garantörlük görevini yerine getirmemiştir. Tek garantörlük görevini yerine getiren Türkiye Cumhuriyeti'dir. Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale hakkından vazgeçmeyiz. Türkiye' nin tek taraflı müdahale hakkı, Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Biz de bundan asla vazgeçmeyeceğiz." "HAREKÂT SORUNUN BAŞLANGICI DEĞİL, ÇÖZÜMÜDÜR" Kıbrıs'taki krizin 1974'te değil, 1963 yılında Rumların başlattığı saldırılar ve Türklerin haklarının gasbedilmesiyle başladığını hatırlatan Ertuğruloğlu, 20 Temmuz 1974 askeri müdahalesini "durup dururken yapılmış gibi göstermeye çalışmanın" tarihi bir çarpıtma olduğunu vurguladı.
19 Temmuz 2026 12:02

Mhp Lideri Bahçeli: Kıbrıs Türklüğüne İstikamet Tayin Edecek İrade, Brüksel'de Değildir
Bahçeli, "Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti devletinin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz" ifadelerini kullandı. 20 Temmuz 1974; Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safhadır. 20 Temmuz 1974; Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü; kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Rum-Yunan hattının emperyalist arzularına karşı dirayetini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 20 Temmuz 1974'te Ada'ya müdahalesine kadar kesintisiz sürdüren Türk Mukavemet Teşkilatı; Kıbrıs'ta yazdığı destanla, isimleri çoğu zaman bilinmese de cesaretleri milli hafızamıza silinmemek üzere kazınan kahraman mücahitlerimizin şahsında ölümsüzleşmiştir.
19 Temmuz 2026 15:42

Bahçeli'den Ap'nin Kıbrıs Raporuna Tepki: "Brüksel'de İrade Yok"
Kıbrıs Barış Harekatı'nın Yıl Dönümünde Açıklama Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü andı. "Kıbrıs Türkü Ada'nın Asli Sahibidir" Açıklamasında Kıbrıs'ın Türkiye'nin güvenliği ve Doğu Akdeniz'deki milli hakları açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Bahçeli, Kıbrıs Türk halkının Ada'nın asli sahibi ve egemen bir halk olduğunu ifade etti. Avrupa Parlamentosu Raporuna Eleştiri Bahçeli, Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Türkiye Raporu'nda Kıbrıs Türk halkının yalnızca Ada'nın "meşru bir topluluğu" olarak tanımlandığını belirtti. Kıbrıs Barış Harekatı'nın Mimarlığını Anımsattı Açıklamasının sonunda Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayan Bahçeli, KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, şehitleri ve hayatını kaybeden gazileri andı.
19 Temmuz 2026 16:14

Akdeniz'de Yükselen Türk Yurdu: Mehmetçik Gelmeseydi Kıbrıs, Girit Gibi Olacaktı
Türkiye'nin harekattan sonra da her zaman kendilerine destek verdiğinin altını çizen Öztürkler, şöyle devam etti: KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, 20 Temmuz 1974'te Mehmetçiğin Ada'ya çıkması ile birlikte yok edilmek üzere olan Türk varlığının kurtarıldığının altını çizerek, "Kıbrıs, Girit gibi olacaktı." dedi. Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından geçen 52 yılda Türkiye'nin güçlü desteğini aldıklarına işaret eden Öztürkler, "Kıbrıs Türk halkı çok önemli mesafeler katetti. Kurumsal yapımımızı güçlendirdik, eğitimden sağlığa, ulaşımdan alt yapıya kadar yapılan yatırımlarla bugün Doğu Akdeniz'in yükselen bir Türk yurdu olma noktasına geldik." ifadelerini kullandı. KKTC olarak son yıllarda gelecek nesillere güçlü devlet ve müreffeh yaşam bırakma yolunda önemli ivme kazandıklarını belirterek, "20 Temmuz 1974'ün bizlere bıraktığı en büyük miras iki bayrağımızın yan yana dalgalanmasıdır." dedi. Yunanistan'daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson'un, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios'u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974'te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada'da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti. Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs'taki Türk Mukavemet Teşkilatına mensup "Mücahitler" ile birleşti.
19 Temmuz 2026 11:38

Bakan Güler'den Kktc 14. Zırhlı Tugay Komutanlığına Ziyaret
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir." dedi. Bakan Güler, 14'üncü Zırhlı Tugay Komutanlığının, Barış Harekatı'nda kahramanca mücadele sergilediğini ve 11 şehit verdiğini anımsatarak, Komutanlığın, Ada'daki diğer unsurlarla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvencesi durumunda olduğunu kaydetti. Mehmetçik'in burada tarihi bir vazife icra ettiğini kaydeden Güler, " Yarım asır önce soydaşlarımızın yaşadığı mezalimlere ve acılara nasıl sessiz kalmadıysak bugün de aynı anlayışla Kıbrıs Türkü'nün haklarını koruma azim ve kararlılığına sahibiz." dedi. Kıbrıs'ta tamamen uluslararası meşruiyeti haiz olarak bulunan Türkiye'nin varlığını sorgulayan zihniyete, ülkenin garantör devlet olma vasfını ve bölgeyle olan tarihi bağlarını daima hatırlattıklarını vurgulayan Güler, şunları kaydetti: " Son dönemde Kıbrıs meselesine tarihi gerçeklerden uzak, siyasi saiklerle yaklaşan ve çeşitli lobilerin etkisi altında hareket eden bazı çevrelerin açıklamaları bizim açımızdan hiçbir değer ifade etmemektedir. Zira Kıbrıs Türk halkının yıllarca maruz kaldığı mezalimleri görmezden gelerek kahraman ordumuzun Garantörlük Antlaşması'ndan doğan meşru hak ve yükümlülükleri çerçevesinde icra ettiği Barış Harekatı'nı sorgulamaya kalkışmak tarihi hakikatleri çarpıtmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bugün farklı coğrafyalarda yaşanan insanlık dramları karşısında sessiz kalanların, Kıbrıs konusunda adalet ve hukuk adına söz söylemeye çalışmaları ise uluslararası vicdan bakımından da ciddi bir tutarsızlıktır. Hiç kimse Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkünün meşru haklarını tartışmaya açarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir." Gündemlerinin günübirlik siyasi değerlendirmeler değil, uluslararası hukuk, tarihi gerçekler ve Kıbrıs Türk halkının meşru hakları olduğunun altını çizen Güler, "Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir." ifadesini kullandı.
19 Temmuz 2026 21:41

Namlu Yön Değiştirdi, Tarih Yazıldı: Kıbrıs'taki ''Tutsak Tanklar'' 52 Yaşında
Tankları Akıncılar'a getirenler arasında yer alan Kıbrıslı Türk Mücahit İsmail Akandere, o günleri şöyle anlattı: "Bu tankları III. Makarios bize karşı kullanmak için almıştı, bize doğrultulmuş tankların namlularını onlara çevirdik. Tankları, Kıbrıs Türklerinin cesaretlerinin bir sembolü olarak Akıncılar'a getirdik. Bu tanklar 52 yıldır burada sergileniyor." Akandere, Türk askeri Ada'ya çıktığında Rumların kendilerine taarruz etmek için cephe hattına 5 tank sürdüğünü belirterek, Türk savaş uçakları birini vurunca Rum tankçısının bunları bırakarak kaçtığını aktardı. Türkiye, 1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada'daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı düzenledi. Yunanistan'daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson'un, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios'u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974'te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada'da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti. Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs'taki Türk Mukavemet Teşkilatı'na mensup "Mücahitler" ile birleşti.
19 Temmuz 2026 11:24

Bakan Güler'den Kktc 14. Zırhlı Tugay Komutanlığına Ziyaret
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir." dedi. Bakan Güler, 14'üncü Zırhlı Tugay Komutanlığının, Barış Harekatı'nda kahramanca mücadele sergilediğini ve 11 şehit verdiğini anımsatarak, Komutanlığın, Ada'daki diğer unsurlarla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvencesi durumunda olduğunu kaydetti. Mehmetçik'in burada tarihi bir vazife icra ettiğini kaydeden Güler, "Yarım asır önce soydaşlarımızın yaşadığı mezalimlere ve acılara nasıl sessiz kalmadıysak bugün de aynı anlayışla Kıbrıs Türkü'nün haklarını koruma azim ve kararlılığına sahibiz." dedi. Kıbrıs'ta tamamen uluslararası meşruiyeti haiz olarak bulunan Türkiye'nin varlığını sorgulayan zihniyete, ülkenin garantör devlet olma vasfını ve bölgeyle olan tarihi bağlarını daima hatırlattıklarını vurgulayan Güler, şunları kaydetti: "Son dönemde Kıbrıs meselesine tarihi gerçeklerden uzak, siyasi saiklerle yaklaşan ve çeşitli lobilerin etkisi altında hareket eden bazı çevrelerin açıklamaları bizim açımızdan hiçbir değer ifade etmemektedir. Zira Kıbrıs Türk halkının yıllarca maruz kaldığı mezalimleri görmezden gelerek kahraman ordumuzun Garantörlük Antlaşması'ndan doğan meşru hak ve yükümlülükleri çerçevesinde icra ettiği Barış Harekatı'nı sorgulamaya kalkışmak tarihi hakikatleri çarpıtmaktan başka bir anlam taşımamaktadır. Bugün farklı coğrafyalarda yaşanan insanlık dramları karşısında sessiz kalanların, Kıbrıs konusunda adalet ve hukuk adına söz söylemeye çalışmaları ise uluslararası vicdan bakımından da ciddi bir tutarsızlıktır. Hiç kimse Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkünün meşru haklarını tartışmaya açarak bir sonuç elde edebileceğini düşünmemelidir." Gündemlerinin günübirlik siyasi değerlendirmeler değil, uluslararası hukuk, tarihi gerçekler ve Kıbrıs Türk halkının meşru hakları olduğunun altını çizen Güler, "Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir." ifadesini kullandı.
20 Temmuz 2026 00:19

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman: "Kıbrıs Davasında Tarihin Doğru Tarafındayız"
Kıbrıs meselesinin 86 milyonun ortak davası olduğunu belirten Yayman, Türkiye'nin adadaki net duruşunu şu sözlerle aktardı: "Biz dün de bugün de Kıbrıs davasında tarihin doğru tarafındayız. Cumhurbaşkanımızın Birleşmiş Milletler kürsüsünde dile getirdiği gibi artık eşit statülü, siyasal egemenlik temelinde bir süreçteyiz. Federasyon tartışmaları tamamen geride kalmıştır ve çözüm iki devletli çözümdür. Kıbrıs Türkü'nü yok sayan herhangi bir müzakere arayışını doğru bulmamaktayız. Bu meselede artık top çevirme zamanı geride kalmıştır." Avrupa Parlamentosu'ndaki Türk askerini hedef alan iddiaları "deli saçması" olarak nitelendiren ve yok saydıklarını belirten Yayman, Rum yönetiminin son dönemdeki savunma politikalarını eleştirdi: "Güney Kıbrıs Rum tarafı; Fransa, İsrail ve Hindistan ile yaptığı uzun menzilli füze ve askeri işbirliği anlaşmalarıyla adayı bir silah deposu haline getirmiştir. Bu tehdit doğrudan Kıbrıs Türk halkınadır. Kıbrıs Türk halkının ve KKTC'nin geleceği, Türkiye'nin geleceğidir. Türkiye bu konularda asla bir oldu bittiye müsaade etmeyecektir. Dün nasıl ki 'Ya Taksim Ya Ölüm' yaklaşıldıysa, Türkiye bugün de bu noktadan bir milim geri adım atmayacaktır." Metehan Sınır Kapısı'nda yaşanan hareketlilikleri ve Kıbrıs Türk halkını tahrik eden yürüyüşleri yakından takip ettiklerini söyleyen Yayman, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Rum tarafının tahrik eden davranışlarını Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC olarak not etmekteyiz ve stratejik sabırla izlemekteyiz. Biz adada barışın, esenliğin ve huzurun olmasını istiyoruz ancak suları tersine akıtmak mümkün değildir. Adadaki Türk varlığına tahammülü olmayanlar şu gerçeği kabul edecekler: Adada Türkler vardır ve var olmaya devam edeceklerdir. Bu vesileyle 1974 Mutlu Barış Harekâtı şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman Mehmetçiğimizi saygıyla selamlıyorum."
19 Temmuz 2026 19:29

Kktc'den Türkiye'nin Kıbrıs'ta Müdahale Hakkına Destek: Vazgeçmeyeceğiz
Kıbrıs konusunda 60 yıldır süren müzakerelerin başarısız olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, şunları söyledi: "Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş'ın da belirttiği gibi, Kıbrıs sorunu bir statü sorunudur. Rum tarafı, bir Helen adasının hakimi, tek sahibi gibi görülürken, Türk tarafı azınlık statüsüne indirgenmek istenmektedir. Eşitlik olmadan masaya oturursanız, eşitlik olmadan kalkarsınız. Bu anlayışla 60 yıllık müzakere süreci başarısız olmuştur." Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Rum tarafına "Kıbrıs Cumhuriyeti" statüsü vermesinin Kıbrıs sorununu oluşturduğuna işaret ederek, Avrupa Birliği'nin de (AB) 2004'te benzer bir hataya düştüğünü hatırlattı. Kıbrıs meselesinin 1963'ten itibaren başlayan Rum saldırganlığı ve iki ortağın siyasi eşitliğinin yok sayılmasından kaynaklandığının altını çizen Ertuğruloğlu, "Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale hakkından vazgeçmeyiz. Türkiye'nin tek taraflı müdahale hakkı, Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Biz de bundan asla vazgeçmeyeceğiz." şeklinde konuştu. Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin 1963'te başladığını, bunu kabullenmeden, "Ada'ya Türkiye'yi 20 Temmuz 1974'te durup dururken müdahale etmiş" gibi gösteren yaklaşımların tarihi gerçekler ile asla bağdaşmadığını söyleyerek, "Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür." dedi.
19 Temmuz 2026 12:03

Ab'ye ''Çok Beklersiniz'' Çıkışı: Türkiye'den Vazgeçmeyeceğiz
Kıbrıs konusunda 60 yıldır süren müzakerelerin başarısız olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, şunları söyledi: "Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş'ın da belirttiği gibi, Kıbrıs sorunu bir statü sorunudur. Rum tarafı, bir Helen adasının hakimi, tek sahibi gibi görülürken, Türk tarafı azınlık statüsüne indirgenmek istenmektedir. Eşitlik olmadan masaya oturursanız, eşitlik olmadan kalkarsınız. Bu anlayışla 60 yıllık müzakere süreci başarısız olmuştur." Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Rum tarafına "Kıbrıs Cumhuriyeti" statüsü vermesinin Kıbrıs sorununu oluşturduğuna işaret ederek, Avrupa Birliği'nin de (AB) 2004'te benzer bir hataya düştüğünü hatırlattı. Kıbrıs meselesinin 1963'ten itibaren başlayan Rum saldırganlığı ve iki ortağın siyasi eşitliğinin yok sayılmasından kaynaklandığının altını çizen Ertuğruloğlu, "Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale hakkından vazgeçmeyiz. Türkiye'nin tek taraflı müdahale hakkı, Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Biz de bundan asla vazgeçmeyeceğiz." şeklinde konuştu. Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin 1963'te başladığını, bunu kabullenmeden, "Ada'ya Türkiye'yi 20 Temmuz 1974'te durup dururken müdahale etmiş" gibi gösteren yaklaşımların tarihi gerçekler ile asla bağdaşmadığını söyleyerek, "Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür." dedi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs'a müdahalesiyle Ada'daki Türk halkının bir soykırımdan kurtularak yeniden hayata tutunduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, 52 yıl önce Mehmetçik ve Mücahit'in omuz omuza mücadelesiyle Kıbrıs'ın bir Helen adası olmasının engellendiğini belirtti.
19 Temmuz 2026 11:22

Ab'ye "Daha Çok Beklersiniz" Çıkışı: Ne Olursa Olsun, Türkiye'den Asla Vazgeçmeyeceğiz
Kıbrıs konusunda 60 yıldır süren müzakerelerin başarısız olduğuna dikkati çeken Ertuğruloğlu, şunları söyledi: "Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş'ın da belirttiği gibi, Kıbrıs sorunu bir statü sorunudur. Rum tarafı, bir Helen adasının hakimi, tek sahibi gibi görülürken, Türk tarafı azınlık statüsüne indirgenmek istenmektedir. Eşitlik olmadan masaya oturursanız, eşitlik olmadan kalkarsınız. Bu anlayışla 60 yıllık müzakere süreci başarısız olmuştur." Ertuğruloğlu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Rum tarafına "Kıbrıs Cumhuriyeti" statüsü vermesinin Kıbrıs sorununu oluşturduğuna işaret ederek, Avrupa Birliği'nin de (AB) 2004'te benzer bir hataya düştüğünü hatırlattı. Kıbrıs meselesinin 1963'ten itibaren başlayan Rum saldırganlığı ve iki ortağın siyasi eşitliğinin yok sayılmasından kaynaklandığının altını çizen Ertuğruloğlu, "Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale hakkından vazgeçmeyiz. Türkiye'nin tek taraflı müdahale hakkı, Kıbrıslı Türkler için vazgeçilmezdir. Biz de bundan asla vazgeçmeyeceğiz." şeklinde konuştu. Ertuğruloğlu, Kıbrıs meselesinin 1963'te başladığını, bunu kabullenmeden, "Ada'ya Türkiye'yi 20 Temmuz 1974'te durup dururken müdahale etmiş" gibi gösteren yaklaşımların tarihi gerçekler ile asla bağdaşmadığını söyleyerek, "Kıbrıs Barış Harekatı sorunun başlangıcı değil, bir anlamda çözümüdür." dedi. Türk Silahlı Kuvvetlerinin 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs'a müdahalesiyle Ada'daki Türk halkının bir soykırımdan kurtularak yeniden hayata tutunduğunu hatırlatan Ertuğruloğlu, 52 yıl önce Mehmetçik ve Mücahit'in omuz omuza mücadelesiyle Kıbrıs'ın bir Helen adası olmasının engellendiğini belirtti.
19 Temmuz 2026 11:41

Yaşar Güler'den Avrupa Parlamentosu'nun Kıbrıs Kararına Sert Tepki
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) konuşlu bulunan 39'uncu Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı bünyesindeki askeri personelle bir araya geldi. Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda kabul edilen ve Türkiye'ye yönelik suçlamalar barındıran karar metnini eleştiren Bakan Güler, bu adımın hiçbir hukuki, tarihi veya vicdani dayanağı bulunmadığını ifade etti. Kararın Rum lobilerinin siyasi baskıları altında, taraflı bir yaklaşımla hazırlandığına dikkat çeken Güler, "Bu yanlı yaklaşım bizler için yok hükmündedir ve alınan kararı en güçlü şekilde reddediyoruz" diye konuştu. Bakan Güler, parlamentonun 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkına uygulanan sistematik mezalimi, katliamları ve zorunlu göçleri görmezden gelip, adaya barış getiren 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nı çarpıtmaya çalıştığını söyledi. 19 Şubat 1959'da imzalanan Londra Antlaşması ve ardından 16 Ağustos 1960'ta yürürlüğe giren Lefkoşa Garanti Antlaşması uyarınca Türkiye, İngiltere ve Yunanistan ile birlikte Kıbrıs Cumhuriyeti'nin anayasal düzenini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini korumakla yükümlü üç garantör devletten biri ilan edilmiştir.
19 Temmuz 2026 20:47

Kıbrıs Sınırında 52 Yıllık Direniş: Namluları Rum Tarafına Dönen Tutsak Tankların Hikayesi
1974 yılındaki harekat sırasında Kıbrıslı Türk mücahitler ve Türk askeri tarafından Rum ordusundan ele geçirilen Rus yapımı 3 tank, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Akıncılar köyünde tam 52 yıldır "Tutsak Tanklar" adıyla sergileniyor. 20 Temmuz 1974'te Türk Hava Kuvvetleri'nin gerçekleştirdiği etkili hava taarruzları, Rum Milli Muhafız Ordusu'nda büyük bir bozguna yol açtı. Krizden Zafere UzananTarihi Süreç: 1960'tan 1974'e Kıbrıs Kıbrıs'ta Türk ve Rum halklarının ortaklığıyla 1960 yılında kurulan cumhuriyet, adayı Yunanistan'a bağlamayı hedefleyen (Enosis) aşırılıkçı Rumların saldırıları nedeniyle uzun ömürlü olamadı. Türkiye, 1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları'ndan doğan yasal garantörlük hakkını devreye sokarak 20 Temmuz 1974 sabahı şafak vaktiyle Akdeniz'in sularından adaya çıkarma yaptı. Cenevre'de yürütülen barış görüşmelerinin Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle tıkanması üzerine, 14 Ağustos 1974'te "Ayşe Tatile Çıksın" parolasıyla ikinci harekat başlatıldı.
19 Temmuz 2026 11:34

Milli Savunma Bakanı Güler, Kktc'de 14'üncü Zırhlı Tugay Komutanlığını Ziyaret Etti:
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da güvenlik, barış ve istikrar için Ada'da bulunmaya ve kardeş Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) meşru çıkarlarını her koşulda desteklemeye devam edecektir." dedi. Yurt içinde ve sınır ötesinde terörle mücadelede büyük başarılar elde edildiğine dikkati çeken Güler, şunları söyledi: "Geldiğimiz noktada Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde Terörsüz Türkiye hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. İcra ettiğimiz görevler kapsamında Kıbrıslı soydaşlarımızın güvenliği ve huzuru da bizler için her zaman önceliklidir. Yarım asır önce Kıbrıs Türkünün maruz kaldığı zulüm ve baskılar karşısında kahraman ordumuzun büyük bir başarıyla icra ettiği Kıbrıs Barış Harekatı en başta soydaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlarken, aynı zamanda Ada'nın tamamında barışın, ekonomik gelişmenin ve istikrarın tesis edilmesine de imkan tanımıştır. Bugün 50 yılı aşkın süredir Ada'da devam eden güvenlik, istikrar ve huzur ortamı da bunun en açık ispatıdır." Bakan Güler, 14'üncü Zırhlı Tugay Komutanlığının, Barış Harekatı'nda kahramanca mücadele sergilediğini ve 11 şehit verdiğini anımsatarak, Komutanlığın, Ada'daki diğer unsurlarla birlikte Kıbrıs Türk halkının güvencesi durumunda olduğunu kaydetti.
19 Temmuz 2026 21:23

36 Yıllık Kutsal Miras! Mehmetçiğin Bayrağını Torununa Bırakacak
Türkiye, 1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada'daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenledi. Kıbrıs'ta Türkler ve Rumların ortak olduğu 1960'ta kurulan "Kıbrıs Cumhuriyeti", Ada'yı Yunanistan'a bağlamak isteyen Rumların, silah zoru ile Türkleri önce devletten atması ardından da Kıbrıslı Türklere yönelik öldürme, sürgüne gönderme, kamplarda yaşamaya zorlama faaliyetleri sonucu 1963 yılında çöktü. Yunanistan'daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson'un, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios'u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974'te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada'da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti. Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs'taki Türk Mukavemet Teşkilatı'na mensup "Mücahitler" ile birleşti.
19 Temmuz 2026 11:24

Bahçeli'den Kıbrıs Mesajı: İstikamet Brüksel'de Çizilemez
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı yazılı mesajda, 20 Temmuz 1974'ün Türk milletinin kararlılığını tüm dünyaya gösteren tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Kıbrıs'ın, "Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerin kilit noktası" olduğunu belirten Bahçeli, Ankara ile Lefkoşa'nın kaderinin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi. Avrupa Parlamentosu'nun 2025 Türkiye Raporu'nda yer alan Kıbrıs değerlendirmelerini eleştiren Bahçeli, "Avrupa Parlamentosu'nun 17 Haziran 2026 tarihinde kabul ettiği 2025 Yılı Türkiye Raporu, Avrupa'nın Kıbrıs meselesinde ne derece taraflı, tarihi gerçeklerden kopuk ve Rum-Yunan tezlerinin tesiri altında ikiyüzlülük yarışında ne kadar ileri gidebileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir" ifadelerini kullandı. Kıbrıs Türk halkını yalnızca "meşru bir topluluk" olarak tanımlayan yaklaşımı reddeden Bahçeli, "Kıbrıs Türklüğüne istikamet tayin edecek irade Brüksel'de değil, Kıbrıs Türkü'nün iradesindedir" değerlendirmesinde bulundu.
19 Temmuz 2026 14:36

Kıbrıs Barış Harekâtı'nda Mehmetçik Kullanmıştı! Türk Bayrağını 36 Yıldır Sandığında Saklıyor
Türkiye, 1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada'daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekâtı'nı düzenledi. Kıbrıs'ta Türkler ve Rumların ortak olduğu 1960'ta kurulan "Kıbrıs Cumhuriyeti", Ada'yı Yunanistan'a bağlamak isteyen Rumların, silah zoru ile Türkleri önce devletten atması ardından da Kıbrıslı Türklere yönelik öldürme, sürgüne gönderme, kamplarda yaşamaya zorlama faaliyetleri sonucu 1963 yılında çöktü. Yunanistan'daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson'un, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios'u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974'te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada'da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti. Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'a denizden çıkarma, havadan da indirme harekâtı yaparak, Kıbrıs'taki Türk Mukavemet Teşkilatı'na mensup "Mücahitler" ile birleşti.
19 Temmuz 2026 15:39

Kıbrıs Barış Harekatı'nda Mehmetçiğin Kullandığı Türk Bayrağını Sandığında 36 Yıldır Saklıyor
Kıbrıs Barış Harekatı Türkiye, 1960 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile tesis edilen garantörlük haklarını kullanarak, Ada'daki anayasal düzeni ve Türk halkının varlığını korumak üzere 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı düzenledi. Kıbrıs'ta Türkler ve Rumların ortak olduğu 1960'ta kurulan "Kıbrıs Cumhuriyeti", Ada'yı Yunanistan'a bağlamak isteyen Rumların, silah zoru ile Türkleri önce devletten atması ardından da Kıbrıslı Türklere yönelik öldürme, sürgüne gönderme, kamplarda yaşamaya zorlama faaliyetleri sonucu 1963 yılında çöktü. Yunanistan'daki askeri cunta tarafından desteklenen EOKA lideri Nikos Sampson'un, "Kıbrıs Cumhuriyeti" Cumhurbaşkanı Başpiskopos III. Makarios'u devirmek amacıyla 15 Temmuz 1974'te yaptığı askeri darbe sonucunda Ada'da yaşayan Türklerin durumu daha da kötüleşti. Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'a denizden çıkarma, havadan da indirme harekatı yaparak, Kıbrıs'taki Türk Mukavemet Teşkilatı'na mensup "Mücahitler" ile birleşti.
19 Temmuz 2026 15:00

Kktc Cumhurbaşkanı Erhürman, Bakan Güler Ve Beraberindeki Heyeti Kabul Etti
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları kapsamında resmi temaslarda bulunmak üzere KKTC'de yer alan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve beraberindeki üst düzey heyetle bir araya geldi. Görüşmede Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'e, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst düzey komuta kademesi eşlik etti. Ayrıca Milli Savunma Bakanlığı Bakan Yardımcısı Salih Ayhan ve Milli Savunma Bakanlığı Özel Kalem Müdürü Erbil Özdemir de diplomatik ve idari heyetin parçası olarak kabulde hazır bulundu. KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dana'nın da eşlik ettiği kabul programı, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler arasında karşılıklı hatıra ve plaket takdiminin yapılmasıyla resmi olarak tamamlandı.
19 Temmuz 2026 16:20

Bahçeli'den Kıbrıs Barış Harekatı Mesajı: Türk Askeri Barışın Sigortası
20 Temmuz 1974'ün Türk milletinin barış arzusunu boyun eğiş zannedenlere karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kudretini, Kurtuluş Harbi'nden sonra bir kez daha yedi cihana gösterdiği tarihi bir safha olduğunu vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü'nü yurdundan söküp atmayı, Ada'yı köhne Enosis masallarıyla Yunanistan'a bağlamayı ve Doğu Akdeniz'deki Türk varlığını tasfiye etmeyi amaçlayan kanlı hesabın paramparça edildiği milli bir hüküm günüdür. O gün Türk askeri, Rum-Yunan zihniyetinin asırlık ilhak saplantısını tarihin karanlık sayfalarına hapsetmiş, miadı dolmuş Enosis hülyasını ve yayılmacı emellerini Akdeniz'in sularına gömmüştür." Devlet Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Anadolu'nun güneydeki emniyet hattı, Doğu Akdeniz'deki milli hak ve menfaatlerin kilit noktası, şehit kanlarıyla vatan kılınan bir Türk yurdu, mazinin emaneti ve milli varlığın devamlılığı olduğunu vurguladı. "Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birbirinden ayrılamayacağı gibi, Kıbrıs Türkü'nün güvenliğiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin asayişi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğiyle Türk milletinin Akdeniz'deki itibarı da birbirinden kopartılamaz." değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti: "Kıbrıs Türkü, Ada'nın asli sahibidir. Lala Mustafa Paşa'nın serdarlığında yürütülen Osmanlı Devleti Kıbrıs Seferi'nin, on bir aylık muhasaranın ardından 1 Ağustos 1571'de Mağusa'nın fethiyle tamamlandığı ve Türk varlığının Ada'da kök saldığı günden bugüne Kıbrıs Türkü, kendi kaderini tayin etme iradesine sahip egemen bir halk, büyük Türk milletinin koparılamaz ve vazgeçilemez bir parçasıdır. Bu tarihi hakikat, asırlar boyunca süren kuşatmaların, kanlı saldırıların, yokluk ve yoksunlukların içinden geçerek, vatanını ve bayrağını canından aziz bilen, şehadet mertebesine ve Resul-i Ekrem'in komşuluğuna erişme niyazıyla cepheye koşan bahadırların yazdığı destanlarla tahkim edilmiş ve bugüne kadar taşınmıştır. Helenist yayılmacılığın Kıbrıs Türkü'nün canına, malına, namusuna ve milli kimliğine kastettiği yıllarda, köyler kuşatılmış, ocaklar söndürülmek istenmiş, kadın ve çocuk demeden siviller hedef alınmış, Ada'da Türk milleti soykırıma uğratılmıştır." Bahçeli, böylesi bir vahametin içinden doğan Türk Mukavemet Teşkilatı'nın dağınık milli iradeden müşterek bir ülkü doğuran, ülküyü askeri disiplin ile birleştiren, Ada'da Türk milletinin çaresizlik dehlizlerinde kaybolmasını önleyen, bağımsızlık ve hürriyet sevdasını mücadeleyle yüreklerde diri tutan milli bir mukavemet karargahı olduğuna işaret etti.
19 Temmuz 2026 18:00

Kktc Dışişleri Bakanı Cnn Türk'e Konuştu: "Kıbrıs Meselesi Statü Sorunudur"
Kıbrıs Barış Harekatının 52. yıl dönümünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu CNN TÜRK'e konuştu. Ertuğruloğlu, "Kıbrıs konusunda müzakerelerle bu sorunu çözme olasılığı yoktur. Kıbrıs sorunu, Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti devleti ve hükümeti olarak kabul görmesinden başka bir şey değildir. Sorun budur" dedi. Bakan, "Rum tarafının attığı yanlış adımlar, hadsizlikler, sağdan soldan almadığı silah da kalmadı. Hiçbiri bunların Türkiye'nin kurmuş olduğu caydırıcı dengeyi bozabilecek kapasitede değil. Çünkü Rum'un her adımına karşı atılması gereken adım anavatan tarafından atılmaktadır" diye konuştu. Ertuğruloğlu, iki devletli çözüm olmadığı sürece adada bir uzlaşma olmasının beklenilmemesi gerektiğini vurguladı ve "Biz, Güvenlik Konseyi kararlarına göre, adına Kıbrıs Cumhuriyeti denen Rum devletinin azınlık bir toplumuyuz. Satatüko bu. Bu değişmediği sürece değil 60 yıl, 600 yıl daha görüşsek Rum'la kim bana diyecek ki bu müzakereler sonucunda Rum şu noktaya gelecektir. Tamam Kıbrıs Türkü kabul, biz Kıbrıs Cumhuriyeti değiliz. Siz de bu adanın Türk devletinin sahibisiniz" ifadelerini kullandı.
19 Temmuz 2026 18:36

Kktc Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler'den Güçlü Türkiye Vurgusu
Ziyarette konuşan Öztürkler, "Güçlü Türkiye, güçlü KKTC demektir. Türkiye'nin savunma sanayisinden ekonomisine kadar her alandaki gücü Kıbrıs Türk halkına da yansımaktadır" dedi. Ziyarette konuşan TBMM-KKTC Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem, KKTC'de bulunmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Türk milletimizin kalbi sizlerle bir atıyor. 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı, Mutlu Barış Harekatı'nın sene-i devriyesi kutlu olsun" açıklamasını yaptı. Öztürkler, "20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı ile birlikte adaya huzur, güven ve barış gelmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin garantörlüğü ve Türk askerinin caydırıcı gücü bu adadaki huzur ve güvenin en büyük teminatıdır" ifadesini ekledi.
19 Temmuz 2026 18:29


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Bahçeli'den Avrupa'ya Net Kıbrıs Resti: 'Irade Brüksel'de Değil!'
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümünde yazılı bir açıklama yapan MHP Lideri Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye raporuna çok sert tepki göstererek Kıbrıs Türklüğünün iradesinin Brüksel'de olmadığını vurguladı. 20 Temmuz: Akdeniz'e Vurulan Türk Mührü MHP Lideri Devlet Bahçeli, 20 Temmuz 1974'ün Türk milletinin barış iradesini zayıflık sananlara karşı verilmiş tarihi bir ders olduğunu belirtti. 1974 yılında bu tarihi kararı cesaretle alan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı minnetle anan MHP Lideri, zaferi sahada inşa eden şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri'ne şükranlarını sunarak, "Kıbrıs Türk'tür, Türk'ün öz yurdudur ve ilelebet Türk kalacaktır" sözleriyle açıklamasını noktaladı.
19 Temmuz 2026 14:38

Rumlardan 20 Temmuz Öncesi Çirkin Provokasyon! Türkleri Hedef Aldılar
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü kutlamalarına hazırlandığı sırada, Metehan Sınır Kapısı'nın Rum kesimi tarafında toplanan bir grup Rum, Türkiye ve Türklere yönelik provokatif sloganlar attı. Metehan Sınır Kapısı'nın GKRY tarafında toplanan ve ellerinde Yunan bayrakları taşıyan grup, "Türkler Kıbrıs'tan dışarı", "Türkiye Kıbrıs'tan dışarı" ve "Federasyona hayır" sloganları attı. Gösteriyi organize eden gruplar, yayımladıkları programda 20 Temmuz'da Ledra Palace Sınır Kapısı'nda "Büyük Buluşma" adı altında toplanacaklarını duyurdu.
19 Temmuz 2026 11:02

Kktc Cumhuriyet Meclisi'nde 20 Temmuz Resepsiyonu Düzenlendi
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü ve 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla özel bir resepsiyon düzenlendi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs Türk halkını cezalandırmaya yönelik adaletsiz uluslararası düzenin sona ermesi gerektiğini belirterek, "Bir halkı dünyadan kopararak barış inşa edilmez." dedi. Uluslararası toplumun artık gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Öztürkler, "Bir halkı dünyadan kopararak barış inşa edilmez. Kıbrıs Türk halkını cezalandırmaya yönelik adaletsiz uluslararası düzen artık son bulmalıdır. Hiç kimse Kıbrıs Türk halkının sonsuza kadar böyle kalacağını sanmasın. Çünkü haklı mücadelemiz her geçen gün daha fazla karşılık bulmaktadır." ifadelerini kullandı.
19 Temmuz 2026 23:28

Dsp Genel Başkanı Önder Aksakal'dan Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. Yıl Dönümü Mesajı
Parti için, harekatın yalnızca askeri bir başarı değil, ulusal onurun, bağımsızlığın ve mazlumun yanında durma kararlılığının en güçlü simgelerinden biri olduğunu ifade eden Aksakal, şunları kaydetti: "Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yılında, başta Onursal Genel Başkanımız Bülent Ecevit olmak üzere Dr. Fazıl Küçük'ü, Rauf Denktaş'ı, Necmettin Erbakan'ı, aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum. Kıbrıs Türk halkının ve aziz Türk milletinin Barış ve Özgürlük Bayramı'nı en içten dileklerimle kutluyor barışın, özgürlüğün ve kardeşliğin ilelebet yaşamasını temenni ediyorum."
19 Temmuz 2026 14:31

İyice Kudurdular! Rumlardan 20 Temmuz Öncesi Alçak Provokasyon
KKTC'nin 20 Temmuz Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü kutlamalarına hazırlandığı sırada, Metehan Sınır Kapısı'nın Rum kesimi tarafında toplanan bir grup Rum, Türkiye ve Türklere yönelik provokatif sloganlar attı. Metehan Sınır Kapısı'nın GKRY tarafında toplanan ve ellerinde Yunan bayrakları taşıyan grup, "Türkler Kıbrıs'tan dışarı", "Türkiye Kıbrıs'tan dışarı" ve "Federasyona hayır" sloganları attı. Gösteriyi organize eden gruplar, yayımladıkları programda 20 Temmuz'da Ledra Palace Sınır Kapısı'nda "Büyük Buluşma" adı altında toplanacaklarını duyurdu.
19 Temmuz 2026 11:27

Kıbrıs'ta Kırmızı Çizgi Çekildi: Türkiye'nin Müdahale Hakkından Asla Vazgeçmeyiz
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü vesilesiyle değerlendirmeler yapan Ertuğruloğlu, Ada'daki mevcut tıkanıklığın temel sebebinin 1963 yılında başlayan Rum saldırganlığı ve Türk tarafının siyasi eşitliğinin yok sayılması olduğunu belirtti. Altmış yıllık müzakere sürecinin başarısızlık nedeni: Statü adaletsizliği Kıbrıs sorununu bir "statü problemi" olarak tanımlayan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, uluslararası toplumun Rum tarafını Ada'nın tek hakimi olarak görme eğilimini sert bir dille eleştirdi. Kıbrıs meselesini 1974 yılından başlatmak isteyen çevrelerin tarihi çarpıttığını kaydeden Ertuğruloğlu, trajedinin başlangıç tarihinin 1963 olduğunu hatırlattı. 52 yıl önce Mehmetçik ve Mücahit'in omuz omuza yürüttüğü mücadelenin Kıbrıs'ın bir Helen adası olmasını engellediğini belirten Ertuğruloğlu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcı gücü sayesinde Kıbrıs Türk halkının bir daha geçmişteki karanlık ve acı dolu günlere dönmeyeceğini sözlerine ekledi.
19 Temmuz 2026 11:33

Kıbrıs Gazisi Kasım Tutgun, 52 Yıl Sonra O Anıları Anlattı
Kıbrıs Barış Harekatı'nda görev alan gazilerden Kasım Tutgun, o günleri unutmadığını ve ölümü düşünmeden mücadele ettiklerini ifade etti. "Kıbrıs Barış Harekatı'nın başladığı dönemde Ankara 28. Tümen Topçu Alay Karargahı'ndaydım. Eğitim sonrası askeri birliğimizle Kıbrıs'a intikal ettik ve burada 29 Temmuz akşamına kadar arazide bulunduk. Akşam saatlerinde Kıbrıs'a askeri araçlarla hareket ettik ve Ertuğrul Çıkarma Gemisi ile denizden karaya çıktık" diyerek nasıl bir atmosferde görev yaptıklarını anlattı.
19 Temmuz 2026 12:02

Kayserili Kıbrıs Gazisi: "Ölümü Aklımıza Bile Getirmedik, Eğlenceye Gider Gibiydik" Kıbrıs Gazisi Ve Muharip Gaziler Derneği Kayseri Şube Başkanı Kasım Tutgun: "Orada Arama Yaparken Bir Rum Erkeğinin Titrediğini Hissedince Aklıma Ailem Geldi" "O Zamandan Beri Bizi İşgalci Göstermeye Çalışıyorlar Fakat Biz Mazlumun Yanında Olan Çok Necip Bir Milletiz"
"Harekattan beri bizi dünyaya işgalci gibi göstermeye çalışıyorlar" Kıbrıs Barış Harekatı'ndan beri Türkiye'nin tüm dünyaya işgalci olarak gösterilmeye çalışıldığını söyleyen Kasım Tutgun, "Şimdi Kıbrıs tarihini incelersek yani o zamandan beri bizleri bütün dünyaya kamuoyuna işgalci göstermeye çalışıyorlardı. Burada'Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek lazım' diye bir laf var. O zaman 74 Barış Harekatı sırasında, Allah rahmet eylesin, Bülent Ecevit ve Erbakan hocamızın koalisyon hükümeti vardı. Biz çıkarma yaparken Bülent Ecevit'in, 'Biz Kıbrıs'a barış için gidiyoruz. Sadece Türkler için değil, Rumlar için de barış için gidiyoruz' sözü bütün dünya kamuoyunda ses getirmişti. Biz her zaman mazlumun yanında zalimin karşısında olan çok necip bir milletiz. Onun için aradan yıllar da geçse, asırlar da geçse biz bu bütünlüğümüzü, benliğimizi bozmadan herkese bizim ırzımıza, namusumuza, bayrağımıza, toprağımıza göz dikmedikten sonra biz herkesle dost geçinmeye çalışan bir necip bir milletiz" dedi.
19 Temmuz 2026 12:02

Kıbrıs Türkü 52 Yıldır Huzur İçinde Yaşıyor! Barış Harekatı'nın Yıldönümü Törenlerle Kutlanıyor
KKTC'liler; Türk ordusunun 52 yıl önce gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekâtı ve Türkiye'nin garantörlüğünde barış ve huzur dolu bir hayat sürüyor. KKTC Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, "Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale hakkından vazgeçmeyiz" dedi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel, Mutlu Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, "Bu devlet geçici değil kalıcıdır; pazarlık konusu değil, halkımızın onurunun ve varoluşunun teminatıdır. Ada'da kalıcı çözüm ancak iki devlet, iki ayrı halk ve iki ayrı demokrasinin kabulü ile mümkündür" ifadelerini kullandı.
20 Temmuz 2026 03:10

Kktc Cumhurbaşkanı Erhürman, İyi Parti Lideri Dervişoğlu Ve Heyetini Kabul Etti
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Erhürman, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 52'nci yıl dönümü dolayısıyla KKTC'de bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti Cumhurbaşkanlığı'nda kabul etti. Görüşmenin sonunda İYİ Parti heyeti, KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'a hediye takdim etti.
19 Temmuz 2026 19:08

Kktc Cumhurbaşkanı Erhürman, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler İle Bir Araya Geldi
Milli Savunma Bakanlığı'nın resmi sosyal medya hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre Bakan Güler, Mutlu Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü kutlama etkinliklerine iştirak etmek üzere KKTC'ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu özel ziyaret programı doğrultusunda KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Bakan Güler ve beraberindeki heyeti kabul etti.
19 Temmuz 2026 13:32

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Barbarlık Müzesi'ni Ziyaret Etti
Bakan Güler, Mutlu Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) gerçekleştirilen temasları sırasında, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Komuta Kademesi ile birlikte müzeye gitti. Müzede, EOKA'nın Kıbrıs Türkü'ne yönelik gerçekleştirdiği saldırılara dair belgelerin olduğu arşiv verileri ve sergilenen eserler üzerine detaylı incelemelerde bulunan Bakan Güler, yetkililerden konuyla ilgili bilgi aldı.
19 Temmuz 2026 16:09

Kocaeli Valisi Aktaş'tan Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. Yıl Dönümü Mesajı
Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı'nı kutlayan Aktaş, "Bu anlamlı günde, kardeş Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı'nı gönülden kutluyor, vatan toprağı için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, kahraman gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Tüm kardeş Kıbrıs Türk halkına sevgi ve saygılarımı iletiyorum." ifadelerini kullandı.
19 Temmuz 2026 13:12

Bakan Güler'den Anlamlı Ziyaret! Barbarlık Müzesi'ne Tarihi Saygı
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı programı kapsamında KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da bulunan Barbarlık Müzesi'ni ziyaret ederek incelemelerde bulundu.
19 Temmuz 2026 13:18

Bakan Güler, Kktc'deki Resepsiyona Katıldı
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, KKTC'de 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 52'nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resepsiyona katıldı.
20 Temmuz 2026 01:14

Kocaeli Valisi Aktaş'tan Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. Yıl Dönümü Mesajı
Aktaş, mesajında, Türk Silahlı Kuvvetlerince 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünün gururunu yaşadıklarını belirtti.
19 Temmuz 2026 13:12

Bakan Güler, Kktc'deki Barbarlık Müzesi'ni Ziyaret Etti
Paylaşımda, "Bakan Yaşar Güler ve beraberindeki Komutanlar, Rum terör örgütü EOKA tarafından Kıbrıs Türkü'ne yönelik vahşice katliamları belgeleriyle sergileyen müzede yetkililerden bilgi aldı." ifadesi kullanıldı.
19 Temmuz 2026 13:34

Kktc Cumhurbaşkanı Erhürman, Bakan Güler'i Kabul Etti
Milli Savunma Bakanlığının NSosyal hesabından yapılan paylaşıma göre, Güler, Mutlu Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü törenlerine katılmak üzere KKTC'ye gitti. Güler'e, Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel eşlik etti.
19 Temmuz 2026 12:32

Kktc Cumhuriyet Meclisi Başkanı Öztürkler, İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu'nu Kabul Etti
Başkan Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz'un anlam ve değerini her yıl aynı kararlılıkla yaşattığına dikkati çekerek, Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkinin tarihi, stratejik ve sarsılmaz kardeşlik bağlarına dayandığını dile getirdi. İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu da Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirdikleri ziyarette, bu tarihin Kıbrıs Türk halkı açısından taşıdığı anlamın farkında olduklarını ifade etti.
19 Temmuz 2026 17:09

Kktc Cumhurbaşkanı Erhürman, İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu'nu Kabul Etti
İYİ Parti heyeti, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıl dönümü nedeniyle KKTC'yi ziyaret etti. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Lefkoşa'da gerçekleştirilen kabulde, heyetin ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, teşekkür etti.
19 Temmuz 2026 18:29