×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Memurun İzin Hakkındaki Püf Noktaları: Kanuni Haklar Ve Merak Edilenler

Hizmet süresine göre izin günleri değişiklik gösterir: 1 Yıldan 10 Yıla Kadar (10 Yıl Dâhil) Hizmeti Olanlar: Yıllık 20 gün izin hakkına sahiptir. 10 Yılı Aşanlar: Yıllık izin süresi 30 güne çıkmaktadır. Mevzuatımız tetkik edildiğinde hem iş kanununda hem de Devlet Memurları Kanununda saatlik izin düzenlemesinin yalnızca "süt izni" için geçerli olduğu görülür. Önemli Not: 10 yıldan fazla hizmeti olan bir memurun kullanmadığı senelik izinlerin en fazla 60 günü birikebilir. Memuriyete başlamadan önce geçen bazı süreler, yıllık izin hakkı hesabında dikkate alınır: Kamu Kurumlarındaki Hizmetler: Hangi statüde olursa olsun, kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmet süreleri izin hesabına dahil edilir. İZİNDEYKEN HASTALANAN MEMURUN HAKKI ÖLÜR MÜ? Yıllık izindeyken hastalık raporu alan memurların durumu, yönetmelik ve mütalaalar çerçevesinde net kurallara bağlanmıştır: Rapor, İzin Bitmeden Sona Ererse: Memur kalan yıllık iznini kullanmaya devam eder. Rapor ile İzin Aynı Gün Biterse: Memur, izinlerin bittiği tarihte görevine başlar. Hastalık izinleri sebebiyle zamanında kullanılamayan yıllık izinler, 657 sayılı Kanun'un 103. maddesi hükmüne göre idare tarafından daha sonra kullandırılır. HASILIKELAM: Dinlenme hakkı, çalışanın emeğini koruyan ve verimliliğini artıran kutsal bir haktır.

İsa Karakaş

Kaynak: Türkiye

06 Temmuz 2026 02:22

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

İsa Karakaş

Sgk'nın 4 Büyük Yardımı Ve Yasaklar!

"Dost bî-vefâ, felek bî-rahm, devran bî-sükûn..." Fuzûlî'nin asırlar öncesinden fısıldadığı gibi; devran istikrarsız, felek merhametsiz ve bazen hayatın en acı gerçeği olan ölüm, hiç beklenmedik bir anda kapıyı çalmaktadır. Evlenme Ödeneği: Halk arasında "çeyiz yardımı" olarak bilinen, yetim aylığı alan yetim kız çocuklarına evlenmeleri hâlinde yapılan toplu ödemedir. Bu yardımlar, "ölümden sonra hayat devam eder" gerçeğinin somut karşılığıdır. Aile, "her şey bitti" derken SGK "henüz bitmedi" der. Bu şartlar sigortalılık kollarına göre değişiklik gösterir: Hangi sigortalılık kolunda (4/a, 4/b veya 4/c) olursa olsun, vefat eden kişinin en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmalıdır. İşçilere (SSK/4/1-a) Tanınan Özel Kolaylık: 5 Yıl ve 900 Gün Sadece eski adıyla SSK'lı (4/1-a) olanlar için daha esnek bir formül mevcuttur. Birden fazla statüde (hem memur hem esnaf, hem işçi olarak) çalışıp vefat edenlerin durumunda karmaşayı önlemek için "son tabi olunan sigortalılık hâli" esas alınır. Miras hukukundaki "katil mirasçı olamaz" ilkesi burada da geçerlidir.

08 Temmuz 2026 02:28

İsa Karakaş

Cüzdanlardaki Yangın: Memur Ve Emeklinin Yaşam Mücadelesi

Ay ay şekillenen resmi enflasyon tablosu şu şekildedir: Tabloda açıkça müşahede edildiği (görüldüğü) üzere; ilk 5 ayın birikimli toplamı olan %16,60'lık artışa, haziran ayının %0,99'luk verisi eklenmiştir. Yürürlükteki toplu sözleşme hükümleri sebebiyle, hem çalışan memurlar hem de memur emeklileri için 6 aylık güncelleme rakamı %13,52 olarak kesinleşmiştir. Buradaki büyük haksızlık şudur: Memur ve emeklisi, TÜİK'in açıkladığı resmî enflasyonun bile %4,24 oranında altında kalmıştır. Netice itibarıyla memur emeklisi, "eksi" bir güncelleme ile karşı karşıya bırakılmıştır. Keza "muhtaçlık ve gelir tamamlama esaslı" sisteme geçilirse, kök maaşı 17.000 TL'nin altında kalan milyonlarca emekli sıfır zam tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. Nitekim hükûmet TBMM'ye vermiş olduğu kanun teklifiyle 20.000 TL'lik taban maaş üzerinden kümülatif bir güncelleme yaparak, en düşük emekli maaşını 23.552 TL'ye yükseltti. Mevcut durumda en düşük memur emeklisi maaşı 27.877 TL seviyesindedir. Eğer verilen sözler tutulsaydı ve %13,52'lik temmuz güncellemesine bu seyyanen artış eklenseydi, en düşük memur emeklisinin maaşı 57.000 TL'ye ulaşacaktı. Fakat kulislerden gelen mesaj oldukça nettir: "Toplu sözleşmede ne varsa, o kadar." Ne memur emeklisinin seyyanen zammı masadadır ne de ilave tek bir kuruş. Buradaki tek umut ışığı, hükûmetin "emekliyi enflasyona ezdirmiyoruz" söylemi doğrultusunda, 2,5 milyon memur emeklisinin maaş artış oranını en azından SSK ve Bağ-Kur oranına (%17,76) dengelemesi ihtimalidir.

04 Temmuz 2026 02:22

İsa Karakaş

Çırak Ve Stajyerlere Adalet: Tek Yol "Anayasa Mahkemesi"

SGK (5510 S.) Kanun'da "Staj ve Çıraklık Borçlanması Eşitsizliği" Anayasa'nın Eşitlik İlkesiyle Çatışıyor!.. Sosyal güvenlikte 50'den fazla kitap, binlerce makale kaleme almış ve SSK/SGK sisteminin her boyutunda çalışmış Başmüfettiş-Başuzman olarak bu durumu önceki yazılarımda, TV programlarında müteaddit kez gündeme getirmiştim... Özellikle borçlanma yönünden "eşitsizlik" vicdanları sızlatıyor. Beyaz yaka için ihsan kapıları ardına kadar açılmış durumda. Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler, 5510 Sayılı Kanun'un 5. Maddesi gereği yalnızca KVSK/ iş kazası ve meslek hastalığı sigortası primine tabi tutuluyor. Avukatlar gibi borçlanma hakkı da tanınmıyor. Anayasa'nın hükümleri açık: "Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." Kanunların genelliği ilkesi de bunu pekiştirir. Eğer birine borçlanma hakkı tanınıyorsa, diğerine de tanınmalıdır. Aksi hâlde Anayasa'nın eşitlik ilkesi açıkça ihlal edilmiş olur. Bu ihlal, "Ama onlar işçi değil" şeklindeki mesnetsiz mazeretlerle örtülemez. Bürokrasinin "Eğitim amaçlıdır" veya "İşçi statüsünde değiller" savunmaları mesnetsizdir. 1987 yılında ayrım gözetilmeksizin borçlanma hakkı verilmişti. Tek gerçekçi yol, staj ve çıraklık mağdurlarının "eşitsizlik" yönünden konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşımaları. Bireysel başvuru veya norm denetimi yoluyla 5510 Sayılı Kanun'un 41. maddesindeki bu ayrımcılık hükmünün Anayasa'ya aykırılığı tespit edilebilir. Alın teri, meslek ayrımı tanımaz. Stajyerler ve çıraklar, bu haksızlığı topluca Anayasa Mahkemesi'ne taşımalıdır. Kanun önünde herkes eşittir. Sosyal devlet ilkesi, en zayıf olanı korumayı emreder. Haklarınızı Anayasa Mahkemesi'ne taşıyın.

01 Temmuz 2026 02:46

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

İsa Karakaş

Sağlıkta Dijital Dönüşüm: 7/24 Kesintisiz Evde Bakım Çağı

Ecdadımızdan miras o kadim sözü her fırsatta tekrarlarız: "Her şeyin başı sağlık" deriz. AKILLI TELE-SAĞLIK: DOKTOR BİR NEFES UZAĞINIZDA Teknoloji sayesinde, "Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur" sözü gerçek oluyor. GECE GÜNDÜZ DEMEDEN 7/24 KESİNTİSİZ HİZMET Hastalık bu, "Gece demez, gündüz demez" insanın yakasına yapışır. RAPOR VE REÇETE YENİLEME KOLAYLIĞI Kronik hastaların o bitmek bilmeyen heyet raporu ve reçete yenileme çilesi, hasta yakınlarının "Canına tak ettirmişti." Öngörülen belirli şartların bulunması hâlinde; Artık bez, mama, alt temizleme malzemesi veya sürekli kullanılan ilaçların raporları için hastaneye taşınmak yok. Evde Palyatif Bakım Ekipleri, hastanın acısını dindirmek ve ona ömrünün son demlerinde "Gönül hoşluğu " yaşatmak için evinde hizmet verecek. HASTA YAKINLARINA "CAN SUYU": PSİKOLOJİK DESTEK "Gözden ırak olan gönülden de ırak olur" derler ama evdeki hastaya gece gündüz bakan o fedakâr gizli kahramanlar hep unutulurdu. Tükenme noktasına gelen, "Saçını süpürge eden" hasta yakınlarına ücretsiz psikolojik destek ve bakım eğitimi verilecek. HASILIKELAM: Atalarımız " Sağlık gibi sermaye olmaz" demiştir. *** "Sağlık, sağlıklı insanların başındaki bir taçtır; onu sadece hastalar görebilir." Arap atasözü İsa Karakaş'ın önceki yazıları...

29 Haziran 2026 02:13

İsa Karakaş

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan Ezber Bozan Emeklilik Kararı

Davacı sigortalı; SSK bünyesinde 6730 gün, Emekli Sandığı'nda 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2092 gün prime esas çalışma gerçekleştirdi. 28 Mart 2002 tarihinde emeklilik (tahsis) talebinde bulundu. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, "Son 7 yıllık hizmet süren Bağ-Kur ağırlıklı, o yüzden Bağ-Kur'dan emekli olmalısın ve 9000 günü tamamlamalısın" diyerek davacıyı bir yıl daha bekletti. İş Mahkemesi, emsal kararlara da atıfta bulunarak tarihî bir tespitte bulundu: "Sigortalı, hizmet birleştirmesine zorlanamaz. Hak sahibinin iradesine üstünlük tanınması asıldır." Mahkeme, Bağ-Kur dışlandığında son 7 yılda SSK hizmetinin öne çıktığını belirterek davanın kabulüne hükmetti. Davacıya 1 Nisan 2002 itibarıyla aylık bağlanması gerektiği tespit edildi ve biriken fark ile faiz alacağının tahsiline karar verildi. Daireye göre; davacı dava dilekçesinin sonuç kısmında sadece "SSK hizmetleri doğrultusunda emekli maaşı bağlanmasını" istemişti. Mahkemenin Emekli Sandığı (5434 sayılı Kanun) hizmetlerini de hesaba katarak bilirkişi raporu alması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki "taleple bağlılık" ilkesine aykırıydı. Mahkeme; dava dilekçesinin sadece sonuç kısmına bakılmaması gerektiğini, dilekçenin başlangıç ve açıklama kısmında "Bağ-Kur dışındaki Emekli Sandığı ve SSK süreleri gözetilerek aylık bağlanması" talebinin açıkça yer aldığını belirtti. Genel Kurul, HMK'nın 24. maddesindeki "Tasarruf İlkesi" ve 119. maddesindeki "Dava dilekçesinin unsurları" üzerinden derin bir analiz yaptı.

24 Haziran 2026 02:30

İsa Karakaş

Sgk Borç Yapılandırmasında Büyük Kolaylık: Borçluya Can Suyu, Sgk'ya Tahsilat Güvencesi

Hazine ve Maliye Bakanlığının attığı adımlarla koordineli olarak, 31 Ağustos 2026 tarihine kadar Kuruma başvuracak olan borçlular için tecil faiz oranı yıllık %39'dan %29'a düşürülmüştür. İlk taksitin (peşinatın) en geç 31 Ağustos 2026 tarihine kadar ödenmesi şarttır. İlk taksitini zamanında ödemeyen borçlu, bu düşük faiz nimetinden istifade edemez; tabiri caizse "Son pişmanlık fayda etmez." Eski sistemde küçük borçlar için dahi teminat istatistiği tutulurken, yeni düzenlemeyle ünite (il müdürlüğü veya SGM) bazında 10 milyon TL'ye kadar olan borçlar için hiçbir teminat aranmayacaktır. "Emanet malın canı az olur" derler fakat devlet, mükellefin zaten hacizli olan malını koruyarak ek bir teminat bulma keşmekeşine son vermiştir. "Bugünün işini yarına bırakma" düsturuyla hareket eden Kurum, Ankara'daki merkez bürokrasisini belirli şartlarla tamamen devre dışı bırakmıştır. 31 Ağustos 2026 tarihine kadar yapılacak başvurularda, borç miktarı ne olursa olsun karar verme yetkisi tamamen Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine ve Merkez Müdürlerine devredilmiştir. İstanbul, Ankara ve İzmir'de 18 milyon TL, diğer büyükşehirlerde 15 milyon TL ve diğer illerde 13 milyon TL'ye kadar olan borçları doğrudan yereldeki SGM Müdürleri neticelendirecektir. Örneğin 72 ay tecil alan bir borçlu, 71 taksitini tıkır tıkır ödese bile, son taksit olan 72. taksiti vade tarihini takip eden ay sonuna kadar ödemez ise tecil işlemi derhâl bozulur.

22 Haziran 2026 02:09

İsa Karakaş

Memur Ve Emeklisinin Temmuz Kâbusu: Toplu Sözleşme!

Senelerdir yüksek enflasyonun ağır gölgesi altında hayata tutunmaya çalışan 6 milyonu aşkın memur ve memur emeklisi, yine bir temmuz ayının eşiğine geldi. "Görünen dağın uzağı olmaz" derler. Mevcut resmî veriler, enflasyonun son 5 aylık seyir defterini ve emeklinin yasal hakkı hâline gelen güncel birikimli oranı açıkça ortaya koymaktadır: Ay / Yıl TÜFE (Yıllık % Değişim) TÜFE (Aylık % Değişim) 01-2026 31,53 2,96 02-2026 30,65 4,84 03-2026 30,87 1,94 04-2026 32,37 4,18 05-2026 32,61 1,71 Tabloda açıkça müşahede edildiği üzere; Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarının kümülatif toplamı olan %14,64'lük artışa, Mayıs ayının %1,71'lik verisi eklenmiştir. Ne var ki, memurlar ve memur emeklileri için aynı adil rakam maalesef söz konusu değildir. Bilinmelidir ki; "Aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır." Hak mücadelesi de tam ve eksiksiz verilerle yürütülür. Buradaki büyük adaletsizlik şudur: 4 aylık enflasyon rakamlarına göre memur ve emeklisi %4,13 oranında TÜİK enflasyonunun altında kalmıştı. TÜİK enflasyonunun altındaki bu %4,20'lik fark, memur ve memur emeklisinin resmî enflasyon karşısında bile takat getiremeyip ezileceğini gösteriyor. Buna göre memur ve memur emeklisinin enflasyon farkı ile %7'lik toplu sözleşme rakamı birlikte hesaplandığında, toplamda en az %13,5, en fazla %14,15 civarında bir maaş güncellemesi masaya gelecektir. Netice itibarıyla memur ve memur emeklisinin %4 ila %4,5 civarında resmî enflasyonun bile altında "eksi" bir güncelleme ile karşı karşıya kalacağı alenen ortadadır. Fakat kulislerden gelen mesaj nettir: "Toplu sözleşmede ne varsa, o kadar." Ne memur emeklisinin seyyanen zammı gündemde ne de ilave tek bir kuruş. Memur emeklisi bu maaşları havadan almıyor. "Ağlamayana emzik vermezler" misali, hak aranmadığı müddetçe masada kalmaya mahkûmdur. Bu gidişata dur denilmemesi hâlinde memur ve memur emeklisinin enflasyona ezilmesi kaçınılmazdır. HASILIKELAM: Ömrünü devlete adamış memur emeklileri, enflasyon canavarına yem edilecek birer istatistik değildir. Hükûmet "enflasyona ezdirmeyiz" sözünü tutmalı memur emeklisine, en azından SSK-Bağ-Kur emeklileriyle eşit ve adil bir artışı çok görmemelidir.

20 Haziran 2026 02:08

İsa Karakaş

"Kendi Düşen Ağlamaz": İnternete Numara Bırakırken Bir Kez Daha Düşünün!

Vatandaş küplere biniyor tabii: "Ben bu numarayı millet bana iş versin diye koydum, sigorta satın alayım diye değil!" diyerek soluğu Kişisel Verileri Koruma Kurumu'nda (KVKK) alıyor. Kurum hemen devreye girip şirkete "Hop dedik! Dağdan gelip bağdakini kovamazsın. Adam numarasını iş için yazmış, sen reklam yapıyorsun" diyerek tam 100.000 TL acımasız bir ceza kesiyor! Yerel Mahkemenin Oyunu: Hâkim bakıyor ve diyor ki: "KVKK haklı ama ceza çok kesilmiş. Ben bu cezayı 'ince eleyip sık dokuyarak' tabana çekiyorum." Ceza bir anda kuşa dönüyor ve 17.828 TL'ye iniyor! İtiraz Masası: Şirket "Çok", Kişisel Verileri Korumu Kurum ise "Az" diyerek üst mahkemeye itiraz ediyor ama üst mahkeme ikisine de cezayı aynen bu şekilde onaylayıp bitiriyor. SON PERDE: ANAYASA MAHKEMESİ "DUR!" DEDİ Şirket pes etmiyor, "Keskin sirke küpüne zarar" diyerek işi en tepeye, Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) taşıyor. AYM, buradaki devlet kurumlarına âdeta hukuk dersi veriyor: "Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı var" dedik ama kanunun hatırı daha büyüktür! " Kanunda'internete yazılan numara amaca aykırı aranamaz' diye bir ceza maddesi yazmıyor. Siz kendi kafanızdan kılavuzlara bakarak ceza uyduramazsınız. Kanunsuz ceza olmaz!" diyerek cezayı oy birliğiyle tamamen iptal ediyor. Bu karar gösteriyor ki, dijital dünyada haklarımızı korumak ne kadar önemliyse, devletin de vatandaşa veya şirkete ceza keserken "kafasına göre değil, kanuna göre" hareket etmesi o kadar önemlidir.

17 Haziran 2026 02:21

İsa Karakaş

İş Yeri El Değiştirse De Sorumluluktan Kaçış Yok!

"Su akar, yatağını bulur" misali, işçinin emeği ve kıdemi de yeni işverene aynen intikal eder. Ancak adalet terazisi eski işverene ömür boyu zincir vurmaz; devreden işverenin bu ortak sorumluluğu devir tarihinden itibaren tam 2 yıl ile sınırlandırılmıştır. Eğer bir şirket başka bir şirketle birleşiyor, ona katılıyor veya kabuk değiştirip türünü (nevini) değiştiriyorsa, yukarıda bahsettiğimiz "2 yıllık birlikte sorumluluk" hükümleri uygulanmaz. Aynı şekilde, işçi de "Patronum değişti, ben bu yeni zat ile çalışmam" diyerek işi bırakıp tazminat talep edemez; çünkü devir tek başına işçiye haklı fesih imkânı tanımaz. Eski Kanunun Yaşayan Ruhu: İş hukukunda en çok kafa karıştıran ve "Zurnanın zırt dediği yer" olarak nitelendirilen husus kıdem tazminatıdır. Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi hâlen dimdik ayaktadır ve iş yeri devirlerinde de rehberimizdir. Kıdem tazminatına ilişkin anayasa maddesinde bir zaman sınırlaması öngörülmediği için, 4857 sayılı Kanun'daki 2 yıllık ortak sorumluluk süresi kıdem tazminatını bağlamaz. "Her koyun kendi bacağından asılır." Eski işverenin sorumluluğu: İşçiyi bizzat çalıştırdığı süreyle, Ve iş yerini devrettiği esnadaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle (son ücretle değil) sınırlıdır. Bu geçmiş borçlardan hem eski patron hem yeni patron devir tarihinden itibaren 2 yıl boyunca müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2 yıl geçtikten sonra eski patronun kapısını çalamazsınız, tek muhatap yeni patron kalır. Devir sonrasına ait tüm hak edişlerden yeni işveren tek başına, tabiri caizse "günahıyla sevabıyla" sorumludur.

15 Haziran 2026 02:24

İsa Karakaş

İzin Hakkı, Kul Hakkıdır: Hafta Tatili Yıllık İznin İçine Sığmaz!

9 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bu taze kararı, yıllık ücretli izin kullanırken yapılan çok büyük ve çok yaygın bir hataya âdeta "Dur!" diyor. İşveren vekili ise ezberlenmiş savunmalardan birini yapıyor: "İşçi istifa etti, izin alacağı yoktur, her şey usulüne uygundur" diyerek davanın reddini talep ediyor. İşverenin "istifa etti" iddiasını soyut buluyor; çünkü ortada ne bir istifa dilekçesi var ne de haklı bir fesih delili. Mahkeme diyor ki: "Davacının çalışması karşılığında toplam 24 gün yıllık izin hakkı vardır. Dosyadaki belgelere göre bu izinler kullandırılmıştır. Dolayısıyla işçinin bakiye yıllık izin alacağı bulunmamaktadır." Mahkeme davanın kısmen kabulüne karar verip dosyayı kapatıyor. Yani yerel mahkeme, "İşçi iznini kâğıt üzerinde kullanmış, hakkı kalmamıştır" diyerek işçinin bu talebini reddediyor. "Burada bir haksızlık var, kararın kanun yararına bozulması gerekir" diyerek dosyayı Yargıtay'ın önüne taşıyor. Bu yüzden Adalet Bakanlığı olağanüstü bir kanun yolu olan "Kanun Yararına Temyiz" yetkisini kullandı. Yasa Maddesi Apaçıktır: İş Kanunu'nun 56/5 maddesi der ki: "Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz." SOMUT OLAYIN İNCELEMESİ VE KARAR Yargıtay dosyayı satır satır inceliyor. Dolayısıyla bu işçinin içeride 4 günlük yıllık izin hakkı daha kalmıştır ve bu ücret kendisine ödenmelidir. Bu karar, çalışma hayatında "Kervan yolda düzülür" mantığıyla hareket eden, "Nasılsa izin formunu imzalattım, pazar günleri de araya kaynar" diye düşünen işverenlere çok büyük bir uyarıdır. Hafta tatili ile yıllık izin birbirinin alternatifi değil, ayrı hukuki haklardır.

13 Haziran 2026 02:30

İsa Karakaş

Emekli Promosyonlarında Büyük Yarış: En Yüksek Kazancı Elde Etme Rehberi

Sosyal devlet ilkesinin bir tezahürü olarak, bundan tam dokuz yıl önce SGK ile bankacılık sektörü arasında akdedilen ilk "Promosyon Protokolü", emeklilik hayatında yepyeni bir mali dönemin kapısını aralamıştır. Günümüz itibarıyla, rekabetin geldiği raddede bir katılım bankası, emeklinin aldığı maaş tutarına göre 25.000 TL'ye varan ana promosyon taahhüt etmektedir. Bununla da yetinmeyerek, maaş tutarından tamamen bağımsız olarak sağladığı 15.000 TL'lik ek avantajlar ile toplam kazanç tutarını 40.000 TL gibi muazzam bir seviyeye ulaştırmıştır. 2026/Temmuz ayından itibaren emeklilerimizin maaşlarına yansıtılacak yeni zam oranlarına paralel olarak, bankaların promosyon kampanyalarını yeniden yukarı yönlü güncellemeleri güçlü bir ihtimal dâhilindedir. "Acele işe şeytan karışır" fehvasınca, beklemek bazen en büyük kazancın anahtarıdır. Emeklilerimiz, bankaların nakit ödemelerinin yanı sıra sunduğu şu ek avantajları da teraziye koymalıdır: Düşük ve avantajlı faiz oranlarına sahip ucuz kredi imkânları, Alışverişlerde harcanabilecek yüksek para puanlar ve bonuslar, EFT ve havale gibi bankacılık işlemlerinden muafiyet sağlayan muamele kolaylıkları, Hesap işletim ücreti muafiyetleri ve diğer yan haklar. Hesaplamanın usul ve esaslarına dair bilinmesi gereken en can alıcı detaylar şunlardır: Promosyon ödemesi, kural olarak 3 yıllık dönem için tek seferde ve peşin olarak ifa edilir. Ödeme, SGK'nın emekli maaşını ilgili bankaya göndermesi ve "Promosyon Taahhütnamesinin" karşılıklı imzalanmasını müteakip en geç 3 iş günü içinde hesaba aktarılır. BANKA DEĞİŞTİRMEK İSTEYENLER İÇİN HUKUKİ ENGELLER Mevcut düzenlemelere göre promosyon hakkından tam manasıyla yararlanabilmek için emekli aylığının 3 yıl (36 ay) boyunca aynı bankadan kesintisiz olarak alınacağına dair taahhüt verilmesi ve taahhütnamenin imzalanması şarttır. Ancak bu 3 yıllık süre bir pranga değildir. Haklarınızı tam manasıyla bilmek, basiretle hareket etmek ve serbest piyasanın sunduğu imkânları akıl süzgecinden geçirerek doğru adımı atmak sizin elinizdedir.

10 Haziran 2026 02:23

İsa Karakaş

Ankara'da Nefesler Tutuldu: Emeklinin Ümidi Temmuz Ayında!

"Geçen günlerin kârı amele baki kalmaz" derler; emeklinin eline geçen de enflasyon karşısında öylece yok oldu. 5 Haziran 2026 Cuma günü ilan edilen mayıs ayı enflasyon verisiyle birlikte, emekli maaş güncelleme rotası iyice belirginleşti. Aşağıdaki tablo, enflasyonun son 5 aylık seyir defterini ve emeklinin yasal hakkı olan güncel oranı ayan beyan göstermektedir: Tabloda açıkça müşahede edildiği üzere; Ocak, şubat, mart ve nisan aylarının kümülatif toplamı olan %14,64'lük artışa, mayıs ayının %1,71'lik verisi eklenmiştir. Binaenaleyh, bugün itibarıyla her SSK ve Bağ-Kur emeklisinin cebine koyacağı %16,60'lık maaş güncellemesi yasa gereği kesinleşmiştir. "Hak mülke esastır" derler; bu oran emeklinin anasının ak sütü gibi helal, kesinleşmiş hakkıdır. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'ndeki projeksiyonlara göre, önümüzdeki haziran ayı enflasyon beklentisi %1,52 olarak tahmin edilmektedir. Bu verilere göre kümülatif hesaplama işletildiğinde, SSK ve Bağ-Kur emeklilerimizin maaşında %18,37 oranında bir güncelleme ihtimali doğmaktadır. Haziran ayında açıklanması muhtemel en kötü ve en iyi senaryolara göre yaptığımız hesaplamalar şu şekildedir: %18 bandı kaçınılmaz: Bütün senaryolara göre neticede karşımıza %18 civarında bir güncelleme çıkmaktadır. Sınır boylarındaki savaş durumunu, dış faktörleri ve TÜİK'in önceki açıklamalarını harmanladığımız en kötü senaryoda ise; anılan emeklilerin maaş güncellemesinin %17,5'tan az ve %19'dan fazla olamayacağını tahmin etmekteyim. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi ile ciddi ulusal ve uluslararası finans kuruluşlarının beklentileri topluca irdelendiğinde, temmuz ayında emekli maaşlarına yapılacak zammın ortalama olarak %18 civarında seyredeceği iktisadi bir neticedir. "Görünen köy kılavuz istemez"; eğer 7 yıldan beri devam eden mevcut uygulama aynen sürdürülürse, 20 bin TL olan en düşük emekli aylığının temmuzda 23 bin 600 TL civarında olması kuvvetle muhtemeldir. Seyyanen zammın "s"si bile şu anda Ankara'da telaffuz edilmiyor.

08 Haziran 2026 02:22

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha