×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Lüks Eğlencenin Tanımı Nasıl Değişti

Yazın gelmesiyle birlikte sosyal medyada ve şehir yaşamında daha görünür hale gelen 'sober' yani alkolsüz eğlenmeyi merkeze alan yaşam tarzı da bunun son örneklerinden biri. Tasarımcı ve lüks marka stratejisti Sedef Çalarkan sosyal medyada yaptığı paylaşımında bunu güzel bir şekilde özetliyor: Çalarkan, alkol ve sigara kullanmamasını bir trend olmaktan ziyade bilinçli bir tercih olarak tanımlıyor ve "Temiz bir zihin, temiz bir yaşam ve temiz ilişkiler... Bana göre gerçek lüks tam da budur" diyor. Rakamlar bunun kısa ömürlü bir heves olmadığını gösteriyor. Sober movement* olarak adlandırılan alkolsüz yaşam hareketi son yıllarda özellikle ABD ve Avrupa'da hızla büyüyor. Hareketin temelinde alkol bağımlılığıyla mücadeleden çok farklı bir fikir yatıyor: İnsanların alkol tüketimini bilinçli olarak sorgulaması. 'Ayık partiler' (sober rave/party) New York'tan Londra'ya, Berlin'den Amsterdam'a hatta İstanbul'a kadar birçok şehirde düzenleniyor. New York'ta bir sober party'ye çocuğuyla gelen katılımcı Bu dönüşümün öncülerinden biri, girişimci Radha Agrawal'ın 2013 yılında New York'ta kurduğu Daybreaker oldu. "Uyan ve dans et" sloganıyla yola çıkan organizasyon, sabahın erken saatlerinde yoga, meditasyon ve dans etkinlikleri düzenlemeye başladı. Etkinlik platformu Eventbrite'ın verilerine göre kahve-kahvaltı kulüpleri, sabah dans partileri, koşu kulüpleri gibi sosyal organizasyonlara ilgi geçtiğimiz yıla oranla yüzde 478 arttı. Ancak onlarca şehirde benzer organizasyonların ortaya çıkması, hareketin belirli bir alt kültürün sınırlarını aştığını gösteriyor.

Köşe Yazarı

Kaynak: Odatv

13 Haziran 2026 11:45

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Köşe Yazarı

Z Kuşağı Yine Yaptı Yapacağını... Birkaç Dakikalık Tatmin Devri

Alışveriş sepetini dolduruyor, siparişinizi onaylıyor, ertesi gün kargonuzu takip ediyorsunuz. Son haftalarda sosyal medyada hızla yayılan ' plasebo alışveriş ' siteleri, kullanıcılara gerçek bir ürün yerine satın alma deneyimini sunuyor. Sistem, gerçek bir alışveriş sürecini birebir kurguluyor. Ardından telefonuna "Siparişiniz hazırlanıyor" bildirimi geliyor. Bütün süreç, gerçek bir alışveriş deneyimini aynen taklit ediyor. Tek fark, paketin hiçbir zaman teslim edilmemesi. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptığı zamanlar vardı. Günümüzde ise ürünün kendisinden çok, satın alma anında hissedilen duygu öne çıkıyor. Plasebo alışveriş siteleri bu düşüncenin dijital çağdaki en güncel örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. HAZ ÇAĞININ YENİ RİTÜELİ Byung-Chul Han, çağımızı sürekli haz, performans ve uyarılma arayışıyla tanımlıyor. Plasebo alışveriş de bu küçük ödüllerden biri olarak görülebilir.

10 Temmuz 2026 08:28

Köşe Yazarı

Gerçek Alice'in Anlatılmayan Hayatı

Lewis Carroll bundan 164 yıl önce, küçük bir kızı bir tavşan deliğinden aşağı düşürdüğünde, dünya edebiyatının en ikonik çocuk hikayelerinden biri ortaya çıktı. Çoğu okuyucu için Alice, sadece konuşan hayvanlar ve imkansız olaylarla dolu "saçma" bir masal... Ancak derinine bakıldığında bu renkli dünyanın arkasında; gelişimsel krizlerin, bilişsel çatışmaların ve 'özne' olmanın getirdiği o tekinsiz boşluğu görmek mümkün. Romanın hikayesi 4 Temmuz 1862'de başladı. Carroll bu isteği geri çevirmedi; önce el yazmasını hazırladı, ardından 1865 yılında Alice Harikalar Diyarında adıyla yayımlandı. Vezüv Yanardağı, 1872 - Kaynak Victoria and Albert Museum Ancak Alice'in gerçek hayatı, ilham verdiği masal kadar büyülü değildi. 1880'de Reginald Hargreaves ile evlenen Alice'in üç oğlu oldu. Alice Liddell, uzun süren bir hastalığın ve komanın ardından 16 Kasım 1934'te 82 yaşında hayatını kaybetti. Ölüm haberi dünya basınında "Alice Harikalar Diyarı'nın gerçek Alice'i öldü" başlıklarıyla duyuruldu. Amerika'ya satılan orijinal Alice's Adventures Under Ground el yazması, 1948 yılında İkinci Dünya Savaşı'nda iki ülkenin müttefikliğine teşekkür amacıyla İngiltere'ye geri getirildi. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bazı araştırmacılar, Carroll'ın küçük kız çocuklarını yoğun biçimde fotoğraflamasını ve Alice Liddell başta olmak üzere çocuklarla kurduğu yakın ilişkiyi mercek altına aldı.

04 Temmuz 2026 08:30

Köşe Yazarı

Her Gün Aynı Kıyafeti Giyenlerin Sırrı

Fransız besteci Erik Satie'den Steve Jobs'a, Mark Zuckerberg'den Cem Yılmaz'a kadar uzanan aynı kıyafeti giyme alışkanlığı, sanıldığından çok daha eski. Psikologlara göre bu tercih karar yorgunluğunu azaltıyor; sosyologlara göre ise tüketim kültürüne sessiz bir meydan okuma anlamı taşıyor. Her gün aynı kıyafet i giymek, yeni bir icat değil. Erik Satie Satie, 1895 yılında eline geçen küçük bir mirasla tam 12 adet birbirinin aynısı gri kadife takım elbise diktirdi. Bu alışkanlığı nedeniyle Paris sanat çevrelerinde "Kadife Beyefendi" (Velvet Gentleman) olarak anılmaya başladı. STEVE JOBS İLE FELSEFEYE DÖNÜŞEN ALIŞKANLIK Yaklaşık bir asır sonra aynı alışkanlık bu kez teknoloji dünyasının en güçlü isimlerinden Steve Jobs ile yeniden gündeme geldi. Steve Jobs Jobs, yıllar boyunca siyah Issey Miyake boğazlı kazak, Levi's 501 kot pantolon ve New Balance spor ayakkabıdan oluşan kombini kullandı. Japon tasarımcı Issey Miyake'nin anlattığına göre Jobs için yaklaşık 100 adet aynı siyah kazak üretildi. Uluslararası reklam ajansı Saatchi Saatchi'nin sanat yönetmeni Matilda Kahl, 3 Nisan 2015'te Harper's Bazaar'da yayımlanan yazısında, dolabında 15 adet bire bir aynı beyaz gömlek, birkaç aynı siyah pantolon ve aynı deri fiyonktan oluşan bir 'iş üniforması' bulunduğunu açıkladı. Harry Potter filmlerinin yıldızı, aylar boyunca aynı montun ve aynı şapkanın kopyalarını giydi. Daniel Radcliffe Radcliffe, paparazzilerin çektiği fotoğrafların yeniymiş gibi satılmasını engellemek için her gün aynı görünmeyi tercih etti. AKIMIN TÜRKİYE'DEKİ ÖNCÜLERİ Türkiye'de bu alışkanlığın en görünür örneklerinden biri Cem Yılmaz. Cem Yılmaz Yıllardır günlük yaşamında ve kamuoyu önündeki görüntülerinde çoğunlukla siyah düz tişört, koyu renk kot pantolon ve spor ayakkabı tercih ediyor.

03 Temmuz 2026 06:18

Köşe Yazarı

Genç Seven Kadınlar Dönemi: Yeni Fark Edilen İlişki Gerçeği

Nicole Kidman'ın başrolünü üstlendiği Babygirl, Türkiye'de 2025 yılı başında vizyona girdiğinde çok konuşuldu, çok ses getirdi. Anne Hathaway'in kendisinden 16 yaş küçük bir müzisyenle ilişki yaşayan bir kadını canlandırdığı kitap uyarlaması 'The Idea of You', Netflix'in yaş farkı ilişkilerini merkeze alan 'Age of Attraction' programı, oyuncu Sienna Miller'ın genç erkeklerle ilişkilerin hala gereğinden fazla yargılandığını söyleyen açıklamaları, Madonna'nın kendisinden 35 yaş küçük sevgilisi Ahlamalik Williams'ı yanından bir an olsun ayırmaması gibi örnekler çoğaltılabilir. Flört uygulaması Feeld'in verilerine göre son iki yılda yalnızca kendisinden büyük kadınlarla ilişki aradığını belirten erkeklerin sayısı yüzde 64 arttı. Bir diğer uygulama Bumble'ın 25 binden fazla kullanıcıyla yaptığı araştırmada ise kadınların yüzde 59'u kendilerinden daha genç biriyle ilişki yaşamaya açık olduğunu söyledi. Madonna (67) ve sevgilisi Ahlamalik Williams(32) Elbette bu veriler tek başına bir trendi kanıtlamaya yetmez. Kardashian kardeşlerin annesi Kris Jenner, sevgilisi Corey Gamble'dan 25 yaş büyük The Atlantic'te Anna Holmes imzasıyla yayımlanan bir makale de bu noktaya dikkat çekiyor. Yazıya göre asıl değişim kadınların genç erkeklerle ilişki yaşaması değil, yaş alan kadınların ilk kez romantik hikayelerin merkezine yerleşmeye başlaması. Oyuncu Sienna Miller ve sevgilisi Oli arasında 15 yaş fark var Tartışma sürse de araştırmaların işaret ettiği daha büyük bir değişim var.

27 Haziran 2026 16:04

Köşe Yazarı

Sahnedeki Cenazenin Sırrı: Ozan Güven Anlattı

"Işıklar içinde uyu", "Nurlar içinde yat"... Ozan Güven'in sahnesinde bu sözleri sık sık duyuyorsunuz ama alıştığımız anlamlarıyla değil. Çoğunluğun kolay kolay düşünmek istemediği bir yol izliyor Ozan Güven ve izleyicisini kendi cenazesine davet ediyor. Dünyanın son dönem geçirdiği değişimlerin birinci elden tanığı Y kuşağının kolayca adapte olduğu, önceki nesillerin "Hay Allah bu böyle söylenir miydi" diyebileceği, Z kuşağının ise kana kana içtiği bu yeni nesil gösteride karşınıza Mehmet Aslantuğ'dan Uğur Yücel'e, Halit Ergenç'ten rahmetli Özkan Uğur'a kadar pek çok isim çıkıyor. (Yayınlandığı dönemde çok konuşulan Fi dizisinde canlandırdığı Can Manay karakterinin neden sürekli su içtiğine dair yapılan sayısız analiz de bu sahnede anlamını yitiriyor.) Bu yıl başlayan O.M.G., 19 Haziran'da sezon finali yaptı. Fikrin nasıl ortaya çıktığını, bu sıra dışı 'cenazeye' gelenlerin tepkilerini ve yeni sezonda neler olacağını sahne sonrası sohbet sırasında Ozan Güven'e sorduk. Yıllardır, yaklaşık 8 senedir oynadığım kalabalık cast'lı (ekipli) "Don Kişot'um Ben", "Taxim" ve "Konuşmamız Lazım" oyunlarından sonra artık tek kişilik bir oyun oynama güdüsü beni iyiden iyiye yokluyordu. Oyunun konsepti de bu düşüncelerin arasında var oldu. Ben en büyük desteği hayattaki Ozan'dan aldım. -Sahnede oldukça interaktif bir Ozan Güven var, şu an karşımda olan adamla çok da farklı değil aslında.

27 Haziran 2026 10:11

Köşe Yazarı

Dünya Messi'yi Konuşuyor, Graciela Hariç...

Son dünya şampiyonu Arjantin, rakibi Avusturya'yı 2-0'lık skorla mağlup etmeyi başardı ve üst tura çıkmayı garantiledi. Arjantin tribünleri bu sloganla inledi: Nunca Mas* Özel Tarih: 25 Haziran 1978 Buenos Aires sokaklarında yüz binlerce kişi Arjantin'in ilk Dünya Kupası şampiyonluğunu kutluyordu. Graciela Daleo 1977 yılında kaçırılan Daleo, yıllar sonra kaleme aldığı "ESMA'da Zoraki Bir Kutlama" başlıklı tanıklığında final düdüğünün ardından yaşananları anlatacaktı. Daleo o gece işkence merkezi sorumlularından Jorge Eduardo Acosta'nın içeri girerek büyük bir coşkuyla "Kazandık, kazandık" diye bağırdığını yazıyor. Ama aklından geçen ilk cümle şu: "Eğer onlar kazandıysa, biz kaybettik." Bu cümle Arjantin'in 1978 Dünya Kupası deneyimine dair bir özet gibi... Bazı kampanyalarda "Arjantin şampiyon olsun, Videla duvara" sloganları kullanılıyor, Dünya Kupası'nın Nazi Almanyası dönemindeki 1936 Berlin Olimpiyatları'yla taşıdığı benzerlik vurgulanıyordu. Finale çıkabilmek için Peru'yu en az dört farkla yenmek zorunda olan Arjantin, sahadan 6-0 galip ayrıldı. Ancak 1978 Dünya Kupası'nı hatırladığında aklına ilk gelen şey şampiyonluk değil, o gece kurduğu cümle oldu: "Eğer onlar kazandıysa, biz kaybettik..." Odatv.

23 Haziran 2026 08:55

Köşe Yazarı

Nato'nun 'Yumuşak Güç' Hamlesi: Senaryo İle Açılan Cephe

Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller'in " NATO ne film çeviriyor?" başlıklı yazısı gözden kaçan bir detayı gündeme getirdi: Guardian'ın ortaya çıkardığı bilgilere göre NATO, Los Angeles, Brüksel ve Paris'te senarist, yapımcı ve yönetmenlerle kapalı toplantılar düzenledi; buluşmaların dördüncüsü Londra için planlandı. 2024 yılında Washington merkezli düşünce kuruluşu CSIS (Center for Strategic and International Studies / Uluslararası ve Stratejik Araştırmalar Merkezi), sekiz Hollywood senaristini NATO karargahına götürdü ve ziyaretin ardından "Hollywood Goes to NATO: Telling the Story of the Alliance" (Hollywood NATO'da: İttifakın Hikayesini Anlatmak) başlıklı bir panel düzenledi. 2024 yılında NATO'nun düzenlediği toplantı Panelin moderatörü ve NATO uzmanı Kathleen McInnis tartışmayı şu soruyla açıyordu: Kathleen McInnis Bu soru aslında meselenin özünü ortaya koyuyordu. Eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Stephen Biegun da NATO'nun 'iş birliği ve kolektif eylemin gücünün kanıtı' olduğunu söyledikten sonra şu çağrıyı yapıyordu: "İttifakımızın geçmiş 75 yılı üzerine düşünürken ve geleceğe bakarken, bu hikayeyi bu nesle anlatma konusunda kararlı olmalıyız." Toplantıya katılan senaristlerden Christine Levinson NATO'yu günlük hayatta fark edilmeyen ama koruyucu bir güç olarak tanımlıyor, "NATO biraz güneş kremi gibidir. Sürdüğünüz gün onu düşünmezsiniz. Sizi korur" diyordu. Aynı Levinson daha sonra "Dünya şu anda bu hikayeye ihtiyaç duyuyor. NATO pozitif bir hikaye ve yeterince yüksek sesle anlatılmıyor" değerlendirmesinde bulunuyordu. Friends dizisinin 2023 yılında ölen yıldızı Matthew Perry ve senarist Scott Silveri Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi'nde NATO Zirvesi koordinatörü olarak görev yapan LeAnne Howard ise daha açık konuşuyordu: "Biz bunları kendi aramızda çok konuşuyoruz ama bu hikayeleri daha geniş kitlelere ulaştırabilecek insanlara ihtiyacımız var." Bu ifadelerde askeri strateji yok ama anlatı ve kamuoyu oluşturma olduğu çok net... Aynı Nye, 1990'larda ortaya attığı 'yumuşak güç' kavramıyla bir ülkenin ya da kurumun kendisini cazip göstererek de etki yaratabileceğini ileri sürdü. 2024'te ağırlanan isimler arasında savaş filmi senaristlerinden çok, Friends, Gilmore Girls ve Law Order gibi milyonlarca izleyiciye ulaşmış yapımların yaratıcıları bulunuyordu.

22 Haziran 2026 12:39

Köşe Yazarı

Türkiye'yi Bekleyen Esas Tehlike: Kaçtığımız'gerçek'

Reuters Enstitüsü'nün yeni yayımlanan 2026 Dijital Haber Raporu yalnızca haber merkezlerini ilgilendirmiyor. Rapora göre dünya genelinde haberlerden aktif olarak kaçınanların oranı bu yıl yüzde 42'ye yükselmiş. 2017 yılında bu oran yüzde 29 seviyesindeydi. Haber kuruluşlarının kendi siteleri ve uygulamalarının oranı ise yüzde 51'de kalmış. Sonuçlar, Alman düşünür Nicholas of Cusa'nın altı yüz yıl önce ortaya attığı "öğrenilmiş cehalet" kavramını akıllara getiriyor. Reuters raporunda insanların haberlerden uzaklaşma nedenleri arasında haber yorgunluğu, olumsuz ruh hali, ekonomik ve siyasi krizlerin yarattığı kaygı, sürekli tekrar eden gündemler ve güven kaybı öne çıkıyor. Bu noktada Sloven filozof Renata Salecl'in Lacan'dan hareketle geliştirdiği "cehalet tutkusu" kavramı devreye giriyor. Dünya genelinde haberlere duyulan güven yüzde 37'ye gerileyerek araştırmanın başladığı 2015 yılından bu yana en düşük seviyeye inmiş. Sahte ve yanıltıcı haberlere ilişkin endişeler ise yüzde 62'ye yükselmiş. Buna rağmen insanlar haber için giderek daha fazla sosyal medyaya yöneliyor. Üstelik sosyal medyadaki haberlere duyulan güven yalnızca yüzde 22 seviyesinde. Reuters araştırmacıları bu durumu "güven yerine kolaylığın tercih edilmesi" olarak açıklıyor.

20 Haziran 2026 09:27

Köşe Yazarı

Sarı Koridorlar Neden Rahatsız Etti: Nedir Bu Liminal Space...

Hollywood'un iki genç yönetmeni, korku sinemasını internet çağının kaygılarıyla yeniden şekillendiriyor. Hollywood korku sinemasında yeni bir kuşakla tanışıyor. Bir ay içinde vizyona giren iki film ve gencecik iki yönetmen sinefillerin radarında: 20 yaşındaki Kane Parsons'ın yönettiği Backrooms ve 26 yaşındaki Curry Barker'ın imzasını taşıyan Obsession, hem gişe başarıları hem de arkalarındaki hikayelerle dikkat çekiyor. Backrooms filminin yönetmeni Kane Parsons 20 yaşında Her iki yönetmen de internet çağının çocukları. Obsession filminin yönetmeni Curry Barker Dikkat çekici olan sadece yaşları değil. Diğerinde ise saplantılar, takıntılar ve giderek kontrol edilemez hale gelen ilişkiler. İnternet çağında büyüyen kuşak artık kendi korkularını sinemaya taşıyor. Her şey 12 Mayıs 2019 tarihinde 4chan adlı forum sitesinin korku bölümünde paylaşılan sıradan görünen bir fotoğrafla başladı... Kubrick'in 1980 yapımı 'The Shining' filminin unutulmaz karelerinden biri Bu tür görüntüler için kullanılan bir kavram var: Türkçeye'eşik mekan' olarak çevrilebilecek bu kavram Antropolog Arnold van Gennep ve daha sonra Victor Turner tarafından geliştirilen 'liminalite' teorisine dayanıyor: insanın iki durum arasında kaldığı geçiş evreleri... Backrooms'un yarattığı huzursuzluk da tam olarak buradan doğuyor. 2022 yılında 16 yaşında olan Kane Parsons YouTube'da kısa bir film serisi yayınladı ve bu internet efsanesini milyonlarca izleyici ile buluşturdu. 26 yaşındaki Curry Barker'ın yönettiği film, yaklaşık 750 bin dolarlık bir bütçeyle çekildi ve kısa sürede yılın en büyük sürprizlerinden biri haline geldi. Hollywood Reporter'ın kapağına taşıdığı Barker için artık "Hollywood'un en çok aranan genç yönetmenlerinden biri" yorumları yapılıyor. İnternet çağında büyüyen iki genç yönetmen, korku sinemasına kendi kuşaklarının kaygılarını taşıyor. Birinin kabusu çıkışı olmayan sarı koridorlar.

17 Haziran 2026 06:08

Köşe Yazarı

Uydurma Bilgi Arşivi: Tehlikenin Farkında Mısınız

Bir yapay zeka hatası, kontrol edilmeyen bir haber ve peşinden gelen kopyala-yapıştır döngüsü... Yapay zeka tüm alanlara sirayet etmeden önce bu karşılaştırmalarda çekirdek bilgilerin farklılık göstermediği, anlatı farklarının yoruma dayalı olduğu görülürdü. Son yıllarda yapay zeka tartışmalarının merkezinde sık sık duyduğumuz bir kavram var: Halüsinasyon. Bu süreç zaman zaman bozuk ilerliyor Yapay zeka halüsinasyonları zincirin bir halkası, devamı var: Kontrol edilmeyen bilginin arama motorlarında işlenmesi süreci, bu bilgilerin yayılmasında büyük bir etken. Söz gelimi bir yapay zeka yanlış bir biyografi oluşturuyor. Arama sonuçlarına kısa sürede yansımaya başlayan yanlış bilgiyi diğer siteler kopyalamaya başlıyor. Bir süre sonra yapay zekanın yaptığı o ilk hata onlarca farklı kaynakta görünmeye başlıyor. Tam da bu nedenle yapay zeka çağındaki doğruluk tartışması aslında bir hafıza tartışması. Bu zincire yapay zeka sistemlerinin internet üzerinden beslenip öğrenmeyi sürdürdüğü gerçeğini de ekleyelim: ilginç bir döngü ortaya çıkıyor. Yapay zekanın ürettiği hata, internet aracılığıyla yayılıyor ve başka yapay zekalar bu hatayı veri olarak işlemeye başlıyor. Araştırmacıların'model collapse' adını verdiği risk burada ortaya çıkıyor: Bu döngü, yapay zeka sistemlerinin zamanla gerçek dünyadan uzaklaşmasına yol açabilir.

12 Haziran 2026 09:59

Köşe Yazarı

Ahlak Adına Beden Denetimi

Tartışmaların odağında yine sahne kostümleri ve dans performansları vardı. Bu akımın son kurbanı genç piyanist Pelin Su Yavuz oldu. 18 yaşındaki genç kız Boston Pops ödülünü kazandı, Symphony Hall'da sahneye çıktı. "Çok açık", "çok iddialı", "çok dikkat çekici", "gençlere kötü örnek" gibi ifadeler kadın bedeninin kamusal alandaki yerini tarif etmeye, daraltmaya ve hizaya çekmeye çalışan bir dilin parçaları... Jacques Attali Attali'nin yaklaşımı, kadın sanatçıların neden bu kadar sık bedenleri üzerinden tartışıldığını anlamayı da kolaylaştırıyor. Kadınların da zaman zaman kadın sanatçıları aynı gerekçelerle eleştirmesi, erkek egemen kültürün olmadığı anlamına gelmez. Dolayısıyla kadın sanatçıların sahne kıyafetleri üzerine yürüyen tartışmaları bireysel beğenilerin çatışması olarak görmek eksik kalır. Gülşen, Hadise, Manifest ya da Pelin Su Yavuz örneklerinde tartışmanın merkezine müzik değil beden yerleşiyor. Kadınların sesi, emeği ve üretimi geri plana itilirken; müzik eleştirisinin yerini ahlak zabıtalığı, sanat değerlendirmesinin yerini ise beden denetim i alıyor.

10 Haziran 2026 08:44

Köşe Yazarı

Fadime'ye Yıllarca Güldük, Rahmi Koç'a Soruşturma Açtık

Bir zamanlar Temel - Fadime fıkralarına gülen Türkiye, bugün Rahmi Koç'un anlattığı bir fıkra nedeniyle başlatılan resen soruşturmayı tartışıyor. Temel fıkraları anlatılırdı. Temel, Dursun ve Fadime'nin anılmadığı fıkralar eksik görülürdü. Üstelik bunlar televizyon ekranlarında anlatılırdı. 95 yaşındaki Rahmi Koç'un bir açılış töreninde anlattığı kısa bir fıkra sosyal medya da büyük bir tartışma başladı. Bugün yaşanan tartışma biraz da bununla ilgili. İngiltere'de İrlandalı, Fransa'da Belçikalı, ABD'de Polonyalı fıkraları televizyonlarda, gazetelerde ve sahnelerde rahatça anlatılırdı. MAĞDURİYET KÜLTÜRÜ NEDİR Son yıllarda birçok düşünür, Batı'da ve giderek tüm dünyada yeni bir kültürel olgudan söz ediyor: mağduriyet in kamusal hayattaki yükselişi. Amerikalı sosyologlar Bradley Campbell ve Jason Manning buna "mağduriyet kültürü" adını veriyor. Rahmi Koç tartışmasında gördüğümüz gibi: Bir kesim, fıkranın Kürt kadınlarını aşağılayan bir stereotip içerdiğini savunuyor. Zira günümüzde birçok kamusal tartışma artık "Kim haklı?" sorusundan çok "Kim mağdur?" sorusu etrafında şekilleniyor.

06 Haziran 2026 14:03

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha