
Telefonun yanındaki notta "Bu telefon doğruların ortaya çıkmasını sağlayacaktır" minvalinde ifadeler var. Daha şüphelisi de var: Telefon 12 Eylül 2025'te bırakılıyor. 30 Eylül tarihli Jandarma tutanağına göre, "apartman giriş ve çevresini gören güvenlik kamerasının olmadığı, kendi işletmesine ait güvenlik kamerasının da 15 günlük kayıt yaptığı, 12.09.2025 tarihine ait kamera kaydının bulunmadığı beyan edilmiştir." Telefonu savcılığa teslim edenler ise ilk davada sanık, ikinci davada müşteki olan polisler. Savcılığa bıraktıkları tarih ise 24 Eylül 2025. O kişi ifadesinde, Avukat Recep Öksüz, Emniyet Müdürü Murat Çelik ve Şevket Demircan'ın ofisine geldikten sonrasını şöyle anlattı: "Bana hitaben, dostum biz bir delil bulduk bunu savcılığa vereceğiz tutanağımızı yazdık ama tutanakta bir TC ibaresini yanlış yazmışız bilgisayara ihtiyacımız var seninkini kullanabilir miyiz, dediler." (O sırada bahsi geçen telefonu da bir poşetin içerisinde yanlarında taşıyorlar.) Bilgisayarı kullanıp gidiyorlar. Örneğin geçen hafta T24'ten Asuman Aranca'nın adlı adıyla haberleştirdiği bir yüksek yargı mensubuyla ilgili rüşvet iddiasına dair Tolga Şardan'ın 12 Eylül 2023 tarihli yazısının sonrasında, Serdar Sertçelik'in "Abi günaydın. Bu tolga Şardan neler yazmış öyle" şeklinde bir mesajı var. Tolga Şardan o tarihte yazdığı yazıda "Kaplan'ın temasının bulunduğu üst düzeydeki bir yüksek yargı mensubuna bir süre önce bir villa ve bir lüks araç satın aldığı iddiası gündemde. Villanın Çayyolu'nda olduğu, lüks aracın ise Esenboğa Havalimanı yolundaki bir firmadan alındığı ifade ediliyor" demişti. Örgütün iki numarası, davanın gizli tanığı Serdar Sertçelik ise "Polislerin belirtilen telefondaki WhatsApp görüşmelerini birleştirerek ve düzenleyerek, bir miktar gerçek mesajlar alarak diğer mesajları teknolojik imkanlar kullanmak suretiyle sahte olarak oluşturarak böyle bir yola başvurduklarını, birtakım gerçek mesajların manipüle edilen mesajlar içerisine inandırıcılığın artırılması amacıyla konulduğunu düşünüyorum" diyor. Duydum vs vs gibi şeyler (Mesajlar bir mafya üyesi ile emniyet müdürü arasında geçiyor.) Ayrıca Serdar Sertçelik ve dönemin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin çözümündeki bilgilerin, gizli tanığın 09.10.2023 tarihinde verdiği ifadesindeki bilgilerle uyumlu olduğu belirtiliyor. Bir konuşmada Sertçelik, Bora Kaplan'ı kast ederek Demircan'a "Şimdi bana haber gönderiyor aman yakalanmasın yurt dışına kaçsın üç dört ay sonra bu olaylar durulsun bütün sistemin başına serdarı getirecem diyo o da bana yaptığı haksızlığı yanlışları bildiği için benim konuşacağımdan korktuğu için bunları söylüyor" diyor. Bu arada "polisler" diye de yekpare bir yapı yok.
Kaynak: Birgün
14 Nisan 2026 05:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Kaç Para Bir Sonda?
Toplam 2 yıl 1 ay hapis cezası almasına rağmen, Adli Tıp Kurumu'nun "cezaevinde kalamaz" raporu vereceği kadar ağır sağlık sorunları olmasına rağmen, tekerlekli sandalyede yaşamını sürdürmesine rağmen, yüzde 96 oranında engelli raporuna rağmen tahliye edilmeyen bir mahpus, İrfan Yılmaz. Hapishanede Yılmaz'ın kendi elektrikli sandalyesini vermedikleri, manuel sandalye kullanmak zorunda kaldığı için bir arkadaşının yardımı olmadan hareket edemediğini söyledi: "Sağlık sorunları yasadığı için hapishane revirine çıkmış. Doktor sondasını çıkararak onu idrar yapmaya zorlamış. Böyle olunca da sürekli acile gitmek zorunda kalmış. Daha sonra doktor sabit sondası ekonomik olarak yüksek ve devlete zarar ettiriyor, diye kendisine silikon sonda vermiş. Bu durum İrfan'ın hayatını daha da zorlaştırdı. Tek başına hareket edemediği gibi idrar kaçırma sorunları da yaşamaya başlamış." SEMPATİZANLARA SEMPATİ Halihazırda uzman doktorların uygun gördüğü sondanın, yani tıbben kullanması uygun görülen bir tedavi aracının, hayatını zorlaştıracak ve sağlık sorunlarına yol açacak şekilde değiştirilmesinin sebebinin, vergilerimizin akıbetinin sorumluluğuna dayandırılması inandırıcılıktan uzak bir açıklama. Şöyle ki, Yazıişleri Müdürü olduğu Halk Okulu'nda yayımlanan bir yazı nedeniyle, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davanın 30 Ocak 2025 tarihli duruşmasında, "Terörle Mücadelede Görev Almış Kamu Görevlilerinin Hüviyetlerini Açıklamak veya Yayınlamak veya Bu Yolla Kişileri Hedef Göstermek" suçlamasından 2 yıl 1 ay hapse mahkum edilen İrfan Yılmaz, önce Metris'e götürüldü, burada kimse yardım etmediği için 3 gün tekerlekli sandalyeden kalkamadı, lavaboya gidemedi, yatağa yatamadı. Adli Tıp 11. İhtisas Kurulu, muayeneye sevk edilen Yılmaz'la ilgili raporunda "hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine" hükmetti.
09 Haziran 2026 06:00

'Masum' Daltonlara Ceza Veren Hakime Tehdit
Tehditlerinde, "devletin şerefli kudretli gücünü masum insanlar üzerinde kullanmak neymiş göreceksiniz" diyerek kendilerini masum addeden çete üyeleri hakkındaki 8 Mayıs tarihli iddianamede, "Daltonlar silahlı suç örgütünün bugüne kadar gerçekleştirdiği tasarlayarak öldürme olayları ve silahlı eylemlerinin yanı sıra kamu görevlilerini de hedef haline getirdikleri, mahkeme başkanı ile birlikte kardeşine de tehdit mesajı atarak baskı ve korku ortamı yaratmaya çalıştıkları anlaşılmıştır" tespiti yer aldı. Mahkeme başkanı A.O.A.'ya "GADDAR DLT [Dalton]" adlı, Rusya menşeli numaradan yazılan mesaj şöyle: "sen bizim kardeşlerimizi bizden aldığın gibi biz de senin kardeşin...'yu ve diğer sülalendeki erkekleri senden alacağız suçsuz günahsız insanlara talimatı doğrultusundan yargısız hukuksuz cezalar vermenin bedelini sana ödeteceğiz bizim devlete karşı boynumuz kıldan ince şerefli çalışan hakim ile savcı ile işimiz olmaz ama seninle bu mahkeme bittikten sonra görüşeceğiz bizim sana sözümüz olsun bu talimat da bizim üstlerimizden görüşeceğiz. Unutma her an bizi bekle." Sadece mahkeme başkanına değil, kardeşine de 22 Aralık 2025'te tehdit mesajı yollandı. Hakimin kardeşine Fas kodlu numaradan atılan WhatsApp mesajında "abinden sebep seni de öldüreceğiz … devletin şerefli kudretli gücünü masum insanlar üzerinde kullanmak neymiş göreceksiniz insanların ailesini dağıtmak sizin iki dudağınızın arasına bakıyor bizim de iki parmağımız arasına bakıyor görüşeceğiz" yazıyordu. İddianamede onunla ilgili "Organize suç örgütü yöneticisi, 'Gaddar' ve 'Baran Yıkılmaz' kod adlı Mustafa Aktürk'e bağlı örgüt üyesi olduğu ve silahlı suç örgütünün lojistik kanadında yer aldığı anlaşılmıştır" iddiası yer aldı.
26 Mayıs 2026 05:00

Ölülerinizi Ne Yapıyorsunuz?
Balkan mafyası lideri, İstanbul 'un ortasında kurşunlanarak öldürüldü. Mafya lideri vurulmadan önce şoförüne "Ölülerinizi ne yapıyorsunuz, nereye gömüyorsunuz?" diye sordu. Bu bilgiler, 8 Eylül 2022'de İstanbul, Zincirlikuyu'da motosikletli tetikçilerce öldürülen Skaljari uyuşturucu mafyasının Karadağlı lideri, 42 yaşındaki Juvan Vukotic'e suikastla ilgili hazırlanan 14 Nisan tarihli ek iddianameden. Dosyada adı geçen diğer çete üyelerinden örgütün iki numarası Radoje Zivkovic'in lakabı "Mario", Zdravko Perunovic'in lakabı "Pitbull". (OCCRP'nin Balkan Kokain Savaşları raporuna göre iki örgüt esas olarak, Güney Amerika'dan Avrupa'ya getirilen ve yıllık değeri 5.7 milyar Euro olan kokain için rekabet halinde.) PROFESYONEL TETİKÇİLER 2014 yılında Valencia'daki bir apartman dairesinden 300 kilo kokainin kaybolmasının ardından birbirine düşman olan, Kotor merkezli iki örgütün çatışması, Karadağ'ın yanı sıra Sırbistan, İtalya, Çekya, Ukrayna, Yunanistan, Hırvatistan, İspanya, Hollanda, Avusturya ve Almanya gibi birçok Avrupa ülkesinde onlarca cinayete sebep oldu. Vukotic'in babası Veselin de bu hesaplaşma sonucu 2019'da öldürüldü. Camgöz, 30 Ağustos 2024'te Türkiye'ye iade edildi. SNIPER'LA SUİKAST Savcılık, Balkan grupların çatışmasına, Türk çetelerin nasıl dahil olduğunu açıklarken, Sırp çetenin yöntemlerinin "profesyonelliğine" dikkati çekiyor: "Kavac suç örgütünün, saldırıları 'silikondan yapılma insan yüzü maske, bombalı saldırı, keskin nişancı kullanma ve daha önce savaşta etkin bir şekilde rol almış paralı askerler kiralama' gibi nitelikli ve profesyonellik içeren yöntemlerle gerçekleştirdiği…" İstanbul'daki silahlı saldırının da "profesyonellik içeren mahiyette olduğu" belirtiliyor. Şoförün bunu yapmasında, İstanbul'da tanıştığı Elanur T. ile ilişkisinin rol oynadığı düşünülüyor: "Elanur T.'nin, Skaljari lideri Jovan Vukotic'in şoförünü de kendi safına çekerek planlanan cinayet olayını içeriden de aldığı destek ile kolaylaştırmayı hedeflediği…" Elanur T.'nin ayrıca erkek arkadaşıyla birlikte Vukotic'in aracına GPS takip cihazı yerleştirildiği ve saldırı öncesi tetikçilerle bir araya gelerek plan yaptığı öne sürülüyor. Şoför Emre Karağaç saldırı günüyle ilgili "Yolda giderken hayat pahalılığından konuştuk. Predrag (Vukotic) bana ölülerimizi ne yaptığımızı sordu. Ben de en yakın mezarlığa gömdüğümüzü anlattım. Aramızda böyle bir konuşma ilk defa geçti. Yolda seyir halinde iken birden 3-4 el patlama sesi duydum…" gibi tuhaf bir beyanda bulundu.
19 Mayıs 2026 05:00

Daltonlar Irak'a Savaş Açtı
Organize suç örgütlerinden en bilineni, Daltonlar, bir örgüt yöneticisinin Türkiye'ye iadesinin ardından Irak Konsolosluğuna silahlı saldırı düzenledi. Saldırı sonrası tehditlerinde de "Gerek sokak olsun gerek diplomatik olsun bu işin peşini bırakmayacağız" dediler. MİT OPERASYONU Her şey, Daltonlar yöneticilerinden "Timocan" lakaplı Ahmet Mustafa Timo'nun yasadışı yollardan Gürcistan'a kaçmasıyla başladı. İddianamedeki bilgiye göre, Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından 20 Mart 2025'te gerçekleştirilen operasyon ile Iraklı yetkililerden Şırnak'ta teslim alındı. Ahmet Mustafa Timo daha Şube Müdürlüğünde gözaltındayken, 21 Mart'ta, saat 21.30 sıralarında İstanbul, Esentepe'deki Irak Konsolosluğuna silahlı saldırı düzenlendi.
12 Mayıs 2026 05:00

Çete Lideri Adli Kontrolle Serbest
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 62 şüpheli hakkında hazırlanan ve bu ayın başında kabul edilen iddianameye göre, daha 2022 yılındaki bir ihbarda, İbrahim Durmaz'ın çete lideri olduğu beyan ediliyor: "Ben Bağlar ilçesinde yaşamaktayım, yaşadığım bölgede yoğun şekilde uyuşturucu ticareti, buna bağlı silahlı yaralama ve yağma oluyor. Bu olayları da mahalleler arasında bulunan çeteler yapıyorlar. Bu çetelerden birisi İbrahim Durmaz ve amca çocukları olan Muhammet Durmaz'dır…" Ardından savcılıkça İbrahim Durmaz hakkında "çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne üye olmak" iddiasıyla işlem yapılıyor ama Durmaz adli kontrolle serbest bırakılıyor. İddianameden: "Çete lideri İbrahim Durmaz'ın 2024 yılında yakalanarak adli mercilere intikal ettirildiği ve adli kontrol tedbiri şartı ile serbest kaldığı…" İbrahim Durmaz'ın serbest bırakıldığındaki suç kaydı şöyle: "…2017 yılında tehdit-hakaret suçlarından şüpheli olarak işlem yapıldığı, 2020 yılında A.A., İ.H.A. ve S.Y. ile birlikte nitelikli yağma iddiasıyla haklarında soruşturma yürütüldüğü ve tutuklandığı, 12.02.2021 tarihinde K.A.'nın darp edilip silahla yaralanması olayında gözaltına alındığı, 17.06.2021 tarihinde 5 Nisan Mahallesinde havaya ateş ederken kendisine tepki gösteren M.B. adlı şahsa hedef gözeterek ateş ettiği ve yaraladığı…" İddianamede serbest bırakılmasının ardından suç faaliyetlerine hız verdiği belirtildi: "Son olarak örgüt kapsamında yakalanıp serbest kalmasının akabinde bir nevi ismini daha da fazla duyurma ve kendisinden çekinilmesi imkanını elde etti. Adli kontrol şartı ile serbest kaldıktan sonra etrafına başkaca şahıslar toplayarak bölgede otorite kurmaya çalıştığı, emir ve talimatlarını direkt kendisinin veya Muhammed Durmaz ve Hüseyin Elhatısaru aracılığı ile etrafına topladığı şahıslara ilettiği…" Bölgede Sakallılar olarak bilinen suç örgütünün diğer yöneticisi, İbrahim Durmaz'ın amca oğlu Muhammed Durmaz'ın da benzer şekilde bir "adli kontrol" geçmişi var: Hakkında 2022 yılında "suç örgütü üyesi olduğu" iddiasıyla hakkında adli işlem yapıldı, Temmuz 2023'te bir kez daha ruhsatsız silahla yakalandı, ardından "yağma" iddiasıyla yakalanıp hakkında adli işlem yapıldı ve sonra "örgüt üyeliği" iddiasıyla yakalanıp adli makamlara sevk edildikten sonra adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı… DALTONLAR İstanbul'da mukim Daltonlar grubuyla Sakallılar çetesinin iki kentte "eş zamanlı saldırı düzenlediği" de iddianamede anlatıldı: "E.K. isimli şahsın sahibi olduğu Diyarbakır ilinde faaliyet gösteren Koyuncu Grup isimli işyerinin 12.01.2025 günü saat: 02.50 sıralarında kurşunlamasının akabinde aynı gün saat: 03.30 sıralarında bu şahsın amcası olan M.K. isimli şahsın İstanbul ilinde faaliyet gösteren Days Hotel By Wyndham isimli işyerine de silahlı saldırı düzenlendiği; aynı tarihte eş zamanlı olarak gerçekleşen iki olayın İstanbul ilindeki eylemi Daltonlar grubunun, Diyarbakır ilindekini ise Daltonlar grubu adına eylem yapan şüpheliler Muhammed Durmaz ve İbrahim Durmaz'ın liderliğinde yaptığı suç örgütü çetesinin gerçekleştirdiği…" Bu olayda çetenin, "18 yaşından küçük, reşit olmayan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı maskeli şahısları suça azmettirdiği" de kayıtlara girdi.
21 Nisan 2026 05:00

Cinayetin Bedeli 2,5 Yıl
Britanya'da bir asker, 29 yaşındaki Cemal'e yumruk atarak ölümüne sebep oldu. (Deniz Piyadesi Joseph Jones 22 yaşındaydı.) Bu savunmanın ardından 3,5 yıl hapis cezasına mahkûm oldu. Suzan Yılmaz Okar, olayla ilgili BirGün'e şu bilgileri verdi: "Olay, 13 Aralık 2025 sabahı, Exmouth şehir merkezindeki Church Street üzerinde yaşandı. Mahkemeye sunulan tanık ifadeleri ve polis kayıtları, durumun trajik ve anlamsız tablosunu net bir şekilde ortaya koyuyor: Ortada karşılıklı bir fiziksel kavga yoktu, aksine tanıklar ortamın son derece neşeli ve dostane olduğunu teyit ediyordu. Cemal – Biz Cem diyoruz - karşısındaki kişinin bir Kraliyet Deniz Piyadesi (Royal Marine) olduğunu bilmeden, her zamanki şakacı doğasıyla Joseph Jones ile sohbet ediyordu. Tanıkların ifadesine göre Cem, Jones'un aksanına atıfta bulunarak tamamen dostane bir şekilde "Sen Birminghamlısın (Brummie)" diyerek takıldı. Joseph Jones ise buna "Hayır, ben Wolverhamptonlıyım" cevabını verdi. Bu masum diyalogdan saniyeler sonra Jones, 'saygısızlığa uğradığını' iddia ederek aniden saldırdı (Mahkemedeki ifadesi de bu yöndeydi.). Aldığı profesyonel askeri eğitimle, Cem'in yüzüne boksörvari bir yumruk vurdu. Cem, aldığı bu darbeyle beyin kanaması geçirerek anında yere düştü. Cem yerde hayatta kalma mücadelesi verirken ve çevredeki insanlar yardım için çırpınırken, saldırgan Jones hiçbir yardımda bulunmadan olay yerinden kaçarak askeri kampına geri döndü. Üç gün sonra Cem'i kaybettik. Mahkemede sanığın 22 yaşında olmasına ve 'gelişiminin henüz tamamlanmadığına' vurgu yapıldı. Bu karara karşı temyiz başvurusu yapıldı. Amacımız adaletin, kaybedilen bir hayatın ve yıkılan bir geleceğin ağırlığıyla örtüşmesini sağlamak." Cem'in babası Özkan Yılmaz da oğlunun adalet arayışını sosyal medyadan yaptığı açıklamalarla gündeme getirmeye çalışıyor.
07 Nisan 2026 05:00

Polis Yalanladı, Savcı İtibar Etmedi
Savcı da iddianamede, saldırganların ifadelerine itibar etmediğini belirtti, "şüphelilerin savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu" kanaatine vardı. Gazeteci, belgeselci Hakan Tosun 10 Ekim 2025'te İstanbul, Esenyurt'taki ailesinin evine giderken sokak ortasında iki kez ağır şekilde dövüldü, o gece kaldırıldığı Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesinde, 14 Ekim'de hayatını kaybetti. FİKİR VE EYLEM BİRLİĞİ Savcı da iddianamede, şüphelilerin beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunu vurguladı: "Dosyada mevcut kamera görüntülerinin incelenmesi ile tanzim edilen kolluk tutanaklarında, şüpheli Abdurrahman Murat'ın maktule müteaddit defa tekme vurduğunun, yine maktulün başını aşağı çekerek tekme vurduğunun, şüpheli Adnan'ın ise maktule tekme attığının ve maktulü tekrar yukarı kaldırıp aşağı bıraktığının tespit edilmiş olması ve kamera görüntülerindeki tespitlerle uyumlu şekilde maktulün ölümünün künt kafa travmasına bağlı kemik kırıkları ile birlikte beyin kanamasından meydana gelmiş olduğunun anlaşılması karşısında şüphelilerin eylemleriyle maktulün ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu ve şüphelilerin savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatiyle şüphelilerin ifadeleri, maktulün hayati önem taşıyan ölümcül baş bölgesinden yaralanmış olması, maktulün yaralanmasının mahiyeti, hedef alınan vücut bölgesi, darbe sayısı ile maktulün yaralanması neticesinde ölümünün meydana gelmiş olması hususları nazara alındığında, şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde maktule öldürme kastıyla tekme ve yumruk vurmaları sonucu maktulün öldüğü olayda, şüpheliler Adnan ve Murat'ın maktule yönelik eylemlerinin ayrı ayrı kasten öldürme suçunu oluşturacağı anlaşılmıştır." İlk duruşma 6 Mayıs'ta, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek, takip edeceğiz.
31 Mart 2026 05:00

Birbirimizi Kandırmayalım
Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: İsmail "haber yapma suçundan" tutuklandı. Bayram ziyareti için gittiği Tokat Turhal'da 21 Mart'ta gözaltına alındı, zaten yaşadığı yer olan Ankara'ya getirildi. Emniyet sorgusundaki ifadesinde, "Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye her çağrıldığımda gittim, bu kez de çağrılsam yine giderdim" dedi. Sorguda kendisine ilk olarak vakıflarla ilgili haberi soruldu, "Haberde yanıltıcı bilgi olmadığını, zaten haberdeki bilgilerin açık kaynaklardan, yani bahsi geçen vakıfların internet sitesinden edindiğini, ayrıca kamu kaynaklarının Erdoğan ailesi için seferber edildiğine dair de yıllardır haber yaptığını" söyledi. Soruda, haberin hangi kısmının "yanıltıcı olduğu", yani suç unsuru bulundurduğu bilgisi yer almadı. İsmail Arı'ya, tarihi yapılarla ilgili haberine dair Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nin "yalanlama" yayımladığı hatırlatıldı. İsmail Arı "Hakim ve savcıların seçildiği mülakata AKP'den 5 dönem milletvekilliği yapan Ramazan Can'ın girmesi normal de benim bunu yazmam suç mu oluyor?" cevabını verdi. İsmail Arı yanıtında, "Yunus Emre Vakfı soygunu ile ilgili devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken bu meselenin bir soruşturmaya konu edinmesi karşısında oldukça şaşkınım. Çünkü kamu vakfı statüsündeki Yunus Emre Vakfı'nın naylon faturalarla soyulduğunu Türkiye benim haberimden öğrendi" dedi. Sorgu işlemlerinde İsmail'e soru sorulmadı, "Bu haberleri yapmışsın" dendi. İsmail de "Evet, yaptım" yanıtını verdi. Birbirimizi kandırmayalım, İsmail "halka aydınlatıcı bilgi vermekten" hapishanede.
25 Mart 2026 05:00

Kopan Kolun Hesabı
"Bu memlekette patronsanız, zenginseniz, işçinin hakkına çökebilirsiniz. Güvenlik önlemi almayıp işçinin ölümüne sebep olabilirsiniz, cinayet işleyebilirsiniz, kimse size hesap sormaz. Bu ülkede yasalar zenginler için geçerli değil. Bu emniyet, bu yasalar, bu Valilik işçiler için değil, patronlar için var." BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen, Şireci Tekstil'e bağlı Sırma Halı işçilerinin eyleminde yaptığı bu konuşma sonrası tutuklandı. Yaklaşık 10 yıl önce EMEP'te genel başkan yardımcılığı yaptı, bu süreçte iki kez sendikacılık faaliyetleri, grevler sebebiyle tutuklandı, davaların birinden aldığı 1 yıllık ceza istinafta. "Halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla gözaltına alınıp götürüldüğü Şehitkamil İlçe Jandarma Komutanlığında 15 Mart'taki ifadesinde kendisinden, "yukarıdaki konuşmasını açıklaması" istendi. Türkmen konuşmasında "Şireci'de daha iki ay önce işçinin iki tane kolu koptu, işçi öldü burada. Bugüne kadar bir tanesi için hesap soran oldu mu, olmadı" demişti. Mehmet Türkmen yanıtladı: "Ülkemizde her yıl ortalama iki bin işçinin iş kazalarına kurban gittiğini, on binlercesinin de sakat kaldığını; bu olayların büyük çoğunluğunda sakat kalan işçilerin ya da ölenlerin yakınlarının, işveren tarafından, eğer şikayetçi olurlarsa hem tedavi ücreti hem de hiçbir hakkının verilmeyeceği ve yıllarca mahkemelerde sürünmek zorunda kalacakları yönünde tehdit edildiklerini; bu tür iş kazası davalarının ortalama 5-8 yıl sürdüğünü; dolayısıyla mağdurların çaresizce şikâyetlerinden vazgeçmek zorunda kaldıklarını, bu ülkede yaşayan her vatandaşın bildiği gibi yargı mensuplarının da bilmesi gerektiğini bekliyor insan… Keşke işçilerin ölümünden sorumlu olup da yakınları şikayetçi olduğu halde hiçbir cezai yaptırıma uğramayan örnekleri de getirseydiniz…" Gerçeği en yalın haliyle anlattı ama yetmedi. Gaziantep 1. Sulh Ceza Hakimliğinde bir daha açıkladı: "Gaziantep sanayisinde her yıl ortalama 10 işçi ölüyor, onlarcası yaralanıyor. Bu olaylarda işyeri sahipleri para teklif ederek şikayetten vazgeçmelerini sağlıyor. Konuşmamda da bu nedenle fabrika sahiplerine hesap sorulmadığını söyledim." Avukatı Tugay Bek de fabrika sahiplerinin işyerlerinde güvenlik önlemi almadıklarını, bir kaza olduğunda "kan parası" adı altındaki ödemelerle işçileri şikayetlerinden vazgeçirdiklerini söyledi.
24 Mart 2026 05:46


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

İyi Seyirler: Çatlı
Memleketin büyük çoğunluğu onu, 3 Kasım 1996'da Susurluk'ta kamyona çarpan otomobilden çıktığında tanıdı. Kaza o dönemin manşetlerinde "devlet-mafya-siyaset ilişkisi" diye tanımlandı, mafyadan kasıt Çatlı'ydı. Örneğin cezaevinden kaçırdıkları Mustafa Pehlivanoğlu, 5 kişinin öldüğü, 14 kişinin yaralandığı Balgat katliamı emrini Çatlı'dan aldıklarını anlattı. Hacettepe öğretim üyesi Doç. Dr. Bedrettin Cömert'in öldürülmesiyle ilgili davada da Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi, "azmettirici" suçlamasıyla Çatlı hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkardı. 8 Ekim 1978'deki Bahçelievler katliamında iki öğrenci silahla vurularak yol kenarına atıldı, evdekilerden biri boğularak diğerleri silahla vurularak öldürüldü. 1 Şubat 1979'da öldürüldü, katillerden biri Mehmet Ali Ağca'ydı. PAPA SUİKASTI Çatlı 23 Kasım'da Ağca'yı Kartal Maltepe Askeri Cezaevinden kaçırdı. Eşi Meral Çatlı, Ağca'nın bu kaçış sonrası 20 gün evlerinde kaldığını, Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul'un Reis / Gladio'nun Türk Tetikçisi kitabında anlattı. 12 EYLÜL Çatlı darbenin ardından yurtdışına çıktı. İtalyan kontrgerilla şeflerinden istihbaratçı Francesco Pazienza'nın avukatı, yıllar sonra Aydınlık gazetesine yaptığı açıklamada, "Amerikalılar Çatlı'yı koruyordu. CIA ve Avrupa istihbaratlarıyla çalıştı" dedi. ASALA Oral Çelik Susurluk komisyonunda, ASALA eylemlerinde Çatlı, kendisi ve iki kişinin daha görev aldığını söyledi "ASALA'yı biz ortadan kaldırdık" dedi. Karşılık olarak Balgat ve Bahçelievler katliamları sanıklarıyla hapisteki bazı siyasetçilerin serbest bırakılmasını istediklerini söyledi: "Serbest bırakılmasını istediklerimiz arasında Haluk Kırcı da vardı." Bu eylemler çerçevesinde bir Ermeni anıtı bombalandı, Yunanistan'da o dönem örgütten çıkarıldığı söylenen ASALA lideri Agop Agopyan öldürüldü. MİT'çi "Mete Bey" lakaplı Metin Günyol, Ercan Çitlioğlu'nun "Ölümcül Tahteravalli" kitabında Abdullah Çatlı ile ilk kez Viyana'da buluştuğunu söyledi, "Daha ziyade istihbari ve lojistik anlamda görev teklif ettim. Kabul etti. Bazı küçük operasyonlarda görev aldı" dedi. Mehmet Eymür de komisyonda, "Nuri Gündeşler kullandı onları. Hiçbir şey de yapmadılar. ASALA'yı bitirdik hikayeleri palavra, yalan. Fransa'da bir mezarlıktaki anıta bomba koydular. Başka yaptıkları bir şey de yok" dedi. UYUŞTURUCU Papa suikastının ardından Oral Çelik'le birlikte gittikleri İsviçre'deki Olten Kültür Derneği, Basel savcılığı iddianamesinde " uyuşturucu ticaretinin organize edildiği merkez" olarak tanımlanıyordu. Eymür, "Çatlı'yı bazı işlerde kullandık, uyuşturucu ticareti yaptığını öğrenince vazgeçtik" demişti. 4,5 yıl Fransa'da cezaevinde kaldı.
17 Mart 2026 05:00

Hakan Tosun Cinayetinde Daltonlar İzi
Gazeteci, belgeselci Hakan Tosun geçen yıl 11 Ekim'de sokak ortasında birden fazla kez darp edildi, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği tespit edildi. Buna rağmen suçlamanın "yaralama" olmasına itiraz eden Hakan Tosun'un avukatları, verdikleri dilekçede saldırganların işlediği suçun "kasten öldürme" olduğunun altını çizdi, ceza indirimine karşı çıktı: "Fezlekeyi hazırlayan savcı tarafından yaralama kastından bahsedilerek suç nitelemesi yapılmış, üstüne bir de tahrikten ceza indirimi yapılması talep edilmiştir." DALTONLAR Fezlekede, iki kişinin yargılanması istendi ancak olayda üç kişi vardı. Hakan Tosun Davası Avukatları, fezlekeye dahil edilmeyen bu üçüncü fail hakkında suç duyurusu yaptı. Avukatlar, saldırganı olay yerine getirip götürmesi sebebiyle Yusuf Ö.'nün azmettirici olma ihtimalini de belirttiler: "Darp sürecinde olay yerini terk etmedi, faillerle birlikte hareket etti, eylem sonrası faillerin tekrar olay yerine gelmesi sürecinde yer aldı, suçun gerçekleşmesini engellemedi aksine suç ortamının devamına zemin sağladı, olay bittikten sonra faillerden birini motosikletiyle kaçırdı." İKİ YILDA SERBEST Dilekçede savcının, şüphelilerin birbiriyle veya başka şahıslarla ilişkisini aydınlatacak HTS kayıtlarını tespit etmediği, telefon kayıtlarını inceletmediği, delilleri toplamadığı ifade edildi: "Savcı dosyada mevcut kamera kayıtlarına ve bilirkişi raporuna itibar etmek yerine görüntülerle yalanlanan komşu-arkadaş gibi taraflı uydurma tanık beyanlarına göre fezleke hazırlamış, katillerin iki yılda serbest kalmasının yolunu açmıştır." FAİL, TANIK OLDU Avukatlar soruşturmada görev alan polisler hakkında da suç duyurusu yaptı. Dilekçede polislerin, kamera kayıtlarını şüphelilerin babası ve ağabeyi ile birlikte izlediğini, şüphelileri yakalamak yerine telefonla ifadeye çağırdığını, ağır bir suç işlendiği halde şüphelilerin telefonlarına el koymadığını, evlerinde arama yapmadığını ve üçüncü fail Yusuf Ö.'yü kamera kayıtlarına rağmen olayın tanığı olarak dinlediğini belirterek "görevi kötüye kullanma ve ihmal suçlarını işlediklerini" belirttiler.
10 Mart 2026 05:00

Polisin Çete Aracında Ne İşi Var?
"Yakalaması olan (aranan) örgüt elemanlarının önüne geçmek için bekçi veya polis memurlarını yanlarında taşıdıkları anlaşılacaktır." Bu savcılık tespiti, hem Barış Boyun hem Beratcan Gökdemir/Daltonlar iddianamelerinde yer alıyor ve korkutucu bir gerçeğe işaret ediyor. "POLİSE VERDİNİZ" Ayrıca bir müştekinin ifadesinde, işyerinin kurşunlanması üzerine polis merkezine gidip şikayetçi olduğunu, şikayetçi olması sebebiyle tehdit mesajı aldığını ve bu mesaj üzerine ikinci kez şikayetçi olduğunu, ardından aynı günün akşamı işyerinin bir kez daha kurşunlandığını anlattı: "İş yerim kurşunlandı, Polis Merkezinde şikayetçi oldum ve şikayetçi olduktan sonra bana yine şikayetçi olmamdan dolayı tehdit mesajları geldi. Tehdidin devam etmesinden dolayı ek olarak şikayetçi oldum." İşyeri kurşunlanan kafe sahibi, 12 Mayıs 2025'te sabah saatlerinde karakola giderek şikayetçi olduktan sonra kendisine yurtdışı numaralı bir hattan "Polise verdiniz aptallar bakın seyredin neler yapıyorum size… Her gün bir adresinizi taratacağım bundan sonra" şeklinde mesajlar geldi. Bu mesajlar üzerine tekrar şikayetçi olmaya gittiğinde henüz karakoldayken yine aynı numaradan arandı ve "Bizimle anlaşmaya varmazsanız bu akşam el bombası gelecek" şeklinde tehdit mesajları aldı. Şikayetçi kafe sahibi, "Bu mesajların da ekran görüntülerini aldım ve dosyaya eklenmek üzere ek ifade vermeye polis merkezi amirliğine tekrardan geldim. İşyerim aynı gün akşam 22:30 ile 23: 00 saatleri arasında bir daha kurşunlandı" dedi. "HABERİ GELDİ" Daltonlar iddianamesinde de şüpheli M.U.'nun ifadesinde şu iddialar yer aldı: "Biz R. Konaklarında kaldığımız süreçte bir gün polislerin geleceği haberi bize gelince bizi derhal belirtilen ikametlerden çıkardılar ve Beylikdüzü'nde bir villaya götürdüler." Polis ekiplerinin geleceği haberini ne şekilde aldıklarına dair detay iddianamede yer almıyor.
03 Mart 2026 05:00