
- Uzun ve içinde çok sayıda eleştiri olan bir raporu "Hepsi yalan" diye çöpe atmanın Türkiye'ye zarar vereceğine inanırım. - İnsan siyasi duruşuyla var olur, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi üyesi olan Nacho Sánchez Amor'un hazırladığı Türkiye raporunda siyasi duruşundan referans alan eleştiri satırlarına şaşırmam, raporu yazanın taktığı gözlüğü bilmek özeleştirilerin daha sağlıklı olmasını sağlar. İspanya Ceza Kanunu'nda terörizmle ilgili maddeler, şiddet içermeyen eylemleri "terör suçu" kapsamında değerlendirebilecek şekilde esnek bir yapıya sahiptir. Raportör Nacho Sánchez Amor, İspanya'nın terörle mücadele yasaları söz konusu olduğunda sosyalist kimliğini unutmuş birisi. İspanyol ceza yasası, Ley Orgánica 10/1995 ve bu ceza kanununda köklü değişiklikler yapan Ley Orgánica 1/2015'in çıktığı dönemlerde devlet için çalışan birisiymiş Nacho Sánchez Amor. Mesela Raportör, Mayıs 2025'te İBB'deki yolsuzluk davasının baştan sona uydurma olduğunu söylemiş. İddianamesi Kasım 2025'te çıkan bir davayı Mayıs 2025'te baştan sona yalan ilan etmek bir Raportör'e değil olsa olsa bir sömürge valisine yakışır. Raportörden bir başka cümle; "20 yıldır Endonezya'da çalışan bir öğretmeni, sırf bu yapıyla önceden bağlantılı olduğu için terörizmle suçluyorsunuz." Soru şu, İspanyol Ceza Yasası tam da bu iddianın aynısı üzerinden hareket ediyor.. ETA'nın ayrılıkçı terörü 1968 ile 2010 yılları arasında toplam 853 kişi hayatını kaybetti. İspanya'nın demokrasiye geçiş sürecinde aktif olan diktatörlük yanlısı aşırı sağcı terör grupları 66, ETA'ya karşı mücadele etmek için kurulan aşırı sağcı GAL eylemlerinde de 27 kişi öldürüldü. İspanya'nın onlarca yılda, terörle mücadelede toplam can kaybı bin 236. Türkiye, sadece 1993 yılında teröre bin 300 canını kurban verdi. En sık verilen hapis cezası 6 yıl 3 ay, örgüt yöneticilerine verilen en sık ceza da 15 yıl ile 22 yıl 6 ay arasında değişiyor. Nasıl Türkiye'de herkes aynı değilse, İspanya'da da aynı durum geçerli.
Kaynak: Milliyet
17 Haziran 2026 11:09
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Bizim Görünmeyen Çocuklar Ne Yaptı?
Maliyeti sadece birkaç yüz dolar olan küçük pervaneli araçların, stratejik tesislere milyarlarca dolar zarar verebildiğini, aşılmaz denilen ve yine maliyeti milyarlarca dolar olan hava savunma sistemlerini aşabildiğini gördük. Daha önemlisi hava savunma sistemleri aşılamasa bile, bin dolarlık dronu düşürmek için milyonlarca dolar değerinde füze harcamanın sürdürülebilir bir savunma modeli olmadığı anlaşıldı. Türkiye, İHA ve SİHA pazarında dünyada oyun kurucu bir ülke. Bu hat gelen tehdidi adım adım göğüsleyen "katmanlı" bir savunma mimarisine dayanıyor. ■ EJDERHA: "Sürü İHA" taarruzlarına karşı geliştirilen bu sistem, yüksek güçlü elektromanyetik dalgalar (HPEM) üretiyor. Senaryo gereği askeri üsse sızmaya çalışan bir test dronu radarla tespit edildikten saniyeler sonra İHTAR ile sersemletildi; ardından GÖKBERK Lazer Silahı ve EJDERHA elektromanyetik sistemiyle tam isabetle havada imha edildi.
24 Haziran 2026 09:32

Sağ Olsun İle Cehenneme Arasında...
Acı olan, Türkiye'den 11 bin kilometre uzakta başarabildiğimiz birlik olma duygusunu ülkemizin içinde başaramayan yanımız. O görev Fransa Cumhurbaşkanı Macron'u havalimanında karşılamak. Sevimsiz ve Türkiye kompleksiyle dolu bir adam bu Macron. Ev sahibi olduğu G-7 Zirvesi'ne bir sürü ülkeden konuk çağırdı, Türkiye'yi yok saydı. Şaşırtıcı değil, Suriye, Ukrayna konulu toplantılara bile Türkiye'yi çağırmamıştı. Devletin çalışanlarına verdiği bir sürü zor görev vardır, Macron'u karşılamak, elini sıkmak ve hoşgeldiniz demek, devletin en zorlu görevlerinden birisi olacak…
21 Haziran 2026 11:57

Karayılan'ın Ağabeyi, Türkiye'nin Zenginliği...
Murat Karayılan, PKK'nın kurucularından birisi, 1999 yılından beri örgütü fiilen yöneten isim. Murat Karayılan'ın ağabeyi Mehmet Emin Karayılan önceki gün vefat etti. Kızının tedavisi için Gaziantep Ersin Arslan Eğitim Araştırma Hastanesi'ne giden Karayılan, hastanede kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. İrlandalı aksanıyla İngiltere'deki cezaevlerini ziyarete giden aileler, İngiliz kamuoyu ve yerel halk tarafından doğrudan "terörist yakını" olarak damgalandı. Ayrılıkçı BASK örgütü, ETA üyelerinin ailelerinin durumu da pek farklı olmadı. Buna karşın Türkiye'de devletin ailelere davranışı diğer örneklerden çok daha farklı oldu. Oturduğum masada Ahmet Türk de vardı, SHP'li eski Cizre Belediye Başkanı Tahir Vesek ve ANAP Siirt milletvekili Nizamettin Sevgili de vardı. Ahmet Türk'e, Tuzla tren istasyonuna konulan bomba ve şehit edilen askeri öğrencilerle ilgili Hatip Dicle'nin yaptığı "meşru hedef" açıklamasını sormuştum. Soru ve konu masada bir gerilim yaratmadı değil, bir ara soyadını yazdığım kişi "Faşist TC" anlamına gelen ifadeler kullandığında, bir ağabeyi dağda diğeri hapiste olan birisinin, faşist bir rejimde, devletin polisinin kapısında nöbet beklediği yerde viski ve puro içemeyeceğini hatırlattım kibarca. Murat Karayılan'ın ağabeyi ve yeğeninin Gaziantep Ersin Arslan Eğitim Araştırma Hastanesi'nde sağlık hizmeti alması doğru ve normal olanıdır.
19 Haziran 2026 11:34

Bir İsrail-yunanistan Yapımı Olarak "Yeni Osmanlıcılık"
■ İsrail'in Yunanistan'ı peşine takarak dolaşıma soktuğu "Yeni Osmanlıcılık" tezini en sık kullananlara bir bakalım. İsrail'in önemli gazetelerinden Yedioth Ahronoth'un İngilizce haber sayfası, Suudi Arabistan ile imzaladığımız demiryolu anlaşmasını "Suudi Arabistan, Suriye ve Erdoğan'ın yeni Osmanlı ticaret imparatorluğu" olarak okurlarına duyurdu. ■ İsrail, "Osmanlı Ticaret İmparatorluğu" diye bağırıyor ama konunun Osmanlı'yla hiç alakası yok. ■ İsrail'e göre Türkiye'nin televizyon dizileri, ticari yatırımlar, gevşetilmiş vize rejimleri ve TİKA ile Yunus Emre Enstitüsü gibi devlet destekli kurumlar aracılığıyla kültürel etkisini genişletmesi de "Yeni Osmanlıcılık" projesinin bir parçası. ■ Atina yönetimi, Türkiye'nin Karadeniz'den Akdeniz'e kadar uzanan Mavi Vatan doktrinini ve bu doktrinin TBMM'de yasalaşma sürecini "Yeni Osmanlıcı yayılmacılığın denizlerdeki yansıması" olarak sunmaya çalışıyor. Asıl genişlemeci olan 10 kilometrekare yüzölçümü olan Meis Adası'nın 40 bin kilometrekarelik deniz yetki alanı talep eden Atina. İsrail'in kuyruğuna takılıp Türkiye'yi "Yeni Osmanlıcılık, yayılmacılık"la suçlamak büyük hata. Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Francesca Albanese, Atina ziyareti sırasında kurduğu "Yunanistan'ın Türkiye'ye yönelik güvenlik kaygılarının, İsrail tarafından kendi bölgesel çıkarları ve hegemonyası için manipüle edildiğini" ve "Atina'nın bu ittifakla ciddi bir stratejik hata yaptığı" cümlesi üzerinde düşünsün... ■ "Türkiye, Suriye'den askerlerini çektiğinde Trakya'daki birlikleri yine çok güçlü olacak" diye endişe eden de Yunanistan, Türkiye'ye yayılmacı "Yeni Osmanlıcılık" suçlaması yönelten de aynı Yunanistan. "Askeri değil, kültürel yayılmacılıktan söz ediyoruz" diyebilirler, ölümden kaçan milyonlarca insana Türkiye ev sahipliği yaparken; Yunanistan Sahil Güvenliği o insanları geri itiyor, ölüme yolluyordu. ■ Adını net koyalım "Yeni Osmanlıcılık" ibaresi şu an Türkiye'ye karşı kurulmak istenen tuzağın özet halidir.
15 Haziran 2026 07:18

Güç Kardeşliği, 6. Nesil Fırtınası...
Kaan, Kızıl Elma ve Anka 3...Tek başına güç aktarımında Türkiye'nin en önemli kozlarıydı, şimdi öğrendik ki bu 3 kozumuz, güç kardeşliğiyle 6. Nesilde bir başka boyutu başlatacaklar. Dünyada 5. Nesil savaş uçaklarının dönemi bitiyor, herkes 6. Nesil savaş uçağı üretme derdinde. Uçuş saati tecrübesi bin 500'i aşan, filo lideri bir savaş pilotunun yetişmesi için minimum 15 yıl ve 30 milyon dolar para harcamak gerekir. Kaan, görünmezlik başta olmak üzere 5. Nesil savaş uçağı ihtiyacını karşılayacak ama aynı zamanda gelişime de açık olacak. Sonuç olarak bu 3 nadide elmas parçası birlikte Türkiye'nin 6. Nesil savaş gücünü oluşturacaklar. Baykar'ın dünya liderliği, ASELSAN'ın radar, Roketsan'ın mühimmat üretme kapasitesi, Tübitak Bilgem ve Aselsan'ın aviyonik hazırlama tecrübesi, Yönlendirilmiş Kızılötesi Karşı Tedbir konusunda aldığımız mesafe, Bütünleşik Elektronik Harp Süiti gibi çalışmalar, Türkiye'yi 6. Nesil savaş uçağı konusunda yarışa geriden değil önde başlayan ülke konumuna getirdi. Dünyanın en iyi 5. Nesil savaş uçağı Çin'in J-20'leri, uzunca bir süre Rus yapımı motorlarla uçtular. Gelecek 10-15 yılda dünyada silahlanma en üst seviyeye çıkacak. Daha çok saatler ve milyonlarca dolar harcayacağız ama sonuçta 6. Nesil savaş uçaklarında söz sahibi bir ülke olacağız...
14 Haziran 2026 08:23

Sırtlanlarla Dans Eden Atilla...
Kıbrıs Rum Kesimi ve askeri iş birliği anlaşmaları imzalamış ortaklarının Türkiye ile doğrudan savaşa girmeleri mümkün değil. İsrail ve Fransa'nın ilişkilerinin en kötü olduğu dönemde Güney Kıbrıs'ı beraber savunmaları falan söz konusu olamaz. Kısa sürecek bir çatışmada Türkiye'ye karşı bir fazla zarar verip sonra da dünyaya Türkiye'yi durdurun demeyi düşünebilir. Yunanistan, Kıbrıs'ın 3 garantör ülkesinden birisi. Ada'daki askeri varlığı Türkiye açısından sorun değil, Atina da Kıbrıs'ta bir çatışmadan, ilişkilerin aralıksız geriliyor olmasından mutlu değil. 2011'den beri ordusunda tank birliği olmayan, elindekileri Finlandiya'ya satmış, Almanya'dan tank kiralamış, geçen sene 46 tank siparişi vermiş, bunları da 2031'e kadar teslim alacak ülke. Obüs sayısı Ukrayna'ya verdiklerinden sonra 74 adet modern CAESAR Mark 1 ve 32 adet yaşlı AMX 30 olmak üzere toplam 106 obüsü var. Fransa Deniz Kuvvetleri, Akdeniz'de Türkiye'ye rakip olabilecek tek donanmaya sahip. ■ İsrail, Güney Kıbrıs için savaşmak niyetinde değil, hali hazırda Türkiye'ye karşı size destek oluruz vaadiyle, Güney Kıbrıs'ı sessiz bir şekilde işgal etmeye devam ediyorlar. ■ Kıbrıs ve Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin menfaatleri söz konusu olduğunda Ankara için yapılacaklar zaten belli. ■ Türkiye'nin ne Yunanistan ne Güney Kıbrıs ne de İsrail'in toprağında gözü yok. Türkiye, topraklarını genişletme sevdasında değil. ■ 1974'te imkânı olmasına rağmen Ada'nın sadece 3'te birinde kontrolü sağladıktan sonra duran Türkiye'ye Yeşil Hat'tın ardından parmak sallayarak, komandoları marşlarla yürüterek, aşırı sağcı ELAM militanlarını, polis ve asker yapıp devlet kontrolündeki silahları teslim ederek Türkiye'yi korkutmanın imkânı yok. ■ Doğu Akdeniz'de bir çatışma ya da savaş çıkarsa bunu başlatan Türkiye olmayacaktır ama bir kere başlarsa Türkiye bitti demeden de bitmez.
12 Haziran 2026 08:25

Sorun Kadın Sorunu Mu Irk Sorunu Mu?
1950'lerde Marilyn Monroe'nun Erkekler Sarışınları Sever filminde canlandırdığı "saf, çocuksu ama çekici kadın karakteri" Türkiye dahil bir sürü ülkede sarışın kadınlara karşı bir ayrımcılık aracı olmuştu. Anlatılan fıkra, yasal süreç, Adalet Bakanı'nın açıklaması, Rahmi Koç'un özürü. Kurşunlanan iş yerleri, kadını geride bırakıp, etnik kimliği öne çıkaran aşırı milliyetçi bakış açısı Rahmi Koç üzerinden "Kim Kürtlerin onurunu daha çok koruyor" yarışmasına dönen tepki yağmuru. Adını net koyalım, tüm kadınların ve dolayısıyla Kürt kadınlarının da gururlarını savunmanın tek yolu sadece Rahmi Koç'a tepki göstermekten geçmiyor. Rahmi Koç'a yönelik tepkileri abartılı bulanların Öcalan'ın 1990'lı yıllarda Kürt kadını için yaptığı sorunlu tespitleri öne çıkaran halleri de doğru değil. Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Boşnak ya da Arap, etnik kimliklerin önemi yok, tüm kadınlar aynı sorunları yaşıyorlar. Tanzimat ve Servet-i Fünun döneminde kadın karakterleri "fedakâr anne" ya da evden dışarı adım atmayan "alafranga züppe" diye ikiye ayırarak tanımlamıştık. Bu tartışmada Adalet Bakanı Akın Gürlek'in kurduğu "Adalet terazisi servete göre tartmaz" sözlerini önemsiyor, tüm yargı kadrolarına verilen genel bir mesaj olarak görüyorum. 1930'larda Kadıköy'de yaşayan bir doktorun anılarında tahminen kırsaldan gelenlere yönelik bir küçümseme anısının ırkçı bir küçümseme fıkrasına kadar gelmesi de, fıkradan sonra yaşanan kurşunlama olayları da doğru bir zeminde olmadığımızı gösteriyor hepimize.
10 Haziran 2026 08:22

Finansmanın Aşağı Ve Geçmiş Ayağı...
Temiz siyaset adına mutlaka geçmişe ve aşağıya doğru da bakmak lazım. Mesela bugün ekranlarda en fazla "temiz siyaset" diye bağıranların ve tüm hayatı CHP'de geçmiş olanların siyasete başladıkları zamanki servetleriyle şimdiki servetleri, haklarında yapılmış suç duyuruları, CİMER başvuruları mutlaka gözden geçirilmeli. Sonuçta 2018 ve 2023'te ön seçimden büyük oranda vazgeçilmiş olmasından faydalananlar oldu mu, bunların partideki yetkileri neydi, mutlaka bakılması lazım. Mesela Özkan Yalım, 2018'de milletvekili aday listesinde Uşak'ta 3'üncü sıradan 1'inci sıraya yükselmesi işi mutlaka sorgulanmalı. Mesela Arjantin'de kamu sağlığı bütçesinde yüzde 48 kesinti yapıldı. Alım gücü düşen 740 binden fazla insanın sağlık sigortası iptal edilince, kamu hastaneleri doluluk oranı yüzde 90'ı aştı. Türkiye böyle bir şok programı uygulamıyor, ekonomik sıkıntıların olduğu doğru ama kimse Arjantin'deki gibi "ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" demiyor. Mesela "Yunanistan donanması 7 gün 24 saat çatışmaya hazır" diye haber yaparlar, kimse bu haberi yalanlayamaz, "çatışmaya hazır değiliz" diyemez.
08 Haziran 2026 07:05

Bizim Çocukların Kulaklarına Not...
Son 3 gündür Milli Takımın ABD'ye uğurlanış görüntülerini izliyorum, yabancı medyadaki yansımalarını ve altına yazılan yorumları okuyorum. Klasik Marksist analiz, futbolu işçi sınıfının dikkatini ekonomik sömürüden ve sınıf mücadelesinden uzaklaştıran modern bir "afyon" olarak görür. İngiltere'nin en önemli Marksist tarihçisi Eric Hobsbawm, futbolu, milliyetçilik, küreselleşme ve kitle kültürünün en güçlü araçlarından biri olarak tanımlar. Futbol ve sosyolojiden söz ediyorsak Durkheim'ı atlamak olmaz. Futbolun insanın "Biz ve öteki" ayrımına duyduğu ihtiyacı giderdiğini, aidiyet duygusunun toplumsal amaçsızlığı ortadan kaldırdığını hatırlatır. En az tartışma götürecek yorumu yine Eric Hobsbawm'dan alayım, "Uluslararası maçlar, gerçek savaşların barışçıl ve kurallara bağlanmış bir simülasyonu olarak işlev görür. Toplumlar, askeri güç yerine sportif başarı üzerinden küresel arenada güç ve prestij kanıtlamaya çalışır." Küreselleşmenin üretim ve tüketim üzerindeki etkilerini konuşurken futbolu es geçmek olmaz. Premier Lig'deki diğer takımların sahiplikleri Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Çin, Fransa, Yunanistan, Türkiye diye devam ediyor. Bugün 3 ya da 4 kulübün sahibi İngilizler. Sırbistan'daki Kızılyıldız Belgrad taraftarlarının Yugoslavya İç Savaşı'nda oynadıkları rol, İskoçya'daki Katolik Celtic ile Protestan Rangers rekabeti üzerinden yaşanan mezhepsel ayrışma, Rus oligarkların futbol üzerinden güç devşirme çabaları ve örnekleri üzerinde biraz düşünmek lazım. Duygunun akıldan üstün olduğu noktada Türkiye-ABD maçı benim için sadece futbol müsabakasının önüne geçiyor. 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkan Yunan askerlerine eskortluk eden USS Arizona ve 4 ABD gemisinin, Irak'ta, Suriye'de teröre verilen desteğin, askeri darbelerin, devlet içerisine sızdırılmış cemaat görüntülü terör yapılanmalarının, Gladio'nun, askeri ambargonun, haşhaş ekim yasağının ve daha bir sürü haksızlığın rövanşı gibi olacak. Oysa şimdi hepimizin ortak heyecanı, ortak mutluluğu, ortak coşkusu olacak, özlediğimiz bir duygu bu.
07 Haziran 2026 07:12

Kaybolan Yıllarımı Verseler Demeyelim De...
7-8 Temmuz'da, dünyanın nereye gideceğine Ankara'da karar verilecek. 2026 yılına girerken Türkiye'nin bu seneki odak noktası Terörsüz Türkiye hedefi olur diyorduk. Cumhuriyet 103 yaşında, PKK kurulalı 48 yıl, ilk silahlı eyleminin üzerinden 42 yıl geçti. Reha Muhtar'ın sunduğu bültenlerin sonundaki veda cümlesiydi başlık, İyi akşamlar Türkiye der, devam ederdi. O dizinin ömrü çok uzun olmadı ama Reha Muhtar'ın televizyonculuk kariyeri oldukça uzun oldu. Sabah'ta yazdığım dönemde Ahmet Kaya'nın sözleri, Reha Muhtar tarzı haberciliğin Türkiye'ye verdiği zarardan daha büyük değil diye yazmıştım, köşelerden itilmiştik biraz. Reha Muhtar'ın magazinsel şov tarzı haberciliği güç odaklı haberciliğe yenildi ve Reha Muhtar bir daha asla eskisi kadar güçlü olamadı. Reha Muhtar'ın ölüm haberinden sonra da benzer bir noktaya gidebilir iş. Habercilik döneminde bizi kızdıran, güldüren, öfkelendiren adam, son yıllarda yaşadıklarıyla yüreğimizi burktu, 66 yaşında da aramızdan ayrıldı. Dün KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile buluştum.
05 Haziran 2026 07:27


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Atatürk Kalkanı
1946'da Albay Seyfi Kurtbek ve "Hücum Ordusu" Cuntası, yine aynı yıl Harp Akademileri Komitesi kuruldu. Kâğıt üzerinde kalan bu girişimlerin çoğunda ana fikir "Karşı devrim 10 Kasım 1938'de, 9'u 5 geçe başladı" fikriydi. O kitapta İsmet İnönü "Karşımda bulduğum durum" başlığıyla çeşitli tespitlerde bulunuyor. CHP'nin 3. Genel Başkanı olan Bülent Ecevit'e gelince, Ecevit, CHP Genel Sekreteri olduğu günden başlayarak Atatürkçülüğün sadece balolar, kıyafetler veya şekilsel törenlerden ibaret görülmesini en sert şekilde eleştirdi. Ecevit, CHP Genel Başkanı olduktan sonra da Atatürk milliyetçiliği ve tam bağımsızlık çizgisinden hiç sapmadı. Ecevit CHP Genel Başkanı olarak 2 kere genel seçime girdi, ikisinde de partisini birinci sıraya oturttu. Deniz Baykal'ın CHP Genel Başkanlığı dönemi 1992'de başladı. Baykal, Ecevit'in 1970'lerdeki "sınıfsal/halkçı" vurgusunun aksine, rejimin bekası, ulusal bütünlük ve kurucu ilkelerin korunması odaklı bir Atatürkçülük anlayışını savundu. Kılıçdaroğlu'nun Bayram tatili döneminde yüklediği Parti Meclisi listesinde yer alan Orhan Sarıbal'ın 2021'deki "Dersim Katliamı" paylaşımından başlamak en doğrusu olabilir. Taraf gazetesinde yazarlık yapan ve Kemalizm'e yönelik sert eleştirilerin sahibi ve FETÖ lideri için Modern Zaman Şamanı yazmış birisini, 5 yıl Genel Başkan Yardımcısı sonra da İzmir birinci sıra milletvekili adayı yapmaktan da söz edebiliriz. 29 Ekim veya 10 Kasım gibi özel günlerde vals yaptı, Atatürk'ün sevdiği şarkıları söyledi ama Belediyenin kültür-sanat birimlerine, yayınlarına ve danışman kadrolarına geçmişte Kemalizm eleştirileriyle bilinen bazı liberal veya sol-entelektüel isimleri getirdi. Listeye almadığım 3 CHP Genel Başkanı var. Teğmen Mehmet Ali Çelebi'nin İzmir'de AK Parti birinci sıra adayı olmasını sorgulayan CHP seçmeninin, FETÖ Liderini Modern Zaman Şamanı diye tanımlayan, Kemalizm'e sert eleştiriler getiren İzmir'de CHP birinci sıra adayını sorgulamaması ilginç bir durum.
03 Haziran 2026 07:37

Utancın Abc'si...
Paranın enflasyonu çok konuşulur, ahlak enflasyonu zaman zaman konuşulur, utanma nedense hiç konuşulmaz. Türk-İslam düşünürü Akşemseddin'in "Ahlakın kökü utanmaktır" sözü de bu zaman yolculuğunun özeti gibidir. Kutsal metinlerde utanma Hz. Âdem ile Havva anamızdan başlar. İslamiyet'te iki aşamalı bir utanma duygusu vardır. Kahvehane tipi siyasi sohbetlerde "Japonlar harakiri yapıyor, hiç bizde utancından canına kıyanı duydunuz mu?" cümlesi çok kurulur. Aristoteles: Utanmayı tam bir "erdem" olarak görmez, daha çok gençlerde olması gereken bir "duygu" olarak tanımlar. Demokritos: "Başkalarından utanmaktansa kendinden utanmak daha iyidir" diyerek, utanmanın dışsal bir baskıdan ziyade içsel bir ahlak pusulası olması gerektiğini savunur. Nietzsche, utanca ve özellikle "başkalarını utandırma" eylemine oldukça eleştirel yaklaşır. Çağdaş İtalyan filozof Agamben, "Auschwitz'den Arta Kalanlar" kitabında İkinci Dünya Savaşı'ndaki Nazi toplama kamplarından sağ kurtulanların hissettiği o derin ve açıklanamaz utancı inceler. Bu utanç, suçluluk duygusundan farklıdır. İnsan, insanlığın düşürüldüğü o uç dehşet durumuna, haysiyetin tamamen yok edilişine tanıklık ettiği ve hayatta kaldığı için "insan olmanın utancını" yaşar. İnsan olmanın utancında unuttuklarımıza beraber bakmamız lazım. Gazze'de çocukların üzerine atılan bombalar da utanma duygusundan arınmayı siyasetin gereği saymak da aslında birbirinden farklı şeyler değil...
31 Mayıs 2026 07:31