
Bu söz bana Yahya Kemal'i hatırlatır. 1920'li yıllarda İstanbul nüfusunu abartılı bir şekilde söylediğinde şaşıran yabancıya "Biz ölülerimizle birlikte yaşarız" diye cevap vermiştir. Şehirdeki mezar taşları bir bakıma o şehrin kültürel zenginliğidir Yahya Kemal'e göre... Ecdadın zamanında mezarlıklar bu sebeple şehir içinde, cami avlularında -ki onlara hazire denilirdi- ve mahalle aralarında ya da gelip geçenin uğrayabileceği durup Fatiha okuyabileceği yol kenarlarında yer alırdı. Hazreti Mevlâna'nın dediği gibi ölüm "şeb-i arus" yani düğün gecesidir. Ölüm "bitiş", "yok oluş" ve "unutmak" gibi bir imaja dönüştü hayatımızda. Cefan yazılır bir gün. Erirsin o gün... Din büyüklerimiz buyurdular ki: "Cuma günü müminlerin bayramıdır. Bayramın hususiyeti, günahların affedilmesidir. Cenab-ı Hak, sevgisini, rızasını, desteğini, her şeyini peygamberleri vasıtasıyla göndermiş, bütün bunları, kendisine çıkan yola yerleştirmiştir. Bu yolun ismi dindir. Her peygambere göre bunun ismi değişiktir. Bizim dinimizin ismi İslamiyet'tir. Allahü teâlâ İslamiyet'ten ve Müslümanlardan razıdır. Dünyadan razı değildir. Dolayısıyla kim neyi severse, neyi razı ederse, ahirette o razı ettikleriyle beraber olacaktır. O bakımdan eğer dünyadayken kullarının rızasını değil de Rabbimizin ve O'nu sevenlerin rızasını tercih edersek şüphesiz ki ahirette de Allahü teâlâ ile beraber olacağız. Yani O'nun razı olduğu yerde buluşacağız." Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...
Kaynak: Türkiye
03 Temmuz 2026 02:31
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Hayatı Yaşarken Anlamak
Bazı günler, iç dünyasında dalgalanıp da durulamayan denizler coşar, dalgaların sahile vurduğu gibi yüreğinden diline dökülürdü şu mısralar: Bu mısralar Yahya Kemal söylediği için değil, babam söylediği için bende iz bıraktı. Yoksa onlar da biliyordu elbet Âlemlerin Efendisine, annesi Âmine validemizin Ebva'da vefat ederken dile getirdiği o terennümü: "Eskir yeni olan, ölür yaşayan, / Tükenir çok olan, var mı genç kalan? / Ben de öleceğim, tek farkım şudur: Seni ben doğurdum, şerefim budur. / Geride bıraktım hayırlı evlat, / Gözümü kapadım, içim pek rahat." Ve elbette ki gelmiş geçmiş insanlar içinde o hayırlı evladın ümmeti olmakla şereflendikleri için teselli buluyorlardı... Yazımızı kara yazmasın Allah. ZERDEÇAL: Biz ona zerdeçal diyoruz dünyadaki bilimsel ismi ise "Curcuma longa" olarak geçiyor. İçinde kurkumin maddesi varmış. Bu madde vücuttaki kronik iltihabı azaltmaya yönelik etki edermiş. Bu kurkumin beyinde hücre oluşumuna olumlu etki edermiş. Bu sebeple araştırmacılar zerdeçal bitkisini "acaba demans için Alzheimer için de kullanabilir miyiz?" diye araştırma yapmaktaymış...
07 Temmuz 2026 02:18

Hiçbir Balık Uçmaya Zorlanmaz
Oysa dönüp arkamıza, Osmanlı'nın eğitim mirasına baktığımızda, bugün hâlâ yakalamaya çalıştığımız pek çok evrensel doğrunun kökleriyle karşılaşırız. Bu köklerin en canlı örneklerinden biri, bilginin ilk kapısı olan sıbyan mektepleridir. Osmanlı'nın eğitim tarihinde sıbyan mektepleri, bilgiye ilk adımın atıldığı yapılar olarak büyük önem taşır. Osmanlı'da çocukların eğitim hayatına ilk adımı attığı 5-6 yaşlarındaki bu okullar, yalnızca temel okuma-yazma, temel dini bilgiler ve dört işlemden ibaret bir matematik eğitimi vermiyordu. Çok daha derin, insani ve vizyoner bir eğitim mantığını barındırıyordu. Bu vizyonun özeti, o mekteplerin duvarlarında asılı olan şu muazzam cümlede gizliydi: "Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz." Bundan yüzyıllar önce, çocukların fıtratına ve bireysel farklılıklarına gösterilen bu saygı, bugünün modern eğitim yaklaşımlarına âdeta taş çıkartıyor. 1846'da başlayan değişmelerde büyük kırılma Tanzimat ve sonrasındaki modernleşme reformlarıyla yaşandı. Kurumlar modernleşip iptidai mekteplerine dönüşürken eğitimde standardizasyon ve devlet kontrolü sağlandı belki ama "balıkları uçmaya zorlamama" vizyonu her eğitimcinin kulağına küpe olması gereken evrensel bir ders olarak tarihteki yerini aldı. İsmi, Mûsâ olup, Merkez Muslihittin lakabıyla meşhur oldu. 1463 (H.868) yılında Denizli'nin Buldan ilçesine bağlı Sarımahmûdlu köyünde doğdu. Kâdı Beydâvî Tefsirinin büyük bir kısmını ezberledi.
06 Temmuz 2026 02:22

Özgürlüğün Sembolü Yılkı Atları
"Biliyorum" diyerek nice bilgi beynimizde eskir, hatta yanlış olarak tortulaşır da haberimiz olmaz. MÜKAFAT: 1. Bir başarının, iyi ve güzel bir davranışın karşılığı olan şey. 2. Yarışmalarda kazananlara verilmek üzere ortaya konan şey, ödül. EMANET: 1. Güvenilir bir kimseye saklaması veya birine teslim etmesi için bırakılan şey veya kimse, vedia. 2. Bir eşyanın belli bir süre sonra alınmak üzere bırakıldığı yer. 3. Geri alınmak üzere birine verilmiş olan. MÜNTESİP: 1. İlgisi olan, alâka ve ünsiyet peyda eden. 2. Bir işe, bir mesleğe girmiş olan, bir kurum veya topluluğun kadrosu içinde yer alan kimse. İNFAK: 1. Nafakasını verme, besleme, geçindirme, yedirip içirme. 2. (Hak yolunda) Malını harcama, sarf etme.
05 Temmuz 2026 02:31

Bu Bana Lazım Mı?
O, seçilerek kendisine gönderilen verileri işleyebiliyor. Daha önceki bir yazıda "seni ilgilendirmeyen her şey fitnedir" sözünü nakletmiştik. Heybemiz ne kadar gereksiz yükle doluysa, yolculuğumuz da o denli meşakkatli ve yorucudur. Nefes, canlıların sahip olduğu en temel detoks sistemidir. Doğru nefes almak hem fiziksel hem de zihinsel ve ruhsal açıdan denge, canlılık, huzur, neşe ve sağlık verir. Nefes egzersizleri, vücuttaki oksijen seviyesini artıran sağlık için faydalı bir yöntemdir. [www.türkiyehastanesi.com] Yetenekli Kalemler'de önceki yazılar...
02 Temmuz 2026 02:21

Yaşasın Tatil Başladı
Bazı ailelerde duyuyoruz 'tatil başladı işkence başladı' veya 'okullar açılsın hemen' çok da sağlıklı cümleler olmuyor. Şimdiden tüm ailelerimize ve kuzucuklara verimli, sağlıklı ve donanımlı bir tatil diliyorum. Bizleri rahmetine garkeyle ya Rab. Bizleri daima sen koru ya Rab. Bizleri cennetinle mücadele ya Rab. Süleyman kulunu affeyle ya Rab. ÖĞRENMEK Mİ HATIRLAMAK MI? Son zamanlarda en hoşuma giden cümlelerden biri de şuydu: "Bizim millet olarak öğrenmeye değil hatırlamaya ihtiyacımız var." Bu cümleyi duyduğumda hem tarihimle ecdadımla gurur duydum hem kendi geçmişimden tarihimden ilim dünyamdan habersiz olduğum için kendimden utandım. Çünkü bir değil beş değil onlarca örnek verebileceğim konuda nice Batılı mütefekkir yazar, tarihçi ve bilim adamından okuyup öğrendikçe "ne yazmış ama?" dediğimiz, "neler anlatmış?" diye hayret ettiğimiz "ne zeki insanmış?" diye saygı duyduğumuz nice entelektüelin aslında bu bilgileri bizim asırlar önceki atalarımızın yaptığı çalışmalardan örnek aldığını ilham aldığını ve öğrendiğini görüyor ve anlıyoruz.
01 Temmuz 2026 02:46

Evlilik Kararı Almadan Önce
Başkalarının etkisi altında kalarak kendisini değersiz gören olduğu gibi kendini beğenen, başkalarından üstün gören kişilik tipleri de vardır. Olumlu, olumsuz yönlerini tarafsızca tespit etmelidir. Bunun nedeni de çocukluğunda yaşamış olduğu olumsuz olayların etkisidir. Kendisi mutsuz olduğu gibi eşini ve aile ortamını da olumsuz etkilemektedir. Aile ortamındaki mutsuzlukların birçok sebebi vardır. Kıskançlık ve inatlaşmak, eşlerin birbirlerini ciddiye almaması, birbirlerini başkalarıyla kıyaslamak ve sürekli olumsuz düşünceler üretmek evlilikleri ciddi şekilde yıpratır. BUĞDAY: Ülkemizde 500'e yakın buğday çeşidi vardır. Dünyada da stratejik açıdan önemli bir yer tutar. Buğday, içinde bulunan proteinler sayesinde yetişkinlerde vücut ağırlığını korur.
30 Haziran 2026 04:47

Bekliyorum... Çocukluğum Gelmez Ama...
Şimdi bir ilkokul sırasında, silgi kokusu arasında çocukluğumu verin... Veremezsiniz... Sayı doğrularımızdan eksilmiyor artık her şey... Aşı sırasında ağlamadım diye mi bu hüzün... Kalem kutusu dibi gibi karışık her şey... Simitle ayran istiyorum sadece; şekerleme olursa az mutlu olabilirim... SELİM HAN II: Osmanlı padişahlarının on birincisi ve İslâm halifelerinin yetmiş altıncısı. Kanuni Sultan Süleyman Hanın oğlu olup 28 Mayıs 1524 senesinde Hürrem Haseki Sultandan doğdu. Çok kuvvetli bir kültür seviyesine sahip oldu. Sultan Süleyman Han (1520-1566), Macaristan seferine çıkıp Zigetvar Kalesinin fethi öncesinde vefat edince, padişahın ölümünü gizli tutan Veziriazam Sokullu Mehmed Paşa, veliaht Selim'e haber göndererek saltanata dâvet etti. Bu sırada Kütahya Sancakbeyliğinde bulunan Selim Han, süratle İstanbul'a gelerek 30 Eylül 1566 tarihinde tahta çıktı. Sultan Selim Han, Osmanlı padişahı olmasıyla devlet idaresine ve orduya ehil devlet adamları ve kumandanlar tayin edip eskilerden bir kısmını da yerinde bıraktı. Veziriazam Sokullu Mehmed Paşayı görevinde bırakması devlet idaresi ve imar faaliyetlerinin devamında isabetli oldu.
29 Haziran 2026 02:13

Helal Süt Emmek
Anadolu'nun kadim kültüründe bir insanın karakterinden bahsedilirken söylenirdi: "Helal süt emmiş." Aslında bu söz, sıradan bir övgüden çok daha fazlasıydı. MUAZZEZ: 1. Sayılan, saygı duyulan; aziz. FEVKALADE: 1. Alışılmış olandan ayrı. 5. "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz. "Yemek nasıldı? -Fevkalade!" TEVATÜR: 1. Yaygın söylenti. 2. Bir hadisin yalan söylemelerine ihtimal verilmeyen birçok ravi tarafından aktarılması. HİZİP: 1. Bir toplum içinde inanç, düşünce vb. yönlerden ayrılıkçı davranarak toplumun büyük kısmıyla çatışma durumundaki küçük topluluk; klik. 2. Kur'ân-ı kerimin her cüzünün beş sayfalık bölümü. 3. Parti veya sendika gibi toplumsal örgütlerde örgütün izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye veya çalışma biçimine karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan örgüt içi grup; bölüngü, bölüntü, fraksiyon. TEMERRÜT: 1. Dikkafalılık, kafa tutma, direnme. 2. Ek faiz ödememe durumu.
28 Haziran 2026 02:09

Antepli Kumandan Firdevs Ana
Bu kahramanlardan biri de Antepli Firdevs Anadır. 1870 yılında Gaziantep'in Şehreküstü semtinde dünyaya gelen Firdevs Ana, sıradan bir hayat sürerken tarih onu milletinin en zor günlerinde ön saflara çağırmıştır. Babası 93 Harbi gazilerinden Çolak Hacı Mehmet olan Firdevs Ana, çocukluğundan itibaren vatan sevgisinin ve fedakârlığın ne demek olduğunu öğrenerek yetişmiştir. "Fransızlar savunmayı yarmış, şehre girmiş!" söylentisi kısa sürede camide bulunan insanlar arasında büyük bir paniğe sebep oldu. O kadın Firdevs Ana'ydı. Gür sesiyle kalabalığa seslendi: "Buradan çıkmak isteyenin kafasını kırarım! Siz böyle yaparsanız cephede savaşan erkeklerin maneviyatı bozulur. Yerlerinize oturun!" Bu sözler yalnızca bir uyarı değildi; bir milletin direniş ruhunun haykırışıydı. O günden sonra Gaziantepliler ona "Kumandan Firdevs Ana" adını verdiler.
26 Haziran 2026 02:10

Onlara Değerli Olduklarını Hissettirin
Sevgi, saygı, empati ve anlayışın hâkim olduğu bir ailede büyüyen çocuk kendini ve çevresindekileri seven, kendisiyle ve hayatıyla barışık, öz güveni yüksek bir birey olarak yetişir. Anne-babası tarafından sevildiğini hisseden çocuk kendini değerli hisseder. Sevgi, sevgi üretir. "Okula gidince düzelir" kolaycılığına kaçmayın. Eğitim ailede başlar. Çocuklarınıza karşı daima güler yüzlü olun. Çocuklarımız, sahip olduğumuz eşya değildir. Ve o kâğıtta bir cümle: "Hayat 24 saat......" FİBROMİYALJİ: Halk arasında kas romatizması ya da yumuşak doku romatizması olarak bilinen fibromiyalji sanılanın aksine psikiyatrik bir bozukluk ya da sakat bırakan bir hastalık değildir. Kronikleşen bel ağrısı aslında kas romatizması (Fibromiyalji) olabilir. Halk arasında kas romatizması, yumuşak doku romatizması olarak da bilinir.
25 Haziran 2026 02:40

Kutladığımız Kadar Anlayabilmek
Baba olmak, öncelikle bir erkeğin kalbinde ve zihninde çocuğuna yer açmakla başlar. Babanın faziletleri, çocukların servetidir. Babalar, oğullarının ilk kahramanı, kızların ise "ilk aşkı"dır... Onlara baba denir! "Baba omzu" diye mutluluk ve huzurun membaı bir yer vardır. Baba olmak yeterince zordur. Bir psikoloji kitabında "Diğer meslekler deneme yanılmayı kaldırabilir ancak anne babalık mesleğinde deneme yanılmaların sonucu ne yazık ki çok ciddidir" der. Hiç kimse iyi baba olarak doğmaz. Bu nedenle, baba en değerli ödülün, "çocuğa, sevgi ve ilgi göstermek, güzel sözlerle övmek, takdir ve tebrik etmek" olduğunu bilmelidir. O cıvıl cıvıl öten kuşların. "Pabucu dama atılmak" tabiri, sadece bir cezalandırma değil, bir toplumun ortak vicdanının sesiydi. Günümüzde "iş ahlâkı" adı altında süslü cümleler kuruluyor, kurumsal stratejiler belirleniyor. Belki de her şeyden önce o "eski çarşıların" samimiyetini hatırlamaya. Ticaret eğitimini sadece pazarlama tekniklerinden ibaret görmeyip içine "insan hakkı" ve "ahlak" dersini de en baştan eklemeye...
24 Haziran 2026 02:30

Toprağa Ait Oluşumuzu Unutunca
Toprak olmadan bitkiler ve ağaçlar nasıl kurursa topraktan kopan insan da öyle kururdu... Şimdi eyvah edip "hadi gel köyümüze geri dönelim" desek de köylerde; bırakın ekip biçmeyi, bırakın evcil hayvan beslemeyi yaşayan insan kalmadı, hayat kalmadı. Haydi, bana yoldaş ol da gidelim... Gel, benimle sırdaş ol da gidelim... Haydi, bana gardaş ol da gidelim... Gidelim, arkadaş ol da gidelim... Haydi, bana candaş ol da gidelim... Aç kolunu sarmaş ol da gidelim... IŞKIN: Yöresel olarak Işgın da denilen bu bitkinin bilimsel ismi ise "Rheum ribes" olarak geçer. Familyasını da yazalım da araştırmacılarımız için tam olsun Kuzukulağıgiller, latincesi de "Polygonaceae"... Muz gibi soyularak yenilebildiği gibi çeşitli tat ve şekillerde de tüketilebilir. Soyulup yenirken kalın, ekşi-mayhoş sapları vardır. Kökü kaynatılarak da tüketilir. Balgam söktürücü olduğu gibi idrar söktürücü özelliği de vardır. Bu aylarda bazı pazarlarda da satılmaktadır...
23 Haziran 2026 02:39