
AKP 19 Mart 2025'te Ekrem İmamoğlu ve tabii ki aynı zamanda CHP'ye başsavcı iddianamesi ile saldırıya geçtiğinde hesabı açıktı: CHP'yi iktidar yürüyüşüne sokan Özgür Özel ve arkadaşlarını tasfiye etmek. CHP'den bu kadroyu "arındırdıktan" sonra, geride kalan parti leşini de o kişi ve çevresindekilere teslim etmek. Dahası, bugün daha net olarak ortaya çıktı ki o kişi ve arkadaşlarını "iktidar ortağı" olarak bile kullanabilirler. İktidar kendine hem Meclis'te yeni anayasayı referandumsuz geçirmek için yeni bir destekçi "parti", "lider" kazandı hem de muhtemel bir iktidar ortağı. Kim bilir, resmen seçim sürecine girildiğinde de o kişi ve elemanları Cumhur İttifakı'nın yeni ortağı olarak ülkemizde nihayet "bölünmüşlüğün" önlendiğine" ve "ülke birliği ve bütünlüğünün sağlandığına" örnek bir propagandanın aleti olarak ortaya çıkar ve iktidarın vuslat kapıları da kendilerine açılmış olur. *** MHP'ye gelince endişe etmelerine gerek yok, sonunda o kişi ve elemanları en çok 2 puanla sıralamanın altında yer alacaklardır. Dünkü Güven Park ve Anıtkabir'e müthiş yürüyüş, MHP için bir garantidir!
Kaynak: Cumhuriyet
31 Mayıs 2026 04:00
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Şu Temel Soruyu Hep Iskalıyoruz: Neden, Ama Neden?
Kemal Bey, sürekli kaybeden parti başkanı. Kemal Bey demek istiyor ki: "Arkadaşlar benim henüz kaybettireceğim seçimler var. Parti başında kalmam gerek." Ancak başkanlığı -iktidarı- koltuğu asla terk etmemek (otokrat karakter de diyebilirsiniz); Tayyip Bey ile Kemal Bey'in ortak bağları bu olsa gerek. Tayyip Bey, 13 yıldır kanka oldukları Kemal Bey ile macerasını da bitirmek istemiyor. 13.5 yıl boyunca kendisine tatlı zamanlar yaşatan Kemal Bey'in gitmesine gönlü razı değil. Bu nedenle de gönlü razı olmadı gitmesine, risk aldı, sürecin altına elini koydu ve Kemal Bey'in kucağına bir "mutlak butlan" ı seçim hediyesi olarak bıraktı.
08 Haziran 2026 04:00

Cumhurbaşkanlığı Seçimini Kazanacak Üç Aday Hangi Partide Var? Ve Özel'e Kurulan Kumpas...
KK ile kötü anılarından bahsediyor ve "Özgür Özel 'in başına bir şey gelmesinden endişeliyim, on yıllardır partinin başına bu kadar hakiki ve kitlelerle bağ kuran birisi gelmemişti" diyor (Ecevit dönemini konuşmuyoruz). CHP'de seçimi kesinlikle kazanacak üç aday var, diyorum: Ekrem Bey, Mansur Bey ve Özgür Bey. Üçüncü aday Özgür Bey'in dinamizmiyle, seçkin liderlik özelliğiyle seçmeni, ülkeyi, milleti kısa sürede seferber etmesini iktidar pek beklemiyordu. Kendileri için "bu yakın tehlikeyi" gördükleri için Böcekleri kumpasla kullanarak hem itibarsızlaştırma hem de kanıtı olmayan iftiranamelerle hakkında dava açmayı gündemlerine aldılar. Eczacı bey, "Aslında üç buçuk adayımız var, üçü derdest edilse Muharrem İnce sırada" demez mi! Ekrem Bey'in 30 yıllık diplomasını iptal ettirme yüzsüzlüğü ile devre dışı bırakan ve adaylığını askıya alan iktidar, şimdi de bir "rüşvet ağı" icat ederek Özgür Özel'e de benzer bir kumpas peşinde koşuyor. Milletvekili Seçimi Kanunu ve anayasanın ilgili hükümleri uyarınca rüşvet de dahil yüz kızartıcı suçlardan (zimmet, irtikap, dolandırıcılık, sahtecilik vb.) dolayı ne kadar süreyle olursa olsun hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar, (terör eylemleri dışında kalan ağır hapis cezası veya toplam 1 yıl ya da daha fazla hapis cezası alanlar da) affedilmiş olsalar bile milletvekili ve dolayısıyla cumhurbaşkanı adayı olamazlar.
07 Haziran 2026 04:00

Mutlak Butlan Konusu: Yerim Ve Yenim Dar Oynayamam
Yanıtı "Yerim dar oynayamam" olmuş. Kurultay çağrılarına önceleri "Uygun zamanda yapacağız" yanıtını veriyordu. Özgür Özel ve arkadaşları sıkıştırdıkça, "tedbirli mutlak butlan var, kurultay toplayamayız, yoksa toplamayı biz istemez miyiz" demeye başladı. Bir samimiyet testi olarak mesela deneyebilirler, kurultayı 45 gün içinde ilan ederler, bakalım mutlak butlan kararı veren mahkemeden bir itiraz gelir mi?... Ama kurultay niyetleri olmadığı için "Yerim yok, yenim dar" gibi bahanelerin arkasına saklanıyorlar. 900 kurultay delegesinin kurultayın toplanması için başvurusu hazır. En önemlisi, CHP seçmeni ve CHP'ye oy vermeye ve iktidarı değiştirmeye hazır milyonlar, seçilmiş yönetimin peşinde ve izinde. Parti tüzel kişiliği, banka hesapları, sosyal medya hesapları, genel merkez yönetimi, YSK nezdindeki temsil gibi konularda Özel yönetiminin yeniden tam yetkili hale gelir. Yüzde 1-2 seçmenli bir CHP'yi de ittifaka dahil eder. Bu ittifakı "Türkiye ittifakını gerçekleştiriyoruz, sağı solu birleştiriyoruz, hepimiz Türkiye'yiz" propagandasıyla sahalarda boy gösterir.
04 Haziran 2026 04:00

Kuşoğlu Diye Bir Kk Ve Rte Aklı Ve Millete Örülen Koza
KK en yakın arkadaşı ve kafadaşı Bülent Kuşoğlu'nu müdürken kendisi, yardımcı olarak seçti; sonra, sağ partilerde epey dolaşan ama ikbal bulamayan arkadaşını CHP'ye taşıdı, 12 yıl milletvekili seçtirdi, parti meclisine soktu, genel başkan yardımcısı yaptı. 2023'te KK seçilirse bakan olma hayalleriyle milletvekili olmadı. Oralarda "devlet aklı" siyasi iktidarın seçilemediği zamanlarda yasalara uygun olarak ülkeyi yönetir, teamüllere uygun davranır, bunun en iyi örneği aylar boyunca yıllara yayılan hükümetsizlik dönemindeki devletin sanki hükümet varmış gibi ülkeyi yönetmesidir. Türkiye'de "devlet aklı", iktidarın kendisidir, bizzat hükümetin başı, cumhurbaşkanıdır. Literatürde geçer: "Devlet denim!" Aklı da ona aittir. Kuşoğlu adındaki "devlet memuru" bu akla tabidir. Ama gelinen bu noktada, Kuşoğlu, ABD'nin Türkiye ve bölge ülkelerine biçtiği demokrasisiz tek adam/ padişahlığa benzer yönetimini "devlet aklı" masalıyla millete yutturuyor. "Türkiye'de devlet aklını (Reis'i yani) küçümsememek lazım. Şu anda da siyaset çok zayıfladığı için (yani Reis iktidarı kaybetmeye başladığı için), parlamento zayıfladığı için devlet aklı ön planda (Reis'in CHP'yi bertaraf etmesi)... Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi sadece Erdoğan üzerine inşa edilmiş vaziyette. Ondan başka hiç kimsenin bu rejimi, bu sistemi götürmesi mümkün değil (vay canına, teslimiyetin, dışa teslim olmanın, millete, Cumhuriyet ve demokrasiye ihanetin, totalitarizmi ve gücü savunmanın ve ülkeyi teslim etmenin böylesi!). Dolayısıyla Erdoğan sonrasında Türkiye'yi bir kaos, karmaşa bekliyor (O yoksa Türkiye de yok yani.) Onun için de o devlet aklı, bürokratik aklı bir şeyler yapmaya çalışıyor..." Şurada birkaç yazıdır demek istediğim, bazılarına göre hayaller kurduğum yazılarıma dönüp bir bakın.
02 Haziran 2026 04:00

'Silivri'nin Ve Özgür Özel'in Defterini Birlikte Düreceğiz!!!'
Tabii ki bunların hiçbirinin olmayacağını biliyordum. Yoksa suskunluk ve bekleyiş içinde geçirdiği 2.5 yıl boyunca, en azından milletin ağır sıkıntısı üzerine bir çift laf eder, mırmırlanır, bu ülkenin ve milletin bir parçası olduğu konusunda bir kımıltı gösterirdi. Bu 2.5 yıllık süreçteki tavrı, mutlak butlan için büyük bir sabırla bekleyiş içinde olduğunun da en büyük kanıtıydı. Ayol, 2.5 yılda insan taş olsa çatlardı! Çünkü, iktidarla, başsavcılıkla bir ittifak içinde, CHP'nin parçalanması ve büyük bir kin biriktirdiği Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının haksız ve hukuksuz saldırıların bir sonuç vermesini bekliyordu. Evet yapılan ufak tefek eleştiriler yok değildi. Fetö henüz iktidarın güçlü bir bileşeni ve ülkeyi iş dünyasından medyaya ve kadar kasıp kavururken, dahası RTE'ye bile savaş açmışken, sahip olduğu büyük ekonomik gücüyle pek çok kanaat önderi geçinen zibidileri satın alırken, Emniyet ve yargıdaki büyük güçleriyle herkese boyun eğdirmeye çalışırken, FETÖ'ye yanaşacak, Zaman gazetesini ziyaret edecek, kendisine danışman ve parti meclisine oradan adam devşirecek (Işık Kansu'nun son iki yazısını okuyun lütfen, tam bir liste...) ve FETÖ ile ittifaka bilinçli olarak girişirken... Bir zamanların büyük "adalet yürüyüşçüsü", "hak hukuk" çusu, başsavcılığın İBB iddialarının üstelik lime lime parçalandığı, iftiranamelerin geri çekildiği, haksızlık ve hukuksuzlukların ayyuka çıktığı Silivri davasında tutuklular için "Hepsini temizleyeceğim, partiyi bunlardan arındıracağım" demesi, çüşünüz, bu kadar da olmaz dedirtecek bir aymazlık örneğiydi (gaflet ve duyarsızlık). Geri kalanlar da "kararlılık abidesinin dayanakları" olarak varlıklarını sürdürürler.
01 Haziran 2026 04:00

Bu Ne Kin, Ne Utanmazlık, Ne Ahlak Yoksunluğu!
Ama dertleri iktidar ile ortak. O da hakkını verdi, seçimleri kazandı, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde Türkiye'yi karış karış dolaşarak KK'ye ve CHP'ye oy istedi. Kurultaya gidildi, 4 Kasım 2023'te o meşhur 38. kurultaya... O güne kadar tüm seçimleri kaybeden, bunun için hiçbir bedel ödemeyen, çekilmeyi aklının ucundan bile geçirmeyen, kendisine "ebedi muhalefet başkanlığı" gibi konforlu bir alanı yaratmak için KK yine aday oldu. 69 delegeyi kullandı ve "Bak parti beni istiyor" dedirterek aday oldu. Ama ortaya çıktı ki bu adaylığı ile kendisine verilen "CHP'yi sürekli muhalefette tutmak" devlet görevinin sürekliliği gerekiyordu. İlk tur sonucu: Özgür Bey 682, Kemal Bey 664 oy aldı. Neyse ki ikinci turda 128 delege bağını kopardı ve Özgür Özel'i destekledi. Üstelik, İmamoğlu'nun ahlaksız suçlamasıyla "defterini dürme" işini de KK'ye sipariş ve ihale etti. Şimdi adamları ekranlarda "ahlaksız İmamoğlu" diye utanmazca ve rezilce basbar bağırırken KK'ye de partiden ihraç etmenin kapılarını açıyordu.
26 Mayıs 2026 04:00

Kk'nin Feci Sonu: İktidarın Chp'ye Atadığı Yasal Temsilcisi
İktidar/ Kılıçdaroğlu birlikteliği/ ittifakı, CHP merkez binasını darmadağın etti; bibergazı, belki de plastik mermilerle binayı ele geçirdi. Sandı ki "Yeni güç merkezi biziz, dolayısıyla onlar güçten iktidarda oturandan yana meylederler. Özgür Özel zayıflar, bizle uzlaşır, ona her şeyi kabul ettiririz.." Yani CHP'nin kadrolarını, seçmenlerini ve tüm halkı "akılsız, göbeğini ve başını kaşıyanlar" olarak görmenin tipik dışavurumu. Önemli olan "bina" idi, CHP'nin kasasındaki 1 milyar TL para idi. CHP başkanı ve arkadaşları binayı işgal ederek ele geçirmelerine fırsat veren bir strateji izlediler. Meclis'e doğru büyük yürüyüş ve TOMA üzerine çıkan bir lider... Bunun halk üzerindeki büyük etkisini göreceğiz.
25 Mayıs 2026 04:00

Yollar Tükenecek; Varılacak Tek Nokta İçin Cesur Olunmalı
Özgür Özel ve arkadaşları CHP olanakları tüketinceye kadar yeni parti kurmayacak veya ellerinin altındaki partiyi aktifleştirmeyecekler. İl örgütleri, daha ilçe örgütleri, belediye başkanları ve 120'ye yakın milletvekili Özgür Özel ile birlikte hareket ediyor. Bu hem gönül ve fikir birliği açısından böyle hem de muhtemel genel seçimde, Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği, Özgür Özel'in KK'nin partisini yüzde 2'lere indireceğini kesinlikle gördükleri için böyle. 20 kadar milletvekili atanmış başkanın yanında kalır. KK ve ekibinin bir seçimlik "canı" olduğunu ileri sürüyorum. 45 günde kurultay istiyor Özür Özel ve partisi. Kemal Bey'in ise bunu kabul etmesinin bir zemini yok. Ona göre "baş ahlaksız" o. Partiyi "parasıyla satın aldığı" gibi zırvalar ileri sürüyor. Kemal Bey'in ilk konuşmasına bakarsanız; partiyi, üyeleri, seçmeni bana karşı kışkırtmayın diyor. Özgür Özel'in Kemal Bey'e uzun bir vade tanıyacağını sanmam. Kemal bey ile teknik konuları konuşmak için bir heyeti gönderecek gibi.
24 Mayıs 2026 04:00

Mutlak Butlan Yapmazlar, Halüsinasyonlara Esir Olmayacağım
Konu mutlak butlan, yani CHP'nin 38. kongresini kasıtlı ve siyasi güdümlü bir mahkeme kararı ile iptal ederek CHP'nin başarısızlıklarında tarihi kayıtları olan, milletvekili dokunulmazlıklarında anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz diyerek anayasaya aykırılıklarında iktidar ile uzlaşan, seçim sonrası YSK'ye korkudan veya devletle uzlaşma sonucu yürümeyen, şaibeli sonuçları AYM'ye AİHM'ye bile götürmeyen eski zihniyete teslim etme işlemidir. Henüz parti içindeki azınlığın da azınlığı bu zihniyet partinin kendilerine bırakılması halinde başarısız olacaklarını, büyük bir nefret toplayacaklarını ve bir zamanlar DSP'deki gibi yüzde 1 oya düşeceklerini biliyorlar. Ama bu önemli değil onlar için, önemli olan parti örgütüne binalarına, mali kaynaklarına el koymak. 38. kongreye giderken CHP'nin parti meclisini ne yapacaklar, 37. kurultayda seçilen listeye baktım, hepsini bilemedim ama çoğunluk sanki bugün Özgür Özel 'i destekleyenlerden oluşuyor. Büyük bir değer kaybeder TL, ama bu umurlarında olmayabilir, zaten TL değerli dolar karşısında diyorlar, ihracatçılar büyük bir devalüasyon dayatıp duruyor, halkın iki kat daha yoksullaşması umurlarında olmaz. Bunların hiçbiri olmaz, bu ülkeye bu kadar büyük kötülükler yapmazlar, yapamazlar, butlan da ilan edilmez, CHP rakip parti olarak seçimlere katılır. Bu nedenle, pusuya yatan mutlak butlan bekleyicileri avuçlarını yalarlar, gitsinler bir parti kursunlar.
21 Mayıs 2026 04:00

Yeter Ki Başarılacağına İnanılsın, Ülke Kuruluşuna Dönecektir
Bugün 19 Mayıs 1919'un yıldönümü. Arkasından zafer, daha sonra kuruluş ve Cumhuriyet. Sıra 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkışla beraber, kurtuluş ve kurtuluş planlarını hayatın pratiğine geçirmek kalmıştır. Büyük sorunlar çıkacak ama kurtuluş ve kuruluş planları içinde ortaya çıkan yeni sorunlar akıl ve bilimsel bakış ile bir bir çözülecek, bazen geri çekilecek, bazen ileri atılacak ama hedefe varılacaktır. Atatürk 1924'te Muallim Mektepleri Birliği'nin Ankara'daki genel kurulunda hedefi koymuştur: "Öğretmenler, yeni kuşak sizin eseriniz olacaktır. Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar ister." Çağdaş uygarlığa ulaşılacaktır. Sayısız mühendise, sayısız bilim insanına, sayısız kültür insanına, ressama, yontucuya, sanatçıya, yazara, çizere, edebiyatçıya, romancıya, şaire, çağdaş tarımcıya ve köylüye, sanayiciye, üreticiye, dünyanın farkında olacak bir topyekün millete, düşünüre, ahlaklı siyasetçiye, felsefeciye, eğitimciye ihtiyacı vardır. *** Atatürk Cumhuriyeti'nin (1923-1938) son büyük çıkışına Hasan Âli Yücel ve arkadaşları önderlik edecektir. *** Sonra, eğik düzlemde Türkiye yavaş yavaş kaymaya başlayacaktır. 1950'den itibaren 19 ekonomik çöküş, İMF'siz ama İMF programıyla bugün 20'nci en büyük çöküş dönemi. Ve eğik düzlemde, bu iktidar döneminde, başta eğitim olmak üzere her alanda çok daha büyük bir hızla aşağı doğru kayma... *** Atatürk dönemi şüphesiz biteli çok oldu. *** Yaşasın 19 Mayıs, yaşasın gençlik!
19 Mayıs 2026 04:00

Çin'in Egemen Güce Barışçıl Geçiş Politikası: Tayvan Örneği
Bu yeni değil, uzun süredir... Mesela Tayvan: Çin Mao Zedong önderliğinde 1949'da nihai zaferi kazandı, Komintang Partisi lideri Çan Kay Şek anakaradan sürülünce 58 mil, 80 km uzaklıktaki, Çin topraklarının bir parçası olan Tayvan adasına sığındı, Çin Cumhuriyeti'ni kurdu. Yarım kalmış bir kurtuluş savaşı olarak kabul ediyor Çin; dünyaya "Ya ben ya Tayvan" diyor (Tek Çin politikası). (Vatikan, Belize, Guatemala, Haiti, Paraguay, Saint Kitts ve Nevis, Saint Lucia vb.) ABD, Türkiye ve Avrupa Birliği ülkeleri dahil olmak üzere dünyadaki devletlerin büyük çoğunluğu, Çin Halk Cumhuriyeti'ni Çin'in tek meşru temsilcisi olarak gören "Tek Çin" politikasını kabul etti. Ama ABD, Avrupa, Japonya, Avustralya vb. Tayvan'la askeri ittifak halinde, fiiliyatta "devlet" olarak tanıyor ve ABD, Tayvan'a müdahaleyi bir savaş ilanı kabul ediyor. Dünya "Tek Çin" i tanıdığına göre, zımni olarak Tayvan'ı Çin'in bir parçası olarak kabul ediyor demektir, diplomatik ve siyasi olarak. Çin artık ekonomik, bilim-teknolojik ve askeri olarak kendine son derece güvendiği zamanda söylüyor ve "Gerekirse çatışırız" diyor. Bunu onaylar mı bilmiyoruz ama ABD'ye dönüşte kendine yakın FoxTV'ye verdiği demeçte şunları dediğini görüyoruz: "Çin çok büyük, çok güçlü. Tayvan ise çok küçük bir ada. Düşünün; orası Çin'e sadece 59 mil uzaklıkta. Biz ise 9 bin 500 mil uzaktayız. Zor bir problemle karşı karşıyayız. Çinliler bu yerin bağımsız olmasını istemiyor. Artık Tayvan'ı, burayı 'yer' diye tanımlayalım. Tayvan bizim çip endüstrimizi çaldı. Çünkü geçmişte ne yaptığını bilmeyen başkanlarımız vardı. 9 bin 500 mil ötede savaşa katılmak istemiyoruz." Şi Cinping, Trump'ı Tayvan gerçeğiyle yüzleştirdi: Gerekirse savaşırız! Tayvan'dan bir "dünya savaşı " çıkmaz. "Tayvan diye bir yer için savaşamayız!" Bu yeni gerçekliktir ve Çin'e karşı Tayvan için tavır alan Japonya, Avustralya gibi ülkelerin politikalarına veya başkentlerine düşen bir bomba ile karşı karşıyayız.
18 Mayıs 2026 04:00

Egemen Güç-yükselen Güç İlişkisi Ve Büyük Dönüşüm
Çin'in yükselen güç olgusu 10 yıl önceden kendini belli etmiş ve tabii ki başta Amerikalı ciddi analitik yazar ve düşünürler olmak üzere yazar çizer olmuşlardı. Hatırlıyorum, Çin'in salt ekonomik başarılarına bakarak bu gidişle 1935 yıllarında ABD'yi geçeceği tezi raporlara yansımaya başlamıştı. Son bir atılımla yapay zekâ teknolojilerinde de ABD'ye rakip oldu. Trump, "ABD'yi yeniden büyük yapacağız" sloganıyla kolları sıvadı. Derdi tabii ki ekonomiydi, rezerv para dolardaki kayıptı, 40 trilyon dolar borçtu. Trump'a Amerikalılar, "ABD'nin gücünü zayıflatıyor" diye baktılar. Yorumcular "Çin ABD'nin hem savaş hem de askeri strateji kapasitesini ölçüyor ve öğreniyor" demeye başladı. Cinping, ilk açılış konuşmasında çok net Trump'ın yüzüne karşı söyledi: "Yüzyılda bir görülen dönüşüm hızlanırken ve uluslararası ortam değişim ve çalkantıya uğrarken, dünya yeni bir yol ayrımına geldi. Amerikalı siyaset bilimcilerinin işaret ettiği Tukidides Tuzağı'na düşmek zorunda değiliz. Savaşmak zorunda değiliz, yakın işbirliği ile dünyanın refahı için çalışabiliriz. İşleri yoluna koymalıyız ve asla bozmamalıyız. İki ülkemiz rakip değil, ortak olmalıdır." "İyi yönetilirse iki ülke istikrarı koruyabilir. Kötü yönetilirse iki ülke çatışabilir, hatta savaşabilir ve bu da tüm ABD-Çin ilişkisini son derece tehlikeli bir duruma sokabilir. Biz büyük güçler arasında yeni bir paradigma oluşturabiliriz." *** Trende yazıyorum, devam edeceğim.
17 Mayıs 2026 04:00