
Bizler, Risale-i Nurları okuyarak, anlayarak Kur'ân'ın istediği ve emrettiği şekilde iman, Kur'ân ve İslâmiyetin neşrinde ve ilânında hizmetkâr olmayı arzu eden, kabul eden ve bu yolda bulunanlar olarak; büyük bir mesuliyeti omuzlarımıza yüklenmiş bulunuyoruz. İnayet eğer gelirse, geliyorsa; mahviyet başlar. Şefkat ve merhametin hâkim olacağı ve hüküm süreceği bir iman, Kur'ân ve İslâmiyet hizmeti ise; kalbini, ruhunu, aklını ve bağrını olabildiğince bu hizmetin emrine vermekle, açmakla, sunmakla devam eder gider. Tevazu tek başına iman, Kur'ân ve İslâmiyet hizmetini kucaklayabilir, sarıp sarmalayabilir. Sabırla, metanetle ve büyük bir imanî dirayetle iman, Kur'ân ve İslâmiyet hizmetindedirler.
Kaynak: Yeni Asya
17 Temmuz 2026 00:56
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Fırsatları Değerlendirme Vakitleri
Bu dünyanın mekkar ve gaddar, zulümlü zulümatlı oyunları içerisinde; ehl-i imanın ve de özellikle de iman, Kur'ân ve İslâmiyet hizmetlerine kendilerini adayan ve aday olan Risale-i Nur talebelerinin çok dikkatli ve ferasetli olmaları, kanmamaları ve kandırılmamaları lazımdır, elzemdir. Bu da ancak çok çok Kur'ân ve Risale-i Nur okumalarıyla mümkün olabilir. Niyet ve gayretin içine plandı, programdı, filan adamdı, filan kişiydi, filan konuydu, filan kitaptı gibi zahirî perdeleri koymadan, direkt olarak 130 parça Risale-i Nurlar'dan birisini elimize alıp okumalıyız, okumalıyız, okumalıyız... Unutmayalım; Risale-i Nurlar'ı tanıyan bilen için bu, hayatının en büyük fırsatlarından biri olacaktır.
11 Temmuz 2026 01:01

Faydalı Bir Yaz Mevsimi İçin...
Kur'ân talebeleri ve Kur'ân'ın bu asırda muhteşem bir tefsiri olan Risale-i Nur eserlerini okuyan hadimler için yaz sofraları, nimetleri ve ikramlarının kazandıracağı imanî, İslâmî tefekkürler ve düşünce, fikir dünyamıza kazandıracağı fiilî ameller, tavırlar ve şekiller kaçırılmayacak kalbî, aklî ve ruhî fırsatları bizlerin gözleri önüne sermektedir. Bu önemli adımı atabilmek için ise: Kur'ân'i ve imanî tefekkür bahislerini içerisinde bulunduran Risale-i Nurlar'ı çok okumakla gerçekleştirilebilecektir. Kur'ân okumaları Risale-i Nur okumaları ve bunların tefekkür dünyamızda yoğun ikram ve nimetleri ile süslenmeleri meyve ve faide vermeleri kesinlikle kaçırılmamalı ve yaz mevsimi imanî Kur'ân'i hatırlamalar, tefekkürler ve teşekkürler ile gayet hoş ve güzel bir değerle kıymetle geçirilebilmelidir.
02 Temmuz 2026 02:07

Şükür Ve Hamd Olsun!..
Bunların karşısında ise çok tesirli ve mücerreb bir ilaç zinciri olan, bu asrın muhteşem iman tefsirleri hükmündeki Risale-i Nurlar ilaç oluyor, faydalı oluyor ve bu dünyanın değil, öbür dünyanın da hayatlarını kurtarmaya vesile oluyor. Nasıl ki imansız kafalar, küfrün, dalaletin, sefahatin, pisliklerin ve kayaların arasında kafalarını vuruyorlar, kırıyorlar ve hatta ölüyorlar; aynen öyle de Risale-i Nur'da vaz'edilen ve herkesin istifadesine sunulan iman, Kur'ân ve İslâmiyet hakikatleri de şimdi ahirzamanda meşhur olan akıllı ilaçlar gibi, imansızlığın tebeyyün ettiği her yarayı ve hastalığı buluyor; şifa veriyor, tamir ediyor ve kurtarıyor. İman konusunda, Cenab-ı Hakk'ın Bediüzzaman Said Nursî eliyle ve Risale-i Nurlar diliyle ahirzaman insanlarına, imansızlık derdine ve hastalığına yakalananlara en tesirli devaları ve ilaçları ikram ve ihsan ettiği görülüyor.
25 Haziran 2026 00:53

Okuyalım, Okuyalım Ve Okuyalım!..
Eğer Risale-i Nurlar, ifade ettikleri ve anlattıkları iman, Kur'ân ve İslâmiyet hakikatleri için okunur ve anlaşılmaya çalışılırsa kıymet kazanırlar; büyük bir değerler manzumesini ifade ederler. Risale-i Nurları okumanın faydaları ve kıymeti, telifinden itibaren geçen zaman içerisinde, özellikle de Risale-i Nur talebeleri tarafından anlaşılmış, yaşanmış ve ifade edilmiştir. Bediüzzaman Said Nursî'nin Haşir Risalesi, Âyetü'l-Kübrâ Risalesi ve diğer imanî hakikatleri ifade eden eserleri için kullandığı; "Kardeşim, ben elli defa okudum", "Kardeşim, ben yüz defa okudum", "Kardeşim, ben iki yüz defa okudum" cümlelerinin arkasında aslında çok şey ifade eden şu hakikat vardır: "Daha da okumaya ihtiyacım var!.." Artık bizler de Risale-i Nurları okuyarak, onları kendimize bir manevî muallim yapabilmeliyiz. Ve bu manevî muallimin, "Daha da okumaya ihtiyacın var..." ihtarlarını duyabilmeliyiz.
11 Haziran 2026 00:37

İstanbul'un Fethinin 573'üncü Yıl Dönümü Münasebetiyle
Büyük Selçuklu Devleti'nin mirasçısı ve devamı olan Anadolu Selçuklu Devleti çöküş ve inkıraz sürecine girmeye başladığında, Türkmenistan'dan, Buhara'dan, Semerkant'tan ve diğer Türk yurtlarından; İslâmiyet'i hayat tarzı olarak benimsemiş Türk boyları, aşiretleri ve kavimleri için o dönemin Rum diyarı olan Anadolu'ya göç ve hicretler durmaksızın devam ediyordu. Orhan Bey'in oğlu Sultan I. Murad Hüdâvendigâr ise devleti hem askerî hem de idarî sahada beylik hüviyetinden çıkararak gerçek bir devlet hâline getirmiştir. Sultan Yıldırım Bayezid'in Niğbolu'da bütün Avrupa'yı sarsan başarısının güç ve tesir kaynağı da, Sultan Murad Hüdâvendigâr'ın ortaya koyduğu bu devletleşme çalışmalarının neticesidir. Osmanlı Devleti'nin bu yeniden dirilişi, Sultan Murad'ın teşkilatlandırdığı devlet anlayışının ve ebed-müddet devlet ülküsünün devam ettirilmesi sayesinde mümkün olmuştur. Böylece Sultan Mehmed Fatih'ten önce, Osmanlı Devleti'nin imparatorluğa doğru yürüyecek olan temellerini son derece sağlam bir şekilde atmışlardır. Sultan Mehmed Fatih'in nasıl bir devlet düzeni içerisinde yetiştirildiği, ilk defa padişahlık kendisine verildiğinde babası Sultan II. Murad'ı yeniden göreve davet etmesiyle de anlaşılmaktadır. İstanbul'un fethi ise Sultan Mehmed'in sahip olduğu bilgi, birikim ve donanımın hayatın her alanında uygulanmasının ilk ve en güçlü neticesi olmuştur. Evet, devletin idarî ve askerî bütün bilgi ve becerilerinin daha önce görülmemiş bir şekilde yapılandırılması; hem İstanbul'u fethedecek bir Sultan Mehmed Fatih'i hem de cihanşümul bir Osmanlı Devleti'ni ortaya çıkarmıştır. Hem Sultan Mehmed'in şahsında hem de Osmanlı Devleti'nde, maddeyi ve maddî gücü yönlendiren asıl kuvvet; İslâm'ın ve Kur'ân'ın verdiği iman gücü olmuştur. İstanbul'un fethinin 573. yılında, 29 Mayıs 1453'ü hatırlarken aklımıza gelenler bunlardır…
31 Mayıs 2026 01:05

Ne Kadar Teşekkür Etsek Azdır...
Kalplerimiz, yaratılış ve varoluş emrini Hâlık-ı Rahîm'imizden aldıktan sonra hayatiyetini devam ettirmekte ve vücut bulmaktadır. Gözlerimiz, görmeyi bilen ve yaratan Rabbimizin bir hediyesidir. Aklımız ise akıllı olmanın kıymetini, aklın değerini ve onun hakiki vazifesini; aklı bize veren, kuvvet ve kudret sahibi Rabbimizin bildirdiği tercih ve ölçüler doğrultusunda kullanabilmelidir. Ruhlarımız, eğer Yaratıcının istediği şekilde bir ubudiyet ve itaat içerisinde bulunabilirse her zaman mesrur, her zaman huzurlu ve saadet içerisinde olur…
14 Mayıs 2026 00:48

Risale-i Nur'lar Ve Gönül...
Zira gönül harflerle değil, kelimelerle ve cümlelerle değil; imanın tesbihleri ve lezzetleriyle konuşur ve herkese hitap eder. Az yaralı- çok yaralı ayırt etmez; çok ihtiyaçlıaz ihtiyaçlı diye tefrik yapmaz. Akıl ve mantıkla birlikte hisler ve duygular da gönlün tasarrufu altındadır; onunla beraber hareket eder ve onun diliyle konuşur. Dertli, yaralı ve imana muhtaç gönüllerin hakikî dermanı ise yalnız Allah'tır.
06 Mayıs 2026 01:38

Bursa Ve Osmanlı İmparatorluğu...
Söğüt'te, Yenişehir'de ve Bursa'da temelleri atılan, büyüyen ve genişleyen Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşundaki özellikler, Osmanlılara bu büyüklüğü ve uzun ömrü kazandırmıştır… İ'lâ-yı kelimetullah ve cihad aşkı denen kuvvetli manevî kaynak ve temel, Osmanlı Beyliği'nin kuruluşunda kurucuların bağlı kaldığı en önemli unsurlardan biridir… Unutulmaması gereken bir diğer gerçek ise; Osmanlı'nın tarih sahnesine çıkışında, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu tecrübesine sahip, dindar ve cihad aşkıyla dolu askerlerin, ilim ve irfan ehlinin Osmanlı bayrağı altında toplanmaları ve samimiyetle hizmet etmeleridir… Din unsurunun gölgesinde; Allah korkusu ve İlâhî emirlere inkıyat noktasında sergilenen adalet anlayışı ve adaletli uygulamalar, Osmanlı Beyliği'ni, Osmanlı Devleti'ni ve Osmanlı İmparatorluğu'nu şüphe götürmez şekilde dünyanın en uzun ömürlü ve en büyük imparatorluklarından biri hâline getirmiştir…
29 Nisan 2026 01:11

Bursa Bediüzzaman Mevlidinin Hatırlattıkları
Elhamdülillah, geçtiğimiz Pazar günü de böyle müstesna bir vakti, senede bir defa da olsa yaşadık, şahit olduk… Bediüzzaman Said Nursî'nin vefatının sene-i devriyesi münasebetiyle; başta Efendimiz Muhammed Mustafa (asm) olmak üzere manevî mertebelerde yer almış İslâm büyüklerine, şehitlerimize ve Bediüzzaman Said Nursî ile onun iman, Kur'ân ve İslâmiyet hizmetlerindeki nurlu talebelerine ithaf edilmek üzere Bursa Ulu Camii'nde okunan hatimlerin duaları yapıldı, Mevlid-i Şerif tilâvet edildi, bağışlandı… İnşallah Bursa'nın manevî havasında, üstatları ve Nur kardeşleri için Anadolu'nun bağrından kopup gelen fedakârların ortaya koyduğu uhuvvet, ihlas, tesanüt ve hizmet-i imaniye ve Kur'âniye sadakati; Bursa dönüşünde de gittikleri mahallerde aynı şuurla devam eder, yaşanır ve inkişaf eder… Allah'a hamdolsun ki böyle fedakâr, vefakâr ve sadakatli Risale-i Nur talebeleri var…
25 Nisan 2026 00:44

Bursa, Bediüzzaman Mevlidine Hazır
Her sene geleneksel hale gelen Bursa Bediüzzaman Said Nursî mevlidine, maddî ve manevî olarak Bursa ve Bursalılar hazır… Erken gelecekler için Bursa Yeni Asya Derneğinin üst salonunda Cumartesi Nur sohbetine iştirak etmek mümkün olacaktır… Her sene yapılan Bursa Bediüzzaman hayallerinin Bursa Ulu Cami gibi beşinci makam sayılan bir camide icra edilmesi ise ayrı bir bahtiyarlıktır…
17 Nisan 2026 03:02

Baharı Fırsat Bilmek...
Yeniden hayat bulmayı, yeniden vücuda gelmeyi ve aynen veya misliyle elbiseler giymeyi Cenab-ı Hak, baharda diriltilen mahlûkatın diliyle ve hâliyle bütün insanlığa ders vermektedir… Baharın tefekkür ve ikazlarla dolu derslerinden hepimiz istifade edebilmeliyiz. Bu kadar çok çeşit mahlûkatın baharla birlikte yeniden hayat bulmaları ve varlıklarını göstermeleri, muhakkak surette bâkî ve ebedî âlemlerin varlığına kuvvetli bir işarettir… Haşre iman ve bu imanın tefekkür yoluyla kazandırdığı tahkikî iman, insan için sarsılmaz ve bâkî bir hayatın en kuvvetli delilidir.
11 Nisan 2026 00:41

Elveda Ramazan Derken...
Bizleri Ramazan-ı Şerif'e kavuşturan ve bugüne kadar oruçlarımızı sıhhatli bir şekilde tutabilmemizi ikram, ihsan ve hediye eden Rabbimize şükürler olsun… İnananların, mü'minlerin ibadetlerinde, taatlerinde, kulluklarında; Müslümanlıklarının, ehl-i iman oluşlarının adeta kalitesi, değeri ve fazileti Ramazan ayında daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ne demiş sûfîler: "Ayağında diken yarası olmayan, bağrında gül deremez!.." Ramazan'ın her vakti, her hâli; mücessem bir sabır, metanet, şükür ve hamd ayıdır. Rabbim oruçlarımızı kabul etsin, Ramazan-ı Şerif'imizi mübarek eylesin ve nice Ramazan-ı Şerifleri künhüne vakıf olarak idrak etmeyi cümlemize nasip eylesin inşallah…
18 Mart 2026 00:27