
"Yanıma gelen Sultan Bâyezîd Han da olsa İslâmiyetin bildirdiği şekilde davranırım..." Şerîf el-Gamârî hazretleri büyük velîlerdendir. İlim tahsîli için Fas'a gitti. Bursa'dan Şam'a gitti. 1511 (H.917) senesinde orada vefat etti. Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki: Ebü'l-Hasan bin Ali'nin bildirdiği hadîs-i şerîfte, Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki: "Sünnet ve cemaat üzere olana, Allahü teâlâ her bir gün için, bin nebî sevabı yazar ve her bir gün için, ona Cennet'te bir şehir binâ eder. Kaldırdığı ve koyduğu her adım için ona on iyilik yazar. Cemâat ile namaz kılana, her bir rekati için bir şehid ecri (sevâbı) yazar." Eshâb-ı kirâm, (aleyhimürrıdvân) dediler ki: "Yâ Resûlallah! Bir kişinin sünnet ve cemâat, üzere olduğu ne zaman (ne ile) bilinir?" buyurdular ki: "Şu on haslet kendisinde mevcut ise (o kişinin Ehl-i sünnet ve cemâat üzere olduğu) bilinir: 1) Cemâati terk etmez. 2) Eshâbımı söz ile kötülemez, sövmez. 3) Bu ümmete (Müslüman ümmete) kılıçla karşı çıkmaz. Kılıç çekmez. 4) Kaderi tekzîb etmez (kadere inanır). 5) Îmânda şüphe etmez. 6) Allahü teâlânın dîninde münâzaa (îtirâz, münâkaşa) etmez. 7) Ehl-i kıble olarak ölen kimsenin cenâze namazını kılmayı terk etmez. 8) Tevhîd ehli bir kimseye günahı sebebi ile (büyük bir günah işlese bile) kâfir demez. 9) Seferde ve hazerde (mukim ve yolcu iken) mest üzerine meshi terk etmez. 10) İyi veya günahkâr olan imâmın arkasında namaz kılar ve cemaati terk etmez... Bu hasletlerden birisini terk eden, sünnet ve cemâati terk etmiş olur." Bu tür haberler çoktur.
Kaynak: Türkiye
04 Temmuz 2026 02:23
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Din Büyüklerine İtâat Etmemenin Netîcesi!
Ömerî Ali Efendi: "Seni Trablusşam Emniyet Amiri Osman Beyin yerine tâyin edeceğiz..." Ömerî Ali Efendi son devir Osmanlı evliyasındandır. 1904 (H.1322) senesinde Trablusşam'da vefât etti. Haznedâr Mahmûd Ağa anlatır: Bir zaman Trablusşam Emniyet Amiri Binbaşı Osman Bey idi. Bana; "Seni yakında Osman Beyin yerine tâyin edeceğiz" dedi. Bunun ona itâat etmememin netîcesi olduğunu anladım." Yûsuf Nebhânî hazretleri anlatır: Bir zaman Lazkiye şehrinde cezâ mahkemesi reisi idim. İstanbul'dan bir mektup geldi. Mektubu Ahmed Cevdet Paşa yazmıştı. Mektupta Şam'a mahkeme reisi olarak tâyin edildiğimi, birkaç güne kadar imzâdan çıkacağını ve telgrafla tarafıma bildirileceğini yazıyor ve sevinmem gerektiğini haber veriyordu. Bunun üzerine Şeyh Ömerî Ali Efendi hazretlerine durumu bildiren bir mektup yazdım. Cezâ Mahkemesi reisi olarak Şam'a tâyin edilmekte olduğum haberini verdim. Bu işin hangisinin hakkımda hayırlı olduğunu sordum. Zîrâ Lazkiye'de rahattım. Çok geçmeden mektubuma cevap geldi. Ömerî Ali Efendi hazretleri gönderdiği mektubunda; "Sen, Şam'a tâyin edilmeyecek, yerinde kalacaksın. Üzülme!" diyordu... Daha sonra İstanbul'dan bir mektup aldım. Dostum Ahmed Paşa tâyinimin durduğunu, bir başkasının tâyininin yapıldığını bildiriyor ve hayırlısının olmasını yazıyordu. Şeyh Ömerî Ali Efendi hazretlerinin bereketiyle olduğum yerde kaldım. Bu, onun kerâmeti idi." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...
08 Temmuz 2026 02:29

"Muhakkak Ki Münâfıklar, Cehennemin Dibindedirler"
"Şefâatim, Kelime-i şehâdeti ihlâs ile söyleyen, dili kalbini, kalbi de dilini tasdîk eden kimse içindir." Fakîh Cebertî hazretleri Şâfiî mezhebi fıkıh âlimi ve büyük velîlerdendir. 1388 (H.791) senesinde orada vefât etti. Derslerinde buyurdu ki: Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Allahü teâlâ, halîfelerime rahmet etsin." Denildi ki: "Yâ Resûlallah! Sizin halîfeleriniz kimlerdir?" "Sünnetimi ihyâ edenler ve onu Allahü teâlânın kullarına öğretenlerdir" buyurdu. Yine buyurdu ki: "Yâ Ebâ Hüreyre! Sen insanlara benim sünnetimi öğret ki, kıyâmet gününde senin için parlak bir nûr olsun. Önce ve sonra gelenler sana gıpta etsin." Yine buyurdu ki: "Ben insanlarla, onlar 'Lâ ilâhe illallah' diyene kadar savaşmakla emrolundum. İnsanlar bunu (Kelime-i tevhîdi) söyleyince, benden kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Ancak İslâmiyetten doğan haklar bundan müstesnâdır. Onların hesapları ise (kalblerindekini bilen) Allahü teâlâya âittir." Yine buyurdu ki: "Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunların yalnız biri Cennet'e girecek, ötekilerin hepsi Cehennem'e gidecektir." Yine buyurdu ki: "Şefâatim, Kelime-i şehâdeti ihlâs ile söyleyen, dili kalbini, kalbi de dilini tasdîk eden kimse içindir." Gerek hadîs-i şerîfler ile bildirilen, gerek din imâmlarımız tarafından Ehl-i sünnetin şiârı olarak, Selef-i sâlihînden bize ulaşan bu on haslete sâhip kimsenin, Ehl-i sünnet ve cemâatten olduğu anlaşılır. Şöyle ki, Nisâ sûresinin 145. âyet-i kerîmesinde meâlen; (Muhakkak ki münâfıklar, Cehennem'in en aşağı tabakasındadırlar) [Cehennem'in dibindedirler]..." buyuruldu.
07 Temmuz 2026 02:38

"Ihlâs Elde Edilmedikçe, Kurtuluşa Erişilemez..."
Bu mübarek zat, derslerinde buyurdu ki: "Günahlardan sakınan kimseler, nefsleri üzerinden, terbiye kamçısını kaldırmazlar. Allahü teâlanın râzı olduğu işler için nefslerini zorlarlar. Onlar, mal ve mülkü Allahü teâlânın rızâsı için vermekten çekinmezler." "Yemek yiyeceğin ve uyuyacağın zaman, fazla yeme ve fazla uyuma." "Allahü teâlâya isyânkâr olup, günahlara dalan kimsenin, Allahü teâlânın verdiği cezâları çok görmesi münâsip değildir." "Bilgisizlik ölümdür. Allahü teâlâ ilim verdikçe canlanma başlar. Her bilgi bir vebâldir. Bu vebâlden kurtulmak amel etmekle mümkün olur. Her amel fayda vermez. Fayda vermesi Allahü teâlâ için yapılmaya bağlıdır. İhlâs elde edilmedikçe, kurtuluşa erilemez." "Şu dört haslet kişinin kemâline alâmettir: Kalbi dünyâ sevgisinden kurtarıp, Allahü teâlânın beğendiği şeyleri yapmak. Sonunda, hesâba çekilmeyi gerektirecek şeyleri terk etmek, hâli hafîf ve yumuşak olmak. Dünyâlık biriktirmeyi azaltmak." Ona, "Allahü teâlânın rızâsına nasıl kavuşulur?" diye sordular. "Gizli günah işlediğin gibi, gizli tâatte (Allahü teâlânın beğendiği şeyler) bulunursun. Nihâyet kalbin, ibadet ve tâatlere doğru meyleder. Bu hâl, Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya doğru gittiğinin alâmetidir" buyurdu. Ali bin Beşşâr kendisine, "Kalbini mi güzelleştirdin, yoksa bedenini mi?" diye sordu.
06 Temmuz 2026 02:22

Şah İsmâil'in Zulmünden Osmanlıya Sığınan Zat
Sultan Bâyezîd Hân, onu Arab ve Acem Kadıaskerliğine tayin etti. 1520) senesinde vefât etti. "Münâzara-i savm-ü-ıyd" adındaki eserinde Ramazan-ı Şerif Bayramının faziletilerini şöyle anlatır: Ramazan-ı şerifin son günü ile bayramın ilk günü arasındaki geceye Ramazan Bayramı Gecesi denir. Ramazan ve Kurban Bayramı'nın birinci geceleri, Berat Gecesi ve Arefe Gecesi.) [İsfehanî] (Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı gecesi.) [İbni Asakir] Bayramda erken kalkmak, gusletmek, misvak kullanmak, güzel koku sürünmek, yeni ve temiz elbise giymek, sevindiğini belli etmek, yüzük takmak, karşılaştığı müminlere güler yüzle selam vermek, fakirlere çok sadaka vermek, İslamiyet'e doğru olarak hizmet edenlere yardım etmek, dargınları barıştırmak, akrabayı, din kardeşlerini ziyaret etmek, onlara hediye götürmek sünnettir. Kurban Bayramı geceleri, bayramın 1., 2. ve 3. gününden sonraki gecelerdir.
05 Temmuz 2026 02:30

"Ayıpları Örtmekte Gece Gibi Olmaya Çalış..."
"Oğlum! Selâmeti, kurtuluşu istikâmet ve doğruluktan başka bir şeyde arama!" Ebü'l-Hasan Masîsî hazretleri büyük velîlerdendir. Sonra Adana yakınlarındaki Misis (Masisa) kasabasına yerleşti ve 822 (H.207) yılında burada vefat etti. Selâmeti, kurtuluşu istikâmet ve doğruluktan başka bir şeyde, Allahü teâlânın rızâsına kavuşmayı Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) efendimize tâbi olmak, ona uymaktan başka bir yolda arama. Çünkü bu yolda öyle Allah adamları vardır ki, Allahü teâlânın izni ile fitne fesat sebebini göz açıp kapayıncaya kadar söküp atarlar. O hâlde sakın elinde bulunan vaktini mâlâyâni, dünya ve âhirete faydası olmayan Allahü teâlânın râzı olmadığı, beğenmediği şeyler ile zâyi etme. İçinde bulunduğun anda Allahü teâlânın râzı olduğu beğendiği şeylere sarıl... Evliyânın büyükleri; "Allahü teâlâ ile beraber olunuz. Buna gücünüz yetmezse, Allahü teâlâ ile beraber olanlarla olunuz ki, sizi Allahü teâlâya kavuştursunlar" buyurmuşlardır.
03 Temmuz 2026 02:31

Gıybet De Söz Taşımak Da Taşkınlık Ve Azgınlıktır!..
"İnsanın en kötü işlerinden birisi gıybet etmesidir. Bu yüzden, dünyâ ve âhirette zarara uğrar." Ali Kazvânî hazretleri büyük velîlerdendir. 1483 (H.888) senesinde Suriye'nin Hama şehrinde doğdu. Sohbetlerinde buyurdu ki: "Dînin edeplerine riâyet etmeden, yolunun kâmil olduğunu iddiâ edenin delîli yoktur." "Kendisini fazla medheden kimse, başkasını da aynı derecede kötüler. Başkasını fazla kötüleyen, kendisini fazla medheder." "Allahü teâlâyı talep ve O'nun rızâsını isteme husûsunda samîmî ve doğru olan, insanların kendisini terk etmelerine aldırmaz!" "İnsanın en kötü işlerinden birisi gıybet etmesidir. Bu yüzden, dünyâ ve âhirette zarara uğrar. Hatta o yüzden ona buğzedilir. Melekler ondan uzaklaşır. Şeytanlar sevinir. Gıybet, amelleri boşa çıkarır. Herkes yanında sevgisini kaybeder. Değeri kalmaz. Gıybet ile nemime (söz taşımak), birbirine yakındır. İkisi de aynı şeyden doğar. İkisi de taşkınlık ve azgınlıktır. Azgın olmayan kimse bunlarla uğraşmaz. Söz taşıyan, katil gibidir. Gıybet eden ise, leş yiyen gibidir. Azgın kimse kibirlidir. İnsan nefsini bu hastalıklara kaptırınca, iftira günahına da girer. Böylece gıybet, kişinin nefsini temize çıkarmak istemesinden ve kendisini beğenmesinden doğar. Gıybetten, en büyük belâdan kaçar gibi kaçmak lazımdır. Çünkü o Kur'ân-ı kerîmde haram kılınmıştır." "İyi ahlâk; herkese sevdiği şeye göre muamele etmektir. Konuşurken, otururken hiç kimseye yabancılık çektirmemektir. Marifet ehli ile otururken, huzur içinde bulunmaktır. Gâye bu zâtlardan istifâde ise, bundan başka yolu yoktur." "Kalbin selameti nedir. Kalbimizi mânevî hastalıklardan korumak için ne yapalım?" denildiğinde buyurdu ki: "Kalbin manevî hastalıklardan muhafazası için şunlara dikkat etmek lazımdır: 1- Ahlâkı güzel olanlarla oturmak, 2- Kur'ân-ı kerîm okumaya devam etmek, 3- Fazla yemek yememek, 4- Gece namazlarına devam etmek, 5- Seher vaktinde Allahü teâlâya yalvarmak, istiğfâr etmek (Allahü teâlâdan af ve mağfiretini istemek.) Vehbi Tülek'in önceki yazıları...
02 Temmuz 2026 02:21

"Velîlere Yakınlık, İnsanı Allah'a Yaklaştırır..."
"Allahü teâlâya yaklaşmak, Allahü teâlânın velî kulları hâriç, bütün mahlûklardan uzaklaşmaktır." Ezher el-İsfehânî hazretleri büyük velîlerdendir. Vefât târihi 874 (H.261) olup, kabri İran'da İsfehan'da Topçu Mezarlığındadır. Ezher el-İsfehânî hazretleri buyururdu ki: "Tasavvuf, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylerin hepsini terk etmektir." "Allahü teâlâyı hakkıyla tanıyan O'ndan başkasında sükûn ve râhat bulamaz." "Allahü teâlâya yaklaşmak, Allahü teâlânın velî kulları hâriç, bütün mahlûklardan uzaklaşmaktır. Allahü teâlânın velî kullarına yakınlık, insanı Allahü teâlâya yaklaştırır." "Ahmak olanların sana çok iltifatkâr davranması ve düşünmeden cevap vermesi seni aldatmasın." "Akıl ile berâber ruh, insanı âhirete, nefsin hevâ ve hevesine muhâlefet etmeye dâvet eder." "Allahü teâlâ hepimizi, yaptığımız iyi ameller ile gururlanmaktan muhâfaza etsin." "Akıl ile hevâ, yâni nefsin boş arzû ve istekleri, birbirinin zıddıdır. Aklın yardımcısı tevfîk (Allahü teâlânın yardımı), hevânın dostu ise yardımsız bırakılmaktır. Nefis bu ikisinin (akıl ve hevânın) arasındadır. Hangisi gâlip gelirse ona tâbi olur." "Zenginliği aradım; ilimde buldum. Övülmeyi aradım; fakirlikte buldum. Âfiyeti günahsız olmayı aradım; zühdde, şüphelilere düşmek korkusuyla mübahların çoğunu terk etmekte buldum. Kolay hesâbı aradım, susmakta buldum. Rahat ve huzûru aradım; vermekte, cömertlikte buldum." "Kim kalbini anlayışlı kılarsa, o kalp dünyâdan ve dünyâda olan şeylerden yüz çevirir. Kim kalbini cehâlette bırakırsa, o kalp aldatıcı ve geçici zevklere tâbi olur." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...
01 Temmuz 2026 02:25


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

"Hak Teâlânın Kaza Ve Kaderine Râzı Ol!.."
"Evinden çıkarken Âyet-el-kürsîyi oku! Zîrâ her işinde muvaffak olur ve hayırlı işler başarırsın." Süleymân bin Cezâ hazretleri Osmanlı âlimlerindendir. 1522) yılında te'lîf etmiş olduğu "Eyyühel-veled (Ey oğul)" adındaki ilmihâl kitabı meşhûr olup, çok faydalıdır. 1) İhlâs, (Kulhüvallahü sûresi). Duâ şudur: "Bismillâhirrahmânirrahîm, bismillâhillezi lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil erdi velâ fissemâi ve hüvessemîul'alîm." Evinden çıkarken (Âyet-el-kürsî)'yi oku! Resûlullah (aleyhisselâm) buyurdu ki: "Bir kimse, evinden çıkarken Âyet-el-kürsî'yi okursa, Hak teâlâ, yetmiş meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar, ona duâ ile istiğfar ederler." Evine gelince de okursan, iki Âyet-el-kürsî arasındaki işlerin hayırlı olur ve fakirliğin önlenir, önce sağ ayakkabını giy!
30 Haziran 2026 04:47

Dost Ve Akrabâ Ziyâretini İhmal Etmemelidir...
"Allahü teâlâya kavuşturan yola dâvet edenler, fâsık kimselere dahi kaba ve kırıcı olmamalılar." Ali Havâs hazretleri büyük velîlerdendir. Ali Havâs'a; "Avâmın, mânâsını anlamadan Kur'ân-ı kerîm okumaları hakkında ne dersin?" diye sorduklarında; "Okudukları Kur'ân-ı kerîmin her harfi için onlara on sevap vardır" buyurdu. Müslümanın karşılaşabileceği tehlikeler sorulduğunda; "Aklın âfeti, devamlı ve lüzumsuz çekişme yapmasıdır. Îmânın âfeti, inkârdır. Amelin âfeti, tembelliktir. İlmin âfeti, iddiâ sâhibi olmaktır. Sevginin âfeti, şehvet yolunu tutmasıdır. Tevâzûnun âfeti, tahkîr olunacak derecede kendini aşağı tutmaktır. Sabrın âfeti, Allahü teâlâdan başkasına şikâyette bulunmaktır. Zenginliğin âfeti, hırstır. Azizliğin, büyüklüğün âfeti, böbürlenmektir. Cömertliğin âfeti, israftır. Arkadaşlığın âfeti kavgadır. Anlayışın âfeti, münâkaşadır. Allahü teâlâya duâ etmenin âfeti, baş olmaya meyilli olmaktır. Zulmün âfeti, yayılmasıdır. Adâletin âfeti, intikam hâlini almasıdır. Hürriyetin âfeti, sınırları aşmaktır" buyurdu.
29 Haziran 2026 02:13

Moğol Askerlerini Şam'dan Uzaklaştıran Mübarek Zat
1247 (H. 645) senesinde Şam'da vefât etti. Bu durum üzerine Ebü'l-Hasan el-Harîrî, talebelerinden birine; "Gel seninle bu zâlimlere gidelim!" dedi. Ebü'l-Hasan el-Harîrî "Kalk gidiyoruz. Bakalım Allahü teâlâ ne gösterecek!" buyurarak, bineğine bindi. Ebü'l-Hasan el-Harîrî; "Misâfirimize bir şey ikrâm etmemiz îcâb eder" dedi. Oradakiler; "Niye soruyorsun?" dediklerinde, "O sürüde yüz dirhem kıymetinde bir koyunum vardı. Vasıfları şöyle şöyle idi. Ben onu Ebü'l-Hasan Harîrî hazretlerine ve sevdiklerine nezretmiştim" dedi. O kişi de; "Elhamdülillah koyun sâhibini bulmuş!" dedi... O zaman Ebü'l-Hasan el-Harîrî, Takıyyüddîn bin Salâh'a nazar etti ve; "Kişi dâimâ hüsn-i zanda bulunmalıdır" dedi.
28 Haziran 2026 02:09

İnsanın Hakîkî Saâdete Kavuşması İçin...
Doğru bir îtikâda yâni Ehl-i sünnet îtikâdına sahip olan ve sahîh amelleri yapan saadete erer... 1516 (H.916) senesinde Isparta'da doğdu. 1571 (H.979) senesinde Edirne'de vefât etti. Bu kitabında buyuruyor ki: İnsanın hakîkî saâdete kavuşması iki şeyle gerçekleşir: Birincisi; doğru bir îtikâda yâni Ehl-i sünnet îtikâdına sâhip olmak. Bunları elde etmek için de, önce bunları iyice öğrenmek, sonra da öğrendikleriyle amel etmek lâzımdır. Ar ve ayıp olacak fiillere teşebbüs ettiğinde; "Sakın! Bir daha bunu yapma, ayıptır!" diyerek darılmalı, azarlamalıdır. Erkek çocukların süslenmeye meyletmemesi lâzımdır.
27 Haziran 2026 02:21

"Yüzükoyun, Şeytanların Uyuma Şeklidir!.."
1733 (H.1146) senesinde Nâzilli'de doğdu. Talebelerinde buyurdu ki: "Dört şey ibâdettendir. Abdestsiz yürümemek, bir adım dahi atmamak. Çok secde etmek. Mescidlere bağlı olmak ve çok Kur'ân-ı kerîm okumak." "Tasavvuf; Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesine uymak, fazla konuşmayı, fazla yemeyi ve fazla uykuyu terk etmektir." "Mümin, nefsini şehvetlerinden koruyup ıslah edince, nûru melekût âleminde kandil içindeki lâmba gibi parlar." "Tûl-i emel, bitmek bilmeyen istekler, nefsin şehvetlerine dalmaya sebep olur. Bu da şüphelilere dalmaya, şüpheliler de, harama düşmeye sebep olur. Haramlar ise, insanın Cehenneme gitmesine sebep olur." "Evlatlarım! Dört çeşit uyku şekli vardır. Birincisi kafa üzere uyumak yâni sırtüstü yatmak. Bu peygamberlerin uyumasıdır. Böyle yatarken göklerin ve yerlerin yaratılışı ve dolayısıyla Allahü teâlânın büyüklüğünü düşünürler. İkincisi, sağ taraf üzerine yatmak. Bu, âlimlerin ve âbidlerin, çok ibâdet edenlerin uykusudur. Üçüncüsü sol tarafa yatmak. Bu, meliklerin, hükümdârların uyuma şeklidir. Bunların mideleri dolu olduğu için daha kolay hazmedilmesi maksadıyla böyle uyurlar. Dördüncüsü, yüzükoyun uyumak. Bu da şeytanların uyuma şeklidir. Siz her zaman birinci ve ikinci şekli tercih ediniz." "Dört şey bedene kuvvet verir. Et yemek, güzel koku koklamak, gusül abdesti icab etmediği hâllerde dahi ve bilhassa cumâ günü sabahları gusül abdesti almak, keten giymek. Dört şey ise bedeni zayıflatır. Çok cimâ etmek, çok düşünmek, aç iken çok su içmek ve mayhoş yemek." Bir talebesi gözünün iyi görmediğinden bahsedince buyurdu ki: "Evlâdım dört şey göze kuvvet verir. Kıbleye doğru oturmak. Uyurken gözlere sürme çekmek. Yeşilliğe bakmak. Elbiseyi temizlemek." Yemek yemenin âdâbı üzerine sorulunca da: "İmâm-ı Şâfiî hazretleri buyuruyor ki: İnsanlar arasında yemek yemede şu hâller vardır. Bir parmakla yemek yemek kerihliktir, hoş değildir. İki parmakla yemek kibirdendir. Üç parmakla yemek sünnettendir. Dört ve beş parmakla yemek, aceleciliktendir." Vehbi Tülek'in önceki yazıları...
26 Haziran 2026 02:30