
Bu faktörler göz önüne alındığında sonuçta son 6 yıldır olduğu gibi yine Finlandiya en mutlu ülke seçildi. Araştırmalar şu faktörleri göstermekte: *Sosyal destek: Fin kültürü, sadece yakın aile ve arkadaşları değil, aynı zamanda iş arkadaşları ve komşuları da içeren sosyal desteğe güçlü bir vurgu yapar. Bu topluluk duygusu, ülkenin ihtiyaç sahiplerine destek sağlayan güçlü sosyal refah sistemi ile pekiştirilmektedir. *Eğitim: Finlandiya'nın eğitim sistemi yaygın olarak dünyanın en iyilerinden biri olarak kabul edilmektedir. Eğitim sistemi de son derece eşitlikçidir, öğrenim ücreti yoktur ve tüm öğrenciler için eşit fırsatlar sağlamaya güçlü bir vurgu yapılmaktadır. Standart iş günü genellikle yaklaşık 7,5 saattir ve çalışanlar yılda en az 25 gün ücretli tatil hakkına sahiptir. *Sağlık hizmetleri: Finlandiya'nın sağlık sistemi kamu tarafından finanse edilir ve tüm sakinlere evrensel kapsam sağlar. Geçtiğimiz Pazar günü yazar ve araştırmacı Mehmet Nuri Yardım Bey dostumuzun davetiyle Eyüpsultan Yeni Dünya Vakfı'nda Kırımlı Aziz beyi anlattım. Aynı zamanda İleti Yayınları'ndan yeni çıkan " Türkiye'de Modern Tıbbın Kurucularından Kırımlı Doktor Aziz Bey Hayatı, Çalışmaları ve Eserlerinden Seçmeler" adlı kitabımı tanıttım. 38 yıllık kısa hayatına sığdırdığı bazı eserleri şunlardır: *O zamana kadar Fransızca ve Latince olan tıp dilini Türkçe'ye çevirmiştir.
Kaynak: Yeni Akit
13 Haziran 2026 02:22
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Yalnızlık, Yaşlılık Ve Evlilik
Geçenlerde sosyal medyada bir istatistik gördüm. Maalesef gençlerimizin % 81'i çocukları olmasına karşı çıkmışlar. " Biz anne veya baba olmak istemiyoruz " demişler. Zaten olsa da bir veya en fazla iki çocuk sahibi oluyorlar. Burada 94 yaşındaki Amerikalı ünlü aktör Clint Eastwood'un, geçtiğimiz günlerde yaptığı duygusal bir konuşmada söyledikleri ilginçti: " Yaşlanmak korkunç bir şey, değil mi? Hepsini kendi gözlerinizle göreceksiniz. Kemikleriniz artık eskisi kadar esnek olmayacak, ışık gözlerinizi yoracak ve ciğerleriniz hava özleminden sonra dinlenmeye ihtiyaç duyacak... Ama daha da korkutucu, daha da yorucu olan şey, 90 yaşına kadar yaşamak ve yanınızda sevdiğiniz kimsenin olmaması. Geçmişe dair, hayali kahramanlık öyküleriyle dolu hikâyelerinizi yorulmadan dinleyecek kimsenin olmaması. Torunlarınıza uygun olduğunu düşündüğünüz şeyleri aktarırken, onların aslında ilgilenmediklerini bilseniz bile, bir dede olarak size neşe verecek kimsenin olmaması. Bir zamanlar herkes seni özlemişti, ama şimdi yalnızsın—bu korkunç. Ve sonuçta, şöhret peşinde koşarak geçen bir ömrün ardından, hiç aile kuramadın ve ışığa doğru yol göstermek için bir ele ihtiyaç duyduğunda karanlıkta yaşadın... böyle bir hayat dehşet verici. İnsanlar hiçbir şeyle doğmazlar ve öldüklerinde de yanlarında hiçbir şey götürmezler; yalnızdırlar." Evet, insan olarak ne kadar ünlü ne kadar önemli kişi olsak da dünyadaki sonumuz buna benzer olacak. 28 Şubat döneminin en hızlı sürdüğü, yargısız infazların yaygın olduğu zamanlar. Devamlı aleyhimde yayın yapıyor, "21. Yüzyıla girerken olmayacak şey oldu, Atatürk Türkiye'sinde inanılmaz bir durum " diyerek, "gündeme bomba gibi düştü" diyerek o abartılı ifadeleriyle adeta bağırıyordu. Çünkü çok acı çektim, eziyet gördüm.
06 Haziran 2026 02:05

Beynimiz: Mükemmel Organizasyon
Aslında çok karmaşık olan bu hareketi oldukça basit bir şekilde yaparız. Bize basit, kesintisiz bir hareket gibi görünen böyle bir eylem sırasında dahi beynimiz sürekli hesaplamalar ve ayarlamalar yapmaktadır. Beynimizin yönettiği hareket düzenlemelerine milisaniyeler gibi çok düşük zamanda karar verir, uygularız. Böylelikle ortaya çıkan hareket kesintili ve sarsıntılı da değildir. 1800'lerin sonlarında Alman beyin ve sinir cerrahı Feodor Krause epilepsi hastalarının tedavisinde yeni bir yaklaşımın öncülüğünü yapmıştı. Bu metod; nöbetlerin ortaya çıkmasında etkili beyin bölgelerini bulmak için uyanık hastaların açılmış beyin kabuklarının (korteks) çeşitli kısımlarındaki nöronlarının aktive edilmesi için hafif bir elektrik akımı kullanılmasını ihtiva ediyordu.
30 Mayıs 2026 02:30

Beşikten Mezara İlim
Beyin bilimi yakın zamanlara kadar, yaklaşık olarak 20'li yaşların ortalarında insan beyninin gelişiminin durduğunu söylemekteydi. Evet, beyin hücrelerimiz belki çoğalamıyor, sayı olarak artmıyor ama nöroplastisite özelliği ile değişim ve gelişim gösterebiliyor. Kısacası, nöroplastisite kapasitesinin fazla olması, beynimizi kullanabilme kapasitemizin de fazla olması demektir diyebiliriz. İnsan beyninde nöroplastisitenin en yüksek olduğu devre 6-7 bilhassa da ilk iki yaşına kadarki kritik dönemdir. Nöroplastisitenin Faydaları: Maymunlar üzerinde yapılan bir deney, yavru maymunların sadece kaşık tutmayı öğrenmesinin beyindeki 15 ila 20 farklı kortikal alanı değiştirdiğini göstermiştir. Kaşık tutmak gibi basit bir eylemi öğrenmek bile beyni bu kadar değiştiriyorsa, bir de "dil öğrenmenin" (Peygamber Efendimiz'in tabiri ile "iki dil iki insan demektir ") beyni ne kadar değiştirdiğini düşünelim. *Özellikle 6-7 yaşına kadar olan çocukluk döneminde onlarla hep ilgilenmeli, koşulsuz sevgi göstermeli ve sürekli uyarmalıyız. * Aralıklı açlık diyeti: Sinir hücrelerinin büyümesini teşvik eder, zihin fonksiyonlarını geliştirir ve beyin hastalıkları riskini düşürür. Uyku: Düzenli ve yeterli uyku yine beynimizi güçlendirir. (*) Yetişkin bir insanın beyninde 100 milyar nöron (sinir hücresi) ve aralarında da 10 15 gibi olağanüstü sayıda bağlantı (sinaps) bulunmaktadır.
23 Mayıs 2026 02:44


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Olumsuz, Karamsar Haberler Bunaltıyor
Her yer ve her yanımız olumsuz, üzücü haberlerle ve olaylarla dolu. Bunlara ekonomik zorluklar, küresel gerilimler, haksız saldırılar ve soykırım savaşları, Siyonistlerin akıllara durgunluk veren işkence ve zulümleri, psikolojik darbe etkisi yapan karamsar ve şiddet içerikli haberler, hepimizde geleceğe ait belirsizliklere, kaygı ve endişeye, panik hallerine yol açıyor. Uzun süren soğuk kış günlerinden sonra çok şükür artık yaz geldi ve güneş gökte parıltısıyla bizleri ısıtıyor, aydınlatıyor. *Yararları saymakla bitmeyen D vitamininin sentezi güneş ışığı ile oluyor. *İltihabi durumlara, yaraların iyileşmesine fayda verdiği gibi mikrop öldürücü etkisi de var. Güneş doğarken veya ikindi sonrası saatlerde açık ve güneşli havada yapılan bir yürüyüşün insan sağlığı üzerinde son derece olumlu etkileri vardır. Tertemiz ve güneş ışığının mikroplardan arındırdığı hava, ciğerlerimiz için bulunmaz bir nimettir. Üstelik gerçekten canlanmış, zindeleşmiş, enerji dolu bir hale gelmişizdir.
16 Mayıs 2026 02:07

Kötünün Egemenliği
Daha önce de tam üç dönem, yani 15 yıl aynı ilin milletvekilliğini deruhte etmiş. Evli ve 3 çocuk babası. Lüks bir otelde 21 yaşında belediyesinin çalışanı genç bir hanımla beraber olduğu anlaşılıyor. Hatta bunlardan birini komşu bir belediyede işe sokmuş. Bir diğer büyükşehir belediye başkanı ise yine belediye çalışanı genç bir hanımla lüks bir otelde tehdit ederek ve korkutarak beraber oluyor. Zavallı kız, "Başkanım ne demek istiyorsunuz?" "Sizi anlayamıyorum" diye cevap vermesine rağmen çirkin mesajlarına devam ediyor. Mesajda, "2 seneye kadar iktidara geleceğim, sen o zaman göreceksin gününü" ifadesinin yer aldığı aktarılıyor. Daha önceden CHP'den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı'na attığı mesajlarda şu ifadeler yer almıştı (affınıza sığınarak): -S..tir git -Alçak köpek s..tir git -Bir şey söyleyim mi seni doğuran ana senden utanır." Biz biliyoruz ki bir halk, bir millet hak ettiği kişilerce yönetilir. Bazılarından söz ettiğimiz bu kötüler halkın oylarıyla başa geçmişler. Bu lider de kendini cumhurbaşkanı olmaya layık görüyor ve aday olduğunu tekrarlıyor. Şaşırmamak, üzülmemek, milletimiz için endişelenmemek elimizde değil. Adeta kahroluyoruz. Adam bir büyük şehrin halkın oylarıyla başa geçmiş belediye başkanı. Daha önce de tam üç dönem, yani 15 yıl aynı ilin milletvekilliğini deruhte etmiş. 57 yaşında. Evli ve 3 çocuk babası. Lüks bir otelde 21 yaşında belediyesinin çalışanı genç bir hanımla beraber olduğu anlaşılıyor. Ondan başka iki genç sevgilisinin daha olduğundan şehir halkı bile haberdarmış. Hatta bunlardan birini komşu bir belediyede işe sokmuş. Anlatılanlar bununla da bitmiyor. Bu adam şehirde gece kulübü ve pavyon işletiyor. Oradaki çalışanlarına kendi işletmesinden değil belediyeden maaş ödetiyor. Rezillikler böyle devam ediyor. Mal varlığı ise dudak uçuklatan cinsten. Yüzlerce emlak sahibi olduğu görülüyor. Bir kısmını şoförünün üzerine yapmış. Üstelik de partinin genel başkanı ile aralarından su sızmıyor, tam bir kankalar yani… Bunlar anlaşılmasına rağmen partisi bir türlü ihraç edemiyor. İtirafçı olmakla tehdit ediyor. Partisinden en sonunda atılınca dediğini de yapıyor. Bir diğer büyükşehir belediye başkanı ise yine belediye çalışanı genç bir hanımla lüks bir otelde tehdit ederek ve korkutarak beraber oluyor. İğrenç olan bir yönü de makam şoförüne bunu izletmesi. Bir diğeri ise (bu defa ilçe belediye başkanı) 16 yaşındaki kız çocuğuna cinsel içerikli mesajlar atıyor. Zavallı kız, "Başkanım ne demek istiyorsunuz?" "Sizi anlayamıyorum" diye cevap vermesine rağmen çirkin mesajlarına devam ediyor. Olay mahkemeye intikal edince de kızcağız elim bir trafik kazasına uğrayarak vefat ediyor. Bir diğer büyükşehir belediye başkanı ise cumhurbaşkanı olma sevdasına kapılıyor. Bunun için fon oluşturuyor ve açıktan rüşvetle, tehditle para topluyor. Hakkında düzenlenen iddianame, inanmakta güçlük çekeceksiniz, tam 3.900 sayfayı buluyor. Mahkeme sürecinin yılları bulacağı tahmin ediliyor. Bu durumuna rağmen genel başkanları onun için şehir şehir dolaşarak, 'cumhurbaşkanı adayımız' diye mitingler yapıyor. Böyle bir partide belediye başkanı olmak istemeyen ve Ak Parti'ye geçeceği konuşulan Afyonkarahisar belediye başkanına mesaj atıyor. Mesajda, "2 seneye kadar iktidara geleceğim, sen o zaman göreceksin gününü" ifadesinin yer aldığı aktarılıyor. Bu zatın genel başkan olduğu parti; yolsuzluk, rüşvet ve taciz davalarıyla anılıyor. Birçok belediye başkanı hakkında yolsuzluk ve rüşvetten soruşturma başlatılırken, parti içerisi ise kaynıyor. Daha önceden CHP'den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı'na attığı mesajlarda şu ifadeler yer almıştı (affınıza sığınarak): -S..tir git -Alçak köpek s..tir git -Bir şey söyleyim mi seni doğuran ana senden utanır." Biz biliyoruz ki bir halk, bir millet hak ettiği kişilerce yönetilir.
09 Mayıs 2026 02:13

Zaaflarla Yaratılmış İnsanız
100 milyar civarında sinir hücresi (nöron) ihtiva eder ve her nöronun 1000 ilâ 10.000 başka nöronla bağlantısı vardır. * Birine karşı olumlu duygular besliyorsak, yani o kişi bizim sevdiğimiz, takdir ettiğimiz biri ise her davranışına toz kondurmayız. Bunun tersi de geçerli olabilir. Ancak kötü olduğumuz konularda kendimize toz kondurmaz, sorumluluğu başkalarına atma eğilimine gireriz. * Geçmişteki bir hadiseyi yorumlarken düşüncelerimizle ve inançlarımızla uyuşan yönlerini ön plana çıkarma eğilimine girer ve o açıdan değerlendiririz. Tuttuğumuz liderin her sözünü ve davranışını olumlu, karşı olduğumuz siyasetçi için ise olumsuz değerlendirmeye adeta şartlanmışızdır. * Bir alkol bağımlısı hastam günlüğüne, " daha çok israf ediyor, daha çok suçluluk hissediyor, sabahın üçünde artık içkiyi bırakmam gerektiği duygusuyla uyanıyorum. İçki, içki takımları, içki ortamları ve içkili olmak tiksindirici geliyor. Yine de her öğlen elim alkol şişesine gidiyor." diye yazmıştı. Sir Isaac Newton, " Gökcisimlerinin hareketlerini hesaplayabilirim ama insanların çılgınlığını hesaplayamam " derken bu durumu kast etmiştir. "İnsan zayıf olarak yaratılmıştır." (Nisa Suresi, 28) Ta ki bir kul olarak Yaratıcısına karşı acizliğini anlayabilsin, dünyanın geçici bir makam olduğunu fark edebilsin diye. İnsanoğlu inanmak ve kendisine sayısız nimetler veren Rabbine teslim olmak zorundadır.
25 Nisan 2026 02:10

Ağlayan Kadın
Onu muayene için getiren oğlu, "Annem çok fazla ağlıyor. Gözünden yaş eksik olmuyor. Tabii o ağlayınca bizim de canımız sıkılıyor, moralimiz bozuluyor. Ne yapacağımızı şaşırdık. Ne rahatsızlığı var acaba?" diye durumunu açıkladı. Yarabbi ne yapabilirim ben ağlamaktan başka söyleyin." Bu imanlı ve kalbi Allah sevgisiyle dolu kadın konuştukça şaşırdım, üzüldüm.Hakikaten ne diyeceğime, ne teşhis koyacağıma karar veremedim. Müslümanların uğradığı zulme, haksızlığa, felaketlere gönülden acı duyan merhamet timsali bu anne mi hastaydı yoksa onun kadar hassas olmayan, onun kadar kalbinde merhamet hissetmeyen bizler mi? *** Yarabbi, ne yapacağımızı ne diyeceğimizi şaşırmış haldeyiz. Mehmet Akif yaşarken bu acı felaketlere ağlayan biri vardı. Şimdi o da yok. Demek ki böyle kalbinin derinliklerinde acıyı hisseden birileri var. *** Şöyle diyordu o imanlı şair: "Odama girdim; kapıyı kapadım; ağlamaya başladım: Müslümanların inhitatına(*) ağladım, ağladım..." (*) İnhitat: Alçalma, çökme, gerileme, güçten düşme. Yaşı 55 civarındaydı. Onu muayene için getiren oğlu, "Annem çok fazla ağlıyor. Filistinli tutsakların üstelik bunların aralarında çok da çocuk varmış, idam edilecekleri kararı çıkınca dayanamıyorum hıçkırıklarla kendimi ağlamaya bırakıyorum." Şimdi de ateşkese rağmen yalancı soykırımcı İsrail Siyonistleri tarafından Lübnan'da bombalar altında son nefesini veren binlerce canın haberini aldım. Yine beni ağlama tuttu." "Söyleyin bana güzel bir haber verin de ağlamam kesilsin. Canım yanıyor, bütün bedenim kavruluyor. Kahroluyorum." "Suriye de zor durumda. Acımasız soykırımcı Siyonistlerin ve onun peşine takılan Epstein düşkünü Trump'ın İran'dan sonra hedeflerinin güzel ülkemiz olduğu söyleniyor. Yarabbi ne yapabilirim ben ağlamaktan başka söyleyin." Bu imanlı ve kalbi Allah sevgisiyle dolu kadın konuştukça şaşırdım, üzüldüm.
11 Nisan 2026 02:40

Neden Bu Kadar Acımasız Ve Vicdansızlar?
Bu inanca göre; Hz. İsa kıyamete yakın gökten inerek yeryüzüne hâkim olacaktır. Bu yüzden hep İsrail'in yanında olarak, İslam ülkelerinin özellikle Türkiye'nin aleyhinde bulunarak dünyayı karıştırmak, kendilerine göre kıyameti önceye almak istemektedirler. Güya ortalık karışınca Hz. İsa'nın geleceği ortam hazırlanmış olacaktır. Hz. İsa da gökten inince Hristiyanlık dünyaya hâkim olacakmış(!). Evanjeliklerin de iç politikada ağırlığı olduğundan (50 milyon taraftardan bahsedilmektedir) ABD yönetimi onların hoşuna gidecek söz, karar ve tavırları gözlerini kırpmadan ve ne tehlikeli sonuçlar doğuracağını hesaplamadan alabilmektedirler. ' Kriz büyüsün, ortalık karışsın, Hz. İsa'nın gökten inişi önceye gelsin' gibi hezeyan maalesef, şaşılacak bir durum olsa da, ABD'de etkilidir. Evanjelistlerin-Protestanların sayısı ise ABD'de 100 milyonu, dünyada ise 300 milyonu aşmış durumdadır.
04 Nisan 2026 02:21

Günümüzde Yaşlıların Problemleri
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ülkemizdeki yaşlı nüfusla ilgili istatistikler içeren rakamları yayınladı. Verilen istatistiklere göre; Türkiye'de 'yaşlı' olarak tanımlanan 65 yaş ve üstü nüfus son beş yılda yüzde 26 arttı. Nüfus projeksiyonlarına göre, 2080'de her dört kişiden biri 65 yaş üstü olacak. Türkiye'de 65 yaş üstü nüfus, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2018'den 2025'e 7 milyon 186 bin kişiden 9 milyon 583 bin kişiye yükselmiş. Bu rakamın 5 milyon 297 bini kadın; 4 milyon 285 bini ise erkeklerden oluşmakta. 2018'de bu nüfusun genele oranı yüzde 8,8 iken, 2025'de yüzde 11,1'e yükseldi. Nüfus projeksiyonlarına göre Türkiye'de 65 yaş üstünün nüfustaki oranı 2025 yılında yüzde 11,1 iken; 2060 yılında yüzde 22,6 olacak. Bu oranın 2080 yılında yüzde 25'i aşacağı tahmin ediliyor. Yine ülkelerin daha hızlı tedbir almalarını gerektiren 85 yaş üstü nüfus olduğu görülüyor, çünkü sağlık harcamalarının ve sağlık personeli sayısının artmasını gerektirecek durumlar bu yaş grubunda daha fazla. Yaşlılıkta toplumdaki konum da değişir. • Yaşlı ile görüşmek evlâtlara da moral verir, karşılıksız sevgi onlara zorluklara karşı güç ve strese karşı dayanıklılık sağlar. Yazları köyüne gitmek de çok yarar sağlar.
28 Mart 2026 02:04

Dünyayı Kana Bulayan Zalimler
Siyonist İsrail ve kuyruğuna taktığı ABD maalesef tüm insanlığı felaketin içine itmektedir, adeta 3. Dünya Savaşı'na doğru sürüklemektedirler. Gazze'den atılan bir iki patlayıcı ile İsrail'in acımasız ve çıldırmış şekilde saldırıları başlayınca laikçiler Hamas'ı suçlamıştı. Savunmasız Gazze 7 Ekim'den bu yana bombalanıyor ve acımasızca saldırı altındayken zalim Siyonistler Filistin, Suriye, Lübnan, Yemen ve Irak'tan sonra şimdi de gözünü İran'a diktiler. Çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 70 binin üzerinde şehit, 100 bin civarında yaralı ve sakat var. Bütün dünyada sağduyu ve merhamet kırıntısı taşıyan insanlar bile bu zulmü, tarihte benzeri olmayan bu acımasız soykırımı kınarken maalesef bizde bazıları, "Bunların dedeleri bize ihanet etmişti" veya "Filistinliler hiç bizden yana olmadılar" ya da az önce söylediğim gibi "Zaten Hamas terörist, ilk saldırıyı onlar başlattı" gibi tuhaf bahanelerle Siyonistlerden yana olabiliyorlar. Hatta sokak röportajında bir kadın, haince şehit edilen kahraman lider Heniyye için "bir Arap ölüsü" bile dedi. Aradan geçen zamanda görüyoruz ki İsrail'in saldırı başlatma sebebi tamamen bahane imiş. Gazze'nin dinamiklerini bilen bir dostumuz, "Gazzeliler İsrail'in saldırı planını biliyorlardı. Hazırlıksız yakalanmamak için böyle yaptılar ve bu şekilde irini patlattılar. Yoksa yine İsrail bu saldırıyı yapacaktı. Yıllardır zulmü yapıyordu ve topyekûn katliama hazırlanıyordu zaten." Evet, şimdi Siyonistlerin demeç ve itiraflarından anlıyoruz ki 40 yıldır bunun hazırlığı içindeymişler.
14 Mart 2026 03:13

Bilim İslam İle Zıtlaşır Mı?
Son zamanlarda bazı ateist yazarların "Dinin değil bilimin dediğini yapmalıyız" şeklinde yazılar kaleme aldığını görüyoruz. The New York Times'daki yazısında Carlos Cunha, "Ancak" diyor, "Bilimin bile, bildiğini sandığı şeyi her zaman bilmiyor olabileceği gözden kaçıyor. Teorik varsayım şeklindeki efsaneler, çoğu bilimsel keşfi oluşturan tuğlaları birleştiren bir harç fonksiyonu görüyor. Bunu bilimsel bilgi evrenini ayakta tutan karanlık madde olarak da adlandırabilirsiniz. Elbette karanlık maddenin kendisi de bir bilim efsanesine örnektir. Varlığı kanıtlanamasa da, giderek gerçek olarak kabul ediliyor." Cunha daha sonra konuyu evrim teorisine getiriyor ve teoriye saldırıların şaşırtıcı olmadığını vurguluyor. "Akıllı tasarımı yücelten yaradılışçılar dışında, genelde Charles Darwin'in fikrinin her bakımdan kanıtlandığı zannedilir" diyor ve bir örnek veriyor: "Evrim teorisinin en ilginç kanıtlarından birisi, bazı türlerin tuhaf bir şekilde diğer türlerin şeklini ve rengini taklit etmesidir. Ancak büyüleyici görünen bu taklit yeteneği, Darwin'in getirebileceği açıklamaya hiç uymuyor. Yani bunlar, milyonlarca yıl boyunca süren ve türün çoğalmasına yardımcı olan kapsamlı ve küçük tesadüfî mutasyonlar gibi görünmüyor. Süreci tetikleyen gerçek mekanizma ve bunun taklit yeteneğini düzenleyip mükemmelleştirmesi, bilimin bilir gibi göründüğü ve bildiği varsayılan, oysa gerçekte bilmediği her şey." Bilimin belli bir konuyu bilmemesi şaşırtıcı bile olabilir. Cunha, "Bilim insanları pozitivisttir" diyor. Bildikleri şeyler arasındaki boşlukların büyüklüğüne, yani "negatif kütleye" dikkat çekmezler. Şu sıralarda bilimin henüz çözemediği milyarlarca konuyu işleyen bir kitap çıkarma zamanının geldiğini ekliyor Cunha. Oruç tutuyorum diye çok yemek doğru değildir. Ramazan yeme değil yememe, tok kalma değil aç kalma ayıdır. Bu ise doğru değildir.
07 Mart 2026 03:10

Trump'ın Akıl Sağlığı
Evet, bu konu yine tartışılıyor: ABD Başkanı'nın bozuk ruh sağlığı tüm dünyayı tehdit etmektedir. İşin ilginci de ona bu gerçeği kimsenin söyleyememesi, aksine çevresindekilerin onu övme ve dalkavukluk yarışına girmesi. *Özürlü gazeteciyle alay etmesi *Kadınlara cinsel saldırıda bulunması *Kendini eleştiren insanları aşağılaması *Azınlık grupları hedef alması ve onları korkutması *Gerçeklik duygusunun kaybolması *Gerçek olmayan şeyler hakkında gerçekmiş gibi konuşması *Sık öfke nöbetleri, tepkisellik göstermesi, ani kararlar alması *Diplomatik kural ve normlara uymayarak uluslararası krizler çıkarması *Yasadışı başkanlık emirleri çıkarması Dünya bir çılgının kararlarıyla risk altındadır. Birini yazalım: Günah tekrarlansa bile tövbe etmekten usanmayın. Yaşı 80'i geçmiş olup bilgi hatırlama yeteneği yüksek ve Alzheimer'dan uzak olan kişilerin beyinleri incelenmiş. *Alkol ve sigara kullanmıyorlar. *Yeni bilgiler öğrenmeye önem verirler. *Uykuya dikkat ederler.
28 Şubat 2026 03:45