
Arsa, Türkiye'de yalnızca bir yatırım aracı değil, aynı zamanda güvenlik hissinin, geleceğe dair birikimin ve nesiller arası servet aktarımının da sembolü. Ancak İstanbul gibi büyük şehirlerde, hatta Anadolu'nun birçok kentinde "sorunsuz" arsa bulmak sanıldığı kadar kolay değil. Üstelik çoğu zaman bir arsanın gerçek durumu, satın alındıktan yıllar sonra ortaya çıkabiliyor. ArsaVev CEO'su Bülent Öztürk'e göre bu sorunun temelinde şeffaflık eksikliği yatıyor. Oysa teknolojinin geldiği noktada her arsanın dijital bir "kimlik kartına" sahip olması mümkün. ArsaVev'in geliştirdiği "land and home" yaklaşımı da aslında bu ihtiyaca yanıt vermeyi amaçlıyor. Ancak konut erişilebilirliğinin önündeki en büyük engellerden biri arsa maliyetleri. Birçok ülkede arsanın toplam maliyet içindeki payı yüzde 5 ila 10 arasında değişirken, Türkiye'de bu oran kimi zaman yüzde 50'ye kadar çıkabiliyor. Öztürk'e göre çözümün önemli bir kısmı kamu arazilerinde yatıyor. Sonuç olarak Türkiye'de arsa artık yalnızca bir yatırım aracı değil, konut sahibi olmanın alternatif yollarından biri haline geliyor.
Kaynak: Milliyet
24 Haziran 2026 09:32
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Reklam Ekonomisi Ve Güven Endeksi
38'incisi düzenlenen Kristal Elma kapsamında gerçekleştirilen panellerden birinde panelist olarak yer aldım. TBWA Group Istanbul CEO'su Burcu Özdemir ile konuştuk. Burcu Özdemir'in ifadesiyle, "Reklam bir gider değil, yatırımdır." Gerçekten de tarih boyunca kriz dönemlerinde iletişimini sürdüren markaların kriz sonrasında daha hızlı büyüdüğünü gördük. Nitekim Türkiye'de medya ve reklam yatırımları 2024 yılında 253.6 milyar liraya ulaşarak yüzde 78.9 büyüdü. Bu rakam sadece sektörün büyüklüğünü değil, iş dünyasının geleceğe ilişkin beklentilerini de gösteriyor. Türkiye ekonomisi yıllardır "iki ileri bir geri" ritminde ilerleyen, benim deyimimle mehter tipi bir büyüme sergiliyor. Özdemir'in de söylediği gibi, "Reklam yatırımları ekonominin erken sinyal sistemlerinden biridir." Şirketler geleceğe güvendiklerinde yatırım yapar; bunun ilk görünen alanlarından biri de iletişim bütçeleridir. Burcu Özdemir'in değerlendirmesi de bu yönde. Panelin sonunda Burcu Özdemir'in kurduğu bir cümleyi not aldım. "Bir ülkenin reklam ekonomisi, o ülkenin geleceğe duyduğu güvenin göstergesidir" diyordu Burcu hanım. "Reklam büyüdüğünde sadece markalar değil; medya, teknoloji, yaratıcılık, istihdam ve nihayetinde ekonomi büyür." Bence bu cümlenin altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor.
17 Haziran 2026 11:09

Dünya Kupası'nı Kim Kazanacak?
Sadece spor camiası değil, finans ve ekonomi dünyası da "Şampiyon kim olacak?" sorusuna cevap arıyor. Futbolda ekonomik büyüklük açısından milli takımlar düzeyindeki en büyük organizasyon açık ara FIFA Dünya Kupası'dır. Her turnuva öncesinde büyük yatırım bankalarının ve araştırma kuruluşlarının "Kupayı kim kazanacak?" tahminleri artık geleneksel hale gelmiş durumda. Katılımcıların yüzde 35'i kupanın Fransa'ya gideceğini düşünürken, İspanya ve Arjantin de güçlü adaylar arasında yer aldı. Tarihsel performanslar, sıralamalar ve takım verileri kullanılarak hazırlanan modele göre İspanya'nın şampiyonluk olasılığı yüzde 26. Fransa'ya yüzde 19, Arjantin'e yüzde 14, Brezilya'ya yüzde 8 ve İngiltere'ye yüzde 5 şans tanınıyor. Belçika elenince favori İngiltere oldu. Benzer bir durum 2018 Dünya Kupası'nda yaşandı. Goldman Sachs, milyonlarca simülasyon sonucunda Brezilya'yı favori göstermiş, finalin Brezilya-Almanya arasında oynanacağını tahmin etmişti. Öküzün karkas ağırlığı 543,4 kiloydu; tahminlerin ortalaması ise 542,9 kilo çıktı. Bu deney daha sonra "kitlenin bilgeliği" olarak anılacaktı. Kısacası, Galton'un bir asır önce ortaya koyduğu "kitlenin bilgeliği" yaklaşımı bugün hala geçerliliğini koruyor.
10 Haziran 2026 08:22

Ticaret Savaşları Ve Soğuk Savaş!
Geçen hafta uluslararası medyada yer alan bazı gelişmeler, dünyada sert bir ticaret savaşı yaşandığını gösteriyor. Geçen hafta biz tatildeyken olan bir kaç gelişmeye bakalım: — Avrupa Birliği, ABD ve Doğu Asya'ya bağımlılığı azaltmak amacıyla kamu kurumlarının AB'li girişimlerin ürettiği çipleri satın almasını teşvik edecek yeni bir "Chips Act 2.0" hazırlıyor. — Güney Kore hükümeti, yerli yapay zeka çip şirketi FuriosaAI'ye yaklaşık 800 milyar wonluk devlet destekli yatırım planlıyor. — Çin, AB'nin çelik ithalatına yönelik yeni sınırlamaları nedeniyle Dünya Ticaret Örgütü kapsamında Avrupa Birliği ile müzakerelere başladı. — Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD'nin değişen ticaret politikaları karşısında alüminyum, otomotiv ve kritik minerallerde Washington ile yeni bir ekonomik ortaklık çağrısı yaptı. — Avrupa Birliği, Çinli JD.com'un Alman perakendeci Ceconomy için yaptığı 2,5 milyar dolarlık teklife ilişkin kapsamlı soruşturma başlattı. AB'nin "AB üretimi çip" yaklaşımı bunun açık örneği. Çin-AB çelik gerilimi ise ticaret savaşı literatürünün klasik örneklerinden biri. AB'nin JD.com soruşturması ise yeni nesil ticaret savaşlarının belki de en net örneklerinden biri.
03 Haziran 2026 07:37

Yeni Sayfayı Açma Zamanı
Türkiye – Avrupa Birliği (AB) ilişkileri uzun yıllardır güç bela ilerliyor. Bugün gelinen noktada artık eski ezberlerin işe yaramadığı ve "bekle-gör" siyasetinin sonuç üretmediği az çok ortaya çıktı. Ama tüm sorunlara rağmen Türkiye ile Avrupa hala birbirinden kopmuş değil. AB ile ticaret hacmi 233 milyar dolara ulaştı. Üstelik bizim açımızdan ticarette ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100. Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı yatırımın 122 milyar dolarlık bölümü AB kaynaklı. Bu tablo, Türkiye'nin Avrupa için yalnızca bir pazar olmadığını; üretim, tedarik zinciri ve yatırım ekosisteminin stratejik ortağı olduğunu gösteriyor. Bu teze göre Türkiye – AB ilişkilerinde yeni bir paradigma gerekiyor. Diyor ki: "Nerede kalmıştık?" demiyoruz; yeni dünya düzeni kurulurken AB ile masayı yeniden birlikte kurmak istiyoruz. AB içindeki genişleme yorgunluğu, Kıbrıs Rum Kesimi kaynaklı siyasi blokajlar ve Türkiye'nin demokrasi-hukuk alanındaki sorunları süreci fiilen durdurmuş durumda. Ancak buradan "ilişkilerden vazgeçelim" sonucu da çıkmamalı.
27 Mayıs 2026 07:03

Enerji Alarmı
1973 petrol krizinin ardından kurulan Uluslararası Enerji Ajansı, bugün küresel enerji güvenliği konusunda dünyanın en etkili kurumlarından biri kabul ediliyor. Kurumun başkanı Fatih Birol'un geçen hafta CNBC-e muhabiri Emre Eser'e yaptığı açıklamalar ise yalnızca enerji piyasaları için değil, dünya ekonomisi açısından da ciddi bir alarm niteliği taşıyor. Birol, İran savaşı sonrası petrol fiyatlarında başlayan sert artışın artık geçici bir dalgalanma olmaktan çıkıp küresel enflasyonu besleyen yapısal bir tehdide dönüştüğüne dikkat çekiyordu. Birol'un "artık vazo kırıldı" sözleri de enerji piyasasında kırılganlığın kalıcı hale geldiğine işaret ediyor. Birol'un gübre fiyatlarına yaptığı vurgu da bu nedenle önemli. Nitekim bu hesaplamaları yapan Merkez Bankası da geçen hafta açıkladığı Enflasyon Raporu'nda 2026 yılı petrol fiyatı varsayımını 60 dolardan 89 dolara yükseltti. Birol'un 1970'lerde bazı ülkelerde görülen üç haneli enflasyon örneklerini hatırlatması bu nedenle önemli. O dönem petrol şoku yalnızca enerji piyasasını değil, küresel ekonomik düzeni de sarsmıştı. Fatih Birol'un da vurguladığı gibi petrol fiyatlarındaki sert yükseliş kontrol altına alınamazsa dünya ekonomisi yeni bir enflasyon ve resesyon dalgasıyla karşı karşıya kalabilir.
20 Mayıs 2026 07:30

Yeni Enerji Düzeni
Geçen hafta Kurumsal İlişkiler Enstitüsü ile PwC'nin düzenlediği buluşmada konuşan SOCAR Türkiye CEO'su Elchin Ibadov, enerji sektörünün içinden geçtiği belirsizlik dönemine dair dikkat çekici bir çerçeve çizdi. Ibadov, PwC Türkiye Ülke Kıdemli Ortağı Cenk Ulu ve Enstitü Başkanı Devrim Çubukcu'nun sorularını yanıtladı. Oturumun başlığı "Enerji Gündemindeki Son Gelişmeler"di. Bugün dünyada enerji dönüşümü için her yıl 3,3 trilyon dolarlık yatırım yapılıyor. Bunun 2,2 trilyon doları yenilenebilir temiz enerjiye giderken, 1,1 trilyon dolarlık bölüm karbon bazlı enerjiye akıyor. Ibadov'un en çarpıcı benzetmelerinden biri ham petrol için yaptığı tanımdı. "Ham petrol koyun gibidir; etinden, sütünden, yününden faydalanılır." Gerçekten de petrol artık yalnızca yakıt değil. Eskiden "insan vücudu dışındaki her şeyde petrol türevleri var" denirdi; Ibadov'un da dediği gibi bugün tıptan gıda ambalajına kadar insan bedeninin içinde bile petrokimya bulunuyor. Çünkü bugün rafinerilerde üretimin yaklaşık yüzde 70'i akaryakıta, yüzde 20'si petrokimya ürünlerine gidiyor. Bu nedenle enerji projelerinde yalnızca stratejik önem yetmiyor, finansal "bankability" de gerekiyor. Ibadov'a göre Türkiye kendisini yalnızca transit ülke değil, gerçek bir "enerji hub"ı olarak konumlandırmalı. "Nadir" olmalarının nedeni az bulunmaları değil; birkaç ülkenin kontrolünde olmaları.
13 Mayıs 2026 11:52

Kira Sorununa Reçete
GYODER'in geçen hafta 20'incisini düzenlediği gayrimenkul zirvesinin başlığı "Soruyu Değiştirmek"ti. Dolu dolu geçen zirvenin benim de yer aldığım bölümünde ekonomist Fatih Keresteci, "Gayrimenkul her ekonomik döngüde değer üreten bir varlık sınıfına dönüşebilir mi?" başlıklı bir de sunum yaptı. Toplam 33 slaytlık sunumunun bir sayfasında ise" Enflasyonun ve hayat pahalılığının ana kaynağı olan kiralardaki yüksek seyrin nedenleri (a) yüksek faizler ve kıt likidite, (b) yüksek arsa maliyeti kaynaklı arz kısıntısı" diyerek 10 maddelik bir reçete önerdi. Konut arzının artırılması için kamu-özel sektör işbirliği ile gerekli adımların atılması, Kredi imkânlarının hem miktar hem de fiyat kapsamında destekleyici yönde kullanılması, Kamusal arsa üretimi kapsamında Arsa Ofisi gibi yapıların yeniden canlandırılması, Vergi ve teşvik düzenlemeleri ile arsa geliştirilmesine yardımcı olunması, manipülatif/spekülatif adımların cezalandırılması, Alıcıya değil de üreticiye, ancak yeşil ve sürdürülebilir yapılarda olmak kaydıyla, düşük faizli ve uzun vadeli kredi verilmesi, Piyasada olup da vergi veya miras sorunları nedeniyle kiralanmayan/satılmayan "hayalet evler"in stoka dahil edilmesi, Alternatif inşaat teknolojileriyle (prefabrik ve modüler) klasik inşaat sürelerinin kısaltılması, Finansal okuryazarlığın geliştirilmesi ve gayrimenkulün bu anlamda finansallaştırılması ve kamunun burada piyasa yapıcısı rolü üstlenmesi, Konjonktürle uyumlu ve ihtiyaçları karşılayabilecek bir düzlemde talebin karşılanması, Eko-sistemin Sekoya Ağacı tarzında destekleyici bir şekilde tesis edilmesi. Fatih Keresteci'nin paylaştığı bu çerçeve, konut krizini "yüksek kiralar = enflasyonun ana kaynağı" ekseninde okuyan net bir teşhisle başlıyor. "Arsa Ofisi benzeri yapıların canlandırılması" fikri, doğru tasarlanmadığında ve uygulanmadığında yeni bir spekülasyon alanı yaratabilir. Fatih'in koyduğu "Yeşil ve sürdürülebilir" şartı önemli, ama tek başına yeterli değil. "Hayalet evler"in ekonomiye kazandırılması önerisi ise somut ve hızlı sonuç verebilecek bir alan.
06 Mayıs 2026 08:27

Bombardier Örneği
Ancak 2015-2025 yılları arasında Kanada'nın Başbakanı olarak görev yapan Trudeau, Liberal Parti lideri olarak iktidara gelişiyle ülke siyasetinde kapsayıcılığı, çeşitliliği ve "pozitif siyaset" anlayışını öne çıkaran yeni bir dönem başlattı. Kabinesinde cinsiyet eşitliğini sağlaması ve "Sunny Ways" (Güneşli Yollar) söylemiyle umut vurgusu yapması, ona uluslararası alanda modern ve karizmatik bir lider imajı kazandırdı. Başlangıçta "drama öğretmeni" geçmişi nedeniyle küçümsense de, güçlü hitabeti ve diplomatik görünürlüğü sayesinde küresel ölçekte tanınan bir figüre dönüştü. Şirket, 2008'de C Series adlı bir yolcu uçağı geliştirmeye başladı; ancak Airbus ve Boeing'in baskıları nedeniyle bu modeli pazarlamakta zorlandı. Bu süreçte Çinli yatırımcılar devreye girerek şirketi satın almak için, Trudeau'nun ifadesiyle, "bir kamyon dolusu para" teklif etti. Trudeau'ya göre, "Bombardier'i rekabet dışı bırakmak isteyen Boeing ve Airbus neredeyse bizi Çin'in kucağına itti." Airbus ile olası birleşme görüşmeleri sonuçsuz kalınca Çinli yatırımcılar 2015'te ortaklık teklifinde bulundu. 2017'de Boeing ile yürütülen görüşmeler de başarısız olunca Bombardier yeniden Çin'le anlaşma arayışına yöneldi. Trudeau'nun vurguladığı nokta da tam olarak bu.
29 Nisan 2026 07:22

Bankacılıkta Oyun Değişiyor
Asıl kırılma, yani yapay zekâ çağı aslında şimdi başlıyor. BBVA merkezinde BBVA CEO'su Onur Genç ile buluştuk. Onur Genç'in ifadesiyle, "yapay zekâ bankacılığı dijitalleşmeden daha hızlı ve daha derin biçimde dönüştürecek." Bu iddia abartılı değil, aksine sektörün yönünü net biçimde tarif ediyor. Müşteri "şubesiz" bankacılığın keyfini yaşadı. Onur Bey'in anlattığı bu değişimin merkezinde "hiper kişiselleştirme" var. "81 milyon müşteriye 81 milyon farklı deneyim" hedefi, artık bir vizyon cümlesi değil, teknik olarak ulaşılabilir bir gerçeklik. Akten, yapay zekâyı yalnızca verimlilik aracı olarak değil, "müşteri deneyimini yeniden tanımlayan bir alan" olarak konumlandırıyor. Bugün 900'e yakın yapay zekâ modeliyle çalışan bir yapının varlığı, bu süreçlerin artık algoritmalar tarafından yönetildiğini gösteriyor. Görünen o ki; çok yakın gelecekte bankacılık uygulamaları birer "menü" olmaktan çıkıp, kişisel finansal asistanlara dönüşecek. Onur Genç'in son üç yılda yalnızca veri bilimi alanında 1100 kişiyi işe aldıklarını söylemesi bu dönüşümün yönünü açıkça ortaya koyuyor. Dijitalleşme bir dönemdi; yapay zekâ ise yeni düzen.
22 Nisan 2026 10:42

Kapadokya Dönüşüyor
Bir zamanlar halı, kilim ve çömlek üçgenine sıkışan Kapadokya, son yıllarda yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da dikkatle izlediği çok katmanlı bir turizm ve deneyim merkezine dönüşüyor. Bölge, klasik turizm anlayışının ötesine geçerek "deneyim ekonomisi"nin güçlü sahnelerinden biri olmaya aday. Kısacası Kapadokya'da "tarih de var, lezzet de var, potansiyel de var"; ancak bunları entegre eden yapı hala gelişim aşamasında. Geçtiğimiz ay bir araya geldiğimiz DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan ve NEO Planet Genel Müdürü Tankut Tonger, Kapadokya'daki projelerini anlattılar. "Kapadokya'da 20,3 milyon euroluk yatırımla bölgenin ilk eğlence merkezini kuruyoruz" dediler. Yaklaşık 2,3 yılda geri dönüşü öngörülen proje; otel, restoran, balon simülatörü, gösteri alanı ve "flying theater" gibi unsurlarla ziyaretçiye çok boyutlu bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Bu da Kapadokya gibi güçlü hikayelere sahip destinasyonların neden yeni nesil yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Geçen yıl 2 milyon 205 bin 619 turist konakladı, toplam geceleme sayısı 4,29 milyona ulaştı. Rakamlar, Kapadokya'nın ne kadar güçlü bir turizm merkezi olduğunu gösteriyor; ancak potansiyelin henüz tam olarak kullanılamadığını da ortaya koyuyor.
15 Nisan 2026 11:52

'Canlanmayı' Yakalayabiliriz
Pek çok meslektaşım gibi bu yıl 14'üncüsü düzenlenen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı'na katıldım. Adana'daki Portakal Çiçeği Karnavalı, Türkiye'nin ilk ve tek şehir karnavalı. UNESCO Kültürel Miras Listesi'nde yer alan Barranquilla Karnavalı'nda olduğu gibi, Adana'da da folklorik gösteriler ve kültürel etkinlikler sokaklara taştı. "Portakallı Lezzetler" birbirleriyle yarıştı. Bozkurt, ekonomik etkisini ise şu sözlerle ifade ediyor: "Esnafımızın morali yükseldi, ticareti arttı. Bu ekonomik canlanma küçük esnaftan başladı ve tüm Adana'ya yayıldı. El işleri satan kadınlarımız, yeme içme sektöründeki insanlarımız yani kısacası ekonomiyi oluşturan her unsurda karnaval ile birlikte büyük bir ekonomik canlanma yaşandı." Gerçekten de Bozkurt'un vurguladığı gibi bu tip karnavallar şehrin markalaşmasına katkıda bulunur. Nitekim geçen yıl karnavalın Adana ekonomisine yaklaşık 6,5 milyar liralık katkı sağladığı ifade ediliyor. "Portakal Çiçeği" bu anlamda konaklama tesisleri, kafe ve restoranlar, mağazalar, toptancılar, perakendeciler, bakkallar, marketler, kadın girişimciler ve genç girişimciler ile birlikte her ölçekte esnafa dokunan bir organizasyondu. Kısacası, "Portakal Çiçeği Karnavalı" iyi kurgulanmış, güçlü bir organizasyondu. Ve bana göre, Ali Haydar Bozkurt'un dediği gibi "Adana marka oldu."
08 Nisan 2026 10:02

Değişim Bugün Başladı
Türkiye'de 5G dönemi bugün resmen başladı. 5G'ye geçen ilk ülkelerden biri değiliz. ABD, Güney Kore, Çin ve Avrupa'nın önemli bir bölümü bu dönüşümü 5-6 yıl önce başlattı. Ancak ilk olmak kadar "doğru zamanda, doğru şekilde geçmek" de en az onun kadar önemli. Elbette "5G'ye geçiyorum" demekle geçilmiyor. Eğer bu sağlanamazsa 5G çoğu yerde büyük bir ihtimalle 4.5G'ye yakın hissedilecektir. O nedenle 5G'ye geçilse bile tam verimli bir 5G için birkaç yıl daha beklemek gerekebilir. Evet, internet hızları en az 10 kat artacak. Ama 5G'yi sadece "daha hızlı internet" olarak görmek büyük resmi kaçırmak olur. 5G ile bu gecikme neredeyse sıfıra iniyor. "Bu kadar küçük farkın sözü mü olur?" demeyin. Şimdi 5G ile daha akıcı bir dijital hayat olacak. Tarımda sensörler, dronlar ve otonom makineler sayesinde "veriye dayalı üretim" dönemi başlayacak. Bunun için yukarıda da bahsettiğim gibi kritik 3 şart var.
01 Nisan 2026 08:15