×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Doğru Yoldan Ayrılmanın Sebebi

Felsefecilere aldananlar, Peygamber Efendimiz ve Eshâb-ı kiramın yolundan ayrılmışlardır. Cevap: Ehl-i sünnet İslam âlimleri, kelâm, iman bilgilerinde, müteşâbih yani manası açıkça anlaşılamayan, ayrıca tefsire, izaha muhtaç olan âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerin açıklamalarında, yalnız Resulullah Efendimizin sözlerine ve Eshâb-ı kiramın ictihatlarına uymuşlar, eski felsefecilerin bunlara uymayan fikirlerini reddetmişler, böylece İslâm dinini, Hıristiyanlık gibi bozulmaktan korumuşlardır. Peygamber Efendimiz İslamiyette yetmişiki bozuk fırkanın hasıl olacağını haber vermiştir. Yunan, Hint, Fars, Latin felsefelerinden ilham alan, İbni Sinâ, Fârâbî, İbni Tufeyl, İbni Rüşd, İbni Bâce gibi filozoflar zuhur ederek, bazı bilgilerde Kur'ân-ı kerimin hak yolundan ayrılmışlardır. İmâm-ı Gazâlî hazretleri Rumca öğrenerek eski Yunan felsefesini incelemiş, doğru bulmadığı yerlerini reddetmiştir.

Osman Ünlü

Kaynak: Türkiye

04 Temmuz 2026 02:23

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Osman Ünlü

Cennet De, Cehennem De Sonsuzdur

Cevap: Peygamberler Allahü teâlâ tarafından kullarına gönderilmiş insanlardır. Ümmetlerini Allahü teâlâya çağırmak, azgın, yanlış yoldan, doğru, saadet yoluna çekmek için gönderilmişlerdir. Peygamberlerin sonuncusu, Muhammed aleyhisselamdır. Onun dini kıyamete kadar bakidir.

06 Temmuz 2026 02:22

Osman Ünlü

İman, Herkeste Aynı Mıdır?

Fakat, imanın kemalini arttırır ve güzelleştirirler. Bunların Allahü teâlâdan getirdikleri hep doğrudur, şüpheli, ihtimalli değildir.

05 Temmuz 2026 02:30

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Osman Ünlü

İmamın Bağırarak Sesini Yükseltmesi

Cevap: Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde buyuruluyor ki: "İmamın namaza dururken, rükünden rüküne geçerken ve selam verirken, cemaat işitecek kadar, sesini yükseltmesi sünnettir. Daha fazla yükseltmesi mekruhtur. İmam, namaza başlamak için, tekbir getirmeli, cemaate duyurmayı düşünmemelidir. Aksi takdirde namazı sahih olmaz. Cemaatin hepsi, imamı işitmediği zaman, müezzinin de herkese duyuracak kadar, sesini yükseltmesi müstehab olur. Müezzin de namaza başlamayı düşünmeyip, yalnız cemaate duyurmak için bağırırsa, namazı sahih olmadığı gibi, imamı duymayıp, yalnız bu müezzinin sesi ile namaza duranların namazı da sahih olmaz. Çünkü namazı kılmayan birine uymuş olurlar. Cemaate duyuracak kadardan daha yüksek bağırmak, müezzin için de, mekruhtur." Dört mezheb âlimleri söz birliği ile bildiriyor ki, cemaatin hepsi, imamın sesini duyarken, müezzinin de tekbir getirmesi, mekruhtur ve çirkin bidattir.

03 Temmuz 2026 02:31

Osman Ünlü

İcâzet Ve Hilâfet Ne Demektir?

Cevap: İcâzet ve hilâfet, taliplerin kalblerine ihlas yerleştirmesi için, olgun birisine izin vermek demektir. Kendisine izin verilen zata Halife veya Vesile denir. Eshab-ı kiram ile Tabiin-i ızama Selef-i sâlihîn denir. Üçüncü ve dördüncü asırlarda gelen İslam âlimlerine, Halef-i sâdıkîn denir. Doyduktan sonra yemek, içmek haramdır. Cevap: Tiryak, afyon demektir. Eski Yunan hekimlerinin, zehirlenmelere karşı yaptıkları bir ilaca da denir. İçinde afyon, yılan eti ve ispirto vardır.

02 Temmuz 2026 02:20

Osman Ünlü

Peygamber Efendimize Dil Uzatanlar

"İslam Peygamberi" kitabında, Peygamber Efendimiz için; "Onu gene tüccar sıfatı ile Yemen'de, Bahreyn ve Umman'da görüyoruz. Belki de deniz yolu ile, Habeşistan'a gittiği dahi hatıra gelebilir. Bütün bu seyahatlar, onun Bizans, Acem, Yemen ve Habeşistan'ın ticari, idari gelenek ve kanunlarını öğrenmesine yol açtı. Olgunluk yaşında, kırkında bu tecrübeli adam, kavmini ıslaha teşebbüs etti" demektedir. Hâlbuki, İslam tarihleri, söz birliği ile diyorlar ki: "Resulullah Efendimizi, üç gün validesi, sonra Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe birkaç gün emzirdi, daha sonra, iki sene Halime hatun emzirdi. Altı yaşında iken, validesi Âmine Hatun, oğlunu Medine'ye dayılarını görmeye götürdü. Bir ay kalıp, dönüşte, Ebvâ denilen yerde vefat etti. Hizmetçileri Ümm-i Eymen ile Mekke'ye gelip, dedesi Abdülmuttalib'in yanında kaldı. Sekiz yaşına gelince, dedesi vefat edip, amcası Ebû Talib'in yanında kaldı. Dokuz veya oniki yaşında iken Ebû Talib, yirmi yaşında hazret-i Ebû Bekir ve yirmibeş yaşında iken, hazret-i Hatice'nin kervanı ile Şam'a gidenler arasında bulundu. Bu yolculukların üçünde de, Busrâ denilen yere varıldıkta, orada bulunan kilisenin papazları, Bahîra ve sonra Nestûra, İncil'de okudukları son Peygamberin alametlerini kendisinde görerek; "Şam'a gitmeyiniz!

01 Temmuz 2026 02:25

Osman Ünlü

Aşırı Değil Orta Hâlde Olmalı

"Uykuda, yemekte ve söylemekte aşırı gitmeyip orta derecede olmalısınız..." Sual: Müslümanlardan bazısı, dinin emirlerini yapma konusunda çok aşırı gitmekte ve etrafındakilere de sıkıntı vermektedir. Cevap: Hiç kimseyle münakaşa etmemelidir. Hadis-i şerifte; (Gadab etme, kızma!) buyuruldu.

30 Haziran 2026 04:47

Osman Ünlü

İnsanların İyisi, Faydası Çok Olanıdır

Cevap: Konu ile alakalı olarak İmâm-ı Rabbânî hazretleri, bir talebesine hitaben yazdığı mektupta buyuruyor ki: "Allahü teâlânın, bir kuluna, faydalı, güzel işler yapmayı, çok kimsenin ihtiyaçlarını sağlamasını nasip etmesi, çok kimsenin ona sığınması, bu kul için pek büyük bir nimettir! Allahü teâlâ, kullarına ıyâlim demiş, çok merhametli olduğu için, herkesin rızkını, nafakasını kendi üzerine almıştır. Allahü teâlâ, bu ıyâlinden birkaçının rızıkları, nafakaları için ve bunların yetişmeleri, rahat yaşamaları için bir kulunu görevlendirirse, bu kuluna büyük ihsan etmiş olur. Bu büyük nimete kavuşup da, bunun için şükretmesini bilen kimse, çok talihli, pek bahtiyardır. Bunun kıymetini bilip, şükretmek, kendi sahibinin, Rabbinin ıyâline hizmet etmeyi saadet ve şeref bilmek ve Rabbinin kullarını yetiştirmekle övünmek, akıl icabıdır." Mal, Allahü teâlânın verdiği bir nimettir. Sadaka vermek, fakirlere yardım etmek, mescitler, mektepler, hastaneler, çeşmeler, köprüler yaparak, insanlara hizmet mal ile olur. İkincisi, Allahü teâlâ, birine çok mal verir. İhtiyaçlarını karşılamak, fakirlere yardım etmek, fasıklara muhtaç olmamak, Müslümanlara hizmet etmek, İslam ilimlerini yaymak ve bunları yapanlara yardım etmek için lazım olan parayı, malı kazanmak, çok sevaptır.

29 Haziran 2026 02:13

Osman Ünlü

İnanan Ve İtaat Edene Niçin Azap Edilsin?

Allaha iman edenler; emirlerini yapıp, yasak ettiklerinden sakınanlar, dünyada da, ahirette de, rahat edeceklerdir. Cevap: İyilik yapana teşekkür edileceğini, herkes bilir. Bunun için, her nimetin hakiki sahibi olan Allahü teâlâya şükretmek, insanlık icabıdır. Nisâ sûresinin 147. âyetinde meâlen; (Allahın nimetlerine şükreder ve iman ederseniz, Allah size niçin azap etsin?) buyurulmaktadır. Mâ'ûn sûresinde meâlen; (Ey Resulüm, kıyamet gününü inkâr eden, yetimi sertlik ve sitemle defedip hakkını gasbeden, fakiri doyurmayan ve başkalarını da fakire iyilik yapmaya teşvik etmeyen o kimseyi gördün mü? Namazlarını gaflet ile kılanlara ve riya, gösteriş yapanlara ve zekâtı vermeyenlere şiddetli azap vardır) buyurulmaktadır. Nahl sûresinin 33. âyetinde meâlen buyuruluyor ki: (Allahü teâlâ, kullarına zulmetmez, haksızlık etmez. Onlar, kendilerini azaba, acılara sürükleyen bozuk düşünceleri, çirkin işleri ile kendilerine zulüm ve işkence ediyorlar.) Osman Ünlü'nün önceki yazıları...

28 Haziran 2026 02:09

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Osman Ünlü

İnsanlardan İstemek Zillettir

İnsan, sadece Allahü teâlânın huzurunda, kendini böyle aşağı, hakir görür. Ebû Ali Rodbârî hazretleri; "Dünyayı kazanmakta nefisler için zillet, ahireti kazanmakta ise izzet vardır" buyurmuştur. Allahü teâlâya iman eden, Onun emirlerine boyun eğen, başını secdeye koyan, aziz olur. Resulullah Efendimiz, hazret-i Ömer'e hediye olarak bir şeyler gönderir. İstemeden gelen şey, Allahü teâlânın gönderdiği rızıktır, buyurur. Başkasından sadaka istemekte; Allahü teâlânın nimeti az gönderdiğini haber vermek, kendini zelil etmek ve istenilen kimseye eziyet etmek gibi zararlar vardır. Peygamber Efendimiz; (Aç olan veya bir şeye muhtaç olan, kimseden istemeyip, Allahü teâlâdan beklerse, Allahü teâlâ, ona bir senelik rızık kapıları açar) buyurmuşlardır.

27 Haziran 2026 02:21

Osman Ünlü

İslam Nimetinin Elden Çıkması

Cevap: İslam nimetlerinin elden çıkmasına sebep olanlar iki kısmdır: Birincileri, düşmanlıklarını açıklayan kâfirler olup, bunlar bütün silahlı kuvvetleri, propaganda vasıtaları ve siyasi oyunları ile, İslamiyeti yıkmaya uğraşıyorlar. Bazıları da; "Bu asırda yaşayabilmemiz için, milletçe, topluca Garplılaşmalı, Batılılaşmalıyız" diyor. Fakat bu, Batıya uymak değil, ilmi, fenni onlarda bile arayıp almak ve onların üstünde olmaya çalışmaktır. İkinci manada Batılılaşmak ise, ecdadımızın doğru ve mukaddes yolunu bırakıp, Batı'nın bütün âdetlerini, ahlaksızlıklarını ve hepsinden daha acı olarak, dinsizliklerini alıp, camileri kilise ve eski sanat eseri şekline sokmak, Müslümanlığa gerilik dini, Kur'ân-ı kerime çöl kanunu, puta tapmaya, ibadete müzik karıştırmaya modern ve medeni din demek, İslamiyeti bırakıp, Hıristiyanlığa, musiki aletleri ile ibadete dönmeye, 'dinde reform' ismini vermektir.

26 Haziran 2026 02:10

Osman Ünlü

İslamiyette Matem Tutmak Yoktur

Peygamber Efendimiz matem tutmayı yasak etmiştir. Muharremin onuncu Aşûre günü matem yapmak, bağırıp çağırmak, ilk olarak hicri 65. yılında, hazret-i Hüseynin intikamını almak için, ayaklanıp, Kûfe'yi alarak, bir Şii devleti kuran Muhtâr-ı Sekâfî tarafından ortaya çıkarıldığı Tuhfe kitabında yazılıdır. Matem tutmak yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber Efendimizin vefatı için matem tutulurdu. Sonra hazret-i Ömer, hazret-i Osman, hazret-i Ali, hazret-i Hamza ve hazret-i Hüseyin şehit edildikleri için matem tutulurdu. Müslümanların matem yapması ve başkalarına lanet etmeleri yasak edildiği için, matem yapmıyoruz. Aşûre günü, muharrem ayının onuncu günü demektir. O gün oruç tutmak sünnet oldu, matem, yas tutmak ise yasak edildi.

25 Haziran 2026 02:20

Osman Ünlü

Aşûre Günü

Cevap: Muharrem ayının onuncu gecesi, Aşûre gecesi, onuncu günü de Aşûre günüdür. Âdem aleyhisselâmın tövbesinin kabul olması, Nuh aleyhisselamın gemisinin tufandan kurtulması, Yunus aleyhisselamın balığın karnından çıkması, İbrahim aleyhisselamın Nemrud'un ateşinde yanmaması, İdris aleyhisselamın diri olarak göğe çıkarılması, Yakup aleyhisselamın, oğlu Yusuf aleyhisselama kavuşması ve gözlerindeki perdenin kalkması, Yusuf aleyhisselamın kuyudan çıkması, Eyyub aleyhisselamın hastalıktan kurtulması, Musa aleyhisselamın Kızıldeniz'den geçip, Firavun'un boğulması ve İsa aleyhisselamın viladeti, doğumu ve Yahudilerin öldürmesinden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması hep Aşûre günü oldu... Nuh aleyhisselam gemide aşure tatlısı pişirdiği için Müslümanların Muharremin onuncu günü aşure pişirmesi ibadet olmaz. Rıyâd-un-nâsıhîn kitâbında buyuruluyor ki: "İmâm-ı Nevevî hazretleri, Ezkâr kitâbında 'gecenin oniki kısmından bir kısmını yani bir sâat kadar ihya etmek, yani okumak, namaz kılmak, dua etmek, bütün geceyi ihya etmek olur. Yaz ve kış geceleri için hep böyledir' buyuruyor." İbni Abidînde de böyle olduğu bildirilmektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Aşûre gününün orucu, bir senelik geçmiş günahlara keffarettir.) Aşûre günü oruç tutmak isteyenler, muharremin 9. 10. veya 10. 11. yahut 9. 10. 11. günleri tutmalıdır.

24 Haziran 2026 02:30

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha