×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Bir Koltuk İki İsim!..

Mahkeme kararıyla CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu... Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin internet sitesinde de Özgür Özel'in CHP Genel Başkanı ünvanı değiştirilerek, CHP Grup Başkanı yapıldı. Kılıçdaroğlu'da "yeni görevi hayırlı olsun"sözleriyle Özel'in pozisyonunu netleştirdi... CHP Grup Başkanı sıfatı anlamında da öyle bir hava estiriliyor ki; Genel Başkan'dan, Kılıçdaroğlu'ndan bağımsız bir konumda gibi sanki!.. Kılıçdaroğlu "en uygun zamanda" diyor, Özgür Özel bunu "en kısa zaman" olarak ifade ediyor. Hatta 40 gün içinde oldu oldu, yoksa Kılıçdaroğlu ile diyalog falan olmaz, bayram sonrasında da imza toplamaya başlayacağız havasında... Uygun zaman diyen Kılıçdaroğlu'nun da "arınmaya" dönük bazı ihraç ya da üyelikleri askıya alma, parti delegasyonu, il, ilçe teşkilatlarının yenilenmesi gibi hazırlıklar niyetinde olduğu biliniyor... Delegelerin şikayetleri ve delege iradelerinin etkilemesi üzerinden 38'inci olağan kurultay yok sayıldı nihayetinde. Ama realiteye baktığınızda Kılıçdaroğlu'da mahkeme kararıyla artık yok sayılan 38'inci olağan kurultayda kaybederken aynı kibir içindeydi. Yine Özel pek yanaşmıyor görünse de alternatif bir partiyle devam etme düşüncesi de Kılıçdaroğlu'nun CHP içinde ağırlığını artırmasına yarayacak bir durum... Giderlerse CHP Kılıçdaroğlu'na kalır, kalacak diye...

Tunca Bengin

Kaynak: Milliyet

25 Mayıs 2026 07:06

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Tunca Bengin

Bir Şamar Alayına Yeter...

İsrail ve Yunanistan kimi zaman Türkiye'ye yönelik boylarından büyük tehditkâr sözler sarf ediyor, kimi zaman da gerçeği kabullenip sanki övüyormuş havasında "NATO üyesi Türkiye, ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip, Kafkasya'dan Orta Doğu'ya etkisi artan bölgesel bir güç konumuna yükseldi" diye mazlumu oynuyor… Bu bağlamda Türkiye'ye karşı özellikle sosyal medya üzerinden yürütülen aşağılık bir kampanya da var.. Yahudi, Rum, Ermeni lobileri eşgüdüm halinde Başkan Trump, Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı'nı etkilemek amacıyla yoğun baskı yapıyor. Mesela İsrailli bir gazeteci Beyaz Saray'da Trump'a daha yeni "Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'i tehdit etmeyi sürdürüyor. Sizce İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma çıkma ihtimali var mı? Ayrıca Türkiye'ye F-35 satacak mısınız" diye provokatif bir soru yöneltti. Trump'ın verdiği ve hiç beklemedikleri cevap da daha önceki benzer sorularda olduğu gibi yine aynıydı: "Cumhurbaşkanı Erdoğan, benim çok iyi bir dostum ve birlikte çok iyi çalıştık. Onu seviyorum. Kendisi müthiş bir lider ve çok güçlü bir kişi. Böyle bir şey duymadım. Türkiye ile böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. O bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum. Bunun da ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var..." Günde üç kez fikir değiştiren, farklı şeyler söyleyen, öngörülemeyen biri olarak bilinen, tanınan Trump söz konusu Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye olduğunda hep istikrarlı bir görüntü veriyor yani... Trump tarafından sürekli "akıllı ol" diye uyarılan Netanyahu'nun asıl karın ağrısı da bu zaten… Aldığı gazla da katil Netanyahu ve Siyo-Nazi bakanları Türkiye'yi hedef alarak "Türkiye çok ağır bir bedel ödeyecek; İran'dan daha kötü bir duruma düşecek" gibi abuk sabuk çıkışlar yapıyorlar. Sanıyorlar ki; Trump'ı uyutup kandırırsak, Türkiye'yi frenleyebiliriz... Gerçek olan açık ve net: Türkiye ısrarla ve büyük bir sabırla "akıllı olun" diye uyarıyor.

13 Haziran 2026 10:56

Tunca Bengin

İki Ayrı Chp Ötesinde Bir Durum!...

İki ayrı CHP'deki gerilim, kavgalarla bu da eklendi Meclis literatürüne artık.... İki ayrı CHP'de fikri, ideolojik değil isimler üzerindeki bölünmeden kaynaklı manipülatif bir gerilim yani... Kılıçdaroğlu kendisine yapılan haksızlığın mahkeme yoluyla giderildiğini düşünüyor, CHP'yi arındırma mesajı veriyor. Özel ise "Ben seçilmiş Genel Başkanım" diyor ve sert üslubuyla kendisini ve adamlarını ihraç ettirmeye zorlayarak CHP içindeki bu çatışmayı, çıkmazı sokaklara yaymak gibi bir düşünce, anlayış ortaya koyuyor... Gelinen noktada iki kitlenin birbirlerine çok da iyi duygular beslemeyerek baktığını görüyoruz... İki ayrı parti ötesinde bir durum söz konusu... İki ayrı parti olsa yarın bir gün Mecliste kendilerine ayrılan yan yana bölümlerde otururlar, zaman zaman tansiyon yükselmeleri, hafiften itiş kakış bile olabilir belki ama, şu anki manzarada değil yüzyüze gelmek birbirlerinin isimlerini duymaya bile tahammülleri yok... Kesin ihraç istemiyle 9 vekilin Yüksek Disiplin Kurulu'na sevkedildiği ve yeni bir parti olasılığının ivmelendiği ortamda bu gerilim, ayrışmanın daha da keskinleşeceği, bununda seçmen, tabandaki kırılmaları, öfkeyi tetikleyeceği açık... Parti içi kısır çekişmeler nedeniyle o taraf, bu taraf fark etmez siyasi aktörlerin birbirleriyle hesaplaşma adına, kendi taraftar kitlelerini de karşı karşıya getirmeleri toplumsal barış, huzur adına büyük bir risk oluşturuyor. Öyle ya da böyle her neyse bakalım bir arada oturup CHP meselelerini konuşabilecekler mi yoksa kavgayı kaldığı yerden devam ettirip, tabanı da hepten ayrıştıracaklar mı?...

11 Haziran 2026 10:55

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Tunca Bengin

Ateşkesleri Bile Kan Ve Gözyaşı...

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a saldırmasıyla başlayan savaşta Washington ve Tahran kağıt üstünde 8 Nisan'dan beri ateşkes halinde!.. ABD Başkanı Trump sürekli bu kez oldu, oluyor deyip zaman dahi koyuyor," İran'dan çok kısa sürede ayrılacağız" gibisinden mesajlar veriyor. Sadece "tek bir ABD askerinin bile ölmesi halinde"diye koyduğu bir kırmızı çizgi var. Ama ABD bir yandan da kafasına göre istediği anda, istediği yeri kendince belirlediği bahanelerle vuruyor... Mesela daha yeni ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), ABD güçlerinin "gelecekteki saldırılara karşı savunma amacıyla" İran'ın güneyindeki "kıyı gözetleme radar noktalarını vurduğunu" açıkladı... İsrail ordusu da 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor... Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana düzenlediği saldırılarda çoğu kadın ve çocuk 4 bine yakın sivilin yaşamını yitirdiğini, yaralı sayısının da 12 bine yaklaştığını duyurdu... Nitekim bir gazetecinin "İran ile ateşkesi nasıl tarif ettiği" sorusuna Trump'ın verdiği yanıt şuydu: "Burası dünyanın farklı bir bölgesi. Diyebilirim ki, o bölgede ateşkes, saldırmayı daha makul bir şekilde sürdürdüğünüz zamandır. Orada ateşkes, dünyanın başka bölgelerindeki ateşkesten çok farklıdır..." Yani; Trump, Orta Doğu'daki çatışmalara yönelik ateşkesi "ateş etmeye daha ölçülü şekilde devam etmek" olarak tanımlıyor. Yoksa Trump, yalandan ateşkes falan diyeceğine katile "dur" dese, diyebilse, bu katliam çoktan biter, İran krizi de çözülür; Netahyahu'nun da bileti kesilirdi bugüne kadar. Dolayısıyla söz konusu ABD ve İsrail olduğunda, hele de Trump'tan "ateşkesin sürdürülmesinde kararlıyız" gibisinden açıklamalar geldiğinde sorgulanması gereken mesele de şu aslında: Hangi ateşkes ya da nasıl bir ateşkes?..

08 Haziran 2026 07:05

Tunca Bengin

Evler Ayrıldı, Çekişmeli Boşanma Süreci Karmaşık!..

CHP'de evler ayrıldı... Bir yanda da CHP'nin iki kanadıyla da konuşabilen üç vekil, tarafları uzlaştırma, "yıkmayın bu yuvayı" çabasında. Ancak, özellikle evi terk eden taraftan "Birinci gün neyse, biz aynı yerdeyiz" sözleriyle ayrılma kararlılığını gösteren mesajlar geliyor... CHP içinde çözüm bulma seçeneğini tüketecek bir gayret içerisindeler. Nitekim Kılıçdaroğlu hamlesiyle, Özel dönemindeki CHP'den ihraçların tamamı iptal edildi... Boşanmanın henüz gerçekleşmeme nedeni siyaset bilimcilere göre ise şu: İmamoğlu ve Özel, CHP markasıyla karşılık buldu. Her ikisini de bir şekilde siyaseten CHP var etti. O yüzden de Özel, iki CHP var diyor hâlâ... Ne Kılıçdaroğlu'nun ne Özel'in yanına gitmek itemeyen bir kitle de var ve CHP'de iç dengeler kimden yana ağırlık kazanırsa o tarafa doğru gidebilirler, giderler. Özelciler, ayrılmaları halinde CHP'nin oy oranının yüzde 3-5'lere çakılacağı, kendi oylarının patlama yapacağı şeklinde küçümseyici, üstten bakışlı bir tavırla hareket ediyorlar… Kaybedilen son Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde meydanlarda İmamoğlu'nun sarf ettiği "aramızda kalsın kazandık, kazanıyoruz" benzeri sözler gibi… Dolayısıyla ihraç ya da siyaset yapma imkânı kalmadı mecburiyetiyle "ayrılmayı başarmak" kesin siyasette başarıyı getirir demek yanılgı olur...

06 Haziran 2026 07:39

Tunca Bengin

Ey Bm Daha Neyi Bekliyorsun?...

44 yıl önce bugün... Birleşmiş Milletler, (BM)1982'de o dönem maruz kalınan saldırılar nedeniyle Filistinli ve Lübnanlı çocukların durumuna dikkat çekmek amacıyla 4 Haziran'ı "Uluslararası Çatışma Kurbanı Masum Çocuklar Günü" ilan etti... Nitekim daha üç ay sonra 16 Eylül 1982'de, İsrail'in desteklediği aşırı sağcı Hıristiyan Falanjist milisler Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güneyinde bulunan Sabra ve Şatilla Filistin Mülteci Kampları'na Ariel Şaron Komutası'ndaki İsrail ordusunun onayıyla ve gözetimi altında saldırarak çoğu kadın ve çocuk savunmasız 4 bine yakın Filistinliyi cesetleri tanınmaz hale gelecek şekilde vahşice katletti. Gazeteci Robert Fisk, baskının hemen ertesinde olay yerinde gördüğü manzarayı, The Independent gazetesinde yazdığı bir makalede şöyle aktardı: "18 Eylül 1982'de Sabra ve Şatilla kampında bulunanlar için Şaron, ardında şişmiş cesetler, tecavüz edilmiş, işkenceye uğramış ve sonra da katledilmiş kadınlar ve bebekler bırakan bir kasaptır..." Sabra ve Şatila Katliamı mağdurları, 2001 yılında Belçika'da Şaron aleyhine insanlık suçu işlediği gerekçesiyle dava açtı fakat ABD ve İsrail'in engellemeleri ve tehditleri sonucu Belçika, bu davanın açılmasına olanak veren yasayı değiştirmek zorunda kaldı ve 2002'de dava düştü!.. Ocak-Aralık 2025 dönemini kapsayan rapora göre; Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da 14 erkek, 7 kadın, 9 erkek çocuk ve 1 kız çocuğunun cinsel şiddete maruz kaldığı belgelendi. Kayıt altına alınan 31 vakadan 13'ünün 2025 yılında, 18'inin ise 2023 ve 2024 yıllarında gerçekleştiği tespit edildi. Yine BM, İnsan Hakları Konseyi'nin Filistin'de işlenen uluslararası hukuk ihlallerini araştırmak üzere kurduğu Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu 16 Eylül 2025 tarihinde açıkladığı raporla, İsrail tarafından soykırım suçunun işlendiğini açıkça ortaya koydu... BM'nin en yüksek organı Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UAC)'de Haydut Devlet İsrail ve Siyo-Nazi Netanyahu hakkında Soykırım, savaş suçlarından devam eden yargılamalarda malum... Bunlara rağmen de durmayan, durdurulmayan bir İsrail, Netanyahu söz konusu.

04 Haziran 2026 07:51

Tunca Bengin

Chp'de Koltuk Kapmaca Oyunu!..

"Baba Ocağı'nda bize siyaset yapma imkanı kalmadı, bırakmadılar. İki seçenek var ya ihraç ya istifa.." Dolayısıyla CHP grubundaki Kılıçdaroğlu'na yakın vekillerin ayrılıp bir başka parti kurma olasılıkları bile konuşuldu tartışıldı bir aralar... Mutlak Butlan kararı sonrası aynı sözü ise bizzat Özgür Özel dillendiriyor: "Beni ve arkadaşlarımı ihraç edebilirler." Siyaset yapmalarının engellendiğinden hareketle de yeni bir parti kurma ya da varolan bir partiye dahil olma iddiaları, hatta nasıl bir çizgide olacağına dönük tartışmalarda tam tersi cenahta bu kez... Aynı çatı altında "CHP'liyim" diyenler, aynı taraftaymış havasındakiler birbirlerine tahammül edemiyor, diğerini CHP'li olarak görmek istemiyor. Varsa yoksa tek mesele parti içi iktidar, olma ve "en tepe koltuk benim hakkım" çekişmesi.. Parti Genel Merkez yönetimlerinin kadrolaşma hesapları da öyle... Son derece keskin "ben" odaklı bir görüntü ve katı çizgilerle tarafgirlik durumu var.. Her siyasi aktörün çevresindekiler de kendi siyasi ikballeri veya "kendi koltuklarını korumak" hesabında... CHP'de ya da olası başka bir parti içerisinde... Ama başaramazsak siyaseten sahneden çekilmek zorunda kalabiliriz" tedirginliği, endişesi de var bir yanda da... Dolayısıyla gücü, fırsatı elde etmek içinde mağdur edebiyatı odaklı siyaset yapılıyor sürekli.. Tabii o da "en mağdur kim" tartışmalarıyla birlikte yine... Bir de bağırıp, çağırmayla kendilerine zemin hazırlamaya çalışan, ortalığı karıştıran "lider amigoları" var.

01 Haziran 2026 07:25

Tunca Bengin

Yeni Parti Olursa Chp Gibi Mi, Yoksa!

Bizzat CHP'lilerin ifadesiyle artık iki CHP söz konusu... Koltukta oturan bir Genel Başkan var, diğeri "tanımam, tanımıyorum" havasında... TBMM Grup toplantıları kim konuşacak tartışmaları, belirsizliği nedeniyle Genel Başkan kararıyla askıya alınıyor, karşı taraf "buna yetkisi olmadığını söylüyor. Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, Genel Merkez'de heyetleri kabul etti. Biri CHP Genel Merkezi, diğeri CHP Ankara İl Başkanlığı önünde. Dolayısıyla iki tarafın da olası, ihraç ve ayrılmanın gerekçeleri konusunda parti tabanı, teşkilatı ve seçmeni ikna edecek ciddi argümanlar ortaya koyması gerekir... CHP'yi bölen taraf olmamak adına... Onun için de Özel, an itibarıyla CHP'lileri, tabanı, teşkilatı motive etmek böylece hem Kılıçdaroğlu'nun siyasi alanını, partiyi dizayn etme imkanını elinden almak istiyor hem de motive ettiği kamuoyuyla bir direnç hattı oluşturmaya çalışıyor. Yeni parti olursa CHP gibi mi, sosyal demokrat mı olur yoksa sağa çeken bir merkez havası mı verir konusu da soru işareti. Yani CHP'de her şey muamma... Evet Özel cephesinden gelen olası bir ayrılma kopma, yeni parti durumunda CHP baraj altına çakılır, Özel'in başındaki yeni oluşum uçar gibi söylemler, iddialar, hatta paylaşılan anket sonuçları da söz konusu ama birkaç istisna dışında siyasette ana gövdeden kopmanın pek başarılı sonuçlar vermediği de gerçeklik...

30 Mayıs 2026 07:19

Tunca Bengin

İdeoloji Out Hırsız, Hain İn

Ecevit, daha tabana yönelik, halkçı ve uzlaşmacı bir "Demokratik Sol" vizyonu savunuyordu. Hele de dünya değişti ben siyaseti böyle okuyorum" gibi bir vizyon, meselelere bakış farklılığı hiç değil. Ne siyasete ne CHP'ye yakışmayan çizgide süren tartışmada bir taraf "Sen hırsızsın çaldın, CHP'nin ahlaki değerlerini zedeledin" diyor. Diğeri de ona diyor ki: "Sen hainsin partiyi sattın..." Bu bağlamda bizzat kendi ifadeleriyle "İki CHP" arasındaki savaş durumu da sosyal medya başta her cephede sertleşerek sürüyor. Kendi aralarında uzlaşarak çözüm üretmek yerine tam tersi inanılmaz bir kin ve hesaplaşma havası hâkim...Gelinen noktanın sorumluluğunu kendileri açısından asla sorgulamıyor, bunu "CHP'nin iktidar yürüyüşünü engelleme amaçlı bir oyun" diye anlatıyorlar...Bu durumda da CHP'liler açısından yanıtı anlamlı soru da şu aslında: Belli ki herkes koltuk derdinde... Bayram günü CHP'deki hep kavga, gerilim, asık yüzlerden söz etmek olmaz. Geçmişte CHP'nin kapalı olduğu yıllarda SHP'de yaşanmış nezaket ve zarafet örnekleri de var.. Türk siyasetinin en renkli, zeki ve entelektüel figürlerinden biri olan Erdal İnönü, nüktedan üslubuyla en gergin anlarda bile tebessüm ettirmeyi başarmıştır. Meslektaşımız Gazeteci Ümit Aslanbay'ın "2.İnönü Hikayeleri" kitabından birkaçını aktaralım: Erdal Bey'in partisinden bir belediye başkanı dedi ki: "Erdal Bey partinin başından gitsin. Peki hiç kimseye yaramıyor mu yav..." Erdal Bey, belirli günlerde partisinin yöneticileri ile birlikte Anıtkabir'i ziyaret ederdi. Önce Atatürk'ü sonra babası İnönü'yü. Partisi ile ilgili özel gelişmelerin olduğu günlerde bile bu değişmez. Çünkü ona göre başında bulunduğu partinin kurucuları Atatürk ve İnönü'dür. Her ziyaretinde de mutlaka özel deftere bir şeyler yazar. 6.Olağanüstü Kurultay'dan sonra Erdal Bey, yine Anıtkabir'e çıktı ve deftere şunu yazdı: "Erdal Bey'in partisi 7 yıllık tarihinde bir bu kadar da kurultay yapmıştır. Yani olması gerekenin iki katı kadar..." Merdivenlere doğru yönelirken de yanındakilere şöyle dedi: "Şu Anıtkabir defterine bakanlar bizim partinin gelişim safhalarını bile izleyebilirler..." Erdal Bey'in partisinde Deniz Bey çok güçlü bir desteğe sahiptir. Bu durumu "Davul Erdal Beyin belinde; tokmak Deniz Bey'in" diye yorumlayanlar vardır. Deniz Bey'in bütün ağırlığının hissedildiği bir kurultay sırasında Erdal Bey yabancı konuklara bir yemek verdi. Konuklar menüyü gözden geçiriyorlar, belki de Türkiye'ye özgü bir yemek aryorlardı. Erdal Bey bir tavsiyede bulundu: "Deniz mahsullerine ne dersiniz..." Erdal Bey, diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider. Garson'Ne yemek istersiniz efendim" diye sorar. "Zahmet etmeyin. Biz Sosyal Demokratlar birbirimizi yeriz. Bir şey almayalım..." Kavgasız, sakin, hoşgörülü günler temennisiyle daha nice bayramlara...

28 Mayıs 2026 09:17

Tunca Bengin

Kol Kırıldı Yen İçinde Kalmadı!..

İktidar iddiasındaki ana muhalefet partisi CHP kendi içindeki anlaşmazlığı aşacak yol ve yöntemi bulamadı... Niyesi de yine doğrudan CHP'nin kendisiyle alakalı bir durum... Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel isteselerdi hiç böyle bir durum olmazdı... Yani "kol kırılır yen içinde kalır",kurultayı kazananlar, kızgın, küskün kaybedenlere karşı kucaklayıcı, kapsayıcı olurdu. Bunun ilk göstergesi 31 Mart yerel seçimlerinde aday belirleme noktasında patlak verdi... Meydanlarda partisine katılımları örnek gösterip, diğer partilerin üye ve seçmenlerine "CHP, Türkiye'nin baba evi, hepimizin evi, herkese yer var" çağrısı yapan Özgür Özel, söz konusu bizzat kendi partisi içindeki muhalifler olduğunda baba evi, ocağı falan takmadı... Varsa yoksa hala bitmeyen parti içi hesaplaşmalar ön planda oldu hep... Parti içi muhalefetten gelen cılız çıkışlar, sesler bile hainlik olarak yaftalandı..Özellikle de "CHP yolsuzluk iddiaları, şaibelerden arınmalı" diyenler... Aynı çatı altında "CHP'liyim" diyenler birbirlerine tahammül edemediler, diğerini CHP'li olarak görmek istemediler... Sonuç itibarıyla da ortadan ikiye ayrılmış bir CHP görüntüsü söz konusu... Buna rağmen de CHP açısından değişmeyen şu: Hepsi birden "Omuz omuza verelim, biz nerede hata yaptık, halktan nasıl koptuk" deyip ortak çözüm üretmek yerine, "koltuk benim hakkım" kafasıyla hareket ediyorlar hala...

23 Mayıs 2026 08:05

Tunca Bengin

Dünya Giderek Küçülüyor Onlar İçin!..

İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Gallant hakkında daha önce savaş suçları gerekçesiyle yakalama emri çıkaran Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM), bu kez katiller kabinesinden başka isimlerinde aralarında bulunduğu 5 Siyo-Nazi için daha yakalama kararı çıkardığına dönük haberler var... Soykırımcı katil Netanyahu'nun kasaplarından Ben Gvir, Filistinlilere yönelik saldırgan politikalarını sürdüreceğini ilan ederek "Korkmuyorum ve geri adım atmayacağım" dedi pervasızca. Yetmedi "Ben boyun eğen bir Yahudi değilim" zırvalığıyla UCM'yi' de tehdit ederek "Başbakan, Savunma Bakanı ve Maliye Bakanı hakkında tutuklama emri çıkarmak bir savaş ilanıdır ve bir savaş ilanı karşısında biz de aynı şekilde karşılık vereceğiz" sözleriyle dünyaya posta koydu bir de... "Arkadaş yetti artık" deyip İsrail'e Netanyahu'ya, Siyo-Nazi bakanlarına haddini bildirmek, yaptırım uygulamak... Bundan cesaretlenen İsrail de Gazze ve Batı Şeria'da katliama devam ediyor. İsrail'in katılımına tepki gösteren 5 ülkenin boykot ettiği 2026 Eurovision Şarkı Yarışması'nın finalinde İsrail temsilcisi, şarkısına başladığı sırada seyirciler Filistin bayraklarıyla protesto etti. Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Callamard, İsrail'in sahnede olduğu anlarda sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Devam eden soykırım, yasa dışı işgal ve 'apartheid' varken Eurovision'da İsrail için bir sahne olmamalı" ifadelerine yer verdi. İspanya devlet televizyonu RTVE, İsrail'in katılmasından dolayı protesto edip bu yıl katılmadığı Eurovision 2026'nın başlangıcıyla eş zamanlı olarak "Filistin için barış ve adalet" çağrısında bulundu. Son iki yıllık süreçte yalnızlaşan ve izole olan bir İsrail var...

21 Mayıs 2026 07:25

Tunca Bengin

Siber Sağanağa Bulut Şemsiyesi!..

Siber çağda görünmez ordular, devletlerin hem en büyük kozu hem de en belirsiz riski... Mesela çok konuşulan, tartışılan F-35'ler ABD'nin, üreticinin kontrolünde olan bir uçak sistemi. F-35'ler istenirse merkezden yönlendirilebilir. Servislerin elde ettiği istihbari bilgilerin büyük bölümünü siber ortamlardan elde edilen veriler oluşturuyor... Yeni sistemin daha ucuz maliyetli çok daha risksiz ve bunlara karşı koyma açısından kanuni boşlukları olduğunu belirten Ersöz'ün yanıtı şuydu: "Bilinen beş şirket; Apple, Microsoft, Amazon, Google'ın çatı şirketi Alphabet, Facebook. Bunlar öyle bir veri altyapısı geliştirdiler ki dünyadaki hiçbir ulusal istihbarat şirketinin ulaşamayacağı gibi bir taban oluşturdular. Bunların istihbarat altyapısı ne ABD'de ne Rusya'da ne de Çin'de var. Müthiş bir altyapı. Hepimizin bilgileri bunlar için ulaşılabilir oldu. Bunu fark eden özellikle CIA, MOSSAD ya da diğer servislerin içindeki uzmanlar emekli olduktan veya kendi istihbarat teşkilatlarından ayrıldıktan sonra bu veri tabanına ulaşıp hedefledikleri kişilerin bilgilerini kullanmaya ve satmaya başladılar. Bunu da Suudi Arabistan, BAE, Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan üzerinden yaptılar. Böyle bir özel istihbarat dünyası gelişti..." Siber alemdeki tehlike ve risklere karşı bir ülkenin istihbarat servisi ne kadar güçlü olursa olsun vatandaşa da büyük görevler düştüğüne dikkat çeken Ersöz'ün, devamında anlattıkları da şunlardı: değerlendirme süreçlerini bir şirkete verip, yetkilendirmiş. Şirketin önünde vatandaş kuyrukta, onlar da vermemek için bahane arıyorlar. Bunların hepsinin bir merkezde sorgulama iyi ya da kötü amaçlı her türlü türlü gruplandırma sistemi var. Bu da yetmiyormuş gibi ellerindeki veri tabanı başkalarına, servislere de pazarlanıyor bir de.." Yani teknoloji arttıkça istihbarat gücü de artıyor. İyi niyetliler için de kötü niyetliler için de. Müthiş verilerle yüklü bulutlardan korkunç bir siber sağanağı var... Hem kişisel hem kurumsal hem de toplumsal güvenlik riski çok yüksek... Her ne kadar "siber sistem çıktı, casusluk bozuldu" denilse de kritik şeyleri almak için kişilere ihtiyaç var. Dolayısıyla en başta akıllı telefon kullanımı dahil, siber sağanağa karşı geliştirilen yerli ve milll bulut sistemleri, şemsiyeleri kritik önemde...

18 Mayıs 2026 08:44

Tunca Bengin

Mutlak Butlan Barometresi!..

Biri ek ifadeler Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'ne gönderildi belediye dosyası kurultay davası sürecine bağlandı... Bunun nedenini de bizzat CHP'liler şöyle dillendiriyorlar: "Sorun Özel'in partide kurumsallaşma inşasını tamamlamamasından kaynaklanıyor. Bir yılı aşkın süredir belediyeler üzerinden parti tartışılıyor, CHP'nin yerel yönetimlerden sorumlu genel Başkan Yardımcısı devrede hiç yok... Konuşulan, tartışılan her olayda, iddiada muhatap hep Genel Başkan Özel... WhatsApp mesajları atan, tek konuşan hep kendisi... O zamanda bu iddialarla karşı karşıya kalırsınız... Özel ise bunların hepsini "Topyekun partiye yapılmış saldırılar olarak kabul ediyor" ve peşin hükümle kurgu diye yorumluyor... Özel'in kurmayları da "Kendilerini ve mal varlıklarını kurtarmak için böyle bir çözüm modeli buldular" sözleriyle belediye başkanlarını yalan yanlış ifade vermekle suçluyor... İddiaların ne kadarı doğrudur, değildir ya da verilen etkin pişmanlık ifadeleri Başkanların kendilerini kurtarmak için verilen beyanlar mıdır onları netleştirmek, delilleriyle ortaya koymak yargının görevi.. Eğer doğruysa da hem parti olarak ortaya koymaya çalıştığı siyaset hem de siyaset etiği anlamında CHP açısından oldukça sıkıntılı bir durum ortaya çıkacağı açık... Hatta çıktı bile.... İfadelere bakıldığında; çok sayıda delege belediye başkanlarının akrabaları, yakınları ya da çalışanlarının ana-babaları ya da çocukları...Bu delegeler belediye başkanlarının işaret ettiği tablonun dışında irade ortaya koyabilirler mi? Belediye başkanları delege üzerindeki ağırlığı, etkisi ve maddi güçleriyle Genel Merkezi yönlendirici pozisyondalar sanki.. Genel Merkezde bunun farkında.. Belediye başkanları parti içinde dükalıklar gibiler yani.. Genel Merkezin otoritesini pek takmıyorlar..Genel Merkez daha geri planda gibi... Böyle bir durumda Genel Merkezin varsa yanlış yapan ya da yolsuzluğa karışan belediye başkanının biletini kesip kesemeyeceği koca bir soru işareti elbette... Nitekim bu anlamda bizzat CHP içinden, CHP'lilerden gelen ciddi tepkiler de var. Şöyle diyorlar: "CHP'de belediye başkanlarının bu kadar belirleyici ya da parti politikalarını yönlendirici olduğu bir dönem yok... Belediye başkanlarının, partinin Genel Başkanı, başkan yardımcılarını, milletvekili, belediye başkan adaylarını belirleme ya da müdahale gücü kırılmadıkça, bu etki ve yetki ortadan kaldırılmadıkça sıkıntı var olacaktır..." CHP'de ne olursa olsun, Genel Merkez gibi düşünen iddialara baştan kumpas diye bakan duygusal kitle de var elbet... Ama sistem gereği sandık başarısındaki yüzde 50 artı bir oy gerçekliği dikkate alındığında CHP'nin bu süreçleri daha hesap verebilir bir yapıya dönüştürmesi gerekir.

16 Mayıs 2026 09:15

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha