×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Benim Tarzımda Davranmak Lâzımdır

"Şiddetli bir ihtarla bildim ki, sen ve Ahmed Feyzi, Nurun mesleği olan mübareze etmemek ve ehl-i dünya ile uğraşmamak ve siyasete girmemek ve yalnız lüzum-u kat'î olduğu zaman kısaca müdafaa etmek haricinde, pek ziyade ve zararlı, mübarezekârâne ve siyasetvâri mahke- medeki okuduğunuz parçalar Nurlara çok zarar vermiş. Hattâ bizim cezamıza ve benim sıkıntılarıma sebebiyet vermiş. Ben senden ve Ahmed Feyzi'den gücenmem. Fakat bana evvelce göstermek lâzımdı. Maddî kazâ-yı İlâhî olarak o vaziyet size verilmiş. Onun tamiri için, benim tarzımda davranmak lâzımdır. Feyzi dahi, bütün kuvvetiyle siyasî müdafaatı bırakıp Nurlarla ve Tahirî gibi, yeni talebelerle meşgul olmak elzemdir." 1 Bediüzzaman Said Nursî bu mektupta talebelerine açık bir uyarıda bulunuyor. "Benim tarzımda davranmak lâzımdır" diyerek Nur mesleğine aykırı olan hallerden şiddetle çekindirmekte ve hizmet-i imaniyeye doğrudan fayda veren hizmetlere yönlendirmektedir. 1- On Dördüncü Şua, s. 563.

Hasan Koç

Kaynak: Yeni Asya

14 Nisan 2026 00:40

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Hasan Koç

Korkulara Karşı

Kudsî ve çok büyük bir manevî define olan hizmet-i imaniye çok kuvvetli, çok zeki, çok bilgili ve becerili olmak ile değil ancak sırr-ı ihlâs ile devam ediyor. Omuzlara ihsan-i İlâhî olarak konulan bu manevî hizmet yine bir ihsan-i İlâhî olarak kazanılan ihlâs sayesinde taşınabiliyor. Ancak bu korku ihlâs prensibine dayanan hizmet-i imaniyede geçerli değildir. Bu çare ise İhlâs Risalesi'nin ikinci düsturunun haşiyesinde ifade edilir; "Evet, sırr-ı ihlâs ile samimî tesanüd ve ittihad, hadsiz menfaate medar olduğu gibi, korkulara, hattâ ölüme karşı en mühim bir siper, bir nokta-i istinaddır." Sırr-ı uhuvvet-i hakikiye ile rıza-yı İlâhî yolunda samimî tesanüt ve ittihat kardeşleri birbirinin aynı hükmüne getirir. Eğer İhlâs Risalesinde ifade edilen ve bizi korkularımızdan kurtaran ihlâs prensipleri unutulur veya ihmal edilirse bizim korkularımızın da dünyevî korkular gibi olmaya başlayacağını unutmamak gerektir.

13 Haziran 2026 01:06

Hasan Koç

Fuar Ekibi

8-20 Mayıs 2026 tarihleri arasında Afyonkarahisar Merkez Zafer Meydanı'nda açılan "Kitap Günleri Fuarı" 20 Mayıs 2026 Tarihinde sona erdi. Yeni Asya Neşriyatın Standı, Kitap Günleri Fuarı'nın gözdesiydi. Yeni Asya Neşriyat, 56 yıldır "Gayemiz vatan sathını bir mektep yapmaktır." Tavizsiz istikrar çizgisiyle ve kararlı adımlarla ilim, irfan, ahlâk ve fazilet değerleriyle toplumu aydınlatmaya çalışması her kesimden yazarlar ve ilim adamlarınca bilinmektedir.

23 Mayıs 2026 00:37

Hasan Koç

Vazifeyi Nazara Vermek

Risale-i Nur hizmet-i imaniyesi ihsan-i İlâhî tarafından omuzlara konulmuş kudsî bir vazifedir. Şahsı ile meşguliyet sebebiyle vazife geri kalmasın diyerek; "…Benim şahsıma ve başıma gelen hadiselere çok ehemmiyet vermeyiniz"1 demiştir. Eğer şahsına ait (yine vazifeyle alakalı olarak) bir meseleden bahsedecek olsa bu meselenin vazifeye karşı durumunu anlatmak için; "Şahsıma ait ehemmiyetsiz ve cüz'î bir maddeyi hâşiye olarak beyan ediyorum" diyerek, vazifenin haricinde şahsı ile meşgul etmek istemediğini göstermiştir. Herkes için en önde vazife vardır. 1- Emirdağ Lâhikası, s. 213. 2- Age., s. 230. 3- Şualar, s. 427. 4- Tarihçe-i Hayat, s. 586.

09 Mayıs 2026 01:41

Hasan Koç

Her Yer Bembeyaz Olacak

1978 yapımı Maden filmini belki denk gelip izlemişsinizdir. Tarık Akan ve Cüneyt Arkın'ın başrolde olduğu işçi mücadelesini anlatan bir filmdir. Sermayeye karşı işçinin kendi kendini müdafaasıdır. Bu mücadelenin ifadesi beyaz renk ise beyaz rengin her tonu ancak Bediüzzaman Said Nursî'nin lisanından yaşanan ve yaşayan kelimeler ile dökülmüştür. O kelimelerle yazımıza nihayet verelim: "Evet, ben neseben ve hayatça avam tabakasındanım. Ve meşreben ve fikren, müsavat-ı hukuk mesleğini kabul edenlerdenim. Ve şefkaten ve İslâmiyetten gelen sırr-ı adaletle, burjuva denilen tabaka-i havassın istibdat ve tahakkümlerine karşı eskiden beri muhalefetle çalışanlardanım. Onun için, bütün kuvvetimle adalet-i tâmme lehinde, zulüm ve tagallübün ve tahakküm ve istibdadın aleyhindeyim."1 1- Tarihçe-i Hayat, s. 199.

30 Nisan 2026 00:37

Hasan Koç

Ortada Tutunacak Yer Bulamaz

Bu hılletin en temel esası ve şartı ise samimî ihlâstır. Samimî ihlâs sayesinde ancak burada tutunabilir ve bu en yüksek noktada başınız dönmeden durabilirsiniz. Yani en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmert kardeş olmanın ortası yoktur. Ya samimî ihlâs ile buna sahip olursunuz ya da olamazsınız. Kısacası bizim işimizde, bizim hizmetimizde, bizim mesleğimizde hıllet kulesinde kalmanın tek çaresi samimî ihlâstır.

22 Nisan 2026 00:41

Hasan Koç

Toplum Vicdanı Meselesi

Vicdan-ı umumî yani toplum vicdanı bozulmaz, kırılmaz, şaşırmaz ve kaybolmaz. Toplum vicdanı sadece kalabalıklar veya genel kitle psikolojisi olarak değerlendirmekte doğru olmayacaktır. Çünkü kalabalıklar veya geniş kitleler denilen çoğunluğunun içerisinde onun merkezinde de bir toplumsal vicdan vardır. Her ne olursa olsun kesin olan şudur ki; "Akıl gözünü kapasa da, vicdanın gözü daima açıktır."

09 Nisan 2026 00:43

Hasan Koç

Sahnenin Dışındakiler (2)

Sahnenin Dışındakiler romanının karakterlerinden olan İhsan ve Arif arasında Balkan savaşlarından mağlubiyetle çıkan Osman Devleti'nin nasıl ayakta kalacağına dair fikrî bir münazara hatta bir münakaşa yaşanır. "–(Arif) Kabahat kimin? Hürriyet, hürriyet! diye bu millete batıranlara söyle… -(İhsan) Hürriyet, her yerde ve her şart içinde daima istenecek şeydir. O insanlığın merhalesidir. Hürriyet için icabında her şey feda edilir. O bir terbiyedir, idealdir. Onunla siyasi hadiseleri, bir kısmında şahsen methaldar olduğunuz hataları ne diye karıştırıyorsunuz?" Romanın karakterleri arasında geçen bu konuşma aslında uzunca bir konuşmadır. Romanda anlatılan dönemin, bizzat şahitlerinden olan hatta yaşananların içerisinde bulunan Bediüzzaman Said Nursî; "Meşrutiyet ve kanun-u esasî işittiğiniz mesele ise; hakiki adalet, ve meşveret-i şer'iyeden ibarettir. Muhafazasına çalışınız. Zira, dünyevî saadetimiz meşrutiyettedir. Ve istibdattan herkesten ziyade bir zarardîdeyiz." 1 diyerek, olay ve kişilere bakmadan meşrutiyet ve hürriyetin manası, hakikati ve ideali üzerinden hareket etmiştir. Yine "Bazı memurların ef'ali [fiilleri], adem-i ülfetten dolayı [alışmamış olma] size yanlış gösterdiği ve şiddetten neşet eden müşevveşiyetle[karışıklık] hâl-i hazırdan fehmettiğiniz meşrutiyeti tefsir etmeyeceğim."2 İfadesi ile şahıslar tarafından yapılan yanlışlar ve yaşanan olayların verdiği menfi tesirlerle meşrutiyet ve hürriyetin değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulamıştır.

05 Nisan 2026 00:45

Hasan Koç

Sahnenin Dışındakiler

"–(Sabiha) Bir gün İhsan'a; Niçin bizde yazı yazanlar bir meseleyi asıl can alıcı yerine varmadan kesiyorlar? Sanki bir yerde duruveriyorlar. Çok kötü bir şey değil mi? diye şikâyet etmişti. İhsan, sevgiyle alay birbirine karışmış bir bakışla onu süzdü. –(İhsan) Evvelâ, o kadarını biliyorlar. Sonra da hürriyet meselesi, hür değiliz de ondan. –(Sabiha) Hürriyet ilân edildi! –(İhsan) Edildi, daha birkaç defa daha ilân edilir. Ama yine hür değiliz. Hele bu işlerde asla. Fikirler kendi kalabalığını isterler. Onu bulmazsa konuşan hür olmaz. –(Sabiha) Ama bu adam bir şey öğretmek istiyor. –(İhsan) Ama bir yerde duruyor. Çünkü hür olduğuna, her şeyi söyleyebileceğine inanmıyor. Belki kendisi de karar vermiş değil. Yani içinde hür değil. Başka bir şey daha var. Mahmut Şevket Paşa meselesinde onun benzerleri şuraya buraya dağıtıldı. Bir kısmı da kaçtı. Ona dokunmadılar. Yine korkabilir. Nihayet etrafı içinde korkabilir." Romanın karakterleri arasına geçen bu konuşmaların günümüzde yaşanan konuşmalardan farkı yok. İsteyen kendini Sabiha, isteyen ise kendini İhsan olarak rahatlıkla hissedebilir. Bizde hür olabilmek ancak "Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam" anlayışına sahip olmakla birlikte bu düşüncede her daim sabit kalabilmekle mümkün.

29 Mart 2026 01:59

Hasan Koç

Hz. Musa, Hz. Harun Ve Risale-i Nur Talebeleri

Hz. Musa kavmine tekrar döndüğünde A'râf Suresi 150. Ayet-i Kerimesinde ifade edilen hadise yaşandı. "Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, 'Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?' dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından ve sakalından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) 'Ey anam oğlu' dedi, 'Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.'" Hz. Harun'un bu izahından sonra Hz. Musa A'râf Suresi 151. ayet-i kerimede yer alan duayı yaptı. "(Musa), 'Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla. Bizi kendi rahmetine sok. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin' dedi." Hz. Harun'un izahatı, Hz. Musa'nın her ne kadar ilk başta sert davransa da bu izahatı kabulü ve beraberce Allah'a (cc) iltica edip af dilemeleri ne güzel bir kardeşlik vaziyetidir.

12 Mart 2026 00:55

Hasan Koç

Batıp Gidenleri Sevme(me)k

"Ben batıp gidenleri sevmem" der. Batıp gidenlerin mahiyetini bilmek ve bildirmek içindir. Güzel değildir batıp giden bir sevgili. Onlar batıp gitmesinler diye bütün varlığı ile sımsıkı sarılmış. Onun için batıp gidenlerin arkasından bizde batıp gitmeden İbrahimvari (İbrahim Aleyhisselâm gibi) bir uyanışa ihtiyaç vardır. Çünkü artık batıp gidenleri görmek istemiyor.

05 Mart 2026 00:50

Hasan Koç

Neden Onların Sorularına Cevap Vermedi?

"Onlar kötü bir insan değildi sen bir kötülük mü yaptın?" dediler. Hz. Meryem ise kendisine verilen İlâhî emir gereği kimseyle konuşmadı ve kimsenin sorusuna cevap vermedi. Arkasından Hz. İsa (as) "Beşikteyken konuştu" mu'cizesine mazhar olarak onların sorularına cevap verdi ve onların şüphelerini giderdi. Bu ayetlerle sabit olan hadiseyi hatırladıktan sonra, Hz. Meryem'in kendisine ağır sorular yönelten toplulukla yine kendisine verilen İlâhî emir gereği konuşmamasının sırrını ve manasını anlamaya çalışalım. Bediüzzaman Hazretleri On İkinci Mektub'un başında "O gece benden sual ettiniz, ben cevabını vermedim. Çünkü mesail-i imaniyenin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir. Siz münakaşa suretinde bahsetmiştiniz" diyerek imanî meselelerin münakaşa edildiği bir suale cevap vermez.

28 Şubat 2026 00:36

Hasan Koç

Bu Havanın Zararından Kurtulmak

Dünya büyük bir manevî buhran geçiriyor. "Bu havanın zararından kurtulmak çaresi, Risale-i Nur'un gözüyle bakmak ve ne kadar müşkilât ziyadeleşse, kudsî vazife itibarıyla daha ziyade ciddiyet ve şevkle hareket etmektir." 1 Evet, Risale-i Nur talebeleri ümitsiz bir vaziyette veya hadiselere karşı şikâyetçi bir konumda değildir. Bu zamanda selâmet-i kalbini ve istirahat-ı ruhunu muhafaza etmek ve kurtarmak ancak Risale-i Nur gözüyle bakmakla mümkündür. Bu havanın zararından hem kendimizi, hem başkalarını kurtarmak için Risale-i Nur vesilesi ve vasıtasıyla çalışmalıyız. 1- Kastamonu Lahikası, s. 69.

20 Şubat 2026 00:24

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha