×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Bakırhan: Çerçeve Yasa Çıkarılmalıdır

Türkiye'nin son yüz yılının "aynı istasyonlarda dönüp duran bir treni andırdığını" savunan Bakırhan, "Vagonlar değişiyor, yolcular değişiyor, zaman değişiyor fakat siyaset aynı duraklarda bekleyip duruyor. Türkiye'yi bu hale getiren 3 tarzı siyaset var. Bunlar korku siyaseti, erteleme siyaseti ve tekrar siyasetidir." görüşünü paylaştı. İç barışını kuramamış, kendi yurttaşıyla kavgalı bir devletin dışarıdan esen her rüzgarda savrulacağına işaret eden Bakırhan, "Yaklaşık 2 yıldır süren bu sürecin artık somut, hukuki ve demokratik zemine kavuşması gerekiyor. Bunun yolu çerçeve yasadır. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir çerçeve yasa artık ertelenemez." sözlerini sarf etti.

Kaynak: Habertürk, Anadolu Ajansı

16 Haziran 2026 15:05

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Benzer Haberler

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Dem Parti'den 'Mutlak Butlan' Kararına Tepki: 'Siyasi Çoğulculuğa Tahammülsüzlüğün Yeni Halkası'

Bakırhan'ın açıklamalarından satır başları şöyle: "Alevi canlarımızın 12 gün sürecek Muharrem Orucu başladı. Muharrem, Kerbela'dan bugüne, zulme karşı direnenlerin ve mazlumdan yana olanların simgesi haline geldi. Bu vesileyle oruç tutan tüm canların lokmalarının ve ibadetlerinin kabul olmasını diliyor; Muharrem Ayı'nın toplumsal barışa, kardeşliğe ve birlikte yaşam umuduna vesile olmasını temenni ediyorum. Tüm canların Muharrem Orucu'nu şimdiden kutluyorum. 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşta anlaşmaya varıldı. Anlaşmanın hayata geçirilmesi bekleniyor. DEM Parti olarak öncelikle ölüme ve savaşa son veren bu anlaşmayı olumlu karşılıyoruz. Anlaşmanın kalıcı olmasını ve yapıcı gelişmelerle devam etmesini umut ediyoruz. Bölgesel gerilimlerin bu denli yüksek olduğu bir ortamda, toplumsal barışı inşa etmek her ülkenin öncelikli görevidir. Dışarıda silahları susturan bir devlet, içeride kendi halklarıyla savaş halinde kaldığı sürece gerçek anlamda barışa ulaşmış sayılmaz. Bu nedenle bizim için en güçlü barış, toplumsal barıştır. İran; Kürtlerin, Belucilerin, Azerilerin ve en başta kadınların doğal, meşru ve demokratik taleplerini karşılamalıdır. Kürtlere ve muhaliflere yönelik idamlara derhal son vermelidir. DEM Parti olarak temennimiz, bu anlaşmanın halkların iradesine dayanan, kimseyi dışlamayan, demokratik ve kalıcı bir barışın başlangıcı olmasıdır. Ortadoğu'nun gerçek huzuru ne büyük güçlerin vesayetiyle ne de içeride otoriterlikle sağlanabilir. Huzur, istikrar ve refah ancak bu toprakların bütün halklarının özgürlüğüyle mümkündür. Bugün bu kürsüde, gündelik siyasetin sığ çekişmelerinden ve anlık hesapların gürültüsünden biraz uzaklaşarak konuşmak istiyorum. Türkiye'nin yaşadığı krizler yalnızca bugünün krizleri değildir. Bu ülkenin sorunları yüzyıldır katman katman birikti. Ertelendi, bastırıldı, yok sayıldı. Üstü örtülen her mesele, gün geldi daha ağır bir fatura olarak toplumun karşısına çıktı. Bugün ödediğimiz fatura, adeta yüzyılın birikmiş faizidir. Bu fatura bazen ekonomik kriz olarak geldi. Bazen adaletsizlik, bazen şiddet, bazen yoksulluk, bazen de siyasal meşruiyet sorunu olarak karşımıza çıktı. Türkiye bugün bunların hepsini aynı anda yaşıyor. Çünkü bu sistem, ürettiği gerilimi çözmek yerine yönetmeyi seçti. Sorunları iyileştirmek yerine dondurdu. Hakikate yüzünü dönmek yerine onu bastırdı. Ama hiçbir sorun yok olmadı. Derinde büyüdü, çürüttü ve sonunda bütün toplumu kuşattı. Bizler yıllardır bu ülkede aynı filmi farklı aktörlerle izliyoruz. Muktedir olan kendi hukukunu kuruyor, kendi ötekisini yaratıyor. Ötekine düşmanlık üzerinden iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. Bu döngüsel intikam makinesi ve rövanşist öfke, bu ülkede acı, yoksulluk ve korku üretti. 86 milyon devri sabıklardan bıktı, usandı. Artık zaman devri sabıkların değil, adaleti, eşitliği ve demokratik yaşamı sağlamanın zamanıdır. Türkiye'nin siyasi tarihine bakın. Darbeler, muhtıralar, parti kapatmalar, siyaset yasakları, cezaevine konulan seçilmişler, görevden alınan belediye başkanları, kayyımlar ve yargı eliyle siyasete verilen ayarlarla dolu bir tarih görüyoruz. Her dönemin dili farklıydı ama refleksi aynıydı. Bu ülkede Kürtler, Aleviler ve sosyalistler hep tehdit sayıldı. Ermeniler, Rumlar, farklı inançlar ve kimlikler tehdit sayıldı. Bir dönem muhafazakârlar, başka bir dönem milliyetçiler dahi tehdit olarak görüldü. Öyle dönemler oldu ki vatan millet diyenler de devrimcilerle birlikte aynı işkencelerden geçti. Devlet aklı, toplumu zenginliğiyle görmek yerine sürekli bir tehdit haritası çizdi. O haritada yurttaş hep şüpheliydi; hak değil güvenlik, çözüm değil bastırma vardı. En çok da demokratik siyaset hakkı tehdit sayıldı. Kürt siyasi hareketinin partileri birbiri ardına kapatıldı. HDP'ye yönelik kapatma davası ise hâlâ sürüyor. Ama her kapatmanın ardından halk yeniden sözünü söyledi, yeniden örgütlendi ve yeniden siyaset sahnesine çıktı. Bugün CHP'ye yönelik mutlak butlan kararıyla karşı karşıyayız. Bugün muhatap CHP olabilir ama refleks tanıdıktır. Biz bu kararı bir partinin iç meselesi olarak okumadık. Bu karar, siyasi çoğulculuğa tahammülsüzlüğün yeni bir halkasıdır. Dün bu halkaya Kürtler kayyımlarla dahil edildi, bugün ana muhalefet yargı müdahalesiyle dahil ediliyor. Yarın bu halkaya kimin ekleneceği belli değildir. Biz o gün de söyledik: Hukuku sopaya çevirmeyin; bu yanlış bir gün herkesi sarar. Bugün yine söylüyoruz: Yargı, siyaseti dizayn etme laboratuvarı değildir. Mahkeme salonları, halk iradesinin yerine geçirilemez. Hukuk eğilip bükülemez. Adalet Kürt'e ve muhalife başka, iktidara başka işleyemez. Türkiye'nin son yüzyıllık hikâyesine baktığımızda ilginç bir manzarayla karşılaşıyoruz. Dünya değişiyor, ülke değişiyor, iktidarlar değişiyor; fakat birçok temel sorun olduğu yerde duruyor. Bu nedenle Türkiye'nin son yüzyılı, aynı istasyonlara dönüp duran bir treni andırıyor. Vagonlar değişiyor, yolcular değişiyor, zaman değişiyor; fakat siyaset aynı duraklarda bekleyip duruyor. Peki bu tablonun arkasında nasıl bir mantık var? Türkiye'yi bu hale getiren üç tarz-ı siyaset var: Korku siyaseti, erteleme siyaseti ve tekrar siyaseti. Topluma sürekli bir tehdit anlatıldı, sürekli bir beka meselesi sunuldu ve sürekli yeni düşmanlar üretildi. Cumhuriyetin ilk yıllarında parçalanma korkusuyla, Soğuk Savaş boyunca komünizm tehdidiyle, 1990'larda Kürt meselesiyle toplum baskı altında tutuldu. Sonrasında irtica, dış güçler, göçmenler ve toplumsal hareketler adı altında tehditler bir türlü bitmedi. Bu tehlikeler listesi uzadıkça uzadı. Korku siyaseti hep devam etti. Kürt anadilini istedi, "Ülke bölünür" dediler. İşçi grev istedi, "Ekonomi zarar görür" dediler. Kadın eşitlik istedi, "Aile bozulur" dediler. Genç özgürlük istedi, "Dış güçler" dediler. Korku üzerine kurulan siyaset, bu ülkeye güven değil; daha fazla güvensizlik, sefalet ve hukuksuzluk getirdi. Erteleme siyaseti ise hep "Bugün değil, sonra" dedi. Türkiye'nin devasa sorunları vardı. Her gelen iktidar risk almaktan ve inisiyatif kullanmaktan kaçındı. Kürt meselesi ertelendi. Tekrar siyaseti; aynı krizi, aynı cümlelerle ve aynı yöntemlerle yeniden üretmektir. Aynı kaya, aynı yokuş, aynı hüsran. Sisifos'un kayası gibi, Türkiye aynı sorunları tekrar tekrar yukarı taşımaya zorlandı. O yolun adı güçlü demokrasi, bağımsız hukuk, eşit yurttaşlık, emeğin hakkı ve toplumsal barıştır. Yargı adil ve bağımsız olmalı, temel özgürlükler güvence altına alınmalı, kuvvetler ayrılığı gerçek anlamda işletilmelidir. CHP'ye yönelik butlan kararında, Kürt siyasetçilerine yönelik davalarda, en başta Kobani kumpas davasında, gazetecilere, sendikacılara ve gençlere yönelik baskılarda aynı hukuk krizinin farklı yüzlerini görüyoruz. 15-16 Haziran İşçi Direnişi'nin mirasını sürdüren işçilere ve emekçilere güveniyoruz. Çünkü bu mesele yalnızca Kürtlerin meselesi değildir. Bugün dünya sarsılıyor. Ortadoğu yeniden şekilleniyor.

16 Haziran 2026 13:44

Yargı Siyaseti Dizayn Edemez

ORTAK YAŞAM VURGUSU Konuşmasında Türkiye'nin "gerçek bir çoğulculuğa ve demokratik düzene" ihtiyaç duyduğunu belirten Bakırhan, DEM Parti'nin çözüm önerisini "demokratik cumhuriyet" başlığı altında topladı. Bakırhan, "Zemin eşit yurttaşlık, çatı demokratik cumhuriyet, ortak ad Türkiyeliliktir" diyerek, bunun yalnızca bir yönetim modeli değil, aynı zamanda ortak yaşam sözleşmesi olduğunu söyledi. DEM Parti'nin dört temel düzenlemeyi zorunlu gördüğünü belirten Bakırhan, bunları "kalıcı çözüm için Çerçeve Yasa, demokratik bütünleşme ilkelerini güvence altına alacak Demokratik Toplum Yasası, yerel demokrasiyi ve siyasal katılımı güçlendirecek Genişletilmiş Yerel Demokrasi Yasası ve Özgür Yurttaş Yasası" olarak sıraladı. DEM Parti'nin Meclis'te bu iradenin sesi olmaya devam edeceğini söyleyen Bakırhan, ikinci yüzyılın "yasaklarla, kayyımlarla, butlan kararlarıyla ve yoksullukla değil; barışla, eşitlikle ve emekle" yazılması gerektiğini kaydetti.

17 Haziran 2026 05:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Dem Parti'den 'Terörsüz Türkiye' Mesajı: "Meclis Kapanmadan Çerçeve Yasa Çıkarılmalı"

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Meclis kapanmadan çerçeve yasanın çıkarılması gerektiğini söyledi. CHP'ye yönelik karara tepki CHP ile ilgili gündeme gelen "mutlak butlan" kararını da değerlendiren Bakırhan, konunun yalnızca bir partinin iç meselesi olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Bakırhan, "Yaklaşık 2 yıldır süren bu sürecin artık somut, hukuki ve demokratik zemine kavuşması gerekiyor. Bunun yolu çerçeve yasadır. Kürt meselesini çatışma zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşıyacak bir çerçeve yasa artık ertelenemez." dedi. Bakırhan, "Meclis kapanmadan çerçeve yasa kesinlikle çıkarılmalıdır. Oyalanmadan, yokuşa sürülmeden, yeni belirsizlikler yaratılmadan bu adımlar artık atılmalıdır." ifadelerini kullandı.

16 Haziran 2026 15:19

Bakırhan: Meclis Kapanmadan Çerçeve Yasa Çıkarılmalı

TBMM'deki grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında "çerçeve yasa" başta olmak üzere dört temel yasal düzenlemenin Meclis kapanmadan hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin hukuk, ekonomi, temel hak ve özgürlükler ile demokrasi alanında krizler yaşadığını ve bunların çözüm anahtarının demokratik zemininden geçtiğini belirten Bakırhan, şöyle devam etti: "Kürt meselesi çözülmeden Türkiye'nin demokrasi de ekonomisi de dış politikası da kalıcı istikrara kavuşamaz çünkü bu mesele yalnızca Kürtlerin meselesi değildir. Bu mesele cumhuriyetin, demokrasi ile tamamlanma meselesidir. (...) Türkiye'nin bu kaotik krizden çıkmasının tek bir yolu var; cumhuriyetin demokratikleşmesidir. Bu mesele, hukukun tüm yurttaşlar için eşit işlemesi meselesidir. Türkiye'nin kendi halklarıyla barışma meselesidir. Yüzyıl boyunca bu düğüm, baskı ve inkarla çözülmeye çalışıldı. Düğüm her seferinde daha fazla dolandı. Oysa bu düğümü; siyaset, hukuk ve cesaret çözer." Küresel ölçekte yaşanan değişimler nedeniyle "Terörsüz Türkiye" sürecinin kritik bir aşamada olduğunu ifade eden Bakırhan, sürecin yasal güvenceye kavuşması için zorunlu gördükleri dört temel yasal düzenlemeyi sıraladı.

16 Haziran 2026 15:09

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha