×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Bakan Güler: Ankara'dan Verilecek Mesaj Açık Olmalıdır

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." dedi. NATO'nun dönüşümünün genel hatlarıyla üç aşamada ele alınabileceğini dile getiren Güler, şunları kaydetti: "Birinci aşama, 'NATO 1.0' olarak adlandırılan, İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip, Soğuk Savaş dönemini kapsayan ve gerçekçi tehdit değerlendirilmesinin yapılarak İttifakın misyonunu sürdürdüğü dönemdir. Bu kapsamda, hazır kuvvetler, muharebe hizmet desteği kapasitesi ve güvenilir yük paylaşımı ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde ittifakın temel önceliği, kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş sonrasında küresel sistemde yaşanan köklü değişim ile birlikte birçok Avrupalı Müttefik savunma harcamalarını, kuvvetlerini, stoklarını ve sanayi kapasitesini azaltmıştır. 'NATO 2.0' olarak tanımlanan bu dönemin odak noktası terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekatlar olmuştur." Bakan Güler, 2014'ten bu yana konvansiyonel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifak üyelerini yeni bir aşamaya, yani "NATO 3.0" dönemine taşıdığını ifade etti. Türkiye'nin, Kosova'dan Akdeniz'e, Baltık bölgesinden Karadeniz'e kadar, NATO görevlerine, harekatlarına ve tatbikatlarına önemli katkılar sağladığına dikkati çeken Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu kapsamda hava polisliği, deniz güvenliği, kriz yönetimi ve eğitim alanlarında sorumluluk üstleniyoruz. Yakın dönemde icra edilen kapsamlı NATO tatbikatları, Türkiye'nin yalnızca yakın çevresinde değil, tüm Avrupa-Atlantik alanında güvenliği sağlayıcı kapasitesini bir kez daha göstermiştir. Türkiye'nin Afrika, Orta Doğu ve Asya'daki saha tecrübesi de boş bırakılan alanların rakip aktörler tarafından hızla doldurulduğu bir dönemde stratejik bir değerdir." Bakan Güler, mevcut dönemde NATO'nun önündeki temel sorulardan birinin, "NATO, siyasi taahhütlerini ne ölçüde ve ne kadar hızlı somut askeri kabiliyetlere dönüştürebilecektir?" sorusu olduğunu belirterek, "Savunma harcamalarının artırılması önemlidir. Ancak yapılan harcamalar, tek başına caydırıcılık üretmez. Caydırıcılık, eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava ve füze savunması, etkili komuta ve kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi ve siyasi kararlılık gerektirir." ifadelerini kullandı. Bugün, ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye'de 50 askeri geminin inşasına devam edildiğini hatırlatan Güler, şunları kaydetti: "İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar yalnızca milli imkan ve kabiliyetler değildir. Doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO'nun kabiliyet ve üretim açıklarının kapatılmasına katkı sağlayabileceklerdir. Türkiye savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı işbirliğini savunmaktadır. Müttefiklik ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir." Bakan Güler, bir diğer kritik meselenin ise Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağı olduğunu belirterek, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." diye konuştu. Daha güçlü bir Avrupa sütununun, transatlantik bağı güçlendirirken, NATO'nun, Avrupa'nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü koruması gerektiğine vurgu yapan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Beklentimiz açıktır. NATO-AB işbirliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm Müttefiklerin eşit katılımı ve her Müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir." Ankara Zirvesi'nin, yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığına işaret eden Güler, zirvenin, NATO'nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayi üretimini, Ukrayna'ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşik olduğunu söyledi.

Kaynak: Hürriyet, AA

07 Temmuz 2026 10:49

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Benzer Haberler

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'den Dünyaya'nato 3.0' Doktrini

NATO'nun dönüşümünün genel hatlarıyla üç aşamada ele alınabileceğini dile getiren Güler, şunları kaydetti: "Birinci aşama, 'NATO 1.0' olarak adlandırılan, İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip, Soğuk Savaş dönemini kapsayan ve gerçekçi tehdit değerlendirilmesinin yapılarak İttifakın misyonunu sürdürdüğü dönemdir. Bu kapsamda, hazır kuvvetler, muharebe hizmet desteği kapasitesi ve güvenilir yük paylaşımı ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde ittifakın temel önceliği, kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş sonrasında küresel sistemde yaşanan köklü değişim ile birlikte birçok Avrupalı Müttefik savunma harcamalarını, kuvvetlerini, stoklarını ve sanayi kapasitesini azaltmıştır. 'NATO 2.0' olarak tanımlanan bu dönemin odak noktası terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekatlar olmuştur." Bakan Güler, 2014'ten bu yana konvansiyonel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifak üyelerini yeni bir aşamaya, yani "NATO 3.0" dönemine taşıdığını ifade etti. Bu sürecin temel sınamasının, NATO'nun krizleri yönetme ve her yönden gelen tehditlere karşılık verme kabiliyetini koruyarak, güvenilir kolektif savunmayı yeniden tesis etmesi olduğuna aktaran Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu durum, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlendiği, ancak transatlantik bağın ve ABD'nin genişletilmiş caydırıcılığının vazgeçilmezliğini koruduğu, daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir İttifakı gerekli kılmaktadır. Bu dönüşüm, olağanüstü karmaşık bir güvenlik ortamında gerçekleşmektedir. Ukrayna'daki savaş Avro-Atlantik güvenliğini şekillendirmeye devam ederken, İran, İsrail ve ABD'yi kapsayan son çatışma, bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir. Füze ve insansız hava aracı saldırıları, deniz ulaşımındaki kesintiler, enerji arzının sekteye uğraması ve tedarik zincirleri üzerindeki baskı, tehditlerin birbiriyle ne kadar derinden bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle NATO, doğu ve güney kanatları ile Avrupa-Atlantik alanının ötesindeki sınamaları kapsayan kapsamlı bir 360 derece bakış açısını muhafaza etmelidir. Böylesine kritik bir dönemde Avrupalı Müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bu, yalnızca daha yüksek bütçe rakamları açıklamakla gerçekleştirilemez. Savunma harcamaları, hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına ve muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir." Güler, ayrıca ittifaktaki külfet paylaşımında, operasyonel risk, coğrafi konum, hazırlık seviyesi, görev katkıları, sanayi kapasitesi ve kriz anında görev icra edebilme kabiliyetinin de dikkate alması gerektiğine işaret etti. ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığına ilişkin düzenlemelerinin, ittifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını daha da belirgin hale getirdiğini dile getiren Güler, şunları kaydetti: "Bu bakımdan Türkiye'nin tecrübesi son derece değerlidir. Avrupa'nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye, büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etmiş, hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayisine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekat icra etme kabiliyetini korumuştur. Bu geniş imkan ve kabiliyetler ile sahip olunan devamlılık, bugün hem Türkiye hem de İttifak için stratejik bir avantaja dönüşmüştür. Bazı müttefikler birliklerini yeniden teşkil etmeye, personel temin etmeye ve stoklarını yenilemeye çalışırken Türkiye mevcut yapıları ve operasyonel bilgi birikimi sayesinde derhal katkı sağlayabilmektedir." Bakan Güler, Türkiye'nin konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü ve sağlam askeri temeliyle "NATO 3.0" sürecinde güçlü bir konuma sahip olduğunun altını çizdi. Bugün, ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye'de 50 askeri geminin inşasına devam edildiğini hatırlatan Güler, şunları kaydetti: "İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar yalnızca milli imkan ve kabiliyetler değildir. Doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO'nun kabiliyet ve üretim açıklarının kapatılmasına katkı sağlayabileceklerdir. Türkiye savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı işbirliğini savunmaktadır. Müttefiklik ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir." Bakan Güler, bir diğer kritik meselenin ise Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağı olduğunu belirterek, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir" diye konuştu. Daha güçlü bir Avrupa sütununun, transatlantik bağı güçlendirirken, NATO'nun, Avrupa'nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü koruması gerektiğine vurgu yapan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Beklentimiz açıktır. NATO-AB işbirliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm Müttefiklerin eşit katılımı ve her Müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir." Ankara Zirvesi'nin, yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığına işaret eden Güler, zirvenin, NATO'nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayi üretimini, Ukrayna'ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşik olduğunu söyledi.

07 Temmuz 2026 09:33

Bakan Güler'den 5'inci Madde Vurgusu: Türkiye'nin İmkanları İttifak İçin Stratejik Avantaj

NATO'nun dönüşümünün genel hatlarıyla üç aşamada ele alınabileceğini dile getiren Güler, şunları kaydetti: "Birinci aşama, 'NATO 1.0' olarak adlandırılan, İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip, Soğuk Savaş dönemini kapsayan ve gerçekçi tehdit değerlendirilmesinin yapılarak İttifakın misyonunu sürdürdüğü dönemdir. Bu kapsamda, hazır kuvvetler, muharebe hizmet desteği kapasitesi ve güvenilir yük paylaşımı ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde ittifakın temel önceliği, kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş sonrasında küresel sistemde yaşanan köklü değişim ile birlikte birçok Avrupalı Müttefik savunma harcamalarını, kuvvetlerini, stoklarını ve sanayi kapasitesini azaltmıştır. 'NATO 2.0' olarak tanımlanan bu dönemin odak noktası terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekatlar olmuştur." Bakan Güler, 2014'ten bu yana konvansiyonel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifak üyelerini yeni bir aşamaya, yani "NATO 3.0" dönemine taşıdığını ifade etti. Bu sürecin temel sınamasının, NATO'nun krizleri yönetme ve her yönden gelen tehditlere karşılık verme kabiliyetini koruyarak, güvenilir kolektif savunmayı yeniden tesis etmesi olduğuna aktaran Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu durum, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlendiği, ancak transatlantik bağın ve ABD'nin genişletilmiş caydırıcılığının vazgeçilmezliğini koruduğu, daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir İttifakı gerekli kılmaktadır. Bu dönüşüm, olağanüstü karmaşık bir güvenlik ortamında gerçekleşmektedir. Ukrayna'daki savaş Avro-Atlantik güvenliğini şekillendirmeye devam ederken, İran, İsrail ve ABD'yi kapsayan son çatışma, bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir. Füze ve insansız hava aracı saldırıları, deniz ulaşımındaki kesintiler, enerji arzının sekteye uğraması ve tedarik zincirleri üzerindeki baskı, tehditlerin birbiriyle ne kadar derinden bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle NATO, doğu ve güney kanatları ile Avrupa-Atlantik alanının ötesindeki sınamaları kapsayan kapsamlı bir 360 derece bakış açısını muhafaza etmelidir. Böylesine kritik bir dönemde Avrupalı Müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bu, yalnızca daha yüksek bütçe rakamları açıklamakla gerçekleştirilemez. Savunma harcamaları, hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına ve muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir." Güler, ayrıca ittifaktaki külfet paylaşımında, operasyonel risk, coğrafi konum, hazırlık seviyesi, görev katkıları, sanayi kapasitesi ve kriz anında görev icra edebilme kabiliyetinin de dikkate alması gerektiğine işaret etti. ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığına ilişkin düzenlemelerinin, ittifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını daha da belirgin hale getirdiğini dile getiren Güler, şunları kaydetti: "Bu bakımdan Türkiye'nin tecrübesi son derece değerlidir. Avrupa'nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye, büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etmiş, hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayisine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekat icra etme kabiliyetini korumuştur. Bu geniş imkan ve kabiliyetler ile sahip olunan devamlılık, bugün hem Türkiye hem de İttifak için stratejik bir avantaja dönüşmüştür. Bazı müttefikler birliklerini yeniden teşkil etmeye, personel temin etmeye ve stoklarını yenilemeye çalışırken Türkiye mevcut yapıları ve operasyonel bilgi birikimi sayesinde derhal katkı sağlayabilmektedir." Bakan Güler, Türkiye'nin konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü ve sağlam askeri temeliyle "NATO 3.0" sürecinde güçlü bir konuma sahip olduğunun altını çizdi. Bugün, ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye'de 50 askeri geminin inşasına devam edildiğini hatırlatan Güler, şunları kaydetti: "İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar yalnızca milli imkan ve kabiliyetler değildir. Doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO'nun kabiliyet ve üretim açıklarının kapatılmasına katkı sağlayabileceklerdir. Türkiye savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı işbirliğini savunmaktadır. Müttefiklik ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir." Bakan Güler, bir diğer kritik meselenin ise Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağı olduğunu belirterek, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." diye konuştu. Daha güçlü bir Avrupa sütununun, transatlantik bağı güçlendirirken, NATO'nun, Avrupa'nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü koruması gerektiğine vurgu yapan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Beklentimiz açıktır. NATO-AB işbirliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm Müttefiklerin eşit katılımı ve her Müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir." Ankara Zirvesi'nin, yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığına işaret eden Güler, zirvenin, NATO'nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayi üretimini, Ukrayna'ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşik olduğunu söyledi.

07 Temmuz 2026 09:06

Nato Ankara Zirvesi - Milli Savunma Bakanı Güler, "Müttefikler Ankara'da" Programında Konuştu:

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." dedi. NATO'nun dönüşümünün genel hatlarıyla üç aşamada ele alınabileceğini dile getiren Güler, şunları kaydetti: "Birinci aşama, 'NATO 1.0' olarak adlandırılan, İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip, Soğuk Savaş dönemini kapsayan ve gerçekçi tehdit değerlendirilmesinin yapılarak İttifakın misyonunu sürdürdüğü dönemdir. Bu kapsamda, hazır kuvvetler, muharebe hizmet desteği kapasitesi ve güvenilir yük paylaşımı ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde ittifakın temel önceliği, kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş sonrasında küresel sistemde yaşanan köklü değişim ile birlikte birçok Avrupalı Müttefik savunma harcamalarını, kuvvetlerini, stoklarını ve sanayi kapasitesini azaltmıştır. 'NATO 2.0' olarak tanımlanan bu dönemin odak noktası terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekatlar olmuştur." Bakan Güler, 2014'ten bu yana konvansiyonel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifak üyelerini yeni bir aşamaya, yani "NATO 3.0" dönemine taşıdığını ifade etti. Bugün, ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye'de 50 askeri geminin inşasına devam edildiğini hatırlatan Güler, şunları kaydetti: "İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar yalnızca milli imkan ve kabiliyetler değildir. Doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO'nun kabiliyet ve üretim açıklarının kapatılmasına katkı sağlayabileceklerdir. Türkiye savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı işbirliğini savunmaktadır. Müttefiklik ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir." - "NATO-AB işbirliği kapsayıcı olmalı" Bakan Güler, bir diğer kritik meselenin ise Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağı olduğunu belirterek, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." diye konuştu. Daha güçlü bir Avrupa sütununun, transatlantik bağı güçlendirirken, NATO'nun, Avrupa'nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü koruması gerektiğine vurgu yapan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Beklentimiz açıktır. NATO-AB işbirliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm Müttefiklerin eşit katılımı ve her Müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir." Ankara Zirvesi'nin, yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığına işaret eden Güler, zirvenin, NATO'nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayi üretimini, Ukrayna'ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşik olduğunu söyledi.

07 Temmuz 2026 10:29

Yerli Ve Milli Gurur... Dünyanın Tercihi Türk Savunma Sanayisi Oldu

Zirve'nin ABD ile ilişkiler için önemine değinen Bakan Güler, "İlişkilerimiz savunmadan enerjiye kadar birçok alanda her geçen gün artan bir ivmeyle ilerliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın ABD Başkanı arasında tesis edilen samimi diyalog da ikili ilişkilerimizin olumlu seyrinde belirleyici rol oynamaktadır. Nitekim NATO'nun Ankara'da düzenlenecek Liderler Zirvesi vesilesiyle Sayın Başkan Trump'ı ilk kez Türkiye'de misafir edeceğiz. Zirve'nin, İttifak'ın yanı sıra ABD ile ikili ilişkilerimiz için de önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde başat rol oynayan ekonomik ve ticari ilişkilerimiz mütemadiyen gelişmektedir. Bu çerçevede ikili ticaret hacmimiz 2025 yılında 35 milyar dolara yaklaşarak son 10 yılda istikrarlı bir yükseliş göstermiştir. Elbette ki bunu yeterli görmüyoruz" diye konuştu. Türkiye'nin kaynaklarını çeşitlendirmeyi planlayan ABD şirketleri için yatırım fırsatlarına sahip olduğunu ifade eden Bakan Güler, şunları kaydetti: "Liderlerimizin belirlediği 100 milyar dolar ticaret hedefimize bir an önce ulaşmak için gerçek potansiyelimizi ortaya koyacak somut adımlar atmalıyız. Ticaret engellerini kaldırmak kesinlikle ekonomik iş birliğimizi artırmaya yardımcı olacaktır. Ayrıca ticaret alanında olduğu gibi yatırımlar konusu da ekonomik ilişkilerimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Bugün Türkiye'de yaklaşık 15 milyar dolarlık cari yatırımı bulunan 2000'den fazla Amerikan şirketi faaliyet göstermektedir. Türkiye kaynaklarını çeşitlendirmeyi planlayan ABD şirketleri için muazzam yatırım fırsatlarına sahiptir. Bu fırsatlardan yararlanacağınızı umuyoruz. Savunma sanayi de ikili iş birliğimizin daha da geliştirilebileceği önemli ve kritik bir alan olarak öne çıkmaktadır. Gerek ekonomik hedeflerimize ulaşma noktasında gerekse bölgesel ve uluslararası düzeyde ortak güvenlik çıkarlarımıza hizmet etmesi bakımından bu alandaki iş birliğimizin daha da artırılmasını son derece kıymetli görüyoruz." Ar-Ge ve teknoloji transferleri dahil ABD'li firmalarla iş birliğine hazır olduklarını ifade eden Bakan Güler, "Türk-Amerikan iş dünyasının değerli temsilcilerine de her fırsatta belirttiğimiz üzere savunma sanayisinde ortak üretim Ar-Ge ve teknoloji transferi dahil birçok başlıkta ABD'li firmalarla iş birliğine hazırız. Bu kapsamda Bakanlığımıza bağlı birimler ve şirketler tarafından hazırlanan tekliflerimiz ABD makamlarına iletilmiştir ve iletilmektedir. Şu bir gerçek ki Türk savunma sanayisinin son yıllarda gösterdiği büyük ilerleme tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Bugün itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki ekipmanların yerlilik oranı yüzde 80'i aşmış durumdadır. Savunma sanayi ekosistemimiz; 3 bin 500'den fazla şirketi ve 100 binin üzerinde nitelikli personeli bünyesinde barındırmaktadır. Bu süreçte bir yandan kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken diğer yandan dost ve müttefiklerimiz için güvenilir savunma tedarik alternatifleri sunuyoruz" sözlerini söyledi. Türkiye'nin 2025 yılında 185 ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ettiğini ifade eden Bakan Güler, "Türkiye, 2025 yılında 185 farklı ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ederek toplamda 10 milyar 54 milyon dolarlık bir ihracat hacmine ulaşmıştır. Bu rakamlar hem büyüyen kapasitemizi hem de küresel rekabet gücümüzü yansıtmaktadır. Artık Türkiye küresel bir tedarikçi olma yolundadır. Savunma sanayi şirketlerimiz 50'den fazla ülkede yerleşik temsilciliklere sahip olup yerel ortaklarıyla ortak girişimler kurmaktadır. Bu bağlamda Türk ve Amerikan şirketleri arasında daha güçlü ortaklıklar için önemli bir potansiyel olduğuna inanıyoruz. Nitekim Mayıs ayında İstanbul'da düzenlenen SAHA EXPO Fuarına 100'e yakın Amerikan firmasının katılmış olması ve Lockheed Martin ve GE Aerospace gibi Amerikan şirketleriyle milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzalanması iş birliğimizin önemli göstergeleridir. Aramızdaki bu güçlü iş birliğini daha da derinleştirmek istiyoruz" şeklinde konuştu.

07 Temmuz 2026 00:41

"Bu İşte Patron Biziz" Diyenler Bile Kabul Etti! Dünyanın Tercihi Türk Savunma Sanayii Oldu

Zirve'nin ABD ile ilişkiler için önemine değinen Bakan Güler, "İlişkilerimiz savunmadan enerjiye kadar birçok alanda her geçen gün artan bir ivmeyle ilerliyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın ABD Başkanı arasında tesis edilen samimi diyalog da ikili ilişkilerimizin olumlu seyrinde belirleyici rol oynamaktadır. Nitekim NATO'nun Ankara'da düzenlenecek Liderler Zirvesi vesilesiyle Sayın Başkan Trump'ı ilk kez Türkiye'de misafir edeceğiz. Zirve'nin, İttifak'ın yanı sıra ABD ile ikili ilişkilerimiz için de önemli bir dönüm noktası olmasını temenni ediyoruz. Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde başat rol oynayan ekonomik ve ticari ilişkilerimiz mütemadiyen gelişmektedir. Bu çerçevede ikili ticaret hacmimiz 2025 yılında 35 milyar dolara yaklaşarak son 10 yılda istikrarlı bir yükseliş göstermiştir. Elbette ki bunu yeterli görmüyoruz" diye konuştu. Türkiye'nin kaynaklarını çeşitlendirmeyi planlayan ABD şirketleri için yatırım fırsatlarına sahip olduğunu ifade eden Bakan Güler, şunları kaydetti: "Liderlerimizin belirlediği 100 milyar dolar ticaret hedefimize bir an önce ulaşmak için gerçek potansiyelimizi ortaya koyacak somut adımlar atmalıyız. Ticaret engellerini kaldırmak kesinlikle ekonomik iş birliğimizi artırmaya yardımcı olacaktır. Ayrıca ticaret alanında olduğu gibi yatırımlar konusu da ekonomik ilişkilerimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Bugün Türkiye'de yaklaşık 15 milyar dolarlık cari yatırımı bulunan 2000'den fazla Amerikan şirketi faaliyet göstermektedir. Türkiye kaynaklarını çeşitlendirmeyi planlayan ABD şirketleri için muazzam yatırım fırsatlarına sahiptir. Bu fırsatlardan yararlanacağınızı umuyoruz. Savunma sanayi de ikili iş birliğimizin daha da geliştirilebileceği önemli ve kritik bir alan olarak öne çıkmaktadır. Gerek ekonomik hedeflerimize ulaşma noktasında gerekse bölgesel ve uluslararası düzeyde ortak güvenlik çıkarlarımıza hizmet etmesi bakımından bu alandaki iş birliğimizin daha da artırılmasını son derece kıymetli görüyoruz." Ar-Ge ve teknoloji transferleri dahil ABD'li firmalarla iş birliğine hazır olduklarını ifade eden Bakan Güler, "Türk-Amerikan iş dünyasının değerli temsilcilerine de her fırsatta belirttiğimiz üzere savunma sanayisinde ortak üretim Ar-Ge ve teknoloji transferi dahil birçok başlıkta ABD'li firmalarla iş birliğine hazırız. Bu kapsamda Bakanlığımıza bağlı birimler ve şirketler tarafından hazırlanan tekliflerimiz ABD makamlarına iletilmiştir ve iletilmektedir. Şu bir gerçek ki Türk savunma sanayisinin son yıllarda gösterdiği büyük ilerleme tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Bugün itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki ekipmanların yerlilik oranı yüzde 80'i aşmış durumdadır. Savunma sanayi ekosistemimiz; 3 bin 500'den fazla şirketi ve 100 binin üzerinde nitelikli personeli bünyesinde barındırmaktadır. Bu süreçte bir yandan kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken diğer yandan dost ve müttefiklerimiz için güvenilir savunma tedarik alternatifleri sunuyoruz" sözlerini söyledi. Türkiye'nin 2025 yılında 185 ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ettiğini ifade eden Bakan Güler, "Türkiye, 2025 yılında 185 farklı ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ederek toplamda 10 milyar 54 milyon dolarlık bir ihracat hacmine ulaşmıştır. Bu rakamlar hem büyüyen kapasitemizi hem de küresel rekabet gücümüzü yansıtmaktadır. Artık Türkiye küresel bir tedarikçi olma yolundadır. Savunma sanayi şirketlerimiz 50'den fazla ülkede yerleşik temsilciliklere sahip olup yerel ortaklarıyla ortak girişimler kurmaktadır. Bu bağlamda Türk ve Amerikan şirketleri arasında daha güçlü ortaklıklar için önemli bir potansiyel olduğuna inanıyoruz. Nitekim Mayıs ayında İstanbul'da düzenlenen SAHA EXPO Fuarına 100'e yakın Amerikan firmasının katılmış olması ve Lockheed Martin ve GE Aerospace gibi Amerikan şirketleriyle milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzalanması iş birliğimizin önemli göstergeleridir. Aramızdaki bu güçlü iş birliğini daha da derinleştirmek istiyoruz" şeklinde konuştu.

07 Temmuz 2026 08:26

2025 Yılında 185 Farklı Ülkeye 230 Çeşit Savunma Ürünü İhracı

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Türkiye, 2025 yılında 185 farklı ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ederek toplamda 10 milyar 54 milyon dolarlık bir ihracat hacmine ulaşmıştır. Bu rakamlar hem büyüyen kapasitemizi hem de küresel rekabet gücümüzü yansıtmaktadır" dedi. Bakan Güler, konuşmasının devamında, "Şu bir gerçek ki Türk savunma sanayisinin son yıllarda gösterdiği büyük ilerleme tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Bugün itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki ekipmanların yerlilik oranı yüzde 80'i aşmış durumdadır. Savunma sanayi ekosistemimiz; 3 bin 500'den fazla şirketi ve 100 binin üzerinde nitelikli personeli bünyesinde barındırmaktadır. Bu süreçte bir yandan kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken diğer yandan dost ve müttefiklerimiz için güvenilir savunma tedarik alternatifleri sunuyoruz. Türkiye, 2025 yılında 185 farklı ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ederek toplamda 10 milyar 54 milyon dolarlık bir ihracat hacmine ulaşmıştır. Bu rakamlar hem büyüyen kapasitemizi hem de küresel rekabet gücümüzü yansıtmaktadır. Artık Türkiye küresel bir tedarikçi olma yolundadır. Savunma sanayi şirketlerimiz 50'den fazla ülkede yerleşik temsilciliklere sahip olup yerel ortaklarıyla ortak girişimler kurmaktadır. Bu bağlamda Türk ve Amerikan şirketleri arasında daha güçlü ortaklıklar için önemli bir potansiyel olduğuna inanıyoruz. Nitekim mayıs ayında İstanbul'da düzenlenen SAHA EXPO Fuarına 100'e yakın Amerikan firmasının katılmış olması ve Lockheed Martin ve GE Aerospace gibi Amerikan şirketleriyle milyarlarca dolarlık sözleşmeler imzalanması iş birliğimizin önemli göstergeleridir. Aramızdaki bu güçlü iş birliğini daha da derinleştirmek istiyoruz. Ülkemiz özellikle gemi inşasından uçak gemisi ve denizaltılara, insansız deniz araçlarından yüksek teknolojiye sahip savaş gemilerine kadar birçok alanda büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Bu kapsamda tersanelerimizin ABD donanmasının da ihtiyaçlarına uygun gemileri inşa edilebilecek, bölgemizde görev yapan deniz platformlarının bakım ve onarımlarını gerçekleştirebilecek yeteneklere sahip olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Sonuç olarak savunma sanayi iş birliğimizin bu muazzam potansiyelini ortaya çıkarmak için ülkemize yönelik uygulanan tüm engellerin kaldırılmasını bekliyoruz." Bakan Güler, NATO kapsamında planlanan programa da değinerek, "Sizlerin de yakından takip ettiği üzere küresel ve bölgesel düzeyde belirsizliğin öngörülemezliğin ve çok katmanlı tehditlerin hüküm sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Bu değişken ve öngörülemez ortamda tarihin en başarılı savunma örgütü olan NATO'nun ve müttefikler arası dayanışmanın kritik önemi her zamankinden daha fazla artmaktadır. Ev sahipliği yaptığımız NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi ülkemizin İttifak'ın ilke ve hedeflerine olan sarsılmaz bağlılığını ve diplomatik etki gücünü küresel ölçekte mühürleyecek tarihî bir fırsattır. Zirve kapsamında yarın geniş kapsamlı bir Savunma Sanayi Forumunu da düzenleyeceğiz. Burada özellikle vurgulamak isterim ki bu Forum, geçmiş dönemlerdeki gibi bir 'side event' yani bir yan etkinlik veya sosyal bir buluşma platformu değildir. Aksine bu Forum, Ankara Zirvesi'nin ajandasında doğrudan yer alan bir 'zirve faaliyeti' olarak ilk kez resmî etkinlik planlamasına dâhil edilmiştir. Bu çerçevede Forum, müttefik ülkelerin kamu kurumlarını, savunma sanayi şirketlerini ve küresel paydaşları bir araya getirerek yeni ortaklıkların geliştirilmesine zemin hazırlayacaktır. Ayrıca Forumda müttefiklerimizin teknolojik entegrasyonunu bir üst seviyeye taşıyacak, küresel savunma pazarında büyük yankı uyandıracak stratejik önemdeki projeler için resmî imza törenleri de düzenlenecektir. İkili temaslarımız Türkiye-ABD iş birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından önemlidir. Bu anlayışla Türkiye-ABD ilişkilerinin; karşılıklı güven, ortak çıkarlar ve dostluk temelinde önümüzdeki dönemde çok daha ileri seviyelere ulaşacağına yürekten inanıyorum" dedi.

07 Temmuz 2026 09:05

Bakan Güler, Nato Zirvesi'nde 5'inci Maddeye Bağlılığın Önemini Vurguladı

Bakan Güler, "Ankara'dan verilecek mesaj açık olmalıdır. 5'inci maddeye bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askerî güçle desteklenecektir" dedi. İkinci aşama olan NATO 2.0 döneminde odak noktasının terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekâtlar olduğuna dikkat çeken Güler, 2014 yılından itibaren ise konvansiyonel savaşın NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabetinin ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifakı NATO 3.0 dönemine taşıdığını ifade etti. NATO 3.0 dönemi ve güvenlik tehditleri NATO 3.0 döneminin temel sınamasının, NATO'nun krizleri yönetme ve her yönden gelen tehditlere karşılık verme kabiliyetini koruyarak güvenilir kolektif savunmayı yeniden tesis etmesi olduğunu söyleyen Güler, "Bu durum; Avrupa'nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlendiği, ancak transatlantik bağın ve ABD'nin genişletilmiş caydırıcılığının vazgeçilmezliğini koruduğu, daha güçlü, daha gerçekçi ve dengeli bir İttifakı gerekli kılmaktadır" dedi. ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığına ilişkin düzenlemelerin ittifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını belirgin hale getirdiğini ifade eden Bakan Güler, "Bu bakımdan Türkiye'nin tecrübesi son derece değerlidir. Avrupa'nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken, Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye, büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etmiş; hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekât icra etme kabiliyetini korumuştur" dedi. Bakan Güler, Türkiye'nin savunma sanayisi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı savunduğunu aktararak, "İttifak ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir. Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir" dedi.

07 Temmuz 2026 11:18

Bakan Güler Rotayı Çizdi: Hava Savunması Ve Balistik Füzeye Öncelik Verecek

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ile SETA Vakfı iş birliğinde düzenlenen "Müttefikler Ankara'da" programında yaptığı konuşmada, NATO'nun kritik bir süreçten geçtiğini belirtti. Bugün ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye'de 50 askeri geminin yapımının sürdüğünü belirten Güler, bu kabiliyetlerin yalnızca Türkiye için değil NATO'nun üretim ve yetenek açıklarının kapatılması açısından da önemli katkılar sağlayacağını söyledi. Avrupa güvenlik girişimlerinin AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini de kapsaması gerektiğini vurgulayan Güler, "Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayii, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye'nin dışlanması, Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir." ifadelerini kullandı. Ankara'dan verilecek mesajın net olması gerektiğini dile getiren Güler, "5'inci maddeye olan bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askeri güçle desteklenecektir." diye konuştu. Konuşmasının sonunda Türkiye'nin NATO içinde sorumluluk üstlenen ve savunma yatırımlarına önem veren bir müttefik olduğunu belirten Bakan Güler, "Türkiye, NATO'nun yükünü paylaşan, sahada sorumluluk üstlenen ve geleceğin kabiliyetlerine yatırım yapan bir müttefiktir. Bundan sonra da NATO'nun savunma ve caydırıcılığına katkı sağlamaya ve NATO'nun dönüşümünü aktif şekilde desteklemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

07 Temmuz 2026 09:30

2025 Savunma Sanayi Karnesi: 185 Ülkeye 230 Ürün İhracı

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye-ABD Savunma Sanayii Yemeği'nde iki ülke ilişkilerinin güçlendiğini belirtti. Sektörün 3 bin 500'den fazla şirket ve 100 bini aşkın nitelikli personelden oluştuğunu ifade eden Güler, Türkiye'nin 2025 yılında 185 ülkeye 230 farklı savunma ürünü ihraç ederek 10 milyar 54 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini vurguladı: "Bugün itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki ekipmanların yerlilik oranı yüzde 80'i aşmış durumdadır. Savunma sanayi ekosistemimiz; 3 bin 500'den fazla şirketi ve 100 binin üzerinde nitelikli personeli bünyesinde barındırmaktadır. Bu süreçte bir yandan kendi ihtiyaçlarımızı karşılarken diğer yandan dost ve müttefiklerimiz için güvenilir savunma tedarik alternatifleri sunuyoruz. Türkiye, 2025 yılında 185 farklı ülkeye 230 çeşit savunma ürünü ihraç ederek toplamda 10 milyar 54 milyon dolarlık bir ihracat hacmine ulaşmıştır. Bu rakamlar hem büyüyen kapasitemizi hem de küresel rekabet gücümüzü yansıtmaktadır. Artık Türkiye küresel bir tedarikçi olma yolundadır" Odatv.

07 Temmuz 2026 09:41

Bakan Güler: Ankara'dan Verilecek Mesaj Açık Olmalıdır

"Ankara'dan verilecek mesaj açık olmalıdır" Zirvenin kritik bir dönemde gerçekleştirildiğini belirten Güler, NATO'nun birlik ve kararlılık mesajı vermesi gerektiğini ifade etti. "NATO artık sadece askeri bir ittifak değil" Güler, NATO'nun yalnızca askeri bir yapı olmadığını belirterek, ittifakın kolektif savunmanın yanı sıra siyasi iş birliği ve transatlantik bağları güçlendiren önemli bir yapı haline geldiğini söyledi. Konuşmasında NATO'nun gelişimini "NATO 1.0", "NATO 2.0" ve "NATO 3.0" dönemleri olarak değerlendiren Güler, değişen güvenlik şartlarına uyum sağlanmasının zorunlu olduğunu ifade etti. "Türkiye NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip" Türkiye'nin NATO içerisindeki stratejik konumuna dikkat çeken Yaşar Güler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ittifakın en büyük ikinci ordusu olduğunu vurguladı.

07 Temmuz 2026 12:39

Nato Zirvesi Başlıyor! Bakan Güler'den Önemli Açıklamalar

Zirve öncesi SETA ve MSC ortaklığında düzenlenen "Müttefikler Ankara'da" programında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler önemli açıklamalar yaptı. Bakan Güler, "Askeri kapasitesi, savunma sanayisi, konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir." dedi. 5'inci maddeye bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askeri güçle desteklenecektir.

07 Temmuz 2026 09:21

Bakan Güler'den Avrupa'ya Nato Uyarısı: 'Bizsiz Güvende Olamazsınız!'

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Avrupa'nın savunma adımlarını değerlendirirken, Türkiye'nin dışlandığı bir güvenlik mimarisinin çökeceği uyarısında bulundu.

07 Temmuz 2026 09:33

Bakan Güler: Ankara'dan Verilecek Mesaj Açık Olmalıdır

Ankara'da tarihi NATO zirvesi başlarken, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'den kritik açıklamalar geldi. 5'inci maddeye bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askeri güçle desteklenecektir.

07 Temmuz 2026 10:01

Bakan Güler: Türkiye, Nato'nun En Güçlü İkinci Ordusuna Sahip

Ancak bu katkı NATO ile rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir.' dedi.

07 Temmuz 2026 12:33

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha