
Son yıllarda yapılan araştırmalar, bağırsak sağlığını değerlendirirken yalnızca "Ne yediğimiz?" sorusunun yeterli olmadığını gösteriyor. Artık bilim insanları, "Ne zaman yediğimiz?" ve "Hangi ruh hâliyle yediğimiz?" sorularının da en az besin seçimi kadar önemli olduğunu vurguluyor. Araştırmacılar bu durumu "Çifte darbe" olarak tanımlamış. Çünkü hem stres hem de geç saatlerde yemek yeme alışkanlığı bağırsak sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Araştırmada, günlük enerji alımlarının yüzde 25'inden fazlasını saat 21.00'dan sonra tüketen bireylerde sindirim sorunlarının daha sık görüldüğü bildirilmiş. Bu durum bize bağırsak sağlığının yalnızca besin seçimiyle değil, beslenme zamanlamasıyla da ilişkili olduğunu gösteriyor. 1. Gün içinde düzenli öğünler oluşturmaya çalışın. 2. Tüketmeniz gereken kalorinin büyük bölümünü akşam saatlerine bırakmamaya özen gösterin. 4. Stres yönetimini beslenmenin ayrılmaz bir parçası olarak görün. 5. Yeterli uyku, fiziksel aktivite ve düzenli yaşam alışkanlıklarının da bağırsak sağlığını desteklediğini unutmayın.
Kaynak: Milliyet
24 Haziran 2026 09:32
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Sıcaklarla Başa Çıkmada Destek Kuvvetler
Vücudumuz, sıcak havalarda bir klima gibi iç sıcaklığını dengede tutarken; terler, minerallerini harcar ve enerji tüketir. O yüzden sıcak havalarda vücudumuzun savunma sisteminin bir parçası olan 5 besini ve sağlıklı içecekleri hatırlıyoruz Yazın bazı günlerinde neden kendinizi normalden daha yorgun, halsiz ve enerjisiz hissedersiniz hiç düşündünüz mü? Dışarı adım attığınız anda sanki görünmez bir ağırlık omuzlarınıza çöker. Bu 5 sebze meyveyi sıcak yaz aylarında sofranızdan eksik etmeyin. 1-Karpuz: Yaklaşık yüzde 90'dan fazlası sudan oluşan karpuz, yaz mevsiminin en sevilen meyvelerinden biridir. 2-Salatalık: Su oranı en yüksek sebzelerden biri olan salatalık, düşük kalorili yapısıyla da öne çıkar. 3-Kavun: Potasyum açısından zengin olan kavun, sıcak havalarda terle kaybedilen minerallerin yerine konmasına yardımcı olabilir. 4-Domates: Yaz sofralarının vazgeçilmezi olan domates hem su hem de likopen açısından zengindir. 5-Yeşil yapraklılar ve taze otlar: Roka, maydanoz, dereotu, nane ve fesleğen gibi yeşillikler yalnızca vitamin ve mineral sağlamakla kalmaz; yemeklere ferah bir aroma da katar. Su, sıcak havalarda tartışmasız en önemli içecek. Özellikle ayran, içerdiği sıvı ve mineraller sayesinde sıcak günlerde iyi bir seçenek olabilir.
21 Haziran 2026 11:57

2027'den Merhaba
Türkiye, 6 Haziran itibarıyla bir yıl boyunca kullanabileceği doğal kaynakların tamamını tüketti. Bu tarih, Dünya Limit Aşım Günü (Earth Overshoot Day) olarak adlandırılıyor ve ülkelerin ekolojik bütçelerini ne kadar hızlı tükettiklerini gösteren önemli bir gösterge. Limit Aşım Günü, insanların doğadan talep ettiği kaynakların, gezegenin aynı yıl içerisinde kendini yenileyebilme kapasitesini aştığı günü ifade eder. Bu yıl Dünya genelinde Limit Aşım Günü 30 Temmuz olarak hesaplanırken, Türkiye bu sınıra çok daha erken ulaşarak, 6 Haziran'da yıllık doğal kaynak bütçesini tüketmiş durumda. Şu anda 2027'nin ilk 15 gününü geride bıraktık bile. Her israf edilen gıda; boşa harcanan su, enerji, emek ve toprak anlamına geliyor. Her yıl geleceğin kaynaklarından biraz daha fazla borç alıyoruz.
17 Haziran 2026 11:09

Vücudumuzdaki Sessiz Yangın
Bunlardan biri de "inflammaging"; yani sessiz ama kronik bir iltihaplanma süreci. Son yıllarda bilim insanlarının üzerinde yoğunlaştığı bu görünmez değişimlerden biri de "inflammaging" olarak adlandırılan kronik düşük düzeyli inflamasyon süreci. Her ne kadar tek bir besin yaşlanmayı durdurmasa da bazı besinler içeriklerindeki güçlü antioksidanlar, Omega-3 yağ asitleri ve prebiyotik bileşenler sayesinde vücuttaki kronik inflamasyonun azaltılmasına destek olabilir. 2. Yağlı balıklar Somon, sardalya ve uskumru gibi yağlı balıklar, EPA ve DHA adı verilen Omega-3 yağ asitlerinin önemli kaynaklarından. 4. Yeşil yapraklı sebzeler Ispanak, roka, semizotu ve karalahana gibi yeşil yapraklı sebzeler; vitaminler, mineraller ve antioksidan içerikleri ile düzenli tüketildiklerinde oksidatif stresi azaltarak inflamasyonla mücadeleye katkı sağlar. 5. Fermante besinler Son yıllarda yapılan çalışmalar, yaş alma sürecinin yalnızca genetik ve çevresel faktörlerden etkilenmediğini, bağırsak mikrobiyotasının da önemli bir rol oynadığını gösteriyor. Araştırmada 65-75 yaşlarındaki bireyler, dört hafta boyunca farklı beslenme modellerine yönlendirilmiş ve yaşlanmayla ilişkili biyobelirteçler değerlendirilmiş. Özellikle sebze, meyve, baklagil ve tam tahıllardan zengin bir beslenme modeli, inflammaging olarak adlandırılan kronik düşük düzeyli inflamasyonun azaltılmasına katkı sağlayabilir.
14 Haziran 2026 08:23

Kas Kaybı Sandığınızdan Daha Tehlikeli Olabilir
Araştırmalar, kas kütlesindeki azalmanın diyabet, kalp-damar hastalıkları, kronik inflamasyon ve bilişsel gerileme gibi birçok sağlık sorunu ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Kas sağlığı denince akla gelen önemli kavramlardan biri de sarkopeni. Sarkopeni, yalnızca kas miktarındaki azalmayı değil, kas fonksiyonlarındaki düşüşü de kapsayan bir durum. Kas sağlığının korunmasında yalnızca yeterli miktarda protein tüketmek değil, protein kaynaklarının çeşitliliği de büyük önem taşıyor. Özellikle Alzheimer hastalığı üzerine yapılan çalışmalar, kas gücü düşük bireylerde bilişsel gerilemenin daha sık görülebildiğini gösteriyor. Araştırmacılar, haftada beş veya daha fazla yumurta tüketen yaşlı bireylerde Alzheimer hastalığı riskinin yüzde 27'ye kadar daha düşük olduğunu ortaya koymuş.
10 Haziran 2026 08:22

Tatil Sonrası Yorgunluğu Neden Geçmiyor?
Bayram tatilinin ardından yeniden işe, okula ve günlük koşuşturmaya dönülen ilk gün, pek çok birey için tam anlamıyla "sendromlu bir pazartesi" oldu. Son yıllarda sıkça konuşulan "Post-Vacation Blues", yani tatil sonrası hüznü, tam da bu dönemi tanımlıyor. Eğer yorgunluk hissi uzun sürüyor, gün içinde enerjiniz bir türlü yerine gelmiyor ve konsantrasyon sorunları yaşamaya başladıysanız, bazı vitamin ve mineral eksiklikleri de bu tabloya eşlik ediyor olabilir. Özellikle demir, B12 vitamini, folat, magnezyum ve D vitamini gibi besin ögeleri vücudun enerji üretim mekanizmalarında önemli görevler üstleniyor. Bu nedenle tatil sonrası dönemde enerjiyi yeniden kazanmak için yalnızca uyku düzenine değil, tabağınızın içeriğine de dikkat etmek kıymetli. Neyse ki çoğu zaman bu yorgunluk kalıcı değil. Bu süreçte uyku saatlerini yeniden düzene oturtmak, yeterli su içmek ve öğün düzenine geri dönmek çok önemli. Özellikle güne protein içeren dengeli bir kahvaltıyla başlamak ve gün boyunca ilave şeker içeren atıştırmalıklardan uzak durmak, enerji dalgalanmalarının önüne geçmeye yardımcı olabilir. Bu nedenle gün içinde düzenli su tüketmeye özen göstermek, ayran, kefir, maden suyu gibi içeceklerden faydalanmak ve sebze-meyve tüketimini artırarak elektrolit alımını desteklemek, özellikle bayram sonrası dönemde ve sıcak havaların etkisini göstermeye başladığı günlerde enerjinin korunmasına yardımcı olabilir.
07 Haziran 2026 07:12

Nefes Aldığımız Gelecek
Her sabah nefes aldığımız hava, içtiğimiz su, soframıza gelen besinler ve yaşamımızı sürdürebilmemizi sağlayan sayısız kaynak doğadan geliyor. Ancak bugün iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı, su kaynaklarının azalması ve çevre kirliliği gibi konular bu hassas dengeyi her geçen gün daha fazla tehdit ediyor. Tam da bu nedenle her yıl 5 Haziran'da kutlanan Dünya Çevre Günü, çevreyi korumanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu hatırlatıyor. Bu yılın Çevre Günü teması oldukça güçlü bir mesaj ile yayınlandı. Bu nedenle doğayı korumak aynı zamanda kendi sağlığınızı ve yaşam kalitenizi de korumak anlamına geliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), zoonotik hastalıkların önlenmesi, antimikrobiyal dirençle mücadele ve gıda güvenliğinin sağlanması için bu yaklaşımın kritik önemini vurguluyor. Son yıllarda yaşanan küresel sağlık krizleri de bize doğa ile sağlık arasındaki güçlü bağı bir kez daha gösterdi. Bu nedenle geleceğin sağlık politikalarında yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil, çevreyi ve ekosistemleri koruyarak hastalıkları önlemek de oldukça kıymetli.
03 Haziran 2026 07:37

Bayram Sonrası Detoks Zamanı
Çoğumuz bayramdan sonra fiziksel değil, psikolojik olarak arınma ihtiyacı hissederiz. Oysa bayramdan sonra bedenin ihtiyacı olan şey çoğu zaman radikal detokslar değil, yeniden dengeye dönebilmek. Bu yüzden bayramdan sonra yapılacak en önemli şey, bedeninizi cezalandırmak değil ona yeniden ritim kazandırmak. Ancak burada önemli olan litre hesabı yapmak değil, gün içine yayılmış düzenli bir alışkanlık oluşturmak. Bayramdan sonra çoğu kişinin en sık yaptığı davranışlardan biri, birkaç gün boyunca çok düşük kalorili beslenmeye çalışmaktır. "Nasıl olsa fazla kaçırdım" düşüncesiyle öğün atlamak, sadece meyve tüketmek veya uzun süre aç kalmak, ilk etapta hafiflik hissi verse de çoğu zaman sürdürülebilir değildir. Yani beden aslında cezalandırılmayı değil, sakinleşmeyi ister. Çünkü fazla yemek yemenin ardından suçluluk duygusu ortaya çıkar. Bu nedenle detoks bazen biyolojik değil, duygusal bir kavrama dönüşebiliyor. Malzemesi: - 1 kabak (çiğ) - 1-2 salatalık - Çeyrek demet dereotu - 30-40 g tuzsuz fıstık - 1 kâse yoğurt - 1 çay kaşığı tuz - Buz ve su Yapılışı: Bütün malzeme küçük küçük doğranıp yoğurtla karıştırılır; dilerseniz sarımsak da ilave ederek tüketebilirsiniz. Daha uzun süre tokluk için, içine 2-3 yemek kaşığı nohut veya mercimek ilave edilebilir. Malzemesi: - 1 limon suyu - 1 elma - 1 demet maydanoz Yapılışı: Tüm malzeme, 1 buçuk litre suda kaynatılır ve süzülür.
31 Mayıs 2026 07:31

Bayramın Asıl Tadı Neden Hafızada Saklı?
Kurban Bayramı denince çoğu kişinin aklına aynı sahneler gelir. Bu yüzden bayram yemekleri sadece açlığı değil, geçmişi de doyurur. Yıllar sonra aynı yemeği tattığınızda hissettiğiniz 'eski bayram' duygusu tesadüf değildir. Bir lokma et bazen kalabalık aile sofralarını, bazen artık hayatta olmayan bir büyüğün sesini hatırlatır. Bayram sofraları ise bu hızlı düzenin kısa süreliğine yavaşladığı nadir anlardan biri. Özellikle aile sofralarında "Biraz daha al" cümlesi çoğu zaman sevginin bir göstergesi olarak görülür. Bayramın ilk günü birçok evde kahvaltı sofralarının başrolünde kavurma olur. Yani bayram rehaveti bazen tamamen metabolik bir durumdan kaynaklanabilir. Böylece hem bayram sofralarının keyfi korunur hem de gün sonunda hissedilen ağırlık daha hafif geçebilir.
27 Mayıs 2026 06:43

Bir Sendromdan Fazlası: Kadın Bedeninin Sessiz Sinyali
Yıllardır "PCOS" yani Polikistik Over Sendromu diye bildiğimiz tablo, tam da bu yüzden yeniden tanımlanıyor:PMOS yani Poliendokrin Metabolik Over Sendromu Kadınların en çok duyduğu cümlelerden biri belki de şu: "Biraz kilo verirsen düzelir." Ama bazen mesele sadece kilo değil; sürekli yorgun hissetmek, tatlı krizleri yaşamak, kilo vermekte zorlanmak, adet düzensizlikleri, akne, tüylenme ya da ruh hâli dalgalanmaları… Uzmanlar, bugün bu tabloyu çok daha geniş bir perspektiften ele alıyor: PMOS yani Poliendokrin Metabolik Over Sendromu. Ve her 8 kadından 1'i bu çok yönlü sendromdan etkileniyor. Kadın sağlığı maalesef çoğu zaman yalnızca adet düzeni ya da doğurganlık üzerinden değerlendiriliyor. Üstelik bu durum zamanla hormonal sistemi daha da etkileyerek bir döngü oluşturabiliyor. Geçen hafta İstanbul'da düzenlenen European Congress on Obesity 2026'da da özellikle 'Metabolik hastalıklar ve kadın sağlığı arasındaki ilişki' dikkat çeken başlıklardan biriydi. 1- Kan şekerini dengeleyen öğünler oluşturun. 2- Uzun süre aç kalmamaya çalışın. 3- Hareketi ceza değil destek olarak görün, düzenli hareket edin. 4- Uyku düzeninizi önemseyin. Yetersiz uyku hormonal dengeyi ve iştah mekanizmasını etkileyebilir. 5- Stres yönetimini ihmal etmeyin. Advances dergisinde yer alan çalışmada kronik olarak 7 saatten az uyuyan bireylerin yaşam beklentilerinin anlamlı şekilde düştüğü görülüyor. Böylece bir kısır döngü oluşur. Triptofan, B6 vitamini, omega-3 yağ asitleri, magnezyum ve potasyum içeren besinler doğal melatonin sentezini destekler.
24 Mayıs 2026 10:55

Bayrama Yaklaşırken
Ancak bayram boyunca değişen öğün düzeni, artan kırmızı et tüketimi ve tatlı ikramları sindirim problemlerinden kilo artışına kadar pek çok sağlık sorununu beraberinde getirebilir. Bayramı keyifle geçirirken sağlığınızı korumak için beslenmede dengeyi sağlamak oldukça önemli. Bayram sofralarının baş tacı kırmızı et, yüksek kaliteli protein içeriğiyle elbette kıymetli. Bayram boyunca her öğünde et tüketmek yerine denge kurmaya özen gösterin. Her gün bir porsiyon karpuz tüketenlerde kalp sağlığı açısından daha olumlu etkiler gözlemlenmiş. Bayram döneminde öğün saatlerinin değişmesi ve ağır yemeklerin artması sindirim sistemi üzerinde yük oluşturabilir. Havaların da ısınmasıyla birlikte yemek sonrası yapılacak 20-30 dakikalık yürüyüşler hem sindirimi destekler hem de kan şekeri kontrolüne yardımcı olur. Unutmayın; önemli olan tek bir öğün değil, genel beslenme düzenidir.
20 Mayıs 2026 07:30

Sağlığınız İçin Adım Atın
Oysa sağlık için günde yedi bin adım yetiyor. The Lancet Public Health dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı araştırma da günlük adım sayısındaki artışın, yaşam süresi, kalp sağlığı ve zihinsel iyilik hâli üzerinde güçlü etkiler oluşturduğunu gösteriyor. 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü tüm bunları hatırlamak için bir fırsat aslında. Oysa bedenin ihtiyaç duyduğu en temel şeylerden biri çoğu zaman çok daha basit; düzenli hareket. Araştırmacılar günlük adım sayısı arttıkça sağlık risklerinin belirgin şekilde azaldığını gösteriyor. Günde yedi bin adım yürüyen bireylerde, yalnızca iki bin adım atan kişilere kıyasla tüm nedenlere bağlı ölüm riski yüzde 47 daha düşük bulunmuş. Aynı şekilde kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm riski de yüzde 47 oranında azalmış. Kansere bağlı ölüm riskinde yüzde 37, demans riskinde yüzde 38 ve depresyon riskinde yüzde 22 oranında azalma saptandığı sonuçlar arasında. Yürüyüşün güçlü tarafı tam da burada ortaya çıkıyor. Ancak yeni araştırmalar, sağlık faydalarının daha düşük seviyelerde bile başladığını gösteriyor. Bu da sağlık açısından 'ya hep ya hiç' yaklaşımının doğru olmadığını gösteriyor.
17 Mayıs 2026 11:41

Bahar Alerjileri İçin Beş Adım
1 - Kuersetin içeren besinler Alerjik reaksiyonlar sırasında vücutta histamin salınımı artar ve bu durum inflamasyonu tetikleyebilir. 2 - İnflamasyonu destekleyin Omega-3 yağ asitleri, vücuttaki inflamasyonun azaltılmasına katkı sağlayan önemli besin öğelerindendir. Haftada 2-3 kez balık tüketmek veya günlük beslenmeye bitkisel omega-3 kaynakları eklemek, bahar döneminde destekleyici olabilir. 3 - Bağırsakları güçlendirin Bağışıklık sisteminin önemli bir kısmı bağırsaklarda bulunur. 4 - Su tüketimini ihmal etmeyin Yeterli sıvı tüketimi, mukozaların nemli kalmasına yardımcı olarak vücudun polenlere karşı daha dirençli olmasını destekler. Günde 2-2.5 litre su tüketmeye özen gösterin. 5 - İşlenmiş gıdalardan uzak durun Rafine şeker, trans yağ ve yoğun katkı maddesi içeren işlenmiş gıdalar inflamasyonu artırabilir.
13 Mayıs 2026 11:51