
ANTALYA'da trans birey Nida Nazlıer'i (45) öldüren tutuklu sanık Suriye uyruklu Aref Elhusseın (29), 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapse çarptırıldı. Olay, geçen yıl 31 Temmuz'da saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi'ndeki 5 katlı binanın 1'inci katında meydana geldi. İş yerinden çıkan Halil İ. (23), arkadaşı Nida Nazlıer ile birlikte yaşadığı eve gitti. Adliyeye sevk edilen Aref Elhusseın, 'Kasten öldürme' suçundan tutuklanırken, Halil İ. ve H.H. serbest bırakıldı. İddianame, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 'Canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürme' suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapsi istenen tutuklu sanık Aref Elhusseın, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Sanık Elhusseın, "Merhamet edilmesini istiyorum. Çok pişmanım ve ona gittiğime dair de pişmanım" dedi.
Kaynak: Hürriyet, DHA
16 Temmuz 2026 14:48
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Helin Başından Vurularak Hayatını Kaybetmişti! Şüpheli Eşten Korkunç İddia: Meğer Olaydan Birkaç Gün Önce…
"EŞİMİ ÖLDÜRMEM İÇİN HİÇBİR SEBEP YOKTU" Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında imam nikâhı kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim. Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, 'Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de 'Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı. "MEKANDAN ÇIKTIĞIMIZDA KAYINBİRADERİMİN ARACINI GÖRDÜK" Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü: "Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, 'Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim." "KAPIYI AÇTIĞIMDA SİLAHI ALNINA DAYAMIŞTI" Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, 'Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, 'Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de 'Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi. "HELİN'İ KUCAKLAYIP HASTANEYE GÖTÜRDÜM" Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, 'Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesine götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi. "KIZIM BANA' İSMAİL BENİ BABASINDAN BİLE KISKANIYOR' DEDİ" Maktul Helin Nama'nın annesi ise kızının intihar eğilimi bulunmadığını savunarak, çiftin nişanlılık döneminde zaman zaman sorun yaşadığını söyledi. "HELİN HAYAT DOLU, NEŞE DOLU BİR KIZDI" Helin Nama'nın son aylarda içine kapandığını anlatan anne, "Kedi ve köpek bile yavrusuna sahip çıkarken ailesi ona sahip çıkmadı. Ben ona sahip çıktım, evime aldım, karnını doyurdum. Demek ki karşılığı buymuş. Helin son 1-2 aydır çok durgundu. O bizim için hem erkek evlat hem kız evlattı. Her işimizi görür, her şeyimizi idare ederdi. Ben onun kendisini öldürecek bir kız olduğuna inanmıyorum. Hayat dolu, neşe dolu bir kızdı" ifadelerini kullandı. "KOMŞU BANA, 'KIZIN MERDİVENDEN DÜŞMÜŞ' DEDİ " Maktulün babası Feyat Nama da kızının intihar ettiğine inanmadığını belirterek, olayın ardından kendisine ilk olarak kızının merdivenden düştüğünün söylendiğini ifade etti. "SON GÖRÜŞMEMİZDE GÜLDÜK VE SOHBET ETTİK" Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini belirterek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Kendilerine otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi. "HELİN'E YANIMDA BİR KIZ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ, SENİ KIZ ZANNETMİŞ" Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi. Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, 'Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, 'Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime 'Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, 'Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, 'Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 11:08

Başından Silahla Vurulması Sonucu Ölen Genç Kadının Eşi İlk Kez Hakim Karşısına Çıktı
Sanık, "Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. Kadına yönelik şiddete karşı biriyim" diyerek intihar iddiasında bulunurken, anne kızının olaydan bir gün önce "Çok mutsuzum, pişmanım" dediğini, baba ise ölümün intihar olduğuna inanmadığını söyledi. "Eşimi öldürmem için hiçbir sebep yoktu" Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında dini nikâh kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim. Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, 'Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de 'Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü: "Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, 'Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak, yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim." "Kapıyı açtığımda silahı alnına dayamıştı" Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, 'Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, 'Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de 'Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi. Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, 'Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesi'ne götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi. "Stresten yanlışlıkla Helin'i aradım" Olayın ardından yaşanan telefon görüşmelerini de anlatan İsmail K., "Kayınpederimi aramak için telefonumu çıkardım ancak o an yaşadığım stresle yanlışlıkla iki kez Helin'i aradım. Bu sırada komşumuz geldi. Telefonumda kontör olmadığı için komşumuzun telefonundan kayınpederimi aradım ancak telefonu açmadı. Daha sonra kayınpederim komşumuzu geri aramış. Komşumuz bana, 'Babası aradı, merdivenlerden düştüğünü söyledim' dedi. Ben de babasını yeniden arayarak, 'Baba, Helin kafasına sıktı. Kepez Devlet Hastanesi'ndeyiz, gelin' dedim. Altı aydır eşimin acısını yaşayamadım. Onu hastaneye götürdüğüm halde cezaevindeyim. Eşime bir kez vurmadım, kırılmasın diye bir kez bile kötü söz söylemedim" dedi. Kızının intihar edecek biri olmadığını savunan Feyat Nama, "Evlenmeden önce İsmail'in sokakta kaldığını söylüyordu. Kızım bana, 'Baba, sokakta kalmasın. Evlenelim, bir evimiz olsun' diyordu. Genç yaşında her işe koşan, araç kullanan, hayatın içinde olan bir kız, durup dururken neden intihar etsin? Kızımın intihar ettiğini düşünmüyorum. Ya İsmail kendisi yaptı ya da kızımı baskı altına alarak bu olaya zorladı. Kızım başörtülü olmadığı için İsmail'in babası istemeye dahi gelmedi" ifadelerini kullandı. "Son görüşmemizde güldük ve sohbet ettik" Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini belirterek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi. "Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş" Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi. Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, 'Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, 'Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime 'Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, 'Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, 'Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 10:45

3 Aylık Evlilik Ölümle Bitti! Son Sözleri Ortaya Çıktı: Beni Babasından Bile Kıskanıyor!
Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında dini nikâh kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim. Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, 'Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de 'Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü: "Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, 'Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak, yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim." Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, 'Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, 'Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de 'Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi. Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, 'Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesi'ne götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi. Nama'nın annesi, "Yaklaşık 2 ay evli kaldılar. Nişanlılık döneminde aralarında zaman zaman sürtüşmeler yaşanıyordu ancak ne olduysa düğünden sonra oldu. İsmail, kızıma psikolojik baskı uyguluyordu. Kızım yüzümüze dahi bakamaz hale gelmişti. İsmail, 'Kimlikler değişecek, biraz zaman tanıyalım, daha sonra resmi nikâh yaparız' diyordu" ifadelerini kullandı. Kızının son aylarda içine kapandığını anlatan anne, "Kedi ve köpek bile yavrusuna sahip çıkarken, ailesi ona sahip çıkmadı. Ben ona sahip çıktım, evime aldım, karnını doyurdum. Demek ki karşılığı buymuş. Helin son 1-2 aydır çok durgundu. O bizim için hem erkek evlat hem kız evlattı. Her işimizi görür, her şeyimizi idare ederdi. Ben onun kendisini öldürecek bir kız olduğuna inanmıyorum. Hayat dolu, neşe dolu bir kızdı" ifadelerini kullandı. Kızının intihar edecek biri olmadığını savunan Feyat Nama, "Evlenmeden önce İsmail'in sokakta kaldığını söylüyordu. Kızım bana, 'Baba, sokakta kalmasın. Evlenelim, bir evimiz olsun' diyordu. Genç yaşında her işe koşan, araç kullanan, hayatın içinde olan bir kız, durup dururken neden intihar etsin? Kızımın intihar ettiğini düşünmüyorum. Ya İsmail kendisi yaptı ya da kızımı baskı altına alarak bu olaya zorladı. Kızım başörtülü olmadığı için İsmail'in babası istemeye dahi gelmedi" ifadelerini kullandı. Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini belirterek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi. Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi. Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, 'Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, 'Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime 'Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, 'Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, 'Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 11:55

Helin Nama Davasında İlk Duruşma... Sanık "Intihar Etti" Dedi, Aile İsyan Etti
"EŞİMİ ÖLDÜRMEM İÇİN HİÇBİR SEBEP YOKTU" Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmeyerek şunları söyledi: "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında dini nikâh kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim. Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, 'Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de 'Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü: "Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, 'Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak, yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim" "KAPIYI AÇTIĞIMDA SİLAHI ALNINA DAYAMIŞTI" Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, 'Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, 'Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de 'Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi. Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, 'Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesi'ne götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi. "ÇOK MUTUSUZUM, PİŞMANIM DEDİ" Maktul Helin Nama'nın annesi ise, kızının intihar eğilimi bulunmadığını savunarak, çiftin nişanlılık döneminde zaman zaman sorun yaşadığını söyledi. Kızının son aylarda içine kapandığını belirten anne, "Kedi ve köpek bile yavrusuna sahip çıkarken, ailesi ona sahip çıkmadı. Ben ona sahip çıktım, evime aldım, karnını doyurdum. Demek ki karşılığı buymuş. Helin son 1-2 aydır çok durgundu. O bizim için hem erkek evlat hem kız evlattı. Her işimizi görür, her şeyimizi idare ederdi. Ben onun kendisini öldürecek bir kız olduğuna inanmıyorum. Hayat dolu, neşe dolu bir kızdı" ifadelerini kullandı. "KIZIMIN İNTİHAR ETTİĞİNE İNANMIYORUM" Maktulün babası Feyat Nama da kızının intihar ettiğine inanmadığını belirterek, olayın ardından kendisine önce kızının merdivenden düştüğünün söylendiğini ifade etti. "SON GÖRÜŞMEMİZDE GÜLDÜK VE SOHBET ETTİK" Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini söyleyerek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi. "HELİN'E YANIMDA BİR KIZ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ, SENİ KIZ ZANNETMİŞ" Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi. Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, 'Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, 'Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime 'Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, 'Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, 'Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 12:11

3 Aylık Evlilik, Feci Son: Beni Babasından Bile Kıskanıyor
Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin "EŞİMİ ÖLDÜRMEM İÇİN HİÇBİR SEBEP YOKTU" Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında dini nikâh kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim. Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, 'Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de 'Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü: "Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, 'Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak, yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim." Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, 'Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, 'Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de 'Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi. Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, 'Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesi'ne götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi. "STRESTEN YANLIŞLIKLA HELİN'İ ARADIM" Olayın ardından yaşanan telefon görüşmelerini de anlatan İsmail K., "Kayınpederimi aramak için telefonumu çıkardım ancak o an yaşadığım stresle yanlışlıkla iki kez Helin'i aradım. Bu sırada komşumuz geldi. Telefonumda kontör olmadığı için komşumuzun telefonundan kayınpederimi aradım ancak telefonu açmadı. Daha sonra kayınpederim komşumuzu geri aramış. Komşumuz bana, 'Babası aradı, merdivenlerden düştüğünü söyledim' dedi. Ben de babasını yeniden arayarak, 'Baba, Helin kafasına sıktı. Kepez Devlet Hastanesi'ndeyiz, gelin' dedim. Altı aydır eşimin acısını yaşayamadım. Onu hastaneye götürdüğüm halde cezaevindeyim. Eşime bir kez vurmadım, kırılmasın diye bir kez bile kötü söz söylemedim" dedi. Kızının son aylarda içine kapandığını anlatan anne, "Kedi ve köpek bile yavrusuna sahip çıkarken, ailesi ona sahip çıkmadı. Ben ona sahip çıktım, evime aldım, karnını doyurdum. Demek ki karşılığı buymuş. Helin son 1-2 aydır çok durgundu. O bizim için hem erkek evlat hem kız evlattı. Her işimizi görür, her şeyimizi idare ederdi. Ben onun kendisini öldürecek bir kız olduğuna inanmıyorum. Hayat dolu, neşe dolu bir kızdı" ifadelerini kullandı. Kızının intihar edecek biri olmadığını savunan Feyat Nama, "Evlenmeden önce İsmail'in sokakta kaldığını söylüyordu. Kızım bana, 'Baba, sokakta kalmasın. Evlenelim, bir evimiz olsun' diyordu. Genç yaşında her işe koşan, araç kullanan, hayatın içinde olan bir kız, durup dururken neden intihar etsin? Kızımın intihar ettiğini düşünmüyorum. Ya İsmail kendisi yaptı ya da kızımı baskı altına alarak bu olaya zorladı. Kızım başörtülü olmadığı için İsmail'in babası istemeye dahi gelmedi" ifadelerini kullandı. "SON GÖRÜŞMEMİZDE GÜLDÜK VE SOHBET ETTİK" Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini belirterek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi. "HELİN'E YANIMDA BİR KIZ OLDUĞUNU SÖYLEMİŞ, SENİ KIZ ZANNETMİŞ" Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi. Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, 'Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, 'Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime 'Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, 'Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, 'Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 11:03

Eşini'intihar Etti' Diyerek Hastaneye Getirdi, Cinayetten Tutuklandı | Video
Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında imam nikâhı kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim. Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, 'Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de 'Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü: "Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, 'Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim." Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, 'Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, 'Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de 'Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi. Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, 'Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesine götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi. Nama'nın annesi, "Yaklaşık 2 ay evli kaldılar. Nişanlılık döneminde aralarında zaman zaman sürtüşmeler yaşanıyordu ancak ne olduysa düğünden sonra oldu. İsmail, kızıma psikolojik baskı uyguluyordu. Kızım yüzümüze dahi bakamaz hale gelmişti. İsmail, 'Kimlikler değişecek, biraz zaman tanıyalım, daha sonra resmî nikâh yaparız' diyordu" ifadelerini kullandı. Helin Nama'nın son aylarda içine kapandığını anlatan anne, "Kedi ve köpek bile yavrusuna sahip çıkarken ailesi ona sahip çıkmadı. Ben ona sahip çıktım, evime aldım, karnını doyurdum. Demek ki karşılığı buymuş. Helin son 1-2 aydır çok durgundu. O bizim için hem erkek evlat hem kız evlattı. Her işimizi görür, her şeyimizi idare ederdi. Ben onun kendisini öldürecek bir kız olduğuna inanmıyorum. Hayat dolu, neşe dolu bir kızdı" ifadelerini kullandı. Kızının intihar edecek biri olmadığını savunan Feyat Nama, "Evlenmeden önce İsmail'in sokakta kaldığını söylüyordu. Kızım bana, 'Baba, sokakta kalmasın. Evlenelim, bir evimiz olsun' diyordu. Genç yaşında her işe koşan, araç kullanan, hayatın içinde olan bir kız durup dururken neden intihar etsin? Kızımın intihar ettiğini düşünmüyorum. Ya İsmail kendisi yaptı ya da kızımı baskı altına alarak bu olaya zorladı. Kızım başörtülü olmadığı için İsmail'in babası istemeye dahi gelmedi" ifadelerini kullandı. Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini belirterek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Kendilerine otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi. Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi. Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, 'Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, 'Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime 'Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, 'Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, 'Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 11:02

Helin Nama Davasında İlk Duruşma | "Intihar" Savunması Yapan Kocaya Aileden "Baskı Ve Kıskançlık" Suçlaması
Antalya'da 24 yaşındaki Helin Nama'nın başından vurularak ölmesiyle ilgili "kasten öldürme" davasında yargılanan dini nikâhlı eş İsmail K. ilk kez hâkim karşısına çıktı. Tanıkların da dinlendiği ilk duruşmada savunma yapan İsmail K., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, "Eşimi çok seviyordum. Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. 2025 yılının başında tanıştık, aynı yılın kasım ayında dini nikâh kıydık. Kendisine bir kez bile tokat atmadım, kötü söz söylemedim. Olaydan bir gün önce kayınvalidem, kayınpederim ve kayınbiraderimle birlikte oturup yemek yedik, sohbet ettik. Eve geldiğimde kayınvalidem bizdeydi. Kendisine kalkmamasını, zaten ertesi gün onları ziyaret edeceğimizi söyledim. Olay günü sabah saat 07.00'de uyandık. Eşim, kayınvalidemle birlikte onların evine gitti. Ben ise iş yerine gittim. Kayınpederimle aynı yerde çalışıyorduk. Saat 17.30'da işimiz bittiğinde kayınvalidemin evine gittik. Duş almam gerektiğini söyleyerek kendi evime geçtim. Duştan çıktıktan sonra eşim beni arayıp, 'Nerede kaldın?' diye sordu. Ben de 'Geliyorum' dedim ve yanlarına gittim. Saat 19.00 olmuştu" ifadelerini kullandı. Akşam saatlerinde kayınpederini evine bırakmak için çıktığını söyleyen İsmail K., savunmasını şöyle sürdürdü: "Akşam saat 21.00 sıralarında kayınpederimi evine bırakmak için çıktım. Onu bıraktığım sırada dayımın oğlu beni aradı. Kayınpederimi bıraktıktan sonra dayımın oğlunu alarak Şarampol'e gittim. Daha sonra eşim arayıp, 'Ne yapıyorsun, neredesin? Gel beni al, eve gideceğiz' dedi. Yolda dayımın oğlu Mustafa'yı evine bıraktım. Şarampol'den çıktığımız sırada kayınbiraderimin aracını gördük. Selektör yaptım ancak bizi fark etmedi. Alt geçide girerken göz göze geldik. Kendisini aradım ancak telefonu meşguldü. Daha sonra Emrah ağabey beni arayarak, yanımdaki kişinin Helin olduğunu düşündüğünü ve Helin'i aradığını söyledi. Ben de yanımdakinin Helin değil, dayımın oğlu olduğunu söyledim." Daha sonra Helin Nama'yı ailesinin evinden aldığını anlatan İsmail K., eve döndüklerinde aralarında tartışma çıktığını öne sürerek, "Dayımın oğluyla buluşacağımı kendisine haber vermediğim için tepkili olduğunu düşündüm. Eve geldiğimizde yanıma gelerek, 'Bana neden haber vermiyorsun?' diye sordu. Ben de aradığında kendisine söylediğimi belirttim. Bunun üzerine, 'Sen benden önce davranacak, bana haber vereceksin' dedi. Ben de 'Senden izin mi alacağım?' diye karşılık verdim. Aramızda haber verme ve izin alma konusunda tartışma çıktı" dedi. Helin Nama'yı apartmandan indirerek hastaneye götürdüğünü söyleyen sanık, "Sağ elimle başından, sol elimle bacaklarından tutarak aşağıya indirmeye başladım. Merdivenlerden inerken komşulara, 'Yardım edin' diye bağırdım. Ardından eşimi Kepez Devlet Hastanesi'ne götürdüm. Kayınvalidemin evinden ayrılarak saat 23.00 sıralarında eve gelmiştik. Olay, eve geldikten yaklaşık 10 dakika sonra meydana geldi" dedi. Kızının son aylarda içine kapandığını anlatan anne, "Kedi ve köpek bile yavrusuna sahip çıkarken, ailesi ona sahip çıkmadı. Ben ona sahip çıktım, evime aldım, karnını doyurdum. Demek ki karşılığı buymuş. Helin son 1-2 aydır çok durgundu. O bizim için hem erkek evlat hem kız evlattı. Her işimizi görür, her şeyimizi idare ederdi. Ben onun kendisini öldürecek bir kız olduğuna inanmıyorum. Hayat dolu, neşe dolu bir kızdı" ifadelerini kullandı. Kızının intihar edecek biri olmadığını savunan Feyat Nama, "Evlenmeden önce İsmail'in sokakta kaldığını söylüyordu. Kızım bana, 'Baba, sokakta kalmasın. Evlenelim, bir evimiz olsun' diyordu. Genç yaşında her işe koşan, araç kullanan, hayatın içinde olan bir kız, durup dururken neden intihar etsin? Kızımın intihar ettiğini düşünmüyorum. Ya İsmail kendisi yaptı ya da kızımı baskı altına alarak bu olaya zorladı. Kızım başörtülü olmadığı için İsmail'in babası istemeye dahi gelmedi" ifadelerini kullandı. Duruşmada tanık olarak dinlenen sanığın ablası Elif K. ise Helin Nama'yı sevdiklerini belirterek, "Biz hayatımızda daha önce hiç mahkeme görmedik. Gelinimizi de çok seviyorduk. Olaydan 2 gün önce Helin ile telefonda görüştük. Otomobil aldıklarını ve evime geleceklerini söyledi. Olay tarihinde Diyarbakır'daydım. Helin ile yaptığımız son görüşmede güldük, eğlendik ve sohbet ettik" dedi. Olay günü sanıkla birlikte olan dayısının oğlu Mustafa A. da gün içinde yaşananları anlatarak, "Olay günü İsmail ile birlikteydik. Kendisine berbere gideceğimi ve isterse benimle gelebileceğini söyledim. İsmail, önce kayınpederini bırakacağını belirtti. Daha sonra beni aldılar ve kayınpederini bıraktık. Berbere gittiğimizde yaklaşık 1 saat sonra bizi alabileceğini söyledi. Bunun üzerine yakındaki bir oyun kafeye doğru gidip geri döndük" dedi. Helin Nama'nın telefonla aramasının ardından yola çıktıklarını belirten Mustafa A., "İsmail'in eşi arayınca berbere gitmeden Helin'i almak için yola çıktık. Eve giderken İsmail, kayınbiraderiyle karşılaştı. Daha sonra telefonla konuştular. Görüşmenin ardından İsmail bana, 'Helin'e yanımda bir kız olduğunu söylemiş, seni kız zannetmiş' dedi. İsmail daha sonra beni evime bıraktı. Gece saat 23.30 sıralarında beni arayarak, 'Helin kafasına sıktı' dedi" şeklinde konuştu. Olaydan birkaç gün önce çiftin otomobil almak için Bursa'ya gittiğini söyleyen Emrah N., "Yolculuk sırasında Helin'in otomobili çok hızlı kullandığı gerekçesiyle tartışmışlar. İsmail, kardeşime 'Seni döverim' demiş. Ben de yemek sırasında İsmail'e tepki göstererek, 'Anne ve babası ona dokunmadı, sen kimsin?' dedim. Helin ise bana, 'Çok üzerine gitme, her tartıştığımızda silahı eline alıyor' dedi" ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 11:47

İlişkiye Girdiği Kadını Öldürdü, İfadesi Ortaya Çıktı! 'Merhamet Edin, İlk Kez Böyle Bir İlişki Yaşadım'
Antalya'da 45 yaşındaki Nida Nazlıer'in evinde öldürülmesine ilişkin davada katil zanlısı Aref Elhussein'in ifadesi ortaya çıktı. Kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılırken Elhussein, 'Merhamet edilmesini istiyorum. Katil, 'Merhamet edilmesini istiyorum. İlk defa böyle bir ilişkide bulundum" ifadeleriyle mahkemeden merhamet dilendi. Antalya Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, çevredeki 80'in üzerinde güvenlik kamerasına ait görüntüyü inceleyerek şüphelinin kimliğini tespit etti. Kepez ilçesi Güneş Mahallesi'nde yaşadığı belirlenen Suriye uyruklu Aref Elhussein (28), düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüphelinin kimliği, yapılan parmak izi incelemesiyle kesinleştirildi. Olay yeri inceleme ekiplerince yapılan çalışmalarda, apartman girişi ile maktulün evine çıkan merdivenlerde kan izlerine rastlandığı, daire kapısında herhangi bir zorlama izinin bulunmadığı ifade edildi. Maktulün cansız bedeninin yatak odasında bulunduğu, odanın farklı noktalarında kan lekeleri olduğu, gardırop üzerinde kırılmış cam parçaları bulunduğu, yatak yanında ayak izi tespit edildiği belirtildi. Komodin üzerinde ise içerisinde meni bulunan kullanılmış bir prezervatif kabının bulunduğu iddianameye yansıdı. İddianamede yer alan güvenlik kamerası incelemelerine göre, olay sonrası başını giysiyle kapatan bir kişinin elinde poşetle binadan ayrıldığı, bir süre apartman kapısı önünde beklediği, ardından taksiye binerek Kepez ilçesi Ömer Buyrukçu Caddesi'ne gittiği belirlendi. ZİYNET EŞYALARI BAŞKA BİR ADRESTE ELE GEÇİRİLDİ Kolluk kuvvetlerinin çalışmaları sırasında, A.L. isimli kişinin, şüphelinin kendisine bir çanta bıraktığını beyan ettiği aktarıldı. Çanta içerisinde bulunan ziynet eşyalarının maktule ait olduğunun, maktulün yakınları tarafından teşhis edildiği belirtildi. Çanta içinde ayrıca şüpheliye ait pasaport, kimlik, cep telefonu ve çeşitli ziynet eşyalarının bulunduğu kaydedildi. Elhussein ile Halil İ. ve H.H., emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edildi. Hastanedeki işlemler sırasında Elhussein'den kan örneği alınırken, sağ elinin bandajlı olduğu görüldü. Suçunu kabul eden Elhussein, ifadesinde Nazlıer ile ilişki konusunda anlaştıklarını, aralarında çıkan tartışma sırasında aynanın kırıldığını, Nazlıer'in cam parçalarıyla kendisine saldırdığını ve kadını kanlar içerisinde görünce evden kaçtığını öne sürdü. Elhussein, çıkarıldığı hakimlikçe " kasten öldürme " suçundan tutuklanırken, Halil İ. ile H.H. serbest bırakıldı. AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Hazırlanan iddianamede, sanık Aref Elhussein hakkında "canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede savunmasına yer verilen sanık, maktulün kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia etti. Bu iddia üzerine Antalya 2'nci Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla sanık hakkında iç beden muayenesi gerçekleştirildi. Yapılan muayenede, sanığın cinsel saldırı iddiasını doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanmadı. Sanığın bu yöndeki beyanlarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirildi. "HAYATIMDA İLK KEZ BÖYLE BİR ŞEY YAŞADIM" İddianamenin Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesinin ardından açılan davanın üçüncü duruşmasına tutuklu sanık Aref Elhussein ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada son savunmasını yapan Elhussein, "Merhamet edilmesini istiyorum. Türk adaletinden merhamet istiyorum. Nefsime uydum" dedi.
16 Temmuz 2026 15:02

Cinayetin Bedeli 18,5 Yıl Hapis! Güvenlik Görevlisinin Ailesi: "Adalet Bu Değil"
Antalya'da otelin önünde içki içtiği gerekçesiyle kendisini uyaran güvenlik görevlisi Tahsin Göker'i (26) çıkan kavgada öldüren tutuklu sanık Eyyüp Taşan, (21) 'Kasten öldürme' suçundan haksız tahrik indirimiyle 18,5 yıl, olay sırasında yanındaki Halil Sevinç ise 'Kasten öldürmeye yardımcı olmak' suçundan yine haksız tahrik indirimi uygulanarak 9 yıl hapse çarptırıldı. Olay, 9 Kasım 2025'te saat 02.30 sıralarında, Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak'taki otelin önünde meydana geldi. Sevinç ise "Ben hiç kimseyi öldürecek şekilde bir girişimde bulunmadım. Olay için çok üzgünüm" diye konuştu. Sanıklardan Eyyüp Taşan, 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası haksız tahrik indirimi uygulanarak 18,5 yıl hapse çarptırıldı. Göker, "Bugünkü sonuçtan hiç memnun değilim. Çok üzgünüm. Adalet bu olmamalı. Benim oğlum toprağın altında fakat öbür kişi elini kolunu sallayarak 9 yıl ceza alıyor ve şu anda dışarıda. Sonuna kadar nereye başvuracaksam başvuracağız. Benim oğlum toprağın altında yatıyorsa, onlar da cezalarını fazlasıyla çekecek. Her gün haberlerde görüyorum benim gibi birçok anne aynı acıyı yaşıyor ama bu suçu işleyenler maalesef çok az bir cezayla sokaklarda geziyor. Bu çocuklar çok zor büyütülüyor, yetiştiriyor. Bir evlat o kadar zor yetiştiriliyor ki, canımız onlar bizim. Bu kadar basit olmamalı. Yaşadığım sürece peşini bırakmayacağım. Başka canlar yanmasın" ifadelerini kullandı. Yapılan indirime tepki gösteren baba Adnan Göker ise "Böyle bir şey beklemiyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Adalet bu değil. Bizi çok üzdü, çok yıktı. Tabii ki peşini bırakmayacağız. Benim çocuğum ömür boyu toprakta yattı. Biz de ömür boyu cezaya çarptırıldık. Karşı taraf için ömür boyu cezayı istemiştik. Onu da vermediler" dedi. Kararın ardından açıklamada bulunan ailenin avukatı Arif Çelik, "Verilen karar bizleri ve aileyi tatmin etmedi. Savcılık tarafından düzenlenen mütalaada haksız tahrik indirimi uygulanmaması yönünde düzenlenmişti fakat kararda haksız tahrik indirimi uygulandı. Sanıklardan 9 yıl ceza alan salıverildi. Bu aileyi ikinci kez yıktı. Bununla ilgili itirazlarımızı gerek 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gerekse istinafa yapacağız. Kararı bir üst mahkemeye taşıyacağız" diye konuştu.
16 Temmuz 2026 14:50

Güvenlik Görevlisini Öldüren Sanıklara "Haksız Tahrik" İndirimiyle Ceza: Mağdur Aileden Tepki
Antalya'da kendilerini uyaran güvenlik görevlisi Tahsin Göker'i bıçaklayarak öldüren Eyyüp Taşan haksız tahrik indirimiyle 18,5 yıl, ona yardım eden Halil Sevinç ise 9 yıl ceza verildi. Olay, 9 Kasım 2025'te saat 02.30 sıralarında, Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak'taki otelin önünde meydana geldi. Güvenlik görevlisi Tahsin Göker, görev yaptığı otelin önünde oturup içki içen Eyyüp Taşan ve arkadaşı Halil Sevinç'i kalkmaları yönünde uyardı. Sanıklar Eyyüp Taşan ve Halil Sevinç, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Göker, "Bugünkü sonuçtan hiç memnun değilim. Çok üzgünüm. Adalet bu olmamalı. Benim oğlum toprağın altında fakat öbür kişi elini kolunu sallayarak 9 yıl ceza alıyor ve şu anda dışarıda. Sonuna kadar nereye başvuracaksam başvuracağız. Benim oğlum toprağın altında yatıyorsa, onlar da cezalarını fazlasıyla çekecek. Her gün haberlerde görüyorum benim gibi birçok anne aynı acıyı yaşıyor ama bu suçu işleyenler maalesef çok az bir cezayla sokaklarda geziyor. Bu çocuklar çok zor büyütülüyor, yetiştiriyor. Bir evlat o kadar zor yetiştiriliyor ki, canımız onlar bizim. Bu kadar basit olmamalı. Yaşadığım sürece peşini bırakmayacağım. Başka canlar yanmasın" ifadelerini kullandı. Yapılan indirime tepki gösteren baba Adnan Göker ise "Böyle bir şey beklemiyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Adalet bu değil. Bizi çok üzdü, çok yıktı. Tabii ki peşini bırakmayacağız. Benim çocuğum ömür boyu toprakta yattı. Biz de ömür boyu cezaya çarptırıldık. Karşı taraf için ömür boyu cezayı istemiştik. Onu da vermediler" dedi. Kararın ardından açıklamada bulunan ailenin avukatı Arif Çelik, "Verilen karar bizleri ve aileyi tatmin etmedi. Savcılık tarafından düzenlenen mütalaada haksız tahrik indirimi uygulanmaması yönünde düzenlenmişti fakat kararda haksız tahrik indirimi uygulandı. Sanıklardan 9 yıl ceza alan salıverildi. Bu aileyi ikinci kez yıktı. Bununla ilgili itirazlarımızı gerek 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gerekse istinafa yapacağız. Kararı bir üst mahkemeye taşıyacağız" diye konuştu.
16 Temmuz 2026 14:38

Antalya- Güvenlik Görevlisi Tahsin'i Öldüren Sanığa 18,5 Yıl Hapis
ANTALYA'da otelin önünde içki içtiği gerekçesiyle kendisini uyaran güvenlik görevlisi Tahsin Göker'i (26) çıkan kavgada öldüren tutuklu sanık Eyyüp Taşan, (21) 'Kasten öldürme' suçundan haksız tahrik indirimiyle 18,5 yıl, olay sırasında yanındaki Halil Sevinç ise 'Kasten öldürmeye yardımcı olmak' suçundan yine haksız tahrik indirimi uygulanarak 9 yıl hapse çarptırıldı. Olay, 9 Kasım 2025'te saat 02.30 sıralarında, Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak'taki otelin önünde meydana geldi. Sevinç ise "Ben hiç kimseyi öldürecek şekilde bir girişimde bulunmadım. Olay için çok üzgünüm" diye konuştu. Sanıklardan Eyyüp Taşan, 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası haksız tahrik indirimi uygulanarak 18,5 yıl hapse çarptırıldı. Göker, "Bugünkü sonuçtan hiç memnun değilim. Çok üzgünüm. Adalet bu olmamalı. Benim oğlum toprağın altında fakat öbür kişi elini kolunu sallayarak 9 yıl ceza alıyor ve şu anda dışarıda. Sonuna kadar nereye başvuracaksam başvuracağız. Benim oğlum toprağın altında yatıyorsa, onlar da cezalarını fazlasıyla çekecek. Her gün haberlerde görüyorum benim gibi birçok anne aynı acıyı yaşıyor ama bu suçu işleyenler maalesef çok az bir cezayla sokaklarda geziyor. Bu çocuklar çok zor büyütülüyor, yetiştiriyor. Bir evlat o kadar zor yetiştiriliyor ki, canımız onlar bizim. Bu kadar basit olmamalı. Yaşadığım sürece peşini bırakmayacağım. Başka canlar yanmasın" ifadelerini kullandı. Yapılan indirime tepki gösteren baba Adnan Göker ise "Böyle bir şey beklemiyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Adalet bu değil. Bizi çok üzdü, çok yıktı. Tabii ki peşini bırakmayacağız. Benim çocuğum ömür boyu toprakta yattı. Biz de ömür boyu cezaya çarptırıldık. Karşı taraf için ömür boyu cezayı istemiştik. Onu da vermediler" dedi. Kararın ardından açıklamada bulunan ailenin avukatı Arif Çelik, "Verilen karar bizleri ve aileyi tatmin etmedi. Savcılık tarafından düzenlenen mütalaada haksız tahrik indirimi uygulanmaması yönünde düzenlenmişti fakat kararda haksız tahrik indirimi uygulandı. Sanıklardan 9 yıl ceza alan salıverildi. Bu aileyi ikinci kez yıktı. Bununla ilgili itirazlarımızı gerek 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gerekse istinafa yapacağız. Kararı bir üst mahkemeye taşıyacağız" diye konuştu.
16 Temmuz 2026 15:19

Güvenlik Görevlisi Tahsin'i Öldüren Sanığa 18,5 Yıl Hapis
ANTALYA'da otelin önünde içki içtiği gerekçesiyle kendisini uyaran güvenlik görevlisi Tahsin Göker'i (26) çıkan kavgada öldüren tutuklu sanık Eyyüp Taşan, (21) 'Kasten öldürme' suçundan haksız tahrik indirimiyle 18,5 yıl, olay sırasında yanındaki Halil Sevinç ise 'Kasten öldürmeye yardımcı olmak' suçundan yine haksız tahrik indirimi uygulanarak 9 yıl hapse çarptırıldı. Olay, 9 Kasım 2025'te saat 02.30 sıralarında, Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak'taki otelin önünde meydana geldi. Sevinç ise "Ben hiç kimseyi öldürecek şekilde bir girişimde bulunmadım. Olay için çok üzgünüm" diye konuştu. Sanıklardan Eyyüp Taşan, 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası haksız tahrik indirimi uygulanarak 18,5 yıl hapse çarptırıldı. Göker, "Bugünkü sonuçtan hiç memnun değilim. Çok üzgünüm. Adalet bu olmamalı. Benim oğlum toprağın altında fakat öbür kişi elini kolunu sallayarak 9 yıl ceza alıyor ve şu anda dışarıda. Sonuna kadar nereye başvuracaksam başvuracağız. Benim oğlum toprağın altında yatıyorsa, onlar da cezalarını fazlasıyla çekecek. Her gün haberlerde görüyorum benim gibi birçok anne aynı acıyı yaşıyor ama bu suçu işleyenler maalesef çok az bir cezayla sokaklarda geziyor. Bu çocuklar çok zor büyütülüyor, yetiştiriyor. Bir evlat o kadar zor yetiştiriliyor ki, canımız onlar bizim. Bu kadar basit olmamalı. Yaşadığım sürece peşini bırakmayacağım. Başka canlar yanmasın" ifadelerini kullandı. Yapılan indirime tepki gösteren baba Adnan Göker ise "Böyle bir şey beklemiyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Adalet bu değil. Bizi çok üzdü, çok yıktı. Tabii ki peşini bırakmayacağız. Benim çocuğum ömür boyu toprakta yattı. Biz de ömür boyu cezaya çarptırıldık. Karşı taraf için ömür boyu cezayı istemiştik. Onu da vermediler" dedi. Kararın ardından açıklamada bulunan ailenin avukatı Arif Çelik, "Verilen karar bizleri ve aileyi tatmin etmedi. Savcılık tarafından düzenlenen mütalaada haksız tahrik indirimi uygulanmaması yönünde düzenlenmişti fakat kararda haksız tahrik indirimi uygulandı. Sanıklardan 9 yıl ceza alan salıverildi. Bu aileyi ikinci kez yıktı. Bununla ilgili itirazlarımızı gerek 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gerekse istinafa yapacağız. Kararı bir üst mahkemeye taşıyacağız" diye konuştu.
16 Temmuz 2026 14:30

Antalya- Güvenlik Görevlisi Tahsin'i Öldüren Sanığa 18,5 Yıl Hapis
ANTALYA'da otelin önünde içki içtiği gerekçesiyle kendisini uyaran güvenlik görevlisi Tahsin Göker'i (26) çıkan kavgada öldüren tutuklu sanık Eyyüp Taşan, (21) 'Kasten öldürme' suçundan haksız tahrik indirimiyle 18,5 yıl, olay sırasında yanındaki Halil Sevinç ise 'Kasten öldürmeye yardımcı olmak' suçundan yine haksız tahrik indirimi uygulanarak 9 yıl hapse çarptırıldı. Olay, 9 Kasım 2025'te saat 02.30 sıralarında, Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak'taki otelin önünde meydana geldi. Sevinç ise "Ben hiç kimseyi öldürecek şekilde bir girişimde bulunmadım. Olay için çok üzgünüm" diye konuştu. Sanıklardan Eyyüp Taşan, 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası haksız tahrik indirimi uygulanarak 18,5 yıl hapse çarptırıldı. Göker, "Bugünkü sonuçtan hiç memnun değilim. Çok üzgünüm. Adalet bu olmamalı. Benim oğlum toprağın altında fakat öbür kişi elini kolunu sallayarak 9 yıl ceza alıyor ve şu anda dışarıda. Sonuna kadar nereye başvuracaksam başvuracağız. Benim oğlum toprağın altında yatıyorsa, onlar da cezalarını fazlasıyla çekecek. Her gün haberlerde görüyorum benim gibi birçok anne aynı acıyı yaşıyor ama bu suçu işleyenler maalesef çok az bir cezayla sokaklarda geziyor. Bu çocuklar çok zor büyütülüyor, yetiştiriyor. Bir evlat o kadar zor yetiştiriliyor ki, canımız onlar bizim. Bu kadar basit olmamalı. Yaşadığım sürece peşini bırakmayacağım. Başka canlar yanmasın" ifadelerini kullandı. Yapılan indirime tepki gösteren baba Adnan Göker ise "Böyle bir şey beklemiyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Adalet bu değil. Bizi çok üzdü, çok yıktı. Tabii ki peşini bırakmayacağız. Benim çocuğum ömür boyu toprakta yattı. Biz de ömür boyu cezaya çarptırıldık. Karşı taraf için ömür boyu cezayı istemiştik. Onu da vermediler" dedi. Kararın ardından açıklamada bulunan ailenin avukatı Arif Çelik, "Verilen karar bizleri ve aileyi tatmin etmedi. Savcılık tarafından düzenlenen mütalaada haksız tahrik indirimi uygulanmaması yönünde düzenlenmişti fakat kararda haksız tahrik indirimi uygulandı. Sanıklardan 9 yıl ceza alan salıverildi. Bu aileyi ikinci kez yıktı. Bununla ilgili itirazlarımızı gerek 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gerekse istinafa yapacağız. Kararı bir üst mahkemeye taşıyacağız" diye konuştu.
16 Temmuz 2026 14:28

Güvenlik Görevlisi Otel Önünde Vahşice Katledilmişti! Tahsin'in Katillerinin Cezası Belli Oldu
Olay, 9 Kasım 2025'te saat 02.30 sıralarında, Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak'taki otelin önünde meydana geldi. Güvenlik görevlisi Tahsin Göker, görev yaptığı otelin önünde oturup içki içen Eyyüp Taşan ve arkadaşı Halil Sevinç'i kalkmaları yönünde uyardı. Sanıklar Eyyüp Taşan ve Halil Sevinç, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Sevinç ise "Ben hiç kimseyi öldürecek şekilde bir girişimde bulunmadım. Olay için çok üzgünüm" diye konuştu. Göker, "Bugünkü sonuçtan hiç memnun değilim. Çok üzgünüm. Adalet bu olmamalı. Benim oğlum toprağın altında fakat öbür kişi elini kolunu sallayarak 9 yıl ceza alıyor ve şu anda dışarıda. Sonuna kadar nereye başvuracaksam başvuracağız. Benim oğlum toprağın altında yatıyorsa, onlar da cezalarını fazlasıyla çekecek. Her gün haberlerde görüyorum benim gibi birçok anne aynı acıyı yaşıyor ama bu suçu işleyenler maalesef çok az bir cezayla sokaklarda geziyor. Bu çocuklar çok zor büyütülüyor, yetiştiriyor. Bir evlat o kadar zor yetiştiriliyor ki, canımız onlar bizim. Bu kadar basit olmamalı. Yaşadığım sürece peşini bırakmayacağım. Başka canlar yanmasın" ifadelerini kullandı. Yapılan indirime tepki gösteren baba Adnan Göker ise "Böyle bir şey beklemiyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Adalet bu değil. Bizi çok üzdü, çok yıktı. Tabii ki peşini bırakmayacağız. Benim çocuğum ömür boyu toprakta yattı. Biz de ömür boyu cezaya çarptırıldık. Karşı taraf için ömür boyu cezayı istemiştik. Onu da vermediler" dedi. Kararın ardından açıklamada bulunan ailenin avukatı Arif Çelik, "Verilen karar bizleri ve aileyi tatmin etmedi. Savcılık tarafından düzenlenen mütalaada haksız tahrik indirimi uygulanmaması yönünde düzenlenmişti fakat kararda haksız tahrik indirimi uygulandı. Sanıklardan 9 yıl ceza alan salıverildi. Bu aileyi ikinci kez yıktı. Bununla ilgili itirazlarımızı gerek 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gerekse istinafa yapacağız. Kararı bir üst mahkemeye taşıyacağız" diye konuştu.
16 Temmuz 2026 15:04

Güvenlik Görevlisi Tahsin Göker'in Katiline 18,5 Yıl Hapis
Antalya'da otelin önünde içki içtiği gerekçesiyle kendisini uyaran güvenlik görevlisi Tahsin Göker'i (26) çıkan kavgada öldüren tutuklu sanık Eyyüp Taşan, (21) 'Kasten öldürme' suçundan haksız tahrik indirimiyle 18,5 yıl, olay sırasında yanındaki Halil Sevinç ise 'Kasten öldürmeye yardımcı olmak' suçundan yine haksız tahrik indirimi uygulanarak 9 yıl hapse çarptırıldı. Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak'taki otelin önünde 9 Kasım 2025'te saat 02.30 sıralarında, güvenlik görevlisi Tahsin Göker, görev yaptığı otelin önünde oturup içki içen Eyyüp Taşan ve arkadaşı Halil Sevinç'i kalkmaları yönünde uyardı. Sanıklardan Eyyüp Taşan, 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapis cezası haksız tahrik indirimi uygulanarak 18,5 yıl hapse çarptırıldı. Göker, "Bugünkü sonuçtan hiç memnun değilim. Çok üzgünüm. Adalet bu olmamalı. Benim oğlum toprağın altında fakat öbür kişi elini kolunu sallayarak 9 yıl ceza alıyor ve şu anda dışarıda. Sonuna kadar nereye başvuracaksam başvuracağız. Benim oğlum toprağın altında yatıyorsa, onlar da cezalarını fazlasıyla çekecek. Her gün haberlerde görüyorum benim gibi birçok anne aynı acıyı yaşıyor ama bu suçu işleyenler maalesef çok az bir cezayla sokaklarda geziyor. Bu çocuklar çok zor büyütülüyor, yetiştiriyor. Bir evlat o kadar zor yetiştiriliyor ki, canımız onlar bizim. Bu kadar basit olmamalı. Yaşadığım sürece peşini bırakmayacağım. Başka canlar yanmasın" ifadelerini kullandı. Yapılan indirime tepki gösteren baba Adnan Göker ise "Böyle bir şey beklemiyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Adalet bu değil. Bizi çok üzdü, çok yıktı. Tabii ki peşini bırakmayacağız. Benim çocuğum ömür boyu toprakta yattı. Biz de ömür boyu cezaya çarptırıldık. Karşı taraf için ömür boyu cezayı istemiştik. Onu da vermediler" dedi. Kararın ardından açıklamada bulunan ailenin avukatı Arif Çelik, "Verilen karar bizleri ve aileyi tatmin etmedi. Savcılık tarafından düzenlenen mütalaada haksız tahrik indirimi uygulanmaması yönünde düzenlenmişti fakat kararda haksız tahrik indirimi uygulandı. Sanıklardan 9 yıl ceza alan salıverildi. Bu aileyi ikinci kez yıktı. Bununla ilgili itirazlarımızı gerek 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gerekse istinafa yapacağız. Kararı bir üst mahkemeye taşıyacağız" diye konuştu.
16 Temmuz 2026 14:34

Nida Nazlıer Cinayetinde Karar! "Nefsime Uydum" Savunması Mahkemeyi İkna Etmedi
Antalya'da Nida Nazlıer'i öldürerek ziynet eşyalarını çaldığı gerekçesiyle yargılanan Suriye uyruklu Aref Elhussein, kasten öldürme suçundan müebbet, hırsızlık suçundan ise 7 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar öncesi "Nefsime uydum" diyerek savunma yapan sanık hakkında mahkeme iyi hal indirimi uygulamadı. Elhussein, karar öncesindeki savunmasında, "Nefsime uydum" dedi. Olay, 31 Temmuz 2025 günü saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi üzerindeki 5 katlı binanın birinci katında meydana geldi. Elhussein, çıkarıldığı hakimlikçe "kasten öldürme" suçundan tutuklanırken, Halil İ. ile H.H. serbest bırakıldı. İDDİANAMEDE AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ Hazırlanan iddianamede, sanık Aref Elhussein hakkında "canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. "BENİ TAHRİK ETTİ, PARASINI DA VERDİM" İddianamenin Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesinin ardından açılan davanın üçüncü duruşmasına tutuklu sanık Aref Elhussein ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada son savunmasını yapan Elhussein, "Merhamet edilmesini istiyorum. İlk defa böyle bir ilişkide bulundum. O beni tahrik etti, beni o raddeye getirdi. Benimle istediğini yaptı, parasını da verdim. Kendimi savundum. Çok çok pişmanım, ona gittiğim için de pişmanım. Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşadım. Türk adaletinden merhamet istiyorum. Nefsime uydum" dedi. Heyet, Aref Elhussein'i kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı.
16 Temmuz 2026 15:16

Güvenlik Görevlisi Tahsin'i Öldüren Sanığa 18,5 Yıl Hapis
Antalya'da otelin önünde içki içtiği gerekçesiyle kendisini uyaran güvenlik görevlisi Tahsin Göker'i çıkan kavgada öldüren tutuklu sanık Eyyüp Taşan, 'Kasten öldürme' suçundan haksız tahrik indirimiyle 18,5 yıl, olay sırasında yanındaki Halil Sevinç ise 'Kasten öldürmeye yardımcı olmak' suçundan yine haksız tahrik indirimi uygulanarak 9 yıl hapse çarptırıldı Olay, 9 Kasım 2025'te saat 02.30 sıralarında, Muratpaşa ilçesi Selçuk Mahallesi Musalla Sokak'taki otelin önünde meydana geldi. Sanıklar Eyyüp Taşan ve Halil Sevinç, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde üçüncü kez hakim karşısına çıktı. Sevinç ise "Ben hiç kimseyi öldürecek şekilde bir girişimde bulunmadım. Olay için çok üzgünüm" diye konuştu. Göker, "Bugünkü sonuçtan hiç memnun değilim. Çok üzgünüm. Adalet bu olmamalı. Benim oğlum toprağın altında fakat öbür kişi elini kolunu sallayarak 9 yıl ceza alıyor ve şu anda dışarıda. Sonuna kadar nereye başvuracaksam başvuracağız. Benim oğlum toprağın altında yatıyorsa, onlar da cezalarını fazlasıyla çekecek. Her gün haberlerde görüyorum benim gibi birçok anne aynı acıyı yaşıyor ama bu suçu işleyenler maalesef çok az bir cezayla sokaklarda geziyor. Bu çocuklar çok zor büyütülüyor, yetiştiriyor. Bir evlat o kadar zor yetiştiriliyor ki, canımız onlar bizim. Bu kadar basit olmamalı. Yaşadığım sürece peşini bırakmayacağım. Başka canlar yanmasın" ifadelerini kullandı. Yapılan indirime tepki gösteren baba Adnan Göker ise "Böyle bir şey beklemiyorduk. Hayal kırıklığına uğradık. Adalet bu değil. Bizi çok üzdü, çok yıktı. Tabii ki peşini bırakmayacağız. Benim çocuğum ömür boyu toprakta yattı. Biz de ömür boyu cezaya çarptırıldık. Karşı taraf için ömür boyu cezayı istemiştik. Onu da vermediler" dedi. Kararın ardından açıklamada bulunan ailenin avukatı Arif Çelik, "Verilen karar bizleri ve aileyi tatmin etmedi. Savcılık tarafından düzenlenen mütalaada haksız tahrik indirimi uygulanmaması yönünde düzenlenmişti fakat kararda haksız tahrik indirimi uygulandı. Sanıklardan 9 yıl ceza alan salıverildi. Bu aileyi ikinci kez yıktı. Bununla ilgili itirazlarımızı gerek 5'inci Ağır Ceza Mahkemesine gerekse istinafa yapacağız. Kararı bir üst mahkemeye taşıyacağız" diye konuştu.
16 Temmuz 2026 14:29

İlişkiye Girdiği Kadını Öldürüp Kaçtı: 'Nefsime Uydum'... Müebbet Yedi
Antalya'da 80'in üstünde güvenlik kamerasının incelenmesiyle yakalanan, ilişkiye girdiği kadını öldürüp, çantasını alıp kaçan şahsa müebbet hapis cezası verildi. Savunmasında "nefsime uydum" deyip merhamet istedi. Antalya'da 45 yaşındaki Nida Nazlıer'in evinde öldürülmesine ilişkin davada, "canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen tutuklu sanık Aref Elhussein, kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Elhussein, karar öncesindeki savunmasında, "Nefsime uydum" dedi. Olay, 31 Temmuz 2025 günü saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi üzerindeki 5 katlı binanın birinci katında meydana geldi. Elhussein, çıkarıldığı hakimlikçe "kasten öldürme" suçundan tutuklanırken, Halil İ. ile H.H. serbest bırakıldı. "NEFSİME UYDUM" İddianamenin Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesinin ardından davanın üçüncü duruşmasına tutuklu sanık Aref Elhussein ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada son savunmasını yapan Elhussein, "Merhamet edilmesini istiyorum. İlk defa böyle bir ilişkide bulundum. O beni tahrik etti, beni o raddeye getirdi. Benimle istediğini yaptı, parasını da verdim. Kendimi savundum. Çok çok pişmanım, ona gittiğim için de pişmanım. Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşadım. Türk adaletinden merhamet istiyorum. Nefsime uydum" dedi. Sanığa hırsızlık suçundan da 7 yıl hapis cezası verildi.
16 Temmuz 2026 16:33

İlişkiye Girdiği Kadını Öldürüp, Çantasını Aldı Müebbet Hapis Ve 7 Yıl Ceza Aldı Mahkemede "Nefsime Uydum" Deyip Merhamet İstedi 80'in Üzerinde Güvenlik Kamerası İncelenerek Yakalandı, İyi Hal İndirimi Uygulanmadı
Antalya'da 45 yaşındaki Nida Nazlıer'in evinde öldürülmesine ilişkin davada, "canavarca hisle ve eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen tutuklu sanık Aref Elhussein, kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Sanığa hırsızlık suçundan da 7 yıl hapis cezası veren mahkeme heyeti, iyi hal indirimi uygulamadı. Elhussein, karar öncesindeki savunmasında, "Nefsime uydum" dedi. Olay, 31 Temmuz 2025 günü saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi üzerindeki 5 katlı binanın birinci katında meydana geldi. Kepez ilçesi Güneş Mahallesi'nde yaşadığı belirlenen Suriye uyruklu Aref Elhussein (28), düzenlenen operasyonla yakalandı. Elhussein, çıkarıldığı hakimlikçe "kasten öldürme" suçundan tutuklanırken, Halil İ. ile H.H. serbest bırakıldı. "Nefsime uydum" İddianamenin Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmesinin ardından açılan davanın üçüncü duruşmasına tutuklu sanık Aref Elhussein ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada son savunmasını yapan Elhussein, "Merhamet edilmesini istiyorum. İlk defa böyle bir ilişkide bulundum. O beni tahrik etti, beni o raddeye getirdi. Benimle istediğini yaptı, parasını da verdim. Kendimi savundum. Çok çok pişmanım, ona gittiğim için de pişmanım. Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşadım. Türk adaletinden merhamet istiyorum. Nefsime uydum" dedi. Heyet, Aref Elhussein'i kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasına çarptırdı.
16 Temmuz 2026 14:20

Trans Kadını Öldüren Erkeğe Müebbet
Antalya – Trans kadın Nida Nazlıer'i (45) öldüren tutuklu sanık Aref Elhusseın (29), "kasten öldürme" suçundan ömür boyu hapse çarptırıldı. Sanığa ayrıca "hırsızlık" suçundan 7 yıl hapis cezası verildi. Olay, geçen yıl 31 Temmuz'da saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi'ndeki 5 katlı binanın 1'inci katında meydana geldi. İş yerinden çıkan Halil İ. (23), arkadaşı Nida Nazlıer ile birlikte yaşadığı eve gitti. Adliyeye sevk edilen Aref Elhusseın, "kasten öldürme" suçundan tutuklanırken, Halil İ. ve H.H. serbest bırakıldı. İddianame, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. "Canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme" suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapsi istenen tutuklu sanık Aref Elhusseın, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Sanık Elhusseın, pişman olduğunu öne sürdü.
16 Temmuz 2026 15:24

Merve Nur Yararlık Boynundan Vurularak Katledilmişti! Acılı Baba Yeniden Şikayetçi Oldu: 'Bana Kazayla Olduğunu Söyleyip…'
Olay, 8 Mart 2025'te Şanlıurfa kara yolu üzerindeki alışveriş merkezinin girişinde bulunan kafede meydana geldi. İddianamede, 20 Mayıs'ta dosyaya sunulan dilekçeyle Merve Nur Yararlık'ın babasının, ölümünün kazaen meydana geldiğinden bahisle şikayetinden vazgeçtiği, annesinin ise şikayetçi olmadığına dair beyanda bulundukları aktarıldı. Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 4'üncü duruşmaya Merve Nur'un ailesi, tutuklu sanık Bülent Arpacı ve taraf avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Duruşmada söz alan ve daha önce sanık hakkında şikayetini geri çeken Merve Nur'un babası Osman Yararlık, yeniden şikayetçi olduğunu belirterek, "Benim kızım öldükten sonra diğer çocuklarımın da psikolojisi bozuldu. Sınavlara hazırlanan küçük çocuklarım bu olaydan olumsuz etkilendi. Karşı taraf, aracılar üzerinden bize 1 milyon TL civarında para yolladı. Zaten taziyeyle ilgilendiğimiz için o süreçte verilen para masraflara gitti. İsterlerse gönderilen parayı geri veririz. Bana başta olayın kazayla olduğu söylendi ama ben olayın kasıtlı olduğunu ve kazayla olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden şikayetçiyim" dedi. Duruşma, daha önce akıl sağlının yerinde olup olmadığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edilen sanık Bülent Arpacı hakkında hazırlanacak raporun beklenmesi için 29 Eylül'e ertelendi.
16 Temmuz 2026 14:42

Antalya'da Cinayet Sanığına Müebbet
Aysu DURSUN/ANTALYA, (DHA)- ANTALYA'da trans birey Nida Nazlıer'i (45) öldüren tutuklu sanık Suriye uyruklu Aref Elhusseın (29), 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapse çarptırıldı. Olay, geçen yıl 31 Temmuz'da saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi'ndeki 5 katlı binanın 1'inci katında meydana geldi. İş yerinden çıkan Halil İ. (23), arkadaşı Nida Nazlıer ile birlikte yaşadığı eve gitti. Adliyeye sevk edilen Aref Elhusseın, 'Kasten öldürme' suçundan tutuklanırken, Halil İ. ve H.H. serbest bırakıldı. 'Canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürme' suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapsi istenen tutuklu sanık Aref Elhusseın, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Sanık Elhusseın, "Merhamet edilmesini istiyorum. Çok pişmanım ve ona gittiğime dair de pişmanım" dedi.
16 Temmuz 2026 14:44

Antalya'da Cinayet Sanığına Müebbet
ANTALYA'da trans birey Nida Nazlıer'i (45) öldüren tutuklu sanık Suriye uyruklu Aref Elhusseın (29), 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapse çarptırıldı. Olay, geçen yıl 31 Temmuz'da saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi'ndeki 5 katlı binanın 1'inci katında meydana geldi. İş yerinden çıkan Halil İ. (23), arkadaşı Nida Nazlıer ile birlikte yaşadığı eve gitti. Adliyeye sevk edilen Aref Elhusseın, 'Kasten öldürme' suçundan tutuklanırken, Halil İ. ve H.H. serbest bırakıldı. İddianame, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 'Canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürme' suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapsi istenen tutuklu sanık Aref Elhusseın, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Sanık Elhusseın, "Merhamet edilmesini istiyorum. Çok pişmanım ve ona gittiğime dair de pişmanım" dedi.
16 Temmuz 2026 15:19

Antalya'da Cinayet Sanığına Müebbet
ANTALYA'da trans birey Nida Nazlıer'i (45) öldüren tutuklu sanık Suriye uyruklu Aref Elhusseın (29), 'Kasten öldürme' suçundan ömür boyu hapse çarptırıldı. Olay, geçen yıl 31 Temmuz'da saat 17.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi Cebesoy Caddesi'ndeki 5 katlı binanın 1'inci katında meydana geldi. Adliyeye sevk edilen Aref Elhusseın, 'Kasten öldürme' suçundan tutuklanırken, Halil İ. ve H.H. serbest bırakıldı. İddianame, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 'Canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürme' suçlamasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapsi istenen tutuklu sanık Aref Elhusseın, Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıktı. Sanık Elhusseın, "Merhamet edilmesini istiyorum. Çok pişmanım ve ona gittiğime dair de pişmanım" dedi.
16 Temmuz 2026 14:50

Kafede Oturduğu Sırada Tabancayla Vurulan Merve Nur'un Babası: 'Kaza Olduğunu Düşünmüyorum' | Video
Diyarbakır'da alışveriş merkezinin girişindeki bir kafede Merve Nur Yararlık'ı (22) öldürüp S.K.'yi de yaralayan Bülent Arpacı'nın tutuklu yargılandığı davada, daha önce sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçen baba Osman Yararlık, yeniden şikayetçi oldu. Yararlık, "Bana olayın kazayla olduğu söylendi ama kazayla olmadığını düşünüyorum. Şikayetçiyim" dedi. Olay, 8 Mart 2025'te Şanlıurfa kara yolu üzerindeki alışveriş merkezinin girişinde bulunan kafede meydana geldi. Duruşmada söz alan ve daha önce sanık hakkında şikayetini geri çeken Merve Nur'un babası Osman Yararlık, yeniden şikayetçi olduğunu belirterek, "Benim kızım öldükten sonra diğer çocuklarımın da psikolojisi bozuldu. Sınavlara hazırlanan küçük çocuklarım bu olaydan olumsuz etkilendi. Karşı taraf, aracılar üzerinden bize 1 milyon TL civarında para yolladı. Zaten taziyeyle ilgilendiğimiz için o süreçte verilen para masraflara gitti. İsterlerse gönderilen parayı geri veririz. Bana başta olayın kazayla olduğu söylendi ama ben olayın kasıtlı olduğunu ve kazayla olmadığını düşünüyorum. Bu yüzden şikayetçiyim" dedi. Duruşma, daha önce akıl sağlının yerinde olup olmadığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na sevk edilen sanık Bülent Arpacı hakkında hazırlanacak raporun beklenmesi için 29 Eylül'e ertelendi.
16 Temmuz 2026 14:37

Antalya'da Trans Birey Cinayetinde Karar Çıktı
Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde geçen yıl trans birey Nida Nazlıer'i (45) öldüren tutuklu sanık Aref Elhusseın (29) hakkında yargılama tamamlandı. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı "kasten öldürme" suçundan ömür boyu hapis, "hırsızlık" suçundan ise 7 yıl hapis cezasına mahkum etti. BANYODA KANLAR İÇİNDE BULUNMUŞTU Olay, geçen yıl 31 Temmuz'da Muratpaşa ilçesi Zerdalilik Mahallesi'nde meydana geldi. 80 GÜVENLİK KAMERASI İNCELENDİ Cinayet Büro Amirliği ekipleri, olayın ardından bölgede bulunan 80'in üzerinde güvenlik kamerası görüntüsünü inceleyerek şüphelinin izini sürdü. "ÇOK PİŞMANIM" DEDİ, CEZADA İNDİRİM UYGULANMADI Duruşmada son sözleri sorulan Aref Elhusseın, "Merhamet edilmesini istiyorum. Çok pişmanım ve ona gittiğime dair de pişmanım." ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 15:02

Diyarbakır'da Kafedeki Silahlı Saldırıda Bir Kadını Öldüren Sanığın Yargılanmasına Devam Edildi
Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanık Bülent A, maktul Mervenur Yararlık'ın ailesi, sanık avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı hazır bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı da sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi talebinde bulundu. - İstenilen ceza İddianamede, 8 Mart 2025'te Mervenur Yararlık'ı öldüren, arkadaşı S.K'yi yaralayan tutuklu sanık Bülent A. hakkında "kasten öldürme", "kasten öldürmeye teşebbüs" ve "ruhsatsız ateşli silahla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 15 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
16 Temmuz 2026 12:23

Motokurye Arkadaşını Öldüren Sanığa 11 Yıl 3 Ay Hapis
Kocaeli'nin İzmit ilçesinde otoparkta tartıştığı mesai arkadaşı motokuryeyi bıçaklayarak öldüren sanık, "Bilerek öldürmedim, cani değilim" dedi. Cumhuriyet savcısı, sanığın müebbet hapisle cezalandırılmasını talep ederken mahkeme heyeti; kasten yaralama sonucu öldürmeye sebep olma suçundan iyi hal ve tahrik indirimi uygulayarak sanığa 11 yıl 3 ay hapis cezası verdi. 11 yıl 3 ay hapis Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın eylemini 'kasten yaralama sonucu ölüme neden olma' kapsamında değerlendirerek, sanığı 'iyi hal' ve 'haksız tahrik' indirimleri uygulayarak 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanık, olay günü yaşananlara ilişkin ise şu iddialarda bulunmuştu: "Olay günü, motosikleti onun üzerine sürdüğümü iddia ederek motosikletime tekme atarak küfür etti. Aramızda küfürleşme oldu. Daha sonra kavga ettik. Kendisi benden cüsse olarak büyük. Beni motosiklete doğru ittirince ben de onu korkutmak amacıyla sepette bulunan bıçağı aldım. Bıçağı ilk seferde vurmadım. Boğuşmaya devam ediyorduk. Bana tekme atmaya çalışınca bıçak bacağına geldi. Sesi duyanlar bizi ayırmaya çalıştı. Ferhat asansöre doğru gitti. Ardından bacağındaki kanı görünce geri geldi. Boğazıma sarılarak, 'Seni öldüreceğim, geberteceğim' dedi. Nefessiz kaldım ve bıçağı bir kez savurdum. Bunun üzerine beni bırakarak yere uzandı. Ben hemen tampon yapmaya başladım. Amacım öldürmek değildi. Keşke ben ölseydim. Öğlen beraber yemek yemiştik, çok pişmanım."
16 Temmuz 2026 13:25

Antalya'da Genç Kadının Ölümüne İlişkin Dava Başladı
Antalya'da silahla vurularak ölen 24 yaşındaki Helin Nama'nın eşi, ilk kez duruşmada savunma yaptı ve intihar iddiasında bulundu. Antalya'da 24 yaşındaki genç kadın Helin Nama'nın başından silahla vurularak hayatını kaybetmesine ilişkin davada, tutuklu yargılanan dini nikahlı eşi İsmail K., ilk kez hâkim karşısına çıktı. Sanık, duruşmada, "Onu öldürmem için hiçbir sebep yoktu. Kadına yönelik şiddete karşı biriyim" diyerek intihar iddiasında bulunurken, Nama'nın ailesi olay öncesinde yaşanan tartışmalara ilişkin çarpıcı detaylar paylaştı. Maktul Helin Nama'nın annesi, kızı ile ilgili yaptığı açıklamada, "Kızım intihar eğilimi göstermiyordu; İsmail'in kendisine psikolojik baskı uyguladığını düşündüğüm için endişe ediyordum" ifadelerini kullandı.
16 Temmuz 2026 10:53

Antalya'da Cinayet Sanığına Müebbet Hapis Cezası Verildi
Antalya'da 45 yaşındaki kadının cinayetiyle ilgili sanık Aref Elhussein, müebbet hapis ve hırsızlık suçundan 7 yıl ceza aldı. Sanık, duruşmada, "Nefsime uydum" şeklinde savunma yaptı. 31 Temmuz 2025 günü meydana gelen olayda, Halil İ. evde Nida Nazlıer'i banyoda kanlar içerisinde buldu. Antalya 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi, savunmaları dinledikten sonra sanığı müebbet hapis cezasına çarptırdı ve hırsızlık suçundan ek 7 yıl hapis cezası verdi.
16 Temmuz 2026 14:23

Helin Nama Davasında İlk Duruşma: Sanık Kocadan Ezber Bozan 'Sezen Aksu' Savunması!
Antalya'da dini nikahlı eşi Helin Nama'yı başından vurarak öldürdüğü iddiasıyla yargılanan İsmail K., ilk duruşmada suçlamaları reddedip "intihar etti" derken; genç kadının ailesinin baskı, şiddet ve cinayet iddiaları mahkeme salonunu sarstı. Antalya'nın Kepez ilçesinde 18 Ocak tarihinde meydana gelen ve 24 yaşındaki Helin Nama'nın hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan feci olayın ilk duruşması Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Acılı Anneden Şiddet İtirafı: "Çok Pişmanım, Size Dönsem Kabul Eder misiniz?" Helin Nama'nın annesi ise kızının intihar edecek bir yapıda olmadığını, aksine evlendikten sonra ağır bir psikolojik baskı altında eridiğini dile getirdi. Duruşmada tanık olarak dinlenen Helin Nama'nın ağabeyi Emrah N. ise sanığın iddia ettiği "huzurlu evlilik" tablosunu tamamen çürüten bir beyanda bulundu.
16 Temmuz 2026 13:03

Antalya'da Bir Kişiyi Cam Parçasıyla Öldüren Sanığa Müebbet Hapis Cezası
Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, Nida Nazlıer'i öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanık Aref Elhussein (28) ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme heyeti, sanık Elhussein'e "kasten öldürme" suçundan müebbet ve "hırsızlık" suçundan da 7 yıl hapis cezası verdi.
16 Temmuz 2026 13:11