×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

14 Mayıs 1950: Türk Demokrasi Tarihinde Bir Kırılma

1908 sonrasında Hürriyet ve İtilaf ile başlayan merkezin içindeki itiraz, erken Cumhuriyette Terakkiperver Fırka ve sonrasında da Serbest Fırka üzerinden şekillenmiş ama bu eğilimler önemli bir örgütsel kapasiteye erişmeden sönümlenmiştir. 1946 yılına kadar devam eden merkezin egemenliği, CHP'nin kendi içerisindeki tartışmalarla sarsılmış ve 1946 seçimleri, muhalefetin toplumsal tabana dayanabileceği fikrini güçlendirmiştir. Uzun yıllara sari siyasi ve ekonomik baskılara muhatap olan taşranın, 14 Mayıs 1950 seçimleri ile merkeze doğru hareket etmesi, Türk demokrasisindeki ana kırılma noktası olarak görülebilir. CHP'de parti içi ihtilaflarla başlayan ve sonrasında yeni bir oluşuma evrilen bu muhalefet anlayışı, DP içinde de parti içi bir eğilime dönüşmüş ve zamanla yekpare değerlendirilemeyecek bir DP profili ortaya çıkmıştır. Kendisini çevrenin temsilcisi olarak gören ve bu hattı takip eden AK Parti de benzer bir merkez-çevre çatışmasının tarafı olarak ortaya çıkmış ve politikalarını toplumsal taleple eşitleyen bir siyasi pratik ortaya koymuştur. Kesintisiz iktidarın en önemli koşulu olan toplumsal destek, AK Parti'nin iktidarının sürekliliğini temin eden en önemli kriter olmuş ve AK Parti, çevrenin merkezdeki ağırlığını artırmıştır.

Turgay Yerlikaya

Kaynak: Yeni Şafak

14 Mayıs 2026 04:00

Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız

Yazarın Diğer Yazıları

Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Turgay Yerlikaya

Yol Ayrımı Senaryoları Ve Chp'nin Geleceği

24Mayıs 2023 seçimleri sonrasında CHP içinde ortaya çıkan fiili bölünme, itirazlar sonrasında mahkemeye taşınmış ve içerideki tartışmalar harareti değişse de bugüne kadar devam edegelmiştir. Bir müddet daha ikinci seçenek olan parti içi mücadele koşullarının devam edeceği ve buradan sonuç alınamadığı takdirde yeni bir parti ile yola devam edileceği kanaatindeyim. DP'nin, CHP'nin tek parti politikalarına itiraz yolu ile ortaya çıkması, DP içi muhalefetin parti içinde başarılı olamaması sonucunda, Millet Partisi ve Hürriyet Partisi deneyimleri, Adalet Partisi'nden ayrılanların Demokratik Parti'yi kurması ve yakın tarihli bir örnek olarak DSP'den ayrılanların Yeni Türkiye Partisi ile yola devam etmeleri. Parti içi mücadelenin partiye nüfuzu imkansız hale getirdiği ve yeni bir parti arayışının kaçınılmaz olduğu bu deneyimlerin en somut örneklerinden biri de AK Parti hiç kuşkusuz. Bir diğer yönelim olan parti içi mücadele örneği ise kurultay marifetiyle siyaseten yaşanan aktörel ve siyasi değişimdir. Ecevit-İnönü arasında 1960'ların sonu ile belirgin hale gelen ve ortanın solu ile ideolojik formasyonu şekillenen ayrışma, 1972'de Ecevit'in zaferi ile sonuçlanmış ve partide hem aktör düzeyinde hem de ideolojik çerçeve açısından önemli bir değişim söz konusu olmuştur. Bu açıdan Kılıçdaroğlu ve ekibinin önündeki en büyük meydan okuma, parti içindeki elitleri ve parti örgütünü arınma söylemi üzerinden konsolide etmek ve en önemlisi de bu süreci CHP seçmenine anlatabilmek.

04 Haziran 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

Post-liberal Dünya Ve Papa'nın Genelgesi

"Tekniğe İlişkin Soruşturma"da araçsal aklın yarattığı travmaya odaklanan Heidegger'i takip eden Dreyfus, modern dönemde internetin, insanlığın varlığını mekanikleştirdiğini ve insanı sadece veriye indirgeyerek varlıktan soyutladığını ifade etmektedir. 7 Ekim sonrasında ortaya çıkan denklemde teknoloji şirketlerinin optimizasyon adına İsrail ile nasıl işbirliği yaptıkları ve insanlık aleyhine çalıştıkları ortada. Tüm bu tartışmaların ortasında Papa 14. Halbuki uzun süredir Elon Musk'ın muhafazakar sayılabilecek çıkışları ve Alex Karp'ın Silikon Vadisi'ni, ABD ve bir bütün olarak Batı'nın üstünlüğü ve çıkarları etrafında yeniden pozisyon almaya çağırması, tersine bir muhafazakarlaşma ya da aşırı sağın teknoloji sahasındaki iz düşümü olarak yorumlanıyordu. Papa'nın genelgesinde izleri sürülen ve etkisi hissedilen bir isim olan Henry Stephan, Katolikler açısından hem dini hem de entelektüel alanda önemli etkileri olan biri. Teknoloji konusunda oldukça net fikirlere sahip olan Stephan, teknolojinin herhangi bir sınır gözetmeksizin yarattığı tahribata karşı bir tür teolojik reçete önermektedir. 1990'larda Komüniteryanların felsefi düzlemde yaptığı liberal düzen eleştirileri bugün hem siyasal hem de teknolojik alanda post-liberal düşünce tarafından tevarüs edilmiş ve özellikle teknolojinin yarattığı düzenin olumsuzlukları üzerinden yeni bir pencere açılmıştır. Bir yanda Patrick Deneen gibi post-liberal felsefenin önemli isimleri ile Stephan gibi Katolik din adamlarının beslediği damar, diğer yanda da Silikon Vadisi'nin patronları.

01 Haziran 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

27 Mayıs Ve Bitmeyen Dram: Tevfik İleri Ve Bir Dönem Okuması

"Hanım, ben siyasete girmek istiyorum. " " Ne olacak siyasete girdiğinde. " " Mebus olacağım, millete hizmet edeceğim." Tevfik İleri ile eşi Vasfiye Hanım arasında geçen bu diyalog, gündelik tartışma-ların dışında siyasete atfedilen anlamı göstermesi açısından oldukça kıymetli. Klasik sosyal teorinin kurucu babalarından biri olan Weber'in "Meslek Olarak Siyaset" konuşmasında (sonradan kitap olacak) kategorize ettiği politikacı tipolojileri, siyaset ve siyasetçiyi rasyonel biçimde analiz edebilecek bir çerçeve sunar. Bu nedenle 27 Mayıs Darbesi sadece demokratik hayatı kesintiye uğratarak sonraki on yıllarda halkın egemenliğini imkansız hale getiren bir vesayet mekanizması üretmemiş aynı zamanda uzunca yıllar unutulamayacak insani dramlara da neden olmuştur. Bu açıdan birçok DP'linin tecrübe ettiği gibi İleri ve ailesinin 27 Mayıs Darbesi'nin hemen ardından yaşadıkları, filmleri aratmayacak nitelikte. 27 Mayıs'taki darbenin ardından sözde yargılamaların başladığı Yassıada süreci, sadece DP'liler için değil aileleri için de bir travma. Darbeciler, her gece "Yassıada Saati" başlıklı bir radyo programı ile duruşmaların cunta tarafından filtrelenmiş bölümlerini dinleyicilere aktarmakta ve muazzam bir sansür mekanizması ile ailelerden olan biteni saklamaktaydılar. 27 Mayıs günü evinde derdest edilen İleri ve diğer DP'liler Harbiye'ye götürülüyor ve bütün ekibin muhatap olduğu psikolojik şiddete o daha ağır bir biçimde maruz kalıyordu.

28 Mayıs 2026 04:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Turgay Yerlikaya

Abd-iran Savaşı Ve Kıssadan Hisse

12 gün savaşlarının ardından yeniden başlayan ve uzunca bir süre devam eden çatışma, savaşın doğasına ilişkin yeni tartışmalar başlattı. Bu nedenle İran'a yönelik başlatılan savaş, aslında diğer devletler için de önemli sonuçlar üretti ve savaş, her devlet için bu tür kritik dönemlerde nasıl bir planlama yapılması gerektiğini de açık biçimde göstermiş oldu. Geçtiğimiz günlerde bu konuyu derinlemesine masaya yatıran "Askeri ve Jeopolitik Perspektiften ABD/İsrail-İran Savaşı ve Türkiye" başlıklı rapor, Milli İstihbarat Akademisi tarafından yayınlandı. Örneğin; İran'ın ABD üslerine yönelik saldırılarında kullandığı dronlar 20-60 bin dolar civarında bir değere sahipken hedef alıp zaman zaman etkisiz hale getirdikleri sistemlerin değeri yüz milyonlarca dolara ulaşabilmektedir. Türkiye açısından savunma sanayisinde "üç boyutlu derinlik" (yüksek teknoloji, seri üretim ve sürdürülebilirlik) ve dağıtık komuta-kontrol mimarilerinin bir zorunluluk olduğu ısrarla vurgulanıyor. Nitekim uzunca bir süredir devam eden terörsüz Türkiye süreci, Suriye, İran ve Irak'taki Kürtlerin İran'a karşı mobilize olmasını engellemiş ve bölgede birlikte yaşamanın önemi çok daha bariz biçimde anlaşılmıştır. Son olarak savaşın bitimiyle ilgili müzakerelerin devam ettiği bu aşamada, Türkiye'nin hanesine düşenler noktasında yapılan bu tartışmanın derinleşerek devam etmesi, Türkiye'nin geleceği açısından oldukça kıymetli.

25 Mayıs 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

Terörsüz Türkiye'de Yeni Aşama Mı?

Fakat devletin zirvesinden yapılan kararlılık vurgusunun ardından Devlet Bahçeli'nin yine somut bir öneri ile kamuoyu karşısına çıkması, sürecin yeni gelişmelere gebe olabileceği beklentisini de artırmış durumda. Bahçeli'nin önerisi ve Cumhur İttifakı'nın yeni dönemdeki tutumuna geçmeden önce, bu öneri ile sürecin yeni koşullara entegre olabilecek şekilde güncellendiğini söylememiz gerekiyor. Her ne kadar Öcalan 27 Şubat tarihli deklarasyonu ile örgütün feshedildiğini açıklasa da Öcalan'ın koşulları üzerinden, onun örgüt üzerinde söz sahibi olamayacağı tezini işleyenler de söz konusu. Öcalan'ın miadının dolduğu, örgüt üzerinde etkisinin kalmadığı ve dolayısıyla sürece vaziyet edecek yeni bir aktöre ihtiyaç olduğu argümanı üzerinden gündeme getirilen bu senaryo, örgüt ile ilgili spekülatif hesapların yapıldığını göstermektedir. Bahçeli'nin yeni bir komisyon ihdas edilmesi ve sürecin devletin ilgili organları tarafından takip edilmesi gerektiği yönündeki önerisi de sahadaki teyit ve tescil sürecinin bütün boyutları ile takip edilmesini savun-maktadır. Geçtiğimiz günlerde Mehmet Uçum'un geçiş hukukunu da içeren kapsamlı makalesi, bundan sonra yasal bağlamda takip edilecek izleği de ortaya koymaktadır. Gelinen noktada, sürecin başarılı biçimde nihayete erdirilmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması, hiç kuşkusuz en önemli başlık.

21 Mayıs 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

İhtiyat İle Kararlılık Arasında Terörsüz Türkiye

Uzunca bir süredir akıbeti ile ilgili soru işaretleri olan terörsüz Türkiye hedefi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Meclis Başkanı Kurtulmuş'un açıklamaları ile yeniden gündeme geldi. Süreci bir tür devlet inisiyatifine dönüştüren Erdoğan'ın, başından bu yana haklı ve makul biçimde ihtiyatı elden bırakmadığı terörsüz Türkiye süreci, olağan akışı içinde devam ediyor. Söz konusu vurguda, Cumhurbaşkanının altını çizdiği bir husus var ki oldukça kritik. Erdoğan'ın süreç ile ilgili kararlılığı ifade ederken, "geride bıraktığımız 18 ayda hem kayda değer mesafe aldık hem de TUSAŞ saldırısı gibi gizli-açık birçok badire atlattık" sözü oldukça dikkat çekiciydi. Bugün kamuoyuna bütün boyutlarıyla açıklanmasa da özellikle Suriye'nin devrim sonrasındaki saha dinamiklerini sabote ederek Türkiye'deki süreci inkıtaya uğratmak için ciddi bir çaba söz konusu oldu. Hatırlayacak olursak terörsüz Türkiye'nin kritik aşamalarından birisi olarak gündeme gelen ve komisyona iştirak eden partilerin mutabakatıyla alınan bazı kararlar vardı. Bu konuda nasıl bir çerçeve çizileceği, terör örgütü üyelerinin ne tür bir düzenlemeye muhatap olacağı ve en önemlisi de silah bırakanlarla ilgili nasıl bir süreç işletileceği soruları oldukça önemli. Başından bu yana Cumhur ittifakının en önemli çalışmalarından biri olagelen terörsüz Türkiye projeksiyonunun gerçekleştirilmesi durumunda, hem Türkiye hem de bölgeyi bekleyen yeni düzenin istikrar adına çok önemli sonuçlar doğuracağı açık.

18 Mayıs 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

Mahremiyet Mi Güvenlik Mi: Instagram Üzerinden Bir Okuma

Zaman zaman güvenliğin öncelendiği ve özgürlüklerin sınırlandırıldığı bir zemin söz konusu olurken zaman zaman da mutlak özgürlük algısı üzerinden güvenliğin paranteze alındığı dönemler söz konusu olmuştur. Risk ve tehditlere muhatap olma kapasitesine göre değişen bu durum, iki kavramın uygulanması ile ilgili soru işaretleri ve spekülasyonları da artırmaktadır. 11 Eylül sonrasında Batı'da başlayan terör furyasının 2015 sonrasında DAEŞ ile birlikte Avrupa içlerinde hissedilmesi, özgürlük-güvenlik dengesi tartışmalarının daha fazla yapılmasına neden olmuştur. Yarın bir gün Whatsapp başta olmak üzere muadili platformların benzer bir eğilimle hareket etmesi mümkün mü? Hiç kuşkusuz bu sorular önemli. Bir diğer soru işareti ise, bu platformların merkezlerinin olduğu yerlerdeki ülkeler ile kurulan ilişki. Mark Zuckerberg, 2019 yılında "gelecek gizliliktir" (the future is private) sloganı ile mahremiyete ne denli önem atfettiğini göstermiş ve META'ya dair soru işaretlerini ortadan kaldırmak istemiştir. Fakat gelinen noktada, her ne kadar bu tür kararlar bir tür güvenlik kaygısı üzerinden meşrulaştırılsa da, META'nın kendisi ile ilgili soru işaretlerini gideremediği aşikar. Hatırlarsanız Cambridge Analytica, sadece ilgili platformların seçmen profili üzerinden seçimlere müdahale tartışması değildi, aynı zamanda Facebook gibi bir platformun üçüncü kişilerle izinsiz olarak verileri paylaştığı meselesiydi.

11 Mayıs 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

Sürgünde Bir Lider: Humeyni'nin Türkiye Serüveni

15 Temmuz sonrasında özellikle sınır dışı operasyonlardaki etkisi ile pozitif ayrışan MİT, yakın tarihe yönelik bazı belgeleri yayınlayarak tarihi olay ve kişilere ilişkin de yeni bir tartışma başlığı açıyor. Bu nedenle 1964 yılında Şah rejiminin Humeyni'nin etkisini asgariye indirmek için başvurduğu sürgün politikası, onun yaklaşık on bir ay süren Türkiye macerasının başlamasına neden olur. Fakat Necef sürgünü öncesindeki on bir aylık Türkiye hikayesi, Humeyni'ye farklı bir Türkiye portresi sunmuş ve Türkiye'nin Müslüman dünyaya yönelik duyarlılığı Humeyni'nin ilgisini çekmiştir. Beşeri ilişkilerin yanı sıra politik düşüncesine de etki eden bu iki sürgün, 1979 İran İslam Devrimi'nin fikri kuluçka süreci olarak da okunabilir. Annabelle Sreberny ve Ali Mohammadi'nin kaleme aldıkları "Small Media Big Revolution" kitabı, gizlice İran'a sokulan bu kasetlerin kitleleri çok başarılı biçimde rejime karşı diri ve muhalif tuttuğunu ifade eder ve devrim öncesindeki klasik medya araçlarının bu konudaki radikal etkisini anlatır. Humeyni açısından 1964 yılında başlayan sürgün macerasının ikinci durağı olan Bursa, bu yönüyle onun fikri ve politik serüveninde önemli bir kilometre taşı olmuş ve devrime giden sürecin köşe taşları buralarda şekillenmiştir. Bu dönemi ve Humeyni'nin Türkiye'ye ilişkin yaklaşımını anlayabileceğimiz birincil kaynaklardan bir diğeri de Humeyni'nin bu dönemde oğluna yazdığı mektuplardır.

07 Mayıs 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

Axel Springer Ve Kötülüğün Rutinleşmesine Bir Tepki

Hannah Arendt'in, Nasyonal Sosyalizmin yarattığı bürokrat tipolojisini karakterize etmek için kullandığı "kötülüğün sıradanlığı" kavramı, Nazi Almanya'sındaki eylemlerin motivasyonu ve niteliğine dair önemli bir çerçeve sunuyor. Bu durumun en açık biçimde gözlemlenebileceği mecralardan biri de İsrail lobisinin etki ettiği medya organları. 7 Ekim sonrasında İsrail'e verdikleri kayıtsız şartsız destekleri ile açığa düşen birçok medya kurumu, bu konuda geri atmak bir kenara bu ilişkiyi katı biçimde sergilemekte ve kendi çalışanlarını da bu duruma icbar etmektedirler. İsrail lobisinin küresel medyadaki etkisini göstermesi açısından önemli bir örnek olan Axel Springer, İsrail lehine kamuoyu inşası için her türlü kötülüğü olağan hale getirmekte ve elindeki bütün araçları kullanarak çalışanlarına yönelik baskı kurmaktadır. Editöryel bağımsızlık ve basın özgürlüğü gibi kavramların Batı ve İsrail lehine kullanılmasının en açık örneği olan 7 Ekim sonrası süreç, bu tür medya platformlarının motivasyonlarının anlaşılmasına da katkı sağladı. Her türlü propagandanın yanı sıra çalışanlarına Siyonizm destekçiliğini dayatan söz konusu yapının bugün eleştiriye muhatap olması önemli. Döpfner'in kaba bir Siyonizm destekçisi olduğunu ifşa eden mail trafiklerinin yanı sıra bugün Netflix gibi isteğe bağlı yayıncılığın yapıldığı küresel platformlardaki varlığı, Siyonist lobisinin etkisini anlama adına önemli. 7 Ekim sonrasında birçok sosyal medya platformunun İsrail lehine tavır aldığı ve Filistin konusundaki duyarlılığı örtmeye çalıştığı bilinen bir gerçek.

04 Mayıs 2026 04:00

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Turgay Yerlikaya

Özgürlük Güvenlik Dengesinde Sosyal Medya Regülasyonları

İlk etapta özellikle 15 yaş ile ilgili sınır getirildiğinde konu "yasak" üzerinden ele alınmış ve çocukların güvenliği konusu ikinci plana itilmiştir. İlgili yasa ile sosyal medya platformlarının ebeveyn kontrol araçlarını zorunlu tutması da bu bağlamda önemli. Nitekim çocuklara yönelik ayrıştırma ve içeriklerin kullanımı durumunda, onlar açısından zarar teşkil edebilecek konuların belirlenmesi ve belirli bir filtrelemeye tabi tutulması önemli. Bu nedenle konuyu sosyal medyaya girme yaşı ve kısıtı üzerinden tartışmanın yanı sıra belirli bir yaş grubunun altındaki çocuklara ne tür içerikler üretilebileceği üzerine kafa yormak gerekiyor. Türkiye'de çocuklara yönelik spesifik içerik üretimi bu yönüyle oldukça sınırlı. Bu açıdan oyun platformlarına yönelik yaş derecelendirmelerinin yapılacak olması ve ilgili platformların Türkiye'de gerçek ya da tüzel kişi bulunduracak olması da önemli. 5651 sayılı kanun üzerinden ortaya çıkan bağlamı hem egemenlik ilişkileri hem de sağlıklı bir sosyal medya kullanımı yönüyle ele almak gerekiyor. Bu nedenle konuyu sansür ve güvenlik gibi alanlara indirgemek yerine bireylerin sağlıklı sosyal medya kullanımı üzerine yoğunlaştırmak çok daha anlamlı olacaktır.

30 Nisan 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

Teknofaşizm Yahut Vatanseverliğe Çağrı: Palantir Manifestosuna Dair

Teknolojinin toplumsal hayatı derinden etkilediği ve modernleşme için en önemli kaldıraç olduğu argümanı, teknolojik deterministlerin ana tezi idi. Teknolojinin merkezde olduğu bu okuma biçimi insanın bu ilişkide nerede konumlandığı tartışmalarına da eğildi ve ortaya önemli bir literatür çıktı. Heidegger'in, Batı'nın araçsal rasyonalitesine yönelik erken dönem eleştirileri ve tekniğin herhangi bir etik ve rasyonel kısıt olmaksızın kullanımı, teknolojinin mahiyeti konusunda önemli bir uyarı idi. Sonraları Eleştirel Teori'nin üzerine düşündüğü ve aydınlanma açısından bir kriz olarak değerlendirdiği bu yönelim, Neil Postman ve Hubert Dreyfus gibi isimlerin de gündemine girmiş ve teknolojinin insanın kontrolünden çıkarak yarattığı tedirginlik bir tür Frankenstein Sendromu olarak yorumlanmıştır. Teknolojinin modernleşen Türkiye'ye etkisi de benzer açılardan ele alınmış ve Nurettin Topçu ile Erol Güngör gibi isimler bu konuya dair önemli analizler yapmışlardır. Nitekim Topçu, yüzyılımızı "makine medeniyeti" olarak tavsif etmiş ve teknolojinin baskın olduğu bu düzenin insan hürriyeti açısından büyük sorunlar ortaya çıkarttığını söylemiştir. Nitekim, Alexander Karp'ın Nicholas Zamiska ile yazdığı "Teknolojik Cumhuriyet" kitabı, Silikon Vadisi'ne yönelik topyekun bir istikamet tayini olduğu kadar Batı'nın ilerici-gerici dikotomisindeki rolünü de belirginleştiren bir anlayışa sahip. Karp'a göre Silikon Vadisi, 1950 ve sonrasında Pentagon'dan aldığı destekle büyümüş ve özellikle askeri teknolojinin gelişimine önemli katkılar sağlamıştı.

27 Nisan 2026 04:00

Turgay Yerlikaya

Erken Dönem Üzerine Yeni Bir Tartışma: Brett Wilson'un Makalesi Üzerine

Son dönemde sosyal medyada gündem olup ilgili kamu nezdinde tartışılan Brett Wilson'ın makalesi, Türkiye'de din-devlet ilişkileri konusuna yeni bir soluk getirdiği iddiası üzerinden ele alındı ve tartışıldı. Fakat alana ilgi duyan ve ilgili literatürü oluşturan ana çalışma ve tanıklıklara bakıldığında, konunun hiç de Wilson'un aktardığı gibi olmadığı görülmektedir. Nitekim birçok şeyhin 1925 öncesine oranla toplumsal statüsündeki gerileme ve belirli birtakım mesleklere icbar edilmeleri her ne kadar bir lütuf ve himaye olarak görülse de bu kişilerin entelektüel profilleri ile icbar edildikleri meslek pratikleri arasında devasa bir uçurum olduğu da görülmektedir. Erken cumhuriyetin 1925 sonrasındaki tutumuna ilişkin birincil tanıklıklara bakıldığında da durumun Wilson'ın aktardığından farklı olduğu görülecektir. İstiklal Mahkemelerinde yargılanan Mevlevi'nin, özel yaşamında maruz kaldığı maddi ve manevi sorunlar birlikte düşünüldüğünde, Wilson'ın aktardığı tablonun dışında bambaşka bir hikaye olduğu da görülmektedir. Seçmeci bir yaklaşımla 1925 sonrasındaki durumu, şeyhler açısından bir tür taltif mekanizması olarak yorumlamak yeni bir bakış açısı olarak sunulsa da doyurucu ve ikna edici olmaktan uzak.

23 Nisan 2026 04:00

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

Değerlendirme için işlemin sonucunu girin:

captcha