
Bilim insanlarının kıyı riski haritalarındaki dikey veri uyuşmazlığını incelediği yeni çalışma, bağıntılı deniz seviyesinin 1 metre yükselmesi durumunda risk altındaki nüfusun eski tahminleri aşarak 132 milyon kişiye ulaşabileceğini hesapladı. Araştırmacılar, kıyı şeritlerinde ölçülen gerçek deniz seviyesinin, mevcut birçok çalışmada "sıfır" kabul edilen seviyeden ortalama 27 santimetre daha yüksek olduğunu tespit etti. Uyuşmazlığın en yüksek olduğu "sıcak noktalar" olarak Güneydoğu Asya ve Okyanusya işaret edildi. Pasifik ve Hint-Pasifik'in bazı kısımlarında ölçülen kıyı deniz seviyesinin, küresel jeoit modellerinin 1 metre üzerinde olduğu açıklandı. Buna göre Jeoit tabanlı eski tahminlere kıyasla %31 ila %37 daha fazla kara alanının su seviyesinin altında kalacağı, risk altındaki nüfusun %48 ila %68 oranında artarak yaklaşık 77 milyon ila 132 milyon kişiye ulaşacağı, deniz seviyesinin altında kalacak toplam kara yüz ölçümünün ise kullanılan veri setine bağlı olarak 461.000 ila 671.000 kilometrekareye yükseleceği hesaplandı.
Kaynak: Sözcü, Haber Merkezi
01 Temmuz 2026 16:38
Alıntıdır : Haber Kaynağı İçin Tıklayınız
Bu habere çok benzer konularda diğer kaynaklardaki haberlere aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Gözaltına Alınan Deniz Göktaş Yarın Adliyeye Sevk Edilecek
Gözaltına alınan komedyen Deniz Göktaş'ın avukatı Metin Aslan, Göktaş'ın Vatan'daki ifade işlemlerinin tamamlandığını, yarın sabah Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edileceğini açıkladı. "Müvekkilim Deniz Göktaş hakkında, 29 Haziran 2026'da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müvekkilim hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenen "Cumhurbaşkanına hakaret" ve aynı Kanun'un 216/3. maddesinde düzenlenen "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamaları kapsamında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma bilgisini öğrendikten sonra Türkiye'ye dönen Göktaş, İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alınmış, yapılan sağlık kontrolünün ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi'ne götürülmüştür. Müdafi eşliğinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Vatan Yerleşkesi'nde ifadesi alınan Deniz Göktaş, gözaltı tedbiri kapsamında bu geceyi emniyette geçirecektir. Müvekkilimin sağlık durumu iyidir. 3 Temmuz Cuma günü, İstanbul Çağlayan Adliyesi'ne sevk edilecek ve saat 10.30'da hâkimlik karşısına çıkarılacaktır."
02 Temmuz 2026 20:23

Aydın'da İşçi Servisi Otomobille Çarpıştı: 3 Yaralı
Aydın'ın Bozdoğan ilçesinde işçileri taşıyan servis minibüsü ile otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 3 kişi yaralandı. Kazada yaralanan 3 kişi, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı.
02 Temmuz 2026 20:16


Reklam Vermek İçin Tıklayınız
İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

1 Ölü, 1 Kayıp! Kızılırmak'ta Can Pazarı... Çamaşır Yıkayan Çocuklar Akıntıya Kapıldı
Çevredekilerin müdahalesiyle Gülistan Şahin kurtarılırken, 13 yaşındaki Zerda Şahin'in cansız bedenine ulaşıldı, 15 yaşındaki Gülseren Şahin'i arama çalışmaları sürüyor. Olay, saat 12.00 sıralarında Kızılırmak'ın Gemerek ilçesine bağlı Burhan köyü mevkiinde meydana geldi. Aileleriyle birlikte köye mevsimlik işçi olarak gelen Gülistan Şahin, Zerda Şahin ve Gülseren Şahin çamaşır yıkamak için ırmak kenarına gitti.
02 Temmuz 2026 20:10

Dışişleri Bakanlığı'ndan Şam'daki Bombalı Saldırıya Tepki: Güçlü Şekilde Kınıyoruz
Açıklamada, "Suriye'nin başkenti Şam'ın Hicaz bölgesinde bugün gerçekleştirilen ve can kayıplarına yol açan saldırıyı güçlü şekilde kınıyoruz." ifadesi yer aldı. Suriye'nin başkenti Şam'ın en işlek noktalarından biri olan tarihi Hamidiye Çarşısı'na giden yol üzerindeki Adalet Sarayı yanındaki kafede meydana gelen patlamada 5 kişinin öldüğü, 16 kişinin de yaralandığı duyurulmuştu.
02 Temmuz 2026 19:53

Ayşe Tokyaz Cinayeti'nde Savcılık Kararını Verdi! İşte İstenen Ceza
Eyüpsultan'da cesedi valiz içinde yol kenarında bulunan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz'ın öldürülmesine ilişkin Cemil Koç'un da arasında bulunduğu 9'u tutuklu 11 sanığın yargılandığı davada mütalaa açıklandı. Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde adliyedeki büyük salonda görülen duruşmaya, 4'ü tutuklu 5 sanık ile avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı tarafından açıklanan esas hakkındaki mütalaada, sanık Cemil Koç'un maktul Ayşe Tokyaz'ı tasarlayarak, canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürdüğü ifade edildi. Savcılık, sanık Cemil Koç hakkında "kadına karşı tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet istedi. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, olayın 11 Temmuz 2025'te ortaya çıktığı, maktul Ayşe Tokyaz'ın hayatından endişe eden kardeşinin polise başvurmasıyla sürecin başladığı aktarıldı.
02 Temmuz 2026 19:49

Mücteba Hamaney'den Önemli Karar! Babasının Cenaze Törenine Katılacak Mı?
İsrail'in Savunma Bakanı Yisrael Katz, dün İran, Lübnan, Suriye, Gazze, Türkiye ve İsrail'in gelecekteki askeri kabiliyetlerinin ele alındığı bir basın toplantısında, orduya İran'a karşı "bağımsız" bir saldırı planı hazırlama talimatı verildiğini söylemişti. İsrail'in İran'la "yarın" savaşa girebileceğini söyleyen Katz, İran lideri Hamaney hakkındaki soruya ise onun "ölüm için işaretlenmiş" olduğunu iddia etmişti. ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırısında hayatını kaybeden İran'ın önceki lideri Ayetullah Ali Hamaney için 4-9 Temmuz arasında Tahran, Kum, Necef, Kerbela ve Meşhed kentlerinde cenaze törenleri düzenlenecek.
02 Temmuz 2026 19:39

Adliyede Gergin Anlar! İbb Davasında Hakim İle Tartışan İmamoğlu Salondan Çıkarıldı
İmamoğlu, Murat Ongun'un avukatı Daniş ile mahkeme başkanı arasında yaşanan savunma süresi tartışmasına değinerek, "Bulunduğumuz bu dava hem Türkiye'nin hem de dünyanın ne yazık ki ilgisini çeken, hem Türkiye'nin hem de milletimiz adına da çok da itibarlı bir süreç olmayan bir zaman dilimini önümüze koyan bir davadır. Şu ana kadar en azından bu savunma kısmı, ya da sorgu diyorsunuz yanlış bir ifadede bulunmayayım, düzgün bir şekilde yürütülmeye gayret edildi. Tabii dün itibarıyla Murat Bey savunmasını bitirdi, avukatı Rahşan Hanım savunmasına başladı. Siz de hani bugün bitmesi gerektiğini, 9 Temmuz'un son tarih olduğunu söylediniz. Şu anda Murat Bey neredeyse bu dosyanın en fazla isminin geçtiği ama aynı zamanda eylemlerle de yargılandığı arkadaşımız. Doğal olarak avukatları da neredeyse 1,5 yıldır süren bu zulüm üzerine hazırlıklarını yaptı ve ifadeleriyle beraber de bugün savunmasını toparlamak istiyorlar. Arzuları bugün akşamüstü bu işi toparlamak. Ardından da kalan zaman diliminde yine Tuncay Yılmaz arkadaşımız da avukatlarıyla beraber bu akşam kalan süreçte zamanı toparlayabilirler diye gözüküyor. Şimdi bunu alt alta koyduğumuzda, Fatih Bey ve İnan Bey ile de konuştuk. Onlar da çok kısa bir zaman diliminde süreci toparlayabilecekler gibi gözüküyor. Yani pazartesi sabah başladıkları takdirde toparlayabilecekler diye gözüküyor. İnan Bey'in ifadeleriyle, avukatlarından bilgi almadım ama hani İnan Bey'in ifadesiyle toplamda 3-3,5 saatlik bir zaman diliminde toparlayabileceği öngörülüyor. Fatih Bey'in çok önemli bir savunma süreci var. Avukatları da uzun bir hazırlık yaptılar. Bunları alt alta dizdiğimizde 9 Temmuz imkansız gözüküyor" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Biz de heyet olarak değerlendirme yaptık. Normal yargılamada savunmanıza devam edin, bugün toparlayın. Bu anlamda koyulan kurala müdahale etmeyeceğiz. Sorgu sırasını değiştirmeyeceğiz. Normal sorgu sırasıyla devam edeceğiz. Tuncay Yılmaz'ın savunmasını alacağız. Sonrasında sizinle devam edeceğiz. 9'una kadar da biz bu işi tamamlayacağız. Alamadığımız savunmaları 2'nci celseye almaya karar verdik" dedi. İmamoğlu ise, "Hayır Sayın Başkan. Ekrem İmamoğlu 'örgüt lideri' diye tanımlanmış bu iddianamede. Daha önce de 2 kez kabul ettiğiniz üzere, benden önce bütün arkadaşların tamamlaması ve en son benim savunmamın onların savunması üzerine inşa edilmesinin doğru olduğunu kabul ettiniz" dedi. Mahkeme başkanı cevaben, "Eylem sayısı olarak Fatih Bey sizden daha uygun durumda. Eylem sayısı aynı" dedi. İmamoğlu, "Sayın Başkan, 'aynı' dediğiniz zaman sizin bile nasıl inandığınızı ben anlayamıyorum. Eğer bakın 9 Temmuz'da milli seferberlik ilan edileceksek bilelim. Bu ülkede bizim bilmediğimiz bir şey olacaksa bilelim, ona göre hareket edelim. Bizi niye bir ayara sokuyorsunuz, onu anlamadım" dedi. Pehlivan, "Benim bu aşamadaki talebim şu; Ekrem İmamoğlu açısından da söylüyorum. Sıralama konusunda vermiş olduğunuz kararı uygulamaya devam etseniz ve yine takdir ettiğiniz şekilde 9 Temmuz tarihinde duruşmayı sonlandırsanız, Ekrem İmamoğlu da 10 Ağustos tarihinde başlayan celsede savunmasını yapsa; hem bugüne kadar meslektaşlarımız ve sanıklar bu sıraya göre hazırlandılar, programlarını buna göre yaptılar, hem de bu düzen korunmuş olur" dedi. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney savunmasında, "Öncelikle iddianamenin 'yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır' şeklindeki hükmü karşılamadığı, şahsıma isnat edilen fiillerin somutlaştırılmadığı yönündeki itirazımı; dolayısıyla adil yargılanma hakkımın ve savunma hakkımın kısıtlandığını belirtmek isterim. Dosyam sürekli renk değiştirdi, suç unsuru değiştirdi, konu değiştirdi, taraf değiştirdi. Dosyada değişmeyen tek şey benim tutukluluğum oldu. İddianame hakkımda somut, bireyselleştirilmiş, maddi delillerle desteklenmiş mesaj, mail, para hareketi, kamera görüntüsü, yer, zaman, kişi, bedel içeren hiçbir ama hiçbir delil içermiyor. Çürüteceğimiz belge yok, delil yok. Ne var Sayın Başkanım? Savcılık makamında oluşmuş bir şüphe var. Benim göremediğim bir delil var ise savunmamın sonunda bol bol soru olarak sormanızı rica ederim Başkanım. Veremeyeceğimiz cevabımız yoktur. 19 Ağustos 2025'te suç örgütü üyeliğinden tutuklanmıştım. Şimdi iddianame 'örgüte üye olmamakla birlikte yardım' diyor. Dolayısıyla lehe gelişme olmuştur. Ben böyle bir örgütün varlığını kabul etmediğimi de vurgulamak isterim. İddianamede isnat edilen suçlarla doğrudan ilgisi olmayan çok sayıda ifadeye ve değerlendirmeye yer verilmiştir. Bu ifadelerin benim hangi somut eylemimi, hangi suç unsurunu, hangi tarih ve işlem bakımından ortaya koyduğunu açıkça göstermek zorundadır. Oysa iddianamede eylemlerle ilgisi olmayan birçok beyan yan yana getirilmiş ancak bu beyanların benim şahsıma yönelen suçlara nasıl bağlandığı açıklanmamıştır. Bu ifadelerden hangisi benim gizli ortak olduğumu söylüyor? Hangisi benim hile teşkil edecek bir işlem yaptığımı söylüyor? Hangisi benim kamu zararına yol açan hileli bir davranışta bulunduğumu söylüyor? Hangisi benim örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğimi somut olarak anlatıyor? Cevap açıktır: Hiçbiri" dedi. Güney, "HTS raporunda tespit edilenler delil olarak değerlendirilmiştir. HTS ve baz kayıtları ancak dosyada mevcut olan başka somut, maddi ve doğrudan delilleri destekleyen yardımcı delil niteliğinde değerlendirilebilir. Yardımcı delil, adı üzerinde yardımcıdır. Yardımcı delilin destekleyeceği bir ana delil bulunmalıdır. Ana delil yoksa yardımcı delilden tek başına suç sonucu çıkarılamaz. Gözaltına alınmadan 1 hafta önce tüm banka hesap hareketlerim MASAK'tan alınmış, incelenmiş; ancak şüpheli bir hareket, olağan dışı bir transfer olmadığı görülmüştü. Bu nedenle de iddianamede MASAK raporundan kaynaklı bir suç isnadı yazılmamıştır. Gizli ortak diye iddia edilen arkadaşlarla ya da başka şüphe uyandıracak birileriyle 1 lira para hareketi olmadığı görüldüğünden bu raporlar, gizli ortaklığın olduğuna değil, olmadığına delildir. Bana yöneltilen suçlama, örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım ettiğim iddiasıdır. Olduğuna inanmadığım, olmayan bir örgüte yardım etmekle suçlanıyorum. Ancak bu suçun oluşması için sadece birilerini tanımak, aynı siyasi çevrede bulunmak, telefonla görüşmek veya aynı şehirde, aynı ilçede yaşamak yeterli olmamalıdır. Bu suçun oluşması için kişinin var olduğu iddia edilen örgütün amacını bilerek ve isteyerek, o amaca hizmet eden somut bir yardım eyleminde bulunması gerekir. Yani ortada bilerek ve isteyerek yapılmış bir yardım olmalıdır. Burada örgütün varlığı şu anda dahi kanıtlanmış değildir. İddianamede benim hakkımda kullanılan ifadeler; 'yakınıdır', 'arkadaşıdır', 'duydum', 'sistemde olduğu bilinir' gibi yoruma, duyuma dayalı ifadelerdir. Belediye başkanlığını kaybetmiş birisi olsaydım, siyasi görevi olmayan birisi olsaydım bu iddianame yazılır mıydı? Bırakın suçu, en ufak bir suça şüphe dahi olmayan bu konularla ilgili ne soruşturma açılırdı ne dava açılırdı. Dolayısıyla bu; Beyoğlu Belediyesi'ni kazanmış olmamızdan yazılmış bir iddianame, kesinlikle siyasi bir davadır. Oysaki iddianame siyasal aidiyete göre değil, somut fiil ve delillere göre yazılmalıydı. Siyaset adliye koridorlarında değil, sokakta, halka hizmette yarışmalıydı. Yıllarca 22 dolardan pankart yaptırmışlar Beyoğlu Belediyesi'ne. On binlerce pankart yapılmış. Kaç paradan yapılmış bu pankartlar? 22 dolardan yapılmış. Biz kaç paraya yaptık aynı pankartı? 2 buçuk dolara yaptık. Eğer tersi olsaydı, o dönem 2 buçuk dolara yapılan bir işi biz bugün 22 dolara yapıyor olsaydık; iddianamede muhtemelen bir eylem olarak da o yer alacaktı" dedi.
02 Temmuz 2026 19:34