×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Murat Ülker'den Yapay Zekadaki Furyaya Emin Çölaşan Örneği

19 Temmuz 2026 13:53

Ülker, "Gençler hatırlamaz ama bir zamanlar çok modaydı, filan nereden koşuyor diye sormak. Emin Çölaşan'ın rahmetli Turgut Özal için başlattığı bir iftira kampanyası ile dillere düşmüş ve rakibi hadsizce kıyasıya eleştirmek için kullanılan bir üsluptu. Şimdi de yapay zeka için benzeri bir furya var;" dedi. Şimdi de yapay zeka için benzeri bir furya var; kesin birtakım amaçlara hizmet etmesi için bilinçli olarak üretilen veya kendiliğinden gelişen, açıkçası gerçek ile de pek işi olmayan efsaneleri yani mitleri tanımlamak bence hepimiz için önemli. Mit 2: Blockchain, yapay zekadaki güven sorununu kusursuz bir şekilde çözer. Mit 3: Sağlıkta hiper kişiselleştirme geldi. Mit 8: Yapay Zeka çok verimli; çevresel ayak izi aslında görmezden gelinebilir. Mit 10: Yapay Zeka işlerin çoğunu beyaz yakadan alacak. Ancak ekosisteminin tamamını kavrayabilmek için, yapay zekayı "üreten emeği" de anlamamız gerekiyor. 2025'te yayımlanan "Feeding the Machine: The Hidden Human Labor Powering AI" (Makineyi Beslemek: Yapay Zekayı Güçlendiren Gizli İnsan Emeği) kitabı bunun için oldukça iyi bir kaynak. Daha önce de belirttiğim gibi Türkiye'nin yapay zeka geleceğinin en üst düzeyde ele alındığı önemli bir buluşma oldu, bu notlarımı da konuyla birleştirerek sizinle paylaştım (https://www.instagram.com/p/DU78EceiN8N/). Yeni teknolojilerde, özellikle yapay zeka, blokzincir, kuantum bilgisayarlar ve biyoteknoloji tartışmalarında "mit" (myth) kelimesi, klasik anlamından biraz farklı kullanılır. Artık yalnızca "gerçek olmayan inanış" değil, bir teknolojinin etrafında oluşan kolektif anlatıyı da ifade ediyor. Kurucu anlatı (founding myth): Silikon Vadisi'nin "garajda başlayan girişim" hikâyesi. Aman dikkat biz delikanlı iken de "Uzay Yolu" efsane dizisi vardı. "Bu yapay zekâ her problemi çözer." gibi. Burada "mit", mutlaka yalan anlamına gelmez. Ben şimdi size yapay zeka ile ilgili 10 meşhur miti aktarayım da gelecek hakkında siz karar verin. İkinci mit yani efsane bununla ilgili: "YZ'ye güven krizini çözmek istiyorsak, sistemin yanına bir de blockchain ekleyelim, gerisi kendiliğinden gelir." Kulağa hoş gelse de, gerçek böyle değil. Birçok kurum için mesele, YZ'nin nasıl çalıştığını gerçekten anlamaktan çok, hesap verilmesi gerektiği vakit "bakın her şeyi kayıt altına alıyoruz" diyebilmekten öteye geçmiyor. Son yıllarda sağlık teknolojisi hakkında konuşurken sık sık aynı cümleleri duyuyoruz: "Veri artık her yerde, cihazlar sürekli ölçüyor, elektronik sağlık kayıtlarında her bilgi var; demek ki kişiselleştirilmiş tedavi dönemi başlamış". Teknoloji dünyasında gündemdeki bir kavram hakkındaki anlatı genellikle gerçeküstü olur: "Sistemler artık yalnızca veri işleyen araçlar olmayacak; tıpkı bir organizma gibi çevrelerini algılayan, uyumlanan, kendini güncelleyen yapılara dönüşecek." Bu cümle heyecan verici fakat gerçekle arasında ciddi bir fark vardır. Bugün elimizde olan teknoloji; daha çok "algıların genişlemesi" ile ilgili modellerde sensörler, akıllı cihazlar ve çevresel veriler birbirini besliyor ve sisteme dış dünyadan gelen bilgi akışı daha zengin hale geliyor. Modeller güncel davranışları öğrenebilmeleri için sürekli beslenmeye ihtiyaç duyuyor; kaynak tüm ekosistem yani çalışanların yazdığı e-iletiler, kullanıcıların platformlara bıraktığı içerikler, dijital ortamda yaptığınız hemen her şey ve veri akışı azaldığında modeller hızla "bayatlıyor", hata oranları artıyor ve sistemlerin karar kalitesi düşüyor. İnsanlar artık "benim verimden faydalanıyorsan, bu ilişkinin şartlarını birlikte belirleyelim" diyor. GPT-4 dönemini tanımlayan "Pattern matching" (örüntü eşleştirme) yaklaşımının yerini, akıl yürütebilen, ara adımlar oluşturabilen, problemi parçalayıp çözüme ilerleyebilen modeller almaya başladı. Artık açık kaynak ve kapalı modeller aynı ekosistemin parçaları halinde ama bu, "açık modeller her şeye çözüm" anlamına gelmiyor. Bu medyatik bir sav; "Modeller daha verimli, donanım yatırımları artıyor, veri merkezleri artık optimize gibi demek ki enerji tüketimi eskisi kadar sorun değil.". Ama bu doğru değil! Bugün hala en kritik bileşenlerden bazıları, mesela tam otonom sürüş için gereken yapay zeka, "moonshot" kategorisinde; Moonshot, birbirine bağlı onlarca teknolojinin aynı anda olgunlaşmasını gerektiren, süre ve koordinasyon gerektiren uzun soluklu projelerdir. Şirketlerin "bırakalım olgunlaşsın, zamanı gelince bakarız" demesi bir körlük yapıyor, çünkü bu devrim bu teknolojik çoklu altyapıların aynı anda uygun maliyet ve kaliteye ulaşmasıyla gerçekleşiyor. Bu nedenle teknolojiyi "yeterince ucuzladığında değerlendiririz" diyen şirketler, genellikle rakiplerini izlemekle yetiniyor. Geleceğe dair tahminler çoğu zaman "neyin mümkün olduğundan" çok, "kimin bunu söylediği" tarafından belirleniyor. "Yapabiliyorum" duygusu, "yapmalıyım" baskısına dönüşmüş. Ancak buradan çıkarılması gereken sonuç "çalışanlar daha fazla çalışmalı" değildir. 2.Çalışan için Anahtar Performans Göstergeleri (KPI) hız değil, doğruluk ve muhakeme kalitesi olmalı. 3.Sistem kapasitesi yapay zeka ile ölçülmeli, insan mesai süresiyle değil. 4.Organizasyonda yapay zeka doğru yere yerleştirilmeli. Bahsettiğim tüm bu ilkeler, yapay zekayı "kullanan" organizasyonlar ve çalışanlar için geçerli. Yazarlar, yapay zekayı bir "extraction machine" yani özünü çıkaran bir makine olarak kavramsallaştırıyor. Nairobi'deki içerik moderasyonu merkezlerinde günde 10 saat boyunca travmatik görüntüleri izleyerek onları etiketleyen çalışanlar, Uganda'da minimum ücretle veri etiketleyen gençler, Manila'daki BPO (business process outsourcing) şirketlerinde yapay zeka için veri temizleyenler, İrlanda'da seslerinin sentetik yapay zeka modelleri için kullanıldığını sonradan öğrenen seslendirme sanatçıları, Amazon depolarında algoritmik gözetim altında çalışan operatörler gibi yani yapay zekanın "otonom" görünen yüzeyinin altında devasa bir insan emeği var; kitap bunları anlatıyor. Yapay zekayı üretim gücü olarak konumlandırmaktır. Çalışanlarımız mutlu olmayacaksa yapay zeka ne işe yarar ki! Microsoft'un CEO'su Mustafa Süleyman'ın iddiasına göre gelecek 12-18 ay içinde beyaz yakalı olarak adlandırılan ve bilgisayar başında oturup iş yapan ve hukukçuların, muhasebecilerin, proje yöneticilerinin ve pazarlamacıların yerini tamamen yapay zeka alacak. (https://x.com/ft/status/2021913057065160828?s=46) Türkiye'de neler oluyor; Tech Cerebrum'un Şubat 2026'da düzenlediği Generation Next Summit Türkiye'nin yapay zeka geleceğinin en üst düzeyde ele alındığı önemli bir buluşma oldu. 2. Yapay zeka yalnızca bir verimlilik aracı değil, stratejik bir güç unsurudur. 4. Yapay zeka "ek bir araç" değil, iş süreçlerini yeniden kuran yeni bir mimaridir. Elbette yapay zeka çağını yetişmek ve geri kalmamak için hızla dönüşmek, iş yapış biçimlerimizi yapay zeka çağının gereklerine göre yeniden tasarlamak gerekiyor. Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ekonomi Bölümü Başkanı Jung-hwan LİM'in yazdıklarımla ilgili, duygusal mesaj içeren sunumdaki konuşmasının özeti şöyleydi: "Güney Kore'nin yapay zekadaki konumu bir anda ortaya çıkmış bir başarı değildir. Bu, 1960'lardan itibaren adım adım inşa edilmiş uzun bir sanayi yolculuğunun sonucudur. 1960'larda Kore'nin ihracatı peruk ve tekstil gibi emek yoğun ürünlere dayanıyordu. Bu dönem Kore'ye disiplinli üretim, zamanında teslim, düşük hata oranı ve yüksek kalite kültürünü kazandırdı. Ardından ağır sanayiye geçildi. 1973'te ilk entegre demir çelik tesisi tamamlandı. Çelik, modern sanayinin temeli olarak fabrikaların, makinelerin ve şehirlerin kurulmasını mümkün kıldı. Gemi inşa sektöründe büyük ilerleme sağlandı ve Hyundai Heavy Industries dünyanın en büyük tersanelerinden biri haline geldi. Bu süreç Kore'ye karmaşık sistemleri tasarlama ve yönetme yeteneği kazandırdı. 1980'lerde yarı iletkenlere yatırım yapıldı. 1983'te Samsung ilk DRAM bellek çipini geliştirdi. Yarı iletken üretimi yüksek hassasiyet, kalite kontrol ve sürekli Ar-Ge gerektiriyordu. Bu alandaki uzmanlık Kore'yi bellek çiplerinde dünya lideri yaptı ve yapay zeka çağının temelini oluşturan bilgi işlem gücünü sağladı. Yapay zeka yalnızca modellerden yani algoritmalardan ibaret değildir. Yapay zeka için üç temel unsur gerekir: bilgi işlem kapasitesi, yarı iletkenler ve gerçek dünya uygulamaları. Kore bu üç alanda da güçlüdür. Özellikle HBM (Yüksek Bant Genişlikli Bellek) üretiminde Kore lider konumdadır. GPU'ların etkin çalışabilmesi için hızlı veri akışı sağlayan bellek gereklidir ve bu darboğazı HBM çözer. 2026 tahminlerine göre SK Hynix ve Samsung, küresel HBM pazarının büyük bölümünü tedarik edecektir. Kore, yapay zekayı yalnızca araştırma alanında değil, gerçek üretim süreçlerinde kullanmaktadır. Samsung üretim hatalarını tahmin etmekte, Hyundai üretim anormalliklerini tespit etmekte, SK enerji verimliliğini artırmaktadır. Naver, LG ve Samsung kendi yapay zeka modellerini geliştirmektedir. Yapay zeka Kore için ulusal stratejik önceliktir. 2027 yılına kadar 50 milyar dolarlık yatırım planlanmıştır. 30.000'den fazla GPU'ya sahip ulusal bir bilgi işlem merkezi kurulacak ve 200.000 üst düzey yapay zeka uzmanı yetiştirilecektir. Türkiye'nin genç nüfusu ve yazılım yeteneği çok iyidir. Türkiye'nin medyan yaşı 34'tür, Avrupa Birliği'nden 10 yaş düşüktür. Türkiye'nin insan kaynağı önemli bir avantajdır. Peak Games'in satışı, Trendyol ve Getir gibi şirketlerin veri temelli uygulamaları, Türkiye'nin yapay zekâyı gerçek hizmetlere dönüştürmedeki mühendislik kapasitesini göstermektedir. Cerebrum Tech ve Avatar jet gibi şirketlerin sergilediği ilham verici vizyon, basit model geliştirmenin önüne geçerek yapay zekayı gerçek insan etkileşimleriyle birleştiriyor. Kore ve Türkiye birbirini mükemmel bir şekilde tamamlıyor. Kore, yapay zeka yarı iletkenleri, bilgi işlem altyapısı ve derin üretim deneyimi getiriyor. Türkiye ise genç yazılım yeteneği, çevik hizmet geliştirme ve son derece stratejik bir coğrafi konum getiriyor. Biz rekabet etmiyoruz. Güçlü yönlerimiz mükemmel bir yapboz gibi birbirine uyuyor. 1950'lerde 20.000'den fazla Türk genci, hiç bilmedikleri bir ülke için binlerce kilometre yol kat etti. Onların cesareti ve fedakarlığı sadece tarihteki bir anı korumakla kalmadı; o ülkenin tüm geleceğini mümkün kıldı. Kore, o asil temel üzerine endüstriler kurdu, ileri teknolojiyi geliştirdi ve bugün küresel yapay zeka merkezinin kalbini oluşturan bir ulusa dönüştü. Kore halkı bu dayanışmanın derin anlamını bir gün bile unutmadı. Ve şimdi yeni bir çağın kapısında birlikte duruyoruz. Eğer'Geçmişin Kardeşleri' savaş çağında birbirlerini koruduysa, 'Bugünün Kardeşleri' teknoloji çağında birlikte şanlı bir gelecek inşa etmelidir. Kore'nin inşa ettiği sağlam teknolojik kökler, Türk gençliğinin kaynayan yenilikçi enerjisiyle buluştuğunda, ikimizin de tek başına hayal bile edemeyeceği bir gelecek yaratacağız. Yapay zeka teknolojiden çok daha fazlasıdır. Bu, ne tür bir gelecek kurmayı seçeceğimize dair derin bir sorudur. Ve ben Kore ile Türkiye'nin o harika geleceği birlikte inşa etmek için mükemmel ortaklar olduğundan kesinlikle eminim. Kore Cumhuriyeti Büyükelçiliği, küllerden yapay zekaya uzanan bu onurlu yolculukta en güçlü yoldaşınız olarak yanınızda duracaktır. Ve şimdi bir sonraki bölüm geldi; onu birlikte yazmak zamanı." Tech Cerebrum ve Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Erkul'un ülkemizin Egemen Yapay Zeka (Sovereign AI) geliştirmesi konusundaki çabalarını çok takdir ediyorum.

Filtreleme Haberleri

Yapay Zekanın Dinlediği Şarkılar Ortaya Çıktı

Yapay zekâ ile müzik üretimi sağlayan Suno, büyük bir veri sızıntısıyla gündeme oturdu. Gizmodo'nun aktardığı teknik verilere göre Suno; yapay zekâ modelini eğitmek için YouTube Music, Deezer, Genius, Jamendo, Pond5, Freesound ve IMSLP gibi platformlardan telifli içerikleri veri havuzuna dahil etti. Dünyanın en büyük plak şirketleriyle halihazırda mahkemelik olan Suno, daha önce yapay zekâ modelinin internetteki açık kaynaklarla eğitildiğini kabul etmiş ve bunu "adil kullanım" olarak savunmuştu. OpenAI, Anthropic ve Midjourney gibi devlerin de benzer davalarla boğuştuğu bu dönemde, Suno sızıntısının yapay zekâ sektöründeki "eğitim verisi şeffaflığı" baskısını daha da artırması bekleniyor.

19 Temmuz 2026 12:57

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Türkiye'nin Dijital Kalesi İçin İlk Adım 22 Temmuz'da Atılıyor

Ankara'da kurulacak TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi'yle, kritik bilgileri barındıran kurumların tüm veri ve bulut hizmetlerine yönelik ihtiyacının yerli yazılımla karşılanacağını belirten Uraloğlu, "Gölbaşı Veri Merkezi, 35 bin 300 metrekarelik dev alanıyla Türkiye'nin en büyük veri merkezlerinden biri olacak" bilgisini paylaştı. Uraloğlu, yatırımla TÜRKSAT'ın mevcut veri merkezinin fiziksel kapasitesinin ilk fazda 3 kat, ikinci fazda da 8 katın üzerinde artırılacağını belirterek, şu değerlendirmede bulundu: "33 megavolt-amper (MVA) kurulu güç kapasitesi bulunacak merkez, enerji verimliliğinde LEED-Gold sertifikasına, veri merkezi standartlarında ise 'Uptime Institute TIER-III' ve TSE 50600 uyumlu olarak kurulacak. Merkez, yapay zeka uygulamaları, derin öğrenme, veri madenciliği, makine öğrenmesi gibi başlıklar altında veri analizi, veri kümelerinin işlenmesi, algoritmaların eğitimi, modelleme, tahmin, sınıflandırma, yüksek hızlı matematiksel hesaplamalar yapılması gibi hizmetlerin sunumu için gerekli altyapıya sahip olacak. Merkez, Türkiye'nin en büyük kurum ve kuruluşlarının olağanüstü durumlarda dahi güvenli ve kesintisiz hizmet almasını sağlayacak. Hatta özellikle kamu hizmetleri amacıyla kullanılacak ülkemizin en büyük veri merkezi olacak." [Fotoğraf: DHA] "Tüm veri ve bulut hizmetleri tek çatı altında toplanacak" Düşük karbon salımı ve yüksek enerji verimliliğiyle, çevreye de duyarlı bir tesisi ülkeye kazandırmayı planladıklarını belirten Uraloğlu, şunları kaydetti: "Bu projenin bir diğer temel amacı, kamu kaynaklarında maksimum verimliliği sağlamak. Veri merkezi sayesinde kamunun kendi bünyesinde ayrı ayrı sistem odaları kurmasına, mükerrer donanım yatırımları yapmasına ve bakım-işletim maliyetlerine katlanmasına gerek kalmayacak. Tüm veri ve bulut hizmetleri tek çatı altında toplanacak, e-Devlet Kapısı'nı kuran ve işleten TÜRKSAT güvencesiyle en üst düzeyde korunacak."

19 Temmuz 2026 13:26

Türkiye'nin Dijital Kalesi İçin Geri Sayım: Türksat Dev Merkez İçin Temeli Atıyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, toplamda 35 bin 300 metrekarelik bir kullanım alanına sahip olacak TÜRKSAT Gölbaşı Veri Merkezi'nin temelinin 22 Temmuz Çarşamba günü atılacağını duyurdu. Yeni merkez, siber güvenlik dünyasında Türkiye'nin kendi kendine yetebilme vizyonunun en somut örneklerinden biri olacak. Tesis bünyesinde 6 dev sistem salonu, yüksek performans gerektiren operasyonlar için özel odalar ve 6 bin 300 metrekarelik net beyaz alan bulunacak. 33 megavolt-amper (MVA) kurulu güce sahip olacak tesis; gibi geleceğin dünyasını şekillendiren operasyonlara ev sahipliği yapacak gelişmiş bir donanımla inşa ediliyor. Küresel ölçekte prestije sahip yeşil bina sertifikası olan LEED-Gold hedefiyle inşa edilen merkez, aynı zamanda kesintisiz çalışma garantisi sunan "Uptime Institute TIER-III" ve TSE 50600 standartlarına tam uyumlu olacak.

19 Temmuz 2026 13:17

E-devlet İçin Dev Yatırım! Türkiye'nin En Büyüğü Kuruluyor

Bakan Uraloğlu, merkez hakkında yaptığı açıklamada "Gölbaşı Veri Merkezi, 35 bin 300 metrekarelik dev alanı ile Türkiye'nin en büyük veri merkezlerinden biri olacak" dedi. Türksat Gölbaşı Veri Merkezi'nin 6 sistem salonu, 2 adet 20'şer kabinlik yüksek performans odası ve 6 bin 300 metrekare beyaz alana sahip olması planlanırken, tesiste 200 kişi kapasiteli ofis çalışma alanın da bulunacağını belirten Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Yapılacak yatırım ile Türksat'ın mevcut veri merkezinin fiziksel kapasitesi ilk fazda 3 kat, ikinci fazda ise 8 katın üzerinde artırılacak. 33 MVA kurulu güç kapasitesi bulunacak merkez; enerji verimliliğinde LEED-Gold sertifikasına, veri merkezi standartlarında ise Uptime Institude TIER-III ve TSE 50600 uyumlu olarak kurulacak. Kurulacak veri merkezi; yapay zekâ uygulamaları, derin öğrenme, veri madenciliği, makine öğrenmesi gibi başlıklar altında veri analizi, veri kümelerinin işlenmesi, algoritmaların eğitimi, modelleme, tahmin, sınıflandırma, yüksek hızlı matematiksel hesaplamalar yapılması gibi hizmetlerin sunumu için gerekli altyapıya sahip olacak. Türkiye'nin en büyük kurum ve kuruluşlarının olağanüstü durumlarda dahi güvenli ve kesintisiz hizmet almasını sağlayacak. Hatta özellikle kamu hizmetleri amacıyla kullanılacak ülkeminiz en büyük veri merkezi olacak." Düşük karbon salımı ve yüksek enerji verimliliğine sahip olacak veri merkezi ile Türkiye'ye çevreye de duyarlı bir tesis kazandırılmayı planladıklarını anlatan Uraloğlu, "Bu projenin bir diğer temel amacı, kamu kaynaklarında maksimum verimliliği sağlamak. Türksat Veri Merkezi sayesinde kamunun kendi bünyesinde ayrı ayrı sistem odaları kurmasına, mükerrer donanım yatırımları yapmasına ve bakım-işletim maliyetlerine katlanmasına gerek kalmayacak. Tüm veri ve bulut hizmetleri tek çatı altında toplanacak, e-Devlet Kapısını kuran ve işleten Türksat güvencesiyle en üst düzeyde korunacak" ifadelerini kullandı.

19 Temmuz 2026 13:29

Reklam Vermek İçin Tıklayınız

İşletmenizin potansiyeline ulaşmasına yardım etmek için buradayız. Lütfen tıklayarak iletişime geçiniz.

Gök Cisimlerine İsim Vermek Kapitalist Bir Tuzak Mı, Bilimsel Bir Onur Mu?

GÖKYÜZÜ TAPULU MÜLK MÜ? Herhangi bir tarih ve saat için gökyüzündeki yıldız ve gezegenlerin konumunu gösteren bir harita oluşturmak günümüzde çok kolay ve hatta kimi uygulamalar sayesinde ücretsiz olarak yapılması da mümkün. Sonuçta bir insana "Artık gökyüzünde senin adını taşıyan bir yıldız var." diyebilmek oldukça etkileyici. Ancak gerçekten gökyüzünde bir yıldıza isim vermiş olduğunuzu düşünüyorsanız, maalesef böyle bir şey mümkün değil. Tıpkı Dr. Yücel Kılıç'ın yaptığı gibi. ADINIZI GÖKYÜZÜNE YAZDIRMAK MÜMKÜN Türkiye'de yetişmiş ve kariyerini uluslararası düzeyde sürdüren bir astronom olan Dr. Yücel Kılıç, uzun yıllar TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi'nde uzman astronom olarak görev yaptıktan sonra çalışmalarını İspanya'daki Instituto de Astrofísica de Andalucía'da (IAA-CSIC) sürdürmekte. Dr. Kılıç'ın bilimsel çalışmalarının merkezinde asteroitler yer alıyor. Bunun yanında Dr. Kılıç, yıldız örtülmeleri alanında da aktif çalışmalar yürütmekte. Bir asteroidin uzak bir yıldızın önünden geçerken oluşturduğu çok kısa süreli örtülmeleri gözleyerek asteroitlerin boyutlarının, şekillerinin ve yörüngelerinin olağanüstü hassasiyetle belirlenmesi mümkün. Bilimsel araştırmaları, yazılım geliştirme çalışmaları ve uluslararası işbirlikleri nedeniyle, 2026 yılında Güneş etrafındaki bir turunu 4.06 yılda tamamlayan bir asteroide (20769) Yucelkilic adı verildi. Dr. Kılıç'ın adı bir şirketten satın aldığı sertifika ile değil söz konusu asteroidi keşfeden ekip tarafından Uluslararası Astronomi Birliği'nin Küçük Gök Cisimleri Adlandırma Çalışma Grubu'na önerildi, ekip tarafından bu öneri değerlendirildi ve uygun bulunarak Dr. Kılıç'ın adının söz konusu asteroide verilmesi resmiyet kazandı. Artık dünyanın neresindeki gözlemevine giderseniz gidin, bilimsel kataloglara baktığınızda bu asteroit hep bu isimle, (20769) Yucelkilic olarak karşımıza çıkacak. Yani bir gök cismine adınızı vermek gerçekten mümkün.

19 Temmuz 2026 14:30

Popüler Uygulama Telefon Rehberindekilere Mesaj Göndermeye Başladı: Çözüm Aranıyor

Android işletim sisteminin popüler asistanı Gemini'da keşfedilen kritik bir hata, telefon kilitliyken bile rehberdeki kişilere mesaj atılmasına zemin hazırlıyor. Android işletim sisteminin entegre yapay zekâ asistanı Gemini, kullanıcı güvenliğini tehlikeye atan teknik bir hata ile gündeme geldi. Kullanıcılar kilit ekranında Gemini ile etkileşime geçtiği sırada "Eklenti ekle" ve "Devam et" butonlarına eş zamanlı olarak bastıklarında, sistemin PIN doğrulama ekranı bypass ediliyor. Android 16 sürümünde tespit edilen ve Mayıs ayından bu yana raporlanan bu güvenlik açığının Google tarafından "bilinen bir sorun" olarak tanımlandığı açıklandı.

19 Temmuz 2026 14:21

İnsansı Robotların Silahlanması İçin Tarih Verildi: Bilim Kurgu Gerçek Oluyor

ABD merkezli teknoloji şirketi Foundation Future Industries, bu alandaki askeri testlerin "en erken gelecek yıl" başlayabileceğini öngörüyor. Şirket, yapay zeka destekli insansı robotların 2027 yılına kadar tamamen birer askeri silaha dönüşebileceğini açıkladı. Geliştirilen "Phantom" adlı insansı robotlarını halihazırda Ukrayna'daki pilot programlar kapsamında test ettiklerini belirten firmanın Üst Yöneticisi (CEO) Sankaet Pathak, Euronews Next'e önemli açıklamalarda bulundu.

19 Temmuz 2026 14:10

Yerli Yapay Zeka Dilim'e Rekor İlgi: Milyonlarca İşlem Yapıldı

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 16 Haziran'da kullanıma sunulan Türkiye'nin Yabancı Dil Öğrenme Platformu (DİLİM), kısa sürede 220 bin 417 kullanıcıya ulaştı. MEB, "Eğitimde Yapay Zeka Politika Belgesi ve Eylem Planı (2025-2029)" kapsamında öğrencilerin yanı sıra öğretmenler, veliler, gençler ve yaşam boyu öğrenmeye devam eden tüm bireyler için tasarladığı kapsamlı dijital öğrenme ekosistemi DİLİM'i 16 Haziran'da kullanıma sunmuştu. Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Programı (CEFR) ile uyumlu ölçme ve değerlendirme altyapısına sahip DİLİM Platformu, 220 bin 417 kullanıcıya ulaştı. Kullanıcıların toplam 3 milyon 230 bin 38 öğrenme işlemi gerçekleştirdiği platformda, yapay zeka destekli sohbet modülünden ise 51 bin 373 sohbet oturumu yapıldı.

19 Temmuz 2026 13:39

Yks Ve Lgs Hazırlığında Yapay Zeka Dönemi

Yıldız, "Dijital koçluk kavramını sadece haftalık çalışma programı hazırlayan tekdüze bir sistem olarak uygulamıyoruz. Öğrenci, aile, eğitmen ve teknoloji unsurlarını aynı yapı içinde bir araya getiren bütüncül bir ekosistem inşa ettik. Her öğrencinin akademik hedefi, bilgiyi işleme biçimi ve çalışma temposu doğal olarak birbirinden farklılık gösteriyor. Standartlaşmış, kalıp programlar yerine, tamamen kişiye özel ve öğrencinin gelişimine göre sürekli güncellenen yol haritaları oluşturmayı tercih ediyoruz" ifadelerini kullandı. Bu yapı sayesinde fiziksel mesafe kavramının ortadan kalktığını aktaran Mert Yiğit Yıldız, "Öğrencilerimiz bulundukları şehirden bağımsız olarak nitelikli akademik danışmanlığa erişebiliyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin temel prensiplerinde yer alan bilgiyi yorumlama ve yeni durumlarda kullanabilme becerilerini merkeze alıyoruz. Öğrencinin niceliksel olarak kaç soru çözdüğünden ziyade, hangi konularda zorluk yaşadığını ve hangi metotlardan verim aldığını somut veri tabanımızla izliyoruz. Sisteme entegre ettiğimiz mobil uygulama aracılığıyla velilerimiz de çocuklarının akademik gelişim sürecinin anlık ve aktif bir parçası oluyor" dedi. Mevcut eğitim teknolojilerini gerçek sınav simülasyonu ile desteklediklerini söyleyen Yıldız, "Türkçe, Matematik ve Geometri branşlarında düzenli olarak canlı dersler organize ediyoruz. Bununla birlikte, geçmiş dönemlerde sınavlarda üstün başarı göstererek derece elde etmiş öğrenciler ile sınava hazırlanan adayları aynı platformda buluşturuyoruz. Akademik destek, tecrübe aktarımı ile birleşiyor. Performanslar tahmin ettiğimizin de ötesinde. 2026 MSÜ 1.'si ve 2025 YKS'de İlk 3'ü de yazılımımızla sınava hazırlandı ve başarı sağladılar" şeklinde konuştu. Açıklanan istatistiksel verilere göre, bugüne kadar bu altyapıyla sınava hazırlanan öğrencilerden 7'si ilk 100'e girerken, 47 öğrenci ilk bin listesinde yer buldu. Eğitim teknolojilerinin işleyişine dair vizyonlarını paylaşan Mert Yiğit Yıldız, "Sınava hazırlığı salt bilgi ezberlemekten çıkarıp; planlama, analitik takip, eksik tespiti ve sürekli geri bildirim ekseninde yeniden tanımlıyoruz. Amacımız sadece bugünün sınavlarına öğrenci hazırlamak değil, tamamen insan odaklı çalışan eğitim teknolojileriyle kişiselleştirilmiş öğrenmenin standartlarını belirlemektir" diyerek sözlerini noktaladı.

19 Temmuz 2026 13:29

Somali Görevini Tamamlayan Oruç Reis'ten Yeni Görev Hazırlığı

Türk mühendislerinin katkılarıyla yerli ve milli imkanlar kullanılarak 2017 yılında inşa edilen Oruç Reis, Türkiye'nin denizlerdeki enerji arama faaliyetlerinde önemli görevler üstleniyor. Özel olarak tasarlanan gemi 87 metre uzunluğa, 23 metre genişliğe ve 34 metre yüksekliğe sahip bulunuyor.

19 Temmuz 2026 13:29

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.