×Uygulama Logosu

Habokado - Akıllı Haber Özeti

Özetleri Okuyun ve Dinleyin

Haberi Yapay Zeka ile Özetinden Okuyun. Neden Habokado?

Ambalajı Açılmadan

11 Temmuz 2026 00:01

Türkiye'ye F-35 satışına yeşil ışık yakan Trump'ın CAATSA yaptırımlarını kaldırmak için Rus füzelerini işaret etmesinin ardından 'S-400'lerin üçüncü bir ülkeye gönderilmesi formülü' üzerinde uzlaşıldı. Amerikan Patriot füze savunma sistemlerinin satın alınması sürecinde 'ABD'nin ortak üretim taleplerine yanaşmaması ve yüksek fiyat' gerekçesiyle masadan kalkan Ankara, Rus yapımı hava savunma sistemlerinin satın alınmasına ilişkin anlaşmayı 2017'de onaylamış, Temmuz 2019 yılında da sistemin Türkiye'ye teslimatı gerçekleştirilmişti. Washington ise S-400'lerin F-35 uçaklarının hassas teknolojileri açısından güvenlik riski oluşturduğunu savunarak Türkiye'yi F-35 ortak üretim programından çıkarmış, Aralık 2020'de de CAATSA yaptırımlarını uygulama kararı almıştı. Ardından F-35 programına dönüş yolundaki en büyük engel olan S-400'lerin BAE, Katar gibi üçüncü bir ülkeye satışının gerçekleştirileceği iddiaları ortaya atıldı. "Bu konu son derece hassas" dedi. Rusya'dan satın alınan S-400 hava savunma sisteminin maliyeti 2,5 milyar dolar olsa da bu girişimin tetiklediği jeopolitik krizler ve yaptırımlar nedeniyle Türkiye'nin ödediği dolaylı ekonomik maliyetin 10-12 milyar dolar civarında olduğu belirtiliyor. Türkiye, 2019'da Rusya'dan S-400 hava savunma sistemini teslim almasının ardından yaklaşık 1,25 milyar dolar ödediği F-35 programından çıkartıldı. Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesi için S-400'ün "mülkiyetine son verilme" şartı aranıyor. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov "Bu konuda yalnızca şunu söyleyebilirim. Mesele son derece hassas. Türkiye ile bu konuda görüştük ve temaslarımızı sürdüreceğiz" dedi. S-400 tedarikini "savunma sanayi yönetiminin stratejik hatası" şeklinde nitelendiren Bağcıoğlu, şöyle devam etti: "Milli güvenlik alanında öngörüsüz ve sonuçları hesaplanmadan alınan kararlar, ağır bedeller doğurdu. 'O günün şartları bunu gerektiriyordu' diyerek sorumluluktan kaçılmaz. Devlet yönetimi yalnızca içinde bulunulan dönemi değil, orta ve uzun vadeli sonuçları da öngörmeyi gerektirir. S-400 hava savunma sistemi, geçmişte 'milli egemenliğin bir unsuru' haline getirildi. Bugün satış dahil çeşitli yöntemlerle elden çıkarılmaya çalışılıyor. Kaybedilen yılların, harcanan milli kaynakların, geciken milli projelerin ve zarar gören devlet itibarının sorumluluğu üstlenilmeli, bunun hesabı Türk milletine verilmelidir." Türkiye'nin milli muharip uçağı KAAN'da kullanılacak F110 motorlarının satışına ilişkin ABD yönetiminin 24 Haziran'da Kongre'ye yaptığı bildirim sürecinde kritik aşama tamamlandı.

Bakan Fidan: Netanyahu Hükümetinin Politikaları Bölge İçin Büyük Bir Yük

11 Temmuz 2026 00:19

2026 NATO Zirvesi'nin ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "The National" gazetesine açıklamalarda bulundu. Fidan, "Boğazdan geçişin nasıl uygulanacağı konusunda iki taraf arasında iletişim eksikliği ve yanlış anlama olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı. Son dönemde karşılaşılan söylemlerin Türkiye -İsrail arasında açık bir çatışmaya yol açıp açmayacağına ilişkin soruya Fidan, "Açık bir çatışmaya yol açacak neden yok." yanıtını verdi. İsrail'in Suriye'deki hükümeti istikrarsızlaştırmaya çalışıp çalışmadığına ilişkin soruya Bakan Fidan, "İsrail hükümetinin, bölge ülkelerine yönelik geçmişteki ve şu anki davranış kalıplarına baktığınızda, evet." cevabını verdi. S-400 sistemlerinin Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) gönderilme ihtimalinin olup olmadığı sorusuna Fidan, "Bu devam eden bir süreç ve hükümet içinde görüşmeler, müzakereler yapılıyor. Ruslarla da sağlıklı bir tartışma olmalı çünkü şu anda herhangi bir ülke, süreç veya çözüm türü isimlendiremem, zira dediğim gibi, iki cumhurbaşkanı arasında siyasi bir irade var. Dolayısıyla Rusya da görüşmelerin bir parçası olmalı çünkü S-400 buradan satın alınıyor." yanıtını verdi. Fidan, "Sizce Ruslar geçmişte olduğundan çok daha kırılgan bir konumda mı bulunuyorlar?" sorusuna, şu yanıtı verdi: "Geçen ay Rusya'daydım; meslektaşlarımla ve bazı istihbarat ve güvenlik yetkilileriyle görüşmeler yaptım. Ayrıca Başkan Putin (Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin) tarafından da kabul edildim. Bunu her yıl yapıyorum. Biliyorsunuz, ikili meselelerimiz ve bölgesel meselelerimiz var; özellikle Güney Kafkasya, Orta Doğu ve Ukrayna'daki savaş gibi konularda nerede durduğumuzu görmek için bazı görüşlerimizi uyumlu hale getirmemiz gerekiyor. Sanırım biliyorsunuz ki Sayın Putin bunu birkaç kez kamuoyuna açıkladı ve görüşmemiz sırasında da Alaska Toplantısı'na, yani Alaska'da varılan mutabakata bağlı olduğunu söyledi. Ancak yine de tango yapmak için iki kişi gerekir. Dolayısıyla, bir mutabakata yönelik tek taraflı taahhüt, karşı tarafı, yani Ukraynalıları da aynı konuda ikna etmedikçe pek başarılı olmayabilir. Bence odaklanmamız gerekiyor. Onların da odaklanmasına ihtiyacımız var." Bakan Fidan, "ABD ve Türkiye arasında F-35'lerle ilgili görüşmeler devam ediyor. Siz bu sorunun ne kadar çabuk çözüleceğini düşünüyorsunuz?" sorusuna şu şekilde yanıt verdi: "(ABD Başkanı Donald Trump) Başkan Trump ve Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan, geçen yıl Eylül ayında Washington'da bir araya geldiklerinde, hatta bu görüşmeden önce bile, F-35 projesiyle ilgili tüm engelleri ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi. O zamandan beri bu konu üzerinde çalışıyoruz ve bence çok yakında bir çözüme ulaşacağız. Dolayısıyla, Türkiye'nin beş, altı yıl önce parasını ödediği F-35'leri almasında herhangi bir sorun olmayacak. O F-35'lerin parasını ödedik. Uçaklar, bizim tarafımızdan teslim alınmak üzere hangarda bekliyor. Ancak Amerikan Kongresi, özellikle Türkiye'yi hedef alan ve bunu yasaklayan bir ABD Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) çıkardı. Ama bunun çözüleceğini düşünüyorum."

Filtreleme Haberleri

Suudi Arabistan'da 40 Yıl Mahsur Kalan Türk Vatandaşı Yurda Getirildi

Sivas'ın Gürün ilçesinden olduğu öğrenilen Ali Baybaş, yaklaşık 40 yıl önce çalışmak için gittiği Suudi Arabistan'da hakkında açılan bir davaya katılmadığı gerekçesiyle ülkeden çıkış yasağıyla karşı karşıya kaldı. Bu süreçte bir yıl cezaevinde kalan ve burada kısmi felç geçirdiği öğrenilen Baybaş, iki yıl önce tahliye edildi. 'TOPRAKLARIMA GELDİĞİM İÇİN ŞÜKREDİYORUM' Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür eden Ali Baybaş, "Ben ilk önce kendi topraklarıma gelebildiğim için şükrediyorum" ifadelerini kullandı.

11 Temmuz 2026 00:16

İran'dan Müzakere Açıklaması! Trump'ı Yalanladılar

İran'ın bu konuda herhangi bir girişimde bulunmadığını belirten Bekayi, "ABD ile herhangi bir müzakere talebimiz olmadı" ifadelerini kullandı. Bekayi, "ABD ile herhangi bir müzakere talebimiz olmadı, ancak her zamanki sorumlu yaklaşımımız gereği, bölgesel arabuluculardan birinin İran'a gelip son durumu görüşme talebini reddetmedik." ifadesini kullandı. Bekayi, ABD'nin mutabakat zaptını ihlal etmesinin "bir alışkanlık haline" geldiği değerlendirmesinde bulunarak şöyle konuştu: "Çarşamba ve Perşembe günleri yaşanan olaylar, mutabakat zaptının birinci ve ikinci maddelerinin açık bir ihlaliydi. İran petrolünün satışının iptaliyle ilgili yaptıkları açıklama, mutabakat zaptının bir başka maddesinin de açık bir ihlaliydi. Son zamanlarda duyurulan yeni yaptırımların uygulanması haberi de mutabakat zaptının dokuzuncu maddesinin açık bir ihlalidir." ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada İran'ın kendilerine müzakere talebinde bulunduğunu söylemişti.

11 Temmuz 2026 00:04

F-35'ler İsrail Ve Yunanistan'ı Düşman Olarak Tanımıyor

Kimse "F-35'leri ABD, İsrail ve Yunanistan'a karşı gerektiğinde kullanabilecek miyiz?" diye sormuyor! "Türkiye, NATO şemsiyesi altında Yunanistan ve İsrail'den gelen tehditlerden korunuyor." diyenlere de yanıt bizzat NATO Genel Sekreteri'nden geldi. Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Al-Ain News muhabiri, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'ye "NATO İsrail'e karşı Türkiye'yi savunmak için 5. Madde'yi kullanır mı?" diye sordu. Muhabirin "Netanyahu bir çatışmayı kaçınılmaz hale getirirse?" sorusunu da Rutte, "Spekülasyon yapmayayım; çünkü günün sonunda, 7 Ekim 2023'te ne olduğunu, Hamas'ın İsrail'e yönelik bu korkunç saldırısını unutmayalım. Yani bu İsrail ile başlamadı." diye yanıtladı. NATO Genel Sekreteri, "Türkiye, NATO üyesidir. NATO, üyelerini kime karşı olursa olsun savunur." diyemedi! En üst düzeyin ağzından bir kere daha doğrulandı, 5. Madde söz konusu "müttefikler" olduğunda Türkiye'yi korumak yerine dizginliyor! Trump ABD'den Ankara'ya gelirken, "Türkiye F-35'leri alacak." dedi. Ankara dönüşünde ise Trump'ın söylemi değişerek, "Türkiye'ye F-35 satışına ilişkin henüz karar vermedim." oldu. "Dost" olarak takdim edilen Donald Trump başkanlık koltuğuna oturduğundan bu yana, ABD resmi kurumlarının Türkiye düşmanı kararları şöyle oldu: - ABD Kongresi GKRY'ye silah ambargosunun kaldırılması kararını iki kere uzattı. (Eylül 2025, Eylül 2026) - Dedeağaç ve Girit'teki üslerin tahkimatı Kongre onaylarıyla genişletildi. ABD, Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi değil İsrail, Yunanistan ve GKRY'yi "kilit müttefik" olarak görüyor. F-35'ler "uçan bilgisayar" olarak adlandırılıyor. ROKETSAN Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yiğit, geçen mayıs ayında katıldığı bir panelde F-35'lerin alınmaması yönünde görüş verdiklerini şu sözlerle açıklamıştı: "Pilotun katkısı bu uçakların uçmasında çok sınırlı. Her şey o sistemi geliştirenlerin elinde ve kontrolünde. Uçağın her havalanışında size bir şifre veriyorlar. O şifreyi giriyorsunuz, uçak böyle havalanıyor." Basında CAATSA yaptırımları kalkacak diye bir bayram havası var. Eski Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, 2021 yılında katıldığı bir canlı yayında F-35'lerin Türkiye'yi bağımlı hale getireceğini şu sözlerle anlatmıştı: "F-35 motorlarının ABD dışındaki tek bakım-onarım ve final montaj tesisi Türkiye'de kurulacaktı. Sistem görüşmeleri sürerken 'pat' diye bir şart geldi. Dediler ki 'Bu tesisleri yaparken özel bir bölüm yapacaksınız, kafesli kilitli olacak. Biz oraya bir Amerikalı koyacağız. Orada motorun sıcak bölümlerindeki malzemelerin olduğu yere girmeyeceksiniz ve dokunmayacaksınız. Radarda görünmezlik sağlayan boyanın değişmesi sırasında da atıkları ellemeyeceksiniz, biz alıp Amerika'ya götüreceğiz."

11 Temmuz 2026 00:02

Yapay Zekâ, Gezegenin Suyunu İstiyor

Heinrich Böll Vakfı'nın yakın ta­rihli Su Atlası'nın da ortaya koy­duğu üzere yapay zekânın hızlı büyümesi, kuraklıkla mücadele eden Şili'den Güney Afrika'ya ka­dar dünya genelinde yerel su re­zervlerini tüketiyor. Yapay zekânın enerji kullanı­mı tartışması büyük dil modelle­rini eğitmek ve işletmek için ge­reken güce odaklanıyor fakat veri merkezlerini soğutmak için gere­ken büyük miktarda su ve enerji üretimi ile donanım üretiminde kullanılan su miktarı maalesef ki göz ardı ediliyor. GPT-3 eğitimi sadece soğutma için yaklaşık 700 bin litre su gerektiriyordu. Greenpeace'in bir çalışması, veri merkezlerinin 2030 yılına kadar yıllık 664 milyar litre su tüketeceğini tahmin ediyor; oysa 2024'te bu rakam 239 milyar litre seviyesinde. 2023 yılın­da, Küresel Güney; son 70 yılın en kötü kuraklığını yaşarken, Google veri merkezi önerisi üzerine Uru­guay'da kitlesel protestolar pat­lak vermişti. Rezervuarlar kuru­duktan sonra, yetkililer "Río de la Plata" haliçinden kamu sistemle­rine tuzlu su pompalamaya başla­dı; Google'a kalan tatlı su rezerv­lerini kullanma izni verdi. San­tiago'nun Cerrillos bölgesinde, yapılması planlanan Google veri merkezi için günde 7,6 milyon lit­re su tüketmesi öngörülüyordu. AB'nin 2024 Yapay Zekâ Ya­sası enerji talebi ve hesaplama gücü konusunda şeffaflığı zorun­lu kılsa da su kullanımı hakkında hiçbir şey belirtmiyor. Meksika'da akti­vistler aylarca su kullanım bel­gelerine erişim için mücadele etti.

11 Temmuz 2026 00:00

Düşman Japonya İslam Cumhuriyeti

Hatırlayın; Beyaz Saray'da önüne dizdiği Afrika liderlerinin İngilizceleriyle alay etmiş, "Ne diyorlar tercüme edin, çok vaktim yok başka görüşmelerim var." demiş ve siyasetin, diplomasinin ve insani iletişimin kökenine etmişti. 8 Temmuz'da NATO Zirvesi'ne katılmak üzere geldiği Ankara'da Trump, yanında NATO'nun el üstünde tutulan bebeği Zelenskiy ile medya mensuplarına konuşurken " Japonya İslam Cumhuriyeti en güzel ve en güçlü uçak gemimiz Abraham Lincoln'a geçen ay 111 füzeyle saldırdı, ama hepsini karşıladık." demişti. 6 Ağustos 2022'de yayımlanan "ABD'nin Hedefindeki Ülke: Japonya" yazımızı tekrar okumanızı tavsiye ederiz. ABD, Japonya'ya yaptırımlara başladı. ABD ve dostları Japonya'ya petrol sevkiyatını durdurdu. İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya, Almanya ve İtalya ile müttefik oldu. ABD 1941'de savaşa dahil oldu ve Almanya'ya savaş ilan etti. Japonya'yı dünya sahnesine çıkaran ABD Japonya'yı ancak atom bombalarıyla durdurabildi. Halen 60 bin ABD askeri Japonya'dadır. Bu şerde Japonya için bir hayır vardı. Japonya'yı yeniden kurdu. "Çin yayılmacılığı, Rus tehdidi, Kuzey Kore çılgınlığı" propagandası ve bu ülkelerle Japonya arasında hasıl olan tarihi düşmanlığı körükleyerek Japonya'nın kendi savaşında samuray olmasını istiyor. Ama ve lakin imparatorluk geleneği ve bir zamanlar "üzerinde batmayan güneş" olarak telakki ettikleri Japon halkının ABD esaretinden kurtulmak için arayış içinde olduğunu görüyoruz. 19 Mart 2026'da Trump, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'yi "İran'a karşı savaşta daha fazla sorumluluk almaya" çağırdı. Bu buluşma esnasında da diplomatik temayüllere etmiş ve "müttefikimiz" dediği Japonya'nın Pearl Harbor'a düzenlediği sürpriz saldırıyı hatırlatmıştı. ABD'nin İran'la savaşına rağmen Japonya, ABD'nin tanıdığı geçici yaptırım muafiyetinin ardından, 2019'dan bu yana ilk kez İran petrolü satın almak üzere görüşmeler yürütüyor. Ancak potansiyel Japon alıcılar, mevcut sürenin dolacağı 21 Ağustos tarihinin uzatılmasını ve Körfez üzerinden güvenli sevkiyat konusunda güvenceler sağlanmasını talep ediyor. ABD'nin İkinci Dünya Savaşı öncesinde "müttefiki ve dostu" Japonya'ya karşı getirdiği petrol ambargosu Japonya'nın ABD'ye saldırması için önemli bir sebepti. Ancak bunların sıcak savaşa dönüşme ihtimali ABD'nin Japonya'nın 80 senedir boynuna sardığı ipin Japonya'yı ne kadar nefessiz bırakacağı veya bu ipi Japonya'nın boynundan çıkaracak bir Y-Samuray'ın iktidar olması ile alakalı olduğunu söyleyebiliriz.

11 Temmuz 2026 00:00

Pasifik'te Stratejik Devrim

6 Temmuz'da Pasifik Okyanusu'na doğru denizaltından fırlatılan uzun menzilli balistik füze (SLBM) denemesi, ülkenin nükleer caydırıcılık stratejisinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. İlk deneme Mayıs 1980'te, ikincisi ise Eylül 2024'te kara konuşlu kıtalararası balistik füze (ICBM) ile yapıldı. Aslında Çin uzun süredir kara konuşlu kıtalararası balistik füzeler, hava platformları ve denizaltılardan oluşan "nükleer üçlü" yapısına sahip. Nükleer caydırıcılığın temel unsurlarından biri "ikinci vuruş kapasitesi" olarak adlandırılıyor. 10 bin kilometrenin üzerinde menzile sahip olduğu belirtilen JL-3, önceki nesil JL-2'ye kıyasla önemli bir sıçrama anlamına geliyor. Bu da JL-3 sayesinde balistik füze denizaltılarının, Washington'un silahlandırdığı "Birinci Ada Zincirini" (Japonya, Tayvan ve Filipinler) aşmadan Çin'e daha yakın sulardan ABD ana karasını vurabileceğine işaret ediyor. Denizaltından fırlatılan balistik füzenin Pasifik üzerinde test edilmesi, Çin'in stratejik nükleer kuvvetlerinin en kritik halkasını saha koşullarında doğruladığı yeni bir döneme işaret ediyor. Çin Pasifik testiyle ABD ve Rusya'nın onlarca yıldır sahip olduğu olgun deniz tabanlı nükleer caydırıcılık seviyesine iyice yaklaştı.

11 Temmuz 2026 00:00

Huzistan Valisi'nden Türkiye'ye Mesaj: Emperyalizme Karşı Birlik İçinde Duralım

6 gün boyunca düzenlenen etkinliklere 40 milyondan fazla insanın katıldığı bildirildi. Şunları söyledi: "Şehit liderimizin veda ve cenaze törenine katılmak üzere dünyanın farklı ülkelerinden aziz vatanımıza gelen tüm kıymetli misafirlerimize teşekkür ediyoruz. Bu yakıcı şehâdet, tüm dünyada büyük bir yankı ve hareket meydana getirdi. Farklı ülkelerden gelen tüm kıymetli misafirlere, özellikle de Türkiye'den gelenlere teşekkür ve şükranlarımı sunuyorum. Umarız ki hepimiz tek birlik olarak, emperyalizm ve zorbalığın aşırı talepleri karşısında sağlam ve kararlı bir şekilde dururuz. Bu, Allah'ın hak olan vaadidir ki hak galip gelecektir ve batıl yok olacaktır." Mevalizade'ye, İran halkının törenlere yoğun katılım göstererek nasıl bir mesaj verdiği sorusunu da yönelttik. Şöyle devam etti: "Geçmişten bugüne kadar süren ve devam eden bu direniş, aslında en güzel mesajdır. Bu durum, halkın direnişini, halkın kararlılığını ve halkın bağımsızlık arzusunu göstermektedir. Onlar, İran İslam Cumhuriyeti'nin mukaddes bayrağı dışında hiçbir bayrağın altına girmeye razı değildirler ve bu en büyük mesajdır. Halk bu törenlerde bağımsızlık mesajı, özgürlük mesajı, hürriyet mesajı, cesaret mesajı, kahramanlık mesajı, dayanışma ve birlik mesajı verdi. Aziz liderimiz, şehit liderimiz bütün bu mesajların öncüsüydü."

11 Temmuz 2026 00:00

Bir Kürdanın Anlattığı Nato

36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında yapılan Savunma Bakanları Toplantısı için inşaatı süren yerleşkenin Yıldız bölümü yetiştirildi, basın mensuplarına da ilk kez kapıları açıldı. Daha girişten itibaren protokol güzergâhı NATO flamalarıyla donatılmıştı. Öğrendiğime göre toplantı masalarının üzerinde ise NATO logolu kürdanlar vardı. Halk arasında adına bazen "çöp" bile denir. Çünkü o kürdanı NATO hazırlamadı. NATO logosunu o kürdana kadar taşıyan, zirvenin ev sahibi Türkiye'ydi. Bu yüzden mesele bir kürdan değildir. Mesele, NATO'nun Ankara'da nasıl ağırlandığıdır. Caddeler NATO flamalarıyla donatıldı. Masanın üzerinde NATO logolu bir kürdan vardı. Çünkü NATO bugün, Soğuk Savaş'ın mutlak galibi gibi davranan eski NATO değildir. "NATO 3.0" adı verilen yeni dönemde Ankara'ya daha fazla sorumluluk yüklenmesi başarı hikâyesi gibi sunuluyor. Masanın sonunda ortaya çıkar. Bugün Türkiye'nin NATO içinde üstlenmesi istenen rol üzerine düşünürken, bu küçük nesne ister istemez başka çağrışımlar yapıyor. 15 Temmuz'dan sonra Türkiye'de NATO üzerine çok şey tartışıldı. Ankara, NATO'yu ağırlamak için büyük bir diplomatik seferberlik yürüttü. NATO'nun sembolleri, neredeyse en küçük ayrıntıya kadar taşınmıştı. Ankara'daki NATO Zirvesi'nden geriye benim aklımda en çok o kaldı.

11 Temmuz 2026 00:00

Nato Üsleri, Kültürel Hegemonya Üsleridir

NATO üsleri aynı zamanda kültürel işgal karargâhlarıdır. NATO, 2001 Afganistan işgalini başlatmasıyla birlikte kadın ve toplumsal cinsiyet politikalarına özel önem vermeye başladı. 2007 yılında Women Peace and Security (Kadın, Barış ve Güvenlik) resmi politika olarak kabul edildi. Kapsayıcılık ve çeşitlilik; NATO'nun toplumsal cinsiyet politikasının programlarıdır. NATO'nun her operasyonunda 'Gender Advisor' (toplumsal cinsiyet danışmanı) ve 'Gender Focal Point' (birim sorumlusu) görev alıyor. Ülkemizde İstanbul Sözleşmesinin gölge raporu aynı zamanda NATO'nun istihbarat raporudur. NATO, sadece toprak işgal etmiyor; zihin işgal ediyor. Ankara Zirvesi'nde, Ukrayna'ya 70 milyar euroluk yardım taahhüt edilirken bu paranın bir kısmı da 'kültürel dönüşüm' programlarına aktarılacktır. NATO zirvesi öncesi açıklanan 12. Yargı paketinden, bu paketin taslağında var olan LGBT ile ilgili düzenlemelerin çıkarıldığını görüyoruz. NATO'ya sadakat LGBT propagandasını da emperyalizmin kültürel dayatmalarını yasaklatamıyor.

11 Temmuz 2026 00:00

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü: İran, Abd İle Müzakere Talebinde Bulunmadı

ABD ile varılan mutabakat zaptı hükümlerinin ihlal edilmesine atıfta bulunan Bekayi, İran'ın politikasının hala "taahhüde karşılık taahhüt" ilkesine dayandığını ve Washington'un verdiği taahhütleri ihlal etmesinin İran tarafından misillemeyle karşılanacağını belirtti. Bekayi, ABD'nin mutabakat zaptını ihlal etmesinin "bir alışkanlık haline" geldiği değerlendirmesinde bulunarak şöyle konuştu: "Çarşamba ve Perşembe günleri yaşanan olaylar, mutabakat zaptının birinci ve ikinci maddelerinin açık bir ihlaliydi. İran petrolünün satışının iptaliyle ilgili yaptıkları açıklama, mutabakat zaptının bir başka maddesinin de açık bir ihlaliydi. Son zamanlarda duyurulan yeni yaptırımların uygulanması haberi de mutabakat zaptının dokuzuncu maddesinin açık bir ihlalidir." ABD Başkanı Donald Trump, yaptığı açıklamada İran'ın kendilerine müzakere talebinde bulunduğunu söylemişti.

10 Temmuz 2026 23:56

İletişim Formu

captcha

Kişisel verilerinizi işlemekte ve kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen çabayı göstermekteyiz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin bilgilere aydınlatma metnini ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.